Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Şantaj politikasının sonu: ABD bölgedeki partnerini Yunanistan olarak güncelliyor

Erdoğan’ın şantaj politikasıyla ABD, partnerini Yunanistan olarak güncelliyor. İki ülke arasında imzalanan son anlaşmalar ışığında Türkiye’nin stratejik önemini tüketişi analizi..

FATİH YURTSEVEN

BOLD ANALİZ

AB ülkelerine karşı şantaj diplomasinin işlediğini gören Erdoğan Rejimi, her defasında elini daha fazla açıyor. Ancak; ABD ve AB’yi birbirinden ayırmak gerekiyor. ABD Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı nasıl etkileyeceğini gayet iyi biliyor. Hem rahip Brunson hem de Barış Pınarı Harekatının durdurulmasında, kişisel mal varlığının araştırılması gibi sert yaptırımları gündeme getirerek, Erdoğan’a kolayca geri adım attırıyor.

ABD küresel bir güç. Bu gücün ABD’ye yüklediği birtakım sorumluluklar var. Bu sorumlulukların başında da uzun vadeli planlar yapmak ve doğru aktörler ile çalışmak geliyor. Türk-Amerikan ilişkilerinde, her ne kadar Erdoğan’ın kıvrak dönüşleri ve içeriği tam olarak bilinmeyen Trump ile ilişkileri nedeniyle henüz büyük bir kaza yaşanmasa da köklü ilişkilerin çok ciddi yara aldığı aşikâr.

15 Temmuz sonrasında Rusya ile yaşanan yakınlaşma, S-400 alımı, Suriye meselesi gibi konular ABD’yi uzun vadeli bölge stratejisi açısından Türkiye’ye alternatif olabilecek seçenekleri bulmaya zorladı. Yunanistan ABD için bölgede yeni bir stratejik ortak olarak gündeme geldi.

YUNANİSTAN ARTIK TÜRKİYE’NİN ALTERNATİFİ

Yunanistan’da 2014 yılında yapılan bir kamuoyu araştırmasına katılanlarının %34 ‘ü dünyayı ABD’nin yönetmesi %52’si ise Rusların yönetmesi daha iyi cevabını verdi. Çipras seçildikten sonra ekonomik destek almak ümidiyle Rusya’ya gitti, ancak eli boş döndü. Aslında 2013 yılında Güney Kıbrıs’ın da ekonomik yardım talebine olumlu cevap vermemişti. Yunanistan, Türkiye ve Rusya arasında Türk Akımı, S-400 alımı gibi konularda yaşanan yakınlaşma nedeniyle Türk-Yunan sorunlarında Rusya’yı 80’lerde olduğu gibi güvenilir bir ortak olarak görmüyor.

Rusya ve Yunanistan’ın Batı Balkanlara bakış açısı da farklılık arz ediyor. Yunanistan Ukrayna Ortodoks kilisenin, Rusya Ortodoks kilisesinden ayrılışına onay verdi. Makedonya ile isim krizinin çözülmesi, Kuzey Makedonya’ya NATO üyeliğinin önünü açtı. İki Rus diplomat bu anlaşmayı sabote etmek için milliyetçileri ayaklandırmaya çalışmakla suçlanarak sınır dışı edildi. Çipras’ın 2017 yılında yaptığı ABD ziyaretinde, iki ülke arasında F-16 uçaklarının modernizasyonu için 1 milyar dolarlık anlaşma imzalandı. Son sekiz yıldır savunma harcamalarında %50 kesintiye giden Yunanistan için ABD yardımı bu noktada çok önemli. ABD Balkanlar ve Doğu Avrupa’nın kontrol edilmesinde Romanya ve Polonya’nın yanında Yunanistan’ı da kilit ülke olarak görüyor.

