Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Gazi Mahallesi’nde kaçırma ve işkence mağdurları anlatıyor: “Belimi kırdılar”

Halkın Hukuk Bürosu, Gazi Mahallesi’nde kaçırılıp işkence gören üç kişinin yaşadıklarını videolu olarak paylaştı. İşkence mağdurlardan birinin işkencede beli kırılmış.

BOLD – Halkın Hukuk Bürosu’nun Twitter hesabından Gazi Mahallesi’nde farklı zamanlarda kaçırılarak, Gazi Karakolunda işkence gören üç kişinin anlatımları videolu olarak paylaşıldı.

Avukat Seda Şaraldı, Gazi Karakolu’nda sistematik işkence yapıldığını, son zamanlarda sakat bırakmaya yönelik işkence teknikleri uygulandığını belirtti.  İşkence sırasında beli kırılan Vedat Doğan ise hastanede ve savcılıkta bunun üzerinin nasıl kapatıldığını anlattı.

İşkence gören mağdurlar Halkın Hukuk Bürosunda açıklama yapıp yaşadıklarını anlattı.

“BEYAZ BİR MİNİBÜSLE KAÇIRILDIM”

Videoda işkenceyi detaylarıyla anlatan kadın mağdur Deniz Aydın’ın söyledikleri şöyle:

“5 Ocak Pazar Günü Gazi Mahallesi’nde kaçırılarak gözaltına alındık. Büyük bir beyaz araçları var, önümüzü keserek, hiçbir açıklama yapmadan aracın içine karga tulumba attılar bizi ve hiçbir açıklama yapmadan vurmaya hemen başladılar. Ellerimizi ters kelepçeleyip, kolumuzu sakat bırakmaya yönelik hareketler yapmaya çalışıyorlardı.

Karakola girdiğimizde ‘inmezseniz kemiklerinizi kırarız’ diye bağırdılar. Biz ne olduğunu dahi bilmediğimizi için araçtan inmedik, onlar da bizi üç kat merdiveni sürükleye sürükleye çıkardılar. Gazi Karakolu’nun üçüncü katında bir oda bölme gibi bir yer var. Ayrıca çelik kapısı olan dıştan zili olan bir yer burası. Buradan bizi ters kelepçeli olarak yüzüstü attılar sonra kaba dayak başladı.

Odada 15-20 kişi vardı. Yüzlerini göremedik, bakmak yasaktı. Yüzümüzü çevirdiğimiz anda tekme ya da botlarıyla vuruyorlardı.

Daha sonra sistematik işkence başladı ama hiçkimse neden orada olduğunu daha anlamamıştı. Gazi’de işkenceye yönelik bir politika var, 80’lerin 90’ların işkencelerini geri getirmeye çalışıyorlar kimse hiçbir hareket yapamasın diye.

Kaba dayağın sonrasında jopla vurmaya başladılar. Bu sırada en acıyan yer burasıymış diye konuşup baldır kısımlarımıza vuruyorlardı. Bunu yaparken zevk alıyorlardı. Bir insanın bundan zevk alması akıl almaz durumdu.

Dört saat biz orada kaldık ve bunları çeşitlendirerek devam ettirdiler. Jopla vuran ben bugün spor yapamamıştım sizin üstünüzde spor yaptım diyordu. Sonra o yoruldu gitti başka biri geldi. Özellikle belime doğru otutarak, yan taraflardan böbreklerime doğru vuruyordu. Böbrek dövme diye bir şey geliştirmişler. Bu darbeler kas acısı gibi değil iç organlarınız acıyor katlanılmaz bir acı. İşkencenin yanında küfürler, hakaretler vardı onları söylemiyorum bile.

“FELÇ BIRAKMAYA DÖNÜKTÜ”

Jopu dik biçimde omurgaya vuruyorlardı. Omurgayı kırmaya yönelik, felç bırakalım bunları diye. Bu bölge en acıyanı, bununla yaparsan böyle olur gibi aralarında bilinçli olarak konuşuyorlardı.

