Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Duvarlarına ‘Defol Alevi’ yazılan aile tedirgin: Sokağa çıktığımda herkesin suratına bakıyorum

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘failleri bulunup hesap sorulacak dediği’ İzmir Gaziemir’deki ‘Defol Alevi’ olayının mağduru Alevi aile, can güvenliklerinden endişe ediyor.

BOLD- Evlerinin duvarına çarpı ile işaretlenerek “Defol Alevi” yazılan Şenal Ailesi, İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi’nde basın toplantısı düzenlendi. Baba Bayram Şenal’ın katılmadığı toplantıda, oğlu Eren Şenal ile aileye hukuksal destek veren Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İzmir Şube Sekreteri avukat Erdoğan Akdoğdu ve Yol Erenler Derneğinden Deniz Uslu yer aldı.

POLİSİN TUTUMUNDAN SONRA KAMUOYU İLE PAYLAŞTIK

Aynı mahallede 25 yıldır yaşadıklarını ve böyle bir olayla daha önce karşılaşmadıklarını dile getiren Eren Şenal, polisin olayı ‘sarhoşların yada çocukların işidir’ diyerek geçiştirdiklerini düşündükleri için kamuoyuyla paylaşma kararı aldıklarını söyledi.

RAHAT DEĞİLİZ

Faillerin hala bulunamamış olması nedeniyle ailece kaygılı olduklarını söyleyen oğul Eren Şenal, “Can güvenliğiniz var mı derseniz rahat bir şekilde duramıyorum. Sokağa çıktığımda herkesin suratıma bakıyorum. Önceden böyle şeyler dikkatimi çekmezken, şimdi dikkatimi çekiyor açıkçası” diye konuştu. Şenal, kaygılarının sona ermesi için faillerin derhal bulunmasını istedi.

ÇHD, HUKUKSAL DESTEK VERİYOR

Aileye destek adına toplantıda bulunan ÇHD’li avukat Erdoğan Akdoğdu da, yaptığı konuşmada dernek olarak aileye hukuksal destek olduklarını ifade etti. Alevilerin bu ülke için bir şans olduğunu, fakat Alevi toplumunun da diğer ezilen halklar gibi yok sayıldığını, dönem dönem katliamlara uğradığını söyleyen Akdoğdu, Şenal ailesinin yaşadığı olayın her dönem yaşandığını belirtti. Akdoğdu, “Sivas’ın dumanı üstünde desek yerindedir aslında. Bunların temel nedeni devletin hukuksal olarak bu tür olaylara karşı cezasızlığı ve işleyişin yetersizliği” diye konuştu.

GEÇMİŞTE DE YAŞANIYORDU

Yol Erenler Derneğinden Deniz Uslu da Şenal ailesinin yaşadığı olayın münferit, kişisel bir olay olmadığını vurguladı. Benzeri olayların geçmişte İzmir’in Bayraklı ve Yamanlar ilçelerinde de yaşandığını hatırlatan Uslu, “Bu ülke katliamlar yaşamış bir ülke. Olayı Şenal ailesi şahsında yaşanmış bir olay olarak düşünmüyorum” diye belirtti.

ERDOĞAN SÖZ VERMİŞTİ

Şenal ailesinin İzmir’in Gaziemir Belediyesi’ne bağlı Yeşil Mahallesindeki evlerinin duvarı, kimliği belirsiz kişi yada kişilerce, çarpı ile işaretlenerek “Defol Alevi” yazılmıştı. Ailenin ihbarı üzerine olay yerine gelen polis, failler yerine ailenin Alevi derneklerine attığı mesajlarla ilgilenmişti. Olayın basına yansımasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da gündemine geldi. Bir konuşmasında Gaziemir’de yaşanan olaya değinen Erdoğan, Çorum ve Maraş katliamlarını hatırlatarak, faillerin bir an önce bulunması çağrısı yapmıştı.

”Benim kayınbiraderlerimin bir tanesini adı Hüseyin, bir tanesinin adı Hasan, bir tanesinin adı da Ali”

Duvarlarına ‘defol Alevi’ yazılan eve gelen polisler ailenin Alevi derneklerine attığı mesajlarla ilgilenmiş

Okumaya devam et
Reklamlar

Dünya

ABD’li rahip Brunson’dan “Türkiye komplo kurdu” açıklaması

Amerikalı rahip Andrew Brunson, Türkiye’de sahte ve yalana dayalı iddialarla bir “rehin alma diplomasisinin” kurbanı olduğunu, savcılığın belgelerinin her birinin komploya dayandığını söyledi.

