Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Sanayide sessizlik hakim: Bu dönemde üretim yapmak akıllı insan işi değil

Ekonomik bunalım ve zamlara karşı esnaf ayakta durmakta zorlanıyor. Sanayi, mobilya, matbaa sektöründe çalışan esnaf, maliyetlerden ve durgunluktan dert yanıyor.

BOLD – Küçük esnafın sorunları aynı; artan maliyetler, işlerdeki durgunluk… Yurttaşlar gibi esnaf da kara kara düşünüyor. Çoğu, “Böyle giderse kepenkleri indireceğim” diyor. İstanbul İkitelli Organize Sanayi Bölgesi (OSB), Topkapı Matbaacılar Sitesi ve Eyüp Mobilya Sitesi’nde (MODESA) esnafın durumu içler acısı.

OSB esnafı en çok piyasadaki durgunluk ve artan maliyetlerden şikayetçi. Matbaacılar döviz kurlarındaki değişimlerin maliyetleri çok yükselttiğini belirterek, üretimde kullandıkları her şeyin dövizle bağlantılı olmasından yakınıyor. Birgün’den Gökay Başcan’ın haberine göre mobilyacılarda da durum farklı değil. Mobilya esnafı, dövizin düşmesine karşın malzeme fiyatlarında düşme olmadığını ve malzeme veren firmaların ‘örgütlü’ bir şekilde zam yaparak küçük esnafı zor durumda bıraktığını söylüyor.

“DEVLET BİR KERE DE ESNAFIN KAPISINI ÇALDI MI?”

25 yıldır basınçlı hava makinelerinin tamiratını ve satışını yaptığını belirten Metin Dışbudak, sektörde büyük bir daralma olduğunu ve günü kurtarmak için çalıştıklarını ifade etti.

Sanayinin tedarikçisi olduklarını ve sanayideki daralmanın direkt olarak işlerine yansıdığını belirten Dışbudak, “Üretici, piyasadaki daralmadan kaynaklı para harcamaya imtina ettiği için bu durum doğrudan bize yansıyor. Şu an bizi ancak tamirata, bakıma kriz durumlarında çağırıyor. Para alacağımız kesimin ödemelerinde problem oluyor. Çünkü onlar da para kazanamıyor” diye konuştu.

Maliyetlerin iki katı arttığını, ancak bunu müşteriye yansıtamadıklarını söyleyen Dışbudak, “Yarın ne olacağımız belli değil. Son 1 yılda aldığımız ürün ve malzemelerin fiyatları iki kat arttı. Gitmişim daha önce, 300 liraya bakım yapmışım, fiyatlar iki kat artmış, 600 lira istemem lazım, isteyemiyorum. Giden benim işçiliğimden gidiyor” dedi.

Dışbudak, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Ekonomiye, piyasaya güven yok. Devletin destek verdiği yok ki. Devlet dediğin vatandaşın hayatını kolaylaştırmak için oluşturulmuş organizasyon. Devlet bir kere de esnafın kapısını çalıp, ‘Bir ihtiyacınız var mı? Elektrik faturaları yüksek mi? Yapabileceğimiz bir şey var mı?’ diye sordu mu?”

“ÇIKARDIĞIM ELEMANIN TAZMİNATINI ÖDEYEMEDİM, İŞ YERİMİ DEVRETMEK ZORUNDA KALDIM”

6 senedir yufka açma makinesi imalatında, 4 yıldır da plastik oyuncak sektöründe olduğunu belirten Yalçın Y., elemanının tazminatını ödeyemediği için yufka açma makinesi imalathanesini elemanına devretmek zorunda kaldığını anlattı:

“5 senedir çalıştığım elemanı geçen sene çıkartmak zorunda kaldım. Yufka makine işini komple ona devrettim. Bunu da tazminatına karşılık verdim. Yoksa mağdur olacaktı, veremeyecektim tazminatını.”

“İFLASA DOĞRU YOL ALIYORSUN”

Üreticinin ezildiğini, aracıların para kazandığını söyleyen Y., “Sektörün durumu parlak değil. Biz imalatı yapıyoruz, İSTOÇ’a gidiyor, oradan da Türkiye’ye dağılıyor. İSTOÇ’un, yani aracının durumu iyi. Biz İSTOÇ’la vadeli çalışıyoruz ancak hammaddeyi peşin alıyoruz. Sermayen yoksa da sıkıntı yaşıyorsun. Üretim yapmak akıllı insan işi değil. Elemanın, elektriğin, suyun, makinelerin, hammaddelerin… Her şeyin peşin. Ancak malı vadeli satıyorsun. Sonra da iflasa doğru yol alıyorsun” şeklinde konuştu.

