Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Silivri karantinasındaki 3 isim konuştu: “Son görüşmemiz olabilir, bize vebalı gibi davranıyorlar”

Silivri Cezaevinde pozitif çıkan 3 ismin yakınları yaşananları anlattı. Hava Harp Akademisi* 1. sınıf öğrencisi Yasin Solmaz, eşine “Bu son görüşmemiz olabilir. Bize vebalı gibi davranıyorlar. Hakkını helal et” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Silivri Cezaevinden 6 Mayıs’tan bu yana korona salgınıyla ilgili haberler geliyor. İlk vaka, 7 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi C7 koğuşunda kalan askeri öğrenci Enes Karaduman’a teşhis konulmasıyla ortaya çıktı. Bu olaydan sonra Bakırköy Savcılığı açıklama yapmak zorunda kaldı ve 44 tutuklu ve hükümlünün testinin pozitif çıktığını doğruladı. Ancak hasta sayısının çok daha fazla olduğu belirtiliyor.

Silivri’de 10 ayrı cezaevi var ve her birinin idaresi birbirinde farklı. Korona vakalarının yoğunlaştığı ve odak noktası haline gelen cezaevi ise 7 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi ve 8 Nolu Cezaevi. 7 Nolu’da iki koğuş şu anda karantina koğuşu haline getirildi. Sayıları her gün değişmekle birlikte B10’da 34, B12’de 43 kişi karantina altında. Karantinada olan 3 kişinin ailesi Bold Medya’ya konuştu.

Müebbet hapis cezasına çarptırılan askeri öğrenci Yasin Solmaz’ın eşi Şakire Solmaz, öğretmen M.T’nin eşi M.T ve polis memuru Ali Çiçek’in eşi B. Çiçek ile avukatlığını da yapan amcası Fatih Çiçek, bir hafta içinde yaşadıklarını anlattı. Üç isim, yakınlarının e-Nabız’dan elde ettikleri Kovid-19 teşhis raporlarını ve tahliye için mahkemelere sundukları dilekçeleri paylaştı.

“İLK DEFA BENİMLE BÖYLE KONUŞTU”

Eşine teşhis konulduktan sonra ilk kez, iki gün önce çarşamba günü görüştüklerini söyleyen Yasin Solmaz’ın eşi Şakire Solmaz, “Eşim 3 yıl 9 aydır orada, ilk defa benimle böyle konuştu. Ben de tedavi gördüğüm için bana pek bir şey söylemezdi, üzülmeyeyim diye. Ama dün eşim öyle bir konuştu ki bunun tarifini size yapamam. Son konuşmamız olabilir dedi, telefonu kapatmadan helallik istedi. Öyle bir psikolojiye bürünmüş. Bize vebalı gibi davranıyorlar, buraya kimse gelmiyor” dedi.

“SESİMİZE SES OLUN”

Babası Ekrem Solmaz ise “Oğlum resmen ölüme terk edildi orada. 5 günlük soğuk algınlığı ilacından sonra kontrole gönderilmedi ve ağırlaşmasını ölmesini bekliyorlar. oğlumun acilen hastaneye sevkinin yapılması lazım. Defalarca fenalaşmış ve ateş nöbetleri geçirmiş. Yardım edin, belki de bu size yaptığım son çağrı. İlk defa eşinden yardım talep etmiş. Sesimize ses olun sesimizi duyurun her yere” ifadelerini kullandı.

Ali Çiçek’in avukatı ve aynı zamanda amcası olan Fatih Çiçek ise, “Yeğenime geçen hafta çarşamba günü teşhis konuldu. Yargılandığı İstanbul 25. Ağır Mahkemesine bir dilekçe verdik. Müvekkilimin şu an yaşam hakkı ihlal ediliyor.” diye konuştu.

