Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Korona nedeniyle halkın geliri yüzde 53 azaldı: 10 kişiden 6’sı gelecekten endişeli!

Koronavirüs salgınıyla ilgili Girişim Araştırma Şirketi’nin anket sonuçları açıklandı. Buna göre pandemi sebebiyle vatandaşların yüzde 53,1’inin geliri azaldı. Yüzde 62,5’i gelecekten kaygılı.

BOLD – Girişim Araştırma Şirketi, ‘Koronavirüs ve Toplumumuzdaki Etkileri Araştırması Mayıs 2020’ isimli anketin sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı. Buna göre salgın sebebiyle vatandaşların yüzde 53,1’inin geliri azaldı. Katılımcıların yüzde 62,5’i ise gelecekten kaygılı olduğunu ifade etti.

1-15 MAYIS TARİHLERİ ARASI BİN 689 KATILIMCIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Araştırma amacı, koronavirüse (Kovid-19) bağlı salgınla mücadele sürecindeki algıyı ölçümlemek diye açıklandı. 1-15 Mayıs arası, bin 554’ü çevrimiçi, 135’i telefonla görüşme yoluyla toplam bin 689 denek ile gerçekleştirilen araştırmanın önce çıkan sonuçları şöyle:

KATILIMCILARIN YAKLAŞIK YÜZDE 40’I PSİKOLOJİSİNİN BOZULDUĞUNU BELİRTTİ

Karantinadaki hayatınızdan ne derece memnunsunuz? Çok memnun: yüzde 5,0; Memnun: 16,1; Hiç memnun değil: 25,9; Ne memnun, ne memnun değil: 33,3; Memnun değil: 19,7.

Salgının hayatınızdaki etkileri nelerdir? Sosyal çevremden uzaklaşmak zorunda kaldım: yüzde 67,3; Psikolojim bozuldu: 39,6; Ailemle daha fazla yakınlaşma imkanım oldu: 37,9; Kendime daha fazla zaman ayırdım: 24,2; Ailemle daha fazla yakınlaşma imkanım oldu: 37,9; İşimi kaybettim: 16,05; Sağlığım etkilendi: 11,7; Hiçbir etkisi olmadı: 7,6; Diğer: 1,3.

YÜZDE 33,8’LİK KESİM KORONAVİRÜS HABERLERİNDEN BIKMIŞ

Salgın sonrası gelir düzeyinizde değişiklik oldu mu? Değişiklik olmadı: yüzde 43,5; Aylık gelirim azaldı: 53,1; Gelirim Arttı: 3,4.

Gelecekten kaygılıyım ifadesine ne ölçüde katılıyorsunuz? Kesinlikle katılıyorum: yüzde 27,6; Katılıyorum: 34,9; Ne katılıyorum ne katılmıyorum: 22,2; Katılmıyorum: 10,1; Kesinlikle katılmıyorum: 5,2.

Koronavirüs haberlerinden bıktım ifadesine ne ölçüde katılıyorsunuz? Kesinlikle katılıyorum: yüzde 11,8; Katılıyorum: 33,8; Ne katılıyorum ne katılmıyorum: 32,3; Katılmıyorum: 15,9; Kesinlikle katılmıyorum: 6,3.

MASKE KULLANIMI YÜZDE 91,8, EL YIKAMA YÜZDE 52,3 DÜZEYİNDE

Salgın duyulduktan sonra gıda stoku yaptınız mı? Hayır yapmadım: yüzde 52,7; Evet yaptım: 47,3

Nasıl önlem alıyorsunuz? Maske takıyorum: yüzde 91,8; Dezenfektan/Kolonya kullanıyorum: 80,8; Evde kalıyorum: 54,8; Dışarı çıkmam gerektiğinde eldiven takıyorum: 42,5; Ellerimi sık sık yıkıyorum: 52,3; Sağlıklı besleniyorum: 30,0; Yüz-göz temasından kaçınıyorum: 11,9; Fiziksel temastan kaçınıyorum: 7,4; Vitamin takviyeleri alıyorum : 5,4.

Günlük hayatınızın ne zaman normale döneceğine inanıyorsunuz? Altı aydan daha fazla: yüzde 37,8; 1-3 ayda: 23,4; 3-6 ayda: 23,2; 1 ayda: 8,2; Hiçbir zaman: 7.

