Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Erdoğan derin devlet ilişkisinin tarihi: Kadir Kartal

Avukat Kadir Kartal… Bazen Erdoğan ailesinin avukatıyken bazen tam karşısında konumlanıyor. Devletin ona verdiği görevler, Erdoğan/Devlet ilişkisinin de tarihini oluşturuyor.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL – Tayyip Erdoğan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan. 11 Mayıs 1998’de İstanbul’da (Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi’nde) saat 11:45 sularında Türk Sanat Müziği sanatçısı Sevim Tanürek’e çarparak ölümüne sebep oldu.

Kaza olduğunda Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’ydı ve görünürde 28 Şubat’ın generallerinin şimşekleri üzerindeydi.

Generaller için Erdoğan’ı kamuoyu önünde sıkıştırabilecek son derece önemli bir kozdu.

Generaller, Erdoğan’ı rejim ve laik-dinci tartışması üzerinden sıkıştırırken, “sahte diploma“yı pas geçtikleri gibi bu konuyu da pas geçtiler.

Hatta tam bu noktada devreye TSK’yla arası çok sıkı olan Kadir Kartal isimli avukat girdi.

Birazdan anlatacağımız olaylar zinciri, devletin savunmayı yani “Avukat“ tarafını da boş bırakmayarak neler yaptığınının da tarihi bir bakıma.

Erdoğan ailesinin avukatlığını Kadir Kartal’ın üstlenmesiyle Ahmet Burak Erdoğan’ı hapse götürebilcek yargı süreci değişmeye başladı.

Burak Erdoğan kaza yaptığında ehliyetsizdi. Önce bir ehliyet ayarlandı. Geriye dönük evrakla. Sıra bilirkişi raporuna geldi. İleriki yıllarda bürokraside jet gibi yükselecek Adli Tıp İhtisas Dairesi Başkanı Eyüp Çakmak tarafından kazayla ilgili rapor hazırlandı. Hayatını kaybeden Sevim Tanürek‘i 8/8 suçlu gösteren bir rapordu.

Mahkeme başladığında kimse Ahmet Burak Erdoğan’ı görmedi. Çoktan İngiltere’ye gitmişti bile. Bir ölümün gerçekleştiği kazanın mahkemesi fail katılmadan yapıldı ve 2 Haziran 2000’de Burak Erdoğan’ın beraatiyle sonuçlandı. Tanürek’in ailesi süreçte önce mücadele başlatmış ardından sessizliğe bürünmüşlerdi. Üzerlerine kurulan yoğun baskı nedeniyle geri çekildiklerini yıllar sonra açıklayabilecekti ancak.

Avukat Kadir Kartal’ın sihirli elleri Erdoğan Ailesi’nin dosyasına nasıl olmuştu da dokunmuştu? Oysa biz onu sürekli bir tarafında askerlerin/devletin bulunduğu kritik dosyalarda hatırlıyoruz.

BAŞBAĞLAR KATLİAMININ GÖNÜLLÜ AVUKATI

2 Temmuz 1993’teki Sivas Katliamı’ndan yalnızca birkaç gün sonra, 5 Temmuz 1993’te 33 köylünün öldürüldüğü Başbağlar Katliamı gerçekleşti. Yansıtılmaya çalışılan fotoğraf netti: Sivas’ta Aleviler; Başbağlar’da Sünniler katledilmişti.

Birkaç Alevi köylü fail olarak tutuklandı ve yargılama başladı. Perişan haldeki Başbağlar köylülerinin avukatlığını Kadir Kartal gönüllü olarak üstlendi. İstanbul’dan Erzincan’ın dağ köyüne jet hızıyla gitmiş ve yakınlarını kaybedenlerin tamamından vekalet toplamıştı.

Gönüllü avukat, milliyetçi söylemleriyle öne çıksa da, davayı kapatan, failleri gizleyen bir misyonla hareket etmekteydi.

Güvenlik gerekçesiyle İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi‘ne (DGM) alınan davanın üye hakimi Şakir Kadıoğlu yıllar sonra mahkemede oynanan tiyatronun avukat ayağını da açıklayacaktı verdiği röportajlarda.

