Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Babaları cezaevine atılan hasta çocuklar ölüme mahkum ediliyor

Mehmet Fatih, Selman, Eymen, Ali İhsan babaları tutuklandıktan sonra kanser oldu. Lösemiyi yenen Mehmet Akif, babası tutuklanınca tekrar hastalandı. Haftada 3 gün diyalize bağlı yaşayan Azra Nur’un durumu ise gün geçtikçe kötüleşiyor. Hayata tutunamayıp ölenler de var.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Kemik kanseri Ahmet Burhan Ataç, 7 Mayıs 2020’de hayatını kaybetti. Ahmet son bir kez babasını göremedi. 2,5 yıldır Tarsus Cezaevinde tutuklu olan babası Harun Reha Ataç’ın oğlunu görebilmesi için başta insan hakları savunucuları Natali Avazyan ve Ömer Faruk Gergerlioğlu çok çabaladı ama savcı “Ancak sabah izin verebilirim” dediği için Ahmet’in son anlarına babası yetişemedi. Ahmet’in tedavi süreci de çok aksadı. Almanya’da doğan tedavi imkanına annesi Zekiye Ataç’ın yurt dışı yasağı nedeniyle geç kalındı. Köln’e giden anne-oğul doktorlar “Artık çok geç” deyince geri döndü.

PASAPORTLARI İPTAL EDİLMİŞTİ

Benzer bir süreci Furkan Dizdar yaşadı. Beyin kanseri Furkan tedavi için Küba’ya gidecekti ama havaalanından geri döndürüldü. Furkan dahil anne ve babasının pasaportları Cemaat soruşturmaları kapsamında iptal edilmişti. Aile pasaport engelini kaldırtmak için uğraşırken Furkan’ın yüzü felç oldu, bir gözünü kaybetti ve 7 Şubat 2017’de daha 12 yaşındayken hayata veda etti.

Ahmet Burhan Ataç ve Furkan Dizdar.

Ahmet ve Furkan gibi hasta başka çocuklar da var. Çoğu kanserle mücadele ediyor. Hastalığa genelde babaları hapse girdikten sonra yakalandılar. Aralarında daha önce hastalanıp iyileşenler bulunuyor. Ama babaları tutuklanınca bir hafta gibi kısa bir sürede hastalıkları yeniden nüksetti. Çünkü o küçücük bedenleri, doktorların ifadesine göre yaşadıkları travmayı kaldıramıyor.

BABA İLE BİRLİKTE ANNE DE CEZALANDIRILIYOR

Hapisteki babanın eli kolu bağlı. Evladının ve eşinin en zor zamanlarda yanında olamıyor. Annelerin durumu ise daha vahim. Bir anne, tek başına hem hasta çocuğuyla hem evin geçimiyle ilgilenmek zorunda. Aslında babalarla birlikte anneler de cezalandırılıyor. Oysa 5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 20. maddesine göre 1. derecede yakını hasta olan tutukluların cezası bir yıl ertelenebilir. Fakat bu kanun Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklananlara uygulanmıyor.

Onlar da çocuk, onlar da hasta, onların da anne babasının yanında olmasına ihtiyacı var. Kanser demek moral, motivasyon demek. Ahmet Burhan (8) babasını sayıklayarak ayrıldı bu dünyadan. Selman, Mehmet Fatih, Mehmet Akif, Ali İhsan Başer, Akif, Eymen ve Azra Nur aynı kaderi yaşamasın.

MEHMET AKİF GÖKDAĞ: LÖSEMİ

Mehmet Akif Gökdağ’a teşhis aslında babası hapse girmeden 2 yıl önce konuldu. Tedaviler sonucu 1 yıl içinde hastalığı yendi. Sadece Ankara Gazi Üniversitesi Hastanesine kontroller için gidip geliyorlardı. Babası 27 Temmuz 2016’da gözaltına alınıp tutuklandıktan sonra Mehmet Akif’in hastalığı yüzde 100 tekrar nüksetti. Bir hafta gözaltında kalan baba Hasan Gökdağ cezaevine, anne-oğul tekrar hastane yollarına düştüler.

26 Ekim 2007 doğumlu Mehmet Akif’i annesi Sema Gökdağ haftada iki kez Konya’dan Ankara’ya trenle götürüp getiriyor.

İlk etapta ateşlenen Mehmet Akif’i annesi Konya’da bir hastaneye götürdü. Durum ciddi olunca Ankara’ya gitmek zorunda kaldılar. Doktorlar bu sefer ilik nakli yapılacağını söyledi. Anneden uyumsuz nakil alınıp Mehmet Akif’e verilecekti. 3 aylık bir süreçten bahsettiler ve Mehmet Akif’in yüzde 20 yaşama şansı var dediler.