125 yaşındaki Eşe Gelebek koronayı yenen en yaşlı insan oldu

Gündem

Türkiye’nin konuştuğu o aile yaşadıkları dehşeti anlattı! Aileyi suçlayan AKP’li Başkana büyük tepki

Evlerini bahçesinde, polisten gördükleri orantısız şiddet, olayı çekip paylaşan komşuları sayesinde Türkiye’nin gündemine oturan, Tekirdağ Çorlu’daki aileden Kazım Sarıca yaşadıklarını anlattı.

BOLD- Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki polis şiddetinin yankıları sürüyor. Şiddet gören aileden Kazım Sarıca yaşadıkları dehşeti anlattı.

ÇOCUK YAŞLI GÖZETMEDİLER

Artı Gerçek haber sitesine konuşan Sarıca, polisin bahçede oturan ailesine hakaret ettiğini söyleyerek ”Böyle olunca karşı taraftaki çocuklardan polislere ‘evimizde oturuyoruz’ şeklinde bir tepki geliyor. Bu sözler üzerine mahalleye başka polis ekipleri de çağrılıyor ve kadın, çoluk çocuk gözetmeksizin hepsini darp ediyorlar. Bu darp 15-20 dakika sürüyor, ondan sonra alıyorlar o gençleri dereye götürüp orada da darp etmeye devam ediyorlar. Daha sonra ifadelerini almak için karakola götürüyorlar avukatları olmadan.”

‘BAŞIMIZA İŞ GELSE NEREYE GİDECEĞİZ’

Polisin darp ettiği kadınlardan birinin saçını kopardığını söyleyen Sarıca, “66 yaşında gözleri görmeyen, sakat bir kadın ve sen bu insanın kafasına jopla vuruyorsun. Bu pandemiden dolayı hastaneden yeni çıkardılar. Ameliyat olmuştu. Ölse kim verecek bunun hesabını? Diyelim ki bizim aile haksız, senin görevin bu mu, kendini savcının hakimin yerine mi koymak? Senin görevin adli işlemini yapıp gerekli yere teslim etmek. Hiç mi tahammülünüz yok? Gücün yetiyor diye onlar gariban diye dövmen mi lazım? Bizim başımıza bir iş gelince nereye gideceğiz?”

‘OLAYI ÇEKEN KİŞİNİN EVİNİN KAPISININ CAMINI KIRDILAR’

Olayı görüntüleyerek gündeme taşıyan komsularının da şiddetten nasibini aldığı söyleyen Sarıca, “Hepsinde darp izi var. Gelin bir görün hallerini. Ablam 66 yaşında eniştem 76 yaşında. Ne yapmışlar bu insanlar?” diye sordu.

BARO: OLAYIN TAKİPÇİSİYİZ

Tekirdağ Barosu Başkan Yardımcısı Avukat Egemen Gürcün de olayın takipçisi olduklarını belirterek, şunları kaydetti, “Çorlu Başsavcılığından edindiğimiz bilgiye göre gözaltında şu anda kimse kalmamıştır. Ayrıca video çeken kişinin elinden görüntüyü almak için de kötü muamele olduğunu öğrendik.PVSK’ya (Polis Vazife ve Sâlahiyet Kanunu) aykırı orantısız müdahale eden polisler hakkında gereğinin yapılması için olayın takipçisiyiz.”

AKP İL BAŞKANINA TEPKİ: YAKIŞIR MI BİLİP BİLMEDEN YAZMAK

Öte yandan, aileyi suçlayan ifadeler kullanan Tekirdağ AKP İl Başkanı Mestan Özcan’a vatandaşlar tepki gösterdi. Whatapp grubundan ‘Bunlarda bıçak vardı, yaramaz bir aile’ ifadeleri kullanan Mestan Özcan’a bir partili, “O mahalleden sana yüzde 95 oy çıkmış. Milletvekili adayı oldun, yakışır mı sana bilmeden böyle şeyleri yazmak” diyerek tepki gösterdi.

 

Polis şiddeti haberlerine İçişleri Bakanlığından garip açıklama: Maksadı bilinen provokatif kampanyalar

Okumaya devam et

Gündem

Polis şiddeti haberlerine İçişleri Bakanlığından garip açıklama: Maksadı bilinen provokatif kampanyalar

TELE 1’i hedef gösteren İçişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Çataklı, sosyal medyada gündem olan polisi şiddeti içeren videolara ilişkin ‘Maksadı bilinen provokatif kampanyalar’ dedi.

