Bizimle iletişime geçiniz

Politika

İnfaz paketinde 55 madde kabul edildi 3 değişiklik var

İnfaz düzenlemesinin ikinci bölüm görüşmeleri tamamlandı. Yapılan üç değişiklik de AKP’nin oylarıyla oldu. MİT’e karşı işlenen suçlarda indirim yapılmayacak.

BOLD – İnfaz düzenlemesinin görüşmelerinde ikinci bölüm görüşmeleri tamamlanarak, ilk 55 maddesi kabul edildi. Görüşmelerde yapılan değişiklikle bir yıllık maktu denetimli serbestliğin devamına karar verildi. Böylece hapis cezası alan herkes cezaevine girmeyecek.

Meclis Genel Kurulu’nda görüşmeleri devam eden infaz yasa teklifinin 31 ile 55 arası maddelerini kapsayan ikinci bölümünün görüşmeleri tamamlandı. Görüşmelerde, 32, 46 ve 48’inci maddeleri hariç, diğer maddeler değişikliğe uğramadan kabul edilerek yasalaştı. HDP, CHP ve İYİ Parti’nin her bir madde için verdiği değişiklik önergeleri ise AKP-MHP oylarıyla reddedildi.

Teklifin ikinci bölümü üzerindeki görüşmelerde milletvekilleri sabahladı. Saat 13:00’da başlayan görüşmeler, sabaha karşı saat 04:25’te sona erdi.

Üç maddede yapılan değişiklikler, muhalefetin itirazıyla AKP tarafından verilen değişiklik önergeleriyle oldu. Görüşmelerde teklifin 32’nci maddesinde yapılan değişiklikle, Basım İlam Kurumu’ndan resmi ilan ve reklam alamayan gazeteler cezaevine girebilecek.

‘YÜZE KEZZAP ATANLAR’ YARARLANMAYACAK

Teklifin 48’inci maddesi, Ceza Kanunu’ndaki üçte iki olan olan infazı, yarı oranına indiriyordu. Ancak yapılan değişiklikle istisna hükümler getirildi. Buna göre, “yüze kezzap atma” gibi canavarca hisle işlenen suçlarda yarı oranında inmeyip, üçte iki oranında kalacak. Böylece kamuoyunda tartışma yaratan Berfin Özek’in yüzüne kezzap atan fail Ozan Çeltik düzenlemeden yararlanmayacak. AKP’li Ali Özkaya, yapılan değişikliğe ilişkin, “Yüze kezzap atma gibi gerçekten canavarca hisle işlenen suçları da bunun içine alarak burada da yarına oranına inmeyip, üçte iki oranında kalmasını arzu ediyoruz” diye konuştu.

MİT’E KARŞI İŞLENEN SUÇLAR

Ayrıca aynı değişiklik önergesiyle çocukların işlediği uyuşturucu, örgüt kapsamındaki suçlar, terör suçlarında da üçte iki oranında oranı korunacak. Aynı maddede Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) karşı işlenen suçlarda da mevcut kanunda üçte iki oranında korunacak.

‘MAKTU DENETİMLİ SERBESTLİĞİN DEVAMINA’

Teklifin 46’ncı maddesinde de değişikliğe gidildi. Mevcut infaz sisteminde (koşullu salıverme oranı ve 1 yıllık denetimli serbestlik uygulandığında) 18 ay (veya altı) hapis cezası alan bir kişi pratikte hapis yatmıyor. Ancak yeni getirilen infaz yasası düzenlemesi, herkesin belli bir süre cezaevi kurumuna girmesini öngörüyordu. Madde üzerinde yapılan değişiklikle eski uygulamaya geri dönülerek, denetimli serbestlik koşullarının uygulanmasına dönüldü.

AKP Milletvekili Ali Özkaya, değişikliğe ilişkin Genel Kurul’da yaptığı açıklamada, değişikliğin gerekçesine dair şunları söyledi: “46’ncı madde malum bizim koşullu salıverilmedeki 1/2, 2/3, 3/4 oranlarında maktu denetimli serbestlikten nispi denetimli serbestliğe geçişimizle ilgili temel bir maddemizdi. Bunu müzakeremiz sonucunda inşallah bir başka kanun teklifi içinde görüşmeyi uygun gördük ve bir yıllık maktu denetimli serbestliğin bu aşamada devamına karar verildi. O maddenin kabul edilmesiyle birlikte 1/10 dediğimiz denetimli serbestliği bu aşamada kaldırmış olduk, o maddeyi böylece kabul ederek düzenlemiş olduk.”

