Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Haşim Kılıç: TCK 314 geçmişteki 163’ncü madde gibi sopa olarak kullanılıyor

Haşim Kılıç: “Karar veren hakim gerici-ihanet-hain ve örgüt üyesi gibi ithamların korkusuyla bazen vicdanla bağlantısını kesmek zorunda kalıyor.”

BOLD – Karar Gazetesi Yazarı Taha Akyol’a konuşan Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Haşim Kılıç, yargıdaki sorunlarla ilgili önemli açıklamalar yaptı. Kılıç, “Ayrım yapmadan söylüyorum. Siyasi davalarda siyaset kurumları kendi unsurlarının lehine sonuçlanması için ahlaki, insani ve evrensel tüm kuralları yok sayabiliyor. Karar veren hakim gerici-ihanet-hain-uşak ve örgüt üyesi gibi ithamların korkusuyla bazen vicdanla bağlantısını kesmek zorunda kalıyor” dedi.

Başkan olarak görev yaptığı AYM’yi eleştiren Kılıç, “AYM, önceki kararlarda olduğu gibi bir denetim yapabilseydi bugün tartışılan KHK mağdurları gibi bir sorunla karşılaşmayacaktık” ifadelerini kullandı.

İfade ve inanç özgürlüğü ile terörü övme, teşvik etme suçları arasında sınır sorunları yaşandığını ifade eden Kılıç, “Geçmişte TCK 141-142-163-312 maddeleri kullanılırken bugün TCK 299 -314 maddeleri sopa aracı olarak kullanılmaktadır. Cumhurbaşkanına hakaretten yirmi bine yakın soruşturma ve kovuşturma dosyasının olduğu bir ülkeyi çağdaş ve demokratik ülke olarak tanımlayamayız” dedi.

Kılıç’ın röportajındaki önemli bölümler şöyle:

AYM eski Başkanı Haşim Kılıç

SİYASET YARGIYI KUŞATIYOR

Siyaset yargıyı nasıl kuşatıyor?

Yargının tarafsızlık ve bağımsızlığının test edildiği yer kuşkusuz siyasi davalardır. Diğer davalarda sorunlar daha çok teknik içeriklidir. Bunların çözümleri de zor değildir. 12 Eylül 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle Türkiye siyasal ve sosyal yönden en ciddi makas değişikliğini yaşamıştır. Asker ve yargı kuşatmasından yorgun düşmüş bir toplumun çağdaş ve demokratik bir dünyada yaşama rüyası yapılan bu değişiklikle gerçek olacaktı. Ne yazık ki bu rüya fazla uzun sürmedi… Siyasi iktidar ayrımı yapmadan söylüyorum. Siyasi davalarda siyaset kurumları kendi unsurlarının lehine sonuçlanması için ahlaki, insani ve evrensel tüm kuralları yok sayabiliyor. Karar veren hakim gerici-ihanet-hain-uşak ve örgüt üyesi gibi ithamların korkusuyla bazen vicdanla bağlantısını kesmek zorunda kalıyor. Hatırlayın, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde toplantı nisabının 367 olması gerektiği yolundaki düşünce AYM’ ne taşındığında dönemin ana muhalefet partisinin genel başkanı “istedikleri gibi karar çıkmaması halinde ülkede kan çıkar” diye adeta yargıyı tehdit etmiştir. Yine AYM’nin internet kanallarının kapatılması hakkında verdiği iptal kararlarına karşı, iktidarın insaf sınırlarını aşan tepkisi hukuk tarihinde yerini almıştır. Bugün sistem değişikliği sonunda yargının karşı karşıya kaldığı yeri savunmak mümkün değil. Güçler birliğini yaşadığımız bir dönemde adli, idari ve mali yargının siyasi kuşatma sonunda işlevsiz hale düşürüldüğü açıktır.

MAZLUMLAR, MAĞDURLAR

2012’ deki konuşmanızda “yeni mazlum ve mağdur yaratmayalım” demiştiniz. Yedi yıl geçti bugün yargıdaki durum ne?

