Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Dünyada koronavirüs vaka sayısı 9 milyonu aştı, bir günlük vaka artış rekoru kırıldı

Son rakamlara göre dünya genelinde Kovid-19 vaka sayısı 9 milyonu aştı. Dünya Sağlık Örgütü, son 24 saatte dünya çapında tespit edilen yeni vaka sayısında rekor kırıldığını açıkladı.

BOLD – Worldometers sitesinin verilerine göre dünya genelinde vaka sayısı 9 milyon 73 bini aştı. Ölenlerin sayısı ise 468 bin 754’e yükseldi.

Dünya genelinde 4 milyon 855 bin kişi hastalığı atlatırken, halen 3 milyon 746 bin hasta da tedavi görüyor.

BİR GÜNLÜK VAKA SAYISI ARTIŞINDA REKOR

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), son 24 saatte tespit edilen yeni koronavirüs vakalarının sayısının, 183 bini geçerek rekor kırdığını açıkladı.

Yeni vakaların çoğunun Kuzey ve Güney Amerika kıtalarından geldiği duyuruldu.

DSÖ’ye göre vakaların 50 binden fazlası üç ülkede, Brezilya, ABD ve Hindistan’da görüldü.

Artan vaka sayısı, artan test kapasitesiyle de ilişkilendiriliyor.

EN ÇOK VAKA VE CAN KAYBI ABD’DE

ABD, Kovid-19 salgınının merkezi ve en çok can kaybının yaşandığı ülke olmaya devam ediyor. Son rakamlara göre virüs bulaşan kişi sayısı son 24 saatte 34 bin artarak, 2 milyon 356 bin 841 kişiye yükseldi.

Ölenlerin sayısı ise 122 bin 250 olarak açıklandı.

ABD’li yetkililer, ülkenin özellikle güney kesimlerindeki eyaletlerde yeni tip koronavirüse yakalanan genç sayısının ciddi oranda artış gösterdiğini duyurdu. Salgından en fazla etkilenen eyalet ise New York.

BREZİLYA’DA CAN KAYBI 50 BİNİ GEÇTİ

Koronavirüs vakası sayısı bir kaç gün önce 1 milyonu aşan Brezilya, dünyada ABD’den sonra Kovid-19 ölümlerinin 50 bini aştığı ikinci ülke oldu.

Üstelik uzmanlar salgının ülkede henüz en yüksek yayılma hızına eriştiği tepe noktasına haftalar olduğunu söylüyorlar.

Brezilya’nın aşırı sağcı Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun ekonomiyi sekteye uğratmamayı önceleyerek salgına karşı sokağa çıkma önlemleri almama kararı ise tepkilere yol açıyor.

Salgın yayılıp ölümler arttıkça, art arda ikisi de doktor olan iki sağlık bakanı istifa etti. Ülkede ardından sağlıkla ilgisi olmayan bir general sağlık bakanlığı görevine getirildi.

Brezilya Sağlık Bakanlığı dün son bir gün içinde koronavirüsten 641 kişinin daha öldüğünü ve toplam ölümlerin 50 bin 617’ye yükseldiğini açıkladı. Yine son bir gün içinde 17 bin yeni vaka görüldü.

Brezilya’da son günlerde, koronavirüsten günde yaklaşık 1000 kişi hayatını kaybediyor. Hafta sonları bu rakam biraz daha düşük çıkıyor.

Bir çok uzman gerekli olanın ancak yirmide biri kadar test yapıldığı için vaka sayılarının düşük çıktığını asıl sayıların çok daha yüksek olduğunu düşünüyor.

ABD’nin ardından en fazla vaka görülen Brezilya’da vaka sayısı toplamda 1 milyon 86 bin 990.

ABD ve Brezilya’nın ardından en fazla vaka görülen ülkeler sırasıyla, 592 bin 280 vakayla Rusya, Hindistan (426 bin 910) İngiltere (304 bin 331), İspanya (293 bin 352), Şili (242 bin 355), Peru (251 bin 338), İtalya (238 bin 499), İran (204 bin 952) ve Almanya (191 bin 575) oldu.

İSPANYA’DA OHAL SONA ERDİ

İspanya’da koronavirüs salgını nedeniyle 14 Mart’ta ilan edilen olağanüstü hal sona erdi. OHAL’in son bulmasıyla birlikte İspanya’da turizm sezonu da açıldı.