Hakim Kadıoğlu, davada önlerine getirilen tutukluların hiçbirinin fail olmadığını, Alevi tırpan işçilerinin fail diye getirildiğini, savcının olay yeri incelemesine dahi gitmediğini, olay yeri incelemesini Askerlerin yaptığını, köylüleri öldüren mermilerin balistik incelemesinin yapılmadığını ve en önemlisi 33 kişinin öldürüldüğü ve bütün köyün yakıldığı olayın dosyasında tek bir şahit ifadesinin dahi bulunmadığını söyleyecekti.

Hakim Kadıoğlu avukatlarla ilgili ise şunları söylüyordu:

“Davada yargılanan hiç kimse suçunu kabul etmedi. Başbağlar Köyü’nün avukatları da ‘bizim elimizde şu şahitler var’ demek yerine, ‘bu deliller var’ demek yerine, aslında gerçekten suçu olmayan kişilerin tutukluluklarının devamına diye karar çıkartmak için uğraşıp durdular. Yani davanın kendisi kadar, avukatların savunmalarındaki strateji de kusurlarla doluydu. Ben mahkeme heyetindeyken bile içimden bunlara şöyle kızardım. Kardeşim tutukluluğun devamı da, 33 tane can gitmiş, tutukluluğun devamına demeyle olmuyor ki bu işler. Olayı ortaya koy. Şahitleri bul. Tanık getir. İsim söyle… Ama yok! Bu davada deliller bile ortaya konulamadı.”

Başbağlar Köylüleri’nin gönüllü avukatı Kadir Kartal ve ekibi, mahkemeye delil sunmayı bırakın olayı gören köylüleri şahit olarak bile çağırmamışlardı.

Hakim Kadıoğlu, mevcut tutukluların suçlu olmadığını serbest bırakılmaları asıl faillerin bulunması gerektiği yönünde oy kullansa da mahkeme heyetinde azınlıkta kalmıştı.

Sonuçta dava zaman aşımına uğradı ve fail denilenler de Başbağlar nedeniyle değil, örgüt üyeliği suçlamasından ceza verilerek hapiste tutuldular.

Avukat Kadir Kartal ise Başbağlar’la ilgili çıktığı her televizyon programında; emperyalizm, emperyalizmin topraklarımızdaki oyunları, Amerika, CIA, dünyayı yöneten beş aile gibi alakasız tüm konulardan bahsetti ancak Başbağlar Katliamı’ndaki devletin rolünü belki de failliğini ustaca örttü.

Dava böylece zaman aşımına gitti…

28 ŞUBAT’TA CÜBBELİ AHMET HOCA’NIN AVUKATI

Cumhuriyet Gazetesi’nin “Cübbeli Cumhuriyeti“ manşetiyle Cüppeli Ahmet Hoca lakaplı Ahmet Mahmut Ünlü’yü hedef aldığı 28 Şubat döneminde, Kadir Kartal yine sahne alacaktı.

Başbağlar’da şüphelerin üzerinde olduğu derin devlet/askerlerin yanında saf tutan Kadir Kartal bu kez askerlerin hedefindeki Cüppeli’nin avukatıydı. Tıpkı askerlerin hedefindeki Erdoğan ailesinin avukatı olduğu gibi.

Cüppeli yargılandığı davadan kurtuldu. Ancak cüppeli devam eden yıllarda İsmailağa Cemaati içerisinde önü çeşitli biçimlerde açılarak ilerledi. Cemaat içinde kimi zaman cinayetler işlendi.

Cüppeli Ahmet, Cemaatin milliyetçileştirilmesinde önemli bir rol üstlendi. Başlangıçta siyasetten uzak sufi bir görünüş sergileyen Çarşamba cemaati son yıllarda devletle eklemlenmiş bir yapı halinde.

ÖCALAN’IN YARGILANDIĞI DAVADA YİNE GÖNÜLLÜ AVUKAT

Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilmesinin ardından başlayan davada Kadir Kartal bu kez 1212 şehit ailesinin gönüllü avukatı olarak davaya müdahildi.

Şehit aileleri Öcalan’ın idam edilmesi için yükleniyorlardı. MHP iktidar ortağıydı ve arkasında kamuoyu desteği olan şehit ailelerinin tepkilerini kontrol altında tutulmaya çalışılıyordu.

