Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Hükumete ‘don’lu protesto

Büro-İş Sendikası, kamu emekçileri ile sabit ve dar gelirli çalışanların ekonomik kayıplarını, 2020 bütçesini ve yeni vergileri don giyerek protesto etti. Protestocular, “Hükumet donumuza kadar haraç alacak” dedi.

BOLD – Vatandaşın ekonomik kayıpları, 2020 bütçesi ve yeni vergiler için donlu protesto eylemi düzenleyen Birleşik Kamu-İş’e bağlı Büro-İş Sendikası tarafından yapılan basın açıklamasında, bütçenin ranta dayalı, dışa bağımlı bir ekonomi politikasının sonucunu yansıttığı ifade edildi.

“Vatandaşların ekmeğini küçültmekte, kriz ve ekonomik durgunluğu artırmaktadır. Bu bütçede öğretmene, polise, hemşireye söz verilen 3600 Ek Gösterge yok, Emeklilikte Yaşa Takılanlar yok, parasız eğitim yok, sağlık yok, sosyal yardım yok, kısacası sabit ve dar gelirli için olumlu hiçbir şey yok, aksine yüksek oranlı vergiler ile açlık var, sefalet var, yoksulluk var, buna bağlı olarak boşanmalar, bireysel ve toplumsal travmalar var, intiharlar var” denilen açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

“Anayasa ve uluslararası hukuktan kaynaklanan sendikal hak arama mücadelemiz hükumet ve valilik tarafından bilinçli ve sistemli olarak engelleniyor. Hükumet kendine sarı, yandaş sendika arıyor. İstiyor ki hiç kimse haksızlığı, hukuksuzluğu, yoksulluğu, açlığı, sefaleti ve bunlara bağlı ölümleri gündeme getirmesin.

“HÜKUMET MİLLETTEN HARAÇ ALIYOR”

Daha birkaç gün önce İstanbul’da birisi öğretmen olan 4 kardeş geçim sıkıntısı dolayısıyla intihar ederek hayatına son verdi. Ekonomide geldiğimiz son nokta bu kadar vahim boyuta ulaşmıştır. Sarı ve yandaş sendikacılığın panzehiri Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu ve bağlı sendikalar olarak bizler baskı ve zulümlere boyun eğmeyeceğiz.

Hükumet yetkilileri bir yandan ekonomi öyle uçuyor, böyle uçuyor gibi söylemlerle kamuoyuna pembe tablolar çizmekte, bir taraftan milletten haraç almakta. Evet yanlış duymadınız, kamu gücünü kullanarak Anayasa ve yasalara karşı vergi adı altında zorla hukuksuz haraç almakta.

Aslında uçtuğumuz falan yok, tepe üstü çakılmış durumdayız. Hükumet bu çakılmadan kurtulmanın yolunu zorunlu tüketim harcamalarımızdan olan doğal gazın, elektriğin fiyatları içerisine güncelleme adı altında kamufle edilmiş vergi enjekte ederek, Dijital Hizmet Vergisi, Değerli Konut Vergisi, Konaklama Vergisi gibi hayatımıza yeni vergi düzenlemeleri getirerek, Enflasyon ve Yeniden Değerleme oranlarını istediği gibi ayarlayarak başarısızlığının bütün bedelini dar gelirli kesime fatura ederek bulma çabası içerisindedir.

Konaklama Vergisi; harcama üzerinden alınması, yansıtılamayan, dolaylı bir vergi özelliği göstermesi yönünden adil olmayan bir vergidir. Bu vergi oda başı değil kişi başı olarak alınacak yüksek oranlı bir verginin vergisidir.

Enerjide özellikle doğal gazda dışa bağımlı Türkiye’de dolar bir yıldan fazladır 5.50-5.80 bandında seyretmektedir. Maliyet unsuru olan dolarda fazla bir artış olmadan, memura verilen yüzde 4 zam daha memurun cebine girmeden, doğal gaza ve elektriğe yüzde 45’lere varan fiyat güncellemesi adı altında yapılan zam artışı, aslında bu fiyatların içerisine enjekte ile kamufle edilmiş bir vergidir. Hiçbir yasal dayanağı da yoktur. Anayasamıza göre kanunla alınması gereken vergi, idari bir karar ile hükumet tarafından uygulamaya konulmaktadır.

