Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Hüda Kaya’dan Diyanet’e: Müslümanları temsil eden bir kurum değilsiniz!

28 Şubat mağduru HDP Milletvekili Hüda Kaya, Diyanet İşleri Başkanlığının Müslümanlar adına ahkam kesemeyeceğini vurguladı. Hırsızlar ve çocuk istismarcıları hakkında konuşmasını söyledi.

BOLD – HDP Milletvekili Hüda Kaya, Diyanet İşleri Başkanlığının şikayeti üzerine Ankara Barosu’na yönelik başlatılan soruşturmaya tepki gösterdi. Kaya, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi baroların da bir konu hakkında düşüncesini söyleme hakkına sahip olduğunu ifade etti.

“KENDİNİZİ KUTSALLARIN SAHİBİ İLAN EDEMEZSİNİZ”

“Diyanet bizim adımıza ahkam kesemez” diyen Kaya, “Diyanet, diyanetliğini yapacaksa, din adına konuşacaksa hırsızlık için, çocuk tecavüzleri için konuşmalı. Kuran kurslarında tecavüze uğrayan erkek çocukların hakkını savunmalı” ifadesini kullandı. Kaya, sözlerinin devamında Diyanet’in kendisini temsil etmediğini ve güven vermediğini ifade ederek şöyle konuştu:

“DÜŞÜNCE HAKKI, ÖZGÜRLÜK İÇİN KONUŞMALI”

“Biz muhâfazakârız, biz aile kutsiyetine sahip çıkıyoruz diye kendinizi kutsalların sahibi gibi ilan edemezsiniz. AKP Genel Başkanının da LGBTİ+ için söylediği sözleri gidin internetten okuyun. Diyanet işler bir Müslüman olarak beni temsil eden bir kurum değildir. Meşru değildir. Çocuklarımızın bile öğrettiği din derslerini aldırabilecek kadar güvene sahip değildir. Diyanet bizim adımıza ahkam kesemez. Diyanet kendi düşüncesini söylüyorsa barolarda düşüncelerini söyleme hakkına sahiptir. Mezhepçi, Emevici düşünceyi İslam adına bu topluma dayatma hakkına sahip değilsiniz. Diyanet, Diyanetliğini yapacaksa, din adına konuşacaksa hırsızlık için, çocuk tecavüzleri için konuşmalı. Kuran kurslarında tecavüze uğrayan erkek çocukların hakkını savunmalı. Yolsuzluklar için, haksız yere katledilen insanlar için konuşmalı. Kuran’da insani hakların temeli olan düşünce hakkı, özgürlük için konuşmalı. Tüm kötülükleri tek bir noktada yoğunlaştırması diyaneti meşru kılmaz.”

Patlayan gözaltı dalgası özellikle kadınları hedef alıyor

Gündem

Kırgızlı siyasetçiden Orhan İnandı açıklaması

Hakan Fidan’ın başında olduğu MİT tarafından kaçırılan eğitimci Orhan İnandı’nın Kırgız dostları ona sahip çıkıyor. Eski milletvekili Tursunbay Bakir Uulu, İnandı’nın hala daha bulunamamış olmasından duyduğu endişeyi dile getirdi.

BOLD – Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te 31 Mayıs akşamı kaçırılan Sapat Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Orhan İnandı’nın eski dostlarından, Erkin Kırgızistan Partisi Genel Başkanı, Eski Milletvekili Tursunbay Bakir Uulu da bir açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un İnandı’nın bulunması için talimat vermesinin çok doğru bir karar olduğunu söyleyen Uulu, ancak, şu ana kadar bulunamamış olmasından ciddi şekilde endişe duyduğunu ifade etti.

“GÜVENLİK BİRİMLERİNİN ÇALIŞTIĞINI SÖYLEYEMEM”

Orhan İnandı hakkında Kırgız Meclisi Genel Kurulu’ndaki oturumu izlediğini belirten Uulu, “İçişleri Bakanlığı, Milli Güvenlik Devlet Komitesi ve Millî Eğitim Bakanlığı yetkilileri milletvekillerinin sorularını cevapladı. Cumhurbaşkanımızın bizatihi kendi himayesinde yürüttüğü soruşturmanın, ilgili makamlarca çok daha fazla çaba sarf ederek sonuçlandırılmasını istiyoruz. Şu ana kadar güvenlik birimlerinin bu şekilde çalıştığını söyleyemem.” dedi.

