Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Arabistan’dan Türkiye’ye koronavirüs nedeniyle seyahat yasağı

Suudi Arabistan, yeni tip koronavirüsle mücadele kapsamında Türkiye’ye seyahatleri çift yönlü şekilde durdurdu. Alınan karar nedeniyle Türkiye’deki Suudi Arabistanlıların da ülkeye girişi askıya alındı.

BOLD – Suudi Arabistan, yeni tip koronavirüsle mücadele kapsamında aralarında Türkiye’nin de olduğu 5 ülkeye seyahatleri çift yönlü şekilde durdurdu.

VATANDAŞLARI DA DÖNEMEYECEK

Ülkenin resmi haber ajansı SPA’da yer alan habere göre, hükumet, vatandaşların ve ülkede ikamet eden yabancıların; Umman, Fransa, Almanya, İspanya ve Türkiye’ye çift yönlü seyahatlerinin durdurulması yönünde karar aldı. Kararda ayrıca bu ülkelerden gelenlerin ya da son 14 gün orada bulunanların da Suudi Arabistan’a girişinin geçici olarak askıya alındığı belirtildi.

GEMİ SEFERLERİ DE ASKIYA ALINMIŞTI

Riyad yönetimi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn, Lübnan, Suriye, Güney Kore, Mısır, İtalya ve Irak’la uçak ve gemi seferlerini askıya almıştı. Gerekli önlemler alınması koşuluyla tahliye, kargo ve ticaret seferlerinin bu kısıtlamanın dışında tutulduğu belirtilmişti.

 

İtalya koronavirüs nedeniyle bütün spor etkinliklerini durdurdu

Dünya

ABD’de seçim öncesi oy kullananların sayısı 90 milyonu geçti

ABD’de 3 Kasım’da yapılacak başkanlık seçimi öncesi birçok eyalette başlayan erken oy kullanma sürecinde 90 milyondan fazla kişi oyunu kullandı. Bu kişilerin büyük kısmı oylarını posta yoluyla kullanmayı tercih etti. 

BOLD – ABD’de başkanlık seçimi için erken oylama bilgilerini derleyen ABD Seçimler Projesi”ne göre, posta ve sandık başında oy kullanma yoluyla şimdiye kadar 90 milyon 55 bin 33 kişi oy kullandı. Kullanılan erken oyların 2016 başkanlık seçiminde kullanılan toplam oyların yüzde 65,3’üne denk geldiği belirtildi.

EN ÇOK OY KULLANILAN EYALET KALİFORNİYA

Posta yoluyla kullanılan oyların sayısı 57 milyonu geçti, 33 milyona yakın kişi de oylarını seçim merkezlerinde kullanmayı tercih etti. Kaliforniya 9 milyon 763 bin, Teksas 9 milyon 669 bin ve Florida 8 milyon 294 binden fazla oyla ülkede erken oylamanın en fazla yapıldığı eyaletler olarak öne çıkarken, posta yoluyla oylama için ülke genelinde seçmenlerin 91 milyondan fazla oy pusulası talep ettiği bildirildi.

 

Koronavirüste ağır hasta sayısı 2 bin 75’e yükseldi

Okumaya devam et

Dünya

Almanya’da ‘Beyaz Sandalye’ ile adalet çağrısı: Türkiye’deki siyasi tutuklulara özgürlük!

Almanya merkezli sivil toplum örgütleri Bayern eyaletinin başkenti Münih’te başta karantina hücresinde beyaz sandalye üzerinde hayatını kaybeden Mustafa Kabakçıoğlu olmak üzere Türkiye’deki mağdurları temsilen ‘Beyaz Sandalye’ eylemi yaptı.

BOLD – Initiative für Flüchtlinge Augsburg (Mülteciler İçin İnisiyatifi-IFFA), Human Rights Defenders (İnsan Hakları Savunucuları-HRD) ve Bürgerinitiative für Menschenwürde (İnsan Onuru İnisiyatifi-BiM), Münih’te ‘Beyaz Sandalye’ eylemi düzenledi.

IFFA ve diğer sivil toplum örgütleri adına yapılan basın açıklamasında, “Türkiye’deki tüm siyasi tutuklulara özgürlük ve adalet istiyoruz. Türkiye’deki herkes için hukuk ve adalet istiyoruz” denildi

Türkiye’deki tüm mağdurların sesini duyurmak için 100’lerce kişinin bir araya geldiği programda, cezaevlerinde hayatını kaybeden Mustafa Kabakçıoglu, Mustafa Avıalan, Halime Gülsu, Nesrin Gençosman, Ali Boçnak, Muzaffer Özcengiz anıldı. Protesto gösterisinde Nice ve Avignon kentlerindeki terör saldırıları da kınandı.

STK’ların basın açıklamasında şunlar kaydedildi:

“Bürgeriniative für Menschenwürde, Iniative für Flüchtlinge Augsburg (Mülteci Inisiyatifi) ve Human Rights Defenders e.V., dernekleri olarak, bugün burada, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin zulmünü duyurmak için, bu ülkedeki ciddi insan hakları ihlallerine dikkat çekmek, bu haksızlıklara karşı çıktığımızı ifade etmek, ve dur demek için toplandık.

