Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Devlet Bahçeli: Görev düşsün koşa koşa cepheye giderim

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İdlib’de 34 askerin şehit olduğu saldırıyla ilgili, “Bu alçak saldırının içinde Suriye, İran vardır” dedi. Rus uçaklarının da saldırının içinde olduğunu söyleyen Bahçeli, “Kimi kandırıyorlar” dedi.

BOLD Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, Suriye’deki gelişmeleri değerlendirdi. Bahçeli, “Kendi payıma konuşuyorum, görev düşsün koşa koşa cepheye gider, mevziye girerim. Allah nasip eder şehit olur, gazi olurum. Kanımın son damlasına kadar vuruşur, son takatime kadar mücadele ederim” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Millet İttifakı’nın iktidarında şehitler tepesi boş kalacak” sözlerine de sert cevap veren Bahçeli, “Şehidi bilmez, tepeden anlamaz, milleti tanımaz. Vay gafil vay” ifadesini kullandı.

Bahçeli konuşmasında şunları kaydetti:

KOŞA KOŞA CEPHEYE GİDERİM

“Bu kadar asil evlatları bünyesinden çıkaran Türk milletine kurşun işler mi, ezan diner mi, bayrak iner mi? Kudurmuş Esad hayranları bu kutlu vatan bölünebilir mi? Şehitlik mertebesi ulaşılacak en yüksek mertebedir. Asırlardır şehitlerimizin anaları, babaları, elleri, çocukları onların ardından gözyaşı dökerken, ağızlarından tek cümle dökülmüştür ‘Vatan sağ olsun’. Kendi payıma konuşuyorum, görev düşsün koşa koşa cepheye gider, mevziye girerim. Allah nasip eder şehit olur, gazi olurum. Kanımın son damlasına kadar vuruşur, son takatime kadar mücadele ederim.

SALDIRININ İÇİNDE SURİYE, İRAN VARDIR

İdlib’de 27 Şubat 2020’de yaşanan şehitler milletimizi derinden yaralanmıştır. Esad ve alçak destekçileri kanımızı dökmüştür. Kim hangi saldırıyı yaparsa yapsın Türk milletinde akacak kan da bitmez ayağa kalkacak kahraman da eksilmez. Bu alçak saldırının içinde Suriye İran vardır. Hepsi birden cinayet devriyesine çıkmışlardır. Türk askerinin kanı bu husumet cephesi tarafından dökülmüştür. Niyazım o dur ki şehadetleri mübarek olsun. Zalimlerin kanı kurusun. TSK’ya yapılan her saldırıyı nefretle lanetliyorum.

UYARIYORUM, ANADOLU’YU TESLİM EDERİZ

Türk milleti şehitlerine minnettardır ve onlar ölmemiştir, Allah yolunda öldürülenlere ölüler diyemeyiz. Allah tektir ordusu Türk oğlu Türk’tür. Türk milletine meydan okuyan yiğit evlatlarımıza silah çeken kim varsa dökülen kanlarda boğulmaya sonuna kadar mahkumdur. Erkeğinden kadınına aziz milletimizin her mensubu merttir, sabırlıdır, imanlıdır, yüreği vatan sevgisiyle yoğrulmuştur. Hiçbir zorba Türkiye’ye kanlı dişlerini geçiremez. Tarih bize diyor ki mücavir topraklarda komşu ülkelerde öne alınmamış krizler, iç kargaşalar bir virüs gibi yapılıp eninde sonunda ülkemize bulaşacaktır. Türk savunma alanı oluşturuyoruz. Bu savunmayı yapamazsak tereddüt edersek herkesi uyarıyorum ki Anadolu’yu teslim ederiz.