“DAHA ÖNCE DE ADAM KAÇIRMA OLAYLARI YAŞANDI”

Kırgızistan’ın eski cumhurbaşkanlarından Askar Akayev döneminde yaşanan insan kaçırma olaylarını hatırlatan Uulu şöyle devam etti:

“Akayev döneminde Özbek siyasetçi Abdumanab Pulatov’un komşu ülkenin özel istihbarat servisleri tarafından Bişkek’ten kaçırıldığını unutmuyoruz. Daha sonra Kırgız vatandaşımız olan Özbeklerin ülkemizden kaçırılma vakaları artmaya başladı. Bu gelişmelerin akabinde 1997’de Kırgız Meclisi’nde olayın araştırılması için benim de bulunduğum bir komisyon kuruldu. Özbekistan’a kaçırılarak hapsedilen vatandaşlarımızın ismini tespit ederek Meclis Genel Kurulu’nda açıkladık.

Ombudsman olduğum 2005 yılında Andican olayları yaşanmış ve Özbekistan’dan ülkemize sığınanlar olmuştu. Özbekistan ülkemize sığınan 22 Özbekistan vatandaşının iadesini istemişti. Ombudsman olarak iade kararına karşı çıkmama rağmen dönemin cumhurbaşkanı ve başsavcısı bu kişileri Özbekistan’a iade etti.

Kısaca özetlemem gerekirse, geçmişte de ülkemizde kaybolma veya gizli istihbarat servisleri tarafından adam kaçırma olayları yaşandı. İçişleri Eski Bakan Yardımcısı Kursan Asanov’un soruşturmasında İçişleri Bakanlığı’nın oğlunun gittiği bütün yerleri kameralardan tespit ederek göstermesini unutmuş değiliz.

Kaçırıldığı gün İçişleri Eski Bakanı Melis Turgunbaev ile buluşmasından sonra kimler ile bir araya geldiği ve yol güzergahını üzerindeki kameralardan kendisini takip eden araç ya da araçları tespit etmem mümkün.”

Facebook sayfasından bir açıklama yapan ve Orhan İnandı ile fotoğrafını da paylaşan Uulu, Kırgızistan’ın daha fazla utanç durumuna düşmemesi için kaybolan Kırgız vatandaşlarının sağ-salim bulunması gerektiğini sözlerine ekledi.

Kırgız Meclisi Orhan İnandı’yı bulmaya kararlı: Kendimizi rezil etmemeliyiz

Okumaya devam et

Gündem

AKP’li başkanın yanında el pençe duran savcı Ceza Tevkif Evleri Genel Müdür Yardımcısı oldu

Bir et lokantasının açılışında eski AKPli Kazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk’ün yanında el pençe divan şekilde fotoğraflanan eski Kazan Cumhuriyet Başsavcısı Abdullah Çıtlak’ın terfi ederek Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdür Yardımcısı olduğu ortaya çıktı.

BOLD – Kazan Başsavcılığının ardından Ankara Batı Adliyesi Savcılığına atanan Çıtlak, Aralık 2018’de Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdür yardımcılığı görevine atandı.

Çıtlak, 3 yıla yakın bir süredir genel müdür yardımcısı olarak görev yapıyor. Çıtlak’ın Kazan Başsavcılığı görevi sırasında Mayıs 2016’da bir et lokantasının açılışı sırasında verdiği fotoğraf tartışmaya neden olmuştu.

AKP’li Kazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk ve AKP’lilerle lokanta açılışına Kazan Cumhuriyet Başsavcısı Abdullah Çıtlak da katılmıştı. Çıtlak’ın Lokman Ertürk’ün yanında el pençe divan şekilde duruşu tepki toplamıştı.

Abdullah Çıtlak.

Düşünce suçlusuna insafsız infaz: Bu nasıl adalet?