Yunanistan Başbakanı Mitsotakis ile ABD Dışişleri Bakanı Pampeo

ABD İNCİRLİK’İN ALTERNATİFİNİ YUNANİSTAN’A KURUYOR VE TEKNOLOJİ TRANSFER EDİYOR

Nihayetinde güvenlik ve jeopolitik ortamda yaşanan gelişmeler ABD ve Yunanistan’ı birbirine yakınlaştırdı. Nitekim bu gelişmelerin ilk somut yansıması da meyvesini 7 Ekim’de yapılan ABD-Yunanistan stratejik diyalog toplantısında verdi. Doğu Akdeniz ve değişen güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda ABD-Yunanistan Savunma İşbirliği Anlaşması 7 Ekim tarihinde yapılan Stratejik Diyalog Toplantısında yenilendi. Bu anlaşma ile ABD başta insansız hava araçları olmak üzere kritik askeri sistemler konusunda teknoloji transferi yapacak, Dedeağaç’ta bir deniz üssü kuracak, Girit-Suda deniz üssü genişletilecek, Larissa Hava Üssü ortak kullanılacak, ABD Stefanovikio’da helikopter üssü kuracak. Anlaşma’nın içeriğinden de anlaşılacağı üzere ABD İncirlik Üssü’nün de taşınması dahil Yunanistan’ı Türkiye’nin alternatifi olarak görüyor.

Hal böyle iken ABD Temsilciler Meclisi Türkiye’ye yaptırımı ve İncirlik Üssü’ne alternatif seçeneklerin değerlendirilmesini içeren yasa tasarısını gündeme almışken, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu; yaptırım gündeme gelirse İncirlik ve Kürecik de masaya gelir açıklaması yapıyor. Yunanistan daha dün Türkiye’yi Libya Anlaşması nedeniyle BM Güvenlik Konseyine şikâyet ederek, kınama talep etti. Zaten daimî olan Fransa ile ilişkiler gergin. Üstüne bir de ABD-Yunanistan ilişkilerinin hızla arttığı bir zaman diliminde, sinir uçlarına dokunurcasına Yunan Başkanının ABD ziyareti öncesinde İncirlik ve Kürecik’i gündeme getirmek, akılla değil ancak şantaj diplomasisi ile açıklanabilir.

Bütün bu gelişmeleri köşesinde ellerini ovuşturarak izleyen tek kişi Rus lider Putin. Yaşanan her krizin Türkiye’yi Rusya’ya daha da mecbur ettiği ortada iken Türkiye’nin NATO üyeliğini sonlandırabilecek Kürecik ve İncirlik kartlarının masaya sürülmesi bir tek nedenle açıklanabilir. Erdoğan rejiminin bekası devletin bekasının çok çok üzerinde.

Erdoğan’ın son basın toplantısında kurduğu cümle durumu özetler gibiydi: “İngiltere, Almanya, Fransa ve ‘şahsım’ dörtlü zirve yaptık.”

Analiz

Politik açıdan korona tarihi: Başlangıç-yayılış…

Korona salgını dünya tarihini etkileyecek sonuçlarıyla giderek yayılıyor. Salgının başladığı andan bu güne ilerleyen, derinleşen bir de politik tarihi var…

BOLD – Korona salgınıyla savaşan dünya, bir taraftan aşı ve ilaç bulmaya çalışırken; diğer taraftan da virüsün tarihi gelişimini açığa çıkarmaya çalışıyor. Nasıl başladığı ve nasıl yayıldığını tam olarak çözebilmek; hem bundan sonraki salgınlar için önemli hem de koronayla savaşta gerekli verileri sağlayacak bilim insanları için.

Virüsün çözmek için korona pozitif çıkanların cep telefonu verileri ve Çin’in Wuhan kentinde yaşayanların Cep telefonu HTS kayıtları incelendi. Çıkan sonuç insanlık tarihinin salgınla ilgili oluşturduğu tecrübeyi teyid etti: Seyahat etmeyi durdurun, vürüsün dünyaya yayılmasını engelleyin.