İŞTE AİLE YAKINLARININ ANLATIMIYLA SİLİVRİ’DEKİ SON DURUM

Askeri öğrenci Yasin Solmaz’ın (34) eşi Şakire Solmaz:

Eşim Hava Harp Akademisi 1. sınıfta kurmaylık okuyor. Havacı üstteğmen diye geçiyor. Biz zaten 4 yıldır adalet için uğraşan insanlarız ama iş artık bu noktaya geldikten sonra sabırla adalet bekleyecek halimiz de kalmadı. Eşim, ilk teşhis konulan askeri öğrenci Enes Karaduman ile aynı koğuştaydı. 6 Mayıs’ta eşimin testi de pozitif çıktı. O gün tesadüfen e-Nabız’a baktığımda öğrendim. Avukatımızla birlikte hemen cezaeviyle iletişime geçtik. Bir gün sonra 7 Mayıs’ta kampüs içerisindeki devlet hastanesine götürüldü. Orada gerekli tahliller yapılmış. Sistemde de görünüyordu. İlaç verilip karantina koğuşuna gönderilmişti. Bu olay sonrasında ben eşimle ilk defa çarşamba günü görüştüm. Eşim şu anda sağlık olarak vahim bir durumda değil ama psikolojik olarak kötüydü. Oradaki şartları anlattı bana ve benden yardım istedi. Şöyle dedi: Eşim pozitif çıkan 39 kişilik koğuşta, B12’de. C7’deydi aslında. Testi pozitif çıktıktan sonra B12’ye alındığını söyledi. Orası karantina koğuşu anladığım kadarıyla. Bütün hastalar aynı yerde. Normal değil tabi ki bu durum.

Yasin Solmaz’ın test sonucu.

“CANI BURNUNDAYDI, BİZİ ÖLÜME TERK ETTİLER DEDİ”

Eşimin pozitif çıktığını öğrenince cezaevi yetkililer bize 7-8 kişilik karantina koğuşlarımız var. Sabahtan akşama kadar havalandırma açık. Sabah akşam ateş ölçümleri yapılıyor. Gerekli tedbirler alındı, sakın merak etmeyin dediler. Ama eşimle yaptığımız görüşmede bunların doğru olmadığını söyledi. 39 kişi olduklarını, 15 kişilik yemek geldiğini, en son 3 gün önce ateşinin ölçüldüğünden bahsetti. Eşimin teşhis konulduktan sonra 5 gün geçti, ilaçları bitti, tekrar muayeneye gitmesi gerekiyor. Ben e-Nabız’ı kontrol ediyorum zaman zaman. Her gün otomatik bir kayıt var, aile hekimi tarafından muayene edildi görünüyor ama tahlil, ilaç hiçbir şey işleme konulmamış. Eşim de teşhisten sonra bir kez hastaneye götürüldüğünü ama ondan sonra kontrol yapılmadığını, hiçbir tahlil yapılmadığından bahsetti. Yasal hakları olan dilekçeyi de şu anda yazamıyorlar. Kantinleri kapalı.

Eşim 3 yıl 9 aydır orada ve ilk defa benimle böyle konuştu. Normalde benim de gördüğüm bir tedavi var, üzülmeyeyim diye paylaşmıyordu. Ama dün eşim öyle bir konuştu ki bunun tarifini size yapamam. Son konuşmamız olabilir, sana bütün gerçekleri anlatacağım diye söze başladı dedi, telefonu kapatmadan helallik istedi. Öyle bir psikolojiye bürünmüş. Eşimin canı burnundaydı. Bizi ölüme terk ettiler dedi ve benden medet istedi.

Yasin Solmaz’a verilen 5 günlük ilaçlar. Şakire Solmaz, bu ilaçların bittiğini ve eşinin tekrar muayene edilmesi gerektiğini söylüyor.