İkinci bölümde kabul edilen bazı önemli yasalar şöyle:

“* Hükümlülerin kamu kuruluşlarında bağlı kütüphanelerden yararlanması ve ilgili düzenleme.

* Basın ilan kurumunda resmi ilan ve reklam alamayan gazeteler cezaevine girebilecek.

* Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlü iki ayda bir kez, ayrıca dini bayram, yılbaşı veya kendi doğum günlerinde dışarıda gönderilen ve kurum güvenliği için tehlikeli olmayan bir hediyeyi kabul etme hakkına sahiptir. Çocuk ve 65 yaş üstü hakkını tamamlamış hükümlüler beraberinde çocuğu olan kadın hükümlüler, idare ve gözlem kurulu tarafından alınacak karar doğrultusunda belirtilen zaman dilimi dışında da hediye kabul edebilir.

* Hükümlülerin değerlendirmesi ve iyi halin belirlemesi ile ilgili düzenleme: Buna göre iyi halin belirlenmesinde en geç 6 ayda bir gözlem kurulu tarafından değerlendirilecek. Düzenlemede, toplam 10 yıl yada daha fazla ceza hapsine mahkum olanlar ile terör suçları örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunmazlığa karşı ilenen suçlar, uyuşturucu ve uyarıcı madde, imal ve ticareti suçlarında mahkum olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırma, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşulu salıvermeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet Başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet Savcısı başkanlık edecek. Ayrıca, idari ve gözlem kuruluna Cumhuriyet Başsavcısı tarafından belirlenen izleme kurulu üyesi ile Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen uzman bir kişi katılacak.

* Hükümlük süresinin 5’te biri yerine, 10’nda birini iyi halle geçirmiş olan hükümlünün izin kullanması, sağlık rapor ile izin kullanma, izin ihlalinin doğal affet durumlarında cezalandırılmamasını içeriyor. Ancak madde kapsamına ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar girmeyecek.

* Üç ayda bir üç gün olan izin süresi 7 güne çıkarılacak. Ayrıca hastalık yada doğal afetler gibi zorunlu hallerde bu izinler birleştirebilecek. Ancak bu maddeden siyasi tutsaklar kapsam dışı bırakılacak.

* Salgın hatalık, doğal affet, savaş veya seferberlik durumunda bu sebeplerden dolayı izinden dönemeyen veya geç dönen hükümlülere ceza verilmeyecek. Siyasi tutsaklar bu madde de kapsam dışı bırakılacak.

* Mahkumiyet hükmünün durumunda duraksama olursa veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün TCK 7’nci kapsamında değerlendirilmesi gerekirse, hükmü veren mahkemede çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa yada cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilmeyeceği yerine getirilirse infaz hakimliğinde duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için karar istenir.

* Günlük çalışma süresi en az iki saat en fazla 8 saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir.

* Kasten öldürme, ‘terör’ örgütlü suçlar ve bu şekilde işlenen uyuşturucu suçları, cinsel dokunmazlığa karşı suçlar dışında kalan suçlarda hükümlü aldığı cezanın yarısını cezaevinde geçirecek. Bu cezanın 5’te 1’inide denetim serbestlik ile geçirecek.”

Soylu “Cumhurbaşkanım beni bağışlasın” demişti! İstifası kabul edilmedi

Politika

Ahmet Şık Türkiye İşçi Partisine katıldı: Dikta rejimine mecbur değiliz

HDP’den geçtiğimiz yıl istifa eden bağımsız milletvekili Ahmet Şık, Türkiye İşçi Partisine (TİP) katıldığını açıkladı. Şık’ın katılımıyla TİP’in milletvekili sayısı 3’e yükseldi.