BOLD – Eşi Macar olan, hapisten çıktıktan sonra ABD vatandaşlığı yanında başvurduğu Macar vatandaşlığını da alan rahip Andrew Brunson, Türkiye’de kendisini rehin alındığını söyledi.

Andrew Brunson, Türkiye’de “darbe girişimine yardımcı olmak” ve “terör örgütlerine yardım etmek” suçlamasıyla 7 Ekim 2016’da gözaltına alınarak ardından tutuklandı. Hakkında müebbet hapis istenen Brunson, 25 Temmuz 2018’de ev hapsi adli kontrol şartıyla tahliye edildi.

Mahkeme, 12 Ekim 2018’deki karar duruşmasında Brunson’ı 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı, hapiste geçirdiği süreyi göz önünde bulundurarak Brunson’ı serbest bıraktı.

Geçen yıl serbest bırakılan Andrew Brunson, Macar haber sitesi Mandiner’e konuştu. 

İDDİALAR TEMELSİZ VE YALANA DAYALIYDI

Türkiye’de geçirdiği 20 yılı anlatan Brunson, “Hakkımdaki iddialar temelsizdi, yalana dayalıydı” dedi.

Serbest bırakılması için ABD’nin Türkiye’ye karşı ekonomik yaptırımlar uyguladığı Brunson, “Bir NATO ülkesinin bir başka NATO ülkesini cezalandırmasına neden oldum” dedi.

“AMAÇLARIMIZ TABAN TABANA ZIT”

ABD’li rahip, “Hayatımda Gülen hareketinden hiç kimseyle karşılaşmadım, onlarla irtibatım olmadı, hapse atılıncaya kadar…Orada ise beni onlarla aynı hücreye koydular” dedi.

Andrew Brunson kendisinin neden Gülen yapılanması yanlısı olamayacağını da şöyle açıkladı;
“Ben Hristiyanlığı yaymak için hayatımı adadım. Fethullah Gülen teşkilatı ise dünyadaki 170 okuluyla tam tersini yapıyor, İslamı yaygınlaştıramaya çalışıyor. Biz amaçları taban tabana zıt iki ayrı dünyaya mensubuz!”

REHİN ALMA DİPLOMASİSİ

Andrew Brunson, PKK konusunda ise şunları söyledi: “Sanırım bizi PKK ile ilişkilendirmelerinin nedeni, Orta Doğu’da savaştan kaçan mültecilere yardım etmek için çalışmalar yapıyor olmamızdı. İnsani yardım sunduğumuz mülteciler arasında savaştan kaçan Kürtler de vardı”.

Amerikalı rahip sahte ve yalana dayalı iddialarla bir “rehin alma diplomasisinin” kurbanı olduğunu, savcılığın belgelerinin her birinin komploya dayandığını iddia etti.

Savcılık tarafından kendisi hakkında kötü şeyler söylemekle görevlendirilen tanıkların bilhassa mahkemeye getirildiğini söyleyen Brunson, “tüm dava süresince kendisinden itiraf koparılabilmek için” üzerinde muazzam bir baskı olduğunu da ekledi.

HRİSTİYANLARA TOPLUMSAL BASKI UYGULANIYOR

Brunson söyleşide kendisinin Türk hükumeti tarafından propaganda kampanyasının bir parçası haline getirildiğini iddia etti, “Türk hükumeti beni Türk devletinin bir düşmanı olarak göstermek istedi. Bununla Türk halkını hem bana karşı ve hem de Hristiyanlığa karşı kışkırttı” dedi.

1990’lı yıllardan bu yana Türkiye’de bir Hristiyan olarak yaşamanın zorlaştığını söyleyen Brunson, “Evet, isteyen kağıt üzerinde teorik olarak Hristiyanlığı kabul edebilir, ama bunun ardından Hristiyan olanların üzerinde müthiş bir toplumsal baskı uygulanıyor” diye konuştu.

ABD’de “Ermeni Soykırımı” tasarısı 3. kez engellendi: Uygun zaman değil

Okumaya devam et

Dünya

Türkiye-Rusya, yeni S-400 sistemi alımı anlaşması üzerinde çalışıyor

Rusya ve Türkiye’nin yeni bir parti Rus S-400 hava savunma sistemi için sözleşme üzerinde çalıştığı bildirildi. Bu arada Moskova’nın Türkiye’ye rekabetçi bir fiyattan savaş uçağı satmaya hazır olduğu da aktarıldı.