Avrupa Birliği’nden, Schengen Bölgesi’nden ve İngiltere’den turistler bugünden itibaren İspanya’da tatil yapabilecek.

İspanya’ya gidecek tüm turistlerin havaalanlarında ateşleri ölçülecek.

Turistlere daha önce koronavirüse yakalanıp yakalanmadıkları sorulacak ve İspanya’da nerede kalacaklarını bildirmeleri istenecek.

İspanya’yı normalde yılda 80 milyon turist ziyaret ediyor, turizm sektörünün ülkenin milli gelirindeki payı yüzde 12’den fazla.

İspanya’nın Portekiz’le kara sınırı ise Portekiz’in talebi üzerine 1 Temmuz’a kadar kapalı kalacak.

Mart ayı ortasında sıkı sokağa çıkma kısıtlamaları getiren İspanya, Avrupa’da koronavirüsten en fazla etkilenen ülkelerden biri olmuştu.

Amerikan Johns Hopkins Üniversitesi’nin verilerine göre İspanya’da 293 bini aşkın koronavirüs vakası görüldü, virüsün neden olduğu Kovid-19 hastalığı sonucu 28 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

GÜNEY KORE’DE İKİNCİ DALGA YAŞANIYOR

Güney Kore’de sağlık yetkilileri koronavirüs salgınında ikinci dalganın görüldüğünü açıkladı.

Yetkililer Pazartesi günü yaptıkları açıklamada son 24 saatte 17 yeni vakanın tespit edildiğini ve bu kişilerin farklı büyük ofis ve depolarda çalıştıklarını açıkladı.

Güney Kore Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi Direktörü Jeong Eun-kyeong, Mayıs ayının başındaki bir hafta sonu tatilinin Seoul bölgesindeki salgının ikinci dalgasının başlangıcını oluşturduğunu söyledi.

Doktor Jeong, bu son vakaların ülkede ikinci dalganın yaşandığı sonucuna varmasına yol açtığını ve vakaların devam etmesini beklediğini söyledi.

Koronavirüs salgınıyla mücadelede örnek ülke olarak gösterilen Güney Kore’de 20 Ocak’ta ilk vaka bildirildiğinden beri 280 kişi hayatını kaybetti.

HOLLANDA’DA ÖLÜM YAŞANMADI

Hollanda Halk Sağlığı ve Çevre Enstitüsü’ne (RIVM) göre, 12 Mart’tan bu yana ilk kez Kovid-19’a bağlı ölümlerin olmadığı bir gün yaşandı.

Son 24 saatte, koronavirüs salgınına bağlı hiçbir ölüm vakası bildirilmedi.

Bugün sadece 2 kişinin Kovid – 19’a bağlı olarak hastaneye kabul edildiği, 69 kişide de koronavirüs tespit edildiği belirtildi.

Kovid-19 nedeniyle ilk kez 6 Mart’ta ölümün görülen Hollanda’da, 12 Mart’tan itibaren ölenlerin sayısı artmaya başladı.

Bugüne kadar toplam 6 bin 90 kişi koronavirüs yüzünden yaşamını yitirdi.

Bir gün içinde en fazla ölüm, 7 Nisan’da görüldü. O gün, 234 kişi Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.

Ülkedeki toplam vaka sayısı da, 49 bin 658 olarak saptandı.

Diyanet camisinde korona çıktı cemaat test için kiliseye koştu

Dünya

Almanya’dan çarpıcı araştırma: İslam entegrasyona engel değil

Almanya Federal Göç ve Mülteci Dairesi, Almanya’da yaşayan Müslümanlarla ilgili ilginç bir çalışma gerçekleştirdi. Müslümanların yaşamının incelendiği çalışma, dinin günlük yaşam üzerindeki etkisini ve İslam’ın entegrasyona neden engel olmadığını açıklıyor.

BOLD – Almanya Federal Göç ve Mülteci Dairesi’nden (BAMF) Sosyolog Katrin Pfündel ve Ekonomist Dr. Kerstin Tanis Almanya’da yaşayan Müslüman nüfusu araştırdı. Haber portalı DTJ’de yayınlanan röportajda Pfündel ve Tanis araştırmaya dair merak edilen soruları yanıtladı.

