Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Bir mafya babasının daha kafasını kopardılar

Sedat Peker’den sonra başka bir mafya lideri daha kamuoyuna açık ifşaatlarının ardından kafeslendi. Gülaltay tutuklandı ama ifşaatları son derece önemli.

BOLD – Mafya grupları Korona zamanının ruhuna uygun biçimde savaşı sanal ortama taşıdılar. Sedat Peker ve rakip gruplarının dışında videolarla ortaya dökülen isimlerden biri de Semih Tufan Gülaltay oldu. Peker ülkeyi terketmek zorunda kalırken, MİT’le ilgili ifşaatlarıyla dikkat çeken Gülaltay ise ani bir operasyonla tutuklandı.

İnsan Hakları Derneği Başkanı Akın Birdal’a düzenlenen suikastin azmettiricisi olmaktan ceza alan Gülaltay, Ergenekon davasının da sanıklarındandı.

Gülaltay, son videolarında zaman zaman şahit olduğu, zaman zaman da kendi yorumlarıyla yakın tarihten ve günümüzden bazı olayları anlatmaya başladı.

17 Mayıs 2020’deki youtube yayınında Kozinoğlu’nun cezaevinde Doğu Perinçek tarafından infaz ettirildiğini iddia eden Gülaltay şöyle konuştu:

“Kozinoğlu Hasan Atilla Uğur’un bulunduğu koğuşta öldü, orada zehirlendi. Hiç kimse Hasan Atilla Uğur’u sorgulamadı. Neler döndü, sen bu adama neler yazdırdın da Doğu Perinçek’e verdin. Perinçek yayınladıktan sonra bu adam neden zehirlendi. 1.95 boyundaki bu komando nasıl birden bire kalp krizinden öldü. Kalp krizine yol açan ilacı hangi Maraşlı gardiyan soktu Silivri Cezaevi’nin içine. Biz bunların hepsini biliyoruz.”

Gülaltay, Hasan Atilla Uğur’un hiçbir tecrübesi olmadan Abdullah Öcalan’ı sorgulamaya gönderildiğini, tek yaptığının doğru soruları sormayarak Öcalan dosyasının kapatılması olduğunu iddia etti. Uğur’un korunduğuna dikkat çeken Gülaltay, Kozinoğlu’nun ölümünden sonra Uğur’un sorgulanmadığını da sözlerine ekledi.

PERİNÇEK İLE KOZİNOĞLU’NUN KAVGASI

Doğu Perinçek, Kozinoğlu’nu öldürmekle suçlanırken, geçmişte tersi olmuştu. Perinçek, Kozinoğlu’nun kendisini öldürtmek istediği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuştu.
Doğu Perinçek, 2005 yılında 4 MİT görevlisinin kendisine suikast düzenlemek için çalışma yaptıkları gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuştu. Perinçek’in suçladığı isilerden biri de MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’ydu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuya ilişkin soruşturma izni vermedi.

ERDOĞAN AİLESİNİN SERVETİ

Gülaltay’ın diğer hedefi ise Erdoğan ailesinin servetiydi.

İskanı bile olmayan küçük bir apartman dairesinde otururken Erdoğan’ın aniden astronomik biçimde zenginleştiğini anlatan Gülaltay, „Sadece Sümeyye Erdoğan’ın e-bebek firmasının değeri 3 milyar dolar.“ dedi. Firma için diğer tüm bebek malzemesi satan firmaların batırdığını anlatan Gülaltay, ardından savunma sanayine sözü getirdi.

Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın ürettiği 4 metre kanat açıklığı olan insansız hava araçlarına astronomik ödemeler yapıldığını iddia eden Gülaltay, „TAİ’nin ürettiği ANKA teknolojik olarak çok daha üstün ama Bayraktar’ın pırpırları daha pahalıya satılıyor. Sırf damadın kazansın diye ANKA projesini sabote ettiler. TAİ’nin ürettiği ANKA’lar 4 milyon dolara envantere girerken, Bayraktar’ın İHA’larına 6 milyon dolar ödenerek zengin edildi.“ dedi.