BOLD – Türkiye ile Rusya’nın, yeni S-400 füze savunma sistemlerinin alımı için bir anlaşma üzerinde çalıştığı öne sürüldü. Rus medyasında yer alan iddia Rus askeri işbirliği ajansından üst düzey bir yetkiliye dayandırıldı.

Rus haber ajansı Interfax’ın Rusya Federal Askeri Teknik İşbirliği Servisi Başkanı Dimitri Şugayev’e dayandırdığı haberde Rusya ve Türkiye’nin yeni bir parti S-400 teslimatı için sözleşme üzerinde sistematik biçimde çalıştığı ve sözleşmenin yüksek ihtimalle 2020’de imzalanacağı belirtildi.

“REKABETÇİ FİYATTAN SAVAŞ UÇAĞI TEDARİĞİ”

Haberde Rusya’nın Türkiye’ye rekabetçi bir fiyattan savaş uçağı satmaya hazır olduğu aktarıldı.

Geçen ay Rus silah üreticisi Rosoboronexport firmasının CEO’su Aleksander Mikheyev, Rusya’nın Türkiye ile gelecek yılın ilk yarısında yeni bir S-400 tedarik sözleşmesi imzalamayı planladığını söylemişti.

S-400 KRİZİ

NATO üyesi olan Türkiye’nin Rusya’ya ait bir savunma sistemine sahip olması, başta ABD olmak üzere ittifakın diğer üyeleri arasında tepkiyle karşılanıyor.

S-400’lerin NATO’ya entegre askeri teçhizatla birlikte kullanıldığında hassas teknolojik bilgilerin sızabileceğinden endişe ediliyor.

Türkiye’nin Rus S-400 hava savunma sistemlerini teslim almaya başlamasının ardından F-35 savaş uçağı programından çıkaran ABD, Ankara’nın sistemi aktif hale getirmesi durumunda Türkiye’ye ağır yaptırımlar uygulayacağını belirtiyor.

ABD Savunma Bakanı: Suriye’nin kuzeyindeki askerleri çekme işlemi tamamlandı

Okumaya devam et

Gündem

11 ayda 1606 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti

Türkiye’de her yıl bir ilçe nüfusu kadar işçi, iş kazalarında hayatını kaybediyor. 2019’un 11 ayında kayıtlara geçen bu rakam 1606 oldu.

BOLD – İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Kasım ayı ile yılın ilk 11 ayında yaşanan iş cinayetlerine dair hazırladığı raporunu açıkladı. Rapordaki verilere göre, Kasım ayında yaşanan iş kazalarında en az 126 işçi hayatını kaybetti. Bu yılın ilk 11 ayında hayatını kaybeden işçi sayısı ise en az 1606.

EN ÇOK ÖLÜM TEMMUZ AYINDA

Hazırlanan raporda işçi ölümlerinin aylara göre dağılımını dair veriler de paylaşıldı. Buna göre; Ocak ayında 159 işçi, Şubat ayında 127 işçi, Mart ayında 114 işçi, Nisan ayında 153 işçi, Mayıs ayında 164 işçi, Haziran ayında 131 işçi, Temmuz ayında 178 işçi, Ağustos ayında 149 işçi, Eylül ayında 147 işçi, Ekim ayında 158 işçi ve Kasım ayında 126 işçi olmak üzere Türkiye’de 2019 yılının ilk 11 ayında en az 1606 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

İNTİHAR VAKALARI DA ARTTI

Raporda ayrıca son zamanlarda artan intihar vakaları ile ilgili veriler de yer aldı. Son 6 yılda 351 işçinin ağır çalışma koşullarından veya işsizlik nedeniyle intihar ettiği hatırlatılan raporda, yıllara göre veriler de yer aldı. Buna göre, 2013 yılında en az 15, 2014 yılında en az 25, 2015 yılında en az 59, 2016 yılında en az 90, 2017 yılında en az 89, 2018 yılında ise en az 73 işçi iş yeri içinde veya dışında işe bağlı olarak intihar ederek yaşamını yitirdi.

“2020’nin haline bak! Devlet görsün şimdi bizi…”

Okumaya devam et

Popular