Connect with us

BOLD ÖZEL

Victims reveal details of severe torture under police custody

Seda Şaraldı, a lawyer from People’s Law Office, said systematic tortures have been taking place in Gazi Police Station, and recently some ill-treatment methods have been applied in an attempt to disable victims. One of the victims, Vedat Dogan, told about how they cracked his back and how this incident was covered up by police in the hospital and prosecution office.

Deniz Aydın, a female victim among the three, detailed in the video ill-treatments she suffered as following:

“They intercepted us on our way with their big white vehicle and pushed us inside without saying a word. They started hitting us and handcuffed our hands behind the back. They were trying to injure our arms.

“When we arrived at the police station, they said: “if you do not get off, we will break your bones.” We did not get off the vehicle since we did not know what was going on. So, they dragged us up to the third floor. There was a sort of room on the third floor of Gazi police station, with a steel door and a bell on it. They hurled us to the ground and started beating us.

“There were about 15-20 people in the room. We couldn’t see their faces; we were not allowed to look up. When we attempted to turn our face to look, they were kicking us.

“Systematic torture began later on; however, no one had any idea why we were there. A torture-tolerating policy has been put in place in Gazi; they have been seeking to bring back the 80’s and 90’s tortures to silence people.

“They continued beating with batons. They were hitting on our calves while telling each other that the calves are the most hurting parts. They were enjoying it when doing this. It was unbelievable that a person could find pleasure in doing such things.

“We stayed there for four hours, and they carried on by employing different torture methods. The one who was hitting with baton said: ‘I was not able to work out today, I did my exercise on you.’ He got tired and left, but another one replaced him. He sat on my back and bang on my kidneys. They have developed a method that aims at kidneys. The pains on kidneys were not like muscle pains, your internal organs feel the pain, and it was unbearable pain. There were also swearwords and insults, of course.

“They were hitting on my spine with the baton apeak, intending to break our back and leave us paralyzed. They were saying to each other something like, ‘This part is the one that hurts more.’

“Female police were supposed to search our bodies, but there was no female police officer. A male officer did body searches, and then, they brought a female officer to sign the documents.

“Meanwhile, they were trying to sow discord among us by referring to some names and talking about what they did.

“They did not let us stand. They were loudly calling us terrorist in the hospital. They were running down us, whereas we had not yet known the reason of our detention. They said afterward, ‘The era of white (Renault) Toros ended, but now it is the time of white vans’ in the hospital. It is obvious what white Toros did in Turkey, and they have spoken out that they will bring back them.”

Vedat Dogan who was kidnapped on 15 November said his back was cracked due to tortures and he has been wearing a steel corset for moths:

“I was also abducted in a white van on 15 November. They forced me to the ground by hitting me on the back and handcuffed me behind the back. They lowered my head and pressed against my back while my hands were tied behind the back, and they cracked my back. They did not stop despite knowing that my back would break. They punched me in the face. They also tortured my two friends alongside me.

“They threw us into a room, and about ten police officers in plainclothes beaten us there. They were trying to hurt me by squeezing my body’s vulnerable parts even though I told them my back got hurt. One of them was trying to insert his shoes in my mouth. They threatened to put out their cigarettes in my eyes and said, ‘We are the king of Gazi. This is just a trailer; we will shoot a movie with you.’ They also said if I ever come to Gazi again, they would shoot me.

“Police allow gangs and drugs to circulate freely in Gazi, whereas we have been fighting against them. Police have been trying to intimidate us from engaging in a fight against them.

“When they took me to the hospital, they talked to the doctor before he examined me. The doctor did not even check my back on x-ray even I told him my back injured. I told the prosecutor about the tortures I was subjected to. Still, the prosecutor kept asking me if I was a member of a terrorist organization and ignored my torture claims.

“I lived those things three months ago. They sought to cripple me. There is still a steel corset on my back. They arrested and tortured some of my friends after me. Their purpose is to intimidate us.

The other torture victim, Taylan Gütekin, said his torture started in Gazi polis station, but it continued in Istanbul’s Vatan Police Headquarter:

“They started torturing me soon after they detained me. Kicking, punching, hitting with a baton, attempting to break my bones. They applied kidney-squeezing torture to me. It was something aiming at internal organs. They seemed to get special education for it. They then took us to Vatan Police Headquarter and continued tortures there.”