Mustafa Kabakçıoğlu, Mustafa Avıalan, Halime Gülsu, Nesrin Gençosman, Ali Boçnak, Muzaffer Özcengiz, ciddi şekilde hasta olan ve uygun şekilde tedavi edilmeyen ve hapishanelerde ölüme terk edilen insanların sadece bir kısmı. 2016’dan sonra 100’den fazla ağır hasta, hapishanelerde öldü.

DEVLET ÇETELER TARAFINDAN YÖNETİLİYOR

Son 10 yılda AKP hükümeti yavaş yavaş hukukun üstünlüğünü kaldırdı ve her geçen gün insan hakları ihlallerinin yeni bir boyutunu görüyoruz. Devlet, başka çeteler tarafından yönetilen ve cezasızlıktan zevk alan bir yoz çetesi tarafından yönetiliyor. Mahkemeler kanun ve anayasayla karar vermiyor, kararlarını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belirlediği yönergelere göre veriyor.

Bu nedenle bugün Münih’ten Erdoğan hükümetinin bu yasadışı eylemlerinin sona ermesi gerektiğini haykırıyoruz.

Giderek otoriterleşen Erdoğan ve hükümetine ARTIK YETER diyoruz.

Keyfi tutuklamaların derhal sona ermesini ve tüm ağır hasta tutukluların salıverilmesini ve uygun muameleye tabi tutulmasını talep ediyoruz ki bu da Erdoğan’ın keyfiliği değil, kanun tarafından da teşvik edilmektedir.

Burada Türk devletine değil, masum insanları hapsetmek için tüm devlet aygıtlarını keyfi olarak kendi çıkarına kullanan Erdoğan hükümetine karşı açıklamalarda bulunduğumuzu burada tekrar açıkça söylemek istiyoruz.

Bu nedenle Türk hükümetine, anneleriyle birlikte 780 bebeği ve küçük çocuğu hapishanelerden derhal serbest bırakmaya çağırıyoruz.

HERKES İÇİN ADALET İSTİYORUZ

Yüzlerce Gazeteci, özgür düşünenler, muhalif siyasetçiler ve toplumun önde gelen kişileri olan Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Ahmet Altan, Müyesser Yıldız, Büşra İnan, İlhan İşbilen, Adem Erdoğdu, Hatice Öğüt, Ramazan Sarıkaya, Sevgi Sezer, Ali Ünal ve yüzlercesi, derhal serbest bırakılmalıdır.

Türkiye’deki tüm siyasi tutuklulara özgürlük ve adalet istiyoruz. Türkiye’deki herkes için hukuk ve adalet istiyoruz.

Bugün burada hala bahsetmek ve ifade etmek istediğimiz şey, Nice ve Avigon’daki korkunç saldırıyı hepimizin büyük bir dehşetle deneyimlediğimizi ve mümkün olan en güçlü şekilde kınadığımızı. Herkes, hangi dine ait olursa olsun, herkes kendi dinini yaşayabilir ve yaşayabilmelidir.

Bu saldırı ve benzeri saldırılar her zaman özgür ve demokratik toplumumuza yöneliktir ve toplumu bölmeyi hedefler. Her türlü terörizme ve nefrete karşı birlik göstermek istediğimiz yer burasıdır.

Sadece birlikte güçlüyüz!”

Beyaz sandalyede ölüm Oslo’da kınandı: Cezaevlerinde organize ölümlere artık yeter!

Okumaya devam et

Dünya

Hükumetin ilk kez Türkçe’ye çevirmediği Kopenhag kriterleri raporu: KHK ihraçları için etkili bir hukuk yolu yok

Dışişleri Bakanlığı’nın ilk kez bu yıl Türkçeye çevirmediği Kopenhag kriterlerine uyum raporunda Türkiye’deki hukuksuzluklara dikkat çekildi. OHAL’in kısıtlayıcı hükümlerinin kanunlara entegre edildiği, KHK ihraçları için hâlâ etkili bir hukuk yolu sağlanmadığı belirtildi. İnfaz değişikliğinden avukatlar, gazeteciler, politikacılar ve insan hakları savunucuları gibi terörizmle suçlananların faydalandırılmadığı vurgulandı.

BOLD – Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Komisyonu’nun 22 yıldır yayımladığı Türkiye’nin Kopenhag kriterlerine uyum raporunu, ilk kez bu yıl Türkçeye çevirmedi. Yasama, yürütme ve yargının tek merkezde toplandığına dikkat çekilen  raporda, hükümetin ‘şeffaf’ olması istendi.

Raporda, OHAL, KHK’lar ve yargıyla ilgili çarpıcı uyarılar yer aldı. Raporda, “Olağanüstü hal sırasında meydana gelen büyük çaplı işten çıkarmalar için hâlâ etkili bir hukuk yolu sağlanmadı. Devlet kurumlarına olağanüstü yetkiler veren ve OHAL kurallarının çeşitli kısıtlayıcı unsurlarını muhafaza edilerek kanuna entegre edildi. Yargının bağımsızlığına dair endişeler devam ediyor” tespitleri yer aldı.

