Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Adanalılara koronavirüs müjdesi

Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yeşim Taşova, “Virüsün 26 derecede, nemli ortamda yaşamadığı, kırılacağı, aktivitesinin azalacağı beklentisi var. Adana’da çabuk kırılabilir” dedi.

BOLD – Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs (Kovid-19) sebebiyle 27 binden fazla insan hayatını kaybetti. Türkiye’de ise son rakamlara göre 5 bin 698 kişide virüs tespit edildi.

SICAK İLLERDE YAŞAYANLARA UMUT DOĞDU

Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi ve Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Taşova, sıcak illerde yaşayan vatandaşları umutlandıracak bir açıklama yaptı.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ VİRÜSÜ TANIMIYOR VE HASTALIK HIZLA YAYILIYOR

Taşova, virüsün 26 derecede ve nemli ortamda yaşamadığı, kırılacağı veya aktivitesinin azalacağı beklentisi bulunduğunu belirtti.

Yeni tip koronavirüsün sigara içen, kronik rahatsızlığı bulunan ve yaşlı kişilere daha çok zarar verdiğini hatırlatarak bağışıklık sisteminin virüsü tanımadığını bu sebeple hastalığın hızla yayıldığını dile getirdi.

ŞEKER VE HİPERTANSİYON HASTALARI YÜKSEK RİSKLİ

Prof. Dr. Taşova’nın Kovid-19 ile ilgili açıklamaları şu şekilde:

– Hipertansiyon bu tarz bir hastalıkta risk faktörü sayılmıyordu ama artık sayılmaya başlandı.

– Şeker hastalığı da biraz daha risk faktörüydü fakat bu hastalıkla riski üst seviyelere çıktı.

ELDİVEN YERİNE EL HİJYENİ SON DERECE ÖNEMLİ

– Korunmada 2 yol ön plana çıktı. Birincisi sosyal mesafeyi koruma, diğeri sık el yıkama.

– Risk faktörü kişilerin maske takmasını önerebiliriz.

– İnsanlar eldivenle dolaşıyor bunu son derece yanlış buluyorum. Bunla kendini korumuyor her yere dokunup el hijyenini ihmal ediyor. Eldiven yerine el hijyeni son derece önemli.

BİLİM KURULU TAVSİYE KARAR VERİR UYGULAYICI DEVLETTİR

– 26 derecede ve nemli ortamda virüsün yaşamadığı, kırılacağı veya aktivitesinin azalacağı gibi bir beklentide var. Hep birlikte yaşayıp göreceğiz. Belki Adana’da virüs daha çabuk kırılabilir.

– Bilim kurulu bilimsel verilere dayalı tavsiye niteliğinde kararlar verir. Uygulayıcılar devlettir.

BAZI YERLERDE SOKAĞA ÇIKMA KARARI OLMALI

– Sokağa çıkma yasağı gibi kararlar devletin kararlarıdır. Bizim gibi iç içe yaşayan toplumlar için bazı yerlerde sokağa çıkmanın kısıtlanmasının gerekli olduğunu düşünüyorum.

– İtalya bizim yapımıza çok benziyor. Yaşlılarımızla yaşıyoruz. Yaşlı ve diğer kişilerin süreci ciddiye alması gerekiyor.

GENÇLER DE ÇOK ÖZEN GÖSTERMELİ ÇOCUKLARA DA DİKKAT ETMELİ

– Zatürre gençlerimiz var. Zatürreye bağlı fibrozis dediğimiz akciğerde kalıcı hasar olup olmadığına da bakmamız gerekiyor. İleride bunun etkilerini göreceğiz.

– Gençlerde özellikle altta yatan hastalığı varsa veya 30 yaşında sigara içiciyse ya da 50 yaşında diyabet, hiper tansiyon gibi rahatsızlıkları var ise bunlar riskli grup.

Prof. Dr. Yeşim Taşova, çocuklarda da bazı virüs vakaları olduğuna dikkat çekerek her yaş grubu için de çok dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi.

Koronavirüs ile mücadele için bir aylık maaşını bağışladı

Gündem

Tutuklu avukattan mektup: Bu hukuksuzluğun sona ermesini istiyoruz

Adil yargılanma talebiyle 122 gündür ölüm orucu tutan tutuklu avukat Aytaç Ünsal, bu hukuksuzluğun sona ermesi için çağrıda bulundu ve herkesten destek istedi.