BOLD – TİP’e katılımını sosyal medya hesabından duyuran Bağımsız İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, “Uzak gibi görünen umutlu günlere hep birlikte uzanıp dokunabilmek adına Türkiye İşçi Partisi’ne katılıyorum” ifadelerini kullandı.

Şık, Türkiye İşçi Partisi’ne katılmasıyla ilgili sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Şık, açıklamasında şunları kaydetti: “Bugün memleketteki hava bir yandan tüm kasvetiyle üzerimize çöküp karamsarlığımızı derinleştirirken, diğer yandan hepimizi, yeniden, ısrarla bir inada çağırıyor. Sınırları baştan çizilmiş oyunları, denenmiş çıkmazları ortadan kaldıracak, umudu canlandıracak ve yarını hep birlikte kuracak bir ortak inada ihtiyacımız var.

DİKTA REJİMİNE MECBUR DEĞİLİZ

Herkesin aynılaştırıldığı, aynılaşmak zorunda bırakıldığı bir dikta rejiminden kurtulmayı dileyenleri çaresizliğe itenlere mecbur değiliz. Emekte, eşitlikte, barış, demokrasi ve özgürlükte inat etmekten yılmayanlar, korkmayanlar, asla aşağı bakmayanlar olarak bizler, yalnız değiliz. Ve bugün buradaysak ve “varız” diyorsak, yaşamaya devam ettiğimizi söylüyorsak çaresiz hiç değiliz. Uzak gibi görünen umutlu günlere hep birlikte uzanıp dokunabilmek adına Türkiye İşçi Partisi’ne katılıyorum. Çocuklarımızın düşlerini gerçek kılacağımız bir hayata inanan sizleri de inadımıza ortak olmaya, Türkiye İşçi Partisi’ne katılmaya davet ediyorum.”

Ahmet Şık’ın katılmasıyla TİP’in Meclis’teki milletvekili sayısı 3’e çıkarken bağımsız milletvekili sayısı ise 10’a düştü. Şık, 4 Mayıs 2020’de HDP yönetimiyle yaşadığı anlaşmazlığı gerekçe göstererek istifa etmişti.

İktidarın el birliğiyle öldürdüğü Ahmet Burhan’ın fotoğrafını Kamu-Sen afiş yaptı

Okumaya devam et

Politika

Siyasete etki edecek Kobani davası 26 Nisan’da başlıyor

HDP’li Yüksekdağ ve Demirtaş’ın da yargılanacağı Kobani davası 26 Nisan’da başlıyor. Siyasete de etki etmesi beklenen davayı yazan Gazeteci-yazar Murat Yetkin, yazısında savcının yazması 5 yıl sürmüş 3.530 sayfalık iddianameyi mahkemenin bir haftada inceleyip kabul etmeyi başarmasına dikkat çekti.

BOLD – ‘Kobani davası’ 26 Nisan’da Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanacak. HDP’nin önceki eş genel başkanları Figen Yüksekdağ ile Selahattin Demirtaş ile birlikte 108 kişinin yargılanacağı davaya ilişkin Demirtaş’ın avukatları dün internet ortamında basın toplantısı yaptı. Gazeteci-yazar Murat Yetkin de ‘Kobani olayları: yaklaşan davadan ABD ile ilişkilere’ başlıklı ‘yetkinreport.com’daki yazısında, dava sürecini, yaşanan olayları, avukatların iddianameye ilişkin değerlendirmelerini ele aldı.

DAVA SİYASİ GÜNDEME ETKİ EDECEK

Dava görülmeye başlandığında siyasi gündeme de etki edeceğini belirten Yetkin, şunları yazdı:

HDP’nin önceki eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatları, 18 Nisan Pazar günü internet ortamında bir basın toplantısı düzenledi. Konu 26 Nisan’da Ankara’da görülmeye başlanacak “Kobani olayları davasıydı.” Ankara 22’inci Ağır ceza mahkemesinde görülecek davada Demirtaş ve önceki eş-başkanlardan Figen Yüksekdağ ile birlikte 108 sanık yargılanacak. Bu davaya konu olan 2014 Kobani olaylarının hem iç hem dış boyutu var. Kobani olayları içeride 46 kişinin öldürülmesi ve 682 kişinin yaralanması yanı sıra AK Parti hükumetinin MİT ve HDP üzerinden yürüttüğü PKK ile diyalog sürecinde sonun başlangıcı olmuştu. Dışarıda ise Türkiye ile ABD’nin Suriye savaşında yollarının ayrılmasına neden olmuştu.