“BU SÜRECİ ATLATABİLECEĞİMİZİ DÜŞÜNMÜYORUZ”

Para kazanacaklarını düşünerek plastik oyuncak işine girdiğini, ancak şu an 100 bin lira borcu olduğunu belirten Y., “Ben bu işe girerken borcum yoktu. Şimdi devlete 100 bin lira borcum var.

Yufka makinesi imalatında da para kazanamadık. Bundan 6 yıl önce yufka makinesinin imalatı 700 lira, satış fiyatı 3 bin liraydı. Şimdi maliyeti işçilik hariç 4 bin 500 lira, satış fiyatı 6 bin 500 lira, o da satabilirsen. Kromlu mil, plastik polyemit, bunların fiyatları uçtu.

Bu süreci atlatabileceğimizi düşünmüyoruz. Dükkanı kapatsam vergi borçlarını ödemek için hiç umudum kalmıyor. Bir yerde maaşla çalışarak o vergileri ödeme şansım yok” ifadelerini kullandı.

“SANKİ HAMAM İŞLETİYORMUŞUZ GİBİ ELEKTRİK VE SU FATURASI GELMİŞ”

43 yıldır motor ustası olduğu kaydeden Ali Dışbudak, büyük krizlerde dahi bu kadar işlerin azaldığını görmediğini ifade etti. Arızadan durana kadar arabayı ustaya getirmediklerini söyleyen Dışbudak, “Hâlâ 3-4 sene önceki işçilik fiyatını veriyoruz. Kimsede para yok. Masraflar çok, bir elektrik-su faturası gelmiş, sanki hamam işletiyoruz” dedi.

Yurttaşların alım gücünün düşmesinin esnafı da etkilediğini dile getiren Dışbudak, “İnsanlar artık araçlarına çıkma parça arıyor. Durumu yok, ne yapsın. Biz buraya araba koyacak yer bulamazdık, şimdi işler düştü. Mecburen daralmaya gittik, işçi çıkardık. SSK, maaş ödeyemiyoruz artık. Yağların, takımların fiyatları arttı. Yarına umutla bakamıyoruz” ifadelerini kullandı.

“SANAYİ BÖLGESİNDESİN AMA HİÇ SES YOK. İŞ YOK ÇÜNKÜ”

Hatırlamayacak kadar uzun süredir araba lastiği işi yaptığını ifade eden Ata Çakar, iş sezonunda olmalarına rağmen siftah bile yapamadan dükkanı kapatmak zorunda kaldıklarını belirterek, yaşanan durgunluğu şu sözlerle anlattı:

“İş yok, yatıyoruz. Millette de para yok, alamıyor ki. Bizde zaten çıkma lastik olduğu için fiyat da artmadı, üstüne fiyatları düşürdük. Artık lastik bitene kadar değiştirmiyorlar. İş olsun diye fiyatları düşürdük, sürüm olur diye ama o da fayda etmedi. Bak, sanayi bölgesindesin ama hiç ses yok, iş yok çünkü. Biz burada 12-13 kişi de çalıştık. Şimdi iki kişi çalışıyoruz. İşler düştükçe işçi çıkarmak zorunda kaldım.”

“GENCECİK ÇOCUKLAR İŞ VAR MI DİYE ARIYOR. İSTEDİĞİ DE 3 KURUŞ PARA. SİGORTA BİLE İSTEMİYOR”

57 yıldır matbaa sektöründe çalışan Hasan Çolakoğlu, sektörün can çekiştiğini söyledi. Ciroda geçen yıla göre dörtte bir düşüş yaşandığını belirten Çolakoğlu, “Burası da artık ayakta duramıyor. Geçen sene herkes dibine kadar dayandı, bu sene 15 kişi dükkan kapattı” dedi.

Sektördeki daralmanın istihdama yansıdığına dikkati çeken Çolakoğlu, işçi çıkarmak zorunda kaldıklarını, ancak her gün yeni iş başvuruları yapıldığını söyledi. Çolakoğlu, “Gencecik çocuklar iş var mı diye arıyor. İstediği de 3 kuruş para, sigorta bile istemiyor. Ona rağmen kimse işe alamıyor. Kirasını bile ödeyemiyor kimse. Ben böyle giderse dükkânı kapatacağım” ifadelerini kullandı.

