Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Tutuklu yakınları Eskişehir Cezaevine koştu: Doktor Jalen Yılmaz’da korona tespit edilmedi

Eskişehir Kapalı Cezaevi doktoru Jalen Yılmaz’ın karantinaya alındığı haberinin ardından tutuklu yakınları bilgi almak için cezaevine koştu. Karşılarında barikat bulan tutuklu yakınları yetkililerle görüştürülmedi. Doktor Yılmaz ve tutuklu yakınları yaşananlarla ilgili konuştu.

BOLD – Sözcü gazetesinin yayınladığı “28 yıllık doktor koronavirüs şüphesiyle karantinaya alındı” başlıklı haber ile Eskişehir Kapalı Cezaevi doktoru Jalen Yılmaz’ın hastalığa yakalandığı haberinin ardından tutuklu yakınları cezaevine akın etti.

Euronews’ten Büşra Taşkıran’ın aktardığına göre Tutuklu ve hükümlülerin sağlığından endişe duyan aileler Eskişehir Kapalı Cezaevi yönetiminden bilgi almak istedi ancak cezaevine girişleri polis barikatı ile engellendi. Eskişehir Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun önünde polis ekiplerinin engeli ile karşılaşan tutuklu yakını Sevil Çalkınlı, şunları dile getirdi:

“Yetkili birimlere dilekçe vermek için cezaevine gittim. Ama hiç kimseye ulaşamadım. Bir gün önce cezaevi savcısına dilekçe vermek amacıyla adliye gittim. Ama kesinlikle savcı ile görüştürülmedim ve dilekçem kabul edilmedi.”

Cezaevi koşullarının sağlık açısından uygun olmadığını anlatan Çalkınlı, “Eşim 2016 yılının Eylül ayından beri cezaevinde. İlk girdiğinde su kesintisi en temel sorunumuzdu. Temizlik ve hijyene dikkat edilmemesi de en önemli sorunlarımızdan. Bu sorunları açık görüşümüzü yaptığımız salonun kirli ve pis olması nedeniyle biz de net görüyorduk” dedi.

Eskişehir Ceza İnfaz Kurumunda sık sık yaşanan su kesintileri, tutuklu ve hükümlülerin sağlık ve hijyen ürünlerine erişememesi gibi nedenlerle eşinin sağlığından kaygı duyduğunu ifade eden Çalkınlı, şöyle devam etti:

POLİS BARİKAT KURDU

“Cezaevine yetkili bir merciden bilgi almak için gittim. Benim gibi birçok aile gelmişti. Bizim önümüze polis barikat kurmuştu. Ne olduğunu anlayamadık. Yetkili bir Jandarma komutanı bilgilendirme yapacağını söyleyerek bizi bir ekip aracına bindirdi ve karakola götürüldük. Dilekçelerimiz Jandarma tarafından alındı.

Çalkınlı, açık ve kapalı görüşlerin tutuklu ve hükümlülerin sağlıklarını korumak adına Adalet Bakanlığı tarafından yasaklanması üzerine eşinden haber almasının daha da zorlaştığını ifade etti. 10 dakika olan telefon görüş haklarının 10 dakikadan az tutulduğunu ve telefonların bozuk olması nedeniyle bu haklarını sağlıklı bir şekilde kullanamadıklarını ve bunun daha çok endişe duymalarına neden olduğunu vurguladı.

Başka bir tutuklu yakını Nagehan Yüksel de, “Eskişehir Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gitmeden evvel cezaevinde yaşanan sorunları anlatmak ve dilekçemi vermek için cezaevinden sorumlu savcı ile görüşmek için adliyeye gittim. Ama adliyeye alınmadım. Danışmadan geri çevrildim. Çünkü savcı sadece açık cezaevinde bulunan mahkum yakınları ile görüşüyormuş” diye konuştu.

