Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Çin’den plastik atık alınmasına MHP’den tepki

Çin’de başlayan ve tüm dünyaya yayılan koronavirüs tedbirlere rağmen artmaya devam ediyor. Ülkeler Çin’le irtibatlarını keserken, Türkiye Çin’den virüslerin kol gezdiği kullanılmış plastik atık ithal etmeye devam etmesine MHP’den tepki geldi.

BOLD – Türkiye’nin Çin’den kullanılmış plastik atık almaya devam edilmesine Milliyetçi Hareket Partisinden tepki geldi. Milliyetçi Hareket Partisi MYK Üyesi Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan, kullanılmış plastik atıkların mikrobiyolojik olarak kirlenme ihtimalinin yüksek olduğuna dikkat çekti.

ÇİN’DEN PLASTİK ATIK ALINMASI YANLIŞ

Türkiye’nin Çin’den plastik atık ithal etmesini Meclis gündemine getiren MHP MYK Üyesi Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan, “Yeni koronavirüs salgını devam ediyor, bir süre daha devam edecek gibi görünmektedir. Ülkemizin aldığı önlemler yerindedir. Çin’den gıda ürünleri ithalatına kısıtlama getirilmesi uygundur fakat Çin’den kullanılmış plastik atık almaya devam edilmesi yanlıştır” dedi.

ATIKLARIN MİKROP TAŞIMA İHTİMALİ YÜKSEK

Kullanılmış plastik atıkların mikrobiyolojik olarak kirlenme ihtimalinin yüksek olduğunun altını çizen Aycan, “Bu nedenle, aslında sadece salgın sırasında değil hiçbir zaman plastik atıkların alınmaması gerekir. Sadece Çin’den değil hiçbir yerden plastik atık almamalıyız” dedi.

AKP’Lİ CUMHURBAŞKANI’NA “DUT PEKMEZİ” ELEŞTİRİSİ

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın koronavirüse karşı dut pekmezi yenmesini tavsiye etmesini de eleştiren Aycan, “Koronavirüse karşı hâlâ aşı üretilmedi. Fakat aşı üretilse de yüzde 100 korumaz. Bu nedenle, ‘şunu yerseniz grip olmazsınız’ demek yanlıştır, bilimsel değildir. Tedbirli olalım ama panik ve spekülasyon yapmayalım. Fırsatçılara fırsat vermeyelim” dedi.

Koronavirüs küresel kabusa dönüştü

Gündem

Uyuşturucu baronu Zindaşti’yi tahliye eden hakim Cevdet Özcan’ın hesabında 966 bin lira bulundu

İranlı uyuşturucu baronu Naci Şerifi Zindaşti’yi tahliye eden Sulh Ceza Hakimi Cevdet Özcan’ın 16 aylık maaşı 173 bin 793 TL olmasına karşın hesabına 966 bin 670 TL para yatırıldığı tespit edildi.

BOLD – Hakkında “görevi kötüye kullanmak” ve “rüşvet almak” suçlarından soruşturma açılan hâkim Cevdet Özcan’ın hesaplarında bilirkişi inceleme yaptı.

İranlı uyuşturucu baronu Naci Şerifi Zindaşti ve 3 adamı hakkında tahliye kararı veren hâkim Cevdet Özcan hakkında “görevi kötüye kullanmak” ve “rüşvet almak” suçlarından soruşturma izni verilmesinin ardından Zindaşti ve adamları hakkında 9 ayrı suç işledikleri gerekçesiyle Emniyet tarafından hazırlanan fezleke ve hakim Özcan’ın bilirkişi heyeti tarafından incelenen hesap hareketleri de dava dosyasına girdi.

MAAŞ 173 BİN LİRA; HESAPTA 966 BİN LİRA

Cumhuriyet’in haberine göre bilirkişi raporunda Cevdet Özcan’ın maaş geliri, EFT, havale yoluyla para girişleri, harcamaları ve mal varlığına ilişkin bilgiler yer aldı. Eşi M. Özcan ve 3 çocuğunun çalışmadığı bilgisine yer verilen raporda, Özcan’ın tek gelir kaynağının bordrolu maaşı olduğu belirtildi. Raporda 1 Ocak 2018 ile 30 Nisan 2019 tarihleri arasında Özcan’ın maaş ödemesi toplam 173 bin 793 TL olarak hesaplandı. Özcan’ın maaşı dahil bu tarihler arasında hesabına yatan toplam paranın 966 bin 670 TL olduğu giderlerinin toplamının ise 826 bin 871 TL olduğu ifade edildi. Özcan’ın her bir maaşının 1 Ocak 2018 ile 1 Ocak 2019’a kadar 12 bin ile 15 bin arasında yatırıldığı, 17 Ocak 2019 tarihinden itibaren kendi isteğiyle 6 ay süreyle ücretsiz izne çıktığı bilgisi de yer aldı.

