Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Fransa cezaevlerinde koronavirüsten 2 ölüm

Fransa’da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) cezaevlerine sıçradı. 48 mahkuma Kovid-19 teşhisi konan ülkede 1 mahkum ve 1 çalışan hayatını kaybetti.

BOLD – Fransa’da aralarında Uluslararası Hapishaneler Gözlemevi’nin de bulunduğu (OIP) birçok kurum, hapishalalerin aşırı kalabalık olması nedeniyle salgının mahkumlar için büyük risk teşkil ettiği uyarısında bulundu. Fransa’da şimdiye kadar 48 mahkuma Kovid-19 teşhisi kondu.

Uluslararası Hapishaneler Gözlemevi’nin Fransa bölümü (OIP), Mahkum Haklarını Savunmak için Barolar Birliği (A3D), Yargıçlar Birliği Sendikası (SM) ve Fransız Avukatlar Birliği Sendikası (SAF) salgının bütün ülkeye yayıldığını belirterek mahkumların koruma altına alınmasını talep ediyor.

Söz konusu kurumlar tutukluluk süresi bitmek üzere olan mahkumların serbest bırakılmasını, diğerlerine ise el temizleme jeli ve maske verilmesini istiyor.

Fransa’da bugüne kadar bir mahkum ve bir cezaevi çalışanı Kovid-19’dan hayatını kaybetti.

Cezaevi İdaresi Müdürlüğü’nün son verilerine göre (DAP) mahkumların 48’i koronavirüse yakalandı. 925 mahkum ise karantinada.

Uluslararası Af Örgütü: Türkiye-Yunan sınırında iki sığınmacı öldürüldü

Dünya

Almanya’dan sonra Hollanda’dan da Erdoğan’ı üzecek karar geldi

Türk siyasilerin Avrupa’da yaptığı seçim propagandalarına getirilen yasaklar genişliyor. Almanya’nın getirdiği yasağın ardından Türkiye ile 2017 yılında bu konuda büyük bir kriz yaşayan Hollanda da AB dışındaki ülkelerin politikacılarına seçim propagandası yasağı getirdi.

BOLD – Hollanda hükumeti, Türkiye’deki politikacı ve bürokratların seçim dönemlerinde ülkesindeki Türk toplumuna yönelik propaganda yapmasını yasakladı. Yasak kararı, Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayan ülkelerden gelen siyasileri kapsayacak.

“TÜRKİYE GİBİ DEMOKRATİK VE ÖZGÜR OLMAYAN ÜLKELERDEN…”

Bu karar, Mart 2017’de anayasa değişikliği referandumu öncesi AKP hükumet üyelerine Hollanda’da kampanya izni verilmemesi üzerine çıkan büyük krizin tekrarlanmaması için alındı.

Hollanda’da Ocak ayında istifa eden hükümetin büyük ortağı Demokrasi ve Özgürlük İçin Halk Partisi (VVD) tarafından 2018 yılında gündeme getirilen ve meclisin çoğunluğu tarafından da desteklenen, ‘Türkiye gibi demokratik ve özgür olmayan ülkelerden gelen istenmeyen dış etkiyle mücadele’ önerisi, hükümet tarafından kabul edildi.

ÜST DÜZEY BÜROKRATLAR DA YASAK KAPSAMINDA

Geçici hükümetin Dışişleri Bakanı Stef Blok, bu hafta temsilciler meclisine gönderdiği mektupta, AB dışındaki politikacılara, ülkelerindeki seçimlere 3 ay kala Hollanda’da propaganda yapmalarına izin verilmeyeceğini bildirdi.

Hollandalı bakana göre, yasak kararı tüm bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları ve üst düzey bürokratlar için geçerli olacak.

SEÇİM DÖNEMLERİ DIŞINDA İZİN ALINMASI GEREKECEK

AB üyesi olmayan ülkelerden gelen politikacıların, seçim dönemleri dışında siyasi çalışma yapmak için Hollanda’ya gelebilmesi için dışişleri bakanlığına bildirimde bulunmaları gerekecek.

Lahey hükümeti, Türkiye ve diğer AB üyesi olmayan ülkelerden gelen siyasilerin, 3 aylık seçim dönemi dışında Hollanda’da ‘istenmeyen propaganda’ yapmaları durumunda müdahale edebilecek.