CHP Milletvekili Sibel Özdemir çevrilemeyen raporla ilgili, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Özdemir, “Raporun Türkçe çevirisinin yapılmayarak tüm yurttaşların erişimine açılmamasının gerekçesi nedir?” diye sordu.

Dışişleri’nin çevirmediği Avrupa Başkanlığı’nın internet sitesinde İngilizce olarak yayımlanan ‘Türkiye 2020 Raporunda önemli eleştiriler yer aldı. 6 Ekim’de yayınlanan raporda Türkiye’deki hukuksuzluklara dikkat çekilirken, hükümetin şeffaf olması ve fikri özgürlüğü sağlaması gerektiği belirtildi.

KUVVETLER AYRILIĞI KALMADI

Birgün’ün haberine göre; raporda, ülkede yasama, yürütme ve yargı arasında ayrım kalmadığına, hepsinin tek merkezde toplandığı ifade edildi. Olağanüstü hal’in (OHAL) 2018’de kaldırılmasına rağmen etkilerinin hâlâ sürdüğü kaydedilen raporda, şu tespitler yer aldı:

KHK İHRAÇLARINA ETKİLİ HUKUK YOLU YOK

Devlet kurumlarına olağanüstü yetkiler veren ve OHAL kurallarının çeşitli kısıtlayıcı unsurlarını muhafaza edilerek kanuna entegre edildi. Avrupa Konseyi ve çalışma organlarının bu konudaki temel tavsiyeleri dikkate alınmadı. Olağanüstü hal sırasında meydana gelen büyük çaplı işten çıkarmalar için hâlâ etkili bir hukuk yolu sağlanmadı.  Demokratik standartlara, hukukun üstünlüğüne ve temel özgürlüklere saygıdaki ciddi gerilemeler görüldü.

HDP’Lİ BELEDİYELERE KAYYIM

Yerel seçimlerde adil koşullar tesis edilmedi. Demokratik olarak seçilmiş 47 HDP’li belediye başkanının güneydoğuda merkezi olarak atanan kayyumlarla değiştirilmesi, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinin demokratik sürecinin sonuçlarına müdahale etmiş oldu.

OSMAN KAVALA’NIN TUTUKLULUĞU SÜRÜYOR

Sivil toplum üzerindeki baskılar devam etti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin salıverilmesini talep eden kararına rağmen, Gezi davası ve Osman Kavala’nın tutukluluğu devam etti. Ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlar için idari zorluklarla, faaliyetleri engellenmeye devam edildi.

YARGIDA CİDDİ GERİLEMELER VAR

Türkiye’nin yargı sistemi raporlama döneminde ciddi gerilemeler yaşandı. Yargının bağımsızlığına dair endişeler devam ediyor. Yolsuzlukla mücadele konusunda, ilerleme kaydedilmedi. Ülke, yolsuzluğu önleyici mücadele kurumlar konusunda eksik kaldı. Yolsuzluk davalarında siyasi etkiler görüldü.

AVUKATLAR, GAZETECİLER, POLİTİKACILAR TUTUKLU

Kovid-19 salgınında, 90 bine kadar mahkûmun şartlı tahliyesi için tartışmalı bir yasama paketi uygulandı. Temmuz ayı itibarıyla 65 bin tutuklu serbest bırakıldı. Ancak, avukatlar, gazeteciler, politikacılar ve insan hakları savunucuları da dahil olmak üzere terörizmle ilgili suçlar iddiasıyla tutuklu bulunanlar bu tahliyeden faydalanamadı. İfade özgürlüğü konusunda ciddi gerileme devam etti. Kısıtlayıcı tedbirlerin orantısız uygulanması, ifade özgürlüğünü ve muhalif seslerin duyulmasını olumsuz etkilemeye devam etti. Cinsiyete dayalı şiddet, ayrımcılık, azınlıklara yönelik nefret söylemi, nefret suçu ve LGBTİ+’ların insan hakları ihlalleri hâlâ ciddi endişe kaynağı oluşturuyor.

DOĞU AKDENİZ’DEKİ GERGİNLİK

Türkiye’nin “yasadışı” eylemleri ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Cumhuriyeti Münhasır Ekonomik Bölgesi’ndeki hidrokarbon kaynaklarından yararlanma hakkına meydan okuyan kışkırtıcı açıklamaların bir sonucu olarak Doğu Akdeniz bölgesindeki gerginlikler raporlama döneminde daha da arttı. Kasım 2019’da Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin ikili bir Mutabakat Muhtırası’nın imzalanması, söz konusu bölgedeki Yunanistan adalarının egemenlik haklarını görmezden geldiği için Doğu Akdeniz’de gerginliği artırdı.

Türkiye ekonomisi raporlama döneminde ilerleme kaydetmedi.

Dış ticaret açığı rekor kırdı: Yüzde 189’luk artış

Okumaya devam et

Popular