Hak ve özgürlük ihlaline sebep olan her davranış mazlum ve mağdur yaratır. Geçmişte ve günümüzde yasama ve yürütmenin sebep olduğu mağduriyetler, hala devam etmektedir. Siyaset dünyasının neden olduğu bu mağduriyetlere uğrayanların sığınak yeri yargıdır. Eğer yargı da hak ihlallerine sebep olursa hukuk güvenliğini sağlayamazsınız. Hukuk güvenliği ekonominin temelidir. Yatırım da para da bu güvenliğin bulunduğu yere gelir. Ülkemizde an itibariyle hukuk devletinin öngörülebilirlik niteliği sorunludur. Kimlik siyasetinin acımasızca hüküm sürdüğü ülkemizde “adalet ve özgürlük krizi” yaşamaktan toplumun mutluluk endeksi oldukça düşmüştür. Hem geçmişte hem de günümüzde yargının sebep olduğu hak ve özgürlük ihlali sorun olmaya devam ediyor. AYM’ye yapılan bireysel başvuruların yüzde yetmişini adil yargılama konusundaki hak ihlalleri oluşturmaktadır. İfade ve inanç özgürlüğü ile terörü övme, teşvik etme suçları arasında sınır sorunları yaşanmaktadır. Geçmişte TCK 141-142-163-312 maddeleri kullanılırken bugün TCK 299 -314 maddeleri sopa aracı olarak kullanılmaktadır. Cumhurbaşkanına hakaretten yirmi bine yakın soruşturma ve kovuşturma dosyasının olduğu bir ülkeyi çağdaş ve demokratik ülke olarak tanımlayamayız. Yargının, özgürlüklere ilişkin kararlarında yarattığı sınır sorunlarını evrensel kriterler ışığında çözmesi gerekir. Anayasanın 90 maddesinin son fıkrası bu konuda yargıya büyük inisiyatif sağlamaktadır. Çağdaş yasal düzenlemeler mevcuttur. Sorun maalesef uygulamadadır.

SİYASETSİZ YARGI SINAVI

FETÖ faktörü olmasaydı yargıda seçim sistemi doğru muydu? Bugün seçim kaldırıldı. Siyaset seçim ve atama yapıyor. Durum nedir, nasıl bir düzenleme gerekiyor?

Kırk iki yıl devlette görev yaptım. Çok açık ve net söylüyorum. FETÖ faktörü olmasaydı da yargıda yapılan seçimlerin yol açtığı siyasallaşmayı önlemeniz mümkün değildi. Seçimin önemli bölümü kaldırıldı. Ancak AYM-HSK-YSK gibi çok ama çok önemli kurumlarda atama ve seçimler devam ediyor. Düşünebiliyor musunuz AYM ve HSK üyelerinin büyük çoğunluğu siyasi bir partinin lideri olan Sayın Cumhurbaşkanınca seçilmektedir. Böyle bir sistemde bağımsız ve tarafsız bir yargı teşkilatını oluşturamazsınız.

YARGI REFORM PAKETİ

Beştepe’de açıklanan yargı reformu stratejisini bu açıdan nasıl buldunuz?

Yapılan düzenlemeler olumlu ve ihtiyaçları bir ölçüde karşılar nitelikte. Tutukluluk süreleri, seri yargılama usulü, uzlaşma konularının genişletilmesi gibi düzenlemeler oldukça önemli. İfade özgürlüğüne ilişkin bir düzenleme yapılmış ama bunu uygulayacak cesaret sahibi yargı mensuplarına ihtiyaç var.

Mevcut iktidarın yönettiği dönem içinde ilk sırada yer alacak çok önemli bir düzenlemeyi belirtmeden geçemeyeceğim. 2004 yılında Anayasanın 90. Maddesinin sonuna eklenen fıkra, yargı için adeta devrim niteliğinde bir değişikliktir. Hak ve özgürlükleri genişleten bundan daha isabetli bir düzenleme olamaz. Ancak üzülerek belirteyim yargı organlarımız bu maddeyi hayata geçirememiştir. Yeni düzenlemedeki ifade özgürlüğüne ilişkin değişikliği de kararlarına yansıtacaklarından emin değilim. Tekrar ediyorum sorun, uygulama, uygulama ve uygulamada.

