Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Tekme atarak avukat Zeycan Balcı’nın belini kıran polis 3 yıl sonra yargılanacak

Avukat Zeycan Balcı’ya tekme atarak sakat kalmasına sebep olan polis, 9 Aralık’ta hakim karşısına çıkacak. Balcı, 2016’da yargılanan meslektaşlarına destek olmak için oturma eylemine katılmıştı.

BOLD- Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi 22 avukatın yargılandığı davanın 30 Mart 2016 tarihinde görülen duruşması sonrası adliye önünde oturma eylemi yapan avukatlara polis müdahale etmiş, eylemciler arasında bulunan avukat Zeycan Balcı Şimşek aldığı tekme darbeleri sonrası beli kırılmıştı. Felç kalma tehlikesi atlatan Şimşek’in belinin sol tarafındaki omur uçları kırıldı ve aylarca tedavi gördü.

3 YIL SONRA YARGILAMA

Aldığı darbeler sonrası, Şimşek’in yüzde 24 engelli kalmasına neden olan tekmeyi attığı iddia edilen polis memuru Murat A.’ya olaydan üç yıl sonra, 7 yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı. Polis memuru Murat A., “Yaralama, kemiklerin kırılmasına sebep olacak şekilde kasten yaralama, zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması” suçlarından 9 Aralık’ta hakim karşısına çıkacak.

İDDİANAME: POLİS MEMURU SINIRI AŞTI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Adli Tıp raporuna göre Balcı’nın kırıklarının yaşam fonksiyonlarına etkisinin orta derecede olduğu belirtildi. Bilirkişi incelemesinde, Balcı’ya vuran görevlinin Murat A. olduğunun tespit edildiği ifade edilerek “Görüntüler, fotoğraflar, bilirkişi raporları ve tanık beyanlarıyla, İstanbul Adliyesi önünde oturma eylemi yapan İstanbul Barosundaki avukatlara başsavcı talimatıyla müdahale edildiği sırada, şüpheli polis memuru Murat A.’nın zor kullanma yetkisinde sınırı aşarak Balcı’ya tekme attığı, tekme sonucunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmanın meydana geldiği, böylece şüphelinin atılı suçu işlediği anlaşılmıştır” denildi.

ŞÜPHELİ POLİS: KESİNLİKLE TEKME ATMADIM

Murat A. ise ifadesinde fotoğraftaki polis memurunun kendisi olmadığını söyledi. Avukatların oturma eylemine müdahale ettiklerini belirterek “Başsavcı talimatıydı. Kesinlikle tekme atmadım” dedi.

DAYANIŞMA ÇAĞRISI

Zeycan Balcı Şimşek, sosyal medya hesabından olay günü yaşanan ve dava dosyasında da yer alan görüntüleri paylaşarak dayanışma çağrısında bulundu. Şimşek’in paylaştığı haber görüntülerinde; kol kola giren avukatların polisler tarafından çekiştirilerek kaldırıldığı, iteklendiği, tartaklandığı görülüyor.

Balcı ise beline gelen darbeler üzerine birkaç merdiven düştükten sonra çığlıklar atıyor, kıpırdayamaz hale geliyor. Balcı’nın çığlıkları üzerine polisler uzaklaşıyor. Yerde yatan Balcı, ambulansla hastaneye kaldırılıyor. Şimşek videoyu şu not ile paylaştı: ”Cübbemle basın açıklamasına katılmak isteyen bir kadın avukattım. Arkamdan defalarca beni tekmeleyen bir polisin işkencesiyle belim kırıldı ve Adli Tıp Raporu ile yüzde 24 sakat kaldığım belgelendi. Sanık polis ilk kez 9 Aralık’ta hakim karşısına çıkıyor. Duruşmaya hepinizi bekliyorum!”

Avukat Zeycan Balcı Şimşek’in dayanışma çağrısı meslektaşlarından karşılık buldu.

