Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Demirtaş’tan ittifak çağrısı: Daha cesur ve büyük siyasi hamleler yapabilmeliyiz

Tutuklu muhalif lider Selahattin Demirtaş, HDP ve muhalefete ittifak çağrısı yaptı. “Geçmişten ders çıkararak demokrasi, özgürlük, barış ve ekonomik refah için daha cesur ve büyük siyasi hamleler, geniş ve açık ittifaklar yapabilmeliyiz” dedi.

BOLD – Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş, 7 Haziran 2015 genel seçiminin 5’inci yıl dönümü nedeniyle bir yazı kaleme aldı.

Yazısında geniş ittifaklar kurulması gerektiğini belirten Demirtaş, “Geçmişteki başarılarla gurur duymak iyi bir şeydir. Ama daha iyi olan, o başarıların formülünü yeni başarıları mayalamak için kullanmaktır… HDP yönetimi her türlü eleştiri ve öneriyi, kurumsal çerçevede ve kurumsal yapıya saygılı kalmak suretiyle kabul edecek bir yapıdadır. İçinde bulunduğumuz dizginsiz saldırı dalgasında, HDP’de kenetlenmekten de geri durmayalım” ifadelerini kullandı.

Selahattin Demirtaş, HDP’li Leyla Güven, Musa Farisoğulları ile CHP’li Enis Berberoğlu’nun vekilliklerinin düşürülmesinden önce kaleme aldığı ve Mezopotamya Ajansı’na gönderdiği yazıda şu mesajları verdi:

HER TÜRLÜ KARALAMAYA RAĞMEN

“7 Haziran 2015 seçimleri mücadelemiz ve ülkemiz için son derece önemli seçimlerdir. Öncelikle, o görkemli başarının sağlanmasında emeği olan herkesi sevgiyle selamlıyorum. Seçim yarışının eşitsiz koşullarına, AKP’nin bütün devlet imkanlarını sonuna kadar kullanmasına, Adana ve Mersin il binalarımız ile Diyarbakır mitingimize yönelik bombalı saldırılar başta olmak üzere çeşitli mitinglerimize yapılan irili ufaklı tacizlere ve saldırılara, partimize yönelik her türlü karalamaya rağmen seçimi kazanma başarısını göstermiştik. Bu başarının kaynağında parti programımızın, seçim bildirgemizin, ilkeli duruşumuzun etkisi ve tabii ki tüm çalışanlarımızın, gönüllü katkı veren herkesin üstün çabası vardı.

7 HAZİRAN’DA AKP İLK KEZ YENİLDİ

7 Haziran 2015 seçimleri esas olarak tekçiliğe karşı çoğulculuğun başarısıydı. Bununla birlikte, seçim sonuçları pek çok açıdan değerlendirilebilir. Bunlardan biri de o seçimlerin, AKP’nin yenilmez olmadığını göstermesidir. Gerçekten de o güne kadar girdiği her seçimi kazanan AKP, seçimden birinci parti olarak çıkmışsa da ilk kez olarak yenilmiş, iktidardan düşmüştü. Dolayısıyla 7 Haziran seçimleri, AKP’ye karşı nasıl kazanılabileceğinin güzel bir örneğiydi.

BASKICI REJİMİN DEĞİŞMESİ İÇİN HERKES EL ELE VERMELİ

7 Haziran 2015 seçimleri bir başarıydı ama geçmişe saplanıp da kalmamak gerekir. Geçmişteki başarılarla gurur duymak iyi bir şeydir. Ama daha iyi olan, o başarıların formülünü yeni başarıları mayalamak için kullanmaktır. Dolayısıyla bu açıdan bakılınca, 7 Haziran seçimlerinin bir başka önemi de ülke olarak nasıl kazanacağımızın ipuçlarını içermesidir. Ülkemizin sorunlarına çözümler içeren kapsayıcı bir programla, cesaretle ve kararlılıkla, çok sesli ve çok renkli bir şekilde, bu baskıcı rejimin değişmesini isteyen herkesin el ele vermesiyle iktidarın yenilgiye uğratılması mümkündür.

İLKESEL BİR ÇERÇEVE

Nitekim bunun bir benzeri, son yerel seçimlerde görüldü. O seçimlerde her ne kadar yukarıda belirtmeye çalıştığım şekilde bir çerçeve oluşmadıysa da AKP iktidarı önemli bir şekilde geriletildi. Bu demek oluyor ki, önümüzdeki ilk seçimde iktidarı değiştirerek demokrasi, özgürlük, barış ve ekonomik refah sağlamanın yolu, 7 Haziran 2015 seçimlerini hatırlayarak, 30 Mart 2019 yerel seçimleri pratiğinin daha geniş, daha net, daha ilkesel bir çerçeveye dönüştürülmesinden geçiyor.