TUTUKLANDI

Gülaltay, sadece bu konularda değil, yakın döneme ilişkin karanlık olaylar hakkında da açıklamalarda bulunduğu bir dizi video yayınladı. Tuncay Özkan hakkında eski medya patronu Mehmet Emin Karamehmet’in anlattıkları, Tuncay Özkan’a ödediği 9 milyon dolar, Alaattin Çakıcı’nın yaşadıkları gibi pekçok ifşaattan sonra Gülaltay hakkında gözaltı kararı verildi.
Gözaltına alınan Semih Tufan Gülaltay, çıkartıldığı Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.

Gündem

Türkiye’de korona: 17 kişi daha hayatını kaybetti, 1186 yeni vaka!

Türkiye’de korona salgını nedeniyle 17 kişi daha vefat etti. Toplam vefat sayısı 5 bin 167’ye yükseldi.  

BOLD – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de günlük koronavirüs tablosunu sosyal medya hesabından paylaştı. 49 bin 714 kişiye test uygulandığı belirtilen tabloda son 24 saat içerisinde 1186 yeni vaka tespit edildiği belirtildi.  

Toplam vaka sayısı 202 bin 284’e yükseldi. 

Sağlık Bakanı Koca, sosyal medyada paylaşımında “Burdur ve Gümüşhane’de 2 gündür yeni vaka yok. En çok vaka olan 5 il: İstanbul, Ankara, Gaziantep, Konya, Bursa. Toplum sağlığı için risk yansıtan görüntüler artıyor: Bugün, medyada, yolcular arasında sosyal mesafenin sıfırlandığı taşıt haberleri yer aldı.” dedi.  

Her şey MGK kararıyla başladı: Cemaate karşı gayri nizami harp

Okumaya devam et

Gündem

Ahmet Nesin: Sivas Katliamı’nın sorumlusu Doğu Perinçek’tir

Yıllardır Sivas Katliamı üzerine araştırmalar yapıp yazılar yazan Ahmet Nesin, babası Aziz Nesin’in de hedef olduğu katliamı planlayan kişinin Doğu Perinçek olduğunu söyledi ve olayın perde arkasını anlattı.

BOLD – Sivas Katliamı’ndan sağ kurtulan Aziz Nesin’in oğlu Ahmet Nesin, 2 Temmuz 1993’te meydana gelen ve 33 şair, yazar ve aydının öldüğü katliamın perde arkasını Youtube kanalında anlattı. Katliamdan iki gün önce yazar, şair ve edebiyatçılar Pir Sultan Abdal Şenliklerine katılmak üzere Sivas’ta gelmişti. Dört gün devam edecek şenlik süresince söyleşiler yapacak, şiirlerini okuyacak, şarkılarını söyleyecek ve kitaplarını imzalayacaklardı. Fakat yerel gazeteler ve şehre asılan afişlerde “Aydınlık gazetesinde Şeytan Ayetleri kitabının nüshalarını yayınlayan Aziz Nesin’in de şehirde olduğu” yazılmıştı. Galeyana gelen halk misafirlerin kaldığı Madımak Oteli’ni 2 Temmuz’da yakmıştı.

Ahmet Nesin kitabı yayınlayanın babası değil, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek olduğunu söyledi. Babasının ve etrafındaki aydınların hata yaptığını söyleyen Ahmet Nesin, olayın perde arkasını anlattı:

BÜYÜK BİR HATAYDI”

“Doğu Perinçek ekibi o zaman gazeteyi (Aydınlık) çıkartmıyordu. Dondurmuşlardı. Aziz Nesin ve arkadaşları Aydınlık’ı satın aldılar. Her şeyi hazırdı. İşlem yapmak gerekmiyordu. Yeni gazete kurup bir sürü işlem yapmak zaman alacaktı. Aydınlık da tabi Şefik Hüsnü Deymer’e dayanan bir gazete olduğu için önemliydi. Ama orada büyük bir hata vardı. Maalesef Aziz Nesin ve aydınların da büyük bir hatasıydı. Hata şuydu…