Okumaya devam et

Gündem

Ayten Öztürk Türkiye’deki işkenceleri anlattı: Askı, elektrik, tecavüz, tabutluk

Ağır işkenceler gördükten sonra tutuklanan ve iki gün önce tahliye edilen Ayten Öztürk, Ankara’da bir işkencehanede askıdan, elektriğe, taciz ve tecavüz girişimden tabutluğa koyulmaya kadar yapılan işkenceleri anlattı.

BOLD – 8 Mart 2018’de Lübnan’dan kaçırılıp Türkiye’ye getirilen Ayten Öztürk, Ankara’da bir işkencehanede yaşadığı insanlık dışı muameleleri Fosem TV’ye anlattı.

Askıdan falakaya elektroşoktan elektriğe, tacizden tecavüz girişimine, tabutluğa konulmadan boğma girişimlerine kadar her türlü işkenceyi yaşadığını söyleyen Öztürk, “Küçücük, daracık bir hücrede kaldım. Bu hücrede bana zaman zaman soğuk hava, zaman zaman sıcak hava verilerek orada beni boğmak, dış dünyadan tamamen koparmak ve düşüncelerimden tamamen arındırmak istiyorlardı” dedi.

Yapılan tüm işkencelere ve işbirliği tekliflerine dayandığını belirten Öztürk, “Oradaki her anımda sizler vardınız, tüm sevdiklerim, inandığım değerler vardı. Onlardan güç aldım, onlarla direndim. İşbirlikçilik tekliflerine yine onlarla karşılık verdim, tabi ki de kabul etmedim, etmezdim.” ifadelerini kullandı.

“HAKİM VE SAVCILAR YARALARIMA BAKMA GEREĞİ DUYMADILAR”

6 ay sonra serbest bırakıldığı yerde Ankara TEM tarafından gözaltına alınan Öztürk, hukuksuzlukların mahkeme sürecinde de devam ettiğini belirtti:

“Böyle bir süreçten sonra yargılanma sürecim başladı. Hakim ya da savcılar benim yaralarıma bakma gereği bile duymadılar. Oysaki bedenimde 898 yara izi vardı. 25 kilo vermiştim. Ayakta duramıyordum, konuşmakta zorluk çekiyordum, denge sorunu yaşıyordum. Çünkü öyle bir yerdeydim ki ne insan sesi duyabiliyordum ne hava alabiliyordum ne de gülebiliyor, konuşabiliyordum.”

“İŞKENCEYİ GİZLEMEYE ÇALIŞTILAR”

Öztürk: “Böyle bir yerde çıktıktan sonra da adaletsizlik devam etti. İşkence gizlenmeye çalışıldı. Ben yargılandığım davadan aslında serbest bırakılmıştım. Ancak işkenceden sonra Ankara polisi beni işkencecilerin bıraktığı yerde bulmuş gibi yapıp gözaltına aldılar ve tekrar tutukluluğum devam etti. Ben bu tutuklamanın işkencenin ört bas edilme amaçlı olduğunu düşünüyorum.”

“İŞKENCE VARDIR, EN SOMUT ÖRNEĞİ BENİM”

“Türkiye’de işkence yoktur” diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sözünü hatırlatan Öztürk, “Ülkemizde bir işkence gerçeği var. En somut göstergesi benim. Ben bunları yaşadım. Sağlık raporlarımda da mevcut. İşkence gerçeği her yerde teşhir edilmeli, anlatılmalı ve bu adaletsizliklerin ve bu vahşetin sürmemesi için herkesi duyarlı olmaya ve mücadeleye davet ediyorum.” diye konuştu.

Lübnan’dan kaçırılıp özel uçakla Türkiye’ye getirildikten sonra 6 ay boyunca işkence gördüğünü açıklayan Ayten Öztürk, 10 Haziran’da İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinde DHKP-C üyesi olduğu iddiasıyla iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Öztürk’ün gördüğü işkenceleri anlattığı 12 sayfalık savunmasını ilk kez Bold Medya‘da yayınlanmıştı.

Ankara’daki işkence merkezinde 6 ay işkence gören Ayten Öztürk her şeyi anlattı

 

Tahliye olan Ayten Öztürk cezaevi çıkışında gözaltına alındı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0