“BİZE VEBALI GİBİ DAVRANIYORLAR”

Sağlık açısından çok kötü olmayabilir, çok ağır bir vaka olmadığı sürece hastaneye de götürülmeyebilirler, bunun da bilincindeyiz, ama insanların bu noktaya gelmesi için bu kadar hasta insanın bir arada kalmasına gerek yok. Aileler olarak ilk talebimiz şartların biraz daha sağlıklı hala getirilmesi. 39 hasta bir arada, moralleri, sağlıkları ne kadar iyi olabilir ki…

Eşim gardiyanların da kendileriyle çok iletişime geçmediklerini söyledi. Bize vebalı gibi davranıyorlar. Bir sabah, bir de akşam geliyorlar dedi. Acil bir durum olsa sesimizi duyuramamaktan endişeleniyoruz dedi. Yetkililer kendilerini korumak amaçlı kısıtlı görüşmeler yapıyor olabilirler, tabi en doğal hakları ama onlar öyle tedbir alırken 39 kişi bir arada kalmak zorunda. Bunu da vicdanlarına bırakıyoruz.

Ayrıca eşimin ailesinde şeker hastalığı var. Eşimin şekerde yapılan son tahlillere göre sınırdaydı. Kronik şeker hastalığı da var. 4 yıldır kapalı ortamda tahlil kaydı yok, şekerinde son durum ne bilmiyorum. 2018’de de kolesterolü normalin dışındaydı.”

“İKİ GÜN ATEŞLİ YATTI”

42 aydır Silivri Cezaevinde tutuklu olan Ali Çiçek de 7 Nolu Cezaevi B10 koğuşunda kalıyor. Eşi B. Çiçek:

“Eşim geçen hafta çarşamba günü telefon görüşmesinde başımda ağrı var, koğuşta birçok kişi hasta demişti. Grip, ateş gibi. Sonra test yapılıyor, 29 kişi pozitif çıkıyor. Negatifleri başka bir koğuşa alıyorlar. B10 ve B12 yan yana iki koğuş. Şu anda oradaki herkes pozitif ve bu iki koğuş karantina koğuşu. Şu anda B10’da 34 kişi, yan koğuşta 43 kişi var dedi. Bizim bildiğimiz bunlar dedi. Başka yerlerde de olduğunu diyoruz dedi. E-nabızda eşimin her gün aile hekimi tarafından muayene yapıldığı görünüyor. Ben de öyle zannediyordum. Hayır muayene etmiyorlar, sadece ateş ölçümü yapıyorlar, dedi. Bunu muayene diye geçiriyorlar e-Nabız’a. Sadece bir kere röntgen ve kan tahlili için hastaneye götürüldü. 5 günlük ilaç verilmişti. Dün bitti ilaçları mesela. Şimdi ne yapıyorlar, nasıl bir tedavi uyguluyorlar bilmiyoruz. Eşimin sesi iyi geliyordu, iki gün ateşli yattı ama şu an iyiyim dedi ama koğuşun şartları çok kötü. Zaten normalde orada kalmak çok zor. Yemek sıkıntılı. Bu kadar azını hiç görmedik dedi. Kahvaltılık ürünlerini kantinden alıyorlardı, kapalı şimdi. Eşim ben oruç tutamıyorum ama tutanlar var ama durum ağırlaştıkça onlar da bırakabilir. Tuvalette sürekli sıra var. Buzdolabında bile sıra var, şartlar daha da ağırlaştı. Kalabalık ortam, biri iyi olsa, kötü olan onu etkiliyor. 50-55 yaşında olup hasta olanlar varmış.”

Ali Çiçek’in test sonucu.

“TAHLİYE İÇİN DİLEKÇE VERDİK”

Ali Çiçek’in avukatı ve aynı zamanda amcası olan Fatih Çiçek ise, “Yeğenime geçen hafta çarşamba günü teşhis konuldu. E-nabız’dan baktık, teşhisi gördük. Yargılandığı İstanbul 25. Ağır Mahkemesine bir dilekçe verdik. Virüsle ilgili raporları da ekledik. Müvekkilimin şu an yaşam hakkı ihlal ediliyor. Girdiklerinden beri çok iyi şartlarda değiller. Kahvaltı dahi doğru dürüst verilmiyor. Bağışıklık sistemleri zayıf. 30 yaşında yeğenim. Genç olması nedeniyle sağlık durumu şimdi iyi ama bu hastalığın yeniden bulaşmayacağı anlamına gelmiyor.” dedi.

