Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Ali Babacan’dan partili Cumhurbaşkanı eleştirisi: O gün bugündür dikiş tutmuyor ülke!

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi durumuyla ilgili, “Ülkenin itibarı ve ekonomi mahvolmuş durumda. Ne zaman ki Cumhurbaşkanlığı forsu ile bir parti logosu yan yana konuldu, o gün bugündür dikiş tutmuyor ülke” dedi.

BOLD – Ülkenin kötü yönetilmesiyle ilgili Cumhurbaşkanlığı hükumet sistemini gösteren Babacan, “Bunun sebebi; işini bilen insan sayısı çok çok azaldı ve aynı zamanda kararların dar bir çevrede bir aile içinde ya da tek bir kişinin alması. Ne zaman ki Cumhurbaşkanlığı forsu ile bir parti logosu yan yana konuldu, o gün bugündür dikiş tutmuyor ülke. Bir partinin genel başkanı olan ve karşı tarafı düşman gören ve bunu her gün çıkıp söyleyen birinden tarafsızlığa uymasını nasıl bekleyeceğiz?” dedi.

Demokrasi ve Atılım Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Halk TV’de gazeteci Özlem Gürses’in sorularını yanıtladı. Hükumete yakın medyanın partisini yok saydığını ifade eden Babacan, “Ana akım medya bizi görmüyor, bizi yok varsayıyor. Bizim şu anda sosyal medyada yaptığımız en ufak bir etkinlik sosyal medyada ciddi izlenirken, takip edilirken, haber değeri çok yüksek şeyler olurken ana akım medya bunu görmüyor. Biz gereğini yapacağız gören görecek, görmeyen görmeyecek” dedi.

Başbakan yardımcılığı dönemle ilgili de konuşan Babacan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

SENİN NE İŞİN VAR DİYE ÇOK TEPKİ ALDIM

“Aslında o dönemle bu dönem çok benziyor. O dönem siyaset benim için bir mecburiyet haline gelmişti. Toplumsal sorumluluk gereği siyasete başlamıştım. Ülkenin durumu çok kötüydü, ekonomik kriz yaşanıyordu. Ben o zaman iş dünyasındaydım ve rasyonel ekonomi ve finans perspektifinin devlet yönetimine yansıması gerektiğini bana söylediler. Öyle ikna ettiler beni, o sorumluluk gereği siyasete girdim. Yakın çevremden çok tepki aldım. ‘Siyaset karışıktır, kirlidir. Senin ne işin var orda?’ diye. Ülke için bir mecburiyet bildim açıkcası, iyi de oldu. İyi ki yapmışım diyorum.

ENFLASYONU TEK HANEYE İNDİRDİK

2002-2004 yılları arasında Türkiye’nin çehresi çok hızlı şekilde değişti. İki yılda enflasyon tek haneye indirdik. Düşünün ki 34 yıl boyunca çift hane ya da üç haneli enflasyon var ülkede para sürekli değer kaybediyor, en küçük para birimimiz 1 milyon TL’idi. Sıfırları sayıyordu insanlar. O dönemden alıp paradan altı sıfırı atmak, enflasyonu tek haneye indirmek, refah seviyesini çok hızlı bir şekilde yükseltmek büyük bir tatmin duygusu verdi. Sanki ülkeme olan borcumu önemli bir ölçüde ödedim hissi güzel bir his. Bugün de aynı şekilde hissediyorum doğrusu.

EKONOMİK KRİZİN TAM ORTASINDAYIZ

Bugünde de ülkenin şartları çok kötü, ekonomik krizin tam ortasındayız. Yine özgürlükler sınırlandırılmış durumda, insanlar rahat konuşamıyorlar. Bir korku iklimi var, içinde bulunduğumuz coğrafya karışık ve Türkiye’nin o coğrafyayı düzeltmek için en ufak bir katkısı yok. Yine aynı hissiyatla, bu ülke için bir şeyler yapma hissiyatı ile bu siyasi partiyi kurduk. Yeniden Türkiye’yi ayağa kaldırabilmek için yeniden Türkiye için yeni bir şeyler yapabilmek için. Ekibimizle birlikte yoğun bir şekilde çalışıyoruz.