BOLD- Çeşitli illerden, vatandaşlar tarafından çekilerek sosyal medyada paylaşılan, polis şiddeti içeren videolar İçişleri Bakanlığını rahatsız etti. Görüntülere ilişkin bakanlık sözcüsü İsmail Çataklı, sosyal medya hesabından bir açıklama paylaştı.

TEYİTSİZ GÖRÜNTÜLER

Görüntüler için ‘provokatif Kampanya’ ifadelerini kullanan Çataklı, ‘Emniyet teşkilatımızı yıpratmaya yönelik bir takım görseller paylaşılmakta, bu teyitsiz görüntüler basın yayın kuruluşlarınca kamuoyuna servis edilmektedir” diye konuştu.

TELE 1’İ HEDEF GÖSTERDİ

Polisin koronavirüs salgını dönemindeki çalışmalarına atıfta bulunan Çataklı, özellikle ‘Polis zorbalığı’ ifadesi kullanan TELE 1 televizyonunu hedef aldı.

Avrupa Birliği standartlarına uygun olarak, kolluk kuvvetlerinin işlediği suçların titizlikle takibinin yapıldığını söyleyen Çataklı, Maksatlı yıpratma çalışmaları dediği paylaşımlar ve yayınlar için hukuksal mücadeleye başlayacaklarını belirtti.

Bir polis terörü de Kadıköy’den: Ben kanunum!

Okumaya devam et

Gündem

Ünlü iş adamı Halit Dumankaya’nın kızı babasının hapis günlerini anlattı

İş insanı Halit Dumankaya’nın kızı Ayla Dumankaya, babası hapis günlerini ve tüm mal varlıklarına el konulunca yaşadıkları travmaları anlattı.

BOLD – 15 Temmuz öncesinde ve sonrasında birçok iş adamı tutuklandı, mal varlıklarına el konuldu. Boydaklar, İpek grubu, Dumankaya Holding ve daha birçok şirketin maddi ve manevi varlıkları yağmalandı, aile fertleri hapse atıldı. Haklarında açılan davalar hala devam ediyor. Dumankaya Holding’in Yönetim Kurulu Üyesi Halit Dumankaya da en çok yıpratılan isimlerden biri oldu.

Halit Dumankaya, himmet operasyonu adı verilen soruşturma kapsamında 22 Nisan 2016’da tutuklanıp 23 Mayıs 2016’da elektronik kelepçe serbest bırakılmıştı. Aynı operasyonda çocukları Ayla, Uğur, Semih Serhat Dumankaya da gözaltına alınmış ancak tutuklanmamıştı.

Şimdi torunlarıyla birlikte 80. yaşını süren Halit Dumankaya’ya yapılanları ve ailesinin yaşadığı travmaları kızı Ayla Dumankaya sosyal medya hesabından paylaştı. 12 Mart 2020’de Twitter hesabı açan ve peyderpey paylaşımlarda bulunan Ayla Dumankaya’nın tanıklığında, ömrü hayırla geçen bir iş adamına yapılanlar:

Halit Dumankaya ve kızı Ayla Dumankaya.

HÜCRE ARKADAŞINI MORALİ BOZULUR DİYE BIRAKMADI

Nisan 2016. Ailece gözaltındayız. Vatan’dayız. Hepimizi ayrı ayrı yerlere koydular. Birkaç gün sonra aile olduğumuzu öğrenince isterseniz sizi aynı yere koyabiliriz dediler. Babam, ilk defa tanıdığı hücre arkadaşını bırakırsa, onun moralman çökeceğini hissettiği için kabul etmedi.

BURADA DA SENDEN RAHAT YOK BE KIZIM

Babam yan hücremdeydi. Göremiyordum ama sesini duyabiliyordum. Bana oradan moral verirken, yemesi yasak (ağır şeker hastası) olan pilavı (konserve) yemeye teşebbüs ederken “Baba yemeyeceksin onu” dediğimde. “Allahım burada da senden rahat yok be kızım.”