BOLD ÖZEL

“Avukat amca, babama onu çok sevdiğimi söyler misin, benim yerime babamı öper misin?”

Avukatlığını yaptığı çocuklu dört anne bulunduğunu belirten EDEP Başkanı Mücahit Gündoğdu, görüşlerde çocukların ‘avukat amca babama onu çok sevdiğimi söyler misin, benim yerime babamı öper misin?” sözleri sonrası ağlamamak için kendini çok zor tuttuğunu kaydetti.

ABDURRAHMAN BÜYÜKKESKİN | BOLD ÖZEL – Antalya Evrensel Değerler Platformu (EDEP) Başkanı Avukat Mücahit Gündoğdu, Gülen Hareketi’ne üyelik iddiasıyla yürütülen davalar kapsamında tutuklu bulunan hamile, lohusa, çocuklu, yaşlı, engelli, kanser hastası tutsaklar konusuna TBMM’nin acilen el atması gerektiğini söyledi.

GÖRÜŞE ANNELERİYLE BİRLİKTE GELİYORLAR

Gülen Hareketi’ne üyelik iddiasıyla yürütülen davalarda annesi ile birlikte cezaevinde büyüyen 4 müvekkilinin bulunduğu belirten EDEP Başkanı Gündoğdu, “Cezaevi avukat- müvekkil görüşmelerinde anne, çoğu zaman çocuğunu da getiriyor. Görüş bitiminde ‘avukat amca babamı görünce ona çok sevdiğimi söyler misin, benim yerime babamı ve ağabeyimi öper misin’ deyince ağlamamak için kendimi çok zor tutuyorum” dedi.

DAVALAR HINÇ ALMAYA DÖNÜŞTÜ

Son yıllarda “yeniden yapılanma” adı altında yapılan operasyon ve tutuklamaların hepsinin hukuksuz olduğunu vurgulayan Av. Gündoğdu, “Hukuki olmayan bu davalar siyasi öfke ve hınç almaya dönüşmüştür. Hukuksuz tutuklama kararı veren yargıçlar, ülkede evrensel hukuk normları ihdas olunca yargılanacak ve görevlerini kötüye kullanmaktan ömür boyu hapse mahkum olacaklar” diye konuştu.

ÇOCUKLU ANNELER, YAŞLILAR, HASTALAR ACİLEN TAHLİYE EDİLMELİ

1 milyon 700 bin insana terör soruşturması açmanın bu soruşturmaların siyasi saikle yapıldığının en açık göstergesi olduğunun altını çizen Gündoğdu, “Cezaevinde çok zor durumda olan çocuklar, anneler yaşlılar ve kanser hastaları acilen tahliye edilmeli. Kanser hastalarını bilinçli ve kastı şekilde tutmak bilinçli ölümü götürme olduğu için kararı veren yargıçlar unutmamalı ki; insanlığa karşı işlenen suçlardan Lahey’de yargılanacaklar. O günler çok uzakta değil bilmeleri gerekir” dedi

MUHALEFET DE SİYASİ İKTİDARIN SÖYLEMİNİ KULLANIYOR

Bu konuya Meclis’in bu konuya el atması gerektiğini belirten Gündoğdu, “Maalesef başta İyi Parti ve CHP bu insan hakları ihlallerini gündeme getirmiyor. Böyle olunca siyasi iktidarın söylemini kullanarak hukuksuzluğu muhalefet eliyle meşrulaştırıyorlar. Yani soykırım suçuna ortak oluyorlar. 80 yaşındaki bir dedeyi, görme yetisini kaybetmiş bir polis gazisini terörden tutuklama kelimenin gerçek anlamıyla soykırımdır. Hamile bir kadını tutuklama bir insanlık suçudur” diye konuştu.