Sedat Yıldırım da “Matbaacılık sektörünün en yoğun olması gereken dönem. Ona rağmen işler durgun. 5-10 sene öncesinde ağustos aylarında mesai yapmaya başlardık, yoğunluktan. Takvimi ajandası vs. Şimdi o ürünlerin hazırlanma zamanı. Ancak gün geçtikçe firmaların bazıları bunlardan vazgeçti, bazıları ise adetleri düşürdü. Firmaların da durumları iyi değil, onlar da böylece maliyetten kısıyor. Bu da bize yansıyor. Matbaa malzemeleri de dolar endeksli olduğu için fiyatlar artıyor tabii. Burada her şey dolara bağlı” diye konuştu.

İşlerdeki düşüş ve maliyetlerin artmasından yakınan Yusuf Özdemir, mobilya üretim atölyesini kapatmak zorunda kaldığını ifade etti. Özdemir, şunları kaydetti:

“47 yıldır mobilya sektöründeyim. Üretim atölyemiz de var. İşler berbat. Benim atölyemde 30 kişi çalışıyordu, hepsini çıkarmak zorunda kaldım. Bu aydan itibaren ürünleri dışarıya yaptırma kararı aldım. O da istediğim gibi olmazsa tamamen kapatacağım.”

“MOBİLYACILAR ÇARŞISINDA BORÇSUZ İNSAN YOK”

Malzeme aldıkları firmaların tekel gibi çalıştığını, fiyatları aralarında belirlediklerini, döviz endeksli zam yaptıklarını, ancak dövizde düşme olduğu zaman fiyatlara yansıtmadıklarını belirten Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de 3-5 tane MDF, sunta fabrikası var. Bunlar bir araya gelmiş, ortak fiyat belirlemişler. Rekabet yok, indirim yok, anlaşmışlar. Euro bir ara 7.8 liraya çıktı. O zamanlar MDF’yi o fiyattan sattılar. Şimdi euro düştü hala o fiyattan satıyorlar. Mobilyacılar Çarşısı’nda borçsuz insan yok. Piyasa böyle gitsin en az 150 dükkan kapatır.”

“BAŞKA İŞTE ÇALIŞIRKEN PARA BİRİKTİRİYORDUM, KENDİ İŞİMİ KURDUM KENARA PARA KOYAMIYORUM”

Üretimi riskli görerek sadece mağaza işi yaptıklarını belirten Nihal Ayrıksa Dursun, uzun yıllardır sektörde olduğunu belirtti.

Geçen ay işlerdeki azalmayı daha keskin bir şekilde hissettiklerini ifade eden Dursun “Eşimle, bu mağazayı açalı 2 yıl oldu. Kötü bir zamanda işe girdik, ancak ona rağmen ayakta duruyoruz. Reklama yatırım yaparak biraz olsun işi döndürüyoruz. Geçen ay ciddi anlamda kesti işler. Üretimi biraz daha riskli görüyoruz, o yüzden mağazacılık yapıyoruz.

2013-14-15 yıllarında başka bir mağazada müdürlük yapıyordum. O dönemde işler çok daha iyiydi. Çalışırken para biriktiriyordum, kendi işimin sahibi oldum, kenara para koyamıyorum. Artıya geçebilmemiz için şu anki işlerin iki katı iş olması lazım.

Geçen sene dövizdeki yükselme perakende satışta fiyatların artmasına neden oldu. Dövizin düşmesi fiyatı da değiştirmedi. Piyasayı bilmeyen biri koltuk takımı almaya gelince fiyatları görünce şaşırıyor açıkçası. Bizi en çok etkileyen de büyük mağazaların konkordato ilan etmesinin ardından ürünlerde yaptığı fiyat düşüklüğü” diye konuştu.