YAKIN ÇEVREMDEN KARŞINIZDA KOSKOCA DEVLET GÜCÜ VAR DEDİLER

Yine yakın çevremizden uyarılar geldi. “Karşınızda koskoca devlet gücü var” dediler. “Yargıyı da içine alan bir devlet gücü var.” dediler. Niyetimiz iyi olduğu ve geçmişimiz tertemiz olduğu için, korkacak bir şeyimiz olmadığı için her şeyi göze aldım. Ülke bu durumdayken bir şeyler yapmamaya içimiz el vermedi.

DOST BİLDİĞİM KİM VARSA AYNEN DEVAM EDİYOR

Bakanlık döneminde arkadaş, dost seçerken bütün bu görevler bittikten sonra da konuşabileceğimiz insanlar mı bunlar diye? Şimdi bakıyorum hala dostuz. O dönemde kiminle mesafeliysek zaten mesafe daha da açıldı. Çünkü devlette bir görevimiz olmayınca işi düşmüyor kimsenin işi düşmeyince de aramıyor olabilirler.

DÜZELTMEK İÇİN MÜCADELE VERDİM

13 yıllık bakanlık döneminde benim toplum önümde yaptığım konuşmalar, TV programları.. O günlere dönün bakın bugün dönüp yine altına imza atabilirim. Fakat düşündüğüm her şeyi toplum önünde konuşmadım, çünkü bir yapının içindesiniz mümkün olduğunca o yapıyı korumak ve içinden düzeltmenin mücadelesini vermeye çalıştım ben. İçerde yaşanılan fikir ayrılıklarını dışarıya yansıtmamaya çalıştım. Ciddi çatışmaları dışarıya yansıtmadım. Bakanlığın bitiş zamanında bu görüş ayrılıkları o kadar büyüdü ki basına da yansıdı. Konuştuğum her şey inandığım şeyler oldu.

AK PARTİ KENDİ ELİ İLE İNŞA ETTİĞİNİ YIKIYOR

Ülkem adına çok üzülüyorum. Kendim adına da üzülüyorum çünkü yılların emeği var. AK Parti kendi eli ile inşa ettiğini, kendi eli ile yıkıyor. O kadar inşa edilmiş başarıyı tekrar kendi elleri ile teker teker maalesef mahvediyorlar. Ülkenin itibarı mahvolmuş durumda, ekonomi mahvolmuş durumda. Bunun olmasında iki önemli sebep görüyorum. Birincisi insan kalitesi, işini bilen insan sayısı çok çok azaldı ve aynı zamanda kararların dar bir çevrede bir aile içinde ya da tek bir kişinin alması. İki tane önemli teşhis var burda. Biz tedavi için uğraştık ama olmadı, o bünyede tedaviyi imkansız gördüğümüz için yeni bir siyasi parti başlattık.

GRUPLAŞMA, HEMŞEHRİCİLİK OLMAZ

Devlet yönetiminde hiçbir grubun ağırlığına imkan vermemeniz gerekir. Hiçbir birimde gruplaşma, hemşehricilik olmaz. Devlet buna izin vermemeli, olamaz. Tarikatlar ile bir pazarlığa girmek gibi bir ilişki şekli olmamalı. Biz dar bir ideolojinin partisi olmak istemedik. Türkiye’deki farklı eğilimlerin ortak bir gelecek altında buluşabileceğini gördük. Geçmişte mutabakat zor ama gelecekte mutabakat daha kolay. Özgürlük sınırlandırılmasından herkes şikayetçi… Gençlerin hepsi biz kendimizi ifade etmekten korkuyoruz diyorlar. Gelecekte ne arzu ediyoruz? Öncelikle özgürlüklerin doyasıya yaşanması ve devletin bunun teminatı olmasını istiyoruz. Gelecek konusunda farklı düşünen yok. Biz partiyi ortak gelecek ittifakı üzerine bir anlayışla oluşturduk.
Kurucularımız incelediğinizde daha önce çok farkı görüşleri savunmuş arkadaşlarımız var. Her kesimden insanlar var.