Okumaya devam et
Reklamlar

Gündem

39 yerleşim yeri karantina altına alındı

İçişleri Bakanlığı koronavirüs salgını nedeniyle Türkiye genelinde 39 yerleşim yerinde karantina uygulamasının yapıldığını açıkladı.

BOLD-Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle alınan tedbirleri açıklayan İçişleri Bakanlığı, sosyal medya hesabından yaptığı bilgilendirme paylaşımında “Karantina uygulamaları; 18 ilimizdeki; 1 belde, 6 mahalle, 28 köy ve 4 mezra olmak üzere toplam 39 yerleşim yerinde uygulanmaktadır” dedi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, bugün saat 15.15 itibarıyla Türkiye genelinde 39 yerleşim yerinde, mülki idare amirleri başkanlığındaki il ve ilçe hıfzıssıhha kurulları kararıyla karantina uygulamasının yapıldığı belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Karantina, 18 ilimizdeki 1 belde, 6 mahalle, 28 köy ve 4 mezra olmak üzere toplam 39 yerleşim yerinde uygulanmaktadır. Söz konusu karantina uygulamaları tedbir amaçlı olup, koronavirüs salgınının yayılarak vatandaşlarımızın hayatını tehdit etmesini engellemek ve yerleşim yerlerindeki sosyal izolasyonu sağlamak üzere alınmıştır.”

Otizmli Hamza Tarık’ın annesinden feryat: Çok çaresizim, eşimi serbest bırakın!

Okumaya devam et

Gündem

Koronavirüs uzmanını ihraç ettiren rektör tedavi üzerinde çalıştıklarını açıkladı

Türkiye’nin tek koronavirüs uzmanı Doç. Dr. Mustafa Ulaşlı’nın ihraç edildiği Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Gül konuştu: “Tedavi üzerinde çalışıyoruz.”

BOLD – Prof. Dr. Ali Gül, koronavirüsün dünyanın 190 ülkesinde yayılan bir virüs olduğunu ve Türkiye’nin de bu pandemiye maruz kaldığını ifade etti. Dünya genelinde çeşitli ilaç denemeleri yapıldığını aktaran Gür “Bu süreçlerde biliyoruz ki en önemli olan şey aşıdır ama bu da takriben 1-2 yıl gibi belirli bir süre alıyor. Bu süre içerisinde de tedavi denemeleri yapılıyor. Çin de bu anlamda plazma değişimiyle ilgili çalışmalar yaptı. Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu plazma nakliyle ilgili çalışmaları onayladı.” idadelerini kullandı.

GAÜN olarak bu alanda çalışmalar yaptıklarını anlatan Gür şöyle devam etti:

“Tedavi üzerine çalışıyoruz. Büyük aşama kaydettik. Bu sistem, dünyada 1-2 merkezde uygulanan bir sistem. Dünyada kan değişimi yapılıyor ama temel sorunu şu; nakil sırasında bazı zararlı patojenler de yeni hastaya geçip zarar verebiliyordu. O yüzden sistemin bazı sorunları vardı. İşte bu noktada bizim sistemimiz devreye giriyor. Biz, hasta iyileştikten sonra kanını 600 mililitre kadar alacağız. Daha sonra çeşitli aşamalardan geçirip hasta olan kişiye verirken arada viral patojenler olmadan enjekte edeceğiz. Tedavide asıl mesele buydu ve biz de bunu çözdük. Yani zararlı patojenleri temizleme noktasında bizim modelimiz farklı oluyor. Özel bir sistemle patojenleri yok ediyoruz.”

BU KONUDA DESTEĞE İHTİYACIMIZ VAR

“Patojen değiştirme noktasında Türkiye’de GAÜN dışında bir sistem olmadığını savunan Gür, “Bu noktada desteğe ihtiyacımız var. Şöyle ki daha önce koronavirüse yakalanmış ve tedavisi biten kan donerlerine ihtiyacımız var. Bunu başardığımızda donerlerimizin kanı çok sayıda kişiye umut olacak.” diye konuştu.