Bilinen ilk vakaların çoğu, Wuhan, Çin’de bir deniz ürünleri pazarındaydı. Wuhan, 11 milyonluk bir şehir ve bir ulaşım merkezi.
İlk önce dört tane vaka ortaya çıktı. Doktorlar ne olduğunu anlayıncaya kadar düzinelerce büyüdü. Doktorlar sadece hasta insanların normal tedavilere cevap vermeyen bir virüse sahip olduklarını biliyorlardı.

Ama o an bile hastalık çok yayılmıştı ve 1000’den fazla kişi hasta olmuştu. Ama Çin bunu kendi kamuoyundan da Dünya Sağlık Örgütü’nden de gizledi. Filmin koptuğu yer burasıydı.

ÇİN’İN YALANLARIYLA GELEN FELAKET

Her hasta ortalama iki veya üç kişiyi enfekte ederek olay büyüyordu. . Ancak Çinli yetkililer, Aralık ayında halkı riskler konusunda uyarmadılar. Hükümet, 31 Aralık’a kadar Dünya Sağlık Örgütü’nü uyarıp bir açıklama ve bir güvence yayınlamamıştı: “Hastalık önlenebilir ve kontrol edilebilir” dedi. Resmen dünya sağlık örgütüne yalan söylüyorlardı.

Üstelik çok kritik bir zamanlama vardı. Ay Yeni Yılı gelmişti. Milyarlık nüfüsa sahip Çinde yüz milyonlar hareket haline geçti.

TİMES Gazetesi, bu yüz milyonların hareketlerini telekom şirketlerinin verilerine göre yayınladı. Hastalığın merkezi Wuhan’dan en az 175.000 kişi ayrıldı.

4 MİLYON KİŞİ WUHAN’DAN KAÇTI

Hastalık Wuhan’da artık tüm halk tarafından gözle görülür hale gelince 11 milyonluk şehirden 4 milyon kişi göç etti. Yüzbinlerce enfekte yolcu…

Çinli yetkililer sıralı yalanlardan sonra 21 Ocak’ta insandan insana bulaşma riskini kabul ettiler. Kabul etmelerinin sebebi hastalıkla artık başa çıkamıyorlardı. Pekin, Şanghay ve diğer büyük şehirlerde yerel salgınlar patlamıştı çünkü.

İki gün sonra 23 Ocak‘ta, yetkililer Wuhan’ı kilitlediler, sonra başka şehirleri ve Çin’de seyahat durdu. Çin doğru bilgileri dünyaya zamanında vermediği için Ocak ayı başında dünyaya Çinlilerin seyahatları normal olarak sürdü. Binlerce insan Wuhan’dan dünyanın dört bir yanındaki şehirlere uçtu.

Çin dışında ilk vaka Ocak ortasında, ateş, baş ağrısı ve boğaz ağrısına rağmen Wuhan’dan Bangkok’a seyahat eden 61 yaşındaki bir kadında çıktı. Tokyo, Singapur, Honkong onu izledi.

Çin’in gerçek bilgileri vermesinden sonra, dünyanın Çin’e seyahat yasağı getirmesi Ocak sonu itibariyle başladı ama dünyaya milyonlarca Çinli gitmişti. Onu bırakın binlerce Wuhan’lı hala dünyanın farklı yerlerindeydi.

Artık herşey için çok geçti. Sadece Wuhan’dan gelen gezginler 26 ülkede 30’dan şehiri enfekte ettiler.

VİRÜSÜN DÜNYAYI ELE GEÇİRDİĞİ TARİH: ŞUBAT 2020

Şubat ayı virüsün dünyada kuluçka ayı oldu böylece. 1 Mart’a geldiğimizde İtalya, İran ve Güney Kore’de binlerce vaka vardı. Çin izole edilmişti ama artık yeni yayılma merkezleri İtalya ve İran’dı.

Ama dünya birşey öğrenmişti.

Çin hastaları sistematik olarak test etmeye, izlemeye ve izole etmeye başladığında, yeni vakalar dramatik bir şekilde azalmıştı Virüsü yavaşlatmanın mümkün olduğunu gösteriyordu bu. Benzer önlemler Singapur, Hong Kong ve Güney Kore’deki yayılımı yavaşlattı.
Bu yöntemi en iyi uygulayan Güney Kore oldu. Üstelik Güney Kore’nin tecrübe avantajı vardı.