ÖYLE YANLIŞ BİR SİSTEM OLDU Kİ…

Parlamenter sistem varken Türkiye’de her siyasi parti seçime girerdi. Tek bir parti çoğunluğu sağlayamazsa bir koalisyon olurdu. Koalisyonda da şartlar olurdu. Olmazsa yeniden seçime giderdi. Dolayısıyla her parti kendi olarak seçime girebiliyordu. Bu yeni Cumhurbaşkanlığı sistemi öyle bir yanlış sistem oldu ki seçim öncesi ittifaka mecbur bıraktı. Bana özel soran insanlara bu sistemin yanlışlarını anlattım. Rejim tek bir makamda bütün gücün buluşmasını getirdi. Meclis önemsizleşti. Yargıda atamalar iktidar partisinin başındaki insana kaldı. Böyle olursa bağımsız yargı kalmaz Türkiye’de.

CUMHURBAŞKANLIĞI FORSU İLE PARTİ LOGOSU YAN YANA GELDİĞİNDEN BERİ DİKİŞ TUTMUYOR ÜLKE

Ne zaman ki Cumhurbaşkanlığı forsu ile bir parti logosu yan yana konuldu o gün bugündür dikiş tutmuyor ülke. Mevcut anayasanın hükümlerine aykırı bu. Anayasada Cumhurbaşkanlığı tarafsızdır diyor. Cumhurbaşkanı tarafsızlık yemini ediyor. Bir partinin genel başkanı olan ve karşı tarafı düşman gören ve bunu her gün çıkıp söyleyen birinden tarafsızlığa uymasını nasıl bekleyeceğiz? Sistem kendi içinde çelişkiler ile dolu. Bu sistemle Türkiye’nin devam etmesi mümkün değil. Geçmiştekini yıkın yerine daha iyisini getirmeyin sonra Türkiye’yi yeniden inşa etmeye çalışın, bu mümkün değil. Türkiye’nin itibarı çok düşmüş durumda.

TÜRKİYE’NİN KAYNAĞI YOK, PARA BİTTİ

Covid-19 öncesinde de Türkiye’nin ekonomisi hızla zayıflıyordu, kurumlarımız zayıflamıştı. Bütçenin durumu çok kötüydü, bunu kapatmak için Merkez Bankasının yedek akçelerini bir günde bitirdiler. Biz Covid öncesinde de krizden bahsediyorduk. Genç işsizliğin rekorunu biz virüsten önce de gördük. Zaten problemlerimiz çok büyükken şu anda bir de salgının etkilerini yaşıyoruz. Bu salgının ne kadar süreceği, aşının ya da ilacın ne zaman bulunacağı bilinmeyenler. Bunlar bilinmeyen olduğu sürece ekonomiye etkisinin ne kadar süreceği de belli değil açıkcası. En kötüye hazır olmak lazım. Bütün dünya çok hızlı adımlar attı. Biz ortalama bir G20 ülkesi olsak milli gelirin yüzde 8’i kadar doğrudan bütçe harcaması yapmamız gerekiyor. Bunu Türkiye yapamadı, kaynak yok. Para bitti. İsraf, har vurup harman savurma. Türkiye’nin düzeleceği ihtimalini görmediğim için ve ekip olarak da görmediğim için yeni bir çalışma başlattık.”