AİHM KARARINA RAĞMEN HALA CEZAEVİNDE

Yine hem iç hem dış gelişmeleri birlikte ilgilendiren bir boyut da AİHM’nin Demirtaş’ın 4 Kasım 2016’dan bu yana süren tutukluluğunu hak ihlali saymasına rağmen, hâlâ Edirne cezaevinde tutulması. Davanın Anayasa Mahkemesinin geri çevirdiği HDP kapatma davası ve HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması tartışmalarıyla da yakın ilgisi var. Yani hem hukuki hem siyasi boyutları olan bir dava. Zaten basın toplantısına katılan Başak Demirtaş’ın davanın “sadece hukuk değil, hakikat mücadelesi” olacağını söylemesi, siyasi mücadele olarak da görüldüğünü gösteriyor.

PKK İLE HİZBULLAH ARASINDAKİ SÜRTÜŞME PATLADI

Ne olmuştu?

PKK’nın Suriye kolu PYD’nin silahlı kanadı YPG Suriye iç savaşındaki otorite boşluğundan yararlanarak Türkiye sınırındaki Ayn el-Arab, ya da Kobani kasabasında kontrolü ele geçirmişti. O sırada diyalog süreci devam ediyordu ve PYD Başkanı Salih Müslim Ankara’ya geliyor, yetkililerle görüşmeler yapıyordu. 2014’de önce Suriye’de Rakka, sonra Irak’ta Musul’u ele geçiren IŞİD, Türkiye’yle Mürşitpınar sınır kapısını ele geçirmek için 13 Eylül’de Kobani’ye saldırıya geçti. 27 Eylül’de Demirtaş hükumeti IŞİD’e karşı YPG’ye (Suriye ve Irak’taki Kürt yerleşimlerinden) silah dahil yardım için Türkiye topraklarından koridor açmaya çağırdı. Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçilmesi üzerinden henüz bir ay, Musul’daki 49 rehinenin IŞİD’den kurtarılması üzerinden henüz bir hafta geçmişti. Müslim aynı talebi Ankara’ya 4 Ekim’de iletti ama karşılık alamadı. Bu arada HDP milletvekilleri Kobani’ye geçmek üzere Suruç’a sembolik yürüyüşler düzenliyordu. HDP yönetimi 6 Ekim’de “AK Parti ambargosunu protesto” ve Kobani’ye destek için “sokağa çıkmaya, çıkanlara destek olmaya çağırdı.” Günlerdir PKK ve Kürt Hizbullah’ı arasında devam eden sürtüşme o gece patladı.

FİDAN ARACILIĞI İLE ÖCALAN’DAN MEKTUP ALINDI

2012’de başlayan diyalog sürecinden beri görülmeyen yangın alevlenmişti. Üstelik bir yandan NATO ile Suriye’de işbirliği görüşülüyor, Ankara 9 Ekim’de ABD heyetiyle IŞİD’le mücadelede işbirliğini görüşmeye hazırlanıyordu. Başbakan Ahmet Davutoğlu riskli bir kozu oynamaya karar verdi. Erdoğan’ın onayıyla MİT Müsteşarı Hakan Fidan devreye girdi. Hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan’dan çatışmalara son verilmesini isteyen bir mektup alındı. Mektup (Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder yardımıyla) HDP ve Kandil’e ulaştırıldı ve çatışmalar 9 Ekim’de durdurulabildi. Ancak IŞİD saldırıları devam ediyor, Erdoğan ise YPG’ye destek olmak istemiyordu. Durum ABD Başkanı Barack Obama’dan 19 Ekim’i 20 Ekim’e bağlayan gece gelen telefonla değişti. Obama, Kobani’ye havadan yardım indireceklerini bildiriyor, buna engel olunmamasını, yardımcı olunmasını istiyordu. Erdoğan, IŞİD’e karşı Kobani’ye Türk ordusuyla girip yardım etmiş olsaydı, yakın tarihimiz başka türlü akabilirdi. Ama Obama’nın zorlayıcı talebiyle açınca, ABD ile yollar ayrılmakla kalmadı. ABD’nin Suriye’de IŞİD’le mücadelede ortak olarak Türkiye’yi değil PYD/YPG’yi seçmesinin yolu da açılmış oldu.