Bu süreçte cezaevi savcısıyla görüşen Sema Gökdağ’a, savcı “Eşini buraya getireceğim, onunla konuş, itirafçı olsun, isim versin, hep birlikte buradan çıkıp gidin” cevabını verdi. Dilekçe vermeye anne oğul birlikte gitmişlerdi. Birkaç saat bekledikten sonra eşini adliyeye getirdiler. Mehmet Akif babasına koştu, sarıldı. Hasan Gökdağ, sonra savcının odasına girdi. Anneyi almadılar yanlarına. “10 kişinin ismi ver, çoluğunla çocuğunla çık git” diye ona da yineledi savcı… Mehmet Akif o gün oradan babasız ayrıldı.

Annesinden ilik nakli yapılan Mehmet Akif’in vücudu kan üretmeye başladı ama bu kez cildinde yaralar çıktı. O yaralar nedeniyle kollarını, bacaklarını açamadı. Açamayınca kasları gerildi. Mehmet Akif şimdi bir yıldır yürüyemiyor. Kollarını, bacaklarını hala açamıyor. Parmaklarını hareket ettiremiyor. Tedavi için haftada 2 gün Ankara’ya gidip geliyorlar.

Sema Gökdağ: “Ortadaki fotoğrafta Mehmet Akif fizik tedavi almaya başlamıştı. Ayakta durabildiğini babasına göstermek için bu pozu vermişti.” 5 Kasım 2019, Konya Seydişehir Cezaevi.

Konya Seydişehir’de tutuklanan baba Hasan Gökdağ, Konya, Kırıkkale, Kayseri, en sonunda da Seydişehir olmak 4 cezaevi gezdi. Babasını görmeyince daha da agresifleşen Mehmet Akif’i annesi babasının peşinde şehir şehir hapishane dolaştırmak zorunda kaldı. Baba-oğlun ayrı görüşmesi için dilekçe verdiler Konya’da. Merdiven altı gibi bir yerde izin verdiler tek başlarına görüşmelerine. Diğer cezaevlerinde herkesle aynı yerde görüş yaptılar.

Sema Gökdağ, hem kendisinin hem oğlunun yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Kanser hastalığı malum morale bağlı. Oğlum üzüntüyle tekrar bu hale geldi. Sosyal hizmetlere başvurdum, eşim tutuklu diye bize yardım vermediler. Sırtımda çanta, kucağımda Mehmet Akif… Öyle gidip geliyoruz her hafta. Yoğun bakımlık da oldu oğlum. Annenize, babanıza anlatıyorsunuz sıkıntınızı ama bir yere kadar… Yaslanacağınız bir omuz yok. Mehmet Akif narkozdan uyanırken hep babasını sayıklıyor. Şimdi salgından dolayı babasını hiç görmüyor. Daha çok zorlanıyoruz.”

14 yıllık evli olan Gökdağ çiftinin 3 çocukları daha var. Sema Gökdağ, Mehmet Akif ile ilgilenirken diğerlerini akrabalarına emanet ediyor. Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Hasan Gökdağ, 7 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı, dosyası Yargıtay’da bekletiliyor.

ALİ İHSAN BAŞER: LÖSEMİ

Ali İhsan’ın son kontrolünde çekilen karelerinden biri, 30 Mart 2020.

Babasına aşırı derecede düşkün olan Ali ihsan Başer’e geçen yıl 16 Ağustos 2019’da lösemi teşhisi konuldu. Bir hafta 10 gün içinde birdenbire ateşlenen Ali İhsan’a da lösemi dedi doktorlar. Annesinin ifadesine göre her şeyi içine atan bir çocuk Ali İhsan. Babası tutuklandığında 2,5 yaşındaydı. O ana dair her şeyi hatırlıyor. Polislerin gelmesi, babasını götürmeleri, birdenbire onsuz kalması, görüşlerde yaşadığı hayal kırıklıkları, babasını alamadan eve dönmeleri…

“ARTIK BABASINDAN BAHSETMİYOR”

Annesi Rukiye Başer diyor ki: “Doktor büyük bir travma yaşamış bu çocuk, dedi. Babasının gidişi onun için travmaydı. Hiç açık görüşe götürmedim. Kapalı görüşlere götürdüğüm zaman ‘Baba camı aç, kucağına oturup seni öpmek istiyorum’ dedi hep. Açamayacağını söyleyince, çok kırılıyordu. Baba gidelim diyordu. Anlatamadık biz de. Çok içine attı. Baba konusu olduğu zaman konuşmak istemiyor artık. Ortamı terk ediyor ya da başka bir konuya geçiyor. Geçen ameliyat oldu, hiç babasından bahsetmeyen çocuk, “Babam gelecek mi, arayacak mı” dedi. Ameliyattan çıktı, kendine gelmeden “Babamı çok özledim” diye ağlamaya başladı.”