CİDDİ BİR KALABALIK VARDI

Sosyal medyada okuduğu haberler üzerine Eskişehir Ceza İnfaz Kurumundan bilgi almak için giden Yüksel, şunları söyledi:

“Cezaevine gittiğimde ciddi anlamda bir kalabalık vardı. Sivil polis, jandarma ve resmi polisler vardı ve barikat kurulmuştu. Olağanüstü bir durum vardı. Sadece bir dilekçe için gitmiştim. O durumu gördüğümde cezaevinde ciddi bir şeyler olduğunu düşündüm. Açıklama yapılmaması ise endişemi artırdı.”

Eskişehir Ceza İnfaz Kurumu’nda görevli bir jandarma komutanının, kalabalığın sorularına cevap verdiğini anlatan Yüksel, “Bize Jandarma komutanı tarafından denilen halk isyanı olabileceği. Üç kadın eşleriyle alakalı durumu öğrenmeye geliyor ve halk isyanı olabilir endişesiyle barikat kurulmuş ve hiçbir yetkili ile görüşmemize izin verilmiyor. Ardından zaten jandarma karakoluna götürüldük” dedi.

ORADAN ORAYA KOŞTURUYORUM

Adalet Bakanlığının tutuklu ve hükümlülerin sağlığını korumak amacıyla uygun denetimli serbestlik hükümlerini uygulaması gerektiğini düşünen Yüksel, şu ifadeleri kullandı:

“Sosyal medyada televizyonda izlenecek filmler, diziler, bu süreçte çocuklarla oynanacak oyunlar, okunacak kitap listeleri paylaşıyorlar. Ben evimde oturup çocuklarımla bunları yapıyor olmam gerekirken eşimin ne durumda olduğunu, bu salgın hastalığın cezaevinde ne boyutta olduğunu öğrenmek için oradan oraya koşturuyorum. Karakola götürülüyorum. Tutuklularla alakalı yapılması gereken ne ise Adalet Bakanlığı tarafından yapılmasını istiyorum. Çünkü dışarda insanlar kendilerini koruyamazken cezaevinde her türlü olanaktan uzak, kalabalık ortamda bu insanlar kendilerini nasıl koruyacak.”

O DOKTOR KONUŞTU

Koronavirüs olabileceği şüphesiyle hastaneye müracaat eden ve Şehir Hastanesinde karantina altına alınan doktor Jalen Yılmaz ise en son görev yerinin Eskişehir H Tipi Ceza İnfaz Kurumu olduğuna dair bilginin doğruyu yansıtmadığını ifade etti. Yılmaz “15 yıldır Eskişehir’de yaşıyorum. Yunus Emre Devlet Hastanesinde başhekim yardımcılığı yaptım. 4 yıl aile hekimi olarak cezaevinin doktoruydum ve son iki aydır Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Yaşam Merkezinde görev yapıyorum” dedi.

STETESKOP BİLE BULAMADILAR

Yılmaz, yaklaşık bir haftadır ses kısıklığı, boğaz ağrısı, kuru öksürük ve halsizlik şikayetleri ve yakın bir zaman diliminde yurt dışından gelen arkadaşlarıyla görüşmesi virüs şüphesini artırdığını ve kendi isteği ile hastaneye başvurduğunu anlattı. “16 Mart günü hastaneye başvurdum. Öğlen 13:00 gibi testim yapıldı. İlk olarak ‘Hastanede test yok. Test Sağlık Müdürlüğünden gelecek’ denildi. Sonrasında hastanenin acilinde steteskop bulamadılar. Boğaz kültürü alacaklardı ve ‘boğaz kültürü yok denildi.’ Bunlar hep eksi puandı. Çünkü Eskişehir Şehir Hastanesi Eskişehir’de referans hastane kabul edilmişti” diyerek yaşadığı aksilikleri sıraladı.

