Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Rahip Aho Bileçen’in tutuklanması: Farklı inançlar tehlikede

Süryani Rahip Bileçen’in tutuklanmasına Süryani önde gelenleri tepkili. 90’lı yıllardaki baskıları hatırlatan Süryaniler bunun son kopuş olabileceğini belirtiyor.

BOLD – Mor Yakup Manastırı Rahibi Sefer (Aho) Bileçen’in tutuklanmasını ikinci bir Rahip Brunson vakası olarak nitelendiren Süryaniler, geleceklerinin tehlike altında olduğunu söyledi.

Mardin’in Nusaybin ilçesi kırsalında 9 Ocak’ta yapılan ev baskınlarında aralarında Mor Yakup Manastırı Rahibi Sefer (Aho) Bileçen ile Süryani yurttaşların da aralarında bulunduğu 10 kişi gözaltına alındı. Halen biri Süryani 6 kişi gözaltında tutulurken, Rahip Bileçen “Örgüte yardım ve yataklık yapmak” iddiasıyla tutuklandı.

TANIK BEYANI: EKMEK VE SU ALIRDIK

Yakalanan ve “pişmanlık yasasından” faydalanan bir HPG’linin verdiği ifadeyle 2018 yılında Jandarma tarafından tutulan bir tutanağın Rahip Bileçen’in tutuklanmasına gerekçe yapıldığı ortaya çıktı. Söz konusu ifadede yakalanan kişinin Bileçen hakkında, “Manastıra gittiğimizde ekmek ve su alırdık” şeklinde beyanda bulunduğu yer alırken, yine 2018 yılında tutulan tutanakta “7 HPG’linin Mor Yakup Manastırı’na girdikleri” iddiası yer aldı.

Tutanakta söz konusu olaya dair İnsansız Hava Aracı (İHA) ile çekilen görüntüler yer alırken, avukatların talep etmesine rağmen söz konusu görüntüler gösterilmedi. Rahip Bileçen, ifadesinde 2018’de yaşanan olayla ilgili daha önce Jandarmanın manastıra geldiğini ve yaşanan durumu anlattığını söyleyerek, gelen kişilerin kendisinden su istediğini ve daha sonra ayrıldığını beyan etti.

TÜRKER: TUTUKLANMA GEREKÇESİ AKIL DIŞI

Rahip Bileçen’in tutuklanmasına Süryanilerden tepki geldi. Süryani Dernekler Federasyonu Başkanı Evgil Türker, 1990’lı yıllarda köylerini terk etmek zorunda kalan Süryanilerin yıllar sonra köylerine geri dönmeye başlamasıyla Bileçen’in da rahip olarak Bagok Dağı eteklerinde bulunan Mor Yakup Manastırı’na geldiğini ve harabe halde olan Manastırı onararak 2013 yılında ibadete açılmasını sağladığını söyledi. Tutuklama gerekçesini “akıl dışı” olarak nitelendiren Türker, devletin Rahip Bileçen’in durumunu göz önüne alma zorunluluğu olduğunu ifade ederek, “Kendisini Tanrı’ya adamış, dili, dini, ırkı, ideoloji ne olursa olsun, rahipler yanlarına gidenler bir yardım istedikleri zaman bunu yapmak zorundalar” dedi.

İKİNCİ RAHİP BRUNSON VAKASI

Bileçen’in bir an önce serbest bırakılması gerektiğini söyleyen Türker, “Bir avuç Süryani kalmış Mardin ve çevresinde. Devlet, kendisine ‘ben ne yapıyorum?’ diye sormalı. Diasporadaki Süryaniler ve Türkiye’deki Süryaniler arasında ciddi bir etki yaratacak. Devlet geri adım atıp Rahip Aho’yu bırakırsa, kendi hanesine bir iyilik yazar. Yoksa Süryanileri kendi karşılarına alır ve bu da hiç iyi olmaz. Belki bir Trump’ımız (Donald Trump) yok ama Türkiye’de ikinci bir Rahip Brunson vakası yaşanacak” diye konuştu.

Mor Yakup Manastırı’nın 2019 yılında binlerce turisti ağırladığını dile getiren Türker, “Bunda rahip Aho’nun etkisi tartışılmaz. Şimdi bu manastırın kapısı kapanacak. Tekrar eski kaderine terk edilecek. Yıllarca bu manastır kapalıydı. Harabe durumdaydı. Rahip Aho insanları oraya çekmek için çok şey yaptı. Şimdi bu rahibi bu şekilde tutukluyorsanız, bu açıkça ‘Manastırın kapısına kilit vurun’ anlamına geliyor” tepkisinde bulundu.