65 GÜNDÜR EŞİMİ GÖREMİYORUM

7 Nolu Cezaevi B12 koğuşunda kalanlardan biri de öğretmen M.T. 19 aydır tutuklu olan M.T’ye de 6 Mayıs’ta Kovid-19 teşhisi konuldu. Eşini 65 gündür göremediğini söyleyen M.T., 6 Mayıs’tan bugüne bir haftanın bir yıl gibi geldiğini söyleyip eşiyle yaptığı son telefon konuşmasını anlattı:

“Eşim 6 Mayıs’ta pozitif çıktı. Bakırköy Savcılığı bir açıklama yapmıştı 44 kişide hastalık çıktı diye. Eşim o koğuşta. Şu anda 39 kişiler. 65 gündür eşimi görmüyorum. 10 Mart’ta gördüm en son. 11 Mart’ta zaten görüş yasakları başladı. Normalde her hafta görüşe gidiyordum. Açıkçası biz virüs olayı oralar gitmez diye düşünüyorduk. Biz gidemiyoruz ama avukatlarımız kapalı görüş yapabiliyordu. Geçen hafta çarşamba, 6 Mayıs’ta avukatımız kapalı görüşe gidince görüştürmediler, karantinaya aldıklarını söylemişler. Biz öyle öğrendik.

O gün test yapmışlar hepsine. Sonra ben eşimin e-Nabız’ına girdim. 4 Mayıs 2020 pazartesinden itibaren doktora gitmiş görünüyordu. Genel muayene diye yazmışlar. Onun öncesinde nisan ayında 2 kere gitmiş, Nurofen kullanmış. Biliyorsunuz virüs önce C7 koğuşunda çıktı önce. Harbiyeli öğrenci Enes Karaduman hastalandı. Esnes Karaduman hastalanmadan önce o koğuşu dağıtmışlar. Böyle yayılıyor virüs.

M.T’nin test sonucu.

“ATEŞ ÖLÇÜMLERİNİ DOKTOR MUAYENESİ GİBİ SİSTEME İŞLİYORLAR”

Eşimle en son iki gün önce çarşamba günü görüştük. 6 Mayıs’tan sonra bir hafta bir yıl gibi geçti. Gece 1.30’da doktora gitmiş gözüküyorsun, hayırdır dedim. Öyle bir şey yoktur dedi. Bize sadece test yapıldı. Daha gelen giden yok dedi. Her gün kontrolleri yaptıklarını göstermek için sisteme öyle işleniyor. Ateşlerini ölçülüyor sadece. Doktora götürmüyorlar ama sistemde doktora gitmiş gibi görünüyor. Bir de astım, panik atak kronik hastalığı olanları cezaevindeki kampüs hastanesinde tutuyorlarmış. Eşimin kronik bir hastalığı yok, ilaç verip göndermişler. Grip gibi atlatmaya çalışıyorum, eklem yerlerim ağrıyor dedi.

“GARDİYANLAR TULUMLA GELİYOR”

Orada tehlike altındalar. Hem bağışıklık sistemleri zayıfladı hem de izolasyon yok. 39 kişinin olduğu yerde nasıl izolasyon yapılacak. Kurala aykırı. İkincisi yemekleri çok sıkıntılı. İki haftadır meyve sebze hiçbir şey gelmiyor, dedi. Birkaç kaşık yemek yiyebiliyorlar. Biz burada ölüme terk edildik, gelip giden kimse yok. Geldikleri zaman da gardiyanların tulum giyiyorlarmış.

Başvurabildiğin yere başvur dedi. Sağlık Bakanlığından seni aradılar mı diye sordu. Daha aramadılar dedim. Çünkü sıra gelmiyor, hasta sayısı çok fazla içeride. 182’den aranan bazı arkadaşlar var. Eşimin tahliyesi için Adalet Bakanlığına, CİMER’e yazdık. Direkt Çağlayan Adliyesine gidip başvuranlar var.”