KORONA TESTİ NEGATİF ÇIKTI

Jalen Yılmaz, hastanede virüs testinin geç yapıldığını, susuz bırakıldığını, kantinden su almasının yasaklandığını, ailesinin getirdiği suyun verilmediğini, hipoglisemik ataklarının olması nedeniyle şekerin düştüğünü ve bu süreçte ara öğün verilmesi gerekirken verilmediğini ve aç kaldığını belirtti. Yılmaz şöyle devam etti: “30 saat bekledim. 30 saat sonra sosyal medyadan bu durumu paylaştıktan sonra yaklaşık 10 dakika sonra hemşire geldi ve ‘Kovid-19 virüsü testi negatif çıktı. Taburcusunuz’ dedi.”

Yılmaz, Covid-19 virüsü testinin negatif çıktığına dair tahlil sonucunu yazılı olarak hastaneden aldığını belirtti.

GERGERLİOĞLU PAYLAŞTI

Doktor Jalen Yılmaz’ın kendisinde Kovid-19 virüsü olabileceği şüphesiyle hastaneye müracaat ettiği ve Eskişehir Şehir Hastanesinde karantina altına alındığı bildirilmişti. Yılmaz’ın Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda çalıştığına dair kurumun internet sitesinde bulunan bilgiyi ise HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu Twitter üzerinden paylaşmış ve “Burada da cezaevi doktorunun Jalen Yılmaz olduğu yazıyor” demişti.

 

BOLD ÖZEL

5 aylık hamile kadın eşiyle birlikte tutuklandı: 1 yaşındaki oğlu yalnız kaldı

Dün gözaltına alınan kimya öğretmeni Sehat Sarı eşiyle birlikte tutuklanıp Aksaray Cezaevine gönderildi. Üç sene önce 3 aylık bebeğini düşüren Sehat Sarı’nın düşük riski bulunuyor.

BOLD ÖZEL – Hamile kadınlar, çekirdek aileler hep birlikte tutuklanmaya devam ediyor. Ankara’da gözaltına alınan 5 aylık hamile Sehat Sarı (28) ve eşi Samet Sarı (29) bugün tutuklandı. Sarı çiftinin 1 yaşındaki Mustafa Vedat adlı oğulları hem annesiz hem babasız kaldı. Anne-baba tutuklu ailelere böylece bir yenisi daha eklendi.

Cemaat soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan Sarı çifti Ankara Sulh Ceza Mahkemesinde saat 15.00’te görülen duruşmadan sonra tutuklanıp Aksaray Cezaevine gönderildi. 5 yıllık evli olan Sehat Sarı kimya, eşi ise beden eğitim öğretmeniydi. Üç yıl önce 3 aylık bebeğini kaybeden Sehat Sarı’nın düşük riski bulunuyor. Daha önce tutuklanan hamile kadınlardan bazıları cezaevinde bebeğini kaybetmişti.

Ankara’da dün sabah yapılan baskınlarda birçok ev hanımı ve 2 hamile kadın gözaltına alındı. 6 aylık bir bebeği ve 3 yaşında oğlu olan Bircan Erdem dün akşam üzeri serbest bırakıldı. 5 aylık hamile Sehat Sarı ve eşi tutuklandı. Diğer hamile ile ilgili bilgi edinilemedi.

Sarı çiftinin 1 yaşındaki oğulları Mustafa Vedat babaannesine kaldı.

Okumaya devam et

Gündem

Darp videosu Aleyna Çakır’ın ölümündeki şüpheleri artırdı!

İntihar ettiği öne sürülen Aleyna Çakır’ın, erkek arkadaşı Ümit Can Uygun tarafından darp edilme görüntüleri ortaya çıktı. Sosyal medyada ölümün araştırılması ve aydınlatılması çağrıları yapıldı.

BOLD – Aleyna Çakır’ın, yerde hareketsiz yatarken çekilmiş görüntülerinin ortaya çıkması sonrası, başta kadın örgütleri çok sayıda kişi ve kuruluş tepki gösterdi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, ‘Ankara’da intihar etti denilen Aleyna Çakır’ın birlikte olduğu erkek tarafından defalarca şiddet gördüğü, hatta baygın halde videolarının paylaşıldığının tespit edildiğini’ belirtip ölümün aydınlatılmasını istedi.