AKTAŞ: FARKLI İNANÇLARIN GELECEĞİ TEHLİKEDE

Mardin Süryani Birliği Başkanı ve Denge Denetleme Ağı Mardin İl Koordinatörü Yuhanna Aktaş, Süryanilerin yıllardır yurt dışına göçe zorlandığını belirterek, “Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir şey. İlk defa bir Süryani rahip tutuklandı. Sözün bittiği yerdeyiz” ifadelerini kullandı. Aktaş, şunları söyledi: “Süryanilerin anavatanları olan Mezopotamya’ya Turabdin’e geri dönüşlerinin önünü kesmeye dönük bir gözdağı ve tutuklamadır. Bu tutuklama bölgede yaşayan Süryanilere bir gözdağı vermektir. Manastırda yaşayan bir rahibi tutuklamaya varan bir hukuk sistemi ile bu bölgede yaşamamız daha da zorlaştı artık. Bu hem yurt içinde hem de yurt dışında çeşitli yürüyüşler ve eylemler gerçekleştireceğiz. Sivil toplum örgütlerimizin buna sert tepkileri olacak. Daha önce böyle bir durum ile karşılaşmadık. Rahibi tutuklamaya kadar geldi ise zihniyet, burada farklı halkların, inançların geleceği tehlike altında. Buna yönelik eylemsellik düzenlememiz gerekiyor.”

VERGİLİ: SÜRYANİLER İÇİN KIRILMA OLACAK

Süryani Gazeteci-Aktivist David Vergili, Süryani manastırlarının kapısının herkese açık ve her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırladığını belirterek, “Gizlilik kararı ve hatta gözaltı bile gerektirmeyen bir durumda, çok ender bir durumla Rahip Aho’nun tutuklaması Süryaniler için kuşkusuz bir kırılma oluşturacaktır” dedi.

‘SÜRYANİLERE BİR MESAJDIR’

Süryanilerin Rahip Bileçen’in serbest bırakılmasını beklediklerini sözlerine ekleyen Vergili, “Bu olayın etkisi Süryaniler nezdinde ağır olacak ve etkisi görülecektir. Muhtemelen bölgeye yapılan geri dönüşlerde bir azalma, güven kaybının derinleşmesine ve devlet imajının daha da zedelenmesine yol açacaktır. Rahip Aho’nun tutuklanması kesinlikle bütün Süryanilere bir mesajdır. Ancak bu mesaj, öncelikle devletin demokrasi, özgürlük ve hukuk karnesine yazılacak olumsuz ve kötü olarak not edilecektir” diye belirtti.

1990’LI YILLARIN PRATİKLERİ

“Bu karar, haksız ve hukuk dışı bir karardır. Ayrıca, Süryanilere gözdağı niteliğindedir” diyen Vergili, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bütün bölge toplumunu derinden etkileyen karanlık 1990’lı yıllarda da Süryani din adamlarına yönelik saldırı ve tutuklamalar gerçekleşmişti. 1915 ile ilgili açıklamalarından dolayı Diyarbakır Meryem Ana Kilisesi Ruhanisi, biri Papaz diğeri Rahip, iki din insanının fidye için kaçırılması ve en önemlisi ise Mor Gabriel Manastırı ve Turabdin Metropoliti Mor Samuel Aktaş’ın izinsiz bir şekilde manastırdan alınıp götürülmesi. Bununla beraber, Süryanilere yönelik faili meçhul cinayetler ve baskıları da ayrıca not düşmek gerek. Bugün itibariyle, Rahip Aho’nun tutuklanması tekrar eski pratiklerin gün yüzüne çıkmasını hatırlatmakta ve bir bütün Süryanilere de bir mesaj göndermektedir. Rahip Aho’ya karşı yapılan haksızlığın devamı Süryanilerin Türkiye ile ilişkilerini tekrardan gözden geçirmeye zorlayacak ve var olan bağların da kopmasına sebep olacaktır.”

Gündem

JİTEM davası avukatı: Dargeçit’te bulunan kafatasları faili meçhulleri aydınlatabilir

Mardin Dargeçit’te bir mağarada 40 insana ait olduğu tahmin edilen kemikler savcılık tarafından alındı. Kemiklerin İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderileceği belirtildi. Dargeçit JİTEM dosyası avukatı Erdal Kuzu, “Aileler kan örneği vermek için savcılıklara başvursun” dedi.