Rukiye Başer: “Ortadaki fotoğrafı 4 ay önce çekindik. Salgın başlamadan önce babasını ziyarete gitmiştik.”, Kayseri Bünyan Cezaevi, Mart 2020.

7 Kasım 2017’de tutuklanan İsa Başer, önce Amasya Cezaevine gönderildi. Şimdi ailesinin ikamet ettiği Kayseri’deki Bünyan Cezaevinde. Tanık ifadelerine dayanılarak tutuklanan astsubay İsa Başer, 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da.

MEHMET FATİH DEDEOĞLU: LENFOMA

Kısa sürede aşırı derece zayıflayan Mehmet Fatih’in kemoterapiden dolayı ağzından yaralar çıktı, vücudu zayıf düştü. Ama her şeye rağmen hayata gülümsemeye çalışıyor.

Geçtiğimiz Ramazan ayında hastalanan 14 yaşındaki Mehmet Fatih Dedeoğlu, 1 Haziran 2020’den bu yana Ankara Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde lenfoma tedavisi görüyor. Sadece kemoterapi verip vücudu ayakta tutmaya çalışıyor doktorlar.

Mehmet Fatih’in babası Salih Dedeoğlu 4 yıldır Yozgat E Tipi Cezaevinde tutuklu. İlk başta oğlunu görmesi için izin vermeyen savcı, sonra gerekli izni verdi ve Salih Dedeoğlu 7 Haziran’da onu 1 kez ziyaret edebildi.

Babasını cezaevinde ziyarete giden Mehmet Fatih, hastalandıktan sonra babasını sadece bir kez görebildi.

Salih Dedeoğlu aynı zamanda hasta bir tutuklu. Cezaevinde tek böbrekle yaşıyor, bir gözü görmüyor. Salih Dedeoğlu, aile yakınlarına “Uğraşın lütfen, beni çıkarsınlar, çocuğum bana özleminden bu hale geldi. Şu zor süreçte yavrumun yanında olayım sonra yine tutuklasınlar” dedi ama tekrar hapse gönderildi. Sendika, dernek, Bylock ve tanık ifadelerine dayanılarak tutuklanan Salih Dedeoğlu 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı, dosyası Yargıtay’da bulunuyor. 8 ve 3 yaşlarında iki çocuğu daha olan anne Ayşe Dedeoğlu çaresiz ve sessiz.

AZRA NUR AĞIR: DİYALİZE BAĞLI

Nadir görülen Jourbet Sendromu hastalığıyla dünyaya gelen Azra Nur Ağır (14), böbrek yetmezliği nedeniyle yaklaşık bir yıldır diyalize bağlı. İki çocuk sahibi olan hemşire Nevin Ağır, 13 senedir Azra Nur Ağır’a bebek gibi bakıyor. 24 Temmuz 2016’da eşi tutuklandığından bu yana bu süreci eşinin desteği olmadan tek başına götürüyor.

Jourbet Sendromu genetik bir hastalık. Bu tür çocuklarda, zeka ve algı seviyesi yaşıtlarına göre geride oluyor. Yürüme, konuşma, görme, anlama sonradan tedavilerle geliştiriliyor. En belirgin özelliği orta beyinciğin çalışmaması. Vücudun denge sistemi iflas ediyor. Göz bebekleri ortada durmuyor, kenara kayıyor, gidip geliyor. Ergenlik döneminde ise böbrek yetmezliği ortaya çıkıyor. Görünürde normal ve herhangi bir sıkıntısı yokmuş gibi görünen Azra, motor kasları çalışmadığı için de ihtiyaçlarını gideremiyor, kişisel bakımlarını annesi yapıyor. Annesinin ifadesine göre Azra Nur’un hastalığı babası hapse girdiği günden beri ilerledi.

Azra Nur Ağır, haftada 3 gün Kırşehir Şehir Hastanesinde diyalize bağlanıyor.

Mevlüt Ağır, yaklaşık 4 yıldır Kırşehir Cezaevinde tutuklu. Özel bir dershanede coğrafya öğretmeni olarak görev yapan Ağır, Cemaat soruşturmaları kapsamında 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da.

SELMAN ÇALIŞKAN: BEYİN KANSERİ

Haziran 2019’da beyin kanseri teşhisi konulan Selman Çalışkan (6) bir yıldır hastalığa babasız direnmeye çalışıyor. Annesi Emine Çalışkan bir yandan üç çocuğunun geçimiyle ilgileniyor, diğer yandan 38 aydır tutuklu olan hapisteki eşine maddi olarak destek olmaya çalışıyor. Bir yıl boyunca Manisa’dan İzmir’e her hafta kemoterapi için giden Selman ve annenin bu yolculuğu iki hafta önce sona erdi. Selman, Küba’dan getirilen ilaçlara cevap vermediği için doktorlar tedaviyi kesti. Selman artık evde hayata tutunmaya çalışıyor.