AVUKAT: VAKA SAYISI 200’Ü GEÇTİ, HAYATLARI TEHLİKEDE

M.T.’nin avukatı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ağır Ceza Dairesine yazdığı dilekçede Silivri Cezaevinde şu anda korna vakasının 200’ü geçtiğini söyledi. Cezaevi yönetimin gerekli tedbirleri almadığını, ailelere bilgi vermediğini, tutukluların hayatlarının açık ve ciddi bir şekilde tehlike altında olduğunu ifade etti.

M.T. için yapılan tahliye başvurusu.

  • Hava Harp Akademisi, İstanbul’da bulunan okuldur. Yeri Levent’tedir. Hava Harp Okulu ise Ankara’dadır. HHO üniversite düzeyinde, HHA yüksek lisan düzeyinde ders verir. İkisi farklı okuldur. İki okulda da okuyanlar askeri öğrenci olarak nitelendirilebilir. Leven’teki akademi 15 Temmuz’dan sonra Milli Savunma Üniversitesine dönüştürüldü.

Silivri Cezaevinde korona testi pozitif çıkan tutuklu anlatıyor: Yemek çok az kendi başımızayız

BOLD ÖZEL

Reis Sedat Peker’in hikayesi: Balkanlarda Türk mafyasına ‘kokain’ izni çıkmadı

Tanınmış mafya lideri, nüfus cüzdanındaki ismiyle Reis Sedat Peker, 18 Aralık’ta Makedonya’da gözaltına alındı ve sınır dışı edildi. Bu gelişmenin arkasında Güney Amerika’dan Türkiye’ye uzanan kokain rotası mı var?

BOLD – Makedonya İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Peker, Kamu Güvenliği Bürosu tarafından “ikametini kötüye kullandığı için” gözaltına alındı. Makedon medyasına yansıyan habere göre ise Peker, Makedonya’daki yeraltı dünyasından isimlerle ve suç örgütleriyle ilişki kurduğu için sınır dışı edildi. Haberde Peker “tanınmış uyuşturucu baronu” olarak nitelendi. Makedonya medyasından Lokalno’nun haberine göre Peker, ülkeye girdikten sonra yerel suç çeteleriyle temas kurmaya çalıştığı için gözaltına alındı. Haberde Peker’e uyuşturucu ticaretiyle ilgili suçlamalar da yöneltildi.

Peker, Türkiye’de bir dönem azınlıklar ve Erdoğan muhaliflerine yönelik şiddet eylem ve söylemleriyle öne çıkmıştı. Ancak Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’la yaşadığı çatışma sonrası Türkiye’yi terk etmek zorunda kalmıştı. Türk mafyasının son dönemde Balkanlar’da faaliyetlerini artırması dikkat çekiyor.

TÜRKİYE’YE DEPORT EDİLMEK İSTEMEDİ

Makedonya polisi, 49 yaşındaki Türk vatandaşı RSP’nin gözaltına alınarak sınır dışı edildiğini duyurduktan kısa süre sonra haber Türkiye’de gündemin ilk sıralarına tırmandı. Polisin açık ismini vermediği RSP, Reis Sedat Peker isimli Türkiye’nin ünlü mafya liderleriydi. Peker, gözaltına alındıktan sonra Kamu Güvenliği Bürosu’na götürüldü ve deport işlemleri başlatıldı.

turkishminute.com’dan Cevheri Güven’in haberine göre Peker, Türkiye’ye deport edilmek istemediğini belirtti ve pasaportuyla vizesiz olarak gidebileceği bir ülke olarak Kosova’yı tercih etti. İşlemlerinin tamamlanmasının ardından Peker, Kosova’ya deport edildi.

TÜRKİYE’Yİ TERK ETMEK ZORUNDA KALDI

Sedat Peker, geçmişte Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın resmi davetlerine katılan bir isimdi. Peker ve Erdoğan’ın aynı kareye girdiği fotoğraflar ülkede tartışma konusu olmuştu. Peker, Erdoğan’ı eleştiren kesimlere yönelik tehditler içeren videolar yayınlıyordu ve hükümetin izniyle milliyetçilerin yoğun yaşadığı Rize, Trabzon gibi şehirlerde mitingler düzenliyordu.