İktidarda Devlet Bahçeli idam kararının uygulanmaması için sessizce hamlelerini yaparken, Kadir Kartal da şehit ailelerinin dönük benzer sesiz adımlar atıyordu. Yargılamada usul hataları dahil pek çok hata yapıldı ve bu AİHM süreçlerini de beraberinde getirecek uzun yıllar alacak sonuçlar doğurdu.

PAŞALARIN PARTİSİNİN GENEL BAŞKANI

İki binli yıllara geldiğimizde yeni bir dönem başlamış, Kadir Kartal’ın avukatlığını yaptığı Tayyip Erdoğan’ın kurduğu Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara gelmişti.

Erdoğan ile askerler arasında gerilim yüksekti. Özellikle Şener Eruygur ve Hurşit Tolon gerilimi yükselten iki orgeneraldi.

İkili TSK içerisinde zemin oluşturma çalışmaları sürdürürken siyaset sahnesini de düzenliyorlardı. Mantar gibi STK’lar ortaya çıkmış, Cumhuriyet Mitingleri başlamıştı.

O günlerde Müdafai Hukuk Hareketi Partisi isimli bir parti kuruldu. Hürriyet dahil çok sayıda gazetede „Paşaların Partisi“ olarak duyurdu.

Aniden örgütlenen yapılar; Kuvayı Milliye, Vatansever Kuvvetler Güçbirliği, Müdafai Hukuk gibi Kurtuluş Savaşını çağrıştıran çok sayıda sembol kullanılıyordu. Daha sonra Ergenekon Davasında yargılanacak muvazzaf ve emekli subayların bu kuruluşlarla sıkı ilişkileri vardı.

Kadir Kartal’ın genel başkanı olduğu Müdafai Hukuk Hareketi Partisi de bu sembollerden biriydi.

Parti milliyetçi ama dönemin ruhuna uygun olarak muhafazakar söylemler de kullanıyordu. 2007 yılının Ramazan ayında parti Ankara’daki Genel Merkezi’nde bir iftar düzenlemişti. O dönem çalıştığım Nokta Dergisi için iftarı izlemiştim. Her şeyin muhafazakar imaj vermek için kurgulandığı çok netti.

Uzayan iftar sonrası sohbette Kadir Kartal sürekli Nisan ayına vurgu yapıyor ve zamanın daralmakta olduğunu söylüyor, partililerden işler için acele etmelerini istiyordu. Sonrasında yaptığım röportajda da Nisan’da ne beklediğini sormuş, Kartal’ın aniden paniklediğini farketmiştim. 2007 Nisan’ı için bir darbe beklentisi ilerleyen günlerde Ankara’da konuşulmaya başlanacaktı.

Hurşit Tolon ve Şener Eruygur, Org. Hilmi Özkök’ün fren koyması ve Ergenekon davasıyla birlikte etkisiz hale getirildiler. Müdafai Hukuk Hareketi partisi de sönüp gitti.

2015’ten sonra Türkiye yeni bir döneme girdi. Milliyetçiliğin yükseldiği bu dönemde Doğu Perinçek zamanın ruhuna uygun olarak İşçi Partisi’nin adını Vatan Partisi olarak değiştirdi. Kadir Kartal’ın yeni yapılanması da adını “Bayrak Haraketi“ olarak aldı.

Erdoğan ile devlet arasındaki ilişki bugünlerde açık ve görünür biçimde ortada. Perinçek ve Bahçeli en sıkı iki ortağı. Ancak bu ilişki yeni başlamış değil. 28 Şubat’ta askerlerin Erdoğan’ın üzerine gidiyor göründüğü dönemde, Erdoğan’ın yanında devletin adamı Kadir Kartal konmuştu ve yargıyla ilişkilerini düzenliyordu.

Kadir Kartal yönetimindeki yargı ayağı; Burak Erdoğan’ı  Sevim Tanürek’i öldürdüğü kazadan kurtarmış, Erdoğan’ın diplomasızlığını yargının konusu yaptırmamış, Erdoğan’ı 3 ay VİP cezaevine sokarak kahraman yapmıştı.