BAL GİBİ BUZ GİBİ RUS UÇAKLARI DA VARDI

Bugün İdlib’de Rusya ikili oynamaktadır. Bu kapsamda olmak üzere 5 Mart 2020’de Cumhurbaşkanımızla Putin’in yapacağı planlı görüşme kritiktir. Soçi mutabakatını ihlal eden taraflar arafatta değil açıktadır. Kremlin Sözcüsü Rusya dışındaki tüm ülkelerin uluslararası hukuka aykırı olarak Suriye’de bulunduğunu ifade etmiştir. Bize göre halt etmiştir. Putin Rusya’nın kimseyle savaşa hazırlanmadığını, kimsenin de aklına savaş gelmemesi için elinden geldiğini yaptığını söyleme gereğini hissetmiştir. Putin ne derse desin kahramanlarımızın kasıtlı olarak bölgede hedef alındığı barizdir. Saldırıya uğrayan Türk askeri konvoyu ile ilgili önceden Rus yetkili makamlarına bilgi verilmesine rağmen Moskova yönetimi inkâr etmiştir. Bu menfur saldırının evrensel değer ve mirasa aykırılı ortadadır. 27 Şubat’ta rejim uçaklarının arasında bal gibi buz gibi Rus uçakları da vardı ve ölüm saçmışlardı. Kimi kandırıyorlar, neyi anlatıyorlar? Putin’in varmak istediği yer neresidir? Rusya’nın sıcak denizlere inme planı tarihi bir hedeftir. Şimdi de Suriye ve Libya üzerinden Afrika’ya açılma hedefi gizlemeyecek kadar berraktır. ABD Başkanı Trump’ın bundan habersiz olması, Putin’in amacını Cumhurbaşkanına sorması akıl tutulmasıdır. Trump ile Putin’in Helsinki’de buluşup Türkiye ve bölge ülkelerinin hangi başlıklarda anlaşıp görüş birliğine vardıkları hâlâ sırdır. Esad’ın son kullanım tarihi dolduğunda ilk önce fişini Putin çekecektir.

HODRİ MEYDAN

Eğer biz gitmezsek bir gün mutlaka onlar gelecekler. Bununla yetinmeyip vatana ve millete kast edecektir. Biliniz ki kan ve bal kokusu bir ayıyı çılgına çevirecektir. Hodri meydan, ayı gelirse gelsin göreceği sadece ve sadece bozkurt ruhunun dirilişidir. Rusya Dışişleri Bakanı’nı Türk askerlerinin olmaması gereken bir yerde olduklarını açıklamıştır. Bu tek yanlı suçlamalar bayağı bir yalandır, küstah bir uydurmadır. Tepeden tırnağa hezeyandır. Rusya’nın asla kabul etmeyeceğimiz şekilde değişen şartlara göre sınır belirleme çabası bize göre dayatmadır masayı dinamitlemedir.

TÜRKİYE’NİN ŞAKASI FALAN YOKTUR

Rusya zorba politikalarını gözden geçirmeli, Astana ve Soçi ilkelerine bağlı kalmalıdır. Türkiye’nin 35 km derinliğinde güvenli bölge oluşturmasına destek vermelidir. Esad unsurları gözlem noktalarımızın gerisine derhal ve ön şartsız geri çekilmelidir. M4 ve M5 karayolunun kontrolü müştereken sağlanmalıdır. Sığınmacılarla ilgili alınacak tedbirlere her ülke destek vermelidir. Sınır kapılarımız açılıncaya kadar, yollara düşen sığınmacılara özgürlük ezberini tekrarlayan Avrupa ülkelerinin çirkin müdahaleleri acıklı bir tablodur. AB insani dramlar karşısında sınıfta kalmıştır. Uyarıyorum Türkiye’nin şakası falan yoktur. İdlib meselesi bir vatan muhafazasına sabitlenmiştir. Rusya ve Suriye Türkiye’nin daha fazla sabrını zorlamamalıdır.

NE İŞİNİZ VAR SİYASETTE?

Sayın Kılıçdaroğlu ve İP sizin bunlara dair bir fikriniz var mıdır? Varsa kimlerin hizmetindesiniz? Hadi yok diyelim o zaman ne işiniz var Türkiye’de ne arıyorsunuz siyasette. Misak-ı milli coğrafyada bir kuşun kanadı kırılsa, bir masumun göz pınarlarından yaş süzülse Türk milleti dert edinir bedelini de peşinen ödetir. Çevremizdekilere dikiz aynasından bakmayız bakamayız. Bana değmeyen yılan bin yaşasın diyemeyiz, o yılanı yuvasında boğarız. Sayın Kılıçdaroğlu şimdi anlıyor musun niye İdlib’de Libya’dayız. Bize değil Aziz Atatürk’e kulak verin. Bizi duymuyorsan bari Atatürk’ü duy. Muhterem hatırasına riayet et.