3530 SAYFALIK İDDİANAME BİR HAFTADA NASIL İNCELENDİ?

İlerleyen yıllarda AK Parti’den ayrılıp Gelecek Partisi’ni kuran Davutoğlu, o günlerde Demirtaş ile arasında geçen 12 dakikaya yakın bir telefon görüşmesinin kilit önemde olduğunu, tanık olarak çağrılması halinde mahkemede anlatabileceğini söyleyecekti. Demirtaş’ın avukatlarından Mahsuni Karaman, bunu daha önce dosyaya bakan 19’uncu Ağır Cezada açıldı. Şimdi Davutoğlu’nun tanıklığı için yeniden talep gerekiyor. Ancak HDP’nin hukuk işleri eş genel başkan yardımcısı Ümit Dede, duruşmada ağırlığı ilk aşamada bu davanın hiç açılmamış olması gerektiği tezine ve sonra karşı iddianame türü siyasi savunmaya geçmeyi düşündüklerini söyledi. Oysa dönemin başbakanının tanıklık yapmaya hazır olduğunu söylemesi savunma bakımından kaçırılmayacak bir fırsat olsa gerek. Ama zaten bütün dava ve iddianamesi tuhaflıklarla dolu. Demirtaş, Yüksekdağ ve dönemin HDP yönetimi hakkında soruşturma 2015’ta başlamış, iddianamenin savcı Ahmet Altun tarafından yazılması beş yıl almış ama mahkeme 3530 sayfalık iddianameyi bir haftada inceleyip kabul etmeyi başarmış.

İDDİANAMEDE BİR TEK OTOPSİ RAPORU YOK

Demirtaş ve Yüksekdağ’ın tutuklanmaları ise 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişimini izleyen OHAL koşullarında 4 Kasım 2016; o tarihten bu yana, AİHM’den gelen ihlal kararlarına rağmen tutuklu. Avukat Karaman, iddianamede sanıkların 37 kişinin öldürülmesine azmettirmekle suçlanmasına rağmen, bir tek otopsi tutanağı olmadığını söylüyor. Milletvekili Ayla Akat Ata, o günlerde kaçırılıp tehdit edilmesinden şikayetçi olduğu halde, iddianamede şikayetçi değil, sanık olarak yer almış. Avukat Dede, o dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı olan (şimdi o da hapiste) Gültan Kışanak’ın Vali Hüseyin Aksoy’a giderek, olayları yatıştırmak için konuşma izni istediğini, güvenlik gerekçesiyle “Evinizden çıkmasın” dendiğini ama iddianameye göre cinayetleri azmettirmekle suçlandığını söyledi. Bu cinayetler arasında, o günlerdeki Kurban Bayramı nedeniyle komşularına kurban dağıtırken öldürülerek 6-8 Ekim olaylarının simgelerinden birine dönüşen 15 yaşındaki Yasin Börü de bulunuyor. Öte yandan Dede, “Öldürülenlerden 27’si HDP bağlantılı, HDP’liler HDP’lilerin ölümüne neden olmaktan yargılanacak” diyor.