Erdoğan’ı bitirebilecek sahtekarlıklar ve suçlar tıpkı Başbağlar katliamının üstünün örtülmesi gibi örtülmüştü. Ve ana rol devletin has avukatlarından Kadir Kartal’ındı…

Analiz

Davutoğlu’nun danışmanlığına getirilen ‘balıkçı’ İlhami Işık kimdir?

Geçmiş dönemlerde devletle PKK arasında arabuluculuk yapan gazeteci İlhami Işık, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun danışmanı oldu. Suriye’de PKK’nın uzantısı PYD’yi yakından takip eden İlhami Işık kimdir?

BOLD ANALİZ – ‘Balıkçı’ kod adıyla devletle 1990’larda görüşmeler yapan Işık, AKP’nin başlattığı çözüm sürecinde de ön plana çıktı. PKK’yı yakından takip eden gazeteci Işık, 8 yıl aradan sonra Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesine izin verilmesinin yeni bir döneme işaret ettiğini açıklamıştı.

1980’DE ÖCALAN İLE TANIŞTI

Balıkçının Feneri isimli bir kitabı bulunan Işık, 1959 Batman doğumludur. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni henüz 1. sınıftayken terk etti. Işık, 1980 darbesi öncesi İlerici Gençlik Derneği’nin Doğu ve Güneydoğu sorumlusu oldu ve PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile tanıştı.

ÖZEL DÖNEMİNDE PKK İLE TEMAS KURDU

1990’larda Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın başlattığı PKK ile temaslarda görev aldığını saklamayan Işık, “Arabuluculuk dönemim devletin şiddetle problemi çözemeyeceğinin anlaşıldığı 24 Aralık 1995 seçim sonuçlarının ortaya çıkardığı tablo sonucu başladı. Devlet, Kürt meselesini şiddetle çözüleceğine o kadar kendisini inandırmıştı ki seçim sonuçları bunun tam tersini doğurdu. Bu tablo devlette bir anlayış değişikliği getirdi. Bugün itibariyle benim arabuluculuk yapmamın bir önemi kalmadı.” açıklaması yapmıştı.

SAADET PARTİSİ’NDEN BAŞKAN ADAYI OLMUŞTU

Çeşitli dergiler ve gazetelerde yazıları yayımlanan Işık, uzun süre tekstil sektöründe faaliyet gösterdi. Siyaset ile de yakından ilgili olan İlhami Işık’ın ismi kamuoyu tarafından “Çözüm Süreci”nde duyuldu. Işık, son yerel seçimlerde Saadet Partisinin Batman belediye başkan adayı olmuştu.

Sedat Peker’i öven TRT spikeri Ersoy Dede’nin zor anları

Okumaya devam et

Analiz

Yatay mimaride 8. baskı

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ‘yatay mimariye geçiyoruz’ vaadinin sekizincisini dolaşıma soktu. Erdoğan, ilk olarak 2013 yılında yüksek binalara izin vermeyeceklerini açıkladı. Ancak o günden bugüne şehirleri gökdelenler sardı.

BOLD ANALİZ – Erdoğan, Başbakanken 17 Nisan 2013 tarihinde AKP genel merkezindeki toplantıda Toplu Konut İdaresi (TOKİ) eliyle yatay mimariye geçeceklerini açıkladı. O yıldan sonra hemen her yıl yatay mimari sözü veren Erdoğan, aynı konuda sekizinci vaadini 9 Nisan 2021 yılında verdi.

YENİ BİR DEVİR BAŞLATIYORUZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemize uzunca bir süredir hakim olan çirkin, ruhsuz, kimliksiz yapı inşası dönemini sona erdirerek, gelenekle geleceği harmanlayan yeni bir devri başlatmayı hedefliyoruz. Yatay mimariyi yaygınlaştırmak suretiyle Türkiye’nin çehresini orta ve uzun vadede tamamen değiştireceğimize inanıyoruz.” dedi.

GÖKDELEN FOTOĞRAFLI ELEŞTİRİ

Erdoğan’ın her türlü yetkiye rağmen dikey mimariyi 8 yıldır durdurmaması sosyal medyada eleştiri konusu oldu. Erdoğan, yatay bina derken, AKP’li belediyelerin dikey binalar yapmasına dikkat çekildi. AKP’li Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı’nın 4 gün önce yatay binaları yıkıp dikey binaları övdüğü görüntüler de sosyal medyada alay konusu oldu.