Prof. Dr. Ali Gür, Kovid-19 bittiğinde bile söz konusu sistemin yeni oluşabilecek pandemilerde kullanılabileceğine işaret ederek, “Son hazırlıklarımızı yapıyoruz. Nisan ayı sonunda tedaviye başlamış olabileceğiz.” dedi.

EYLÜL 2016’DA İHRAÇ EDİLDİ

Koronavirüs üzerinde doktora yapan tek uzman olan Doç. Dr. Mustafa Ulaşlı 1 Eylül 2016’da çıkarılan KHK ile Gaziantep Üniversitesinden ihraç edildi. Mustafa Ulaşlı, 3 yıl ABD’de, 4 yıl Hollanda’da virüsle ilgili çalışmalar yaptı, uluslararası alanda kabul gören birçok makale yayınladı.

KHK’lı koronavirüs uzmanı Mustafa Ulaşlı BOLD’a konuştu

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Otizmli Hamza Tarık’ın annesinden feryat: Çok çaresizim, eşimi serbest bırakın!

Hülya öğretmen kanserken gözaltına alındı, eşi tutuklandı, biri ağır otizmli iki oğluyla başbaşa kaldı. Saldırganlaşan oğluyla yaşadıklarını anlattığı video yürek parçalayıcı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Otizmli Hamza Tarık Durmuş’un (15) dramını geçtiğimiz günlerde HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu sosyal medya hesabından duyurmuştu. Babası 8 aydır tutuklu, annesi ise 4. evre lenf kanserini atlatmış bir kadındı.

Yamanlar Kolejinde Biyoloji öğretmenliği yapan anne Hülya Durmuş (39), bu kez bir video çekerek çocuğunun durumunu kendisi anlattı.

Otizmli Hamza Tarık’ın annesinden feryat: Çok çaresizim, eşimi serbest bırakın!

Hülya öğretmen kanserken gözaltına alındı, eşi tutuklandı, biri ağır otizmli iki oğluyla başbaşa kaldı. Saldırganlaşan oğluyla yaşadıklarını anlattığı video yürek parçalayıcı.

Gepostet von Bold Medya am Montag, 30. März 2020

 

15 ve 4,5 yaşında iki oğlunun olduğunu söyleyen Hülya Durmuş, “Büyük oğlum yüzde 98 otizmli. Ağır engelli. Aynı zamanda zihinsel engelli. Küçük oğlum Burak çok şükür sağlıklı. Eşim ve ben KHK ile kapatılan kurumlarda öğretmen olarak çalışıyorduk. 15 Temmuz’dan sonra ikimiz de işsiz kaldık. Çok zor günler geçirmeye başladık.” cümleleriyle sözlerine başlıyor.

Yaşadıkları sıkıntıların etkisiyle Ocak 2018’de lenf kanserine yakalanan Hülya Durmuş, 10 ay boyunca yoğun kemoterapi tedavi gördü. Kanser 4. evresindeydi. Agresif bir türdü ve bütün vücuduna yayılmıştı. Ama atlattı.

Hülya Durmuş, 10 ay boyunca tedavi gördükten sonra lenf kanserini atlattı. Oğlu ile geçirdiği zor günler nedeniyle hastalığının yeniden nüksetmesinden korkuyor.

YAMANLAR KOLEJİNDE ÇALIŞTIĞIM İÇİN GÖZALTINA ALINDIM

Bu süreçte eşinin çeşitli işlerde çalışarak hem geçimlerini sağladığını hem de oğluna ve kendisine baktığını belirten Durmuş, “Tam tedavim bitti, iyileştim derken 23 Ekim 2018’de Yamanlar Kolejinde öğretmen olduğum için gözaltına alındım.” dedi.