BOLD – Balıkesir Burhaniye T Tipi Cezaevinde tutuklu olan avukat Aytaç Ünsal, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na yaşadığı hukuksuzlukları çizimle anlatan bir mektup gönderdi.

“GÖRÜN, DUYUN, SESSİZ KALMAYIN”

5 Nisan 2020’de Ebru Timtik ile birlikte ölüm orucuna başlayan Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Aytaç Ünsal, mektubunda “Bu ülkede avukatlar sadece adil yargılanma koşullarının sağlanması için ölüm orucu tutmak zorunda kalıyor. Bu hukuksuzluğun sona ermesini istiyoruz. Adalet duygusunun köreltilmeye çalışıldığı, yozluğun ve çürümenin kanlı bir irin gibi akıtıldığı vatanımızda 5 Nisan’dan bu yana iki avukat, adaletin nefes almak gibi bir ihtiyaç olduğunu bedenleriyle gösteriyor. Görün, duyun, sessiz kalmayın.” dedi.

Aytaç, “Ölüm orucundan başka bir yol yok mu?” “Biz ne yapabiliriz?” diye soranlara da şöyle cevap verdi: “Her zaman herkesin yapabileceği çok şey vardır. Adalet Bakanına taleplerin neden kabul edilmediğini sorabilirsiniz. Video ile çağrı yapıp tweet atabilirsiniz.”

“KİMSEYİ ADALETE AÇ BIRAKMAYIN, UYANIN”

Gergerlioğlu ise “Adalet isteyenler, haksız mahpusluktan dünyaya seslerini duyurmak istiyor. Herkes için adalet isteyen seslere kulak kesilelim. Kimseyi adalete aç bırakmayalım. Avukatlar, savunma mesleği için ölüm orucuna girmemeliydi, uyanın!”

Ölüm orucundaki avukat Aytaç Ünsal’ın mektubu: “Sana kendimi anlatmak istedim”

Okumaya devam et

Gündem

“Eşim ölümcül hastalıkla mücadele ediyor, kurul toplanıp rapor vermiyor”

Kanser hastası Ümit Gökhasan’ın hastalığı ilerlediği için yemek borusuna stent takılacak. Gökhasan kanunlara rağmen tahliye edilmediği gibi tek başına hastane hastane dolaştırılıyor.

BOLD – Cezaevinde mide kanseriyle mücadele eden Ümit Gökhasan’ın şimdi de yemek borusuna stent takılacak. Korona salgını nedeniyle bir süre kemoterapi için hastaneye götürülmeyen Gökhasan’ın hastalığı ilerlediği için yemek yiyemiyor.

“HASTA ADAMI SÜRÜYORLAR”

Eşi Şükran Gökhasan, “Kemoterapi geç kaldığı için tümör başka yerlere sıçramış. Tedavi ağır olduğu için yemek yiyemiyor. Yemek borusu daralmış, operasyon gerekiyor. Afyon’da mahkum koğuşu olmadığı için Eskişehir’e götürecekler. Sonra kemoterapi için geri getirecekler. Adam hasta, sürüyorlar resmen. Oradan oraya getir götür, hepten hasta oldu.” dedi.

Şubat 2020’de midesinin tamamı, yemek borusunun yarısı alındıktan sonra tekrar Afyon Cezaevine gönderilen Ümit Gökhasan’ın kemoterapi tedavisi salgın nedeniyle geciktirildi. Tahliye için gerekli sağlık kurulu raporu alınmak üzere 23 Mart 2020’de Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hastanesi Sağlık Kuruluna götürülen Gökhasan’a “şu an koronavirüs salgını nedeniyle yeni başvuru alınmadığı ve ne zamana kadar süreceğinin belli olmadığı” cevabı verildi.

Şükran Göhasan, “Eşim ölümcül hastalıkla mücadele ediyor kurul toplanıp raporu vermiyor. Allah bize yardım etsin inşallah” ifadelerini kullandı.

HASTA TUTUKLULAR HAKKINDAKİ KANUN

Cezaevinde hayatını devam ettiremeyen ağır hastaların cezalarının infazının ertelenmesiyle ilgili iki kanun bulunuyor. 6411 Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfaz Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair kanunun 3. maddesinin 6. bendine göre, “Maruz kaldığı ağır bir hastalık, sakatlık veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen hükümlülerin cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.”

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleri İnfazı Hakkında kanunun 16. maddesi 2. bendine göre “diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile cezanın infazına hapis cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.”