VAY GAFİL VAY

Şehitler tepesi boş kalmayacak sözünü beceriksizliğin kılıfı olacak kadar küçülen ve manevi değerlerimizle arasını kapanmayacak şekilde adam zihniyet karşımızdadır. Şehidi bilmez, tepeden anlamaz, milleti tanımaz. Vay gafil vay. Şehitler tepesini boş tutan Türk düşmanlarına meydanı boşaltarak teslim eder. Bize göre bunun adı vatana ihanettir. Sayın Kılıçdaroğlu, bu sözü söylerken hiç mi gocunmadın, pişmanlık duymadın? Şehitler tepesi boş tutulunca hainler tepemize üşüşür zalimler yurdumuzun tepelerine musallat olur bunu da mı kavrayamadın? Sayın Kılıçdaroğlu senin gibilere rağmen şehitler tepesi hiçbir zaman boş kalmadı, boş da kalmayacak. Kılıçdaroğlu sen Suriye’nin muhalefet partisi değilsin, Esad’ın yancısı, rejimin kuklası değilsin. Esad’ın kan kardeşi Mehmetçik katillerinin yoldaşı olamazsın. CHP’ye oy vermiş kardeşlerimize ihanet etme, haksızlık etme.”

Politika

Alman tarih dergisi Erdoğan’ı eleştirdi: Padişah gibi davranıyor

damals atatürk erdoğan

Almanya’nın önde gelen tarih dergilerinden Damals, kasım sayısını Mustafa Kemal Atatürk’e ayırdı. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Türkleri Atatürk’ten uzaklaştırmaya çalıştığını savunan dergi, “Erdoğan bir padişah gibi davranıyor ve Atatürk’ün mirasına el koyarak tüm kurumları kendi istediği doğrultuda dönüşmeye zorluyor” ifadesini kullandı.

BOLD – Alman tarih dergisi Damals, önümüzdeki kasım ayında satışa çıkacak sayısında Atatürk’ü kapak yaptı.

“Atatürk. Modern Türkiye’nin kurucusu” başlığıyla çıkan dergide Atatürk’ün hayatı, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yılları, saltanat ve hilafetin yıkılışı, cumhuriyetin kuruluşu, “devrimler” olarak tanımlanan reformları ve günümüzdeki “mirası”, uzman tarihçi ve Türkologlar tarafından kaleme alınan çeşitli makalelerle incelendi.

“ŞİMDİKİ BAŞKAN PADİŞAH GİBİ DAVRANIYOR”

Başyazısında Atatürk’ün Türkiye’yi “nefes kesen bir hızla” reforme ettiğini belirten Damals Genel Yayın Yönetmeni Stefan Bergmann, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili ise “100 yıl sonra şimdi Türkiye, İslam adına bir tek adam iktidarı yolunda ilerliyor. Şimdiki başkan, bir padişah gibi davranıyor ve Atatürk’ün mirasına el koyarak tüm kurumları kendi istediği doğrultuda dönüşmeye zorluyor” ifadelerini kullandı.

“AYASOFYA’NIN AÇILIŞI TESADÜF DEĞİL”

Viyana Üniversitesi Profesörü Yavuz Köse, dergi için kaleme aldığı “Atatürk’ün mirası” başlıklı makalesinde “Atatürk’ün vizyonunun ölümünden sonra Kemalizm’le yaşamaya devam ettiğini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atatürk’ün “merkezi projesi” olarak tanımladığı laikliği aşıp, toplumda İslamcı muhafazakar bir elit oluşturmaya çalıştığını kaydetti.  Ayasofya’nın yeniden cami olarak açılmasına geniş yer verilen yazıda, açılış tarihinin Lozan Anlaşması’nın yıldönümüne getirilmesinin “tesadüf” olmadığına vurgu yapan Köse, Diyanet İşleri Başkanı’nın camideki hutbesini elinde bir Osmanlı kılıcıyla okuduğunu, böylece İstanbul ‘un 1453’ten sonra ikinci kez fethedildiği mesajını verdiğini belirtti.