SİYASETE GİRMEME VESİLE OLAN KİŞİ SAYIN GÜL’DÜ

Siyasetin bir özü oluyor bir de dedikodusu oluyor. Benim siyasete girmeme vesile olan kişi Sayın Gül’dü. Yeni siyasi parti kurulurken 2001’de, oturup konuştuk ve o şekilde girdim. Abdullah Bey, düzgün bir devlet adamı. Bütün güç sınavlarından geçip kendini ve ahlakını koruyabilmiş bir insan. Türkiye’nin yeni bir siyasi partiye ihtiyacı olduğunu gördü, bizi de cesaretlendirdi, böyle bir şeyi yapın dedi. Desteğini de kamuoyu önünde açıkladı. Şu süreçte yüz yüze görüşemiyoruz ama ortalama ayda bir telefonla konuşuruz.”

AKP’deki son bir yılını anlattı: Çocuklarımın yüzüne utanmadan bakamıyordum!

Politika

Kılıçdaroğlu’dan ilginç Cumhur İttifakı yorumu: Bahçeli her an desteğini çekebilir

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakı’nın ortağı Devlet Bahçeli’nin her an AKP’den desteğini çekebileceğini söyledi ve erken seçim hamlesini hatırlattı.  

BOLD – 15 Temmuz’dan sonra AKP ve MHP’nin yakınlaşmasıyla birlikte kurulan Cumhur İttifakı’nın her an bozulabileceğini ifade eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli’nin olası erken seçimde yaşanacak başarısızlıktan sorumluluk almayı tercih etmeyerek Cumhur İttifakı’ndan desteğini çekebileceğini öne sürdü.  

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, “Erdoğan ‘Erken seçime gidiyoruz’ dedikten sonra parlamentodaki AKP ve MHP ‘evet’ diyecektir ve dolayısıyla erken seçim kararı alınacaktır. Burada bir başka tablo ortaya çıkabilir. Gelişen bütün olumsuz tabloya MHP ortak olmak istemeyebilir. O nedenle ‘Ben (Bahçeli/MHP) artık destek vermiyorum parlamentoda’ diyebilir. O zaman Erdoğan zorunlu olarak erken seçime gitmek durumunda kalabilir.” dedi.  

“Bahçeli sizce böyle bir hamle yapar mı?” sorusunu yanıtlayan Kılıçdaroğlu, “Bahçeli her zaman yapabilir. Bahçeli daha önce de bazı hamleler yaptı. Örneğin (7 Haziran 2015) seçimlerden sonra hemen açıklama yapmıştı: ‘Derhal bir erken seçime gitmeliyiz’ diye. Sonra Türkiye’de bir dizi terör saldırısı oldu ve AK Parti yüzde 49 oy aldı Sayın Davutoğlu o dönemde.” hatırlatmasını yaptı.  

“Ecevit Hükümeti döneminde de bütün önemli kararlar ekonomik açıdan alınmıştı” diyen Kılıçdaroğlu, “Tam o kararların olumlu sonuçları alınacakken yine Bahçeli bir erken seçim kararı aldı ve erken seçime gidildi. Dolayısıyla Bahçeli bu süreçte böyle bir kararı alabilir.” Diyerek Bahçeli’nin sürpriz yapabileceğini ifade etti.  

115 MASAK çalışanı ‘Erdoğan’ın T.C’siyle sorgulama yapmak’ suçlamasıyla gözaltında!

Okumaya devam et

Politika

Egemen Bağış’ın cuma selfiesi dikkat çekti

Paylaştığı ayetler hakkında ‘Her Cuma sallıyorum bir tane’ sözleriyle halkın dini inançlarını aşağılayan Egemen Bağış, bu sefer de kıldığı Cuma namazını paylaştı.

BOLD- Adı 17/25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarına da karışan eski AKP’li bakan ve Prag Büyükelçisi Egemen Bağış’ın sosyal medya hesabından paylaştığı Cuma namazı fotoğrafı tepki çekti. Avrupa Birliği Bakanı iken basına yansıyan yolsuzluk tapelerinde halkın dini değerlerini aşağıladığı konuşmasıyla çok uzun süre konuşulan Egemen Bağış, Büyükelçi olarak atandığı Prag’da katıldığı bir Cuma namazında çektiği selfisini sosyal medya hesabından paylaştı.

