Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Sosyal medya bunları konuşuyor: ‘Umman’da karınca istilası, İran’da patlıcan yağmuru’

Felaketlerle başlayan 2020’deki tuhaf ve ürkütücü olaylar, sosyal medyada dolaşıma giren felaket senaryolarını içeren kurgu videolara da ilgiyi arttırarak gündeme taşıyor.

BOLD- Umman’daki karınca istilası görüntüleri içeren video sosyal medyada hızla yayılırken, görüntülerin felaket habercisi olduğunu düşünen sosyal medya kullanıcıları karınca istilasının ne anlama geldiğini tartışıyor. Doğru Afrika ülkeleri, Hindistan, Pakistan ve Irak gibi birçok bölgede görülen çekirge sürülerinin ardından karınca istilası görüntüleri sosyal medyada paylaşım rekorları kırdı. Karınca istilasının gerçek olup olmadığı bilinmiyor ancak doğa düzeni içerisinde gerçekleşmiş bir durum olduğu tahmin ediliyor.

PATLICAN YAĞMURU KURGU ÇIKTI

Öte yandan sosyal medyayı sallayan İran’daki patlıcan yağmurunun da dijital kurgu olduğu ortaya çıktı. İranlı sosyal medya kullanıcılarının paylaştığı görüntülerde, başkent Tahran’da gökten patlıcan yağdığı iddia ediliyor. Görüntüleri hazırlayan kişinin ise Kanada’da yaşayan İran asıllı dijital sanatçı Amin Taghipour olduğu ortaya çıktı. Görüntülerin dijital ortamda hazırlanmış çalışma olduğu öğrenildi.
Felaketlerle başlayan 2020’de tuhaf olaylara dair videolar kurgu olsa dahi büyük yankı uyandırıyor. Patlıcan yağmuru görüntüleri Türkiye’deki sosyal medya kullanıcılarının da gündemindeydi. İşte sosyal medyanın konuştuğu o görüntüler;

Gergerlioğlu: “Cezaevleri hastalıkların yayılması için uygun!”

Okumaya devam et
Reklamlar

Dünya

Journalist Post yayında

Basın ve ifade hürriyetinin hiçe sayıldığı Türkiye’den ayrılarak dünyanın dört bir tarafından siyasi iktidara karşı verilen özgürlük mücadelesine katılan gazeteciler, Journalist Post dergisini çıkardı.

BOLD – Türkiye dışındaki gazetecilerin kurduğu International Journalists Association tarafından yayına hazırlanan Journalist Post dergisi ilk sayısıyla okurlarıyla buluşuyor. 2 Kasım Gazetecilere Karşı İşlenen Suçlarla Mücadele Günü temasıyla içerikleri oluşturulan ilk sayı, Türkçe, İngilizce, Almanca ve Fransızca olarak basıldı. Medya özgürlüğünü her yerde ve herkes için savunan derneğin çıkardığı derginin kapağında, cezaevinde yakalandığı hastalık ve zamanında tedavi imkanı verilmemesi sebebi ile gün gün ölüme giderken bile tuttuğu günlüklerle kendisine karşı işlenen suçları belgeleyerek gazetecilik faaliyetine devam eden Mevlüt Öztaş var. İşte derginin ilk sayısında yer alan diğer konular:

  • Wahrheitskämpfer (Özgürlük Savaşçıları) Başkanı Susanne Köhler, Silivri’de tutuklu bulunan gazetecilerin portrelerini nasıl hazırladıklarını yazdı.
  • Alman Gazeteciler Birliği (DJU) Başkan Yardımcısı Peter Freitag, ülkedeki meslektaşlarına “Medya özgürlüğü için uyanık olmalıyız” mesajı veriyor.
  • Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Gökhan Durmuş, gazeteci tutuklamalarındaki keyfiliği ve medya üzerinde oluşan baskıları yazdı.
  • Röportaj dosyası Şemsi Açıkgöz’den… Gazeteci Ahmet Nesin, özel röportajda antidemokratik uygulamaların yapıldığını kendine has üslubu ile anlattı.
  • ‘Black Sites Turkey’ haberi ile ses getiren gazeteci Erkan Pehlivan, tutuklu gazetecilerin yaşadıklarının uluslararası alanda anlatılmasının önemine dikkat çekiyor.
  • Tutuklu gazeteci Emre Soncan, Journalist Post için Silivri’de hapishane hücresinden bir makale yazdı.
  • Belarus Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Boris Goretskiy, ülkesinde yaşanan demokrasi mücadelesini sizler için özetliyor.
  • İtalya’dan gazeteci İsmail Sağıroğlu, İktidardan yana değilsen Türkiye’de gazeteci olmanın ne denli tehlikeli olduğunu örnekleri ile açıklıyor.
  • Gazeteci İdris Yılmaz, meslektaşı Ziya Ataman ile cezaevinde yaşadıklarını anlatıyor. Gazeteciliğin yanında Kürt kimliğinin de getirdiği ilave zorluklara ışık tutuyor.
  • Kanada’da yaşayan sürgün gazeteci Arzu Yıldız, ülke insanı için verdiği demokrasi mücadelesine rağmen aynı insanlar tarafından bir ‘sosyal ölüye’ nasıl dönüştürüldüğünü izah ediyor.
  • Dünyanın en büyük gazeteci hapishanesine dönen Türkiye’ye ait verileri sizler için derleyen Kamil Arlı, ilgilisi için özet bir durum tespit raporu hazırladı.
  • Alman Kitap Yayıncıları Birliği (Börsenverein des Deutschen Buchhandels) Başkanı Alexander Skipis, otoriterliğe kaymaya meyilli ülkelerin öncelikle fikir hürriyetine kısıtlamalar getirdiğine dikkat çekiyor.
  • Tehdit Altındaki Halklar Derneği (Gesellschaft für bedrohte Völker – GfbV) Ortadoğu Uzmanı Dr. Kamal Sido, medya çalışanlarının korunmasının önemine vurgu yaptı.
  • Tutuklu gazetecilerin sesi Jailed Journos, adi suçlular korona sebebi ile cezaevlerinden çıkarılırken geride kalan tutuklu ve hükümlülerin yaşadığı şartları gözler önüne seriyor.
  • Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Pınar Gayip, farklılıkları bir kenara koyarak birlikte verilecek mücadelenin önemine dikkat çekiyor.
  • Hollanda’da yayınlanan De Kanttekening Dergisi Editörü Ewout Klei, otoriter liderlerin iktidarlarına karşı tüm muhalefeti susturmak, yargıyı, basını ve algıyı kontrol altına almak hedefinde olduklarını belirtiyor.

Dergiyle ilgili IJA’dan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

2 Kasım, “Gazetecilere Karşı Suçlarda Cezasızlıkla Mücadele Uluslararası Günü” olarak kutlanıyor.

21’nci yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken ne yazık ki dünyanın dört bir yanında gazeteciler halkı bilgilendirme görevini yerine getirirken baskı, tehdit, şantaj ve suikastlere maruz bırakılıyor.

Oysa ifade hürriyetinin olmazsa olmazı gazetelerin ve gazetecilerin tam bağımsızlığıdır. Gazetecileri korumakta yetersiz kalınması, hükûmetlerin gazetecilere yönelik saldırıların fâillerini kovuşturmakta mütereddit davranması ifade hürriyetini hedef alan kesimlere cesaret veriyor.

Gazetecilere karşı işlenen suçların cezasız kalması sebebiyle artan korku, güvensizlik ve endişe ikliminde ise demokrasi temellerinden sarsılıyor.

Uluslararası Gazeteciler Derneği (International Journalists Association/IJA) başta Türkiye olmak üzere farklı coğrafyalarda gazetecilere karşı işlenen suçlara dikkati çekmek maksadıyla “Journalist Post” isimli dergiyle ilk adımı attı.

İlk sayısı 2 Kasım 2020’de yayımlanacak olan Journalist Post için gazetecilerin kurduğu dernek, vakıf ve sendikaların yanı sıra, insan hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları da destek verdi.

Bu önemli projede şu kuruluşlar destekleri ile yanımızda oldu: Tehdit Altındaki Halklar Derneği (Gesellschaft für bedrohte Völker/ GbVF) Jailed Journos Wahrheitskampfer Derneği Alman Yayımcılar Birliği (Börsenverein des Deutschen Buchhandels) Türkiye Gazeteciler Sendikası Alman Gazeteciler Birliği (Deutsche Journalistinnen- und Journalisten-Union) Körber Vakfı (Körber-Stiftung)

Dergimizin ilk sayısı dopdolu…

Dünyanın en büyük gazeteci hapishanesine dönen Türkiye’de mahpus gazetecilerin makaleleri hukuk ihlallerine karşı adeta meydan okuyor. Her bir makale cehaleti seven otoriter rejimlerin karanlığına karşı yakılan meşaleler gibi önümüzü aydınlatacak.

Sağlıklı girdiği cezaevinde kansere yakalanan gazeteci Mevlut Öztaş’ın adım adım ölüme nasıl sürüklendiğini, hayatta iken kendisinin kaleme aldığı günlüğünden okurken yüreğiniz burkulacak.