DAHA ÖNCE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUĞU İLERİ SÜRÜLDÜ

Kadın Meclisleri’nin sosyal medya paylaşımında ise Çakır’ın ölümü için ‘şüpheli’ nitelemesi yapıldı. “Aleyna Çakır, 19 yaşındaydı. 4 Haziran’da intihar etti denilen Çakır’ın, daha önce defalarca şiddet gördüğü ve savcılığa suç duyurusunda bulunduğu ortaya çıktı. Şüpheli ölümü açığa çıkartılsın” denildi.

Ümit Can Uygun

SİYASİ KİMLİĞİ SEBEBİYLE KORUNUYOR İDDİASINI DİLLENDİRDİ

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya da olaya şu mesajla tepki gösterdi: “#aleynaçakır’ın intihar etmediği, Ümit Can Uygun tarafından öldürüldüğü, zanlının siyasi kimliğinden dolayı korunduğu iddia ediliyor. Daha önce de Aleyna Çakır’ı dövüp sosyal medyada paylaştığı görüntüler var. İktidar ortaklarının ölümün nedenini ortaya çıkarma sorumluluğu var.” Kaya ayrıca, Uygun’un Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafları önündeki görüntüsünü de paylaştı.

“Onu ben öldürmedim kendi kendini bıçakladı”

Okumaya devam et

Gündem

“Yeri olmamakla birlikte ‘mutlaka aleni idam edilmeleri’ gerekiyor”

Adalet Bakanlığı personeli Hakim Selami Turabi, cemaat soruşturmalarına yönelik kitap hazırladı. Tutuklanan binlerce masum insanı işaret ederek “İdamla cezalandırılmalı ve ibreti alem için aleni infaz edilmeliler” dedi.

BOLD – 15 Temmuz’dan sonra yürütülen cemaat soruşturmalarında binlerce masum insan ‘örgüt üyesi’ olmak suçlamasıyla tutuklandı ve cezaevine gönderildi. AKP’nin ‘prototip’ hâkim ve savcılarına emanet adalet, Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerinde çıtayı yükseltti.  

AKP döneminde yıldızı parlayan ve kritik görevlere getirilen Doç. Dr. Hâkim Selami Turabi’nin ‘Terör Örgütleri ve Terör Suçları’ başlık kitabında skandal bir ifade kullandığı ortaya çıktı. Hakim Turabi kitabında cemaat soruşturmalarına yönelik “FETÖ/PDY terör örgütü soruşturmalarıyla ilgili slogan haline getirdiğimiz duruş şöyledir: ‘Ne merhamet, ne eziyet illa adalet, illa adalet.’ Bu örgütün panzehirinin adalet olduğunu düşüncesindeyiz. Ne küçümseyerek azılı üyelerinin cezasız kalması, ne de eziyet edilerek haksız konuma düşülmesi taraftarız” ifadesini kullanıyor. 

Hukukçu kimliğiyle yazdığı kitabında zihnindeki adalet duygusunu paylaşan Hakim Turabi, Nazilere özenircesine “Hatta yeri olmamakla birlikte bu tarz devletine ve milletine ihanet edenlerin behemehâl ‘idam cezasıyla cezalandırılması’ ve ibreti alem için aleni infaz edilmesinin ‘gerçek adaletin’ gereği olduğu düşüncesindeyiz.” sözleri dikkat çekti.  

Adalet Bakanlığında Genel Müdür Yardımcısı, Dış İlişkileri ve AB Genel Müdürlüğü, Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Doçenti, Anayasa Mahkemesi Eski Raportörü titrine sahip olan Hakim Selami Turabi’nin skandal ifadesi sosyal medyada eleştiri konusu oldu.  

 

Okumaya devam et

Popular