Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Türkiye ile Rusya’nın karşı karşıya geldiği dönemde AKP’li vekilden ilginç çıkarım

Türkiye’nin Suriye’de karşı karşıya geldiği Ruslarla ilgili AKP Bayburt Milletvekili Fetani Battal, “Ruslar kendilerini hiç hissettirmiyorlar; bekliyorlar, bekliyorlar, bekliyorlar, en zayıf anınızda tepenizden, tepenizden biniyorlar” dedi.

BOLD – Meclis’te 1916-1918 yılları arasında Ruslar’ın Doğu Anadolu bölgesinde yaptıkları işgallerle ilgili açıklama yapan AKP Bayburt Milletvekili Fetani Battal, Türkiye “Ruslar kendilerini hiç hissettirmiyorlar; bekliyorlar, bekliyorlar, bekliyorlar, en zayıf anınızda tepenizden, tepenizden biniyorlar” dedi.

BÜYÜK BİR İŞGAL HAREKETİYDİ

21 Şubat günü 102 yıl önce gerçekleşen bir kurtuluş gününün idrak edildiğini belirten Battal, “1916-1918 yılları arasında yaşanan bölgemizdeki işgal hareketi Ardahan, Erzurum, Kars, Trabzon, Bayburt ve Erzincan illerimizi kapsayan büyük bir hareketti. Çanakkale Savaşı bitmiş, orada bir destan yazılmış, ocak ayında düşman Çanakkale’den çekilmiş, Ruslar şubat ayında Erzurum’a girmişti. 200 bin kişilik bir orduyla hedefleri altı ay içerisinde İstanbul önlerine varmaktı” dedi.

BU İŞGALLERİ BİLMEZSEK BUGÜN YAŞANANLARI ANLAYAMAYIZ

Ruslar’ın 1916-1918 işgallerinden önce 1877-1879 yılları arasında ve 1828, 1829 yıllarında da işgaller yaptığını belirten Battal, “O günlerde büyük acılar ve büyük ızdıraplar yaşanmıştı. Dolayısıyla tarihimizin derinliklerinde yaşanan bu işgallerin arka planında yaşanan hâletiruhiyeyi, devletler arası büyük mücadeleyi hissetmezsek bugün yaşananları anlayamayız” dedi.

EN ZAYIF ANINIZDA TEPENİZE BİNİYORLAR

Battal sözlerini şöyle tamamladı: “Dolayısıyla, tarih bana şunu öğretti: Ruslar kendilerini hiç hissettirmiyorlar; bekliyorlar, bekliyorlar, bekliyorlar, en zayıf anınızda tepenizden, tepenizden biniyorlar. İngilizler, hiç hissettirmiyorlar; hep yanınızdalar, içinizden karıştırıp, karıştırıp, karıştırıp, hiç ummadığınız bir yerde tepenizde dikiliyorlar. Amerika’yı ve İsrail fanatizmini göz önüne aldığımızda, bugün yaşadığımız hadiselerin yüzyıllık hadiselerin finali şeklinde dizayn edildiğini müşahede etmek bize ayrı bir sorumluluk yüklüyor” dedi.

Gündem

Biri KOAH ve veremli üç hastayı aynı koğuşa koydular

Hasta ve engelli oldukları için bakıma muhtaç 3 kişi, Metris’te aynı koğuşa konuldu. Birbirlerine bakmaları istenen tutukluların aileleri duruma tepki gösterdi.

BOLD – Koronavirüs (Kovid-19) tehdidine rağmen cezaevlerinde tutulmaya devam edilen yüzlerce hasta tutuklunun durumu kritik. İki eli olmayan 32 yaşındaki Ergin Aktaş, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) hakkında 5’inci kez verdiği, “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmiyor. Aktaş, cezaevinde geçirdiği 9 yıl sonucunda Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ve tüberküloz (Verem) hastalıklarına yakalandı. AKP’nin Meclis’e getirdiği tasarıda kapsam dışında kalan binlerce kişiden biri olan Aktaş, salgın riskine rağmen halen Metris R Tipi Cezaevi’nde tutuluyor.