MÜSLÜMAN NÜFUSTA BÜYÜK ARTIŞ

Almanya’da 5,3 – 5,6 milyon arasında Müslüman yaşıdığıı belirten Pfündel, “Yakın ve Orta Doğu’daki Müslüman ülkelerden artan göçler sonrası bu sayının 2015’ten bu yana yaklaşık 1 milyon arttığını söyledi.

Bu sayının Almanya’da toplam nüfusun oranı yüzde 6,5’ine dek geldiğini söyleyen Pfündel, “‘Almanya’da Müslüman Yaşamı 2020’ araştırmamızın bir parçası olarak, Almanya’daki Müslüman yaşamın çok çeşitli olduğu sonucuna vardık. Türk kökenli Müslümanlar, Müslüman halk arasında en büyük menşe grubu olmaya devam ediyor. Almanya, ancak birkaç yıl önceki gibi artık mutlak çoğunluk değil” diye konuştu.

KÖKENE VE İNANCA GÖRE FARKLILAR VAR

Müslüman toplumların özelliklerine de değinen Pfündel: “Çalışma için günlük dini uygulamaların çeşitli yönlerini topladık. Müslümanlar için çok farklı anlamları olduğu gösterilmiştir. Örneğin yüzde 39’u her gün ibadet ediyor. Ancak yaklaşık dörtte biri hiç ibadet etmiyor. Dini yiyecek ve içecek kurallarına uyanların oranı yüzde 70. Dini bayramların kutlanması da Müslümanlar için çok önemli. Burada kökene veya inanca göre farklılıklar vardır. Bir örnek vermek gerekirse: Kuzey Afrika’daki Müslümanların yüzde 85’i oruç tutarken, Güneydoğu Avrupa’dan gelen Müslümanların sadece yüzde 40’ı oruç tutuyor” dedi.

ENTEGRASYON SÜRECİ ABARTILIYOR

Dinin entegrasyon üzerindeki etkisine değinen Tanis kıyaslama yapabilmek için de Müslümanlarla Hristiyanları karşılaştırdıklarını söyledi. Karşılaştırma sonucuyla ilgili Tanis: “Neredeyse hiç fark yoktu. Çalışmanın kendisinde, örneğin Almanca bilgisi, eğitim nitelikleri veya Almanya’ya bağlanma gibi çeşitli göstergelere başvurduk. Verilerimiz, sosyal köken, Almanya’da kalış süresi veya göç tarihi gibi etkileyen faktörlerin entegrasyon için basit dini bağlılıktan daha yüksek bir açıklayıcı değere sahip olduğunu göstermektedir. Her şeyi açıklığa kavuşturacak olursak: Dini bağlılığın entegrasyon süreci üzerindeki etkisinin genellikle abartıldığı sonucuna varıyoruz” ifadelerini kullandı.

MÜSLÜMANLARIN 3’TE 2’Sİ ALMANLARLA TEMAS HALİNDE

Tanis, Müslümanların topluma sosyal katılımıyla ilgili de: “Sosyal içerme, entegrasyon sürecinin önemli bir parçasıdır. Bu bağlamda, örneğin, menşe ülkeleriyle ilgili Alman dernek ve derneklerine üyelikleri ve ayrıca Alman kökenli kişilerle temas sıklığını sorduk. Bu iki göstergeye bakarsak, Müslümanların büyük çoğunluğunun Almanya’da oldukça iyi entegre olduğunu görürüz. Günlük temaslarla ilgili olarak, örneğin, tüm Müslümanların üçte ikisinin genellikle Alman kökenli insanlarla temas halinde olduğu görülebilir. Bu mahalleyi, aileyi ve aynı zamanda arkadaş çevresini de etkiler. Temas sıklığı işyerinde en yüksektir ve neredeyse yüzde 100’dür” şeklinde konuştu.

Bazıları naz yapsa da erken seçim yükleniyor

Okumaya devam et

Dünya

Türkiye AB savunma projesinde yer almak için başvurdu

Türkiye‘nin, AB ülkelerinin savunma alanında ortak çalışmalarına çerçeve oluşturan Yapılandırılmış Daimi İşbirliği (PESCO) projesinde yer almak üzere başvurduğu ileri sürüldü. Türkiye ile ilgili kararda Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın tepkisi belirleyici olacak.