Bizim üst aramasını kadın polisin yapması lazım. Ama oradaki polislerin hepsi erkekti. Aramayı erkek polis yaptı, sonra kadın polis getirip sadece imza attırdılar arama tutanağına.

Bu arada çeşitli kişilerin isimlerini söyleyerek, o şöyle dedi, bu şöyle yaptı gibi aramıza nifak sokmaya çalışıyorlardı.

4 saat boyunca yerden kaldırmadılar. Sonra hastanenin içinde ‘bunlar terörist’ diye bağırıyorlardı. Biz daha neden gözaltına alındığımızı bilmezken, halkın içinde kötülüyorlardı. Sonra hastanede ‘beyaz Torosların devri kapandı artık beyaz transitler var’ dediler. Türkiye’de beyaz Torosların ne yaptığı bellidir, bunu geri getireceklerini çok açıktan söylediler.”

“İŞKENCEDE BELİM KIRILDI”

İşkence gördüğünü anlatan ve 15 Ekim’de kaçırılan Vedat Doğan, işkence sırasında belinin kırıldığını ve aylardır çelik korse taktığını belirtti:

“Ben de 15 Ekim’de Gazi mahallesinde beyaz bir transitle kaçırıldım. Sırtıma darbe vurarak beni yere yatırdılar, sonra ters kelepçeleyip aracın içine atılar. Başımı eğip, ellerim ters kelepçeliysen, omzuma yüklenip belimi dışa doğru kırdılar. Belimin kırılacağına rağmen durmadılar. Kafamı tutup yüzümü yumruklamaya başladılar. Yanımdaki iki arkadaşıma da işkence yaptılar.

Karakolda bizi bir salona attılar ve 10 yakan sivil polis tekme tokat kaba dayak attılar. Sonrasında bizi duvar diplerine yerleştirdiler. Belimin kırıldığını söylememe rağmen, böbreklerimi, vücudumun hassas yerlerini sıkarak canımı acıtmaya çalışıyordu. Ayakkabısını ağzıma sokmaya çalışıyordu. Saçlarımdan tutup sigarasını gözümde söndürmekle tehdit ettiler. Bir ara koli bandıyla yüzümü bantladılar. ‘Gazi’nin kralı biziz, bu daha fragman daha sizinle film çekeceğiz’ dediler. Bir daha Gazi mahallesine gelirsem vuracaklarını söylediler.

Gazi mahallesinde çetelere, uyuşturucuya yol veriliyor polis tarafından. Biz buna karşı mücadele veriyoruz. Polis bizi yaptığımız bu işten yıldırmaya çalışıyor. Aciz oldukları için böyle yoğun işkence yapıyorlar.

Hastaneye götürdüklerinde, benden önce doktorun yanına girip konuştular. Doktora belimin kırık olduğunu söylememe rağmen göz ucuyla bakıp işkencenin üstünü kapattı. Bir röntgen bile çekmedi. Savcılıkta gördüğüm işkenceleri anlattım, ama savcı gördüğüm işkenceyi hiçe sayarak sürekli örgüt üyesi olup olmadığımı sordu.

Ben üç ay önce bunu yaşadım. Beni sakat bırakmaya çalıştılar. Hala belimde çelik korse var. Bizi iş göremez hale getirmeye çalışıyorlar. Benden sonra başka arkadaşlarımı da gözaltına alıp işkence yaptılar. Amaçları bizi yıldırıp vazgeçirmek.”

“İŞKENCE VATAN EMNİYETTE DE DEVAM ETTİ”

İşkence mağduru Taylan Gültekin ise Gazi Karakolu’nda başlayan işkencenin Vatan Emniyet’te de devam ettiğini söyledi:

“Gözaltına alındığım andan itibaren işkence başladı. Tekme, yumruk, copla vurma, kemikleri kırmaya yönelik hareketler. Böbrek sıkma işkencesi yaptılar. İç organlara yönelik bişey, tam işkencenin eğitimini almışlar. Gazi Karakolu’nda yapılan işkenceden sonra Vatan Emniyet’e götürüldük orada da devam etti.”