ARA SEÇİM İÇİN 14 SANDALYENİN BOŞALMASI YETERLİ

Avukatlar 3530 sayfalık iddianamenin 250-300 sayfasının iddialardan, geri kalanının ise çoğu Fırat Haber Ajansı olmak üzere basın haberlerine dayalı anlatımlar, 2019 ve 2020’de ortaya çıkan iki tanık ifadesi ve sahte bir Twitter hesabından oluştuğunu öne sürüyorlar. Dava görülmeye başladığında muhtemelen siyasi gündeme de etki edecek. Çünkü iddianamede suçlananlardan bazı milletvekilleri aleyhinde dokunulmazlığın kaldırılması fezlekesi de bulunuyor. TBMM’nin ara seçime gitmesi için 14 sandalyenin daha boşalması ve doğu ve güneydoğudaki milletvekili dağılımının HDP aleyhine, AK Parti lehine değişmesi söz konusu. Diğer taraftan MHP lideri Devlet Bahçeli, HDP’nin kapatılmasında ısrarlı. Hatta kapatma davasını geri çevirdiği için Anayasa Mahkemesinin de kapatılmasını istedi, gelen tepkiler üzere “yeniden düzenlensin” dedi. İddianamenin sadece HDP yöneticilerini değil, onların yanında Irak ve Avrupa’daki PKK yöneticilerini de yargılaması, iki kimliği aynılaştıran siyasi algıya müsait bir durum ortaya çıkarıyor. Bunlar birbiriyle bağlantılı konular. Demirtaş 26 Nisan’daki duruşmaya bizzat değil, SEGBİS sistemi üzerinden, video aracılığıyla katılacak.

Koronavirüs aşısı Türkiye’de çarpan etkisi yapıyor

Okumaya devam et

Politika

Aileler yine iktidarın hedefinde

Ailesinin siyasi rakipleri tarafından hedef alındığından şikayet eden Erdoğan’ın, kendisi, partisi, ortağı ve trollerinin siyasilere, aileleri üzerinden saldırıları rutin haline geldi.

BOLD – Geçen Şubat ayında Erdoğan, CHP’nin ailesi üzerinden siyaset yaptığını söyleyerek serzenişte bulundu. Erdoğan siyasi rakiplerini suçlasa da kendisi, partisi ve ortağı ve trolleri basın ve sosyal medya üzerinden siyasilerin ailelerini uzun süredir hedef alıyor.

ABD’li düşence kuruluşu Brooklin Enstitüsü’nin geçen Şubat ayında yayınlanan raporu sonrası MHP Lideri Devlet Bahçeli, raporda katkısı olduğunu ima ederek eski Hazine Müsteşarı CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ı şu sözlerle hedef aldı: “Yazılan karanlık senaryonun iç yüzü aydınlanmaya başlamıştır. (Kemal) Derviş’in yeni bir fitne düzeneğinin asal unsurlarından birisi olduğu vehim değil, vaki bir gerçektir. CHP’de iki Kemal vardır. Acaba diyorum, mesela Faik Öztrak, hangi Kemal’i lideri olarak kabullenmektedir? ABD’deki Kemal’in CHP’deki ajanı ve taşeronu Öztrak mıdır?”

Son günlerde bilbordları süsleyen ‘128 milyar dolar nerede’ sorusu AKP’nin canını oldukça sıkıyor. Bu soruyu gündeme getiren ve gündemde tutan parti de CHP. CHP’li Faik Öztrak eski Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın da 128 milyar doların akıbetini araştırdığı için görevden alındığının kesinleştiğini söyledi. Bu yüzden parti sözcüsü Öztrak bir kez daha hedefte.

AİLELER HEDEFTE

Öztrak’ın İçişleri Bakanı dedesi ve Gümrük Bakanı babası üzerinden ailesi, sosyal medyada AKP’li hesapların saldırısı altında. AKP’liler paylaşımlarında Öztrak ailesini Dersim katliamı, Deniz Geçmiş ve arkadaşlarının idamından da sorumlu tutuluyor.

AKP ve ortağı MHP aile üzerinden siyaset yapmayı uzun süreden beri deniyor. Son olarak Montrö ve cübbeli amiral tartışmaları konusunda bildiri yayınlayan amirallerin aileleri de Erdoğan’ın talimatıyla hedef oldu. CHP bağlantılarının ortaya çıkarma adına amirallerin akrabaları Hürriyet gazetesi aracılığıyla ifşa edildi.

Türkiye’nin son yıllarına damga vuran iki kadın siyasetçi İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da aileleri üzerinden hedef alınmıştı.

Eski eş kurbanı Ayşe Tuba Arslan’ın son şikayet dilekçesini Nükhet Duru okudu

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0