BOLD – Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin savunma alanında yoğun işbirliğine çerçeve oluşturan Yapılandırılmış Daimi İşbirliği’nin (PESCO) bir projesinde yer almak üzere resmen başvurdu.

Alman Welt am Sonntag gazetesinin diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre Türkiye, yer almak istediği PESCO projesinin koordinasyonundan sorumlu olan AB ülkesi Hollanda’ya bu konuda geçen hafta resmi başvuru yaptı.

Türkiye’nin yer almak istediği milyarlık projenin ‘askeri hareket kabiliyetinin iyileştirilmesini’ içerdiği bildiriliyor. Hollanda, askeri birliklerin ve askeri araç ile teçhizatın Avrupa içinde naklinin iyileştirilmesine dair projeninin koordinasyonunu yürüten üye ülke.

Kasım 2020’den bu yana AB üyesi olmayan ülkeler de PESCO projelerine katılabiliyor. PESCO 24 AB üyesi ülkesi müşterekliğinde yürütülüyor.

AB ÜYESİ OLMAYAN ÜLKELER HANGİ ŞARTLARLA KATILABİLİYOR?

Avrupa Birliği dönem başkanlığını Almanya’nın yönettiği 2020’nin ikinci yarısında, AB üyesi olmayan ülkelerin de PESCO projelerinde yer alabilmesinin önü açılmıştı.

AB üyesi olmayan ülkelerin belli siyasi, yasal ve maddi kriterleri yerine getirmesi şartıyla projelere dahil olması mümkün. Bu kriterlerin başında da söz konusu ülkenin AB’nin değerlerini paylaşması, ayrıca AB ülkeleri ile iyi komşuluk ilişkileri ilkeleri çerçevesinde davranması, ortak güvenlik ve savunma çıkarlarıyla çelişecek adımlar atmaması şartı bulunuyor.

Mayıs ayı başında Brüksel’de düzenlenen AB ülkeleri savunma bakanları toplantısında Türkiye’nin dahil olmak istediği projeye ABD, Kanada ve Norveç’in de katılabilmesi yönünde izin çıkmıştı. PESCO projeleri, katılımcı ülkelerin tamamı veya bir kısmının iştiraki ile yürütülebiliyor. AB Konseyi de projeye dahil olmak isteyen AB üyesi olmayan ülkelerin gerekli şartları yerine getirip getirmediğini denetlemekle yükümlü.

2017 yılında kurulan PESCO, proje üyesi ülkelere savunma kabiliyetlerini işbirliği içinde geliştirme, operasyonel hazırlık yürütme ve askeri kuvvetlerin katkılarını artırma imkanı tanıyor. PESCO kapsamında şu ana kadar eğitim, kara formasyon sistemleri, deniz ve hava sistemleri, siber güvenlik gibi alanlarda biri tamamlanmış, 46 da süren proje bulunuyor.

GÜNEY KIBRIS VE YUNANİSTAN’IN TAVRI BELİRLEYİCİ OLACAK

Geçen yıl Doğu Akdeniz’deki gerilimlerin yaşandığı göz önünde bulundurulduğunda Türkiye’nin AB’nin ortak savunma projesine iştirak için başvuruda bulunmasına Yunanistan ile Güney Kıbrıs’ın tepkisinin ne olacağı merak konusu. Welt am Sonntag gazetesine konuşan, adını vermek istemeyen diplomatlar, “Türkiye ile PESCO çerçevesinde yapılacak bir işbirliğinin AB ile NATO arasındaki işbirliğini iyileştirimesi dışında Türkiye ile Güney Kıbrıs ve Yunanistan arasında da normalleşme sağlamasını umut ediyoruz” dedi.

PESCO, Avrupa Birliği’nin güvenlik ve savunma alanındaki hareket kabiliyetini iyileştirme ve söz konusu alanlardaki zaafiyetin kapatılması amacını hedefliyor. Avrupa’da askeri birliklerle araç ve teçhizatların nakliye ve hareketliliğini kapsayan ve Türkiye’nin de dahil olmak üzere başvurduğu iddia edilen proje 46 PESCO projesinden sadece biri.