 

Adli Tıp, felçli Mehtap Şentürk’e ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verdi: Tek ilkeleri süründürmek

Okumaya Devam Et

BOLD ÖZEL

KHK’lı öğretmen Münire Akyol tutuklandı: Üç çocuğum üç gündür uyuyamıyor

Üç çocuk sahibi Münire Akyol iki gün önce Edirne’de tutuklandı. Bold Medya’ya konuşan eşi Kamil Akyol, “Hakim iyi niyet göstererek eşimi aslında serbest bıraktı ama savcının itirazı üzerine tutukladılar. Bayramımız zehir oldu. Çocuklarım üç gündür uyumuyor. Büyük bir travma yaşıyorlar” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

6, 7 ve 9 yaşında üç çocuğu bulunan KHK’lı psikolojik danışmanlık öğretmeni Müniri Akyol, 28 Nisan’da Edirne’de tutuklandı. İpsala Karakolu’nda iki gün gözaltında kaldıktan sonra SEGBİS ile Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ifade veren Akyol’u hakim tahliye etti. Ancak savcının itirazı sonrası Akyol tutuklandı.

Mahkemede üç küçük çocuğu bulunduğunu söylemesine rağmen Akyol’un adli kontrol şartıyla tahliye talebi kabul edilmedi. Gülen Hareketi’ne üyelik iddiasıyla yürütülen soruşturmalar kapsamında 5 yıldır yargılanan Münire Akyol’a Bylock kullandığı iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Gaziantep Bölge İdari Mahkemesi kararı bozdu.

“BAYRAMIMIZ ZEHİR OLDU”

Yeniden yargılanan Münire Akyol’un eşi Kamil Akyol, “Beş yıldır hiçbir adli kontrol şartı verilmeden eşimi yargılıyorlar. Dört yıl boyunca Bylock raporu için beklediler. 2021’de gelen raporda içerik yok, suç unsuru olacak hiçbir şey yok. Eşim mahkemede yalvardı. ‘Bana ev hapsi versin, her gün sabah imza atayım, başımıza polis dikin ama çocuklardan ayırmayın, yapmayın’ diye. Hakim iyi niyet göstererek eşimi serbest bıraktı. Yurt dışına çıkmaya baskı altında karar verdiğini ifade etti ama savcının itirazı üzerine tutukladılar. Bayramımız zehir oldu” dedi.

“ÇOCUKLARIM AĞIR TRAVMA YAŞIYOR”

Çocuklarının üç gündür uyuyamadığını ve büyük travma geçirdiklerini söyleyen Akyol, “Gözaltına alındığında çocuklar da yanımızdaydı. O ağır travmayı yaşadılar. Üç gündür çocukları rahatlatmak için uğraşıyorum. Çok öfkeliler. Uyuyorlar, irkilerek uyanıyorlar. Bana ‘Baba sen dört yıl gittin, şimdi annem de 4 yıl gelmeyecek mi?’ diye soruyorlar. Bunun cevabını bilmiyorum. İnanın ne yapacağımızı bilmiyoruz” ifadelerini kullandı. KHK’lı öğretmen Kamil Akyol da 4 yıl hapis yattıktan sonra 4 ay önce tahliye edilmişti.

“BAYRAM ÜSTÜ BİR AİLENİN EVİNE ATEŞ DÜŞÜRDÜLER”

24 Mayıs’ta tekrar hakim karşısına çıkacak olan Münire Akyol’un tutuklanmasına tepki gösteren HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Bayram üstü tutuklandı, Edirne Cezaevinde Bayram üstü bir ailenin daha evine ateş düşürdüler. Tutuksuz yargılanmalı, çocuklar perişan edilmemeli! Binlerce mağdur çocuğa 3 çocuk daha eklenmesin artık!!!” dedi.

 

Suudi yetkililer: Bizden çok Erdoğan’ın bize ihtiyacı var

Okumaya Devam Et

BOLD ÖZEL

Gergerlioğlu’ndan etkilenip aktivist olmaya karar verdi: Kadın ve çocuk hakları için mücadele edecek

Öğretmenlik mesleğinden koparak Belçika’ya sığınmak zorunda kalan Zehra Özeren, yeni hayatında kendini hak savunuculuğuna adadı. Brüksel’deki Solidarity with Others Derneği’nin kursunu başarıyla bitiren Özeren, “Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun bir çocuk için kendini hiçe sayarcasına ortaya koyduğu gayret beni derinden etkiledi.” diyor.

NECDET ÇELİK |  BOLD ÖZEL

Edebiyat öğretmeni Zehra Özeren, yıllarını verdiği Azerbaycan’da edindiği sayısız dostlukları arkada bırakarak Belçika’ya sığındı. Yeni ülkesinde eşi ve eğitimi yarım kalan evladıyla yeni hayatına tutunmak için çabaladı.