Bağış fotoğrafı, “Orta Avrupa’da cuma namazı @Prag” notuyla paylaştı.

Basına yansıyan yolsuzluk tapelerinde Bağış, gazeteci Metehan Demir’e, “Her Cuma bir ayet sallıyorum, bakara makara” demişti. Bu sözleri büyük tepki toplayan Bağış’ın fotoğraf paylaşımı da eleştirilerin odağı oldu. Bağış’ın ibadet yeri camide selfi çekmesi ve paylaşması tartışma konusu oldu.

“Sembolik de olsa hiç olmazsa iki tane bayan alalım”

Okumaya devam et

Politika

“Cezaevinde kaç çocuk var” sorusuna Adalet Bakanı Gül’den kaçamak cevap

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, cezaevlerindeki çocuk sayısına ilişkin soru önergesine kaçamak yanıt verdi. Cezaevinde annesiyle kalan bebeklerin sayısını açıklayamadı.

BOLD – CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün cevaplaması istemiyle verdiği önergeye yanıt geldi. Tanrıkulu, cezaevlerinde 18 yaş altında kaç çocuk bulunduğunu, özellikle de bu kurumlarda annesiyle kalan kaç bebek olduğunu öğrenmek istedi. Önergede çocukların gıda ve ilaç gibi zorunlu ihtiyaçlarına dair ne gibi uygulamalar yapıldığı ve bu ihtiyaçların karşılanmadığına dair iddiaların neticesi soruldu.

Adalet bakanı ise 0-6 yaş arası çocuklar ve anneleri için çeşitli eğitim ve destek programları bulunduğunu, annesinin yanında kalan çocuklar ve emziren anneler için bütçe imkanları dahilinde gıda ve diğer ihtiyaçlar için ödenek sunulduğunu savundu. Gül, anneleriyle birlikte kalan bebeklerin ihtiyaçlarının karşılanmadığı yönünde yapılmış herhangi bir şikayet ve başvuru bulunmadığı iddia etti.

Gül, 18 Şubat 2019 itibariyle ceza infaz kurumlarında 12 ila 15 yaşında 146, 15 ila 18 yaş arası 2 bin 764 tutuklu ve hükümlü bulunduğunu kaydetti. Cezaevlerinde annesiyle kalan bebeklerin sayısını ise açıklamadı.

Tanrıkulu şu soruları yöneltti:

  • Hukuki ve fiili sebeplerle yargılamayı gerçekleştiremeyen mahkemedeki davaların nakli yerine adli davaların güvenli şekilde gerçekleştirilmesinin sağlamak için alınan tedbirler nelerdir?
  • Cezaevinde tutuklu anneler ile birlikte bulunan bebeklerin zorunlu ihtiyaçlarının, mama, ilaç, vb karşılanmadığı iddiaları doğru mudur?
  • İddialar ile ilgili olarak inceleme başlatılmış mıdır ya da başlatılacak mıdır? Başlatılmışsa yapılan incelemelerde zorunlu ihtiyaçların karşılanmadığı mama, ilaç vb. karşılanmadığı tespi edilen cezaevleri hangileridir?
  • Bahse konu cezaevlerinin yönetimi hakkında inceleme ve soruşturma başlatılmış mıdır ya da başlatılacak mıdır?
  • Cezaevleri yöneticileri hakkında başlatılan inceleme ve soruşturmalar akabinde kaç cezaevi yönetimi hakkında ne tür yasal işlemler yapılmıştır?
  • Başlatılan inceleme ve soruşturmalar akabinde hakkında işlem yapılmayan kaç cezaevi yöneticisi vardır?
  • Bebeklerin başta ilaç olmak üzere ihtiyaçlarının karşılanmaması durumunda doğabilecek sağlık sorunlarının sorumluluğu Bakanlığınızca mı üstlenilecektir?
  • Türkiye genelinde illere göre cezaevlerinde 7 Ocak 2019 tarihi itibarıyla 18 yaş altında kaç çocuk vardır? Bu çocukların yaş grubuna göre dağılımı nedir?
  • Türkiye genelinde illere göre cezaevlerinde 7 Ocak 2019 tarihi itibarıyla kaç bebek vardır? Bu bebeklerden kaçı sağlık sorunları, zorunlu ihtiyaçların karşılanmaması, hastalık vb. sebeplerle hayatını kaybetmiştir?
  • Özellikle küçük yaşta bakıma ihtiyaç duyan çocuklar için bir düzenleme yapılması düşünülmekte midir? Bu yönde bir çalışma var mıdır?