Durmuş, 4. evre kanser hastası olduğu için tutuksuz yargılanmak üzere bırakıldı. Fakat hakkında açılan dava bitmeden bu kez eşi İbrahim Durmuş 24 Temmuz 2019’da gözaltına alındı. Gaziemir Körfez Dershanesi Şube Müdürü olarak görev yapan baba Durmuş, 8 aydır İzmir Buca Cezaevinde tutuklu. İkinci mahkemede 7 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

BABASI GİDİNCE DAHA ÇOK KIRIP DÖKMEYE BAŞLADI

Eşinin tutuklanmasıyla birlikte engelli oğlu için hayatın daha da zorlaştığını belirten Dumuş, “Çünkü babasına çok düşkündü. Evde ne var, ne yok kırıp dökmeye başladı. Kendine ve bana zarar vermeye başladı. Babası her zaman onu yürüyüşe götürüyordu, bisiklet sürdürüyordu, paten kaydırıyordu. Babasının gitmesiyle birlikte tüm beden temizliği, sakal tıraşından, özbakım becerilerine kadar bütün yük benim üzerime bindi. Ben de rahatsız olduğum için çocuğumla tastamam ilgilenemedim.” ifadelerini kullandı.

REHABİLİTASYON MERKEZLERİ KABUL ETMEDİ

Rehabilitasyon merkezlerine başvurduğunu ama oğlunun kabul edilmediğini anlatan Durmuş, “Çok ağır olduğu için almak istemediler. Tarık öyle bir hala geldi ki, kakasını eline alıp yüzüne, gözüne, ağzına sürmeye başladı.” diye konuştu.

ÇOK ÇARESİZİM, LÜTFEN EŞİMİ BIRAKIN!

Hülya Durmuş, küçük oğlunun bu durumdam çok olumsuz etkilendiğini, abisiyle asla bir odada baş başa kalamadığını söyleyerek ekledi: “Çok korkuyor abisinden. Çünkü Tarık’ın çok şiddetli krizleri oluyor. Vuruyor, kırıyor. Çok çaresizim, bitmiş bir durumdayım. Eşim cezaevinden bir an önce çıksın yanımıza gelsin istiyorum. Korona salgınıyla birlikte ben de risk grubundayım. Eşim sağlıkla yanımıza gelsin, bizi sağlıklı bir şekilde bulsun. Lütfen sesimi duyun, derdime çare olun, eşimi bırakın!”

OĞLUMUZU KAPLICAYA GÖTÜRMEK SUÇ SAYILDI

Telefonla görüştüğümüz Hülya Durmuş, eşinin hakkındak suçlamalarla ilgili ise şöyle devam etti:

“Tarık babasıyla her gün denizdeydi. Kışın da kaplıcalardaydık. O bile suç oldu. Manisa Salihli’de Kurşunlu kaplıcaları var. Her kış oraya gidiyorduk, Tarık havuzda suyu çok seviyor. O gün kaldığımızda başka birileri daha kalmış, çakışmış, niye onlarla aynı gece oradaydın! Biz çocuk için oradayız, bunu anlatamadık. Babası gittikten sonra Tarık denizde teyzesini boğmaya kalktı. Deniz bile artık onu sakinleştirmiyor.

8 KERE TELEFON, 2 KEZ TELEVİZYONU KIRDI

Annem, kızkardeşim ben bir Tarık’a bakamaz hale geldik. Bu halimle bile her gün iki saat Tarık’a yürüyüş yaptırıyorum. Ağzında maskeyle. Evde durmuyor. Evde kalınca kapıların camlarını kırıyor. 8 kere telefonu, 2 kere televizyonu kırdı. Kontrol edemez hale geldim. Sürekli takipteyim. Onu da istemiyor. Bize de vuruyor, eti koparırıcasına ısırıyor. Ama babasıyla aşırı duygusal bir bağları vardı.

AÇIK GÖRÜŞTE YERDE YUVARLANIYORLAR

Açık görüşe götürdüğümde hiç sorun yapmıyor, orada yerde yuvarlanıyorlar. Babasıyal güreşiyorlar. Biz kenara çekilip onları izliyoruz. Çocuk mutsuz, aşırı derecede mutsuz. Baba olmadığı için mutsuz ve depresyonda.”

Baba tutuklu, anne kanser hastası… Otizmli Hamza’nın dramı

Okumaya devam et

Popular