GÜNEY KORE

2015’teki MERS (Orta Doğu Solunum Sendromu) salgını Arabistan’dan sonra Güney Kore’yi de vurmuştu. Orada edindikleri tecrübeden ders çıkardılar.

Bulaşıcı hastalıklar stratejisi geliştirip, Hastalık Kontrol Merkezi’ni kurdular. En kötü olasılıklara karşı hazırlıkları yürüten özel bir birim oluşturuldu. Koronavirüs salgınında bu birim anında devreye girdi.

Güney Kore 17 gün içinde koronavirüs testi geliştirip ülke çapında geniş bir laboratuvar ağı kurdular. İki şirkete test kiti üretmeleri için devlet desteği sağlandı. Günde 140 bin test kiti üretme kapasitesine eriştiler. Günde 20 bin kişi test ediliyor. Güney Kore’nin test kitinin başarı oranı yüzde 98

Bir vaka belirlediklerinde anında GPS sinyallerinden temas ettiği herkesi test edip gerekirse karantinaya aldılar ve virüsün yayılımını durdurup, ibreyi geri çevirdiler. Hastalık Kontrol Merkezi elemanları dedektif gibi çalışıyor.

REJİMİN HALKA TERCİH EDİLDİĞİ ÜLKE: İRAN

İran’da işler Güney Kore’nin tam tersi ilerledi. Tıpkı Çin’de olduğu gibi devletlerini güçlü göstermek, rejimin propagandası herşeyin önünde tutuldu.

Virüs dünyanın gündemindeyken ve İran’da vakalar başlamışken, Dini lider Ayetullah Ali Hamaney, İran’ın “düşmanlarını” tehdidi “abartmakla” suçladı. Bir hafta sonra, vaka ve hayatını kaybedenlerin sayıları aniden arttığında, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Hamaney’in sözlerini tekrarlayarak, “düşmanlarının komplo teorilerine ve korku tellallığına” karşı uyardı.

Ruhani, bunların ülkeyi durma noktasına getirmek için planlandığını söyledi ve İranlılara günlük faaliyetlerine ve işlerine devam etme çağrısı yaptı.

Şubat ayında ülkede iki önemli olay meydana geldi: İslam Devrimi’nin 41’inci yıl dönümü ve parlamenter seçimler. Tahran’daki sağlık bakanlarına ölümlerin başladığını bildiren rapor gönderilerek bu iki olayın iptal edilmesi istendi.

Seçimden kısa bir sure sonra, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, İran’ın “düşmanlarını” seçmenleri sandıklardan uzaklaştırmak için koronavirüs tehdidini abartmakla suçladı.

SAĞLIKÇI ÖLÜMLERİ BAŞLADI

Sonra doktorlar ve hemşireler ölmeye başladı çünkü yeterli tıbbi malzeme yoktu.  Yürek parçalayıcı vakalardan biri, kuzeydeki Lahican şehrinde hemşirelik yapan ve Şubat ayının sonlarına doğru hayatını kaybeden 25 yaşındaki Narjes Khanalizadeh’di.

Rejimin elindeki medya bunu yalanladı, kahraman doktor ve sağlık personeli videoları yapmaya başladılar.

Virüsün hızla yayılmasına neden olan Kum kentiydi. Çin’den bu kente gelen ve ölen bir kişi ilk virisün tespit edildiği kişiydi. Kum kentinin ibadete kapatılması istendi.

Kum kenti, Şii Müslümanlar için önemli bir hac yeri. Ülkedeki en üst düzey din bilginlerinin yaşadığı yer ve her yıl ülke içinden 20 milyon, ülke dışındansa 2,5 milyon turist kenti ziyaret ediyor. Ama tam tersi dini lider hacıları teşvik etti. Çünkü rejim için önemli bir noktaydı. Ve gelen hacılarla hastalık bütün ülkeye yayıldı.