Bakan Gül’ün verdiği yanıt

  • Anne ve çocuğun ruh sağlığını korumak, ebeveynlik becerilerini artırmak ve aynı zamanda çocuğun gelişimine katkıda bulunabilmek amacıyla Millî Eğitim Bakanlığı tarafından geliştirilen ve ceza infaz kurumlarında görev yapan psikolog ve sosyal hizmet uzmanları ile grup çalışmaları kapsamında istekli annelere ‘Aile Eğitim Programı’ eğitimi verilmektedir. Kadın ceza infaz kurumlan başta olmak üzere tüm ceza infaz kurumlarında 2010 yılından itibaren 0 ila 3 ve 3 ila 6 yaş grubu çocuğu bulunan ebeveynlere yönelik olarak uygulanan Aile Eğitim Programı çerçevesinde, aynı yaş grubu içinde çocuğu bulunan anneler bir araya getirilerek o yaş dönemi içinde bulunan çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimleri hakkında bilgiler ile birlikte Çocuk Eğitim Materyalleri (ÇEM) ve ödevler verilmektedir. Kurum uzmanları, oda ziyaretlerinde bu materyalleri annelerin doğru uygulayıp uygulayamadıklarını gözlemlemekte, uygulamada sorun yaşayan anneler bireysel görüşmelere davet edilip desteklenmektedir. Kadın hükümlü ve tutuklulara uygulanan bu programlar, hükümlü ve tutukluların psiko-sosyal durumlarının iyileştirilmesi amacına hizmet ederek, çocukları ile kurdukları iletişimi dolaylı olarak olumlu yönde etkilemektedir.
  • Ayrıca, ceza infaz kurumlarındaki psiko-sosyal servis uzmanları tarafından kendini sözel olarak ifade edebilen çocuklarla yapılan bireysel görüşmeler aracılığıyla çocuklar ilgili oldukları alanlara yönlendirilmektedir.
  • Ceza infaz kurumlarında çocuğun altı yaşını tamamlamasından sonraki süreçte psiko-sosyal yardım servisinde görevli psikolog ve sosyal hizmet uzmanları, çocuğun dışarıda bakacak kimsesinin bulunmadığı tespitini yaptıktan sonra Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ilgili birimleri ile iletişime geçerek çocukların devlet koruması altına alınmasını sağlamaktadır. Sonraki süreçte anne ve çocuğun bağının devamı için çocuğun teslim edildiği kurum ile iletişime devam edilerek çocukların ceza infaz kurumuna getirilip anneleriyle görüşmeleri ve telefonla konuşmaları sağlanmaktadır. Psiko-sosyal yardım servisinde görevli psikolog ve sosyal hizmet uzmanları; bu süreçte hem anneyi hem çocuğu hazırlamak için gerekli görüşmeleri yaparak mesleki müdahaleyi gerçekleştirmektedir.
  • Ceza infaz kurumu dışındaki ebeveyne ve akrabalara özlem konusunda çocukların desteklenmesine yönelik çalışma stratejileri geliştirilmektedir. Rol model konusunda dış ülkelerde uygulanan benzer uygulamalar da araştırılarak, yeni program düzenleme çalışmaları yapılmaktadır. Sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan projelerde, annesinin yanında kalan çocuklarla ilgili rol model eksikliğini konu alan projeler mevcut olmakla birlikte, bu konuda yeni protokollerin imzalanmasına yönelik çalışmalar Bakanlığımızca yürütülmektedir.
  • Annesinin yanında kalan çocuklar, müstakil kadın ceza infaz kurumlarında ve kapalı ceza infaz kurumlarının büyük bir bölümünde bulunan kreşlerde kreş hizmetlerinden faydalanabilmektedirler. Kurum içerisindeki kreşlerde çocuklar, psiko-sosyal servis uzmanları gözetiminde boş zamanlarını değerlendirmeye yönelik serbest oyun etkinlikleri, kutlama ve çeşitli faaliyetlere katılabilmektedir.
