Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Veysel için cezaevini arıyorum, telefondan kaçıyorlar

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, cezaevinde kötürüm kalan Veysel Avunan için cezaevi yönetimini aradığını ama yetkililerin kaçtığını söyledi.

BOLD – TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi ve HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu geçtiğimiz günlerde bazı komisyon üyeleriyle birlikte yoğun şikayet aldıkları ve işkence iddiasıyla gündeme gelen Elazığ Cezaevini ziyaret etti. Adli ve siyasi koğuşları tek tek gezen ve mahkumların şikayetlerini ve uğradıklarını hak ihlallerini not alan Gergerlioğlu, izlenimlerini Ahwal Podcast’te anlattı.

Verem ve menenjit nedeniyle cezaevinde yürüyemez hale gelen Veysel Avunan (28) ve kanser hastası eski Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin durumu hakkında da bilgi veren Gergerlioğlu, “Veysel için cezaevini arıyorum. Telefondan kaçıyorlar. En zorlu cezaevi benim için burası. Gittiğimde yüzlerine de söyledim. 1.5 yıldır kaç tutuklu için aradıysam kaçtılar.” dedi.

İşte Gergerlioğlu’nun izlenimleri…

ELAZIĞ CEZAEVİNDE NE GİZLENİYOR?

Elazığ Cezaevi, müdürlerinin telefona çıkmak istemediği, çeşitli bahaneler bulduğu bir cezaevi. Bunu yüzlerine de söyledik. Bu cezaevini tetkik ettik, koğuşları gezdik. Acaba ne gizleniyor? Neden telefonlarımıza çıkılmıyordu?

Diyarbakır Barosunun Elazığ Cezaevi hakkında hazırladığı bir rapor vardı. 9 Ağustos 2019’da yayınlanan rapora göre bazı mahkumlara infaz koruma memurları tarafından işkence yapılıyordu. Şiddetli bir şekilde darp edildiğini söyleyen mahkumlar vardı. Baro bu kişilerle görüşerek bir işkence raporu hazırlamıştı.

Cezaevinde yetkililerden bilgi aldıktan sonra bütün koğuşları tek tek dolaştık. Adli koğuşları, siyasi koğuşları, kadın, çocuk bölümü her tarafı gezmeye çalıştık.

ADLİ KOĞUŞLAR: GAYRİ İNSANİ UYGULAMALARA MARUZ KALIYORUZ

Adli bölümdeki tutuklular, fanilanın altına giydikleri içliklerinin toplandığını ve üşüdüklerini söyledi. Bunu cezaevindeki tüm mahkum ve tutuklular söylüyordu, genel bir şikayetti. Nedenini  anlayamadık. Mahpuslar ilk defa bir heyetin cezaevine geldiğini de belirtti. Gece kaloriferlerin az yandığını, sevklerde sorunlar yaşandığını, farklı koğuşta akrabası bulunanların bir araya gelmelerinin engellendiğini, yemeklerin çok kötü olduğunu ve günde en fazla 2 ekmek verildiğini ifade ettiler.

Gayri insani uygulamalar da vardı. Berbere gidip tıraş olma imkanı varken berber koğuşa geliyor ve herkesi 3 numaraya vuruyor. Yerde yatanlar vardı. Koğuşlar kalabalıktı. 10 kişilik yerde 21 kişi kalıyordu. Üst kat koğuşa çıktığımızda her taraf ranzaydı. İnsanlar tepe tepe yatıyor. Namaz kılacak bir yer bile yok diyenler oldu.

SÜNGERLİ ODALARDA DARP GÖRÜYORUZ

PKK koğuşlarına girdik. Bu koğuşlar iki türlü. Bir PKK’dan ayrılanların koğuşu oluyor, bir de PKK koğuşu. Her birinden şikayetleri aldık. Yönetimin çok kötüleştiğini ve ara sıra darp edildiklerini söylediler. Burası TC’nin bir cezaevi değil, adeta Elazığ Cumhuriyeti haline geldi diye önemli bir eleştiri yapıyorlardı. Süngerli odalarda darba uğradıklarını söylediler. Bu süngerli odalara da gittik. Dört tarafı plastik, penceresiz, havasız, kokan, oldukça kötü bir ortam. Güya öfkeli mahkumların sakinleştirildiği bir yer olduğu söyleniyor.

Nakillerde önemli sorunlar var. Nakil için cezaevine verilen ilk dilekçeler doğru değerlendirilmiyor. Görüş saatleri kısıtlanmış, 1 saat yerine 25 dakikaya düşürülmüş. Kantinlerde istediklerini bulamıyorlar ve kantin fiyatları pahalı. İki spor ayakkabısı bulundurmak isteyenlere izin verilmiyor. Bir spor ayakkabısı, bir kundura ayakkabı diyerek ikincisine izin yok, oysa cezaevi ortamında kundura ayakkabıya ihtiyaç duyulmuyor. Telefon görüşmesi saatlerinde hakları olan etkinliklerin kaynadığını ve haklarını kaybettiklerini de belirttiler.