Gündem

Patlamanın olduğu fabrikanın sicili kabarık çıktı

Sakarya’da havai fişek fabrikasında yaşanan patlamada 4 kişi öldü, 97 kişi yaralandı. 2007’den bu yana aralıklarla patlamanın olduğu fabrikanın sicili hayli kabarık çıktı. Her patlama sonucu fabrikanın ismi değiştirilmiş.

BOLD – Sakarya’nın Hendek ilçesinde 4 kişinin öldüğü, 97 kişinin yaralandığı havai fişek fabrikası bugüne kadar sık sık benzeri olaylarla gündeme geldi. Fabrikanın Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Sakarya Şube Başkanı Yaşar Coşkun ve 2 ortağına ait olduğu belirlendi.

1996’DA KURULAN FABRİKA PATLADIKÇA İSİM DEĞİŞTİRMİŞİ

ANKA Haber Ajansı’na göre, Sakarya’da 1996 yılında kurulan Büyük Coşkunlar Piroteknik Kimya Sanayi Havai Fişek Tic. Ltd. Şirketi’nin üç ortağı bulunuyor. Yaşar Coşkun, Ali Rıza Ergenç ve Nazim Zeren şirketin ortakları arasında yer alıyor. İsig’in raporlarına göre, fabrikanın sicili ise hayli kabarık… 2007’den bu yana aralıklarla patlamanın olduğu fabrika sürekli isim değiştirdi: Coşkunlar, Büyük Coşkunlar, Venüs Coşkunlar…

BİLİNEN İLK PATLAMA 2007’DE YAŞANDI

1 Eylül 2007 tarihinde Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nın barut üretiminde kullanılmak üzere kömür öğütülen bölümde kıvılcımdan kaynaklanan bir patlama oldu. Patlamada 1 işçi yaralandı. 21 Mayıs 2009 ise Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nın maytap imalathanesi bölümünde patlama meydana geldi. Üzeri açık tente ile çevrili olduğu belirtilen imalathanedeki patlamada 3 işçi yaralandı.

2009’DAKİ PATLAMADA BİNA YIKILDI

17 Ağustos 2009’da Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nda Ramazan topları için patlayıcı üretilen laboratuar bölümünde patlama meydana geldi. Patlamada fabrikadaki binalardan biri yıkıldı, diğerlerinde de büyük hasar oluştu. Üretim tesisindeki binaları yerle bir eden patlamada 1 işçi hayatını kaybetti, 33 işçi yaralandı.

KÜÇÜK BİR İHMAL ÖLÜME SEBEP OLDU

29 Eylül 2009’da Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nda meydana gelen patlamada 1 işçi öldü, 1 işçi yaralandı. Yangına maytap fitillerinin kurumadan kesilmesi sebep oldu. Farikada 11 Şubat 2011 tarihinde Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nın kız kaçıran imalatının yapıldığı bölümde meydana gelen ve Hediye Hallaç’ın hayatını kaybettiği patlamada 14 kişi yaralandı.

MÜDÜRE GÖRE SUÇLU İŞÇİLER

Fabrika Müdürü Yaşar Coşkun, daha önce meydana gelen patlamalardan işçileri sorumlu tutmuş. 2009’da meydana gelen patlamaya dair açıklama yapan Yaşar Coşkun, patlamanın işçilerin ünitede fazla mal biriktirdikleri için meydana geldiğini iddia etmiş. Coşkun, “Yanlarında olmaması gereken fitillerin kökleri duruyormuş. Kolilemişler, koliledikleri için kıvılcım oradan oraya sıçramış. Malların orada durmaması ve taşınmış olması gerekiyor. O bölümde de koruyucu kıyafet vardı ama giymemişler” dediği ortaya çıktı.

İnsan hakları savunucularına ceza

Okumaya devam et

Gündem

Erdoğan’ı onaylamayanların oranı arttı

Metropoll Araştırma Şirketi, son yapılan anketinin sonuçlarını paylaştı. Araştırma sonuçlarına göre AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın görevini onaylamayanların oranının artması dikkat çekti. Vatandaşın çoğunluğu işsizliğin açıklanan rakamlardan yüksek olduğunu düşünüyor.