BOLD –  Konuyla ilgili resmi açıklama yapılmazken, soruşturmaya “gizlilik” kararı konulduğu öğrenildi.

Dargeçit JİTEM davası avukatlarından Erdal Kuzu, kemiklerin İstanbul ATK’ye gönderilmesinin ardından hangi döneme ait oldukları, cinsiyetleri ve öldürülme biçimlerinin tespit edileceğini ifade etti. Kuzu “90’lı yıllarda yakınlarını kaybeden insanların tamamının kan örneği vermek için Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığına başvurması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

Mardin Dargeçit’e bağlı Akyol Kırsal Mahallesi’ne bağlı Gulbiş Mezrasındaki bir mağarada toplu mezar bulundu. Kemikleri bulan, babası Yahya Yakut’u 1993 yılında kaybedilen İrfan Yakut, Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu. Yapılan incelemede mağarada 40 kişiye ait kafatası ve kemikler olduğu tespit edildi. Bölgeye girişler jandarma kontrolüne alınırken, kimsenin geçişine izin verilmedi.

KEMİKLER ADLİ TIPA GÖNDERİLECEK

Mağarada yapılan incelemenin ardından torbalara konulan kemikler Dargeçit Adliyesi’ne götürüldü. Kemiklerin incelenmek üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gönderileceği öğrenildi. Öte yandan bölgede bulunan kemiklerin arasında 40 insana ait kafatası olduğu tahmin ediliyor.

Mardin’de bir mağarada 40 kafatası bulundu: JİTEM iddiası

Okumaya devam et

Gündem

Korona dönemine ait tarihi bir kare: Kaydırakta Cuma hutbesi!

Korona salgını nedeniyle 72 sonra kılınmaya başlanan cuma namazları, Türkiye’nin birçok şehrinde farklı görüntülere neden oldu.  

BOLD – Sosyal medyada paylaşılan cuma namazına ilişkin bir fotoğraf korona salgını dönemine ait tarihi bir kare olarak hafızalarda kalacak. Nerede çekildiği bilinmeyen fotoğraf karesinde cuma namazı, caminin yanındaki çocuk parkında kılındı. Namazı kıldıran imamın hutbeyi kaydırağa çıkıp okuması tebessüm ettiren bir görüntüye neden oldu.  

Birçok sosyal medya kullanıcısı ‘kaydırakta hutbe’ etiketiyle esprili paylaşımlarda bulundu. Hutbe sonunda imamın kaydıraktan kayarak inip-inmediği merak konusu oldu.  

Erdoğan talimat vermişti: Alternatif baro kriterleri belirlendi!

 

Okumaya devam et

Gündem

Normalleşeceğiz diyen AKP’nin SMS’le hala para istemesi vatandaşın canını sıktı

Pandemi önlemlerinden adım adım vazgeçen hükumet, halktan para istemekten vazgeçmiyor. Bugün bir kez daha 8119’dan SMS alan vatandaşların isyanı sosyal medyada gündem oldu.

BOLD- Pandemi sonrası normalleşme adımlarının konuşulduğu bugünlerde, AKP Hükumeti ‘Biz Bize Yeteriz Türkiyem’ kampanyası ile halktan 10 lira istemeye devam ediyor. GSM şirketleri tarafından 8119’dan gönderilen mesajlarda, abonelerden 10 lira karşılığında ‘KORONA’ yazarak SMS’i cevaplaması isteniyor. Kampanyanın startı, pandemi vakalarını görülmeye başlandığı ilk günlerde bizzat AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından verilmişti.

Hafta başından itibaren normalleşme sürecine girecek Türkiye’de, AKP Hükumeti SMS ile para istemekten vazgeçmedi. SMS mesajlarıyla kendilerinden para istenen vatandaşların eleştirileri sosyal medyada da gündem oldu.

UTANMADAN BÖYLE MESAJLAR GÖNDEREMEZSİNİZ

Pandemi ve alınmayan önlemler yüzünden zor günler geçiren vatandaşlar hala devam eden uygulamayı sert bir dille eleştirdi. İşini kaybeden bir sosyal medya kullanıcısı ise, ”Bu 8119 mesajlarını almak istemiyorum! İşsiz bırakıldım, dava açma yollarım kapatıldı, alacağımızı vermeyen patronun yanındasınız, utanmadan ve durmadan bu mesajları gönderemezsiniz, anladınız mı?” diyerek isyan etti.

 

 

Erdoğan’ın IBAN paylaşarak topladığı paralar nereye harcandı?

Okumaya devam et

Popular