Bu koğuşlarda kalanlar denetimli serbestlik haklarınında yakıldığını ifade etti. ‘Örgüt koğuşundasın’ diyerek yapılıyormuş… PKK tarafsız koğuşundakilere birtakım sorular sorularak infazlarının yakıldığı yönünde şikayetler aldık. Bu nasıl oluyor? ‘Söyle bakalım PKK terör örgütü müdür, Öcalan hakkında ne düşünüyorsun gibi’ sorular…  Zaten tarafsız bölüme ayrılmış kişiler baskı altında tutulduklarını söylüyor. Bu sorularla idarenin infazlarını yakma niyetinde olduğunu söylediler.

HÜCRE CEZALARI

Güncel gelişmelerden etkilendiklerini, mesela Barış Pınarı Harekatında baskıların arttığını söylediler. Aileleri uzak şehirde olduğu için dört yıldır babasını, kardeşini göremediğini söyleyen mahpuslar vardı. Geliş-gidiş maddi manevi oldukça zor. Bir mahkum, ‘6,5 yıldır gelen ilk heyet sizsiniz’ dedi. Personelle en ufak bir tartışma hemen tutanağa geçiriliyor ve hücre cezası veriliyor.

Mülkiye Birtane

KANSER HASTASI ESKİ BİR MİLLETVEKİLİ

HDP Kars milletvekili Mülkiye Birtane’yi de orada gördük. Hipertansiyon ve kanser hastasıydı, oldukça bitkin ve zor durumdaydı. Konuşmakta bile zorlanıyordu. Hastaneye sevk sırasında kötü muamele gördüğü için hastaneye gitmeyi protesto ettiğini, gitmediğini söyledi. Yeni Yaşam ve hafta sonu Evrensel gazetesinin verilmediğini belirtti.

4 YAŞINDA BİR ÇOCUK VARDI

Bir çocuk vardı, 4 yaşında. PKK mahpuslarının birinin çocuğuydu. Oyun ortamı, beslenme durumu sıkıntılıydı. Psikolojik sıkıntılar da yaşıyordu. 3 kişiden fazla kişinin fotoğraf çekilmesi yasakmış, nedenini anlayamadık. Başında bere olan bir kadın mahpusa neden bere taktığını sorduk, vitaminsizlik ve üzüntüden saçının döküldüğünü söyledi.

Yaşlı ziyaretçilerin arama esnasında iç çamaşırlarına kadar arandığını, bu aramaların taciz anlamına geldiğini, aranma esnasında ağladıklarını söylediler. 5 saat havalandırmanın az olduğunu, artırılmasını, 7 kitap sınırlandırmasının kaldırılmasını, kendilerinin çok kitap okuduğunu, bunların hep kısıtlama ve hak ihlaline girdiğini de ifade ettiler.

CEMAAT KOĞUŞU

Fetö koğuşlarına da girdik. Burada Veysel Avunan’ın durumu gerçekten üzücüydü. Bu sene mart ayında şikayetleri başlamış. Sevk gecikmeleri, savsaklamalar, gevşek tutmalardan sonra ancak ağustos ayında hastanelere götürülmüş, tedavilere başlanmış ve durumu ağırlaşması üzerine yoğun bakıma kaldırılmış. Ardından da beyin hasar gördüğü için yürüyemeyen oturmaya mahkum bir insan olmuş. Sevkleri, tedavisi ve bakımı geciktiği için yoğun bakımda ölümden dönmüş. Vücudunda hasarlar kalmış bir insan. Sağlık hakkı ihlallerinin insanları ne duruma getirdiğine dair bir görüntüydü hali. Komisyon üyeleri buna ilgi gösderdi. Sanırım bazı gelişmeler olabilir.

İçlikler burada da yasak, infaz koruma memurlarının kaba davrandığı, mektupların kısıtlandığı, geciktirildiği, dişi kırılanın 3 haftadan önce doktora gidemediği, bir kanal tedavisi için 5 aydır beklendiği şikayetleri vardı. Ziyaretler esnasında emanet eşya dolaplarında hırsızlık olduğunu söylediler.