BORÇ KAPAMA

Özcan’ın hesabına “Borç ödemesi” adı altında İ.Ş. tarafından aylık 5 bin, 16 ayda toplamda 80 bin TL havale gelmesi dikkat çekti. İnceleme dönemi dışında olan 1 Mayıs ve 15 Ağustos 2019 tarihleri arasında ise yine İ.Ş. tarafından Özcan’ın hesabına “Borç kapama” adı altında 25 bin TL EFT yapıldığı görüldü. Bu tarihlerde Özcan ücretsiz izindeydi. Ayrıca Özcan’ın 16 aylık süreçte kendi hesabına her ay 1 ila 4 kere arasında nakit para yatırdığı, bu paraların toplamının 61 bin 667 TL olduğu görüldü. Aynı tarihlerde Özcan’ın hesabında 42 bin 40 TL nakit çekim işlemi gerçekleştirildi. Özcan’ın hemen hemen her ay “diğer” ödemeler altında akrabası olan M.Ö’nün hesabına 14 bin 300 TL EFT yaptığı da tespit edildi.

ADLİYE BANKAMATİĞİNDEN HESABINA PARA YATTI

Özcan’ın detaylı hesap dökümünde adliyedeki bankamatikten kendi hesabına sık sık bin ile 4 bin arasında para yatırdığı görüldü. 22 Ağustos 2018 saat 17.30’da Malatya Battalgazi Belediyesi önündeki ATM’den kendi hesabına iki dakika arayla toplamda 8 bin TL para yatırdığı görüldü. Özcan ücretsiz izinli olduğu tarih aralığında yer alan 15 Mart 2019 tarihinde Sarıyer’de bir petrol ofisi ATM’sinde 11 bin lira, 5 Nisan ve 15 Nisan tarihlerinde toplamda 19 bin 600 TL kendi hesabına para yatırdı. Özcan’ın yine ücretsiz izinde olduğu 7 Mayıs’ta 5 bin TL, 13 Mayıs’ta 10 bin TL, 15 Mayıs’ta 4 bin 600 TL olmak üzere toplamda 19 bin 600 TL kendi hesabına yatırması dikkat çekti.

500 BİN TL’YE EV ALDI, 2017’DE SATTI

Gayrimenkul incelemesinde Özcan’ın Başakşehir’de 26 Ocak 2015’te yaklaşık 500 bin TL’ye bir ev aldığı 2017’de ise 110 bin TL kâr ile sattığı belirtildi. Raporda, Özcan’ın ardından 2018’de Tuzla’da 310 bin TL değerinde bir konut aldığı ve üzerine kayıtlı bir araç olduğu tespit edildi.

TAHLİYEDEN SONRA YURTDIŞINA KAÇTI

Naci Şerifi Zindaşti, Sarıyer’de girdiği silahlı çatışma sonrası 6 kişiyle birlikte gözaltına alınmıştı. Zindaşti ve 3 adamının avukatı 19 Ekim 2018’de “tutukluluk incelemesi” için İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği’ne başvurmuş, başvuruyu değerlendiren İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimi Cevdet Özcan, Zindaşti ve beraberindeki 3 şahsı “tahliye” etmişti. Uyuşturucu ticareti ve terör örgütü yöneticiliği gibi birçok suçtan kaydı bulunan Zindaşti ile 3 adamı, tahliyenin ardından yurtdışına kaçmıştı. Özcan hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan ve işadamı Doğan Kasadolu’nun “ihbar eden”, Orhan Ünğan’ın ise müşteki sıfatıyla yer aldığı iddianamede, Özcan’ın Zindaşti’yi tahliye etmesi karşılığında rüşvet aldığı öne sürülmüştü. Zindaşti’nin tahliye edilmesi olayında ismi geçen AKP eski Milletvekili Burhan Kuzu hakkında da nüfuz ticareti suçundan 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı.

