Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

TSK’dan Özgür Arduç raporu: Suça meyilli!

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin balerin Ceren Özdemir’in katili Özgür Arduç hakkında 15 yıl önce rapor hazırladığı ortaya çıktı. 2005’te askerden iki kez firar eden Arduç’la ilgili raporda, “Mizacı kızgın, saldırgan, suça meyilli” denildi.

BOLD – Ordu’da 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Ceren Özdemir’i bıçaklayarak öldüren Özgür Arduç’un her an suç makinesine dönüşebileceği, 2005 baharında askerliğini yaparken fark edildiği ortaya çıktı. Hakkındaki çok ağır rapora rağmen gerekli özen gösterilmeyen Arduç, toplumun içine salındı.

Hürriyet’in haberine göre, Arduç 9 Mart ve 5 Nisan 2005 tarihlerinde askerlikten firar etti. Ardından 21-22 Mayıs 2005’te de askeri cezaevinde isyana kalkıştı. Bu gelişme üzerine, askerliğe elverişli olup olmadığının belirlenmesi için 15-16 Haziran 2005’te Sarıkamış Askeri Hastanesi Psikiyatri Kliniği’ne yatırıldı.

ASKERLİĞE ELVERİŞLİ DEĞİLDİR RAPORU

Ruhsal muayenesinde “Mizacı kızgın ve sosyabilitesi güven telkin etmiyor” denilerek Arduç için şu teşhis konuldu: “Çocukluğundan beri otoriteyle problemlerinin olduğu, impulsivite (davranışlarına bir limit koyamayan), saldırganlık, askerliğin gereklerini yerine getirmediği, suç işlemeye meyilli olduğu anlaşılmaktadır.”

İleri derecede antisosyal kişilik bozukluğu tanısı konan Arduç, 9 Mart 2005’te ‘Askerliğe elverişli değildir’ raporu verilerek terhis edildi.

CEZAİ EHLİYETİ YOK

Arduç, terhis edildikten birkaç ay sonra, 6 Ağustos 2005 tarihinde Ordu’da o zaman 15 yaşında olan Dinçer Akçevre’yi bıçakladı. Arduç, saldırıdan sonra Ordu Devlet Hastanesinde muayene edildi.

9 Mart 2006 tarihli muayene raporunda, ‘Cezai ehliyetini etkileyecek düzeyde psikiyatrik hastalık tespit edilmediği’ vurgulandı. Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun raporunda da, ‘antisosyal kişilik bozukluğunun tek başına cezai sorumluluğu etkilemeyeceği’ belirtildi.

Gezi direnişi sırasında polisin üniversiteliye attığı gaz kapsülü için AYM’den ‘ihlal’ kararı

Gündem

Kovid-19’da vaka sayısı 300 bine dayandı

Koronavirüste bugün 62 kişi hayatını kaybederken, bin 771 yeni vaka tespit edildi. Koronavirüste toplam vaka sayısı ise 299 bin 810’a yükselirken, toplam can kaybı da 7 bin 377 oldu.

BOLD – Koronavirüs salgınıyla ilgili güncel veriler açıklandı. Tabloya göre bugünkü test sayısı 111 bin 113 olarak kayıtlara geçti. Bugün bin 771 yeni vaka tespit edilirken, 62 kişi de hayatını kaybetti. Toplam ağır hasta sayısı bin 402 olduğu tabloda toplam iyileşen hasta sayısı 264 bin 805 oldu.

VAKA SAYISI ARTIYOR

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’deki koronavirüs salgınıyla ilgili güncel verileri açıkladı. 18 Eylül Cuma gününün tablosuna göre, son 24 saatte 62 kişinin hayatını kaybetmesi sonucu can kaybı 7 bin 377 oldu. Bugün bin 771 yeni vaka tespit edildi ve toplam vaka sayısı 299 bin 810’a yükseldi.