Peker, Gülen Hareketi mensuplarını meydanlarda asmak, elektrik direklerinde idam etmekle tehdit etmiş, Kürt sorununun barışçı yollarla çözümü için imza kampanyası düzenleyen ve “Barış Akademisyenleri” olarak adlandırılan akademisyenlerin de kanlarıyla banyo yapacağını söylemişti.

Peker’in bu tehditleriyle öne çıktığı 2014-2019 arası dönemde, bazı gazeteciler de saldırıya uğrayıp dövüldü ve bu saldırılardan Peker’in adamları sorumlu tutuldu. Ancak Peker ne tehdit içeren sözleri ne de bu saldırılar nedeniyle yasal takibe uğramadı.

Peker’in ismi daha sonra Suriye’ye insani yardım sevkiyatı adı altında silah ticaretiyle anıldı. Bu tartışmanın hemen ardından Peker, 2020’nin ilk günlerinde Türkiye’den ayrılarak Karadağ’a yerleşti. Peker, Karadağ’dan yaptığı açıklamada, Tayyip Erdoğan’ın damadı ve dönemin Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın kendisini tutuklatmak istediği, bu sebeple ülkeyi terk ettiğini söyledi. Erdoğan’ın sıkı destekçisi olan Peker’in aniden Erdoğan ailesi ile kavgalı hale gelmesinin altında Suriye’ye yapılan silah sevkiyatında para konusunda anlaşmazlık olduğu iddia edildi.

BALKANLARDA FAALİYETE BAŞLADI

Peker, Karadağ’a yerleştikten sonra Romanya, Ukrayna, Makedonya gibi ülkelerde faaliyet göstermeye başladı. Buradaki mafya gruplarıyla bağlar kurmaya çalışan Peker, ardından Makedonya’ya yerleşti. Makedon polisinin yaptığı operasyonun ardından Peker’in yeni durağı Kosova oldu.

Türkiye son dönemde Güney Amerika üzerinden Avrupa’ya sevk edilen kokain rotasına girdi. Geçtiğimiz yıl Haziran ayında, Kolombiya polisi Türkiye’ye tek seferde sevk edilmek için gemiye yüklenmiş 5 ton kokain ele geçirdi. Türkiye’den Avrupa’ya giden taze meyve yüklü tırlarda da Bulgaristan sınırında kokain yakalandı.

Türkiye geçmişten beri Afganistan’da üretilen eroin ve İran’dan gelen esrar gibi maddelerin rotasında bulunuyor. Ancak Türkiye’nin kokain rotasına girmesi yeni bir durum. Muhalefet partileri, Erdoğan hükumetinin mafya gruplarını desteklediğini ve koruduğunu iddia ediyorlar.

Kolombiya’da yakalanan 5 ton kokainin Türkiye’de hangi limanda, hangi firmaya sevk edildiği belli olmasına rağmen Türkiye’de bu kişilere yönelik operasyon yapılmadı. Türk mafyasının Balkanlarda yerleşmesinin kokain rotasının oturtulmaya çalışılmasıyla ilgili olduğu da iddialar arasında. Yine mafya grupları tarafından Türkiye’den bazı ailelerin Kolombiya başta olmak üzere Güney Amerika ülkelerine trafiği organize etmek için gönderildiği şeklinde de doğrulanmamış bilgiler söz konusu.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Ekrem bebeğin annesi tutuklandı

Oğlu Mehmet Ekrem’i dünyaya getirdikten 2 saat sonra gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan matematik öğretmeni İlayda Tekgöz bugün tutuklandı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Anne-baba tutukluluklar devam ediyor. Bir buçuk yıl önce doğumhane kapısında gözaltına alınan İlayda Tekgöz bugün Çağlayan 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada tutuklanıp Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevine gönderildi. 19 Temmuz 2019’da oğlu Mehmet Ekrem’i dünyaya getiren Tekgöz’ün 4 yaşında Zülal adında bir kızı daha bulunuyor. Gaziosmanpaşa Şafak Hastanesi’nde doğum yaptıktan iki saat sonra Cemaat soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan İlayda Tekgöz o gün adli kontrolle serbest bırakılmıştı.