Uyuşturucu baronu Zindaşti’yi tahliye eden hakime ‘rüşvet’ soruşturması

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Çoluk çocuğumun ölmesine sebep olanlar Bartın’daki işkencecilerdir”

Eşini ve 3 yaşındaki oğlunu Ege Denizi’nde kaybeden KHK’lı edebiyat öğretmeni Hasan Aksoy, uzun sessizliğini mahkemede bozdu: “Ailemi yok eden işkencecilerdir.”

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Tarih 28 Temmuz 2018’i gösterdiğinde Ege Denizi’nde, üçü bebek olmak üzere 7 kişi hayatını kaybetti. Sürgüne zorlanan edebiyat öğretmeni Aksoy ve ailesi de batan teknenin içindeydi. Hasan Aksoy ne 3 yaşındaki oğlunu ne de eşini kurtarabildi. Bir balıkçı teknesi gelip kendisini sudan çıkardığında eşi ve oğlu çoktan hayata gözlerini kapatmıştı.

Hasan Aksoy, hemen o gün gözaltına alındı, daha sonra tutuklanıp hapse gönderildi ve büyük bir sessizliğe gömüldü. Uzun bir süre yaşadıklarını, neden ülkesini terk etmek istediğini ailesi de dahil kimseye anlatmadı. Ta ki hayat arkadaşı Sena Aksoy’un “Çık mahkemede yaşadığımız soykırımı anlat, savunmanı muhakkak yap’ sözünü hatırlayana kadar…

Hasan Aksoy, 21 Mayıs 2019’da Bartın Ağır Ceza Mahkemesinde yaptığı ilk savunmasında, ailesiyle birlikte bir tekneye binip ülkesini terk etmesine sebep olanların Bartın emniyet müdürlüğündeki işkenceciler olduğunu söyledi.

Aksoy, “Savcı beye söylemek istediğim tek şu var; o kadar işkence yapılan insan var, o kadar işkence altında alınan ifade var ve bu işkencecilerle alakalı yapılan bana bir tane, bir tane bakın, ikinciyi sormuyorum, bir tane işlem göstersinler, Allah rızası için bir tane işlem. Bu işkencecileri korumasınlar. Benim çoluğumun çocuğumun ölmesine sebep olanlar Bartın ilindeki işkencecilerdir. Başka hiç kimse değildir. Eğer Bartın’da işkence olmasaydı sizin tabirinizle ben ne adaletten kaçardım ne de teslim olmazdım.” dedi.

İşkence altında alınan bir ifade nedeniyle kendisi hakkında yakalama kararı çıkarıldığını, ifade verenlerle yüzleşmek istediğini söylemesine rağmen bu taleplerinin kabul edilmediğini yazan Aksoy, “Ufacık Bartın’da bile yapılan işkenceleri hepiniz bilmekte ve görmektesiniz. İnsanların bu durumu mahkeme huzurunda dile getirmelerine rağmen bırakın işlem yapmayı, adeta her dönemin işkencecileri gibi bu dönemin işkencecileri de koruma altına alınmıştır ve bu işkencecilerin kimler olduğu, insanlara hangi zulümleri yaptıkları tek tek anlatılmış ve kayıtlara da girmiştir.” ifadelerini kullandı.

İŞKENCECİLERİN İSİMLERİNİ VERDİ

Aksoy, işkencecileri mahkemede isim vererek şöyle anlattı: Benim ile alakalı aleyhte beyanları olan şahıslar da ilk kollukta baskı altında işkence altındaki, insanlık dışı şartlarda alınan ifadelerini reddediyor hatta bunları yapan kişileri, bu mahkemede huzurlarınızda söylüyorlar. Diyorlar ki, isimlerini Ayhan, İlkay ve Fatih diye bildiğimiz, duyduğumuz kişiler tarafından ve KOM müdürü tarafından bizlere baskı, cebir ve şiddet uygulandı. Ne yazık ki ne kadar söylerse söylesinler mahkeme bu ifadeleri duymuyor!”

“KONUŞ! YOKSA SENİ CENAZEYE GÖNDERMEYİZ”

En son Bartın Kız Meslek Lisesinde edebiyat öğretmenliği yapan Hasan Aksoy, eşi Sena Aksoy ve oğulları Yusuf Baha ile birlikte 28 Temmuz 2018’de Ayvalık’tan Midilli adasına geçmek için bir tekneye bindiler. Tekne adaya varamadan alabora oldu. Toplam 16 kişinin olduğu teknede 7 kişi hayatını kaybetti. Eşi Gökhan Yeni ve daha bebek olan Nurbanu ve Burhan’ı kaybeden Gülfem Yeni de o geceyi yaşayan ve acısını hala taze olan annelerden biri.