ERDOĞAN, SİLUETİ BOZAN KULECİLERLE KÜS MÜ?

Muhalefet, kamuoyu önünde 8 yıldır yatay bina isteyen Erdoğan’ın İstanbul’un siluetini bozan kulelerle ilgili adım atmamasına da tepki gösterdi. İstanbul’un tarihi görüntüsünü bozan kulelerin tıraşlanmasını isteyen Erdoğan, 2013 yılında “Tıraşlayın dedim, yapmadılar, 5 yıldır konuşmuyorum” demişti.

SINIRSIZ YETKİYE RAĞMEN GÖKDELENLERİ TIRAŞLAYAMIYOR !

Muhalefet partilerine göre, uluslararası sözleşmeleri fesih yetkisini kullanan Erdoğan’ın istemesi halinde İstanbul’un görüntüsünü bozan kuleleri tıraşlanmasının önünde hiçbir engel bulunmuyor. Erdoğan’ın, küsmek yerine adım karar vermesi halinde İstanbul’un görüntüsüne de kurtaracağına dikkat çekiliyor.

 

 

 

 

Okumaya devam et

Analiz

Halka silahlanma çağrısı yapıp kaçan Sedat Peker kimdir?

Halka silahlanma çağrısı yapan, devletin istemesi halinde sokağa çıkacaklarını söyleyen Sedat Peker’in adamlarına yönelik operasyon başlatıldı. Bir zamanlar AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yanında yer alan, şimdi ise yurt dışında kaçak yaşayan Sedat Peker kimdir?

BOLD – Sahte evraklarla ‘Djadin Ademovski’ adına düzenlenmiş kimlikle Makedonya’da ikamet ettiği ortaya çıkan organize çete lideri Sedat Peker’in Türkiye’deki adamlarına yönelik 5 şehirde eş zamanlı operasyon yapıldı. Peker’in birçok adamı gözaltına alındı. İşte kendisi hakkında çok sayıda kitap yazılan Peker’in hayat hikayesi…

19 YAŞINDA KENDİ ÖRGÜTÜNÜ KURDU

26 Haziran 1971’de Sakarya’ya doğdu. Rizeli bir aileden gelen Sakarya doğumlu olup uzun süre Almanya’da yaşayan Peker, 1990 yılında T. Bülent Kılıç ile kurduğu bir oto firmasının servisinin dolandırılmasından ve ortağından ayrıldıktan sonra yasa dışı örgüt kurarak birçok suça karıştı. 1997’de Rize’de kaçakçı Abdullah Topçu’yu öldürmek suçundan savcı karşısına çıkan ve serbest bırakılan Peker’in iki adamı, aynı davadan müebbet hapse mahkûm oldu.

SİCİLİNDE İŞLEMEDİĞİ SUÇ YOK

Tehditle tahsilât yapmak, zorla alıkoymak, adam öldürmeye azmettirmek ve benzeri suçlardan yedi ay boyunca aranan Peker, teslim olacağını bildirerek 19 Ağustos 1998’de Romanya’dan Türkiye’ye getirildi. Eylül 1998’de Peker ve adamları hakkında 7,5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. 12 sanıkla birlikte çete oluşturmak suçundan yargılandığı davada, 24 Mayıs 1999’da tahliye edildi. Sekiz ay 29 gün cezaevinde bulundu. 12 Mart 2005 tarihinde İstanbul Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü tarafından yapılan Kelebek Operasyonu ile tutuklandı ve İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava 31 Ocak 2007 tarihinde karara bağlanarak 14 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı.

AKP’NİN ÇIKARDIĞI YASA İLE CEZAEVİNDEN ÇIKTI

Peker ayrıca örgüt kurmak, tehdit, iş yeri kurşunlama, yaralama, hürriyeti tahdit, yağma ve sahte kimlik kullanma iddiasıyla İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı. Ergenekon davasında “silahlı terör örgütü kurma” suçuyla yargılandı. Ağustos 2013’te İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından karara bağlanan Ergenekon davasında Sedat Peker’e 10 yıl hapis cezası verildi. 10 Mart 2014 tarihinde AKP tarafından çıkarılan özel yetkili mahkemelerin kararlarına ilişkin yasa değişikliği ve tutukluluk süresi 5 yılı aştığı için mevzuat gereği tahliye edildi.