AYM DENETİM YAPSAYDI KHK MAĞDURLARI İLE KARŞILAŞMAYACAKTIK

Anayasa “OHAL kararları karşısında iptal davası açılamaz” diyor. AYM de buna göre kendini yetkisiz saydı, denetimsiz bir OHAL yaşadık. Siz AYM incelemeydi diyorsunuz. Açar mısınız?

Bence, AYM, E. 1990/25 K.1991/1-E.1991/6 K:1991/20 ve üçüncü kez E.2003/28 K.2003/42 sayıları ile verdiği kararlarla olayı çözmeye çalışmıştır. AYM, sayılarını belirttiğim kararlarında olağanüstü hallerde çıkarılan KHK’leri şu yönden incelemeye tabi tutmuştur.

* OHAL döneminde çıkarılan KHK’lerin AYM denetimi dışında tutulan bir nitelik taşıyıp taşımadığı.

* İsmi ‘OHAL kararnamesi’ olsa bile, içeriğinde OHAL’i ilgilendirmeyen bir konunun olup olmadığı.

Bu yönden yapılacak bir denetimin Anayasanın 148. Maddesinde öngörülen “dava açılamaz” yasağını etkisiz hale getirdiği söylenemez. Eğer konu OHAL ile ilgili ise AYM denetimi zaten yapılamayacaktır. Ancak OHAL’le ilgisiz birçok konunun KHK’ye girdiği çok açıktır. Son yıllarda çıkarılan OHAL kararnamelerinin birinde örnek veriyorum; üniversite rektörlerinin seçim usulünü kökten değiştiren bir konunun OHAL durumuyla ne ilgisi vardı. AYM’nin olağanüstü hal KHK’sinin niteliğini hiçbir şekilde incelemeden, isminin OHAL kararnamesi olduğu gerekçesiyle kendini yetkisiz sayması hukuk devleti anlayışı ile asla bağdaşmamaktadır.

AYM önceki kararlarda olduğu gibi bir denetim yapabilseydi bugün tartışılan KHK mağdurları gibi bir sorunla karşılaşmayacaktık. Nitekim bu konuda ortaya çıkan rahatsızlık “personel ihraçlarını” OHAL Komisyonu adı altında bir kurumun incelemesinden geçirilerek yargı yolu açılmaya çalışılmıştır. Esasen OHAL’in yaşandığı süreçte bile, yargı kararı olmadan kimsenin suçlu sayılamayacağı Anayasanın 15. Maddesinde açıkça belirtilmektedir.

HAŞİM KILIÇ KİMDİR?

Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından 1990 yılında Sayıştay Kontenjanında AYM üyeliğine atandı. 2007 ve 2011 yıllarında iki defa AYM Başkanlığına seçildi, 2015 yılında emekli oldu. Her devirde özgürlükçü karar ve karşıoy yazılarıyla tanındı.

Damadı KHK’lı diye ağır engelli vatandaşın aldığı yardımı kestiler

Genel

NBA’de Furkan Korkmaz Fırtınası; İki Kariyer Rekoru Kırdı

Philadelphia 76ers´in, Chicago Bulls´u 100-89 yendiği maçta, 27 dakika süre alan Furkan Korkmaz, 24 sayı atarak NBA’de kendi sayı rekorunu kırarken, takımının galibiyetinde büyük rol oynadı.