‘OĞLUM KAN KUSUYOR’

Oğlunun durumunun her geçen gün daha da kötüye gittiğini söyleyen Tahsin Aktaş, MA’ya verdiği demeçte; oğlunun hastalığından kaynaklı yüksek ateş, terleme ve halsizlik şikayetlerinin yanı sıra sürekli kan kustuğunu belirtildi. Oğlunun kişisel ihtiyaçlarını gideremeyecek durumda olduğuna dikkati çeken baba Aktaş, “Koronvirüs her geçen gün yaygınlaşırken, halen hasta tutukluların bırakılmaması endişe verici. Oğlumun iki eli yok, KOAH ve tüberküloz hastası. Dürt duvar arasında kaldığı her gün durumu daha da ciddileşiyor. Kan kusuyor. Geçtiğimiz gün aradığında kan kustuğunu anlattı” dedi.

ÜÇ HASTAYI BİR KOĞUŞA KOYDULAR

Hasta tutuklu Aktaş ile aynı koğuşta kalan 2 tutuklunun da hasta olduğunu dile getiren baba Aktaş, “Koğuşta 3 kişi kalıyorlar. Birlikte kaldığı kişiler de hasta. Bunlardan biri tekerlekli sandalyede, diğeri ise sırt üstü yatıyor. Bu üç hasta ne kadar birbirine bakabilir? Bunlar birbirine bakacak durumda değil. Virüsün cezaevlerine yayılmasından korkuyoruz” diyerek, endişesini paylaştı.

KAMUOYUNA ÇAĞRI

Oğlunun temiz ve hijyenik bir ortamda kalması gerektiğine işaret eden Aktaş, “Oğlum cezaevinde kendine bakamıyor. Zaten doktorlar daha önce de kalacağı yerin çok temiz olması gerektiğini ve birilerinin sürekli onunla ilgilenmesi gerektiğini belirtmişti. Adalet Bakanlığı başta olmak üzere tüm yetkilere sesleniyorum. Tüm hasta tutukluları serbest bırakın” dedi. Durumun ciddiyetini yineleyen Aktaş, kamuoyuna da duyarlılık çağrısı yaptı.

Tanılar sisteme Covid 19 olarak girilmiyor iddiası

Okumaya devam et

Gündem

Özel okullar vermedikleri hizmetin ücretini talep ediyor

Koronavirüs salgını nedeniyle eğitime ara verildi, yavaşlayan ekonomi nedeniyle birçok veli, çocuklarının özel okul taksitlerini ödemekte güçlük çekiyor. Özel okullar ise hizmet vermedikleri dönemin de ücretini velilerden talep ediyor.

BOLD – Koronavirüs tedbirleri kapsamında 23 Mart’ta ilk ve orta dereceli okullar, uzaktan eğitim sistemine başladı. Devlet okulunda ya da özel okulda okuyan öğrenciler, evlerinden internet ve televizyon aracılığıyla eğitim alırken, özel okullara kayıtlı öğrenciler ise gitmedikleri okullarının taksitlerini, servis ve yemek ücretlerini ödemeye devam ediyor.

AİLELERDEN VERİLMEYEN HİZMETİN BEDELİ İSTENİYOR

Cumhuriyet’ten Kübra Köklü’ye konuşan Eğitim-İş Sendikası Başkanı Orhan Yıldırım, özel okullara çocuklarını gönderen vatandaşların şu günlerde okul taksitlerini ödemekte zorlandığını belirtti. Ekonomik krizle birlikte devletin özel okullardaki öğrenci başına yaptığı 4 bin TL’lik yardımın kesildiğini hatırlatan Yıldırım, “Özel okullar sene başında ailelerden okul taksitlerini, yemek ve servis ücretlerinin tamamını peşin aldı. İkinci dönem neredeyse öğrenciler, hiç okula gitmedi. Ancak taksitler ödenmeye devam ediyor. Okullar tarafından aileler aranıp ücretler isteniyor” dedi.

BAKAN, VELİLERİN DEĞİL, ÖZEL OKULLARIN YANINDA

Milli Eğitim Bakanı’nın özel okulları olduğunu ve bu yüzden de yurttaşın değil, özel okul sahiplerinin yanında durduğunu savunan Yıldırım, “Özel okullar öğrenciye vermediği hizmetin parasını nasıl alabilir? Hadi aldın, bir kısmını iade etmezsiniz. Bakanın bu konuyla ilgili çalışma yapması gerekiyor. Yurttaşlara yıllık ücret üzerinden paraları iade edilmelidir. Özel okulların ayakta kalmaları için de çalışma yapması gerekiyor. Özel okulların bazılarının bu süreçte iflas edeceğini biliyoruz” dedi.