GENİŞ İTTİFAKLAR YAPABİLMELİYİZ

Öte yandan, 7 Haziran başarısını kalıcı hale getirememiş olmak, her ne kadar iktidarın baskıcı politikaları nedeniyle ise de, elbette bizim de eksikliklerimiz oldu. Geçmişten ders çıkararak demokrasi, özgürlük, barış ve ekonomik refah için daha cesur ve büyük siyasi hamleler, geniş ve açık ittifaklar yapabilmeliyiz. Bu konuda tüm Kürt hareketinin HDP’nin önünü açacak bütünlüklü desteği sunacağına inanıyorum.

KENETLENME ZAMANI

Ayrıca belirtmek isterim ki, HDP yönetimi her türlü eleştiri ve öneriyi, kurumsal çerçevede ve kurumsal yapıya saygılı kalmak suretiyle kabul edecek bir yapıdadır. Önerilerimizi, varsa eleştirilerimizi uygun yol ve yöntemlerle parti yönetimimize iletelim. Bunu yaparken, içinde bulunduğumuz dizginsiz saldırı dalgasında, HDP’de kenetlenmekten de geri durmayalım.

ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ ZAMANI

7 Haziran 2015 seçimlerinin sonucu gerçekten de büyük bir başarıydı. Şimdi hedefimiz, 7 Haziran başarısının tekrarı değil, onu kat be kat aşmak olmalıdır. Bu hedef için gerek ülkede gerekse de sürgünde mücadele yürüten tüm arkadaşlarımı bir kez daha, coşkuyla ve kararlılıkla HDP’de kenetlemeye çağırıyorum. Önceki dönemlerde ve bu dönemde görev yapan bütün arkadaşlarımız birbirinden kıymetlidir. Zaman, yıpratıcı tartışmalardan uzak durarak özgürlük mücadelesinde bütünleşme zamanıdır. Bunu başaracağımıza olan inancım tamdır. Zindanda, yurt dışında ve sahada mücadele eden bütün yoldaşlarıma büyük hasret ve selamlarımı gönderiyorum.”

“İktidar, istediği vekili cezaevine koyar! Hukuksuzluk süreci devam ediyor”

Politika

Hamza Yerlikaya hakkında sahte diploma iddiası!

Vakıfbank Yönetim Kurulu üyeliğine atanan eski güreşçi Hamza Yerlikaya hakkında lise diplomasının sahte olduğu iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. 

BOLD – Halkın Kurtuluş Partisi (HKP), Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Vakıfbank yönetim kuruluna atanan Hamza Yerlikaya’nın lise diplomasının sahte olduğunu iddia etti. HKP bu iddiasını yargıya taşıyarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. 

HKP’nin avukatları, suç duyurusu dilekçesinde Yerlikaya’nın ‘sahte lise’ diploması ile üniversitelerden önlisans, lisans ve yüksek lisans mezunu olduğu ve Vakıfbank’ın Yönetim Kurulu üyeliğine kadar getirildiğini savundular. 

SAHTE DİPLOMA İŞİ ÖRGÜTLÜ BİR SUÇTUR 

Suç duyurusu dilekçesinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yerlikaya ve Yerlikaya’nın öğrenim gördüğü süreçteki Gazi Üniversitesi Rektörü, Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Müdürü, Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü, Burdur Eğitim Fakültesi Dekanı, Sakarya Üniversitesi Rektörü, Beden Eğitimi ve Spor Bölümü Dekanı, Beden Eğitimi ve Spor Bölümü Yüksek Lisans Sorumlu Öğretim üyesi, milletvekili adaylığı sırasında görevde olan Yüksek Seçim Kurulu Başkanı ve üyeleri, TBMM Başkanı ve Sermaye Piyasası Kurulu üyelerine, “Resmi belgede sahtecilik”, “Nitelikli dolandırıcılık, 5411 sayılı Bankacılık kanuna muhalefet”,  “Görevi kötüye kullanma”, “Suç işleme amacıyla örgüt kurma” suçlaması yöneltildi. 

Suç duyurusu dilekçesinde, “Bu atama hükümsüzdür, yoklukla maluldür. Yukarıda Hamza Yerlikaya için atfettiğimiz suç nitelemeleri aynı nedenlerle Recep Tayyip Erdoğan için de geçerlidir. Hatta öyle ki bu kadar “tesadüf” gerçeğe aykırıdır. İddiamız odur ki bu sahte diploma işi örgütlü bir suçtur. Bu konuda derhal soruşturma açılmalı, Hamza Yerlikaya’ya diploma getirenlerin kimler olduğundan başlanarak genişletilmelidir” denildi. 