ANNE SÜTÜYLE BESLENİYOR

Kapatılan dershanelerde matematik öğretmeni olarak görev yapan 32 yaşındaki İlayda Tekgöz’ün eşi Hasan Tekgöz de 11 aydır Silivri Cezaevinde tutuklu bulunuyor. 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan makine mühendisi Hasan Tekgöz Şubat 2020’de tutuklanmıştı.

Serbest bırakıldığı günden beri İstanbul’da yaşayan ve eşini ziyaret eden İlayda Tekgöz’ün ‘kaçma şüphesi var’ denilerek tutuklandığı öğrenildi. Mesajlaşma programı Bylock, Bank Asya hesabı, mahkemeye geldiği halde dinlenmeyen bir tanığa dayanılarak hakkında dava açılan İlayda Tekgöz’ün oğlu Ekrem bebek henüz sütten kesilmemişti. Koronavirüs salgını nedeniyle Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevine, bebekler ve çocukların alınmadığı biliniyor.

Dünyaya geldikten 2 saat sonra annesi gözaltına alınan Mehmet Ekrem bebek 19 Temmuz 2019’da doğdu. İlayda Tekgöz daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Anne sütüyle beslenen 1,5 yaşındaki Ekrem bebek ve ablası hem annesiz hem babasız kaldı.

 

 

Adalet rehin alındı: Siyasi tutukluları cezaları bittiği halde bırakmıyorlar

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Hasta tutuklu Ahmet Türkmen infaz erteleme süresi dolmadan tekrar tutuklandı

İki ay önce cezaevinde koronavirüse yakalanan ve ceza infaz ertelemesi verilen iş adamı Ahmet Türkmen, 20 Şubat’a kadar süresi olmasına rağmen tekrar tutuklandı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Kayseri Bünyan Cezaevinde iki ay önce koronavirüse yakalanan ve yoğun bakımda 3 hafta kaldıktan sonra infaz ertelemesi verilen iş adamı Ahmet Türkmen, süre dolmadan geçen hafta tekrar hapse gönderildi. Şu anda cezaevinin polikliniğinde kalan Türkmen’in bir R Tipi (Rehabilitasyon) cezaevine gönderileceği öğrenildi.

2012 yılında by-pas ameliyatı olan, vertigo hastalığı bulunan ve geçirdiği koronavirüs hastalığı nedeniyle ciğerleri zarar gören Türkmen’in sağlık durumundan ailesi endişeli. Kovid-19 nedeniyle 3 hafta yoğun bakımda kalan, yemek yiyemeyecek, yürüyemeyecek hale gelen bir hastanın ailesinden uzak başka bir şehirde cezaevine gönderilecek olması yaşam hakkını tehlikeye atıyor. Kayseri’ye en yakın R tipi cezaevi İzmir Menemen’de bulunuyor.

GERGERLİOĞLU: “ADLİ TIP BEKLENMEMİŞ”

Ahmet Türkmen’in maruz kaldığı bu hak ihlaline tepki gösteren HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu “3 ay infaz erteleme alan hasta mahpus Ahmet Türkmen’i süresi dolmadan cezaevine yollamışsınız! 20 Şubat’ta bitecek erteleme süresi dolmadan alınan raporla tekrardan Bünyan Cezaevindedir, adli Tıp beklenmemiş.” dedi.

10 AY HÜCREDE KALDI

Kayserili işadamı Ahmet Türkmen 30 Haziran 2017’den bu yana tutuklu. Üç ay Nevşehir Cezaevinde kaldıktan sonra Bünyan Cezaevi açıldığında buraya nakledilen Türkmen, her iki cezaevinde toplam 10 ay hücrede kaldı. Kendisinin ifadesiyle Nevşehir Cezaevinde bir hayvanın kalamayacağı şartlarda yaşamak zorunda bırakıldı. Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Ahmet Türkmen örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 14 yıl 15 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Temmuz 2020’de Yargıtay tarafından onaylandı.