“BÜTÇENİN BÜYÜMESİ TÜRKİYE’NİN BÜYÜDÜĞÜ ANLAMINA GELMİYOR”

Bir önceki yıla göre bütçe rakamsal olarak artış göstererek bir trilyonun üzerine çıkmıştır. Bu Türkiye’nin büyüdüğü anlamına gelmiyor. Rakamların artışı aslında vatandaşın sırtına kambur yapılan borçların arttığı ve bu borçları finanse edecek vergilerin arttığı, halkın daha da fakirleştiği anlamına gelmektedir.

Yıllardır iktidarda olan, Cumhuriyet döneminden ve önceki iktidarlar tarafından kalma milli ve stratejik kuruluşları bile elden çıkaran Ak Parti Hükumeti, trilyonlarca vergiyi toplamış ancak ortada gözle görülür elle tutulur diyebileceğimiz bir dikili ağacı yoktur.

Yandaş müteahhitlere hazine garantili, yüksek bedellerle ihale edilen, müşteri garantili boğaz geçiş tüneli, otobanlar, köprüler, havaalanları, yollar yaptırarak bunları milletin sırtına yüklemiştir.

Okyanus ötesinden Emperyalistlerin başı ABD Başkanı Trump’ın yaptığı tripler, attığı tweetler, yazdığı mektuplar ile ne devlet ne de ekonomi yönetilir.

Buradan hükumete sesleniyoruz. Öncelikle Suriye meselesinde Esad ile anlaşıp Türkiye’deki Suriyelileri ülkesine geri gönderelim. Esad gerisini halleder. Bir an önce Ak Partinin başarılarıyla övündüğü dönem olan Parlamenter sisteme geri dönelim. Yargıyı bağımsızlaştıralım, demokrasiyi güçlendirelim. Hukukun olmadığı bir yerde tartışmasız ekonomik gelişme olmaz. Parlamento ve hukuk çöktü, ekonomimiz de çöktü.

yeni vergiler, doğal gaz ve elektrik gibi zorunlu harcamalarımıza yapılan zamlar, 2020 bütçesi hep düşük ve sabit gelirlilerin aleyhinedir. Her geçen gün daha da yoksullaşmaktayız. IMF ile ekonomik anlaşma yapılsa bile sanırım IMF dahi bu kadar vicdansızlık yapıp ağır kemer sıkma ve vergi yükü önermez. Bu gidişle korkarız hükumet vergi, harç ve zam adı altında donumuza kadar haraç alacak. Bütün emekçileri örgütlü olarak bu soygun düzenine dur demeye çağırıyoruz.”

Sanayide sessizlik hakim: Bu dönemde üretim yapmak akıllı insan işi değil

Ekonomi

İşsizlik yüzde 14’e yükseldi: 4 milyon 650 bin kişi işsiz

İşsizlik, ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre 2.9 puan artarak yüzde 14’e çıktı. İşsiz sayısı 4 milyon 650 bine ulaştı. İşsizlik temmuz ayında yüzde 13.9 seviyesindeydi.

BOLD – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ilişkin işgücü istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, işsizlik oranı ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre 2.9 puanlık artışla yüzde 14’e yükseldi. İşsizlik temmuz ayında yüzde 13.9 seviyesindeydi.

İşsiz sayısı, bir önceki yılın aynı ayına göre 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bin kişiye ulaştı. Aynı dönemde tarım dışı işsizlik oranı 3.5 puanlık artış ile yüzde 16.7 olarak tahmin edildi.

GENÇ İŞSİZLİK YÜZDE 27.4’E ÇIKTI

Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 6.6 puanlık artış ile yüzde 27.4 olurken, 15-64 yaş grubunda bu oran 2.9 puanlık artış ile yüzde 14.3 olarak gerçekleşti.

İSTİHDAM EDİLENLER 789 BİN KİŞİ AZALDI

İstihdam edilenlerin sayısı 2019 yılı Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 789 bin kişi azalarak 28 milyon 529 bin kişi, istihdam oranı ise 2 puanlık azalış ile yüzde 46.3 oldu.

Bu dönemde tarım sektöründe çalışan sayısı 94 bin, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 695 bin kişi azaldı. İstihdam edilenlerin yüzde 19.6’sı tarım, yüzde 19.5’i sanayi, yüzde 5.5’i inşaat, yüzde 55.4’ü ise hizmet sektöründe yer aldı.

Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 0.2 puan, hizmet sektörünün payı 1.4 puan artarken, inşaat sektörünün payı 1.6 puan azaldı. Sanayi sektörünün payında ise değişim olmadı.

İşgücü 2019 yılı Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 191 bin kişi artarak 33 milyon 180 bin kişi oldu, işgücüne katılma oranı ise 0.4 puanlık azalış ile yüzde 53.9 olarak gerçekleşti.

Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre erkeklerde işgücüne katılma oranı 0.9 puanlık azalış ile yüzde 73.2, kadınlarda ise 0.1 puanlık artış ile yüzde 35.0 olarak gerçekleşti.

KAYIT DIŞI ÇALIŞANLARIN ORANI YÜZDE 36.1’E YÜKSELDİ

Ağustos 2019 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 2.1 puan artarak yüzde 36.1 olarak gerçekleşti. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 1.3 puan artarak yüzde 23.4 oldu.

KAMU İSTİHDAMI ARTTI

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın derlediği verilere göre, 2019 yılı III. döneminde toplam kamu istihdamı 2018 yılının aynı dönemine göre yüzde 7.4 artarak 4 milyon 612 bin kişi oldu.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 45.6, işsizlik oranı yüzde 14.2 oldu.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam bir önceki döneme göre 66 bin kişi artarak 28 milyon 68 bin kişi düzeyinde tahmin edildi. İstihdam oranı 0.1 puan artarak yüzde 45.6 oldu.

Mevsim etkisinden arındırılmış işsiz sayısı bir önceki döneme göre 18 bin kişi azalarak 4 milyon 642 bin kişiye geriledi. İşsizlik oranı 0.1 puan azalarak yüzde 14.2 oldu.

Bir şehir hastanesinin maliyetiyle 1.200 yatak kapasiteli 29 hastane yapılabiliyor

Okumaya devam et

Dünya

ABD, F-35 parçaları için Türkiye’ye alternatif üreticileri buldu

ABD Senatosu’ndaki F-35 Savaş Uçakları Programı ile ilgili komisyona bilgi veren F-35 Program Direktörü Korgeneral Eric Fick, Türkiye’nin savaş uçakları için ürettiği parçaları temin edecek alternatif üreticilerin bulunduğunu söyledi.

BOLD – F-35 Programı Direktörü Korgeneral Eric Fick, ABD Senatosu’nun F-35 Programıyla ilgili komisyonunda senatörlere bilgi verdi.

Dün AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beyaz Saray’da Amerikan Başkanı Donald Trump’la görüşürken Senato’da da Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasıyla oluşacak üretim açığının nasıl karşılanacağı konuşuldu.

Senatörlerin konuya ilişkin sorularını yanıtlayan Korgeneral Fick, Türkiye’nin ürettiği parçaları temin edecek alternatif üreticilerin bulunduğunu söyledi.

Korgeneral Fick, “Biz bir yıl önce gayet sessiz ama bilinçli bir biçimde tüm parçalar için alternatif üreticiler bulmak üzere harekete geçmiştik” ifadelerini kullandı.

12 PARÇA İÇİN ARAYIŞ SÜRÜYOR

Fick, henüz tüm parçalar için alternatif bulunamadığını halen 12 parça için arayışın devam ettiğini söyledi.

Korgeneral, Türkiye’nin F-35 programından resmi olarak 2020 yılının Mart ayında çıkmasını beklediğini ancak bu tarihe kadar alternatif arayışlarının süreceğine dikkat çekti.

Fick, senatörlerin sorusu üzerine hali hazırda devam eden üretimlerde bir aksama ya da gecikme olmayacağını da söyledi.

Korgeneral Fick şu ana kadar Türkiye’nin ürettiği parçalara alternatif arayışındaki ana üretici firma olan Lockheed Martin ve Pratt & Whitney’in alternatifler bulmak konusunda son derece iyi bir ilerleme kaydettiklerini belirtti.

TÜRKİYE’NİN İŞ KAYBI: 9 MİLYAR DOLAR

Çoğu gövde ve iniş takımlarında olmak üzere F-35 savaş uçaklarında kullanılan 937 parça Türk firmalarınca üretiliyor.

ABD, bu parçalardan satın almayı 2020 yılı Mart ayında sona erdirecek ve diğer alternatif üreticilerden alım yapacak.

Türk firmalarının uzun yıllar sürecek F-35 üretimi sırasında bu parçaları üretip satamaması nedeniyle yaşayacağı iş kaybının toplam 9 milyar doları bulacağı belirtiliyor.

ABD, Rus S-400 hava savunma sistemi alımı dolayısıyla Türkiye’yi F-35 savaş uçağı programında çıkarmış ve Türk firmalardan F-35 savaş uçakları için parça alımını da 2020 yılı Mart ayı itibariyle durduracağını açıklamıştı.

ABD Savunma Bakanı: Türkiye’nin yuvaya dönmesine ihtiyaç var

Okumaya devam et

Ekonomi

Bir şehir hastanesinin maliyetiyle 1.200 yatak kapasiteli 29 hastane yapılabiliyor

CHP, şehir hastanelerinin 25 yılda kamuya getireceği yükün 142.4 milyar dolar olduğunu, bir şehir hastanesinin maliyetiyle 1.200 yatak kapasiteli 29 hastane yapılabileceğini açıkladı.

BOLD – CHP’nin Sağlık Bakanlığı’nın bütçesi üzerinden elde ettiği verilerle yaptığı çalışma; 30 şehir hastanesinin toplam hizmet ve kira bedeliyle 25 yılda kamuya getireceği yükün 142.4 milyar dolar olduğunu ortaya çıkardı.

Çalışmaya göre, 1 şehir hastanesiyle 1200 yatak kapasiteli yaklaşık 29 hastane yapılabiliyor.

“CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK KARA DELİĞİ”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sürekli gündeme getirdiği şehir hastanelerinin maliyetinin ne olduğu konusunda parti içinde çarpıcı bir tespit yapıldı. CHP, şehir hastaneleri için “Cumhuriyet tarihinin en büyük kara deliği” tespitinde bulundu.

CHP’nin çalışmasında; 20 hastane için 2022’de bütçeye konulan ödenekler üzerinden 30 hastane için yapılan 25 yıllık hesaplamalara göre, kira bedeli bugünkü kura göre 77 milyar 188 milyon 128 bin 250 dolar olurken, aynı yöntemle hesaplanan hizmet bedelinin ise 65 milyar 208 milyon 262 bin 595 dolar olduğu belirlendi.

Buna göre 30 şehir hastanesinin 25 yıllık kira ve hizmet bedelinin getireceği yükün toplamı 142 milyar 396 milyon 390 bin 815 dolar olarak hesaplanıyor.

CHP’nin çalışmasında, şehir hastaneleri için her yıl kira ve hizmet bedeli toplamı olarak ödenecek 5.7 milyar dolar ile 475 yatak kapasiteli kamu özel işbirliği (KÖİ) maliyetleriyle Yozgat modeline göre en az 37 adet hastanenin hizmete açılabileceği dile getirildi.

Çalışmaya göre, klasik ihale yöntemiyle Erzurum’da 165 milyon dolar ile hastane yaptırıldığına dikkat çekilerek, şehir hastaneleri için yıllık verilecek 5.7 milyar dolar ile klasik ihale yöntemiyle 1.200 yataklı 34 hastane açılabileceğine dikkat çekildi.

25 yılda ödenecek olan 142.4 milyar dolar ile 862 adet 1.200 yataklı hastane yapılabileceği de vurgulandı. Başka bir deyişle 1 şehir hastanesinin 25 yıllık maliyetiyle yaklaşık 29 hastane yapılabiliyor.

“KÖİ’DEN VAZGEÇMEK YETMEZ MEVCUT ŞEHİR HASTANELERİ DE SAĞLIK BAKANLIĞINA DEVREDİLMELİ”

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın önceki gün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 6 bin 100 yatak kapasiteli 3 “şehir hastanesi”nin kamu özel işbirliği (KÖİ) modeli ile değil, “genel bütçe kaynaklarıyla” yapılması için ihaleye çıkıldığını belirtmesi üzerine yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, “Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası olarak başından beri KÖİ modeline karşı çıktık. Bu modelin ülkemize büyük mali yük getirdiğini anlattık. Bakan Koca’nın açıklamasını sevinçle karşılıyoruz. Ancak KÖİ modelinden vazgeçilmesi yetmez! Mevcut şehir hastaneleri de Sağlık Bakanlığı’na devredilmelidir!”

THY, uluslararası iki hattını kapattı

Okumaya devam et

Popular