Sonra ölüm sayıları gizlenmeye başlandı o kadar ki, sayıları yalanlayan Sağlık Bakanı kameraların önünde öksürüklerini gizleyemedi. Sonunda onun da hasta olduğu ortaya çıktı. Şuan İran hastalığa teslim olmuş durumda. Sağlık görevlileri kitleler halinde enfekte oluyor. Ölen ölecek kalan kalacak durumu sözkonusu..

ÇÖKEN SAĞLIK SİSTEMİ: İTALYA

İtalya dezavantajları ve hatalarıyla Avrupa’nın enfekte olmasını hızlandıran ülke oldu ve çok ağır bedeller ödüyor. Dezavantajı güzelli nedeniyle aşırı turist çekmesi. Dev gemilerle gelen turistler hastalık taşıyıcısı oldular.

Ülkede hastalık yayılmaya başladığında ise refleks göstermekte geciktiler. Virüsün ilk görüldüğü bölgeleri karantinaya alma kararında zaten gecikmişlerdi, daha büyük hata yapıp karantina kararını açıklamadan önce karar halka sızdı. O şehirdekiler tıpkı Wuhan’da olduğu gibi karantina ilanından önce başka şehirlere kaçtı.

Asıl büyük hata ise Bergamo’da oldu. Tıpkı Türkiye’deki şehirler gibi sıkışık bir şehir olması virüsü yayıyordu zaten. Üstüne bi de 19 Şubat’taki Atalanta-Valencia Şampiyonlar Ligi Maçı geldi. Maçta binlerce kişi enfekte oldu. O maça giden 40 bin kişinin bulaştırma deposu olduğu düşünülüyor.

HAZIR SENARYO: ALMANYA

Gelelim realistler diyarı Almanya’ya.

Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamasından sonra halkının karşısına çıkıp gerçekleri en açık biçimde söyleyen lider Merkel oldu. 2. Dünya savaşından sonra karşılaştığımız en büyük zorluk dedi. 2. Dünya savaşında dümdüz olmuş Almanya’da bu halk için çok güçlü bir uyarı oldu. Hükümet toplumun ne kadar kesiminin enfekte olacağını, kimin hafif kimin ağır atlatacağını, risk grubu ve ölüm öngörülerini paylaştı.
Merkel’in kendisi bile koronalı biriyle temas ettiği için karantina altına alınmayı kabul etti.

Angela Merkel hükümeti, koronavirüs salgınıyla mücadelede ülkenin 129 yıllık geçmişe sahip Robert Koch Enstitüsü’nün tavsiyelerini uyguluyor.

Eş zamanlı iki plan devreye soktu Almanya. Virisün hızını azaltmak için halkı bilinçlendirerek gönüllü izolasyon başlattı, ardından fasılalarla kapatma kararları verdi. Okullar, restoranlar, kafeler, kuaförler.

Büyük endrüstri fabrikaları solunum cihazı üretmek için devreye sokuldu. Kimya devi ülke bir yandan da dezenfektan üretimini hızlandırdı. Ve yeni hastaneler için daha önceden planlanmış yerlerde dönüşüm başladı.

Şeffaflık için de il il ilçe ilçe nerede ne kadar hasta olduğuna ilişkin web sayfası devreye sokuldu. Kritik birkaç merkezde hızla sokağa çıkma yasağı başlatıldı. Önlemler sayesinde ülkede tempo düşse de hayat kabul edilebilir bir olağanlıkla devam edebildi.

BİLİNMEZLER ÜLKESİ: TÜRKİYE

Türkiye ise Çin ve İran refleksini benimsedi. Şeffaflık yerine güçlü devlet imajı izleniyor. Açıklanan ilk ölüm vakasından daha önce ülkenin eski Kara Kuvvetleri Komutanı’nın koronadan öldüğü ortaya çıktı. O da gazeteciler sayesinde. Hükümet kabul etti.