BOLD – Metropoll Araştırma Şirketi’nin yaptığı ‘Türkiye’nin Nabzı Haziran 2020: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Görev Onayı isimli araştırmada, oranlar belli oldu. Erdoğan’ın görevini onaylamayanların oranı yüzde 40,9’a yükseldi.

ONAYLAMAYANLARIN ORANI YÜZDE 5 ARTTI

Metropoll Araştırma’nın yaptığı AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın görev onayı anketinde sonuç; “Evet, onaylıyorum” diyenlerin oranı yüzde 52, “Hayır, onaylamıyorum” diyenlerin oranı yüzde 40,9, “Fikrim yok” diyenlerin oranı ise yüzde 7,2 oldu. Ankette dikkat çeken ayrıntı ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görevine hayır onaylamıyorum diyenlerin sayısındaki artış oldu. Daha önce yüzde 36,6 olan oran yüzde 40,9’a yükseldi.

HALK KORONAVİRÜSTEN ENDİŞELİ

Metropoll Araştırma Şirketi’nin yaptığı Türkiye’nin Nabzı ayın 5 rakamı anketinde konu başlıkları Erken seçim, Libya, İşsizlik, Koronavirüs ve Ayasofya oldu. Sonuçlar ise şöyle;

İnsan hakları savunucularına ceza

Okumaya devam et

Gündem

İnsan hakları savunucularına ceza

11 insan hakları savunucusunun yargılandığı Büyükada Davası karara bağlandı. Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Onursal Başkanı Taner Kılıç’a 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

BOLD – Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Onursal Başkanı Taner Kılıç, eski direktörü İdil Eser ve üyelerinin de aralarında bulunduğu 11 insan hakları savunucusunun 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı Büyükada Davası’nda bugün karar açıklandı.

İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, dönemin Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç’ı, Cemaat soruşturmaları kapsamında örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Davada yargılanan Günal Kurşun, İdil Eser ve Özlem Dalkıran da ‘silahlı terör örgütüne bilerek veya isteyerek yardım etme’ iddiasıyla 2’şer yıl birer ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkemenin bu kararı oy çokluğuyla alındı.

7 KİŞİ BERAAT ETTİ

Heyet Ali Ghravi, Nejat Taştan, Veli Acu, İlknur Üstün, Nalan Erkem, Peter Frank Steudtner ve Muhammed Şeyhmus Özbekli’nin üzerlerine atılı ‘silahlı terör örgütüne bilerek veya isteyerek yardım etme’ suçunu işledikleri sabit olmadığından ayrı ayrı beraatlerine karar verdi.

“İDDİALAR DELİLLERİYLE ÇÜRÜTÜLDÜ”

Duruşma öncesi Çağlayan Adliyesi’nde bir araya gelen insan hakları örgütleri ortak bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada şöyle denildi.

“Hazırlanan iddianamede akla mantığa aykırı bambaşka suçlamalar yöneltildi. Geçtiğimiz üç yıl boyunca görülen duruşmalarda delilleriyle çürütülen bu iddialar, 27 Kasım 2019 tarihinde yapılan duruşmada sunulan mütalaada yer almaya devam etti. Kanun gereği savcılık makamı adil yargılanmayı sağlamak ve sanıkların haklarının korumakla yükümlüyken, çürütülen iddialara dayanarak sanıkların cezalandırılmasını talep etti. Savcıların görevi sanıkların ne olursa olsun cezalandırılması değil, hakikatin ortaya çıkmasına katkı sağlamaktır.

Aslında hiç açılmamış olması gereken bu davanın bugün görülecek duruşmasında hukuka uygun şekilde verilebilecek tek karar 11 hak savunucusunun hiçbir istisna olmadan beraat etmesidir. Mahkemenin, mütalaanın açık ve kabul edilemez hataları olduğunu dikkate alarak bu davada yargılanan tüm insan hakları savunucuları hakkında beraat kararı vermesini bekliyoruz.”

Taner Kılıç

Büyükada davasında karar duruşması yapılıyor

Okumaya devam et

Popular