Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

AfSV: Temel prensibimiz barışa sadakat, şiddetin her türlüsünü red

AKP iktidarına yakın medyada gündem haline getirilen ‘darbe girişimi söylentileri’ üzerine Hizmet Hareketine yakınlığı ile bilinen AfSV, hareketin bu tartışmalarda hedef haline getirilmesi üzerine bir açıklama yayınladı.

BOLD-Merkezi ABD’nin New York kentinde bulunan Türkçe adı ‘Paylaşılan Değerler İttifakı’ Alliance for Shared Values (AfSV) son günlerde Hizmet Hareketi’nin de içine dahil edildiği ‘darbe söylentileri’ tartışmaları üzerine açıklamada bulundu.

AfSV’nin açıklaması şöyle;

Son günlerde, Türkiye’de çeşitli haber kanalları  ve sosyal medya platformlarında iktidar yanlısı bazı çevreler tarafından ‘muhtemel bir askeri darbe söylentisi’ yeniden dile getirilmeye başlanmıştır.

Türkiye’de parlamentonun işlevsizleştirildiği, gücün tek elde toplandığı ve hukukun üstünlüğünün tamamen askıya alındığı fili bir dikta rejimine kapı aralayan mel’un 15 Temmuz girişimi öncesinde de buna benzer iddialar gündeme getirilerek kamuoyu hazırlanmış bir nevi şartlar olgunlaştırılmıştı.

Üzerindeki sır perdesinin aralamasına ısrarla engel olunan 15 Temmuz girişimi sonrasında Türkiye, ne yazık ki tüm insan hakları uzmanları, Birleşmiş Milletler Raportörleri ve Avrupa Birliği gözlemcileri tarafından en üst seviyede kınanan bir keyfilikle milyonlarca insanı mağdur eden geniş çaplı bir cadı avına sahne olmuş, yapılan hukuksuzluklar insanlığa karşı suç boyutuna ulaşmıştır. 16 Temmuz sabahı başlayan toplu cezalandırma süreci, aradan geçen üç buçuk yıla rağmen en ağır şekilde devam etmekte ve doğrudan ya da dolaylı olarak milyonlarca insanın mağduriyetine neden olmaktadır.

Dolayısıyla, yeni bir kumpasla benzer sonuçlar doğurması ihtimaline binaen şu anki tartışmalara azami temkinle yaklaşılması, atılacak adımlara soğukkanlılık ve basiretle hareket edilmesi ihtiyacı ortadadır.

Bu seferki tartışmalarda Hizmet camiası doğrudan hedef alınmasa ve öncelikli hedef başta anamuhalefet partisi ve tabanı olarak gösterilse de daha önceki sayısız hadisede günah keçisi haline getirilmiş bir camia olarak askeri darbeler konusundaki duruşumuzu kamuoyuna yeniden hatırlatma ihtiyacı hissetmekteyiz.

Seçimle iş başına gelen iktidarın seçimle görevinden ayrılması demokrasinin tek olmasa da en temel esasıdır. Ne askeri darbe ne de herhangi başka bir şiddet eyleminin ülkeye kazandıracağı hiçbir şey yoktur.

Bu tartışmaların dönüp dolaşıp tekrar Hizmet Hareketi’ni hedef haline getirmesi ihtimaline binaen yinelemek isteriz ki barışa sadakat ve şiddetin her türlüsünü red, Hizmet Hareketi’ne gönül verenlerin en temel prensiplerindendir.

Bu vesileyle herkesi bir kez daha temkin ve sağduyuya davet ediyor, son dönemde yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin bir an evvel sona erdirilmesini, yeni ihlallerin bir daha asla yaşanmamasını ve Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olarak bölgesinde imrenilen bir ülke haline gelmesini temenni ediyoruz.

Beraat ve tahliyeden sonra Osman Kavala hakkında gözaltı kararı!

 

Gündem

OIAD’den infaz düzenlemesi açıklaması: “Hiçbir şart koşmadan herkes serbest bırakılmalı”

Uluslararası Tehlikedeki Avukatlar Gözlemevi, infaz düzenlemesinde kapsam dışı bırakılmak istenen siyasi tutuklularla ilgili açıklama yaptı: “Tahliyede hiçbir şart koşulamaz”

BOLD – Fransa, İspanya, İtalya Ulusal Baro Konseyleri ve Paris Barosu’nun oluşturduğu OIAD-Uluslararası Tehlikedeki Avukatlar Gözlemevi (@ProtectLawyers) Türkiye’nin gündeminde olan infaz düzenlemesiyle ortaya çıkabilecek erken tahliye yasasına iliskin acıklama yaptı.

Açıklamada, düzenlemeyle; aslında darbeyle hiçbir ilişkisi bulunmadığı halde tutuklanan avukat, gazeteci, hakim ve akademisyen gibi sadece mesleğini icra ettiği için tutuklanan kişilerin kapsam dışı bırakılmak istendiği hatırladılarak, ‘hiçbir şart koşmadan’ bu tutukluların da serbest bırakılması istendi.