Hükümet, Merkez Bankası’nın en kötü günler için tuttuğu ve kefen parası olarak nitelenen ihtiyat akçesi dahil ekonominin tüm kaynaklarını tüketmiş olarak krize yakalandı. Bu nedenle sert yasak kararları uygulayamıyor çünkü halkı destekleyebilecek para yok. Bu da virüsü hızlandırıyor.

Türkiye’de strateji yaz aylarıyla birlikte virüsün kendiliğinden yokolacağı üzerine kurulu. Türkiye ile ilgili analiz şu an itibariyle mümkün değil çünkü veriler şeffaf değil. Buna yayılım, ölü ve tedavi edilen hasta sayısı da dahil…

Dünya genelinde 25 Ocak’ta ölü sayısı 56 iken, 25 Şubat’ta 2.700, 25 Mart’ta 20.912 oldu. Bunlar tespit edilen rakamlar. Mart ayı sonuna gelindiğinde dünyada artık 1 milyon vakadan sözediliyordu…

Okumaya devam et

Analiz

Diktatörleri karşısında kör olmayı tercih edenler yaşatır

AİHM’in resmi internet sitesine girdiğinizde, mahkemenin tanıtım filmiyle karşılaşıyorsunuz. Erdoğan’a karşı davranışlarında AİHM üyeleri oturup bu tanıtım filmini tekrar izlemeli.

BOLD ANALİZ

FATİH YURTSEVER

Diktatörleri karşısında kör olmayı tercih edenler yaşatır

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’nin resmi internet sitesine girdiğinizde, mahkemenin tanıtım filmini izleyebilirsiniz. İnsanlık en çirkin yüzünü II. Dünya Savaşı’nda gösterdi. Milyonlarca insan öldürüldü, soykırıma uğradı. İşte bu tanıtım videosunda AİHM’nin insanlığın bir daha aynı vahşeti tekrar işlememesi için kurulduğu anlatılıyor. Temel hak ve özgürlüklerin korunması görevi insanlık adına AİHM’e veriliyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti anayasal olarak AİHM’nin yargı yetkisini tanıyor ve mahkemenin kararlarının yerel mahkemelerce dikkate alınacağını teminat altına alıyor. Buraya kadar her şey çok güzel. Ancak Türkiye için durum fiiliyatta çok farklı. 15 Temmuz Erdoğan Darbesiyle Türkiye’de anayasal düzen askıya alındı. 20 Temmuz Yenikapı mitingi ile de Türkiye’de muhalefet ve sivil toplumun desteğiyle Erdoğan Diktatörlüğü ilan edildi.

Maalesef Batı Hitler’de yaptığı aynı hatayı, Erdoğan vakasında da tekrarlıyor. Hitler Çekoslavakya’yı işgal ettiğinde üç maymunu oynanan Batı, daha sonra yapacakları konusunda Hitlere bilerek veya bilemeyerek en büyük desteği verdi. Tarih tekerrür etti ve Erdoğan rejimi ülkede kitlesel kıyıma başladığında en büyük onayı, KHK’lar konusunda iç hukuk yollarının tüketilmediğine karar veren AİHM verdi. AİHM bu kararı nasıl verdi? İşkenceden ağzı, yüzü dağılmış askerlerin görüntüleri havuz medyasında 24 saat gösterilirken, bir gecede 2500 hâkim- savcı tutuklanırken, yüksek yargı mensupları tekme tokat gözaltına alınırken, verdi.

Şimdi sormak lazım AIHM yargıçlarına; acaba bir kere olsun tanıtım videonuzu izlerken, aklınıza bilerek ve bilmeyerek meşruluğuna en büyük katkıyı yaptığınız Erdoğan Diktatörlüğü’nün yaptığı zulümler geliyor mu?