OKULLAR DA VELİLER DE MAĞDUR

Hem özel okulların hem de çocuklarını özel okullara gönderen ailelerin mağdur olduklarını belirten eski CHP milletvekili ve eğitimci Güldal Okuducu da “Özel okullar ailelerden vermedikleri hizmetin ücretini istiyor. Aileler, okul taksitlerini, servis ve yemek ücretini nasıl ödeyeceğim diye düşünmekten psikolojisi bozulmuş durumda. Devlet hiçbir şey yapmıyor. Özel okullar da bir yandan haklı, kapılarını tamamen kapatmamak için velilere baskı uyguluyor. Şu süreçte kimsenin mağdur olmamasını sağlamak devletin elinde” dedi.

MUHASEBE SÜREKLİ ARIYOR

Çocuğunu özel okula gönderen ve salgın nedeniyle mağduriyet yaşadığını söyleyen bir veli ise yemek ücreti olarak yıllık 3 bin lira ödediğini ancak okula gidilmemesine karşın ikinci dönemin ücretini iade etmediklerini belirtti. Okul taksitlerini borç alarak ödemeye çalıştığını söyleyen veli, “Okulun muhasebesi sürekli arıyor ya da mesaj atarak para istiyor. Yıllık okul ücreti 17 bin TL. Borç alarak taksit ödemeye çalışıyorum” diye konuştu.

Koronavirüs nedeniyle vefat sayısı 356’ya, vaka sayısı da 18 bin 135’e tırmandı

Okumaya devam et

Gündem

Tanılar sisteme Covid 19 olarak girilmiyor iddiası

Sağlıkçılarda korona vakası sürekli artarken, SES Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Şiyar Güldiken, tanıların tamamının sisteme Kovid-19 olarak girilmediğini ileri sürdü.

BOLD – İstanbul’da Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde koronavirüsü (Kovid-19) ile mücadele eden Prof. Cemil Taşçıoğlu’nun yaşamını yitirmesi, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 601 sağlık çalışanının koronavirüs testinin pozitif çıktığı yönündeki açıklaması, sağlık çalışanlarını bekleyen büyük tehlikeyi gözler önüne serdi.

MA’ya konuşan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Şiyar Güldiken, Türkiye’de resmî olarak ilk vakanın tespit edildiği 10 Mart’tan bu yana toplam 106 bin civarında test yapıldığını ve 16 bin kişinin testinin pozitif çıktığını hatırlattı. İlk günden beri çok test yapılmasında ısrar ettiklerini belirten Güldiken, halen bölgede günlük kaç test yapıldığının net olmadığını söyledi. Güldiken, maalesef yeterli ve gerekli ciddiyetin gösterilmediğini, hükümetin halen günü kurtarma peşinde olduğunu belirtti.

KHK’LI 15 BİN İHRAÇ GÖREVE İADE EDİLSİN

Sağlık emekçilerinin salgına yakalanması ve yaşamını yitirmesini yetkililerin ihmalkarlığından kaynaklandığını ifade eden Güldiken, alkışlamaların eksikliklerin üzerini örtme çabası olduğunu söyledi.

15 bin civarında haksız hukuksuz olarak ihraç edilen sağlık emekçisine dikkat çeken Güldiken, “Tüm dünya sağlıkçılara ihtiyaç olduğunu ve bu konuda çağrılar yaparken, hükümet halen siyasi refleksle hareket ediyor. Çok sayıda sağlık çalışanına ihtiyaç olacak. Maalesef gelişen tablo onu gösteriyor. Bir an önce ihraç edilenlerin koşulsuz görevlerine iade edilmeleri gerekiyor. Ekipman eksikliği asla konuşulmayacak düzeyde giderilmelidir. Yeterli ekipmanı olan Sağlık emekçisi de kendini güvende hissedecektir” ifadelerini kullandı.

TANILAR SİSTEME NASIL GİRİYOR?

Kendilerine uygulanan ambargodan kaynaklı sağlık emekçilerinin vaka sayısı ve yaşamını yitiren kişi sayısında net bir bilgiye sahip olamadıklarını kaydeden Güldiken, “Sayılar net alınmıyor ama kentte 30’dan fazla pozitif vaka, 150’den fazla tedavi gören vaka olduğunu ve 6 da vefat olduğunu biliyoruz. Bu sayıların net olmama nedeni ise tanıların hepsinin sisteme Kovid-19 olarak girilmemesidir” dedi.

İtalya’da Corona’dan ilk cinayet!

Okumaya devam et

Popular