GÖZLERİNDEKİ DERİN KEDERİ O AN GÖRDÜM

Gözaltındayken en ağrıma giden olaylardan biri de gecenin ikisinde hepimizi birden uyandırıp filmlerde görürüz ya bir önden, bir sağdan, bir soldan çekilen resmi çekmeye götürülüş anımız… Canım babamın gözlerinde o an gördüm, o derin kederi… 

ÖYLE BİR SAHNEYDİ Kİ HAYATIMIZ BOYUNCA UNUTMAYACAĞIM

23 Mayıs canım babamın Silivri Cezaevinden elektrikli kelepçe tedbiri ile tahliye oluşunun 4. senesi… Ailece gözaltına alındıktan sonra 76 yaşındaki babacığım tutuklanarak cezaevine gitmesi bir evlat olarak yaşadığımız en büyük travmalardan biriydi.

Karar açıklandıktan sonra kendileri biz yıkılmışken, babam enerjisini bizi yerden kaldırmak için harcıyordu. Serbest kalanlar bile serbest kaldığına sevinmeyip mahkeme salonunu terk edemiyorlardı. Babamın etrafını polisler sarıp vedalaşmamızı beklerken biz hiç alışkın olmadığımız, aklımızın bile ucuna gelmeyecek bir vedalaşma sahnesinin içindeydik. Öyle bir sahneydi ki hayatımız boyunca unutamayacağız.

KOĞUŞTA ŞEKER KOMASI

O an en büyük korkum; babamın ağır şeker hastası olması ve yaşadığı stres neticesinde bilmeden komaya girme tehlikesi yaşama ihtimaliydi. O düşünce ile babamla beraber tutuklananlara nelere dikkat etmeleri gerektiğini anlatıp dikkat etmeleri için yalvarıyordum. Nitekim, çok sonra duyduk (hiçbir şekilde bize söylemedi) ilk gece baygınlık geçirmiş, koğuş arkadaşı onu yerde bulmuş.

YAŞAMAYAN BİLEMEZ

Hapishane ziyaretinin en zor anı, ziyaret saati bitip de arkaya bakmadan ziyaret salonunu terk edebilmek. Çok zor, yaşamayan bilemez. 23 Mayıs babacığımı “iş adamı” görüntüsü ile yollayıp tonton sakallı bir dede olarak geri aldığımız günün 4. senesi… Rabbim bir daha yaşatmasın.

HERKESİ EVLERİNE BIRAKIN

Babam 4 günlük ailece gözaltından sonra sabaha karşı mahkemede senin için hapis kararı çıktığında bile hepimiz yıkılmışken sen bizi teselli ediyordun. Bu sürecin en zor zamanlarında, nasıl olunması gerektiğinin dersini ‘hal diliyle’ bize öğrettin ve gittin… Giderken bile, bize gece vakti insanlar (serbest bırakılanlar) evlerine gitmek için taşıt bulamazlar, herkesi evlerine bırakın diye talimat veriyordun. O durumda bile kendini düşünmeyi bırak bize seni düşünme fırsatı vermemiştin.

EN AĞRINA GİDEN TERÖRİST YAFTASIYDI

Kendisi pek söylemez ama mahkemede onun en ağrına giden “terörist” yaftasıyla yargılanmamız. Kendisi milletvekilliği döneminde teröristlerin ölüm listesine aldığı bir milletvekiliydi. Hatta dönemin iç işleri bakanlığı kendisine koruma dahi vermişti. Milletin VEKİLİ iken babamı durdurmak için şirketlerimiz otomatik silahlarla taranmasına rağmen, arabasının camları patlatılıp içinden çantaları çalınmasına, tehditler almasına rağmen, yılmadan korkusuzca vatani ve milleti için yıllarca çalıştı. O aşkı hala ilk günkü kadar mevcut. Her fırsatta “Devlete küsülmez” diyor ama her mahkemede söz alıp kırgınlığını, ciğerimizi yakarak dile getiriyor.

GÖRÜŞ GÜNLERİNDE BİZİ TESELLİ EDİYORDU

Cezaevindeyken ziyarete gittiğimizde de biz ona moral verecekken o bize moral veriyordu. Ben ise rüya aleminde gibiydim. Resmen babamın nefesini sayan, ilaçlarını, doktorunu, yemeğini, diyetini kontrol eden ve onun ne kadar ciddi bir şeker hastası olduğunu bilen biri olarak babamın dört duvar arasında nasıl yaşadığından habersizdim. Ya yine uykusunda şekeri düşer de ya arkadaşları onu uyuyor sanırsa sonuncunda da ya şeker komasına girerse diye düşünmekten gözüme uyku girmiyordu. Babamı her ziyaretimiz onun bizi teselli etmeleri ile geçiyordu.