OİAD’nin açıklaması şöyle:

“Covid-19 salgının Türkiye’de bulunan 375 hapishanede yayılması neticesinde ortaya çıkabilecek yıkıcı bilançoya karşısında, 280 bin tutukludan 100 bin tutuklunun serbest bırakılmasına imkan tanıyacak af yasası hala hazırlık aşamasında bulunmaktadır. OIAD özellikle tutuklu Türk avukatlarının serbest bırakılması için yıllardır mücadelesini sürdürmektedir. OIAD Türkiye’deki hapishanelerde hamile kadınların, hasta tutukluların ve 743 çocuğun bulunduğunu büyük bir üzüntü ile bildirir. Türkiye’de birçok hapishanede 20-30 kişilik koğuşlarda tutukluların barındırıldığı bilinmektedir.Bununla birlikte Af Yasası, Türk hukukunca tam olarak tanımlanmamış ve tartışmalı olan terör örgütüne üye olma, propoganda yapma ve darbeye kalkışma gibi suçlamalarla tutuklu bulunan avukat, gazeteci, hakim ve akademisyen gibi -esasında mesleğini icra ettiği için hapishanede bulunan-  kişileri kapsam dışı bırakmaktadır. Türk hükümeti esasında avukat, gazeteci veya politik muhalif olup olmadığına bakmadan bir baskı politikası yürütmektedir. OIAD, yüzelerce avukatın terör örgütü üyesi olmak veya ayaklanmaya kalkışmak gibi suçlamalarla yargılanan müvekkillerini temsil ettiği için tutuklu bulunmasından endişe duymaktadır. Bu noktada OIAD Türkiye’de bulunan avukatlar ile dayanışma için olduğunu ifade eder ve Türk hükümetine hiçbir şart koşmadan avukatların, politik tutukluların ve sağlık açısından risk taşıyan tutukluların serbest bırakılması için Türk hükümetine çağrıda bulunur..”

Okumaya devam et

Gündem

Tedavi edildiği hastaneden kaçan koronavirüs hastası hayatını kaybetti

Tokat’ta tedavi gördüğü hastaneden izinsiz ayrılan ve ekipler tarafından evinde bulunarak tekrar hastaneye yatırılan kişi hayatını kaybetti. Diğer illerde özel bir ekip tarafından defnedilirken, A.Ü’nün cenazesi yakınlarına teslim edildi.

BOLD – Tokat’ta koronavirüs şüphesi ile gözlem altında tutulduğu hastaneden kaçan 74 yaşındaki kişi tedavi altına alındığı hastanede hayatını kaybetti. A.Ü.’nün cenazesi bugün 4 yakını tarafından hastaneden alındı.

EŞİ DE GÖZETİM ALTINDA TUTULUYOR

Tokat Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümünde koronavirüs şüphesi ile tedavi gören 74 yaşındaki A.Ü. yaşamını yitirdi.Bir süredir aynı hastanede tedavi gören A.Ü.’nün koronavirüs testinin pozitif çıktığı belirtildi. A.Ü.’nün cenazesi bugün 4 yakını tarafından hastaneden alındı.

Hayatını kaybeden yurttaşın eşi H.Ü.’nün ise gözetim altında tutulduğu, testlerinin negatif çıktığı belirtildi.

“Bana ve eşime 4 yıl boyunca virüs muamelesi yaptılar”

Okumaya devam et

Gündem

300 bin mahkuma tahliye beklerken 150 bin infaz memuru da hapsoldu

Koronavirüs tehlikesine karşı mahkumlara tahliye bekleyen yakınları, Adalet Bakanılığının salgına karşı infaz memurlarını da cezaevlerine hapseden tedbirlerine sosyal medyadan tepki gösterdi.

BOLD- Günlerdir gündemi meşgul eden konulardan biri de koronavirüs yüzünden hijyenik olmayan cezaevlerindeki mahkumların durumu. Açık görüş hakları ellerinden alınan mahkumlar için cezaevi yönetimi sadece kefir ve hijyen malzemesi dağıtarak önlem alıyor. Mahkum ve yakınlarının umudu, infaz yasasında değişiklik öngören yasa tasarısı bir türlü Meclisin gündemine gelmedi.

İNFAZ MEMURLARI DA EVLERİNE GİDEMEYECEK

Öte yandan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de dün cezaevlerine virüsün bulaşmasını engellemek için bir dizi yeni önlemler açıklamıştı. Gül’ün açıkladığı önlemlerden biri de infaz memurlarının görev süreleri boyunca cezaevlerinde kalmaları oldu. Evlerine gönderilmeyen memurlar izole edilmiş alanlarda kalacak.

MAHKUMLAR ÇIKSIN DERKEN…

Mahkum yakınları seslerini duyurmak için sosyal medyada her gün kampanya düzenliyor. Bugünün kampanya etiketi ‘Meclis TahliyeDesin’ oldu. Etikete paylaşım yapan sosyal medya kullanıcıları Adalet Bakanı Gül’ün açıkladığı önlemi eleştirdi. Bir mahkum yakını, ”300 bin kişiyi tahliye ettirmeye çalışırken 150 bin infaz koruma memuru daha hapsoldu! Yarın da onlar için mi bir tag yapsak ne” ifadeleriyle tepkisini dile getirdi

Cezaevinde ihmalle ölüme sürüklenen Nesrin Gençosman’ın ablasından çağrı

Okumaya devam et

Popular