KÖSE: BAŞKAN ERDOĞAN BU RAKİBİNİ ALT EDEMEYECEK

Atatürk’ün Türkiye’nin devlet kurucusu olarak ilkeleriyle halen yaşadığını ve Erdoğan’ın ciddiye alması gereken son rakibi ifadesini kullanan Köse, şunları yazdı: “Bugünkü Türkiye anayasasına bakıldığında Kemalist ilkelerin en azından kağıt üzerinde halen var olduğu görülüyor. Ve Atatürk de anayasada halen ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman’ olarak yer alıyor. 80 yıldan fazla bir süre önce ölmüş olan devlet kurucusu halen yaşıyor ve Erdoğan’ın ciddiye alınması gereken son rakibi olarak karşısında duruyor. Şimdiki başkan, tüm çabalarına ve Türkleri ‘ata’larından uzaklaştırmaya yönelik tüm girişimlerine rağmen, muhtemelen bu rakibini alt edemeyecek.”

Ruslara göre Tayyip Erdoğan İngilizlerle çalışıyor

Okumaya devam et

Politika

“Cumhurbaşkanı Erdoğan bu fotoğrafın tam arkasında duruyor”

HDP Milletvekili Musa Piroğlu, faili meçhul davalarda ismi geçen Mehmet Ağar, Alaattin Çakıcı, Korkut Eken ve eski korgeneral Engin Alan’ın Bodrum Yalıkavak Marina’daki fotoğrafını değerlendirdi. “Cumhurbaşkanı Erdoğan ortaya çıkan fotoğrafın tam da arkasında duruyor. Bu fotoğraf ne ima ederse etsin sırtını Saray’a dayıyor. İktidar ölü geçmişi yardıma çağırıyor” dedi.

BOLD – HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, Susurluk Davasının kilit isimlerinin bir araya gelip fotoğraf paylaşmasıyla ilgili konuştu.

Mezopotamya Ajansına röportaj veren Piroğlu, “Bu fotoğraf aslında bir yanıyla Türkiye halklarına eski dönemin bütün kötü hatıraları olan JİTEM’i, Beyaz Toros’ları, yargısız infazları, ölüm çukurlarını hatırlatıyor. İktidar kendi zeminini mobilize etme yeteneğini kaybetti ve toplumsal meşruiyetini yitirdi. Tamda bu aşamada iktidar ölü geçmişi yardıma çağırıyor” ifadelerini kullandı.

Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, emekli Albay Korkut Eken, organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı ve eski MHP milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan’ın 16 Ekim’de Bodrum Yalıkavak Marina’da bir araya gelerek paylaştığı fotoğraf tartışılmaya devam ediyor. HDP Milletvekili Musa Piroğlu, paylaşılan fotoğrafta yana yan gelen isimlerin karanlık bir dönemi ifade ettiğini belirtti. Fotoğrafın Van’da helikopterden atılan iki yurttaş ve kaçırılma olaylarının sıklaştığı iki önemli olayın yaşandığı döneme denk gelmesinin tesadüfü olmadığına dikkat çeken Piroğlu, Saray rejiminin 3’lü yapıdan oluştuğunu vurguladı.

JİTEM’İ BEYAZ TOROSLARI, ÖLÜM ÇUKURLARINI HATIRLATIYOR

Piroğlu, şunları söyledi: “Bir ayağında AKP ve Saray, bir ayağında MHP, son ayağında ise kimilerinin Ergenekon, kimilerinin de derin devlet dediği bir yapıdan oluşuyor” dedi. Paylaşılan fotoğrafın da 3 büyük çağrışımı olduğunu sözlerine ekleyen Piroğlu, “Birincisi, fotoğraftaki 3 isim geçmişte derin devletin tüm operasyonları yürüten kişilerden oluşuyor. İkincisi yine bu derin devlet operasyonunun başka bir ayağını kuran mafya lideri Alaattin Çakıcı. Üçüncüsü devletin kendisi. Susurluk aslında bu çetenin nasıl bir iş birliği içinde olduğunu açığa çıkarmıştı. Bu yüzden bu fotoğraf aslında bir yanıyla Türkiye haklarına eski dönemin bütün kötü hatıraları olan JİTEM’i, Beyaz Toros’ları, yargısız infazları, ölüm çukurlarını hatırlatıyor. Yapılan bütün bu kötülüklerin altındaki imzalar fotoğrafta olan bu isimlere ait.”