ALMANYA 2017 YILINDA YASAKLAMIŞTI

Benzer bir yasak kararı, 2017 yılındaki anayasa değişikliği referandumu sürecinde Türkiye’den gelen politikacılarla gerilim yaşanması sonrası Almanya tarafından da hayata geçirilmişti.

AB dışındaki ülkelerden gelen politikacıların, üç aylık seçim sürecinde Almanya’da kampanya yürütmesi yasak. Ayrıca seçim dönemi dışında Almanya’da siyasi faaliyet yürütmek isteyen yabancı politikacılar, Berlin hükümetinden izin istemek zorunda.

YASAK DÜŞÜNCESİNİN MİMARI KARARDAN MEMNUN

Hollanda’daki öneriyi 2018 yılında gündeme getiren VVD Milletvekili Bente Becker, hükümetin kararından memnun.

Becker, sosyal medya aracılığıyla paylaştığı video mesajında, ‘Türkiye ve Eritre gibi özgür ve demokratik olmayan rejimlerin uzun süredir Hollanda’daki özgürlük ortamından yararlanarak kampanya yürüttüklerini’ söyleyerek propaganda yasağını bu nedenle istediklerini belirtti.

Becker, Hollanda medyasına yaptığı açıklamada da, istenmeyen dış etkiler konusundaki kaygıların uzun süredir devam ettiğini belirterek, yeni düzenleme ile huzursuzluğa neden olan yabancı siyasetçilerin sınır dışı edilmesinin bir prensip haline getirildiğine işaret etti.

Hollandalı parlamenter, böylece dış ülkelerdeki sorunların, Hollanda’nın uyum politikalarına zarar vermesine karşı mücadale edilebileceğini vurguladı.

HOLLANDA’DAKİ TÜRK POLİTİKACILAR KARARDAN RAHATSIZ

Hollanda hükümetinin resmi danışma organı olan Türkler İçin Danışma Kurulu (IOT), ülkede 17 Mart’taki seçimler öncesi alınan bu karara tepki gösterdi.

Türkiye kökenli kuruluşların çatı örgütü olan IOT’nin Başkanı Zeki Baran düzenlemeyi, “Bu, Hollanda Türk toplumunu yine seçim malzemesi haline getiren talihsiz bir karar” sözleriyle eleştirdi.

HOLLANDA İLE 2017 YILINDA YAŞAŞAN KRİZ

Hollanda’nın 2017 yılında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’ya referandum propagandası izni vermemesi, iki ülke ilişkilerinde siyasi gerilime neden olmuştu.

Bakan Fatma Betül Sayan Kaya, polis nezaretinde Hollanda’ya giriş yaptığı Almanya sınırına kadar götürülmüş ve sınır dışı edilmişti

Hollanda’nın ‘gelmeyin’ uyarısına rağmen Almanya’dan karayoluyla Rotterdam’a gelen Bakan Sayan Kaya, 11 Mart 2017’de polis nezaretinde sınır dışı edilmişti.

Türkiye’nin Lahey Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Aslan Alper Yüksel ile bazı Türk yetkililer, diplomatik dokunulmazlıkları bulunmalarına rağmen gözaltına alınarak nezarette tutulmuş, bu olayın ardından her iki ülke de, büyükelçilerini karşılıklı olarak bir süre geri çekmişti.

Erdoğan, Hollanda için ‘faşistler’ ifadesini kullanmıştı.

Libya’da ele geçirilen Rus hava savunma sistemi ABD iş birliğiyle Türkiye’ye getirildi

Okumaya devam et

Dünya

Kavala’yı serbest bırakmayan Türkiye’ye karşı Avrupa Konseyine çağrı

Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması yönündeki AİHM kararına uymayan Türkiye’ye karşı uluslararası insan hakları örgütleri harekete geçti. Avrupa Konseyinin Türkiye’ye yaptırım uygulaması istendi.

BOLD – Uluslararası faaliyet gösteren üç insan hakları kuruluşu, Osman Kavala’nın serbest bırakılması yönündeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına uymayan Türkiye’ye karşı Avrupa Konseyi’nin harekete geçmesi çağrısı yaptı. DW Türkçe’de yer alan habere göre İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Hukukçular Komisyonu ve Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi (TLSP), Avrupa Konseyinin siyasi karar alma organı olan ve AİHM kararlarının uygulanmasını denetleyen Bakanlar Komitesine başvuru yaptı. Başvuruda “Türkiye’nin AİHM’in Kavala’nın serbest bırakılması kararına bariz bir şekilde kayıtsız kalması, Bakanlar Komitesinin Türkiye’ye karşı ihlal süreci başlatmasını tetiklemelidir” denildi.