Hasan Aksoy olaydan sonra tutuklanıp Balıkesir Burhaniye Cezaevine gönderildi. Bir yıl burada kalan Askoy, geçen yıl Ramazan ayında ailesinin yaşadığı Mersin’e nakil istedi. Hala Tarsus 1 Nolu T Tipi Cezaevinde tutuklu.

Aksoy’a eşinin ve oğlunun cenazesine katılma izni verilmedi. Olaydan sonra alınan ilk ifadesinde “Konuş! Yoksa cenazeye göndermeyiz” denilerek tehdit edildi. Cenazeler için ilk başta araba vermeyen Bursa Belediyesi sosyal medyada yükselen tepkiler nedeniyle geri adım attı. Cenazeler Bursa’dan Sinop’un Durağan ilçesine götürüldü ve cenazelere otopsi yapıldığı için hemen burada defnedildi. Hasan Aksoy, eşine ve oğluna son görevini yerine getiremedi. Annesi, babası ve kardeşleri de cenazeye yetişemedi.

“TÜM POLİTİKACILAR UTANÇ İÇİNDE SUSSUN!”

Hasan Aksoy savunmasında bu olaya da değindi:

“Topluma nasıl bir nefret empoze edilmiş ise, nasıl bir korku verilmiş ise insanlar cenazelere saygı duyma duygusunu dahi yitirmiş hale gelmişler. En basiti bizim olayımız. Gördünüz, yaşadınız, siz de duydunuz hakim bey. Ege’de vefat eden Suriyeli bebek vardı, Aylan Kurdi ve o dönemde onun için timsah gözyaşı dökenler, gözyaşı dökmek için sıraya girenler bütün zevab takımı, en alttan en üste bütün devlet kademeleri kendi vatanının kendi öz evlatları için nasıl bir kini, nasıl bir nefreti içlerinde barındırıyorlarsa bırakın gözyaşı dökmeyi adeta cenazelerine dahi sahip çıkılmama yarışına girildi ve bunlar Bursa’da millete ait olan cenaze araçlarını yine bu milletin kendi öz çocuklarına cenaze nakil aracı verilmedi. Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde bile bazı milletvekilleri insafa gelip konuşma yapmak zorunda kaldı… Günahsız bebelere yapılan zulme sessiz kalmaya gerçekten değer miydi? Şimdi benim hiçbir zaman büyümeyecek evladım, ciğerparem Yusufumun bedenini dahi toprağa verememiş bir babanın feryadı olarak bu ülkenin bütün politikacıları, bütün adalet mekanizması, eğer adalet varsa bütün yetkililer başlarını öne eğsin ve utanç içinde sussun.”

“YAPILAN SOYKIRIMI YÜREĞİME KAZIDINIZ”

Hasan Aksoy, 21 Mayıs 2019’da yaptığı 3 sayfalık bu savunmasından sonra 29 Temmuz 2019’da el yazısıyla 29 sayfadan oluşan ikinci bir savunma daha hazırladı ve 1 Ağustos 2019’da görülen karar duruşmasında kendini tekrar savundu. Tutuklu olmasının TC Anayasası’na aykırı olduğunu maddeler halinde açıklayan Aksoy savunmasının sonunda, evladını ve eşini kaybetmiş bir insan olarak verilecek hiçbir cezanın, acısının yakınından dahi geçemeyeceğini haykırdı:

“Eşimi, çocuğumu, kayıp etmeme rağmen normalde duyulsa gülüp geçilecek sebeplerle beni de tutuklayıp zindana attınız. 2 canımı bile toprağa vermeme müsaade etmeyerek yapılan soykırımı yüreğime kazıdınız. Vereceğiniz hiçbir ceza denizden tekneye çıkardığımda sessizce yatan gözleri bu dünyaya kapanmış bebelere bakarken yaşadığım acının yakınından dahi geçemez. Üç günahsız sabinin ve onlarcasının katili olmak zorunda bırakılan sözde adaletten zaten adalet beklemiyorum. İstediğiniz, önceden belli olan cezayı korkmadan, kahramanca, rahat rahat bana verebilirsiniz. Dedim ya arkamda Allah’tan başka kimse yok…

“MERHAMET ZULMÜN MERHEMİ OLAMAZ”

Sizlerden merhamet istemiyorum, hiç kimsenin şahsıma acımasına ihtiyacım yok, merhamet de zulmün bir parçası, ne bana acıyın ne de soykırıma kurban verdiğim eşime ve çocuğuma!! Merhamet zulmün merhemi olamaz. Bu yazmış olduğum savunma haşirdeki mahkemeyi kübraya bir arzuhaldir. Ve dergahı ilahiyeye de bir şekvadır. Allah elbette adil-i mutlaktır.”