Avrupalı yetkililere göre, birliğin koyduğu şartlar dolayısıyla Rusya ve Çin, PESCO projelerinde yer alamaz. Son dönemde Avrupa Birliği ile ilişkileri bozulan Türkiye’nin de yer almaması gerekiyor. Avrupalı diplomatlar Türkiye’nin projeleri alınması durumunda kapının bütün ülkelerin katılımına açılmış olacağını belirtiyor.

EURACTIV sitesi, Kasım ayında yaptığı haberde Türkiye’nin Güney Kıbrıs’la problemleri çözülmediği sürece, Doğu Akdeniz’de de Yunanistan ve Fransa ile yaşadığı gerilim dinmeden Türkiye’nin PESCO projelerine alınmamasının kararlaştırıldığını iddia etmişti.

Türkiye’nin projeye katılımını ‘Truva Atı’ gibi gören Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın Ankara’nın başvurusuna karşı çıkması bekleniyor.

Arabistan Türkiye’nin verileri inandırıcı bulunmuyor

Okumaya devam et

Dünya

Greepeace açıkladı: İngiltere’deki plastik atıklar Türkiye’de yakıldı

Çevre örgütü Greenpeace, İngiltere’deki plastik atıkların yaklaşık yüzde 40’ının Türkiye’ye ihraç edildiğini ve yasa dışı yollarla toplanıp yakıldığını açıkladı.

BOLD – Uluslararası çevre örgütü Greenpeace (Yeşil Barış) tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre, geçen yıl İngiltere’deki plastik atıkların yaklaşık yüzde 40’ı Türkiye’ye ihraç edildi ve yasa dışı yollarla toplanıp yakıldı.

Raporda İngiltere’nin 2020 yılında Türkiye’ye ihraç ettiği plastik atıkların 210 bin ton civarında olduğu söylenirken araştırmacılar, atıkların Türkiye’de geri dönüştürülmek yerine, bir kısmının yollara, tarlalara ve su kaynaklarına atıldığını ve buralarda yakıldığını tespit etti.

Araştırmacılar rapor için Adana’daki 10 çöp sahasını inceledi ve İngiltere’de faaliyet gösteren Tesco, Asda, Co-op, Aldi, Sainsbury’s, Lidl ve Marks & Spencer gibi süpermarketlere ait plastik poşetler ve yine bu şirketlerin ürünlerini buldu.

Rapora göre Akdeniz kıyılarında da, İngiliz markası tuvalet kağıdı ambalajları da dahil olmak üzere, sahil boyunca İngiltere’den ithal edilmiş plastik bulundu.

Atıkların bir yıldan daha eski olamayacağının bir göstergesi olarak çöp sahalarında İngiltere’de yapılmış bir koronavirüs antikor testi de bulundu.

Raporda Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük plastik atık çöp ithalatçısı olabileceği yönünde uyarılarda bulunuldu.

AVRUPA’NIN EN BÜYÜK PLASTİK ATIK ÇÖPLÜĞÜ TÜRKİYE

Rapor Türkiye’nin 2016 yılında İngiltere’den 12 bin tonluk plastik atık ithal ettiğini aktarırken 2020 yılına gelindiği ise bu miktarın 18 kat artarak, İngiltere’nin toplam plastik atığının yüzde 40’ına denk düştüğünü gösterdi.

Avrupa Birliği (AB) üye ülkeleri de geçtiğimiz yıl 2016’ya kıyasla Türkiye’ye 20 kat daha fazla plastik atık gönderdi.

Türkiye merkezli Greenpeace Akdeniz’in biyoçeşitlilik projesi sorumlusu Nihan Temiz, Avrupa’dan Türkiye’ye her gün 241 kamyon dolusu plastik atık geldiğini söyledi.

Temiz, “Verilerden ve sahadan görebildiğimiz kadarıyla, Avrupa’nın en büyük plastik atık çöplüğü olmaya devam ediyoruz.”

Türkiye, Malezya ve Polonya ile beraber 2020’de en yüksek plastik atık ithal eden ülkeler arasında.

İngiltere ABD’den sonra kişi başı plastik atık üretiminde dünyada ikinci sırada yer aldı. 2018 yılında İngiltere’de tahmini 5,2 milyon ton plastik atık üretildi.

AB ülkeleri çöplerini Türkiye’ye gönderiyor

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0