HUKUK KAZANAN AMA OKUYAMAYAN BİR TUTUKLU

Bir kişi Sakarya Üniversitesi Hukuk bölümünü kazandığını ve o bölgeye nakil yaptırmak istediğini ama nakil yaptıramadığı için üniversite okuyamadığını söyledi. Buradan oraya gidiş geliş maddi olarak kendisini zorlayacağını ifade etti. Dilekçelerin sorunlu olduğunu, yönetmin bazı dilekçeleri yırttığını, istediklerini kayda geçirdiklerini, böyle bir şey olamayacağını, dilekçelerin buharlaştığını söylüyorlardı. Telefon görüşme saatleri hafta içi gündüz olduğu için çocuklarıyla görüşemeyenler vardı. Hafta sonu ya da akşam saatlerine alınması konusunda istektebulunmuşlar, kabul edilmemiş.

ÜSTÜRUPLU GİYİNİN, ASKILI GİYMEYİN

Kadın bölümlerinde adli koğuşta Suriyeli bir kadının hikayesi gerçekten yürek yakıcıydı. 6 küçük çocuğu var ve çocuklar devlet korumasındaymış. 7-8 aydır çocuklarını göremiyordu. Adı Cuma Naz Hasan… Devlet korumasında olmasına rağmen çocuklarını kimse ziyarete getirmemiş. Kadınlar ayrıca giysilerine karışıldığını, usturuplu giyinin, askılı giyinmeyin denildiğini söylüyorlardı.

Ceylan’ın çığlığı: Abim ölüyor kurtarın

Gündem

Mal paylaşımı yüzünden annesi ve kardeşini öldüren Vali Yardımcısı tutuklandı

Adana’da oturan anne ve avukat kardeşini, mal paylaşımı anlaşması yüzünden tabancayla öldüren, Hatay Vali Yardımcısı Tolga Polat çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

BOLD- Seyhan ilçesine bağlı Kurtuluş Mahallesi’nde oturan annesi İkbal Polat ve kardeşi Altuğ Polat’ı tabancayla vurarak öldüren Hatay Vali Yardımcısı Tolga Polat (45), emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Hakim karşısına çıkan Tolga Polat, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

NE OLMUŞTU

Baba Şeref Polat’ın 20 milyonu bulan mirasının büyük kısmını Tolga Polat’a vermek istemesi üzerine İkbal ve avukat oğlu Altuğ Polat, babanın akli dengesinin yerinde olmadığı iddiasıyla vesayet davası açmıştı. Dava öncesi annesinin evine giden Tolga Polat, başlayan tartışmada tabancasını çıkarıp, önce annesine ardından merdivenlerden kaçmaya çalışan kardeşine ateş açtı. Annesi ve kardeşini öldüren Polat polise giderek teslim olmuştu.

Okumaya devam et

Gündem

MEB Bakanı Ziya Selçuk okullarla ilgili son kararı açıkladı

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, milyonlarca öğrenci ve velinin beklediği 2020-2021 eğitim öğretim yılına ilişkin son kararı Bilim Kurulu toplantısının ardından açıkladı.

BOLD- Sağlık Bakanlığının Bilkent Yerleşkesi’nde 3 saat süren Koronavirüs Bilim Kurulu toplantısı sonrası Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’tan beklenen açıklama geldi.

Bakan Selçuk açıklamasında ”Okulları birlikte açacağız dedik ve sorumluluğu paylaşalım istedik. Okullarımızın güvenle açılması için, sınıfların sosyal mesafeye göre ayarlanması, dezenfektan gibi tüm detayları çalıştık. Hazırlıklarımızı ve standartlarımızı tamamladık. Uzun süreden beri yaptığımız görüşmeler neticesinde, 2020-2021 eğitim öğretim yılına nasıl başlayacağımızla ilgili kararlarımızı olgunlaştırdık” dedi

AŞAMALI, SEYRELTİLMİŞ

Bilim Kurulu’nun tavsiye kararlarına vurgu yapan Selçuk, ”2020-2021 eğitim öğretime yılına da başlıyoruz. 31 Ağustos 2020 tarihinde okulları uzaktan eğitimle açıyoruz ve öğretim yılımıza da bu şekilde başlamış oluyoruz. 21 Eylül’de Bilim Kurulu tarafından tavsiye edilen sınıflarda, aşamalı ve seyreltilmiş şekilde yüz yüze eğitimin de başlamasına karar vermiş bulunuyoruz. Seyreltme derken, derslerin ve konuların seyreltilmesi, belirli konuların belirli noktalarının özellikle ve öncelikle yüz yüze verilmesinden bahsediyoruz. Açık ise uzaktan eğitim ve EBA televizyonları ile kapatılacak” dedi.

