Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

ABD ve Rusya’dan Suriye’nin Haseke ilinde ilk ortak devriye

ABD ve Rusya, Suriye’nin kuzeydoğusunda YPG kontrolündeki Haseke ilinde ilk kez ortak devriye icra etti.

BOLD – Suriye’nin kuzeydoğusunda bir süredir ABD ve Rusya’nın çekişmesine sahne olan YPG kontrolündeki Haseke’de Türkiye sınırı yakınlarındaki Deyr Gusun köyünde bir ilk yaşandı ve ABD ve Rusya’ya ait zırhlı askeri araçlar ortak askeri devriye gerçekleştirdi.

Bu yılının başından itibaren ABD askerleri, Haseke’nin kuzeydoğusundaki petrol sahalarının bulunduğu Rümeylan bölgesine geçmek isteyen Rusya askeri araçlarının yolunu defalarca keserek, geri dönmelerine neden olmuştu.

Bu ayın başında ise Rus askerleri, ilk kez, YPG kontrolündeki Kamışlı ilçe merkezine ulaşmak isteyen Amerikan askerlerini durdurarak misilleme yapmıştı. Bunun üzerine ABD güçleri, Rümeylan’a dönmek zorunda kalmıştı.

İdlib’de TSK konvoyunun geçişi sırasında patlama

Dünya

Taliban ‘haram’ diyerek Youtuber Khasha Zwan’ı idam etti

Afganistan’da Taliban, Youtube yükledi komik videolarıyla tanınan Kandaharlı komedyen Khasha Zwan’ı insanları güldürmenin ‘haram’ olduğu gerekçesiyle idam etti. Zwan’ın öldürülmeden önce çekilen ve sosyal medyada dolaşıma giren son görüntüleri ise yürek burktu.

BOLD – Afganistan’da komedyenlik yapan ve Youtube yüklediği komik videolarıyla tanınan Khasha Zwan Taliban tarafından idam etti. Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde Taliban militanları bir araca elleri arkadan bağlı bindirdikleri Zwan’ı tartakladıkları görülüyor. Görüntülerin infazdan hemen önce kaydedildiği sanılıyor.

Taliban’ın Kandahar’ın tanınan komedyeni Zwan’ı insanları güldürmenin ‘haram’ olduğu gerekçesiyle öldürüldüğü iddia ediliyor.

Sosyal medyada ‘Justice for Zwan’ etiketiyle Taliban’ın Zwan’ı idam etmesi protesto edildi.

Tekbirle denize giren Suriyeliler ve mülteci tartışması: Provokasyon havası var

Okumaya devam et

Dünya

“Cevheri Güven gibi sürgündeki gazeteciler hükumetten daha güvenilir”

Tarihinin en istikrarsız dönemini yaşayan Türk siyasetinin büyük çaplı protestoları ve devletin zirvesindeki siyasi mücadeleleri tetikleyeceğini belirten Steven Cook, bu istikrarsızlığın sürgündeki muhalif gazetecilerin milyonlarca izlenen Youtube yayınlarını göz kamaştırıcı hale getirdiğini söyledi.

BOLD – Türk siyaseti son yıllarda hiç olmadığı kadar istikrarsız bir durumda olduğunu söyleyen ABD’li Türkiye uzmanı akademisyen Steven Cook, Erdoğan’ın ülke genelinde kontrol oluşturma ve sürdürme kapasitesinden taviz verdiğini ve bunu da büyük çaplı protestolar, artan şiddet ve devletin zirvesinde siyasi mücadeleleri tetikleyeceğini dile getirdi.

Amerikan Foreign Policy dergisinde yayınlanan yazısında Cook, seçim sisteminin de yardımıyla Erdoğan’ın AKP’nin ilk yıllarından itibaren diğer partilerle koalisyon kurmaya gerek duymamanın sonuçlarından yararlandığını belirtti. İlk on yılında AKP’nin ekonominin büyümesine yardımcı olan önemli ekonomik reformları üstlendiğine dikkat çeken Cook, o yıllarda Türkiye’nin siyasi ve sosyal bir istikrar dönemi yaşadığını hatırlattı.

GEZİYLE BAŞLAYAN İSTİKRARSIZLIK

Erdoğan’ın 2008’den itibaren otoriterliğe dönüş yoluna girdiği yönündeki ortak kanıya dikkat çeken Cook’a göre, bu otoriterlikle birlikte, Gezi olayları, Gülen hareketine yönelik başlatılan operasyonlar, PKK ile yeniden başlayan savaş, 15 Temmuz, 2018 ve 2019’da Türkiye’nin ekonomik kaderinde uzun süreli bir düşüş ve son olarak 2020’nin koronavirüs pandemisi ülkeye istikrarsızlığı getirdi.