Şu anda TBMM af tasarısı görüşülüyor. Ahmet Altan gibi, tek yaptığı fikrin namusunu korumak olan bir entelektüel içeride KORONA çaresizliğine terk edilirken, Gladio artığı mafya bozuntuları dışarı çıkacak ve siz halen hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam edeceksiniz. Tarih sizi, Hitleri destekleyenleri nasıl anıyorsa öyle anacak.

Colorado Üniversitesi psikoloji profesörü Fred Coolidge göre ”Diktatörler kendi kişilikleri etrafında yaratılmış bir kültün reklamını yapmak için milyonlarca dolar harcamaktan çekinmezler ve başkaları ile empati kurmayı başaramazlar, onlar için kayda değer tek şey kendi ihtiyaçlarıdır’. Kendi ülkesinde ekonomik koşullar nedeniyle sokağa çıkma yasağı ilan edemeyen, halkından para dilenen Erdoğan rejimi, insani yüzünü Cumhurbaşkanlığı amblemiyle İtalya ve Fransa’ya yardım malzemesi göndererek göstermeye çalışıyor. Bu riyakâr ve amacı Fred Coolidge tarafından gayet açık ifade edilen bu ucuz harekete alkış kimden geliyor? NATO Genel Sekreteri’nden.

Şimdi NATO Genel Sekterine sormak lazım. NATO, bireysel hak ve özgürlüklerin korunmasını, liberal demokrasinin ve serbest piyasa ekonomisinin teminat altına alınmasını garanti etmiyor mu? Erdoğan gibi diktatörlerin yaptıklarını alkışlayarak mı koruyacaksınız demokrasiyi. Nasıl olsa Erdoğan istediğiniz kadar gemi, istediğiniz kadar asker veriyor, size sorun çıkarmıyor. Bu mu demokrasi anlayışınız?
Evet, dünya bir salgın hastalıkla karşı karşıya. Bir insanlık trajedisi yaşanıyor. 21.yy tarihi, koronadan önce ve koronadan sonra diye, yazılacak. İnsanlık bir kere daha kurtuluşun, evrensel ahlaki-insani değerlerde olduğunu görecek. Acılar bir kere daha insanlığı vicdan rotasına sokacak. Yeni kurumlar inşa edilecek ve orada yaşanan acılar bir daha yaşanmasın diye, geçmiş hatalar insanlığın zihnine kazınacak. Batı’nın demokratik kurumları AIHM, AB Konseyi ve NATO! Son bir şansınız var. Artık diktatörlerin odununa ateş taşımayın. Binlerce masumun Erdoğan Diktatörlüğünde hapishanelerde ölmesine izin vermeyin. 21.yy. Türk hapishanelerinin Aushwitz Kampları olmasına müsaade etmeyin. Unutmayın diktatörler kadar onların yaptıklarına sessiz kalanlar da suçludur. Bugün sessiz kalarak aynı suça ortak olmayın.

Okumaya devam et

Analiz

Prof. Ferhat Kentel korona sonrası dünya sisteminin değişeceğini düşünüyor

Korona sonrası toplumsal ilişkilerin de devlet sisteminin de değişebileceği yönünde analizler var. Prof. Kentel’e göre bu otoriterleşme yönünde olacak.

BOLD – Salgın küresel ekonomik sisteme de büyük darbe vurmuş durumda. Borsalarda sert düşüşler yaşanırken, Kanada, İngiltere, Fransa, Almanya gibi birçok ülke faizleri indirme yoluna gidip, açıkladıkları ekonomik paketlerle ekonomilerindeki yangını söndürme telaşında. Salgından en çok etkilenen ülkelerde, sağlık sistemi çökme tehlikesi ile karşı karşıya.

Prof. Dr. Ferhat Kentel, her geçen gün yıkıcı etkilileri artan salgınla birlikte krize giren kapitalist sistem ile toplum-birey ilişkisini MA’ya değerlendirdi.