AKP ÖLÜ GEÇMİŞİ YARDIMA ÇAĞRIYOR

AKP iktidarının son süreçte kamuoyunun desteğini yitirdiğini kaydeden Piroğlu, Karl Marx’ın “Kriz dönemlerinde iktidarlar eskinin sloganlarını ödünç alırlar. Eskinin giysilerini giyerler. Geçmiş dönemin kahramanlarını taklit ederler ama aynı zamanda geçmiş süreçlerin korkularını da yardıma çağırırlar” sözünü hatırlattı. Piroğlu, “İktidar kendi zeminini mobilize etme yeteneğini kaybetti ve toplumsal meşruiyetini yitirdi. Tamda bu aşamada iktidar ölü geçmişi yardıma çağırıyor. 1993 süreci diye anılan o karanlığın topluma yeniden dayatılması anlamına geliyor. Bu yüzden yeni kıyafetler içinde eski katliamları ima eden bir görüntüyü karşımıza çıkardılar” dedi.

DERİN YAPI AKTİF HALE GETİRİLMEK İSTENİYOR

Derin yapının yeniden aktif hale getirilmek istendiğine dikkat çeken Piroğlu, “Osmanlı’dan bu yana bu yapılar Türk devletinden hiç kopmamıştır ve kesintisiz olarak bugünlere kadar gelmiştir. Ortaya çıkan fotoğrafa bakıldığında mevcut var olan derin yapının daha aktif hale getirilmek istendiğini okuya biliriz. Bu derin yapı devletin doğasında hep vardı ve devlet var olduğu sürece de olacak” ifadesini kullandı.

MESAJ KÜRTLERE

Meşruiyeti sarsılan iktidarın derin yapılara sarıldığını kaydeden Piroğlu, fotoğrafın en fazla çağrışım yaptığı yerin Kürt coğrafyası olduğunu söyledi. HDP’li Milletvekili, “Devlet Kürt hareketini parçalamak adına yasal güçlerin yetmediği noktada yasadışı güçleri devreye koyuyor. 40 yıldır Kürt halkına karşı verilen savaş narko ekonomi ile finanse edilmiştir. İçinden geçilen ekonomik kriz, bu fotoğraftaki Alaattin Çakıcı simgesi bu ilişkinin bütün boyutlarıyla güncellendiğini işaret etmektedir” şeklinde konuştu

BU FOTOĞRAF SIRTINI SARAY’A DAYIYOR

Paylaşılan fotoğrafla birlikte derin devletin kendini deşifre ettiğini ifade eden Piroğlu, devletin fotoğrafla “biz hepimiz bir aradayız” demek istediğini savundu. Geçmiş yıllarda Kürt sorunundan kaynaklı açığa çıkan barış görüşmelerinin bu yapı tarafından boşa düşürüldüğüne dikkat çeken Piroğlu, şunları söyledi: “Devlette bu yapının arkasında hep yürüdü. Bugünde değişen bir şey yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan ortaya çıkan fotoğrafın tamda arkasında duruyor. Çünkü bu fotoğraf aynı zamanda iktidar bloğunun kendi varlığını devam ettirme ve koruma çabasının bir ürünü olarak ortaya çıkıyor. Bu fotoğraf ne ima ederse etsin sırtını Saray’a dayıyor…Fotoğraf karşımızdaki iktidar bloğunun acizliğinin de göstergesidir. Bize düşen bunu derinleştirmektir. Onların halk kitlelerine giydirmeye çalıştığı korku gömleğini yırtmamız gerekir. Artık ‘bin operasyonunun’ hesabının sorulduğu günlere girdiğimizi göstermemiz gerekir. Bu bütün kayıp dosyalarında, kirli ilişkilerde imzası olan insanlarla hesaplaşmamız gerektiğini göstermemiz lazım. Korkacak ve kaybedecek hiçbir şeyimiz yok. Bundan sonrada bunlara diz çökecek halimiz yok. Ama şimdi diz çökmemek yetmiyor, şimdi hesap sormak için harekete geçmek gerekiyor. ”