TEDBİRDE MÜCADELE BİRLİĞİ ÇAĞRISI

Sosyal medya hesabından güncel verilere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Koca, “Toplam hastalığa yakalanmış kişi sayısı yaklaşık 300.000 oldu. Bugün 62 can kaybımız var. Hastalıkla mücadele etmek tedbirde mücadele birlikteliği ile mümkün. Birlikte mücadele edelim. Sağlık çalışanlarımızın omuzlarındaki yükü azaltmak sorumluluğumuz” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin 18 Eylül 2020 koronavirüs tablosu şöyle:

 

“Dünyada böyle bir uygulama yok” dedi tepkiler gelince çark etti

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Acun Karadağ “Koğuşun değişecek” diyerek Kayseri Cezaevi’ne sürgün edildi

Ankara Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan Acun Karadağ dün gece ‘koğuşun değişecek’ diyerek apar topar çıkartıldığı hücresinden Kayseri Cezaevi’ne sürgün edildiği öğrenildi.  

MUSTAFA GÜRLEK-BOLD ÖZEL

BOLD – KHK ile işten çıkarılan ve Ankara Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önündeki ‘İşimi geri istiyorum’ eylemlerinin sembol isimlerinden biri olan Acun Karadağ’ın kızı İpek Moral, annesinin dün gece yaşadığı sürgünü Bold Medya’ya anlattı.  

Acun Karadağ’ın kızı İpek Moral

İpek Moral, haftalık telefon görüşmesi için annesinin aramasını beklerken Acun Karadağ’ın Ankara Sincan Cezaevi’nden Kayseri Cezaevi’ne nakledildiğini öğrendiğini belirtti. Yaklaşık 25 gün önce tutuklanan Karadağ’ın hücresine gelen cezaevi memurlarının “koğuşun değişecek” diyerek apar topar Kayseri’ye sevk edildiği ortaya çıktı.  

“YAŞADIKLARININ TARİFİ İŞKENCE”

Annesiyle birlikte Alev Şahin’in cezaevi aracıyla bir metre karelik bir alanda Kayseri’ye götürülmek üzere yola çıkartıldığını ifade eden İpek Moral, “Nakil süreci uzun sürmüş. Çok fazla toza maruz kalmışlar. Annemin astım hastalığı var. Yaşadıklarının tarifi işkencedir.” şeklinde konuştu.  

“Annemin koğuş arkadaşlarına veda etmesine dahi müsaade etmediler” diyerek gece yaşanan sürgünü anlatan Moral, “Cezaevi kantininden yeni aldıkları eşyaları Sincan’da kaldı. Cezaevi yönetimi kontrol ettikten sonra göndereceklerini söylemişler. Annemin kitapları da eline yeni ulaşmıştı. Sincan Cezaevi’nin onaylı kaşesi olmasına rağmen Kayseri Cezaevi’nde yeniden kaşe basılması gerektiğini söylemişler” dedi. 

“SIRF EZİYET OLSUN DİYE AİLELERİNDEN UZAK ŞEHİRLERE NAKİL EDİLDİLER”

Ankara Sincan Cezaevinde tutuklu bulunan Yüksel Direnişçilerinin kasıtlı olarak farklı cezaevlerine sürgün edildiğini anlatan Moral, “Sincan’da karantina koğuşunda kalıyordu. Şimdi Kayseri’de yine bir 2 haftalık karantina süreci olacak. Şu an Alev Şahin ile birlikte kalıyor. Tüm siyasi tutukluları, sırf eziyet olsun diye ailelerinin yaşadığı şehirlerden uzak ters istikamette sevk etmişler. Aynı zamanda tutuklularının ailerlerine de işkence yapılıyor. Nazan Bozkurt’un ailesi Ankara’da fakat Gebze’ye sevk edildi. Ben İstanbul’da yaşıyorum. Annem Acun Karadağ’ı Gebze yerine Kayseri’ye gönderdiler. Mehmet Dersulu’nun ailesi Hatay’da Mehmet’i neden Adana’ya değil de Bolu’ya sürdüler?” diye sordu.  

Mahmut Konuk’unda Adana’ya ailesinden uzak bir şehre sevk edildiğini belirten Moral, “Bu yapılanların hepsi kasıtlı. Kadınlar için Sincan’da siyasi tutuklular kısmı varken yapılan bu uygulamaları keyfi olarak görüyorum. Suçsuz olduklarının ispatı dosyalarda olmasına rağmen bu yapılanlar işkence” şeklinde değerlendirdi.  