HİÇBİR ŞÜPHEYE YER BIRAKMAMALI

İnsan Hakları İzleme Örgütü kıdemli hukuk danışmanlarından Aisling Reidy, Bakanlar Komitesinin mart ayında gerçekleştireceği toplantıya atıfla, “Komitenin, AİHM kararlarının bağlayıcı olduğunu ve uygulanmamasının ek önlemler gerektirecek ciddi bir ihlal anlamına geldiğini, Türkiye’ye karşı hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde netleştirmesi büyük önem taşıyor” dedi.

Bakanlar Komitesi, AİHM kararlarına uymayan Avrupa Konseyi üyesi ülkelere karşı ihlal süreci başlatma yetkisine sahip. Bu yetki ilk olarak 2017 yılında, hapisteki muhalif politikacı Ilgar Mammadov’un koşulsuz olarak serbest bırakılması yönündeki AİHM kararına direnen Azerbaycan’a karşı kullanılmıştı.

KARAR BAĞLAYICI

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 46’ncı maddesinin 4’üncü fıkrasına dayanan ihlal sürecinin başlatılabilmesi için Bakanlar Komitesinde üçte ikilik oy çoğunluğu gerekiyor. Süreç başlatıldığında karara uyumsuzluğun tespiti için dosya yeniden AİHM’e gönderiliyor. AİHM’in bağlayıcı karara uyulmadığını teyit etmesi durumunda Bakanlar Komitesi söz konusu ülkenin Avrupa Konseyindeki üyeliği ya da oy hakkının askıya alınması gibi ek önlemlere karar verebiliyor.

Bakanlar Komitesi Kavala davasında AİHM kararının uygulanması için Türkiye’ye defalarca çağrıda bulunmuş ve geçen yıl 3 Aralık’ta açıkladığı ara kararda AİHM kararı uyarınca Kavala’nın koşulsuz olarak serbest bırakılmasını talep etmişti. Ancak Türk mahkemeleri Aralık’tan bu yana Kavala’nın tutukluluğunu dört kez daha uzattı.

Komite, Kavala davasına uyum durumunu 9-11 Mart tarihlerindeki oturumda dördüncü kez ele alacak.

TÜRKİYE’DEKİ KRİZİN SEMBOLÜ

Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesinden (TLSP) Helen Duffy, “Kavala davasının Türkiye’de sivil toplumun ve hukukun üstünlüğü ilkesinin karşı karşıya bulunduğu krizin bir sembolü olduğunu” belirterek “İhlal sürecinin istisnai bir durum olduğunu biliyoruz. Ancak bu istisnanın uygulanmasının söz konusu olabileceği bir dava varsa, o da budur” diye konuştu.

AİHM, 18 Ekim 2017’de gözaltına alındıktan sonra 1 Kasım 2017’de tutuklanan iş insanı Osman Kavala ile ilgili 10 Aralık 2019’da hak ihlali kararı vermiş, Kavala’nın makul şüphe olmadan siyasi sebeplerle tutuklanması ve Anayasa Mahkemesinin başvuruyu makul bir sürede incelememesi nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlal edildiğine hükmetmiş ve Kavala’nın derhal tahliyesini istemişti. Türkiye’nin itirazının reddedilmesi ile AİHM kararı Mayıs ayında kesinleşmişti. Kavala Anayasa mahkemesine yaptığı son bireysel başvurudan da sonuç alamamış, AYM 29 Aralık’taki kararında Kavala’nın “kişi hak ve özgürlüğü ile güvenliğinin ihlal edilmediğine” hükmetmişti. Kavala hakkında 5 Şubat’ta Türkiye’de yapılan son duruşmada İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “siyasal ve askeri casusluk” suçlamalarıyla açılan davanın Gezi davasıyla birleştirilmesine karar vermişti.

Okumaya devam et

Dünya

Türkiye’nin Kuzey Irak operasyonları Tahran ve Ankara’yı karşı karşıya getirdi

İran’ın Bağdat Büyükelçisi Irec Mescidi’nin Türkiye’nin Kuzey Irak’taki operasyonlarına yönelik açıklamaları Ankara’da rahatsızlık oluşturdu. İran’ın Ankara Büyükelçisi, açıklamalar nedeniyle Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı. İran da Ankara’ya karşılık vererek Türk Büyükelçiyi Dışişlerine çağırdı.