Bu olaylardan birinden diğerine düz bir çizgi çekilebileceğini ve tüm bu olayların AKP’nin vizyonunun nasıl kırıldığını gösterebileceğini aktaran Cook, tüm bu olayların partinin siyasi katılımı genişletme, daha müreffeh bir toplum oluşturma, Türkiye’nin büyük bir güç olarak potansiyelini gerçekleştirme ve iyi yönetişim sağlayacak ve toplumdaki bölünmelerin üstesinden gelmeye yardımcı olacak dini değerleri kurumsallaştırma konusundaki başarısızlığını yansıttıklarının altını çiziyor.

15 TEMMUZ’U SORGULAMAYA CÜRET EDENLER

“15 Temmuz ile ilgili Gülen Hareketinin suçluluğuna ilişkin resmi anlatıyı sorgulamaya cüret eden herkes, hapisle, mülkün kamulaştırılmasıyla, aile yıkımıyla sonuçlanacak şekilde tüm ağırlığıyla Türk hükümetini karşısında bulmayı bekleyebilir” diyen Cook, “Kaçabilecek kadar şanslı olanlar ise, Türkiye’nin istihbarat ajanları ve ilgili haydutların elinde sürekli iade veya şiddetli intikam korkusuyla yüz yüze kalabilir” dedi

Hükümet yetkililerini uyuşturucu kaçakçılığı, cinayet ve yolsuzlukla suçlayan Sedat Peker’in Erdoğan’ı doğrudan işaret etmemekle birlikte onun işin içinde olduğunu kuvvetle ima ettiğini belirten Cook, Avrupa’da sürgünde bulunan muhalif gazetecilerin de bu iddiaların peşine düşerek daha da güçlendirdiklerinin altını çiziyor.

HÜKUMET VE BASINDAN DAHA GÜVENİLİR

Almanya’da bulunan gazeteci Cevheri Güven örneğini veren Cook, Güven’in AKP’nin söyledikleri ile nesnel gerçeklik arasındaki uçurumu ortaya çıkaran bir YouTube fenomeni haline geldiğine dikkat çekiyor.

Cevheri Güven gibi sürgündeki muhalif gazetecilerin hem hükümetten hem de basından daha güvenilir haber kaynakları haline gelmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Cook, “İşte bu yüzden Peker ve Güven gibi sürgündeki gazetecilerin YouTube’da milyonları bulan izlenme sayısı göz kamaştırıyor ve Türkiye daha istikrarsız. AKP’nin vizyonundan taviz verilmesiyle, Erdoğan kontrolü sürdürmek için giderek daha fazla patronaj ve baskıya güvenmek zorunda kaldı. Ama ikisi de pahalı ve sınırlı” ifadelerini kullandı.

Kültür Bakanlığının İstanbul tanıtımına İstanbullu şaşırdı

 

Okumaya devam et

Analiz

Tunus ikinci Mısır mı olacak?

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in Başbakan Hişam el-Meşişi’yi görevden almasının ardından tansiyonun yükselmesi üzerine ülkede gece sokağa çıkma yasağı ilan edildi. AKP yönetiminden Tunus iç siyasetine yönelik  açıklamalar dolayısıyla Müslüman Kardeşler kökenli En-Nahda hareketinin de Mısır’daki İhvan’ın düştüğü tuzağa düşmesi ve şiddete bulaşmasından korkuluyor.

BOLD ANALİZ – Arap Baharı’nın fitilinin ateşlendiği ve yegane başarı hikayesi olarak görülen Tunus’ta gerilim yükseliyor. Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in Başbakan el Meşişi’yi görevden alması ve meclisi kısa süreyle kapatmasını ‘darbe’ olarak nitelendiren En-Nahda hareketi sokaklara indi. Cumhurbaşkanı Said, ülkede gece sokağa çıkma yasağı ilan etti.

AKP yönetimi Mısır’da olduğu gibi Tunus’ta da yaşanan gerginliğin baş aktörlerinden biri oldu.

AKP, Mısır’da Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin askeri darbeyle devrilmesi ve sonrasında yaşanan şiddet olaylarında olduğu gibi Tunus’ta da gerilimi azaltma yönünde girişimde bulunmak yerine yine taraf tutmaya ve gerilimi tırmandıracak söylemler kullanmaya başladı. Cumhurbaşkanı Said’in kararını ‘darbe’ olarak nitelendiren AKP, En-Nahda’yı ‘darbeye direnmeye’ çağırdı.