KAYYIMIN ŞAŞKIN İFADESİ DÜN GİBİ AKLIMDA

Şirketlerimizi kayyımlara teslim ederken babacığım kayyımlara “Bize bir maaş bağlanacak mı?” diye sordu. Kayyumlardan hayır cevabını alınca “Peki biz nasıl geçineceğiz?” dedi Kayyumlar da şahsi mal varlığınızdan geçineceksiniz, deyince babam “Şahsi mal varlıklarımıza da el konuldu” dediğinde kayyımın şaşkın yüz ifadesi dün gibi aklımda. Kaldı ki ailenin hiçbir üyesinin şahsi mal varlığı bugüne kadar olmadı. Kazandığımız her şeyi şirketimizin içinde bıraktık, özel mülk edinmedik.

ŞİRKETTEN CEKETİNİ BİLE ALMADAN ÇIKTI

Babacığımın bizden daire alıp henüz tapu alacak duruma gelmeyen daire sahiplerimizin hakları için bir gün valiliğin kapısına, bir gün kaymakamlığa, bir gün tapu dairesinin kapısındaki çırpınışlarını, şirketin duvarlarının dili olsa da anlatsa… Başına bu tarz bir şey geleceğini tahmin eden biri önce ailesini düşünüp kendini garantiye alır. Bir zamanlar bir gazetecinin de dediği “haysiyet abidesi” babam böyle yapmadı. Bırakın garantiye almayı, şirketten ceketimizi bile almadan çıktık. Şirketteki kişisel eşyalarımızı kayyım, çok düşünceli davranarak “insancıkların” ihtiyacı olur diye bir hafta sonra göndermişti. O insancıklar biz oluyoruz; Dumankaya ailesi.

EVLADINI KAYBETTİĞİ GÜN GÖZÜNÜN IŞIĞI SÖNDÜ

Canım babam şimdi bize hep öğüt verdiği o mütevazi yaşamı gerçekten yaşamak mecburiyetinde bırakıldığı için yaşıyor. Ama hala kalbi yumuşacık. Dün akşamki iftar sofrasında torunlarının konuşmalarını gülerek izleyip ne kadar şükretti Allah’a… Evlat acısı dahil hemen hemen her türlü acıyı yaşamış bir insan olarak, elinde olanlarla Allah’a şükrederek sabretmenin, meyvesinin tatlı olacağından hiç şüphesi yok canım babamın.

Bu sevgim bazılarını rahatsız etmiş! Savcılığa vereceklermiş babamı sevdiğim için. Bu kadar şey yaşandığı halde “Olsun kızım, Rabbim büyük! Var bunda da bir hayır” deyip tatlı tatlı gülümseyen bir babanın çocuklarıyız.

DÜRÜSTLÜĞÜ VE MERHAMETİYLE BENİ HEP ŞAŞIRTTI

Evet babama aşığım! Bugüne kadar bir kere bile hayal kırıklığına uğratmadı beni. Bir kere bile “ya baba böyle de yapılır mı?” dedirtmedi. Aksine dürüstlüğü ve merhamet derecesiyle beni hep şaşırttı. Bazen ona olan sevgim o kadar çok fazlalaşıyor ki… Allahım benim ömründen al, ona ver diyerek dua etmek geliyor. Sonra 19 yaşındaki gencecik evladını, ablacığımı toprağa verirken yaşadıkları gözümün önüne geliyor. O şekilde dua edemiyorum. Evladını kaybettiği gün babamın gözünün ışığı söndü. Hep gözyaşlarını içine akıttı. Yalnızken ağladı. O yüzden Rabbim duamı belki kabul eder diye o şekilde dua edemiyorum.

LÜKSÜ HİÇ SEVMEZ

Babama kabul ettirmek de en zorlandığımız şeylerden biri de “arabasını değiştirmeye” ikna etmek idi. Genelde ikna edemezdik ve emrivaki olarak alırdık. O da inatla binmezdi. Lüksü hiç sevmedi. Aklı hep işinde, şirketlerimizin verdiği “sözlerdeydi.” Bize de hep bunu öğütler(di).

Dumankaya kardeşler

Almanya’da maden işçiliğinden memleket zindanlarına Celal amcanın hayatı

Okumaya devam et

Popular