BOLD – İran’ın Bağdat Büyükelçisi Irec Mescidi’nin Türkiye’yi Irak’ın egemenliğini ihlal etmekle eleştiren ifadeleri üzerine İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Ferazmend Dışişleri Bakanlığına çağrıldı.

İran’ın Bağdat Büyükelçisi Mescidi, Rudaw yayın kuruluşuna 23 Şubat’ta verdiği mülakatta, Türkiye’yi Irak’ın egemenliğini ihlal etmekle suçlamıştı.

Ferazmend’e, Büyükelçi Mescidi’nin Türkiye’yi Irak’ın egemenliğini ihlal etmekle itham eden açıklamalarının kuvvetli ifadelerle reddedildiği, Türkiye’nin operasyonlarının esasen Irak’ın istikrarı, güvenliği ve egemenliğini hedef alan PKK unsurlarına yönelik terörle mücadele kapsamında icra edildiğinin Irak makamları dahil herkes tarafından bilindiği belirtildi.

Türkiye’nin, Irak’la arasında son dönemde gerçekleştirilen üst düzey ziyaretlerde PKK’nın ortak tehdit olduğu yönünde anlayış birliği sağlandığı ve İran’ın da Türkiye’nin terörle mücadelesinin karşısında değil, yanında yer almasının beklendiğini vurgulandı.

Öte yandan, İran’ın Bağdat Büyükelçisi Mescidi’nin söz konusu mülakatında, Irak’taki PKK varlığının yarattığı tehdide hiç değinmemiş olmasının dikkat çektiği de vurgulandı.

MESCİDİ NE DEMİŞTİ?

İran’ın Bağdat Büyükelçisi Irec Mescidi, Kuzey Irak’tan yayın yapan Rudaw’a açıklamasında Irak’a ve Irak’ın Kürdistan Bölgesi’ne Türk müdahalesine şiddetle karşı çıktığını ifade etmişti.

İrec Mescidi, Ankara’yı Irak’tan askerlerini çekmeye ve uluslararası sınırlara saygı göstermeye çağırmıştı.

Mescidi, Erbil ile Bağdat arasındaki Şengal anlaşması konusunda önemli olanın Şengal halkının çıkarları olduğunu ifade ederek, Türk yetkililerin gerekirse Şengal’e operasyon yapacağı yönündeki açıklamaları hakkında, “Şengal’in Türkiye ile hiçbir ilişkisi yoktur ve bu bağlamda tehdit etme veya karar verme hakkı yoktur” yorumunda bulundu.

Mescidi, “Irak’a askeri müdahaleyi reddediyoruz ve Türk kuvvetleri tehdit oluşturmamalı veya Irak’ın egemenliğini ihlal etmemelidir…  İster Türkiye’nin, ister başka herhangi bir ülkenin, Irak’a askeri müdahalede bulunmasını, ilerlemesini veya Irak’ta askeri bir varlığa sahip olmasını kesinlikle kabul etmiyoruz.” ifadelerini kullanmıştı.

Mescidi’nin açıklamalarına Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi Fatih Yıldız, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla cevap vermişti.

Fatih Yıldız, “Türkiye’ye, Irak’ın sınırlarına saygı gösterilmesine dair ders verecek en son şahsın İran’ın Büyükelçisi olması gerektiğini düşünüyorum.” ifadelerini kullanmıştı.

İRAN DA TÜRK BÜYÜKELÇİYİ DIŞİŞLERİNE ÇAĞIRDI

Büyükelçi Ferazmend’in Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmasının ardından İran devlet haber ajansı IRNA, Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Derya Örs’ün İran Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldığını duyurdu.

Örs’ün çağrılmasının sebebi ise, IRNA’ya göre, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun geçen hafta 20 Şubat’ta katıldığı A Haber yayınında kullandığı “İran’da 525 terörist var” ifadeleri.

İranlı yetkililer Örs’e, “Soylu’nun ifadelerinin kabul edilemez olduğunu ve iki ülkenin işbirliği çabalarına ters düştüğünü” söyledi.

İran’ın “terörle mücadelede kararlı olduğunu” belirten İranlı yetkililer, Örs’e, Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi Fatih Yıldız’ın ifadelerinin de “haksız ve kabul edilemez olduğunu” söyledi.

Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan, Genelkurmay Başkanı’nı görevden almayı reddetti

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0