Bu iki kanun, kanser gibi ölümcül hastalığa yakalanan tutuklular için bile uygulanmıyor. Cezaevi koşullarında sağlık hizmetlerine ulaşmak oldukça zor. Tedaviler geciktiriliyor, resmi işlemler uzun sürüyor, salgın nedeniyle bu süreçler daha da zorlaşmış durumda.

TEDAVİSİ GECİKTİRİLDİ, GEÇ TEŞHİS KONULDU

Cemaat soruşturmaları kapsamında 8 Mart 2017’de tutuklanan komiser Ümit Gökhasan’ın şikayetleri 8 ay önce başladı. Ancak süreçler uzadığı için hastaneye geç götürüldü. Ocak 2020’te teşhis konuldu. 13 Şubat’ta Eskişehir Osmangazi Tıp Fakültesinde midesinin tamamı ve yemek borusunun yarısı alındı. Ameliyattan 14 gün sonra tekrar cezaevine gönderildi. Koronavirüs salgını nedeniyle ise kemoterapisine henüz başlanmadı. En son Bitlis’te komiser olarak görev yapan Gökhasan, Kasım 2016’da çıkarılan KHK ile ihraç edilmişti. 6 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırılan Ümit Gökhasan’ın dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

Kanser hastası tutuklu Ümit Gökhasan’ın eşinden videolu çağrı

Okumaya devam et

Gündem

Prof. Dr. Tezer: “Salgının alevlenme riski her zaman var”

Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Tezer, salgının her zaman yeniden alevlenme riski olduğunu belirtti. Yeni normal süreçte tedbirlere riayet etmenin bu anlamda fayda sağlayacağını vurguladı.

BOLD – Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Hasan Tezer, Türkiye’de salgının 180 günde yok olacağına dair simülasyon çalışmasını değerlendirdi. Simülasyonda, her toplumun iç dinamiklerinin dikkate alındığını, ülkenin sosyal, ekonomik ve coğrafi yapısının pandemi süresine etki ettiğini kaydetti.

SALGIN NİTELİĞİNİ KAYBETMESİ 2021 ORTALARINI BULUR

Normalleşme sürecindeki vaka sayılarının daha belirleyici olacağını ifade ederek “Genel anlamda pandemilere baktığımızda 180 gün, 1 veya 2 yıl zaten öngörülebilen süreler. Projeksiyonlar toplumun uyduğu kurallara göre verilerle yapılır. Ama bu bir pandemi, domuz gribi örnek. 2009’da çıkmıştı, şu an hala domuz gribi etkenini görüyoruz, 11 yıl geçti. Belki bu virüs uzun yıllar hayatımızda olacak ama mevsimsel bir virüs olacak, onu şu an hiç kimsenin kestirme şansı yok. Pandemi niteliğini kaybetmesi benim şahsi öngörüme göre 2021’in ortalarına doğru olur diye düşünüyorum” diye konuştu.

KIŞ TEKRAR ORTAYA ÇIKABİLİR AMA KURALLARA UYARSAK ETKİSİ AZ OLUR

Kontrollü normalde neler yaşanacağını, kurallara uyulup uyulmadığını 10 gün sonraki verilerle görme şansı yakalanacağını dile getiren Tezer, “Maske, sosyal mesafe ve hijyen şartlarına uyarsak 15-20 günde geçmemiz gerekiyor 500’lü rakamlara. Takip eden 15 günde 100’ün altına inme durumumuz olacaktır. 500’ün altı için Haziran sonu diyebiliriz. 100’lü rakamların altına herhalde Temmuz ortasına doğru ineriz ama yine söylüyorum kurallara uyarsak. Kışın tekrar ortaya çıkabilir mi? Kış virüsü olduğu için çıkabilir. Yazın ödevimizi ne kadar iyi yaparsak, kurallara uyarsak kışın daha az karşılaşırız. Tekrar altını çiziyorum, dünyada vaka olduğu, bitmediği sürece her zaman tekrar alevlenme riski vardır” dedi.

SES YÜKSELTMEKLE BİLE DAMLACIKLAR ETRAFA YAYILABİLİR

Kalabalıktan sakınmak gerektiği tavsiyesinde bulunan Prof. Dr. Hasan Tezer, sözlerini şöyle tamamladı: “Daha az konuşulmalı, konuşmakla, ses yükseltmekle bile damlacıklar daha fazla etrafa yayılabilir.”

Üç çocuğunun önünde Guantanmo tarzı köpekli işkence yaptılar

Okumaya devam et

Popular