“DOĞU PERİNÇEK HAPİSTEYDİ”

O sırada Doğu Perinçek hapisteydi. Ferit İlsever ve Doğu Perinçek’in kaybettiğimiz kız kardeşi Feyza Perinçek ile görüşmeler yapıldı. Bütün görüşmelerde ben vardım. Onlar dediler ki, tabi ki Doğu’nun önerisi bu, madem sol, alternatif bir gazete çıkartıyorsunuz biz de işin içinde olalım. Bu büyük bir hataydı. Kabul edildi bu hata. Ben de bir gazeteci olarak Onbinler A.Ş’de işe başladım. Anladık ki yazı işleri, haber müdürlüğü falan Doğu Perinçek ekibi hemen kapmış. Aradan bir süre geçti, Doğu Perinçek hapisten çıktı. O dönemde ilginç bir şey oldu.

“BABAM KİTABI OKUMAMIŞTI”

Önce bir parantez açayım. Biliyorsunuz Aziz Nesin’in, Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri kitabını yayınlamak gibi bir niyeti vardı. Beğendiği için kitabı yayınlamak değildi niyeti. Kitabı okumamıştı zaten. Oradaki niyet şuydu. TBMM kitabı yasaklamıştı. Tabi bu anti-demokratik bir karar, anti-laik bir karar. Aziz Nesin kitabı yayınlamak için ilk teklifi Türkiye Yazarlar Sendikası’na yaptı. O zaman sendikanın başkanıydı. Sendika yönetimi kabul etmedi bunu. Ürkek davrandı. Burada kimseyi de suçlamıyorum. Demokrasi mücadelesi herhalde bazı kesimler için bir yere kadar. Zaten yönetimde bir sürü olaylar oldu. İleride anılarımda bunları anlatacağım.

“BİR SABAH GAZETEYE GELDİK Kİ…”

Doğu Perinçek çıktıktan sonra bir sabah gazeteye geldik ki Şeytan Ayetleri fasikül olarak yayınlanmış. Ben hemen tabi babama telefon açtım. “Hayır benim hiç haberim yok bundan” dedi. İlginç bir şey. Çok şaşırdım, çok kızdım. Şöyle kızdım. O zaman benim Düşün Yayınevim var. Hem de gazetecilik yapıyorum hem yayınevim devam ediyor. Kitabı kimse çıkartmak istemeyince ben yayınlamak istedim. Babam karşı çıktı. Bir aileden bir kişi yeter çünkü Ayetullah Humeyni, İran yönetimi Aziz Nesin hakkında ölüm fermanı vermişti.

“KİTABI YAYINEVİMDE BASMAK İSTEDİM, BABAM KABUL ETMEDİ”

Kitabın çevirisini bir tanıdık yapıyordu. Hatta o çeviriyi yarım olarak geri getirdi, devam etmek istemedi. Aziz Nesin çevirmen adının kitaba yazılmayacağını söylemesine rağmen o çevirmen kabul etmedi. Yayınevi bana aitti, orada basılması bir sorun değildi ama çalışanlara sorulmadan gazetede yayınlanması çok ciddi büyük bir riskti. Çalışanların hepsini riske atmaktı. İkinci neden de çalışanların hepsi devrimci değildi. Karanlık odada Günaydın gazetesinden gelen bir arkadaş vardı. Demokrattı. Sosyalist filan değildi. Bırakın devrimci olmayı sosyalist de değildi. Dönemin CHP’si Ecevit’i ayarında bir insandı ve bunun gibi çok arkadaş vardı. O yüzden çalışanlara sorulmadan basıldığı için çok ciddi bir şekilde kızdım ben. Ve bu tartışma nedeni oldu.