Tunus’ta Arap Baharı’nın bugüne kadar kazasız atlatılmasında, 2016 yılında ‘siyasal İslam’ı resmen terk ettiğini açıklayan En-Nahda Hareketi’nin itidalli davranması etkili oldu.

Ancak son olaylar sonrası sokağa inen Müslüman Kardeşler (İhvan) kökenli En-Nahda hareketinin Mısır’daki İhvan’ın düştüğü tuzağa düşmesi ve ülkenin şiddet sarmalına girmesinden korkuluyor.

GECE SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI İLAN EDİLDİ

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in Başbakan Hişam el Meşişi’yi görevden almasının ardından tansiyonun yükselmesi üzerine, ülkede gece sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Cumhurbaşkanlığının Facebook hesabından yapılan açıklamada, bugünden itibaren geçerli olacak sokağa çıkma yasağının saat 19.00 ile 06.00 arasında geçerli olacağı ve 27 Ağustos’a kadar süreceği belirtildi. Sağlıkla ilgili acil durumlar ve gece çalışanlar ise yasak kapsamı dışında bırakıldı.

Geceleri sokağa çıkma yasağı ilan eden Cumhurbaşkanı Said, Pazartesi günü yayınladığı video mesajında halka itidal çağrısı yaparak, Başbakanı görevden alma kararının bir darbe olduğu yönündeki iddiaları reddetti. Said, “Ulus için en büyük tehlike iç patlamadır” ifadesini kullandı.

“Son kararlarımı darbe olarak adlandıranların anayasayla ilgili bilgilerini yeniden gözden geçirmesini öneririm” diyen Said, halka ‘sizi sokaklara çağıranların çağrılarına uymayın’ uyarısı yaptı.

Pazartesi günü ilerleyen saatlerde Nahda’ya yakın görülen Al Jazeera kanalı, güvenlik güçlerinin Tunus’taki ofislerine baskın düzenleyerek tüm ekipmanları fişten çektiğini ve çalışanlara ofisten çıkmalarını söylediğini duyurdu.

GÖREVDEN ALINAN BAŞBAKAN MEŞİŞİ GERİ ADIM ATTI

Said’in açıklamalarının ardından görevden alınan Başbakan Hişam el-Meşişi de bir açıklama yaparak “Karışıklığa sebebiyet veren bir konumda olmak istemediğini; Cumhurbaşkanı kimi seçerse görevi ona devredeceğini” belirtti.

Meşişi, yaptığı açıklamada “Tunus’a herhangi bir konumdan hizmet vermeye hazır olduğunu” ifade etti.

İKİ BAKAN DA GÖREVDEN ALINDI

Cumhurbaşkanı Said’in, Başbakan Hişam el Meşişi’yi salgın ve ekonomiyi düzgün yönetemediği gerekçesiyle görevden almasının ardından, Savunma Bakanı İbrahim Bartagi ve Adalet Bakanı Hasna Ben Süleymani’yi de görevden aldı.

Cumhurbaşkanı Said Pazar akşamı yaptığı açıklamada Başbakan el Meşişi’yi görevden aldığını ve kendi atayacağı bir başbakanla yürütmeyi devralacağını duyurmuştu. Said ayrıca, meclisin tüm yetkilerini 30 gün süreyle dondurduğunu ve milletvekillerinin dokunulmazlığını askıya aldığını bildirmişti.

Cumhurbaşkanı Said’in Başbakan el Meşişi’yi görevden alarak, parlamento çalışmalarını kısa süreliğine durdurma kararı ülkede tansiyonun yükselmesine yol açtı.

Kararın ardından Cumhurbaşkanı Said’i destekleyenler kararı sevinçle karşılamış, ülkenin en büyük siyasi partisi En-Nahda ve destekçileri yapılan hamleyi bir darbe olarak nitelendirmişti. Pazartesi günü iki grubun tepkisi de sokağa taştı. Başkent Tunus dışında Gafsa, Kayravan, Manastır, Sus ve Tuzer gibi birçok kentte sokak protestoları düzenlendi. Bunların bir kısmında grupların birbirleriyle, bir kısmı da ise güvenlik güçleriyle çatıştığı bildirildi.