NE OLMUŞTU? 

Ankara Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde “İşimizi geri istiyoruz” eylemini sürdüren Acun Karadağ, Alev Şahin, Armağan Özbaş, Mahmut Konuk, Mehmet Dersulu, Nazan Bozkurt 13 Ağustos’ta evlerine düzenlenen polis baskınıyla gözaltına alındı. Yüksel eylemcileri, 8 gün süren gözaltı sonunda çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. 

Bahçeli, TTB’nin kapatılmasını ikinci kez istedi

 

Okumaya devam et

Gündem

Bahçeli, TTB’nin kapatılmasını ikinci kez istedi

TTB’nin kapatılması gerektiği ile ilgili daha önce açıklama yapan MHP Lideri Devlet Bahçeli, TTB için inceleme heyeti kurduklarını açıkladı. Bahçeli, inceleme sonrasında TTB’nin “kirli çamaşırları”nın ortaya çıkmasını ümit ettiklerini belirtti.

BOLD – Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) kapatılmasını çağrısını tekrarlayan MHP Genel Başkanı Devlet Devlet Bahçeli, birliğin yöneticilerinden hesap sorulmasını istedi. Parti bünyesinde TTB için bir heyet kurulduğunu açıklayan Bahçeli, inceleme sonrası ortaya çıkacak dosyanın Cumhuriyet Savcılıklarına intikal ettirileceğini kaydetti.

VAKA SAYILARI GİDEREK TIRMANIYOR

Vahim bir salgınla mücadele edildiğini hatırlatan Bahçeli, “Her gün insanlarımızı kaybediyoruz. Vaka sayısı giderek tırmanıyor. Yoğun bakımdaki hasta sayımız artıyor. Buna karşılık hekimlerimiz, hemşirelerimiz ve diğer sağlık çalışanlarımız hakikaten insanüstü bir emek sarf ediyor. İnsani ve vicdani değerlere haiz hiçbir insanımız Kovid-19 hastalığının yayılmasını istemez. Hükumet canla, başla, samimiyetle habis virüse karşı direniyor, bütün imkanlar seferber ediliyor” dedi.

TOPLUMSAL HAREKETLENME Mİ ARZU EDİLİYOR?

“Türkiye’nin böylesi kırılgan bir döneminde sağlık kuruluşlarında siyah kurdele takmanın ne manası var?” diye Bahçeli, “Hükumeti ve devleti hedef alarak “Yönetemiyorsunuz, ölüyor, tükeniyoruz” temalı karanlık ve maksatlı eyleme niye ihtiyaç duyuluyor? Nereye varılmak isteniyor? Salgından toplumsal hareketlenme mi arzulanıyor? Bunları millet adına sormak en tabii hakkımız” dedi.

BİRLİK KAPATILMALI, YÖNETİCİLERİNDEN HESAP SORULMALI

Twitter’den TTB ile ilgili yaptığı açıklamanın sonuna kadar arkasında olduğunu belirten Bahçeli, “Türk Tabipleri Birliği derhal kapatılmalıdır. Bu Birliğin yöneticilerinden hesap sorulmalıdır. Bakıyorum ki, malum medya organları, kalemini satmış sözde yazar çizer taifesi bizi eleştiriyor. TTB’nin tetikçiliğine heveslenen siyasi çıkarcıları aziz milletimiz ibretle takip ediyor” dedi.

ÜMİDİMİZ KİRLİ ÇAMAŞIRLARININ ORTAYA ÇIKMASIDIR

TTB’nin faaliyetlerinin incelenmesi için MHP içinde heyet kurulduğunu belirten Bahçeli, “Bu heyet marifetince Türk Tabipleri Birliği’nin dünü, bugünü, bütün fiili ve eylemleri incelenecek, gerekirse hazırlanacak dosya Cumhuriyet Savcılıklarına intikal ettirilecektir. Ümidimiz, kirli çamaşırların ortaya çıkmasıdır” dedi.

“Dünyada böyle bir uygulama yok” dedi tepkiler gelince çark etti

Okumaya devam et

Popular