  • Bununla birlikte, 21/12/2011 tarihinde imzalanan Adalet Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında Ceza İnfaz Kurumlan ve Tutukevlerinde Annesinin Yanında Kalan Çocukların Gelişimlerinin Desteklenmesi Hakkında İşbirliği Protokolü ile ülke genelindeki ceza infaz kurumlarında annesinin yanında kalan 3 ila 6 yaş grubu çocuklar, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı anaokulları ve ana sınıflarından ücretsiz olarak yararlanabilmektedirler.
  • 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda kurumda annesiyle birlikte kalan çocuklara ve süt emziren annelere, durumlarına uygun gıda verileceği düzenlenmiş olup, bu hüküm gereğince annesi ile kalan her çocuğa annesinin iaşesinden bağımsız olarak iaşe bedeli ödenmektedir. Çocukların çocuk bezi, elbise gibi ihtiyaçları öncelikle Adalet Bakanlığı tarafından bütçe imkanları ölçüsünde ve destekte bulunmak isteyen sivil toplum kuruluşları ile işbirliği içerisinde karşılanmaktadır.
  • Ayrıca, ceza infaz kurumu tarafından temin edilen mamanın yetersiz kalması halinde özel beslenme diyetine uygun mamaların tedavi ve bebeğe uygun besin kapsamında değerlendirilerek bebeklerin yeterli ve sağlıklı bir şekilde gıda almaları sağlanmakta, bebeğin ihtiyaç duyduğu özel gıdalar tedavi gideri kapsamında karşılanmaktadır. Bu doğrultuda ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklular ile annesinin yanında kalmakta olan çocukların da sağlık giderleri Adalet Bakanlığınca karşılanmaktadır. Öte yandan, çocuklara yönelik olarak Bakanlığımızca yapılan ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yürütülen ‘Oyun Odası Oluşturulması’ çalışmaları da tamamlanmıştır.
  • Yine, ceza infaz kurumlarında doğan bebekler ve kurumda doğum yapan anneler ile annesiyle beraber kuruma kabul edilen 0 ila 6 yaş grubundaki çocuklar, kurumda görev yapan aile hekimi tarafından muayene edilmekte; ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon gerektiğinde devlet hastanelerine, daha ileri sağlık hizmeti gerektiğinde ise üniversite hastanelerine sevk edilmektedir.
  • Bununla birlikte; anneleriyle birlikte kalan çocuklar, Ceza İnfaz Kumrularının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri ile Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokolün, Hasta Yakınları Refakati Bölümünün 36. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, doktor tarafından gerekli görülmesi halinde anneleri ile beraber ya da annelerinden alman bilgiler doğrultusunda hastaneye sevk edilerek her vatandaş gibi sağlık haklarından ve hizmetlerinden öncelikli olarak yararlandırılmaktadır.
  • Bakanlığımız kayıtlarının incelenmesinden; 18/02/2019 tarihi itibarıyla ceza infaz kurumlarında 12 ila 15 yaş arası 146, 15 ila 18 yaş arası 2.764 tutuklu ve hükümlü bulunduğu, kurumlarda anneleriyle birlikte kalan bebeklerin ihtiyaçlarının karşılanmadığı yönünde yapılmış herhangi bir şikayet ve başvuru bulunmadığı anlaşılmıştır.

Okumaya devam et

Popular