Konda’nın son anketi: AKP’nin oylarında büyük düşüş

Okumaya devam et

Politika

Konda’nın son anketi: AKP’nin oylarında büyük düşüş

KONDA Araştırma Şirketinin Eylül ayında yaptığı son ankete göre, AKP’nin oyu yüzde 36,7’ye düştü. Ankete göre Cumhur İttifakının oyu yüzde 47,3’e gerilerken, İyi Parti’nin oy oranı yüzde 14.8’e yükseldi. Ankete katılanların yüzde 70’i ekonomik kriz beklediğini söyledi.

BOLD – KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır, Eylül ayında yaptıkları araştırmanın sonuçlarını paylaştı.

KONDA’nın verilerine göre Eylül ayında AKP’nin oyu yüzde 36,7’ye, MHP’nin oyu yüzde 10.6’ya düşerken; Cumhur İttifakı’nın oyu ise yüzde 47,3’e geriledi. Araştırma şirketinin Ağustos ayı araştırma verilerine göre AKP ve MHP’nin oylarında düşüş yaşandı. AKP, yüzde 2,4, MHP yüzde 1.1, Cumhur İttifakı’nın oyu ise toplamda yüzde 3,5 oranında düştü.

Aynı çalışmanın verilerine göre Eylül ayında muhalefet blokunda CHP’nin oy oranı yüzde 21,6’ya geriledi. İyi Parti’nin oy oranı ise arttı. İyi Parti’nin oyu yüzde 14,8’e yükseldi. HDP’nin oy oranı yüzde yüzde 11,5 olarak yerini korudu.  Araştırmada ayrıca, Saadet Partisi, Büyük Birlik Partisi, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi dâhil diğer partilerin toplam oy oranı toplam 4,8 olarak tespit edildi.

MİLLET İTTİFAKININ OYLARI

Araştırmada Millet İttifakının oy oranı da tespit edildi. CHP ve İyi Parti’nin ittifak oyu yüzde 36,4, HDP’nin yüzde 11,5 oyu dâhil edildiğinde Millet İttifakının oyu yüzde 47,9 olarak belirlendi. Bu orana Saadet, DEVA ve Gelecek Partisi ve BBP’nin eklenmesi durumunda Cumhur İttifakı dışında kalan partilerin toplam oy oranı Ağustos ayında 49,2’den, Eylül ayında 52,7’ye yükseldi. AKP ve MHP’nin ittifak yaptığı son 2 yıllık dönemde ilk defa muhalefet bloğunun oyunun Cumhur İttifakından yüksek çıkması dikkat çekti.

AKP’NİN ÇEKİRDEK OYLARINDA DÜŞÜŞ

KONDA’nın araştırmasında siyasi tercihi olmayanlar, gizleyenler veya söylemek istemeyenlerin toplamı yüzde 36 civarında seyrediyor. Araştırmada, partilerin çekirdek oylarının da küçüldüğünü gösterirken, AKP’nin çekirdek desteği küçülmesine rağmen, muhalefetin desteğinin büyümediği, bu oyların gri alanda toplandığı tespit edildi.  Doğrudan tercihlerde AKP yüzde 23,2, MHP yüzde 6,7, CHP yüzde 13,6, İyi Parti yüzde 9,4, HDP yüzde 7,3 oy alıyor.

HALKIN YÜZDE 70’İ EKONOMİK KRİZ BEKLİYOR

Araştırma, halkın yüzde 70’inin ekonomik kriz beklediğini ortaya koydu. Araştırmaya katılanların yüzde 18’i sıkıntısız geçindim derken, yüzde 80 ‘kıt kanaat geçindim’ cevabı verdi. ‘Geçinemedim ve borca girdim’ diyenler ise yüzde 22.

2 milyar dolarlık patronluktan işçiliğe: Nakıboğlu ailesinin çökertilişi

Okumaya devam et

Popular