YOĞUN BAKIMDAYKEN YATAĞA KELEPÇELENDİ

Ahmet Türkmen ceza infaz ertelemesi verildikten sonra bir süre daha hastanede tedavi gördü. Aralık 2020.

Türkiye’de Mart 2020’de başlayan koronavirüs salgını Ahmet Türkmen gibi kronik hastalığı bulunan hastalar için cezaevlerini riskli hale getirdi. Bünyan Cezaevi yönetimi 65 yaş üstü bütün tutukluları “cezaevinde kalması riskli mi değil mi” diye rapor alması için geçen temmuz ayında Kayseri Şehir Hastanesi’ne gönderdi. Heyet, 68 yaşındaki Ahmet Türkmen’e “risk yoktur” raporu verdi. Aradan 4 ay geçtikten sonra Kasım 2020’de koğuşta virüs kapan Ahmet Türkmen bir hafta içinde yoğun bakımlık oldu. Tam üç hafta yoğun bakımda kaldı. Ölümcül bir hastalıkla mücadele ederken yatağa kelepçelendi. Bileği mosmor oldu. Durumunun ciddileştiğini, hastanın ölüm döşeğinde olduğunu fark eden yetkililer, hastayı heyete çıkarmadan, gıyabında 3 ay ceza infaz ertelemesi verdi. Rapor adli tıptan hemen geldi.

OKSİJEN TÜPÜNE BAĞIMLI

20 Kasım 2020’de ailesine kavuşan ve yoğun bir tedavi süreci geçiren Ahmet Türkmen, 3 hafta önce hastaneden çıkıp evine gelebilmişti. Ancak evinde bile oksijen tüpüne bağımlı hayat sürüyordu. Yeni yemek yemeye ve yürümeye başlayan Türkmen, 14 Ocak 2021 Perşembe günü evine gelen polisler tarafından yeniden tutuklandı. Polis hastayı heyete götüreceklerini söyleyerek alıp gitti. Kayseri Şehir Hastanesi’nin heyet kuruluna tekrar görünen Ahmet Türkmen’e 15 Ocak 2021’de “R Tipi cezaevinde kalabilir” raporu verildi. Hangi R tipine gönderileceği henüz belli olmayan Ahmet Türkmen, 5 gündür Bünyan Cezaevi polikliniğinde tek başına kalıyor.

“BÜTÜN İHTİYAÇLARINI BİZ KARŞILIYORUZ”

Ceza ertelemesi 20 Şubat 2021’de dolan Ahmet Türkmen’in bu süre dolmadan neden tekrar heyete çıkarıldığını ise ailesi şöyle açıklıyor: “Sürenin 11 Ocak 2012’de uzatılması için savcılığa dilekçe vermiştik. Yetkililer, 3 aylık infaz ertelemesini hastaneden çıkana kadar verdiklerini o zaman söylediler. Kendisi evet 3 haftadır evdeydi ancak oksijen tüpüyle hayata tutunuyor. Bütün ihtiyaçlarını biz karşılıyoruz. Hayatında bir sigara içmemiş, sağlığına çok dikkat eden, dağlara tepelere çıkan her gün yürüyüşe çıkan, yediğine içtiğine dikkat eden bir insanın ciğerleri cezaevinde bu hale geldi. Doktorlara gittiğimizde ilk soru ‘Daha önce ciğerlerinde bir sorun var mıydı’ oldu hep. Hayır yoktu, cezaevinde böyle oldu. Kalabalık koğuşta pencerenin biri açık, diğeri kapalı… ‘Nefes alamıyordum artık, boğuluyordum’ diye bize çok defa söylemiştir.”

AHMET TÜRKMEN’İN İNFAZ ERTELEME RAPORU

Ahmet Türkmen, Kayseri’de okumayı, okutmayı seven, kendisine ‘terörist’ damgası vurulmasına rağmen barışçıl tavrıyla ve naifliğiyle bilinen bir işadamı olarak tanınıyor.

Kovid-19’un ciğerlerinde kalıcı hasar bıraktığı hasta tutuklu yeniden cezaevine gönderildi

Okumaya devam et

Popular