Her kurum ya da yazarın kendi düşüncelerini yansıtan makalelere herhangi bir editoryal müdahalede bulunulmamıştır.

Hâlihazırda demir parmaklıkların ardında rehin tutulan meslektaşlarımızla omuz omuza verdiğimizi göstermek için ilk sayısını 2 Kasım’da yayımladığımız Journalist Post’u imkânlar ölçüsünde belli periyotlarla yayımlama en büyük hayalimiz.

Başta Türkiye’de olmak üzere dünyanın dört bir yanında mesleklerini ifa ederken bedel ödeyen gazetecilerin yanında olduğumuzu ve onlarla omuz omuza verdiğimizi ilan etmek maksadıyla yola çıktık.

Journalist Post’un otoriterlik hülyası kuran hükûmetlere karşı mesleki bir direniş platformuna dönüşmesi siz aziz okurlarımızın desteklerine bağlı.

Sizler IJA’ya ve Journalist Post’a vereceğiniz destekle, aynı zamanda demokrasi kalesinin duvarına bir tuğla daha koymuş olacaksınız.

Daha özgür, daha sağlıklı ve daha mutlu günlerde buluşmak ümidi ile…

Okumaya devam et

Dünya

İslamcılık 21’inci yüzyılda faşizmin bir türü!

Nice’teki bıçaklı saldırıya ilişkin konuşan Fransa İçişleri Bakanı Darmanin, İslamcılığın 21’inci yüzyılda faşizmin bir türü olduğunu söyledi.

BOLD – Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, üç kişinin ölümü ve altı kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan Nice’teki saldırıya ilişkin açıklama yaptı. Bakan Darmanin Fransa’nın, “İslamcı ideolojiye karşı savaşta” olduğunu ifade etti.

RTL radyosuna konuşan Bakan, İslamcılığın, 21’inci yüzyılda faşizmin bir türü olduğunu belirterek, “Hem içeride hem de dışarıda olan bir düşmanla savaştayız” ifadesini kullandı.

İçişleri Bakanı, bu nedenle hukuk devletinin tüm araçlarıyla içeride ve dışarıdaki tehditlere karşı mücadele edeceklerini belirtti.

Hollande’dan sağduyulu açıklama: “Müslümanlarla teröristleri bir tutmayalım”

Okumaya devam et

Dünya

Almanya’da eylem var: “Ses ver ki hapishaneler mezar olmasın”

KHK’lı Mustafa Kabakçıoğlu’nun cezaevinde beyaz sandalye üzerinde ölümü Almanya’nın Bayern Eyaleti’nde protesto ediliyor: Sivil toplum örgütleri “Ses ver ki hapishaneler mezar olmasın” diyor.

BOLD – Almanya’daki sivil toplum örgütleri Initiative für Flüchtlinge Augsburg (Mülteciler İçin İnisiyatifi-IFFA), Human Rights Defenders (İnsan Hakları Savunucuları-HRD) ve Bürgerinitiative für Menschenwürde (İnsan Onuru İnisiyatifi-BiM), 31 Ekim Cumartesi (yarın) Münih’te bir araya gelerek KHK’lı Mustafa Kabakçıoğlu’nun cezaevinde plastik sandalye üzerinde ölümünü protesto edecek. “Ses ver ki hapishaneler mezar olmasın” sloganıyla yola çıkan dernekler, Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ve işkenceleri protesto etmek için saat 11.30’da Karlplatz’ta toplanacak. Gösteri de canlı ağıt ve resim sergisi de olacak.

Derneklerden yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi: Maalesef Türkiye’de insan hakları ihlalleri her geçen gün artmaktadır. Bu durum uluslararası raporlarla ve Birleşmiş Milletlerin verdiği insan hakları karnesi ile de tescillendi. Özellikle ceza evlerindeki siyasî tutukluların durumu gerçekten çok vahim ve endişe verici. En temel sağlık hizmetlerinden dahi mahrum bırakılıyorlar. Tek kişilik hücrelerde ölüme terk ediliyorlar. Bu durumun en son örneği; tedavi talebi göz ardı edildiği için plastik bir sandalye üzerinde acılar içinde can veren Mustafa Kabakçıoğlu’dur. Mustafa Kabakçıoğlu’nun ölümünü ve Türkiye’deki bütün insan hakları ihlallerini protesto edeceğimiz etkinliğimize sizleri de bekliyoruz. Türkiye’de sesini duyuramayan mağdurların sesi olmamıza yardım eder misiniz!”

Okumaya devam et

Popular