“ARTIK ÜRETİM YAPMAYI SORGULAR HALE GELDİK”

Büyük şirketlerin kendilerine nefes alacak alan bırakmadığını, haksız rekabet oluştuğunu belirten Orhan Özsoy “Büyük şirketler rahatça malzeme temin edebiliyor. Bankalarla büyük vadelerle çalışıyorlar. Küçük esnafın şansı kalmıyor. Siz bütün desteği büyük şirketlere verirseniz, biz altta eziliriz. Yukarıda filler tepişiyor altta biz çimler eziliyoruz. Geçen sene döviz indi çıktı bahanesiyle malzemelere büyük zamlar yapıldı. Vadeleri, taksitleri kıstılar. Geçen seneden bu yana dövizde artış yok ama hala zam yapıyorlar. Malzeme tedarikçisi 5-6 firma var. Bölgeleri paylaşmışlar, aralarında anlaşmışlar rahatça fiyatları yükseltiyorlar” ifadelerini kullandı.

Özsoy, sözlerine şöyle devam etti:

“Basit bir atölyeye gelen elektrik faturası 310 lira. Artık üretim yapmayı sorgular hale geldik. Üretim maliyetlerini satışa yansıtma şansımız yok. İş yok, alıcı belli. Ben şimdiye kadar işçi çıkarmadım, herkes evine ekmek götürüyor. Ancak artık katlanılacak boyutta değil.. Bu düzen böyle giderse, işler böyle giderse gittikçe kadroyu daraltacağım.”

“AKP bankalardaki dövizi TL’ye çevirecek”

Dünya

ABD, F-35 parçaları için Türkiye’ye alternatif üreticileri buldu

ABD Senatosu’ndaki F-35 Savaş Uçakları Programı ile ilgili komisyona bilgi veren F-35 Program Direktörü Korgeneral Eric Fick, Türkiye’nin savaş uçakları için ürettiği parçaları temin edecek alternatif üreticilerin bulunduğunu söyledi.

BOLD – F-35 Programı Direktörü Korgeneral Eric Fick, ABD Senatosu’nun F-35 Programıyla ilgili komisyonunda senatörlere bilgi verdi.

Dün AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beyaz Saray’da Amerikan Başkanı Donald Trump’la görüşürken Senato’da da Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasıyla oluşacak üretim açığının nasıl karşılanacağı konuşuldu.

Senatörlerin konuya ilişkin sorularını yanıtlayan Korgeneral Fick, Türkiye’nin ürettiği parçaları temin edecek alternatif üreticilerin bulunduğunu söyledi.

Korgeneral Fick, “Biz bir yıl önce gayet sessiz ama bilinçli bir biçimde tüm parçalar için alternatif üreticiler bulmak üzere harekete geçmiştik” ifadelerini kullandı.

12 PARÇA İÇİN ARAYIŞ SÜRÜYOR

Fick, henüz tüm parçalar için alternatif bulunamadığını halen 12 parça için arayışın devam ettiğini söyledi.

Korgeneral, Türkiye’nin F-35 programından resmi olarak 2020 yılının Mart ayında çıkmasını beklediğini ancak bu tarihe kadar alternatif arayışlarının süreceğine dikkat çekti.

Fick, senatörlerin sorusu üzerine hali hazırda devam eden üretimlerde bir aksama ya da gecikme olmayacağını da söyledi.

Korgeneral Fick şu ana kadar Türkiye’nin ürettiği parçalara alternatif arayışındaki ana üretici firma olan Lockheed Martin ve Pratt & Whitney’in alternatifler bulmak konusunda son derece iyi bir ilerleme kaydettiklerini belirtti.

TÜRKİYE’NİN İŞ KAYBI: 9 MİLYAR DOLAR

Çoğu gövde ve iniş takımlarında olmak üzere F-35 savaş uçaklarında kullanılan 937 parça Türk firmalarınca üretiliyor.

ABD, bu parçalardan satın almayı 2020 yılı Mart ayında sona erdirecek ve diğer alternatif üreticilerden alım yapacak.

Türk firmalarının uzun yıllar sürecek F-35 üretimi sırasında bu parçaları üretip satamaması nedeniyle yaşayacağı iş kaybının toplam 9 milyar doları bulacağı belirtiliyor.

ABD, Rus S-400 hava savunma sistemi alımı dolayısıyla Türkiye’yi F-35 savaş uçağı programında çıkarmış ve Türk firmalardan F-35 savaş uçakları için parça alımını da 2020 yılı Mart ayı itibariyle durduracağını açıklamıştı.