“ÇEVİRİYİ PERİNÇEK YAPTIRDI”

Sonra bu olayı onların yaptığını iyice nasıl anladım. Bir gün iyice geç olmuştu. Gazetede ya işim var ya da bu olaylardan dolayı tedirginim, olaylar devam ediyor. Genç bir kadın birkaç sayfa getirdi. Fark ettim ki çevirinin ikinci bölümüydü. Anladım ki Doğu Perinçek çeviriyi kendi elamanlarına yaptırıyor. Genç bir kadına. İlk fasikül yayınlanınca savcılıktan gazeteyi toplatılma kararı çıkartmıştı zaten. Sanıyorum 3-4 gün sürdü fasiküllerin yayınlanması. Son gün Doğu Perinçek ekibi, Şeytan Ayetleri başlığı altında Kuran Kerim’den bir örnek koydular gazeteye. O gazete de toplatıldı.

“SUÇ DUYURUSU YAPAN ADRESE GİTTİM, ÖYLE BİR APARTMAN YOKTU”

Bu aslında akıllı bir gazetecilikti. Çünkü o zaman anladık ki yazı savcılık tarafından okunmadan yasaklanıyor. Okunmadan yasaklanma olayını biz deşifre edince yazı işlerinden savcılıktan gelen fezlekeyi istedim. Adresi aldım. Bakırköy’de biri şikayet ediyor. Gittim o adrese. Apartman numarasını tam hatırlamıyorum ama 170’lerde bir numaraydı. Ben caddeye gittim, öyle bir numara, apartman yok, öyle bir kimse de yok. Savcılık otomatikman yasaklıyor. Bunu niye anlatıyorum. Ben bu olayı yıllarca şu şekilde yazdım. Bilhassa Doğu Perinçek Ergenekon’dan hapse girdiğinde iyice emin oldum ki, derin devletin önemli bir adamı. Kendine göre önemli tabi, bize göre değil.

“İNSANLARIN ÖLÜMÜNÜ SEN HAZIRLADIN”

Yani Sivas Madımak olayı nasıl başladı? Aziz Nesin’in Şeytan Ayetleri kitabının Aydınlık gazetesinde yayınlaması dedikodusuyla başladı. Ve ben bunu yıllarca yazdım. Doğu Perinçek bunu sen yaptın. Oradaki bütün insanların ölümünü sen hazırladın diye.

“HERKESİN BİLMEDİĞİ BİR OLAY DAHA VAR”

Esasında herkesin bilmediği bir başka olay var. Madımak’tan kısa bir süre önce Aziz Nesin İzmir’e gitmişti. İzmir’de sokakta gazeteyi tanıtmak için sokakta satışı yapılıyordu. Tanıtım gibi bir şey. İlk saldırı orada oldu ve bu çok fazla basına da yansımadı. Polis gelmedi, güya İşçi Partililer Aziz Nesin’i korudu. Ne tesadüftür ki İşçi Partisi binasına alarak korudular. O zaman adı İşçi Partisi idi Vatan değildi. İşçiden vazgeçtiler, vatan bölünmeze geldiler, partinin adını Vatan yaptılar. İlk saldırı orada yapıldı. Evet Madımak olayı Doğu Perinçek’in Şeytan Ayetleri’ni yayınlamasıyla başladı. Planlayan odur.

OLAYDAN BİRKAÇ GÜN ÖNCE TGRT’NİN AZİZ NESİN SÖYLEŞİSİ YAYINLANDI

Şimdi bugün ne oldu? Biliyorsunuz Madımak Davası düştü (2013) ama 3 firari olduğu için bir dava devam ediyor. Madımak’ta kaybettiğimiz Gülsüm Karababa vardır. Bu arada Madımak’ta katliam başlamadan önce TGRT’den bir muhabirin Aziz Nesin’le bir söyleşisi var. O söyleşide Aziz Nesin, Aydınlık’ta çıkan Şeytan Ayetleri’ni kendisinin yayınlatmadığını açıkça söylüyor. Türkiye  gazetesinde ve TGRT’de bant kaydı olarak bu açıklama duruyor. Olaylar başlamadan önce. Fakat bütün afişler ve Sivas’taki yerel gazetelerin söyledikleri şeyler hep Şeytan Ayetleri üzerinden. “Onu basanlar buraya geldiler” diye.