Kapitalizmin “krizleri fırsata çevirme alışkanlığı” olduğunu vurgulayan Kentel, şunları söyledi: “Tüm dünyada belirsizlik, korku ve güvensizlik karşısında serpilmiş olan otoriter popülist, milliyetçi ve ırkçı akımlar, tam da bu kapitalizmin yeniden üretilebilmesi için mükemmel bir altyapı oluşturmuştu. Bugünkü salgın ve korkusu vasıtasıyla muhteşem bir totaliter kontrolün sağlanmasının da önü açılmış oldu. Kapitalizmin, sınıflar arasındaki farkın can yakıcı hale geldiği bir zamanda, sistemin sorgulanması da beklenebilir bir şeydi. Bu sorgulama ihtimal ve imkânlarına karşılık, koronavirüs vesilesiyle kapitalizm yeni bir yapılanmaya girecek gibi görünüyor. Totaliter rejimler ya da kapitalizmin totaliter yollarla yeniden üretilmesi için mükemmel bir fırsat veriyor.”

DÜNYA DAHA OTORİTER OLABİLİR

Prof. Dr. Kentel, salgının iktidarlara yurttaşları üzerinde hiç olmadığı kadar bir kontrol sağlama imkanı sunduğunun altını çizerek, küresel korkularla üreyen, ancak ulusal ölçeklerde sağlanan totaliter kontrolün küresel bir kontrolü de beraberinde getirdiğini kaydetti. Kentel, “Başka bir ifadeyle küresel bir sorun, ulusal önlemler vasıtasıyla sadece salgına dair olmayan bir küresel korku ikliminin, güvensizliğin yerleşmesini sağladı. Bu güvensizlik çok daha büyük totaliter kontrol ve manipülasyon imkân ve tekniklerinin de düşünülmesine, harekete geçirilmesine zemin hazırlıyor. Yani sistemin çöküşü değil ama sistemin var olmak için, içine aldığı yeni bir iktidar teknolojisinden ‘taktiklerden’ bahsedebiliriz. Artık ‘genelleşmiş’ korkular ve tehditler konusunda bırakın itiraz etmeyi, soru sormak bile çok cesaret isteyecek” diye belirtti.

Bu tehlike nedeniyle geleceğe dönük öngörülerin ihtiyatlı olduğuna dikkat çeken Kentel, birbirine taban tabana zıt ve hiç umulmayan sonuçların ortaya çıkabileceğini ifade etti. Kentel, “Önümüzdeki dönem; kapitalizmin daha totaliter versiyonları ve onun yaratacağı felaketler ile özgürlük ve adalet talep eden toplumsal hareketlerin sağlayacakları göreli olarak dengeli bir toplumsal yapı arasındaki bir yelpazede şekillenecek” dedi.

YENİ TOPLUMSAL RİTÜELLER ORTAYA ÇIKABİLİR

Kentel, bununla birlikte haftalar boyunca evlerine kapanmış insanların, özellikle çocukların edinmiş oldukları yeni sosyalizasyon, başkalarıyla yakınlaşma teknikleri ve ritüelleriyle birlikte başka tür toplumsallıkların ortaya çıkabileceğini de kaydetti. Yine hayatımızda zaten çok önemli bir yere sahip olmuş olan dijital medyanın her şeyin bir simülasyonuna dönüşebileceğini belirten Kentel, diğer taraftan büyük çoğunluklar evlerinde “yalnız bireyler” olmuşken, onların boş bıraktıkları kamusal alanlar, sokaklar ve iktidar alanların bazı muktedirlerin çok daha rahat at oynattıkları yerler haline gelebileceğini kaydetti.

Sıradan insanların bu yeni durumlarda bile, bin yılların birikiminden gelen tecrübelerine, yapma yollarına, var olma tekniklerine bağlı olarak, üretecekleri yeni toplumsal ilişkiler söz konusu olabileceğini söyleyen Kentel, son olarak “Hannah Arendt’ten aktararak söyleyecek olursam evet, insanlar çok şiddet ürettiler, savaşlar yaptılar, öldürdüler ama bu öldürme çabası, yaşama arzusundan hiçbir zaman daha güçlü olmadı” sözlerini sarf etti.

Okumaya devam et

Popular