TANI KONULMUŞ AİLELERE GEREKLİ ÖNLEMLER ALINACAK

17 Ağustos’ta dileyen özel okulların uzaktan eğitime başlayabileceğini söyleyen Selçuk, ”Yüz yüze eğitim alamayan öğrenciler eğitimlerine uzaktan eğitim araçlarıyla devam edebilecek.Eba TV kanalları, öğretmenleriyle yaptıkları canlı dersler ve derslerin devamında Eba internetin içindeki birtakım konulardan da oluşuyor. Ayrıca hazırlanan destek materyalleriyle de öğrencilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Okullarımızı açtığımızda, öğrencilerimize, öğretmenlerimize, okullarımızın destek personellerine ve servis sürücülerine varana kadar okullarla ilgili herkesin sağlık durumu HES kodları marifetiyle de takip altında olacak. Ailesinde ya da yakın çevresinde virüs tanısı konmuş kişiler tespit edilecek ve gerekli önlemler alınacak.Öğrenciler, öğretmenler ve veliler için birtakım kılavuzlar hazırladık” ifadelerini kullandı

SAHADA OLACAĞIZ

İki bin denetmenin sahalarda ve okulları gözden geçirdiğini söyleyen Selçuk, ”Okullarımıza mali ve teknik destekleri sağlamak için de planlamaları yaptık. Bakanlık olarak tüm süreç boyunca sahada ve okullarımızda olacağız. Çocuklarımız ve öğretmenlerimizin 31 Ağustos itibariyle başlayacak eğitim öğretim yılını şimdiden kutluyorum. Maske tedariği bakanlığımız tarafından sağlanacak. Okullarımızın hijyen standartlarını artırmak üzere de çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Toplumun her bir bireyini salgınla mücadele kapsamında sorumluluk almaya devam ediyorum. Sınava giren öğrencilerimizle ilgili müfredat içeriği ve onlara yönelik yapılacak destek çalışmalarında planlamalar yapılıyor” diye konuştu.

Sağlık Bakanlığı’ndan da yapılan yazılı açıklamada, Bilim Kurulu tarafından gerekirse online eğitim yapılması, yüz yüze eğitime kademeli olarak geçilmesi yönünde öneri verildiği kamuoyuna açıklandı.

Türkiye’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarının görülmesinin ardından 16 Mart 2020’de okullar kapatılmış ve uzaktan eğitime geçilmişti.

CHP’li Emir: Sağlık ekipleri Ankara’da evlere yetişemiyor, koronavirüslüler bizi arıyor

 

Okumaya devam et

Gündem

CHP’li Emir: Sağlık ekipleri Ankara’da evlere yetişemiyor, koronavirüslüler bizi arıyor

Sağlık Bakanlığı ekiplerinin evde tedavi gören hastalara yetişemediğini iddia eden CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, karantinadaki Ankaralıların kendilerini arayarak yardım istediğini söyledi.

BOLD- CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Sağlık Bakanlığı ekiplerinin nefes darlığı ve beslenmede zorluk yaşayan hastalar dışındaki, evinde tedavi gören pozitif vakaların evde tedavisine yetişemediğini iddia etti.

DİŞ HEKİMLERİ DE ÇARE OLMADI

Özellikle Ankara’da temaslı hastaların takibinde Bakanlığın zorlandığını söyleyen Emir, filyasyon çalışmaları için neredeyse bütün diş hekimlerini sahaya sürüldüğünü söyledi. Bu durumun da soruna çözüm olmadığını söyleyen Emir, “Evlerinde nefes nefese sağlık ekibi bekleyen hastalar, bizi arayıp yardım istiyor” diye konuştu.

GELMEME YOK GEÇ GELME VAR

CHP’li Emir, Ankara’nın büyük bir ilçesinde sağlık müdürlüğünü aradıklarını ancak “Gelmeme diye bir durum yok, sadece geç gelme var” yanıtı aldıklarını aktararak, “Bu bir skandaldır, bu kayıtları isterse Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kendisiyle paylaşabilirim. Skandallar bununla da bitmiyor. Bazı hastalara da yanlış reçete verilip evlerine gönderiliyor. Karantinada olduğu için evlerinden çıkamayan insanlar, nasıl tedavi olacak?” diye sordu.

BU İŞİN ŞAKASI KALMADI

Sağlık Bakanlığı’na da çağrıda bulunarak ”BU işin şakası kalmadı” diye Emir, ”Daha Eylül ayını görmeden skandallar ortaya çıkıyor. Biz, bu işin en başında uyarılarımızı yaparken, bakanlık tüm çağrılara kulağını tıkamıştı ve tıkamaya da devam ediyor. Şimdi, insanlar evlerinde perişan halde, sağlık ekibi gelsin de ilaç tedavisine başlasın diye bekliyor” ifadelerini kullandı.

Urfa’da AKP’lilere ‘VIP korona testi’ iddiası: Vatandaş günlerce bekliyor

Okumaya devam et

Popular