Tayyip Erdoğan’ın başkanı olduğu Varlık Fonunu kapatacak

Okumaya devam et

Politika

Ali Babacan’dan Tayyip Erdoğan’a sabun köpüğü uyarısı

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Erdoğan’ın dış politikasını eleştirdi. “İçeride taraftar toplamak, kutuplaştırmak, herkesi düşman göstermek için ‘Eyy falanca ülke’ diye bağırıyorsunuz. Sırf lafla, hamasetle devam ederseniz o sabun köpüğü gibi söner” dedi.

BOLD – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, katıldığı Karar TV’deki programda Elif Çakır, İbrahim Kahveci ve Taha Akyol’un sorularını yanıtladı. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dünkü sosyal medya çıkışını değerlendiren Ali Babacan, şunları söyledi: “Sosyal medyayı kapatmaya çalışıyorlar. Niye? Sosyal medya denemeleri oldu, baktılar ki ‘dislike’larda durum felaket. ‘Bu böyle olmayacak bari kapatalım’ dediler. Başarısız olunca direkt müdahale. Teknoloji üreten gençlerin, gönüllerini kaybettiler örneğin. Teknoloji ile mücadele etmeleri mümkün değil. Teknoloji ile ancak yan yana yürürler. Teknoloji ile sadece büyünür. Teknoloji ile savaşmak, teknolojiyi kapatmak ya da yasaklamak mümkün değil. Bu dünya çok geride kaldı.”

Babacan, Erdoğan’ı sabun köpüğü benzetmesiyle uyardı. “İçeride taraftar toplamak için, kutuplaştırmak için herkesi düşman göstermek için ‘Eyy falanca ülke’ diye bağırıyorsunuz. Kısa vadede kendi vatandaşlarımızda milli duygular kabarıyor. Ama bu bağırmaların arkasında gerçek bir güç yok; sırf lafla, hamasetle devam ederseniz o sabun köpüğü gibi söner. Dış politika kişiselleştiğinde ülkenin çıkarı kalmıyor ve kaybettiğinizi geri getiremiyorsunuz” dedi.

Polis ağzını açana cezayı kesti: Hem sosyal mesafeye uyma hem de bize müdahale et!

 

Okumaya devam et

Politika

Tayyip Erdoğan’ın başkanı olduğu Varlık Fonunu kapatacak

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, iktidara geldiklerinde AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanı olduğu Varlık Fonunu kapatacağını söyledi.

BOLD – Ali Babacan, Karar TV’de Liderler Ekonomi programına konuk oldu. Taha Akyol, Elif Çakır ve İbrahim Kahveci’nin sorularını yanıtladı. DEVA Partisi Genel Başkanı, Türkiye Varlık Fonunu iktidara geldiklerinde kapatacaklarını açıkladı. Varlık Fonunun tam bir kara delik olduğunu vurguladı.

Babacan, Türkiye Varlık Fonu ile ilgili şunları söyledi: “Varlık Fonu, şeffaflığı olmayan, hesap verebilirliği olmayan bir yapı. Sayıştay denetiminden uzak, hiçbir kurala tabii değil. İnanın; babanızdan miras kalsa o kadar para harcamazsınız. Tamamen borçlanmaya dayanan bir yapı. Varlık Fonu, ilk kurulduğu ne yaptıklarını biliyorsunuz? Borç para; aramak oldu… 2016’da kanun çıktı, ilk borçlanmayı 2009’da yapabildiler. 3 yıl kimse para vermedi! ‘Herkes neden para arıyorsunuz’ diye sordu. Kendi içinde çok tezatlıkları var. Biz bunu kesinlikle kapatacağız. Ben 5 yıl boyunca Varlık Fonunun kurulmasını engelledim. Çünkü Hazine Bakanı’nın imzası olmadan kurulamıyordu. Ben gittikten bir sene sonra kuruldu. Kesinlikle iktidara geldiğimizde kapatacağız. Tabii çok ciddi zarara da neden olacak bu durum. Şimdiden o delik oluştu ve bu durum derinleşecektir.”

Ekonomik göstergelerin iyiye gitmediğini de belirten Babacan, şöyle devam etti: “2014’ten beri Türkiye’de kademeli bir otoriterleşme başladı. Liyakatli insanlar, yavaş yavaş sistem dışına itildi. 15 Temmuz ile birlikte de otoriterleşme ‘meşru bir zemin’ kazandı. 2017’deki anayasa değişikliği ile de ‘Cumhurbaşkanı Hükumet Sistemi’ adı altında bir sistemsizlik oluşturuldu.”

Okumaya devam et

Popular