“CESARETİN VARSA MADIMAK HESAPLAŞMASI YAPALIM”

Ben bunları yıllarca yazdım. Doğu Perinçek hiç cevap vermedi. Dün (6 Haziran 2020) bu üç firari sanıkla ilgili dava görülürken Gülsüm Karababa’nın abisi Hüseyin Karababa avukatı Coşkun Özgür Piroğlu benim geçen sene Artı Gerçek’te yazdığım yine bu konuyla ilgili yazıyı mahkemeye sunmuş ve hem benim hem Doğu Perinçek’in dinlenmesini Doğu Perinçek’in bunu yapıp yapmadığının ortaya çıkmasını istemiş. Ben de diyorum ki hadi Doğu Perinçek bir hesaplaşalım. Bir Sivas Madımak hesaplaşması yapalım. Eğer cesaretin varsa.”

Sivas Katliamı etkinlikleri bu yıl şair Behçet Aysan’a adandı

 

Okumaya devam et

Gündem

Ankara Valiliğinin yasağına rağmen savunma kararlı: Vazgeçmeyeceğiz!

Büyük Savunma Mitingi öncesi Ankara Valiliğinin kentte gösteri ve yürüyüşleri yasaklamasına baro başkanlarından sert tepki geldi. Baro başkanları mitingden vazgeçmeyeceklerini açıklarken, Türkiye’nin dört bir yanından avukatlar ise miting için yola çıktıkları paylaşımı yaparak mitinge destek verdi.

BOLD – Baroların Ankara’da yapacağı Büyük Savunma Mitingi öncesi Ankara Valiliğinin açıkladığı ‘yasak’ kararı büyük tepki çekti. Baro başkanları ve avukatlar, Savunma Mitinginden vazgeçmeyeceklerini açıkladı.

“TÜRKİYE ÇOK CİDDİ BİR BASKI REJİMİNİN İÇERİSİNE SOKULDU”

Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, anayasal haklarının çok ciddi tehdit altında olduğunu belirterek, “Ankara girişinde, baro başkanlarına yapılan zulmün bir değişiği aslında, bugün İl Hıfzıssıhha Kurulu aldığı kararla tekrar ortaya konulmuştur. Türkiye çok ciddi baskı rejiminin içerisine sokulmuş durumdadır. Maalesef pandemi buna bir gerekçe olarak sunulmaktadır. Pandemiye ilişkin bakanlığın ve bilim kurulunun ilan ettiği sosyal mesafe, maske gibi önlemlere uyulacağını taahhüt ettik. Buna rağmen bugün pandemi gerekçe gösterilerek bu tür bir toplantının mitingin 15 gün süreyle ertelenmesi anayasaya aykırıdır” dedi.

BARO BAŞKANLARINDAN “VAZGEÇMEYECEĞİZ” KARARI

Baroların yarın Ankara’da yapacağı ‘Büyük Savunma Mitingi’ öncesi alınan yasak kararı dikkat çekerken, baro başkanları bugün baro teklifinin görüşüleceği TBMM Adalet Komisyonu’na da kabul edilmedi. Baro başkanları, açıklanan yasak kararının ardından durumu değerlendirmek üzere toplantı kararı aldı. Toplantı devam ederken baro başkanları Anayasal haklarının engellenmeye çalışıldığını ifade ederek mitingden vazgeçmeyecekleri mesajı verdi.

AVUKATLAR ANKARA’YA GELİYOR

Ankara Valiliğinin kararına ilişkin baro başkanları, sosyal medya hesapları üzerinden “Anlattık, dinlemediniz. Başkentimize geldik, yürütmediniz. Adalet Komisyonuna almadınız, görüşmediniz. Basın yayınladı, ekranlarını kararttınız. Sosyal medyada göründük, kapatmaya kalktınız. Miting çağrısı yaptık, yasak koydunuz. Haberiniz olsun: vazgeçmeyeceğiz!” notunu paylaştı. Türkiye’nin dört bir yanından miting için Ankara’ya gelmekte olan avukatlar da “Geliyoruz” paylaşımı yaparak mitinge destek verdi.

Sosyal medyaya operasyon başladı: TikTok hakkında soruşturma açıldı

Okumaya devam et

Popular