ERDOĞAN’IN SURİYE’DEKİ MİLİSLERİNE SİLAH VE TECHİZAT GÖNDERDİ

30 Kasım 2015 Tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde düzenlenen Dünya Karapapak Türkleri 1. Kurultayı ve Kültür Etkinliklerinde kendisine Türklük Hakanı unvanı verildi. 4 Mayıs 2016 tarihinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde yapılan Türkiye Gençlik Ödülleri’nden En İyi İş Adamı ödülünü aldı. Suriye’de AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da desteklediği muhalif güçlere yönelik gıda, insansız hava aracı, telsiz, bilgisayar, arazi aracı gibi yardımları ise basına yansıdı.

OLUK OLUK KAN AKITMAKLA TEHDİT ETTİ

2015-16 Şırnak çatışmalarında yaşanan olaylar hakkında 10 Ocak 2016’da yayınlanan Barış İçin Akademisyenler Bildirisi üzerine, Sedat Peker karşı bildiri yayınladı. Bildirisinde tehdit içerikli bir üslup ve nefret dilini kullanıp, akademisyenleri ölümle tehdit etti. Yazısında, “Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan kanlarınızla duş alacağız” diyerek bildiriye imza attı. Peker, memleketi Rize’de düzenlediği ‘teröre lanet’ mitinginde de “Adeta dünyanın şah damarları kesilmişçesine oluk oluk hepsinin kanlarını akıtacağız. Nehirler dolusu kanları aktıkları zaman anlayacaklar” ifadelerini kullanmıştı.

SİLAHLANIN ÇAĞRISI YAPTI

Sedat Peker, “Biz bu vatanın delileriyiz, fedaileriyiz” diyerek taraftarlarına “silahlanın” çağrısında bulunmuştu. “Emperyalist güçlerin ve Türkiye’deki uşakların bazı hesapları var” diyen Sedat Peker, “Allah yemin olsun bu ülkenin evlatları da bu ülkenin sokaklarını karış karış koruyacaklardır. Bu ülkenin bir karışını bile onlara vermeyeceğiz. Bu sebeple kardeşlerim imkânı olan arkadaşlarımız ruhsatlı silahlarını alsınlar. Mutlaka av tüfeklerini alsınlar. Mutlaka hazırlıklı olsunlar kardeşlerim” demişti.

DEVLET SOKAĞA ÇIK DERSE ÇIKARIZ

Sedat Peker, 31 Mart 2019 seçim sonuçlarına ilişkin olarak kaleme aldığı bir yazıda “Bu ülkenin vatan evlatları yani bizler, devletimiz bizlere ne görev verirse onu yaparız. Devletimiz ‘Sokağa çıkın’ dese sokağa çıkarız. ‘Sabır edin evinizde oturun’ derse de evimizde otururuz. Bu anlamda bizim hiçbir kompleksimiz olmaz. Ya da devlet görevlilerimizin başarılarında rol çalma gayretimiz de olamaz” demişti.

ŞİMDİ İKİ REKAT NAMAZ KILIP İNTİHAR EDECEK Mİ?

Sedat Peker, Hürriyet Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök’ün bir yazısında isim vermeden kendisinin ima edildiğini öne sürerek yaptığı açıklamada, gözümü kırpmadan intihar edeceğini belirterek şunları söyledi: “Eğer ki bir gün ülkeme devletime saç teli kadar zarar vereceğime inandığım an 2 rekat şükür namazımı kılıp sonrasında ise yakışanı yapacak kadar cesaret sahibi bir insanım. Yüce Allah korusun bir gün böyle bir durumla karşı karşıya kalırsam bir saniye bile tereddüt etmemek için bu şekilde geçmişte hayatına son vermiş olan hemen hemen herkesin hatta farklı dünya görüşüne sahip olan insanların biyografilerini eserlerini dahi okudum. Yüce Allah vermesin ancak öyle bir şey hissedersem yakışanı yapmaya çok uzun yıllardır hazırlıklıyım.”

Sedat Peker ve suç örgütüne 5 şehirde eş zamanlı operasyon

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0