MUHAMMET ALİ TOKSOY 

 

BOLD NBA- Sakatlığı nedeniyle yıldız basketbolcu Joel Embiid’in forma giyemediği Philadelphia’da, oyuna sonradan girerek 27 dakika süre alan Furkan Korkmaz, 24 sayı, 4 ribaunt ve 1 blokla galibiyette başrolü oynadı.
Başarılı oyuncu, maçın en skorer ismi olmasının yanı sıra kariyerinin sayı rekorunu da kırdı. 22 yaşındaki genç basketbolcu aynı zamanda 9´da 6 üçlük isabeti ile de kariyer üç sayı rekorunu kırmayı başardı.

Furkan Korkmaz maçın en skorer oyuncusu olurken, Philadelphia’nın soyunma odası klasiği haline gelen ve galip geldikleri karşılaşmalardan sonra maçın oyuncusuna çaldırılan zilin başına bu kez Türk oyuncu çağrıldı. Arkadaşlarının alkışlarıyla zili çalan Furkan Korkmaz büyük bir mutluluk yaşadı.

KOÇ, FURKAN’I YERE GÖĞE SIĞDIRAMADI

Karşılaşma sonrasında açıklamalarda bulunan
koçu Brett Brown şunları söyledi:

“İnanılmaz olduğunu söylemek aşırı dramatik olur ama ne hikaye değil mi? Daha önce bulunduğu nokta, şimdi geldiği yer… Daha çok genç bir oyuncu. Maçı değiştirdi. Bizi ateşledi. Harika bir smaç yaptı. Üst üste attığı sayılar, savunmayı ateşlemesi, Bugün zilleri çalıyordu.”

Brown, Korkmaz ile ilgili sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kaliteli bir insan. İçi dışı bir ve bununla da gurur duyuyor insan. İyi şeyler, iyi insanların başına gelir. O da vaktini iyi değerlendirdi ve takdir etmek lazım, çıkıp bir NBA maçının gidişatını değiştirdi. Bunu da üzerine basa basa yaptı. Öyle halının altına süpürülmüş gibi değil. ESPN’in, takım arkadaşlarının, bizim başarısını hissettiğimiz bir şekilde yaptı.”

Okumaya devam et

Genel

Tunceli’de bir kadına üç uzman çavuş tecavüz etti iddiası

Tunceli’de bekar asker, polis ve uzman çavuşların akşamları sokağa çıkmasına yasak getirildiği belirtildi. Kentte bir kadına üç uzman çavuşun tecavüz ettiğiyle ilgili ciddi iddalar var.

BOLD – Tunceli’de son günlerde sosyal medyadan paylaşılan ve halk arasında sıkça konuşulan 3 uzman çavuşun bir kadına tecavüz ettiği iddialarına ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı. Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre, yaklaşık 1 ay önce bir uzman çavuş, 20’li yaşlarda olan genç bir kadını evine çağırdı ve evde bulunan 2 uzman çavuşla birlikte kadına tecavüz etti. Tecavüze maruz kalan kadının daha sonra fiziki şiddete maruz kaldığı ve sokağa atıldığı ileri sürüldü.

ŞEHİR DEĞİŞTİRİLDİ

Mezopotamya Ajansının aktardığına göre; Olayın duyulmaması için tecavüze maruz kalan kadın, ilk olarak Elazığ’da bir hastaneye kaldırıldı. Bazı yurttaşların olayla ilgili araştırma yapması sonucunda genç kadının birkaç gün önce Tunceli Devlet Hastanesi’ne getirildiği belirtildi.

Ancak kadının hastane kayıtlarına adının geçmediği, yatırılması gereken bölüm yerine başka bir serviste tedavi edildiği iddia edildi. Tecavüz vakasının açığa çıkmaması için kadının Tunceli Devlet Hastanesi’nin 2’nci katında bulunan dâhiliye A-326 nolu odada tutulduğu, bu odanın kapısına ise “Ziyaretçi yasaktır” yazısı asılarak, kimsenin içeriye girmesine izin verilmediği belirtildi.