OKUL MÜDÜRÜ ŞİKAYET ETTİ

Önce çalıştığı okul müdürü, sonra da kuzeni tarafından şikayet edildiği için Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Hasan Aksoy 10 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Karar 28 Ağustos 2019’da İstinaf Mahkemesi tarafından onaylandı. 1 Eylül 2016’da çıkarılan 672 sayılı KHK ile ihraç edilen Aksoy, “Ben 1 Eylül’de ihraç edildim. 4 Ekim’de aranmam başlamış, arama kararı olmadan firari diye ihbar (24 Ağustos 2016) edilmişim.” demişti.

16 Aralık 2014 doğumlu Yusuf’un son doğum günü.

Yusuf Baha Aksoy

Hasan Aksoy, 29 Temmuz 2019’da yaptığı 29 sayfadan oluşan ikinci savunmasında hakkındaki ‘suçlama’lara ayrıntılarıyla cevap verdi, tüm iddiaları çürüttü ve “Okulda çalışmak, bankaya para yatırmak, havale, eft yapmak, işkence altındaki tanık beyanları nasıl terör örgütü üyeliğine mesnet edilir? Daha bunları siz evrensel hukukun cari olduğu hiçbir platformda, gerçek mahkemelerde izah edememiş ve tarihin utanç sayfalarına kazınmışken, bu şekilde verilen kararlar paçavralar gibi dökülürken, hadi diyelim kulları kandırdınız da ahirette Allah’ı nasıl kandıracaksınız?” diye sordu.

Okumaya devam et

Gündem

Taksiciden kadın müşteriye “Beni bu trafiğe neden soktun” dayağı

Taksim’den Kasımpaşa’ya gitmek isteyen Faslı müşteriyi aracına alan taksici, yoğun trafik yüzünden tartıştığı genç kadını önce darp etti, sonra da zorla parasını aldı.

BOLD – Beyoğlu’nda geçen Şubat ayında meydana gelen olayda, ablasının doğumu için, çocuk bakıcılığı yaptığı Kocaeli’den İstanbul’a gelen Faslı kadın Chaime H.(24), Taksim’den ablasının kaldığı hastaneye gitmek için taksiye bindi.

Kasımpaşa’ya gitmek için Cengiz K’nın (39) kullandığı taksiye binen Faslı kadın ile taksici arasında, yoğun trafik yüzünden tartışma çıktı.

ZORLA PARASINI ALDI

Tartışmanın büyümesi üzerine taksici Cengiz K, kadına elinin tersi ile vurdu. Uğradığı şiddet sonrası paniğe kapılan kadın araçtan inerek uzaklaşmak istedi. Ancak taksici de 22 lira tutan ücreti almak için kadının peşinden gitti. Kadının kendini korumak için çantayla vurması üzerine taksici, genç kadının yere yatırarak boğazını sıktı. Taksici kadının cebinden çıkarttığı 30 lirayı alarak olay yerinden ayrıldı. Yaşananlar ise araç kamerasına saniye saniye yansıdı.

ŞİKAYETÇİ OLDU

Taksici şiddetine uğrayan ve zorla parası alınan genç kadın polisi arayarak yardım istedi. Olay yerine gelen ekipler taksicinin eşkalini ve plaka bilgilerini alarak inceleme başlattı. Bu arada hastaneye giderek darp raporu alan kadın taksiciden şikayetçi oldu.

Yapılan çalışma sonucunda taksi sürücüsü Cengiz K. yakalanarak gözaltına alındı. Darp ettiği kadın tarafından teşhis edilen Cengiz K’ya emniyette ifadesi alınarak “kasten yaralama” suçundan adli işlem yapıldı. İfadesi alınan ve işlemleri tamamlanan Cengiz K. savcılık talimatıyla serbest bırakıldı.

Tüm yetkileri elinde toplayan Saray’dan önergelere tek yanıt: Yetkili değiliz

Okumaya devam et

Popular