Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

BM’den cemaat soruşturmaları kararı: Tutuklamalar keyfi, gecikmeksizin serbest bırakın!

BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu, 15 Temmuz’dan sonra cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan 3 kişinin başvurusunu değerlendirdi. Çalışma Grubu, yapılan tutuklamaların keyfi olduğuna dikkat çekti.  

BOLD – Birleşmiş Milletler (BM) Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu, 27 Nisan-1 Mayıs 2020 tarihlerinde gerçekleştirdiği 87. Oturumunda, 15 Temmu sonrasında tutuklanan Abdulmuttalip Kurt, Akif Oruç ve Faruk Serdar Köse’nin ayrı ayrı yaptığı başvurular üzerine Hizmet hareketi mensuplarına ilişkin çok önemli üç karar aldı.  

“SORUŞTURMALAR HUKUKSAL TEMELDEN YOKSUN”

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığını belirten Çalış Grubu, soruşturmaların hukuksal temelden yoksun ve keyfi bir uygulama olduğuna, bu nedenle de BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ile İnsan Hakları Evrensel Beyannemesini ihlal ettiğine hükmetti. 

Çalışma Grubu kararının devamında cemaat mensuplarının siyasi ve diğer görüşleri dolayısıyla hedef alındığını, bunun da Sözleşme ve Beyanname tarafından yasaklanan ayrımcı bir uygulama teşkil ettiğini ifade etti. 

“GECİKMEKSİZİN SERBEST BIRAKIN”

Abdulmuttalip Kurt, Akif Oruç ve Faruk Serdar Köse’nin başvurularını değerlendiren Çalışma Grubu, başvuru sahiplerinin gecikmeksizin serbest bırakılması ve mağdurlara tazminat ödenmesi yönünde Türk hükümetine çağrıda bulundu. Çalışma Grubu ayrıca korona salgınının ceza evlerinde meydana getirdiği tehdit dolayısıyla hükümetten acilen harekete geçmesini talep etti. 

Çalışma Grubu kararında “Olaya ilişkin şartları göz önünde tutarak uygun çözüm yolunun Sayın Kurt’un acilen tahliye edilmesi olduğunu ve kendisine uluslararası hukuka uygun olarak tazminat ödenerek diğer zararlarının karşılanması gerektiğini mütalaa etmektedir. Çalışma Grubu, küresel Koronavirusü (Kovid-19) salgınının tutukevlerinde meydana getirdiği tehdit bağlamında, Hükümete Sayın Kurt’un tahliye edilmesi için acilen harekete geçme çağrısında bulunur.” denildi.  

“HİÇBİR SUÇ TEŞKİL EDEN EYLEMLER DEĞİL”

Çalışma Grubu, cemaat soruşturmalarında tutuklamalara gerekçe gösterilen hususları da değerlendirerek; Bank Asya’ya para yatırmak, cemaat ile ilintili kurumlarda çalışmak veya yönetici görevler üstlenmek, Zaman gazetesi ve diğer yayınlara abone olmak, sendika ve diğer kurumlara üye olmak, bylock kullanmak vb. eylemlerinin hiçbirinin suç teşkil eden bir fiil olmadığına, aksine bu fiillerin Sözleşme ve Beyannamenin bahşettiği hakların özgürce kullanılmasından ibaret olduğuna hükmetti. 

“Bu eylemlerin hiçbiri kendi başına suç teşkil eden bir fiil olarak yorumlanamaz” diyen Çalışma Grubu, “Bilakis bu eylemler Sözleşme ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin bahşettiği hakların özgürce kullanılmasından ibarettir. Hükümetin Sayın Kurt’a atfedilen bu eylemlerin şiddet içerdiği veya başaklarını şiddete teşvik ettiğine ilişkin herhangi bir şi-ar da bulunmamış olması dikkat çekicidir. Hattı zatında Hükümetin verdiği yanıtlarda bu eylemlerin, düşünce ver dernek kurma özgürlüğü dahil Sözleşme’nin bahşettiği hakların özgürce kullanılmasından başka bir şey olduğuna dair hiçbir husus bulunmamaktadır.” denildi.  

“BYLOCK DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KAPSAMINA GİRER”

Kararın devamında “Sayın Oruç’un Bylock uygulamasını kullanmış olması halinde dahi, bu durumun sadece düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamına girdiği Çalışma Grubu için izahtan varestedir. Sözleşme’nin 19. maddesinde tanımlanan bu haklar her demokratik ve özgür toplumun temelini teşkil etmektedir.” vurgusu yapıldı.  

BM Çalışma Grubu ayrıca Hizmet hareketi mensubiyeti iddiasıyla tutuklananların esasen siyasi ve diğer görüşleri temelinde hedef alındığına, bunun da Sözleşme’nin yasakladığı ayrımcılık teşkil ettiğine de hükmetti. 

“CEMAAT MENSUPLARI SİYASİ VE DİĞER GÖRÜŞLERİ TEMELİNDE HEDEF ALINDI”

Çalışma Grubu, “Mevcut dava Hizmet hareketi mensubiyeti bağlamında son iki yılda Çalışma Grubu önüne getirilen davaların sonuncusudur. Bu davaların tamamında Çalışma Grubu ilgililerin tutuklanmalarının keyfi olduğuna hükmetmiştir. Bu davalardan Hizmet hareketi mensubiyeti iddiasıyla insanların esasen siyasi ve diğer görüşleri temelinde hedef alındığı yönünde bir ana hat (pattern) belirmektedir. Bundan hareketle Çalışma Grubu tutuklamanın yasaklanmış bir ayrımcılık temelinde gerçekleştiği hükmüne varmıştır.” dedi.  

Çalışma Grubu Türkiye’nin Sözleşme’nin 4. maddesi çerçevesinde olağanüstü hâl döneminde insan hakları yükümlülüklerini askıya almasını (derogation) kabul edilebilir bulmakla birlikte bunun gereksiz ve makul olmayan bir hürriyetten yoksun bırakma eylemini de meşrulaştıramayacağına dikkat çekti.  

15 Temmuz’dan sonra hâkim ve savcılar dahil çok sayıda kişinin tutuklandığı ve bunlardan pek çoğunun halen hapiste veya yargılanmakta olduğu vurgulayan Çalışma Grubu, bu davaların bir an önce Türkiye’nin insan hakları yükümlülükleri temelinde neticelendirilmesi konusunda Hükümete çağrıda bulundu. 

Çalışma Grubu, kararında “Ayrıca son üç yılda Türkiye’deki keyfi tutuklamalar konusunda önüne getirilen davaların sayısındaki kayda değer artışa dikkat çekerek, bu davalardan beliren ana hat bağlamında ciddi kaygılarını iletmiş ve Çalışma Grubu’nun aldığı kararları bir an önce hayata geçirmesi konusunda Hükümeti teşvik etmiştir.” denildi.  

Gazeteci Tuncer Çetinkaya: İşkencecilerimi tanıyorum, yargılanacaklar!

Dünya

Komşudan Erdoğan’a ‘geri kalmış’ ve ‘dar görüşlü’ eleştirisi

Ayasofya’nın müzeden camiye dönüştürülmesine tepki gösteren Yunan Başbakan Miçotakis, “Türkiye, bu geri kalmış eylemle, Batı dünyası ve değerleriyle bağlantılarını koparmayı seçiyor” dedi.

BOLD – Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Ayasofya’nın AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla camiye dönüştürülmesini ‘geri kalmışlık’ ve ‘dar görüşlü girişim’ olarak nitelendirdi. Türkiye’nin ‘Batı dünyası ve değerleriyle bağlantılarını kopardığını savundu. Miçotakis, “Türkiye’nin bu gereksiz, dar görüşlü girişimi karşısında, Yunanistan vereceği karşılığı tüm düzeylerde değerlendirmektedir” diye ekledi.

Yunan Başbakan, Güney Kıbrıs’ın tek taraflı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan edip Doğu Akdeniz’de sondaj yapmasına Türkiye’nin sondaj misillemesinde bulunmasına koşut yükselen gerileme de değindi. Türkiye’den ‘bölgenin sorun yaratan ülkesi olma arayışında’ ve ‘Güney-doğu Akdeniz bölgesinin tamamında istikrara tehdit olmaya evrilen ülke’ diye söz eden Miçotakis, ‘AB’nin böyle bir ülkeye karşı kesin olarak özel eylem ve yaptırım listesi hazırlaması gerektiğini’ söyledi.

Okumaya devam et

Dünya

Rusya açıkladı: İdlib’de Türk-Rus ortak devriyesine bombalı saldırı

Rusya, İdlib’de yapılan Türk-Rus ortak devriyesine uzaktan kumandalı bomba ile saldırı düzenlendiğini açıkladı. Rusya Haber Ajansı, “Saldırıda birkaç Türk ve üç Rus askeri yaralandı” dedi.

BOLD – İdlib’de Türk ve Rus askerlerin birlikte düzenledikleri devriyeye bombalı saldırı düzenlendi. Rusya Haber Ajansının Rus kaynaklara dayandırdığı habere göre saldırıda ‘birkaç’ Türk ve üç Rus askeri yaralandı. Bazı askeri araçların zarar gördüğü ve yaralanan tüm askerlerin olay yerinden uzaklaştırıldığı belirtildi. Reuters’a konuşan iki kaynağa göre uzaktan kumandalı bombanın patlatıldığı saldırıda hiçbir Türk askeri hayatını kaybetmedi.

ATEŞKES MUTABAKATI

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İdlib’de 36 Türk askerinin şehit olmasının ardından 5 Mart’ta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmek üzere Moskova’ya gitmişti. Burada yapılan görüşmeler sonucunda Dışişleri Bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ve Sergey Lavrov İdlib’de yeniden ateşkes ilan edilmesini içeren mutabakat imzalamıştı. Söz konusu Moskova Mutabakatı’nda İdlib’de neler yapılacağı şöyle sıralanmıştı:

  • İdlib gerginliği azaltma bölgesindeki temas hattı boyunca tüm askeri faaliyetler 6 Mart 2020 tarihinde saat 00:01’den itibaren durdurulacaktır.
  • M4 karayolunun kuzeyinde 6 km ve güneyinde 6 km derinliğinde bir güvenli koridor tesis edilecektir. Güvenli koridorun işleyişine dair ayrıntılı esas ve usuller, Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu Savunma Bakanlıkları arasında 7 gün içinde kararlaştırılacaktır.
  • Türk-Rus ortak devriyeleri, 15 Mart 2020 tarihinde M4 karayolunun Trumba’dan (Serakib’in 2 km batısı) Ain-Al-Havr’a kadar olan kesimi boyunca başlatılacaktır.

Okumaya devam et

Dünya

Gölde kaybolan ünlü dizi oyuncusunun cesedi bulundu

ABD’de geçen hafta, 4 yaşındaki oğluyla birlikte Piru Gölü’ne açıldıktan sonra ortadan kaybolan, ödüllü Glee dizisini Santana Lopez’i Naya Rivera’nın cesedi bulundu.

BOLD- Kaliforniya eyaletindeki Piru Gölüne, 4 yaşındaki oğluyla birlikte tekneyle açılan, Naya Rivera’dan haber alamayan yakınlarının ihbarı üzerine harekete geçen ABD polisi, ünlü oyuncunun 4 yaşındaki oğlunu teknede yalnız bulmuştu.

Ventura bölgesindeki gölde, üzerinde can yeleği bulunan küçük çocuk, polislere yüzmek için göle gittiklerini, annesinin suya atladıktan sonra bir daha geri dönmediğini söylemişti.

HAYATINI KAYBEDEN 3. OYUNCU

Polis tarafından yapılan arama çalışmalarında Rivera’nın cansız bedeni bulundu. Rivera’nın cesedi 15 metre derinlikte bulundu ve ölüm nedenini kesinleştirmek için otopsi yapılacak. Glee dizisiyle yıldızı parlayan Rivera, dizi ekibinden hayatını kaybeden 3’ncü oyuncu oldu.

Ünlü oyuncu Rivera’nın oğlunu kurtardıktan sonra kendisini kurtarmak için enerjisinin kalmadığı bu sebeple hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

Okumaya devam et

Popular