Türkiye’deki yakınları, dostları ve tanıdığı tanımadığı insanların uğradığı haksızlıklara karşı birşeyler yapmak isteyen Özeren, aktivist olmak için harekete geçti. Bold Medya’ya konuşan Özeren,  ‘’Nerede bir haksızlık görsem içim yanar. Gördüğüm ateş beni de yakar. O yangını söndürmek için bir damla da ben olmak istedim.’’ ifadlerini kullanıyor.

GERGERLİOĞLU’NU ROL MODEL SEÇTİ

Kanser hastası Ahmet Burhan Ataç’ın yurt dışında tedavi görebilmesi için yapılan sosyal medya kampanyaları Zehra öğretmen için dönüm noktası oldu. ‘’Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun gözüpekliği, bir çocuk için kendini hiçe sayarcasına ortaya koyduğu gayret beni derinden etkiledi.’’ diyen Özeren, hak mücadelesinde Gergerlioğlu’nu kendine rol model seçtiğini belirtti. Natali Avazyan ve Melek Çetinkaya’nın güçlü ve mücadeleci karakterleri, Zehra öğretmenin cesaretini artırdı. Zehra Özeren, yaşadığı değişimi şu sözlerle anlattı: ‘’Sosyal medya sayesinde farklı kesimlerin mağduriyetlerinden haberdar oldum. Şimdiye kadar bunlardan habersiz kalışıma hayıflanıyorum.’’

KADIN VE ÇOCUK HAKLARI İÇİN ÇALIŞACAK

Yılların öğretmeni Zehra Özeren, girdiği hak savunuculuğu yolunda bir kılavuz aramaya başladı. Brüksel merkezli Others Derneği’nin ilanı önüne çıktı. Katıldığı kursta uzmanlardan ders dinledi. Kendine uğraş alanı olarak kadın ve çocuk haklarını seçti. Bu tercihinde, kurstaki hocası ve kadın hakları aktivisti Sema Aydoğan etkili oldu. Özeren, ‘’Üslubunca her türlü haksızlığa karşı ilkeli duruşunu çok önemsiyorum. Üstelik Sema Hanımın mücadelesini verdiği konular, kafamdaki bazı önyargıları giderdi.’’ diyor. Özeren, iki kadın olarak beraberce daha güçlü ve bilinçli hak savunuculuğu yapacağını belirtiyor.

“KİMLİĞİNE BAKMADAN HAKKI TESLİM ETMELİYİZ”

 Zehra öğretmenin yıllar boyu savunduğu ezberler Others Derneği’ndeki kurs ile bozuldu. Özeren, değişen bakış açısını şu sözlerle anlattı: ‘’Sadece insanlar değil kainattaki her bir varlık biriciktir. Her bir varlığa Yaradan’dan ötürü saygı duymalıyız. Hak sahibine hakkını kimliğine bakmadan teslim etmeliyiz. Her bir ezilmişin her bir boynu büküğün hakkının bizden sorulacağı bilinciyle hareket etmeliyiz.’’

“GENÇLER HAKSIZLIKLARA KARŞI MÜCADELECİ OLMALI”

54 yaşındaki aktivist Zehra Özeren, gençlerin haksızlıklar karşısında kendi yükümlülüklerini ve sınırlarını iyi bilme ve bu bilinci korumak için mücadele etmeleri gerektiğini söylüyor.

Çiçeği burnunda aktivitist Zehra Özeren’in katıldığı ‘insan hakları atölyesi’ni Brüksel merkezli Solidarity With OTHERS  Derneği düzenledi. İnsan haklarının tarihinden Türkiye’deki insan hakları sorunlarına, kadın hakları hareketinden Avrupa’daki insan hakları mekanizmalarına bir dizi konu, uzmanlarca ele alındı. Online olarak gerçekleştirilen altı seanslık kursun son oturumunda yapılan yarışma ile kayıt yaptıran 144 katılımcı, öğrendiklerini test etti. Atölyenin her yaş grubundan yeni insan hakları aktivistlerini buluşturduğuna vurgu yapan Others Derneği yetkilisi Yüksel Kaya, uzmanlarıyla yeni konularda atölye çalışması yapacaklarını duyurdu.

Hastaneye götürülen hamile tutuklu Aslı Ünlü: Burada doğum yapmak istemiyorum

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar