Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Mehmet Ali ilk yaşına hem annesiz hem babasız girdi

25 gün önce tutuklanan Yasemin-Fatih Çetinkaya’nın oğlu Mehmet Ali, 1. yaşına annesinden babasından ayrı girdi. Çetinkaya çiftinin kızları Zeynep Nesrin’in (6) de kalbi delik.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Anne ve babası bir gün arayla tutuklanıp Diyarbakır Cezaevine gönderilen Mehmet Ali Çetinkaya bugün 1. yaşına girdi. Geçtiğimiz günlerde milletvekilliği düşürülen ve bir gece yarısı tutuklanan HDP Milletvekili Leyla Güven, yan koğuşunda bulunan Yasemin Çetinkaya’nın yaşadıklarına tanık olmuş ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’na durumu haber verince bir aile dramı daha gün yüzüne çıkmıştı.

Cemaat soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan Çetinkaya çifti, 6 yaşında kalbi delik bir kızları, daha bir yaşını doldurmamış anne sütü ile beslenen bebekleri olmasına rağmen Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 3 ve 4 Haziran’da peş peşe tutuklandı. Yasemin Çetinkaya bir hafta sonra cezaevinde virüs kaptı ve Diyarbakır’daki Gazi Yaşargil Hastanesi’nde karantinaya alındı.

KIZININ KALBİ DELİK

Olaydan 13 Haziran’da haberdar olan HDP milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu , “Şu işe bak!? Yasemin Çetinkaya, 10 ay bebek, 6 yaş kalbi delik çocuk annesi, Diyarbakır’da tutuklu Covid 19 (+), Gazi Yaşargil Hastanesinde karantinada. 2 çocuk Konya’ya götürüldü. Avukat itiraz etti, yasal sınır geçti, 8. gün Hakim hala karar vermedi! Ne insafsızlık?” ifadeleriyle Çetinkaya çiftinin ve çocuklarının durumunu duyurdu.

İkinci testi negatif çıkan Yasemin Çetinkaya 14 Haziran’da tekrar hapse gönderildi. İki çocuk da şimdi annesinden kilometrelerce uzakta. Artık mama ile beslenen Mehmet Ali’ye ve Zeynep Nesrin’e Konya’daki akrabaları bakıyor. Avukatının verdiği bilgiye göre hem çocuklarından ayrı kalan hem de hastanede ve cezaevinde karantina süreci yaşayan Yasemin Çetinkaya’nın psikolojisi çökmüş durumda.

6 yaşındaki Zeynep Nesrin ve Mehmet Ali, 25 gündür anne babalarından ayrı.

ANNE KURAN, BABA COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

4 Haziran’da tutuklanan Fatih Çetinkaya (38), 2011-2014 yılları arasındaki Diyarbakır Sur’daki FEM derhanelerinde coğrafya öğretmeni olarak çalıştı. 2018’de ihraç edilen Kuran öğretmeni Yasemin Çetinkaya ise en son Yenişehir Berat Kuran Kursunda görev yapıyordu.

Tanık ifadeleri gerekçe gösterilerek tutuklanan Fatih Çetinkaya’ya Bank Asya’daki maaş hesabı, yurt dışına gidip gelme nedenleri, sohbetlere katılıp katılmadığı gibi sorular yöneltildi. Aynı sorulara cevap veren iki çocuk sahibi Yasemin Çetinkaya örgüt üyesi olmak iddiasıyla yargılanıyor.

“ZULMEN TUTUKLU YARGILANIYORLAR”

Ailenin durumunu yakından takip eden Gergerlioğlu, en son yaptığı açıklamada “Kadın çok zor durumda bebekler anneden ayrı bir durumda bu insanlar adli kontrol ile tutuksuz yargılanabilir ama zulmen tutuklu bir şekilde yargılanıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Yasemin-Fatih Çetinkaya’nın ikinci duruşması 5 Eylül 2020’de Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek.

MEHMET ALİ ÇETİNKAYA’NIN DOĞUM BELGESİ

Fatih Çetinkaya, çocukları Mehmet Ali ve Zeynep Nesrin ile.

BOLD ÖZEL

Kanser ameliyatı olduktan sonra tutuklanan Ayşe Özdoğan’ın tek umudu kaldı

Kanser ameliyatı olduktan sonra hastaneden çıkarılıp hapse gönderilen Ayşe Özdoğan’ın tümör iki gözünün ortasına sıçradı. Doktor ameliyat riskli dediği için alternatif tedavilere yönelen Özdoğan’a yurt dışından getirtilen bir ilaç tavsiye edildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Ayşe Özdoğan’ı hatırlayacaksınız. 12 Kasım 2019’da kanser ameliyatı olduktan sonra, daha hastaneden çıkamadan Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ne çağrılmış ve mahkeme sırasında ayakta duramayıp bayılmasına rağmen tutuklanıp Antalya L Tipi Cezaevine konulmuştu.

35 kişilik koğuşta yaşamaya mecbur bırakılan, tedavisi aksayan Özdoğan, o günlerde başta Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun çabaları olmak üzere, sosyal medya baskısı nedeniyle 15 gün sonra tahliye edildi. Ancak ikinci ameliyatı geciktiği için vücudunda birçok kayıp yaşadı.

TÜMÖR GÖZDE OLDUĞU İÇİN AMELİYAT RİSKLİ

Çok nadir görülen ve tıpta Maxciller Sinus olarak adlandırılan bir kansere yakalanan Ayşe Özdoğan hapisten çıktıktan iki gün sonra Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki randevusuna gitti. Doktor kendisine “15 gündür neredesin, geç kalmışsın.” dedi.

Hemen ameliyata alınan Özdoğan’ın sol üst dişi, sol damağı, elmacık kemiği, lenf bezleri alındı. Son çenesinin altı boş kaldı. Bacağından 20 cm kemik alınıp yüzüne konuldu. Ancak bu ameliyatlar tüm vücudunu etkiledi. İşitme ve görme kaybı meydana geldi. Yürüme sıkıntısı var. Başka organları alındığı için gözyaşı durmuyor, sürekli akıyor. Gözünün altına da platin konulduğu için o bölgede dışarıdan da görülen iltihap oluşuyor. Doktor ameliyattan sonra kendisine “Geç kalmasaydın belki yüzündeki kemikleri kurtarabilirdik” dedi.

Tüm bu ağır ameliyatlardan sonra tümör iki gözünün ortasına sıçrayan Ayşe Özdoğan’ın tek bir umudu kaldı. Telefonla görüştüğümüz Özdoğan, “Doktorum ameliyatın çok riskli olacağını söyledi. Tümör iki gözün ortasında, beyin sapına yakın bir yerde. Orası sinirlerin olduğu bir bölge çıktığı için açılması tehlikeliymiş. Kemoterapi yapılacak ama doktorum tümör alınmadan kemoterapi ne kadar fayda verir bilemiyoruz, dedi” ifadelerini kullandı.

ALTERNATİF TEDAVİLERE YÖNELDİ

Alternatif tedavilere yönelen Ayşe Özdoğan’a yurt dışından getirtilen bir ilaç tavsiye edildi. Özdoğan, “İlacı aslında iki ay önce pahalı diye almamıştık. Beynimdeki tümör çıkınca tekrar tavsiye ettiler. Ankara’da bir alternatif tıp uzmanıyla görüştüm. Kampanya düzenledik. İlacın 6 aylık kullanımı için gerekli olan 75 bin TL toplandı. Tedaviye yakında başlanacak.” diye konuştu.

Ayşe Özdoğan, hapisten çıktıktan sonra hemen ameliyata alındı.

“YURT DIŞINDA OLSAYDIN SENİ EL ÜSTÜNDE TUTARLARDI”

Ayşe Özdoğan, geçirdiği ameliyatları gören başka bir doktorun tepkisini ise şöyle aktardı: “Farklı bir sağlık sorunu için yine kontrole gitmiştim. Oradaki doktor yüzümü görünce ‘sen bu ameliyatları Türkiye’de mi oldun. Senin bu hastalığın dünyada nadir görülen bir hastalık. Yurt dışında olsaydın seni el üstünde tutarlardı.’ dedi. Türkiye’de ise beni hapse sokmaya çalışıyorlar. Akdeniz Üniversitesi’nde bir profesör aslında benim hastalığımı araştırmak istedi, hatta benden izin istedi ama dosyam olduğunu öğrenince vazgeçti, ‘beni bir daha arama’ dedi.”

ÖZEL BİR YURTTA ÇALIŞTIĞI İÇİN

33 yaşındaki Ayşe Özdoğan özel bir yurtta idarecilik yaptığı için Cemaat soruşturmaları kapsamında, önce 8 Nisan 2019’da eşiyle birlikte Antalya’da gözaltına alındı. O dönemde, kalbi delik dünyaya gelen 7 yaşındaki oğlu Burak Hamza’nın durumu göz önünde bulundurularak adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Edebiyat öğretmeni eşi İlker Özdoğan ise tutuklanıp Antalya Döşemealtı Cezaevine gönderildi.

Ayşe Özdoğan’a 7 ay sonra Kasım 20019’da kanser teşhisi konuldu. İlk mahkemesi 31 Temmuz 2019’da görülen Ayşe Özdoğan, 4 Aralık 2019’daki mahkemesine kanser raporlarını sunmasına rağmen 12 Aralık 2019’da tutuklandı. Tutuksuz yargılanan Ayşe Özdoğan Isparta’da özel bir yurtta çalıştığı için, tanık ifadelerine dayanılarak 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

Ameliyatlı kanser hastası 35 kişilik koğuşta yaşam mücadelesi veriyor

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Anne-babası gözaltına alınan Zeynep bebek evde yalnız bırakıldı mı?

Anne-babası gözaltına alınan 14 aylık Zeynep bebeğin evde yalnız bırakıldığı iddiasını BOLD araştırdı, olayın gerçeğini ortaya çıkardı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ANALİZ

Türkiye’de giderek artan hak ihlalleriye ilgili büyük tepki uyandıran bir bilgi yayıldı sosyal medya aracılığıyla. 23 bin takipçisi olan @Albina_Setenay_ adlı hesaptan geçen hafta yapılan paylaşım şöyleydi: “Bugün duyduğum yüreği sızlatan bir olay; gözaltına alınan anne-babaya 10 aylık olan evlatlarını almalarına izin verilmiyor, ters kelepçe ile götürülüyor. Tam bir buçuk gün yavru evde tek kalıyor, bu hangi vicdana insanlığa sığar?”

Genellikle Gülen Hareketi mağdurlarıyla ilgili paylaşımlar yapan hesabın sahibi, bilginin doğruluğundan emindi. Teyitli olduğu konusunda da takipçilerine defalarca kez teminat verdi. Kendisine inanmayanlar da vardı.

Bold Medya’nın haberciliğine güvenen okurlarımızdan konuyu araştırmamız, gerçeği ortaya çıkarmamız için birçok mesaj aldık. Şimdi 5 yaşında olan Zeynep bebeğin annesi Zehra M. ile babası Osman M. ile ayrı ayrı görüştüm.

Söz konusu paylaşımda yer alan bilgilerin, anne babanın gözaltına alınması dışında hiçbiri doğru değil. Ne bebek 1,5 gün yalnız kalıyor ne de ellerine ters kelepçe takılıyor. Ne daha sonra akrabalar karakoldan evin anahtarını alıp kapıyı kırıp çocuğu kurtarıyor. Anne-baba yazılanların doğru olmadığını, abartıldığını söylüyor.

Türkiye’de birçok insan “iltisak” kavramı altında Cemaat soruşturmaları kapsamında gözaltına alınıyor, tutuklanıyor ve hukuksuzluğa maruz kalıyor. Resmi kayıtlara yansıyan yüzlerce işkence olayı sözkonusu. Ancak sosyal medyada özellikle takma isimli kullanıcılar yaşanan ağır hak ihlallerine gölge düşürecek, bilgilerin güvenilirliğini sarsacak paylaşımlarla zaman zaman gündeme geliyor. BOLD Medya daha önce de bu tarz bazı paylaşımların izini sürmüş ve konunun doğrusunu okurlarıyla paylaşmıştı.

ÖĞRENCİYKEN TUTUKLANDI

Zeynep bebek olayında; sözkonusu tweette yazılanlar doğru değil ancak ortada mağdur edilen bir aile, annesinden koparılan bir bebek, gözaltında aç ve susuz bırakılan ve sütü kesilen bir anne olduğu gerçek. 2014 yılında evlenen Zehra-Osman M., Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan birçok aile gibi Türkiye’de yaşanan hukuksuzluklardan payını almış bir aile. Halen daha maruz kaldıkları hak ihlalleri devam ediyor. Osman M., tutuklandığında Namık Kemal Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisiydi. Bank Asya hesabı ve Bylock kullandığı iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı ve 19 ay Tekirdağ Muratlı Cezaevinde kaldı.

Bu süre içinde Maliye ve Hazine Bakanlığı tarafından banka hesaplarına 50 milyon TL’lik bloke konuldu. Yani herhangi bir bankada hesap açtıramıyor, açtırsa bile parayı alamıyor. Osman M. blokenin neden konulduğunu bugüne kadar öğrenemedi. CİMER dahil yaptığı başvurulardan sonuç alamadı. Hapisten çıktıktan sonra okulunu bitiren Osman M. bloke yüzünden bulduğu işlerde çeşitli sıkıntılar yaşadı.

2014 yılında Osman M. ile evlenen, bir yıl sonra da kızı Zeynep Afra’yı dünyaya getiren 30 yaşındaki Zehra M. BOLD’un sorularını cevapladı:

Olay ne zaman oldu?  

27 Temmuz 2016’da Tekirdağ’da gözaltına alındık. Saat 14.00 sularıydı. Ben kızımla evde tek başımaydım. Kızımız 14 aylıktı.

Eşiniz neredeydi?

Cumaya gitmişti. Cumadan sonra da beni aradı. Annem bizdeydi. Onu evine bırakacaktı. “Ben aşağıdayım söyle annen insin götüreyim” dedi. Annemi gönderdim, gittiler. Sonra kapı çaldı zaten. Kapıyı kıracak gibi çalıyorlardı. Başımı örtüp, üzerimi giyinip açtım. Eşimi sordular. Evde olmadığını söyledim. Bana inanmadılar. Yalan söylediğimi düşündüler. “O buraya geldi, evde olduğunu biliyoruz” dediler. Buyurun girip bakabilirsiniz, dedim. Giremeyiz, iznimiz yok dediler. Önemli değil, devletimin polisine açarım kapımı dedim ama girmediler.

Arama izinleri yoksa neden kapıya geldiler ki? 

Eşimi takip etmişler sanırım. 7-8 sekiz jandarma geldi kapıya. Başlarında bir komutan vardı. İki sivil polis geldi. Mahallenin muhtarı geldi. Bir bayan polis vardı. Ben de kiracıyım. Gelen geçen herkes bize bakıyor.

İzin ne zaman geldi?

Bir saat beklediler. İzin geldikten sonra ayakkabılarıyla içeri girdiler. Bir kadın polis beni banyoda aradı. Bütün kıyafetlerimi kaldırmamı istedi. Her yerime dokundu. Evin altını üstüne getirdiler. Önce telefonu elimden aldılar. Sonra eşimi aramam için verdiler. Eşimi aradım, ‘geliyorum’ dedi. Tekrar aldılar telefonu.

Çocuk nerede bu arada?

İçeride uyuyordu. Odaya girip baktılar, onu da uyandırdılar. Çocuk korktu zaten, neye uğradığını şaşırdı. Ben de o kadar silahlı insanı görünce korkmuştum. Bende panik atak var. Ailemden birilerini çağırmak istedim. İzin vermediler. Eşim hemen gelemeyince “Eşin gelmezse seni götüreceğiz” diye beni tehdit ettiler. O arada eşim geldi. Bu sefer onunla birlikte beni de götürdüler. Ev araması 3 saat sürdü. Beni niye götürdüklerini sordum ‘gidince öğrenirsin’ dediler.

Sizi götürürlerken çocuk evde yalnız kaldı mı?

Dediğim gibi ben ailemden birini çağırmak istediğimde izin vermediler ama biz kapıdan çıkarken eşimin akrabalarından biri gelmişti. Merdivenlerde beklediğini gördüm.  Çünkü eşim amcasının oğluna telefon etmiş. Zaten onun geldiğini görmesem kıyameti koparır bir şekilde çocuğumu yanıma alırdım. Öldürseler alırdım.

Siz evden ayrılmadan bir akrabanız geldi yani? 

Evet, çıkarken gördüm, kapıda merdivenlerde bekliyordu. Evde arama yapıldığı için onu içeri almamışlar. İçeri girip kızımı aldığını gördüm, daha sonra karakolda arabanın içinde beklediklerini de gördüm. Çocuk kucağındaydı, gördüm yani. Ama sonuç olarak anne babamı aramak istediğimde izin vermediler. Biri gelmese ne olacaktı? Polisler ne düşünerek bana izin vermediler, onu bilmiyorum.

Tutuklandınız mı peki? 

Ben tutuklanmadım. Gözaltının ilk iki gününde ne yemek ne su verildi. Hem hastaydım hem emziriyorum. Su içmem lazım ama yok. 6 gün sonra serbest bıraktılar.

Gözaltındayken çocuğunuza süt verebildiniz mi?

Gözaltının 3. gününde kızımın getirilmesine izin verdiler. Bir tek o zaman süt verebildim. Daha sonra sütüm kesildi, çıktıktan sonra bir daha anne sütü veremedim. Kızım geldiğinde beni tanımadı, kucağıma gelmedi, korkmuştu zaten, ağlamaktan mahvolmuştu. Çocuk annesini tanımaz mı? Zorla emzirdim. 15-20 dakika kucağımda kaldı ve sonra ağlaya ağlaya kucağımdan aldılar. Şu an kızım beş yaşında ama yabancılardan, erkeklerden çok korkuyor.

Siz gözaltındayken çocuğa kim baktı? 

Görümcem baktı. Bir hafta boyunca hiç uyumamış kızım, sabaha kadar ağlamaktan yatıramamışlar.

Gözaltına alınırken ters kelepçe takıldı mı?

Hayır gözaltına alınırken kelepçe hiç takılmadı. 4. gün ifadeden sonra tekrar nezarete giderken korkutmak amacıyla taktılar.

Olay yaşandığında 14 aylık olan Zeynep Afra şimdi 5 yaşında.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

İktidarın el birliğiyle öldürdüğü Ahmet Burhan’ın fotoğrafını Kamu-Sen afiş yaptı

Anne-babası tutuklandıktan sonra kansere yakalanan ve tedavisi geciktirildiği için hayatını kaybeden Ahmet Burhan Ataç’ın fotoğrafını Cumhur İttifakı’na yakınlığıyla bilinen Kamu-Sen, kan bağışı kampanyasında kullandı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Cumhur İttifakı’nın politikalarına göre tavır alan sendika olarak bilinen Kamu-Sen, düzenlediği kan bağışı kampanyasının afişinde, AKP’nin politikaları nedeniyle bile bile ölüme gönderilen Ahmet Burhan Ataç’ın fotoğrafını kullandı. Türkiye’nin ikinci büyük memur sendikası olan Kamu-Sen’in bu tavrına Ahmet Burhan’ın annesi Zekiye Ataç tepki gösterdi.

Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Kamu-Sen) Kayseri İl Temsilciliği ile Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı (TÜRKAV) Kayseri Şubesi, Erciyes Üniversitesi çocuk onkoloji bölümündeki hastalar için bugün bir kan bağışı kampanyası düzenliyor.

“Kan Ver Hayat Kurtar” sloganıyla hazırlanan kampanyanın afişinde 7 Mayıs 2020’de kemik kanserinden hayatını kaybeden 8 yaşındaki Ahmet Burhan Ataç’ın fotoğrafı kullanıldı. Anne-babası tutuklandıktan sonra kansere yakalanan ve Almanya’da doğan tedavi imkanı geciktirilen Ahmet Burhan Ataç, bütün Türkiye’nin gözü önünde elbirliğiyle, bile bile ölüme gönderilmişti.

“SESİMİZİ DUYMAYAN BİR SENDİKANIN BUNU YAPMASI HOŞ DEĞİL”

Ölümünün üzerinden 1 yıl geçen Ahmet Burhan Ataç’ın Zekiye Ataç, “Eğer iyi bir şeye vesile olacaksa kullansınlar, benim için sakıncası yok ama biz herkesin gözü önünde oğlumuzu kaybettik. Zamanında oğlumun ve bizim yaşadığımız sıkıntılara sahip çıkmayan, görmezden gelen bir sendikanın böyle bir şey yapması hoş değil. Oğlumun ölüm yıldönümü yaklaşıyor. Beni arayıp fotoğraf ve videolarını isteyenlere gönderiyorum. İyi bir şeye sebep olacaksa kullanabilirler. Oğlum zaten bu uğurda canını verdi. Ancak bize destek olmayan, sahip çıkmayan insanların bu şekilde fotoğrafını kullanmaları da saçma.” dedi.

KHK’LILARA KAYITSIZ BİR SENDİKA

Türkiye’nin ilk memur sendikaları konfederasyonu olarak bilinen ve üye sayısı bakımından ikinci büyük kamu çalışanları konfederasyonu olan Kamu-Sen’in başkanlığını Nisan 2018’den bu yana Önder Kahveci yapıyor. Sendikanın Kayseri il temsilciğini ise Kamil Ünal üstleniyor. Her fırsatta sarı sendika olmadığını dile getiren Kamu-Sen, MHP’ye yakınlığıyla biliniyor ve Cumhur İttifakı’nın ruhuna uygun davranarak iktidarın politikalarını eleştiremiyor. Kamu-Sen’in hukuksuz bir şekilde işlerinden atılan KHK’lı memurlarla ilgili herhangi bir projesi ya da çalışması da bulunmuyor.

AHMET BURHAN VE AİLESİ NE YAŞAMIŞTI? 

Zekiye-Harun Reha Ataç’ın çocukları Ahmet Burhan Ataç’a 24 Eylül 2018’de kemik kanseri teşhisi konuldu. Teşhis konulduğunda babası tutukluydu. Ahmet’in 2 yıllık hayat mücadelesi son yılların Türkiye’sine ayna tuttu.

Ahmet, 20 Şubat 2018’de kreşte arkadaşlarıyla oyun oynarken annesi Zekiye Ataç, babası Harun Reha Ataç ve kardeşi emniyete götürüldü. Ahmet henüz 6 yaşındaydı. OHAL uygulaması sırasında işten çıkarılan anne Ataç, 14 gün gözaltında kaldı. Ardından 2,5 ay daha tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Baba Ataç ise KHK ile öğretmenlik mesleğinden men edildi ve 13 gün gözaltında kalmasının ardından geçmişte Adana’da Gülen Cemaatine bağlı özel bir yurtta müdürlük yaptığı için örgüt üyesi olduğu iddiasıyla tutuklandı. Yaklaşık 3 ay anne ve babasız kaldığı zaman dilimi Ahmet’in kanser başlangıcına denk geliyor.

SANA İNDİRİM MİNDİRİM YOK!

Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan Ahmet Burhan Ataç’a oğluna kanser teşhisi konulduktan iki ay sonra 9 yıl 9 ay hapis cezası verildi. 30 Kasım 2018’de Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesine Ahmet’e kanser teşhisi konulduğu ve kemoterapiye başladığı belirtilerek, Yargıtay aşamasına kadar tutuksuz olarak yargılanması için raporlar sunuldu. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, Harun Reha Ataç’a “Sana indirim mindirim yok” diyerek, hükümle birlikte tutukluluğu sürdürdü.

Çukurova Üniversitesi Hastanesinde tedaviye alınan Ahmet, kemoterapi ve radyoterapi ile iyileşmeyince, Temmuz 2019’da ameliyat edilerek kürek kemiğindeki tümör temizlendi. Fakat Eylül 2019’da yapılan kontrolde tümörün akciğere sıçradığı tespit edildi.

Anne Zekiye Ataç, “Bu hafta ara değerlendirmemiz vardı. Akciğerde 4 cm büyüklüğünde tümör tespit edildi. Bu kadar kısa sürede büyümesine ve sıçramasına doktorlar da çok şaşırdı. Çarem kalmadı. Oğlum gözümün önünde eriyor” dedi. Annenin açıklamaları ve Ahmet’in babasının serbest bırakılması için çektiği video sonrası sosyal medya kullanıcıları konuyu gündem yaptı. Ahmet’in babasının tutuksuz yargılanması ve tedavi sürecinde yanında olması için sosyal medyadan kampanya başlatıldı.

Anne Zekiye Ataç, “Sabah telefon görüşü var ama Ahmet babasıyla telefonda görüşmek istemiyor. Çünkü dayanamıyor ama sonra bana ‘Babam ne diyor’ diye soruyor. Ne olur Allah’ım telefonda değil, kendi gelsin” ifadelerini kullandı. “Ahmet Hastalığı Babasıyla Yensin” etiketine binlerce sosyal medya kullanıcısı katıldı ve Ahmet’i kamuoyu geniş biçimde tanıdı.

AHMET’İN ANNESİ GÖZALTINA ALINDI

Ahmet’in yurt dışında tedavisine getirilen zorluklar, babasının serbest bırakılmamasıyla ilgili Adana Adliyesine yöneltilen yoğun eleştiriler devam ederken, anne Zekiye Ataç 15 Ekim 2019’da ikinci kez gözaltına alındı. Ahmet hem babasız hem annesiz kaldı. Aile yakınlarının verdiği bilgiye Ataç, oğlunun durumundan dolayı yapılan yardımları kabul ettiği için Zekiye Ataç ‘örgüt üyesi’ olmakla suçlandı. Tepkilerin daha da artması sonrası Zekiye Ataç ertesi gün adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

YURT DIŞINDA TEDAVİ UMUDU

Ahmet’in hastalığı ilerlerken doktorları Almanya’nın Köln kentindeki Immun-Onkoloji Merkezi’nde tedavi olabileceğini belirterek bu kliniğe yönlendirdi. Klinikle yapılan ilk temasta, Ahmet’in iyileştirilebileceği hızla getirilmesi gerektiği belirtildi. Ailenin masrafları karşılayacak ekonomik gücü yoktu. Ahmet ilk etap masraflarını bir iş adamının karşılayacağını açıklamasının ardından 20 Ocak 2020’de Almanya’ya gitti. Annesi hakkındaki yurt dışına çıkış yasağı nedeniyle Ahmet’in yanında gidemedi. 70 yaşındaki babaannesi Gülsüm Ataç refakat etti.

24 SAATTE GEREKEN PARA TOPLANDI

Ahmet’le ilgili süreci yakından izleyen İnsan Hakları Savunucusu Artel Natali Avazyan devreye girdi ve tedavi masrafları için 24 Ocak 2020’de Twitter üzerinden yardım kampanyası başlattı. Gereken 50 bin euro 24 saat içinde toplandı.

ANNE ATAÇ, AHMET ADINA TEŞEKKÜR ETTİ

24 saat bile geçmeden oğlunun tedavisi için gerekli olan paranın toplanmasının kendisini çok duygulandırdığını söyleyen anne Ataç, “Başta Natali Hanıma ve emeği geçen herkese, maddi ve manevi desteğini esirgemeyen herkese çok teşekkür ederim. Ahmet’in iyileşeceğine olan inancım daha da arttı. Ahmet’im el birliği ile sağlığına kavuşacak. İyileşeceğini ve ailece güzel günler göreceğimizi düşünüyorum” dedi.

Cezaevinde olan eşinin Ahmet’in tedavi için Almanya’ya gitmesinden çok mutlu olduğunu söyleyen anne Ataç, “Yarınki görüşmemizde de tedavi için gereken paranın toplandığı haberini vereceğim. Buna da çok sevinecek. Çünkü aklı fikri hep Ahmet’te, bizlerde” ifadelerini kullandı.

YURT DIŞI YASAĞININ KALDIRILMASI İÇİN BAŞVURU

Anne Ataç, yurt dışı yasağının kalkması ve pasaport almak için girişimlerini yoğunlaştırdı. Ancak savcılık yurt dışı yasağını kaldırmadı.

Annesinden ayrı olarak yurt dışında bulunan Ahmet’in sürekli ağladığı, moralinin çok bozuk olduğu bu nedenle tedaviye istenilen düzeyde cevap vermediği belirtildi. Ahmet’i, Almanya’da evinde misafir eden iş adamı Mete Atakul, Ahmet’in üzüntüden yemek yemediğini belirtti.

ÜÇ KEZ YURT DIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI

Yoğun kamuoyu baskısı üzerine Zekiye Ataç’ın yurt dışı çıkış yasağı Şubat 2020’de mahkeme kararıyla kaldırıldı. Ancak savcılığın yaptığı itiraz üzerine mahkeme ikinci kez yurt dışına çıkış yasağı getirdi.

Anne gidemeyince, tedavinin ilk bölümüne verilen iki haftalık arada Ahmet, 8 Şubat günü annesini görebilmek için Türkiye’ye döndü.

Natali Avazyan ve HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun yaptığı girişimler sonucunda Zekiye Ataç’ın yurt dışına çıkış yasağı 21 Şubat 2020’de tekrar kaldırıldı. Almanya Büyükelçiliği anne Ataç’a hızla vize verdi.

Zekiye Ataç, 2 Mart 2020’de Ahmet’le birlikte İstanbul Havalimanından Almanya’ya çıkmak isterken durduruldu. Anne Ataç, bu kez Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından üçüncü kez yurt dışına çıkış yasağı getirildiğini havalimanında öğrendi.

“EL BİRLİĞİYLE OĞLUMU ÖLDÜRÜYORSUNUZ”

Zekiye Ataç sosyal medya hesabından “El birliğiyle oğlumu öldürüyorsunuz” notuyla bir video yayınlayarak açıklamada bulundu:

“Biz şu an İstanbul’dayız. Sabahleyin Adana’dan İstanbul aktarmalı Köln’ne gidecektik ama maalesef benim pasaportuma el koydular. Pasaport ve vize verilmişti ama maalesef ertesi günü tekrar yurt dışı yasağı koymuşlar. Bu çocuğun yarın Köln’de olması gerekiyor. Tedavisine yetişmesi gerekiyor. Durumu iyi değil. Lütfen artık bu işin çözülmesini istiyorum.”

AHMET ALMANYA’YA ANNESİYLE GİTTİ

Ahmet ve annesi sorunun çözülmesi için havalimanında beklemeye başladı. Sosyal medya üzerinden yoğun tepkiler yükseldi. Şarkıcı Haluk Levent, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüştüğünü açıkladı. Ertesi gün 3 Mart 2020’de yurt dışı yasağı tekrar kaldırıldı ve Ahmet annesiyle birlikte Köln’e uçtu.

GEÇ KALINDI

Yargı süreçleri nedeniyle kaybedilen zaman Ahmet’in hastalığının yayılmasına neden oldu. Bacak kemiklerinde çok sayıda kırık meydana gelen Ahmet’in kan değerleri de düştü ve tedaviye cevap vermedi.

Köln’deki doktorlar Ahmet’in kan değerlerinin çok düşük olduğunu ve bünyesinin tedaviyi kaldıramayacağını geç kalındığını belirttiler.

Ahmet ve annesi 11 Mart 2020’de Türkiye’ye geri döndüler.

Anne Ataç, doktorların ilk tedaviden bu yana geçen zamanda değerlerinin ikinci tedaviyi kaldıramayacak kadar düştüğünü ve tedaviye başlamak için toparlanması gerektiğini söylediğini aktardı.

BABA İLE OĞLUNUN TELEFON GÖRÜŞMESİ

Ahmet’in kan değerlerinin yükselmesi için babasının tutuksuz yargılanması için kampanya düzenlendi. 27 Mart 2020’de Ahmet ile babasının yaptığı telefon görüşmesinin kaydı yayınlandı.

Kayıtta; Ahmet, babasından ‘gelmesini’ istiyor. Ahmet’in ağlayarak, “Artık buraya gel, dayanamıyorum” sözlerine babası Harun Ataç, ağlayarak cevap veriyor: “Oğlum gelemiyorum. Ben de gelmek istiyorum ama gelemiyorum oğlum. Bırakmıyorlar yavrum.”

5 SAATLİK GÖRÜŞME İZNİ

Ses kaydının oluşturduğu yoğun etki sonrası savcılık aynı gün içinde babaya ilk kez görüşme izni verdi. 5 saatlik görüşme için baba Harun Ataç, Ahmet’in bulunduğu hastaneye geldi.

Görüşmenin ardından Ahmet’in uzun bir aradan sonra ilk kez gülümseyerek uyuduğu fotoğrafları yayınlandı.

Ardından yapılan tutuksuz yargılama başvurularının tamamı sonuçsuz kaldı.

AHMET’E MORAL OLSUN DİYE İKİNCİ KAMPANYA: AHMET’İ SEVİYORUM

Arlet Natali Avazyan, Ahmet Burhan’a moral olması için yeni bir kampanya başlattı. Sosyal medya kullanıcıları paylaştıkları video ve mesajlarla ‘Ahmet’i seviyorum’ dedi. Avazyan’ın, babası hala tutuklu, ileri derece kemik kanseri Ahmet Burhan için sosyal medyada başlattığı #AhmetiSeviyorum kampanyası çığ gibi büyüdü. Ünlü isimler ve sosyal medya kullanıcıları moral videoları çekerek paylaştılar.

YOĞUN BAKIMA ALINDI: BABAYA İZİN YOK

Durumu her geçen gün kötüleşen Ahmet, 6 Mayıs 2020’de fenalaştı ve yoğun bakıma kaldırıldı. Doktorlar Ahmet’i uyuttu.

Tarsus Cezaevinde tutuklu bulunan baba Harun Reha Ataç’ın Ahmet’i son kez görmesi için savcılıktan izin talep edildi. Aileye eşlik edenler, savcılığın Harun Ataç’ın hastaneye gece değil; sabah gidişine izin verdiği bilgisini paylaştı.

HAYATA GÖZLERİNİ YUMDU

2018’de yakalandığı kemik kanseri hastalığıyla ‘olağanüstü hal’ koşullarında mücadele eden Ahmet’in kalbi üç kez durdu. 7 Mayıs 2020’de sahura yaklaşan saatlerde Ahmet hayata gözlerini yumdu.

El birliğiyle öldürülen çocuk Ahmet Burhan Ataç’ın hayatı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0