ABD Savunma Bakanı: Türkiye’nin yuvaya dönmesine ihtiyaç var

Okumaya devam et

Ekonomi

Bir şehir hastanesinin maliyetiyle 1.200 yatak kapasiteli 29 hastane yapılabiliyor

CHP, şehir hastanelerinin 25 yılda kamuya getireceği yükün 142.4 milyar dolar olduğunu, bir şehir hastanesinin maliyetiyle 1.200 yatak kapasiteli 29 hastane yapılabileceğini açıkladı.

BOLD – CHP’nin Sağlık Bakanlığı’nın bütçesi üzerinden elde ettiği verilerle yaptığı çalışma; 30 şehir hastanesinin toplam hizmet ve kira bedeliyle 25 yılda kamuya getireceği yükün 142.4 milyar dolar olduğunu ortaya çıkardı.

Çalışmaya göre, 1 şehir hastanesiyle 1200 yatak kapasiteli yaklaşık 29 hastane yapılabiliyor.

“CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK KARA DELİĞİ”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sürekli gündeme getirdiği şehir hastanelerinin maliyetinin ne olduğu konusunda parti içinde çarpıcı bir tespit yapıldı. CHP, şehir hastaneleri için “Cumhuriyet tarihinin en büyük kara deliği” tespitinde bulundu.

CHP’nin çalışmasında; 20 hastane için 2022’de bütçeye konulan ödenekler üzerinden 30 hastane için yapılan 25 yıllık hesaplamalara göre, kira bedeli bugünkü kura göre 77 milyar 188 milyon 128 bin 250 dolar olurken, aynı yöntemle hesaplanan hizmet bedelinin ise 65 milyar 208 milyon 262 bin 595 dolar olduğu belirlendi.

Buna göre 30 şehir hastanesinin 25 yıllık kira ve hizmet bedelinin getireceği yükün toplamı 142 milyar 396 milyon 390 bin 815 dolar olarak hesaplanıyor.

CHP’nin çalışmasında, şehir hastaneleri için her yıl kira ve hizmet bedeli toplamı olarak ödenecek 5.7 milyar dolar ile 475 yatak kapasiteli kamu özel işbirliği (KÖİ) maliyetleriyle Yozgat modeline göre en az 37 adet hastanenin hizmete açılabileceği dile getirildi.

Çalışmaya göre, klasik ihale yöntemiyle Erzurum’da 165 milyon dolar ile hastane yaptırıldığına dikkat çekilerek, şehir hastaneleri için yıllık verilecek 5.7 milyar dolar ile klasik ihale yöntemiyle 1.200 yataklı 34 hastane açılabileceğine dikkat çekildi.

25 yılda ödenecek olan 142.4 milyar dolar ile 862 adet 1.200 yataklı hastane yapılabileceği de vurgulandı. Başka bir deyişle 1 şehir hastanesinin 25 yıllık maliyetiyle yaklaşık 29 hastane yapılabiliyor.

“KÖİ’DEN VAZGEÇMEK YETMEZ MEVCUT ŞEHİR HASTANELERİ DE SAĞLIK BAKANLIĞINA DEVREDİLMELİ”

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın önceki gün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 6 bin 100 yatak kapasiteli 3 “şehir hastanesi”nin kamu özel işbirliği (KÖİ) modeli ile değil, “genel bütçe kaynaklarıyla” yapılması için ihaleye çıkıldığını belirtmesi üzerine yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, “Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası olarak başından beri KÖİ modeline karşı çıktık. Bu modelin ülkemize büyük mali yük getirdiğini anlattık. Bakan Koca’nın açıklamasını sevinçle karşılıyoruz. Ancak KÖİ modelinden vazgeçilmesi yetmez! Mevcut şehir hastaneleri de Sağlık Bakanlığı’na devredilmelidir!”

THY, uluslararası iki hattını kapattı

Okumaya devam et

Ekonomi

THY, uluslararası iki hattını kapattı

Son yıllardaki zarar açıklamalarıyla gündeme gelen Türk Hava Yolları (THY), Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan sefer düzenlediği Riyad ve Abu Dhabi hatlarını kapatma kararı aldı.

BOLD – İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Suudi Arabistan’ın Riyad şehri ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dhabi’ye sefer düzenleyen THY, bu hatlardaki faaliyetlerini durdurdu.

Söz konusu hatların yeteri kadar talep görmediği gerekçesiyle kapatıldığı belirtildi.

Geçen ay tarım ürünlerine tarlada yüzde 18.22 zam geldi

Okumaya devam et

Popular