MECLİS ABLUKADA

Cumhurbaşkanı Said’in emriyle askerlerin kontrolü aldığı meclise Pazartesi erken saatlerde bazı milletvekilleriyle gelen ve içeri girmeye çalışan Meclis Başkanı ve En-Nahda lideri Raşid el Gannuşi’nin içeri girmesini engellendi. İçeri alınmayan Gannuşi, bina önünde oturma eylemi başlattı.

Bu arada partilerinin ‘devrimin ve halkın iradesini koruma’ çağrısı yapmasının ardından En-Nahda destekçileri parlamento çevresinde toplandı. Bazı protestocular kapalı olan kapıya tırmanarak, meclis kapısının arkasındaki askerlere “kapıları açın” diye bağırdı.

Said yandaşlarının da meclis çevresinde toplanması sonrası, iki grup arasında güvenlik güçleri ayırana kadar kısa süreli arbede yaşandı. Olaylarda en az bir kişinin yaralandığı bildirildi.

Meclisteki birinci parti konumundaki El Nahda’nın lideri ve Meclis Başkanı Gannuşi ‘darbeye karşı halkı barışçıl mücadeleye’ çağırdı.

Türk halkının 15 Temmuz’a karşı sokağa çıkmasını örnek aldığını belirten Gannuşi meclisi sanal oturumlarla çalıştırma kararı aldı. El Nahda yetkilileri de kararların uygulanmaması için kurumsal itaatsizlik çağrısı yaptı.

ULUSLARARASI TOPLUMDAN ‘İTİDAL’ ÇAĞRILARI, AKP’DEN ‘DARBE’ AÇIKLAMASI

Tunus’taki gelişmeler uluslararası toplum tarafından da kaygı ile karşılandı. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Tunus’taki tüm siyasi aktörleri uyararak şiddetten kaçınma çağrısı yaptı.

Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Adebahr bugün Berlin’de yaptığı açıklamada, Alman hükümetinin Tunus’ta yaşananlar sebebiyle “çok kaygılı” olduğunu ve konuyu ilgili Tunuslu yetkililerle görüştüklerini söyledi. Adebahr, “Hızlı bir şekilde anayasal düzene geri dönmenin gerçekten önemli olduğunu düşünüyoruz” ifadesini kullandı.

ABD’den Beyaz Saray Basın Sözcüsü Jen Psaki, Tunus’un Arap Baharı’nın doğduğu yer olduğunu belirterek ‘demokratik ilkelere bağlı kalınması’ çağrısı yaptı.

Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov ise Rusya’nın Tunus’taki gelişmeleri izlediğini belirterek “Bu ülke halkının istikrarını ve güvenliğini hiçbir şeyin tehdit etmeyeceğini umuyoruz” açıklamasında bulundu.

Birleşmiş Milletler’den (BM) de Tunus’la ilgili açıklama geldi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in sözcüsü Ferhan Haq, “Tunus’taki tüm tarafları şiddetten uzak durarak huzuru ve barışı koruma çağrısı” yaptı. Tüm anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi.

Tunus’taki gelişmeleri ilk andan itibaren ‘darbe’ olarak niteleyen AKP iktidarı ise Tunus halkını ‘darbeye direnmeye’ çağırdı. Meclis Başkanı Mustafa Şentop ülkedeki gelişmeleri “Tunus’ta yaşananlar endişe vericidir; seçilmiş parlamentoyu ve milletvekillerini görev yapmaktan men eden kararlar anayasal düzene karşı darbedir” sözleri ile değerlendirmişti. Şentop sözlerini “Askeri/bürokratik darbe her yerde gayrimeşrudur; Tunus’ta da gayrı meşrudur. Tunus halkı anayasal düzene ve hukuka sahip çıkacaktır” şeklinde sürdürmüştü.

PROTESTOLAR HAFTALARDIR SÜRÜYORDU

Tunus’ta eski devlet başkanı Zeynel Abidin bin Ali’nin devrilmesi ile sonuçlanan eylemlerin ardından 10 yılı geçti. Bu sürede bazısı sadece birkaç ay görevde kalabilen dokuz hükümet başa geldi. Salgın nedeniyle yaşanan durgunluk halihazırda ekonomik krizdeki ülkede yaşayan halkın yoğun tepkisine yol açarken, bir süredir bu tepkiler sokak protestolarına dönüşmüştü. Başbakan Meşişi, geçen hafta Sağlık Bakanı’nı görevden almış, ancak tepkileri dindirememişti. kovid-19 vaka sayılarının fırladığı ve 18 binden fazla insanın yaşamını yitirdiği ülkede aşılama oranı yüzde 10 civarında.

Tunus’un darbe ile imtihanı

Okumaya devam et

Popular

Shares