TEMİZLİK GÖREVLİSİ OLAYI ÇÖZDÜ

Temizlik görevlisinin dahi içeriye alınmadığı odada, ışıkların açık olduğu ancak kimsenin girip çıkmadığı, hiçbir şekilde tek bir sesin duyulmadığı, yine kapının kilitli olduğu kaydedildi. Odanın güvenliği ve kadının sağlığıyla türbanlı bir kadının ilgilendiği belirtilirken, 30-35 yaşlarında olduğu tahmin edilen 2 erkeğin de odaya girdiği aktarıldı.

Yerel kaynaklar, olayın nasıl açığa çıktığına dair şu bilgileri verdi: “Hastanede çalışan bir temizlik görevlisi o odanın önünden geçiyor. Odayı temizlemeye yelteniyor. Fakat odanın kilitli olduğunu görüp merak ediyor. Araştırıyor ve odadaki kişinin tecavüz edilen kadın olduğunu öğreniyor.”

HASTANE ABLUKA ALTINDA

Bunun yanı sıra Tunceli Devlet Hastanesi’ndeki sivil polis sayısında ciddi bir artış olduğu, bu durum olayın kamuoyuna yansımasının engellenmesi olarak değerlendirdi. Tunceli Devlet Hastanesi’nde tutulan kadının, dün taburcu edilerek il dışına gönderildiği belirtildi. Taburcu edilen kadının annesinin de 3 erkekle birlikte hastaneden çıktığı kaydedildi.

Yine kentteki etkinlik yasağına dair Tunceli Vali Yardımcısı Selçuk Yosunkaya ile dün görüşen kentteki kurum temsilcilerinin, konuyu gündeme getirdiği ve Yosunkaya’nın da olayın doğru olmadığını ileri sürdüğü, isteyen kişinin hastanelere durumu sorup savcılığa suç duyurusunda bulunabileceğini önerdiği kaydedildi.

ASKER, POLİS VE UZMANLARA YASAK

Yine alınan bilgilere göre, akşam saat 19.00’dan sonra bekar asker, polis ve uzman çavuşların sokağa çıkmasına yasak getirildiği belirtildi.

Okumaya devam et

Genel

Gökçek’in çılgın projesi 1.5 aydır hizmet veremiyor

2.5 milyon liralık borcu nedeniyle elektriği kesilen Ankapark, yaklaşık bir buçuk aydır hizmet veremiyor. Firma 560 çalışanını işten çıkarırken, işçilerin biriken maaşları ise ödenmiyor.

BOLD – İstifa ettirilen eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in 750 milyon dolar harcayarak çılgın proje olarak Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisi üzerine yaptırdığı Ankapark, 2.5 milyon TL’lik elektrik borcu nedeniyle 1.5 aydır hizmet veremiyor. Ankapark’ın çalışanlarına aylardır maaş ödenmiyor.

560 ÇALIŞAN İŞTEN ÇIKARILDI

BirGün’den İsmail Arı’ya konuşan Ankapark çalışanı Alican Kaya, işten çıkarılan çalışan sayısının 560’a ulaştığını belirterek, “Benim üç buçuk aylık alacağım var ve toplam 8 bin TL gibi bir miktar. Bizlere sürekli ödemelerin ileri bir tarihte yapılacağı söyleniyor. Şimdi de yine 18 ile 20 Ocak arasında kısmi ödeme yapılacak deniliyor” dedi.

DOĞALGAZ DA KESİLMİŞ

Elektriklerin uzun süredir olmadığına da değinen Kaya, “Hâlâ elektrikler kesik ve arkadaşlarımız orada soğukta duruyor. Özellikle o büyük çadırlar ısıtma sistemi olmadan çok soğuk oluyor ve kış gününde de arkadaşlarımızı düşünüyoruz. Onlar şu anda ekmek parası için oradalar. Bizlere ‘elektrikler geldiğinde sizleri çağıracağız’ dediler. Fakat aradan zaman geçmesine rağmen bir gelişme olmadı ve arkadaşlarımızdan aldığımız bilgiye göre faturalar ödenmediği için doğalgaz da kesildi” dedi.

Saraysız hayatımız ne kadar ucuz olurdu?

Okumaya devam et

Popular