15 Temmuz 2013 doğumlu Selman Çalışkan, 7. yaşına da babasız girdi.

En son Manisa Erkek İmam Hatip Lisesi görev yapan babası Rasim Çalışkan 672 sayılı KHK ile ihraç edildi. Cemaat soruşturmaları kapsamında 17 Mayıs 2017’de tutuklandı ve Manisa T Tipi Cezaevine gönderildi. 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Çalışkan’ın dosyası Yargıtay’da bulunuyor. Rasim Çalışkan, hastalandıktan sonra oğlunu sadece bir kez görebildi. Oğlunun “Anne, babam ne zaman gelecek” sorusu karşısında çaresiz kaldığını söyleyen Emine Çalışkan, “Ona verecek cevap bulamıyorum boğazım düğümleniyor” diyor.

EYMEN KÜÇÜKAYDOĞAN: LÖSEMİ

Babasından gelen mektupları kahkahalarla dinleyen Eymen’in hastalığı, babası yanında olsa kim bilir nasıl bir seyir gösterecek.

Babası tutuklandıktan bir yıl sonra, Ocak 2019’da lösemi teşhisi konulan 6 yaşındaki Eymen Küçükaydoğan da babasına hasret. Annesi 1,5 yıldır oğlu için tek başına çırpınıyor. Ankara’daki Çocuk ve Yetişkin Hastanesinde (LÖSANTA) tedavi gören Eymen, ilk zamanları çok ağır geçirdi. Kendini odaya kapatıp “baba, baba, baba” diye ağlıyordu. Yürüyemediği, aşırı derece zayıfladığı dönemler oldu. Kimi zaman sürekli kustu, ağzı midesine kadar yara oldu. Şimdi Afyon’daki evlerinde tedavisi devam ediyor. Annesi onu ayda bir Ankara’ya kontrole götürüp getiriyor.

“BİZ O GÜN ODADAN HİÇ DIŞARI ÇIKMIYORDUK”

LÖSANTA’da tedavi görürken Eymen’in yaşadığı bir günü annesi şöyle anlatıyor:

“Bizim tedavi gördüğümüz hastanede ziyaret için sadece babalara izin veriyordu, haftada 2 ya da üç gün. Biz o gün odadan hiç çıkmıyorduk. Eymen görmesin diye. Çünkü orada çocuklar bir seviniyordu ki yemek yemeyen çocuklar babalarını görünce yemek yiyordu. O üzülen, günlerce ağlayan çocuk gülmeye başlıyor. Elinde bir oyuncak koridordan içeri giriyor, baba çığlıkları atarak. Biz o dönemleri hep odada kapıyı kapatıp, ne ben çıkıyordum, ne Eymen’i çıkarıyordum. Görmemesini sağlıyordum.”

Isparta’da komiser yardımcısı olarak görev yapan Eymen’in babası Cemaat soruşturmaları kapsamında Ocak 2018’de Isparta’da tutuklandı. Dosyasının durumunu öğrenmek için adliyeye gittiğinde savcı tutuklanmasına karar verdi. 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan babanın dosyası Ekim 2019’da Yargıtay tarafından onaylandı. Bu demek oluyor ki Eymen, Ağustos 2023’e kadar babasız kalacak.

KANSERLİ BİR ÇOCUKLA CEZAEVİ ZİYARETİ

Hasta çocukların anne-babasını cezaevine ziyarete gitmesi de ayrı bir dert. Eymen babasını görmeye Isparta’ya sadece 2-3 kez gidebildi. En son korona salgını başlamadan önceki açık görüşte buluşabildiler. Bin bir güçlükle içeri girdi. Annesi onu dokunup öpemezken elle aramaya maruz kalması, o kalabalığın içine sokmak zorunda olması, cihazlardan geçmesi (X-ray cihazlarını kötü hücrelerin artmasına neden olduğu biliniyor) bunların hepsi ciddi bir sorun.

AKİF DAŞTAN: LÖSEMİ

2015’ten beri lösemi tedavisi gören Akif Daştan’ın (6) anne ve babası 15 Kasım 2019’da Kayseri 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından yarım saat arayla tutuklandı. Hakim kararı verirken Akif’in raporlarını dikkate bile almadı. Mustafa Daştan sözleşmeli öğretmenlik yapıyordu, eşi ise el işi yapıp satarak ailesine katkıda bulunuyordu. Tanık ifadeleri ve Bylock nedeniyle tutuklanan Daştan çiftinin tek çocukları olan Akif’e bu süreçte anneannesi baktı. 

BOLD ÖZEL

Yangın uçağı bulunamayan Antalya’da, KHK’lı veteriner hekim özel uçakla tutuklandı

Yangın uçağı bulunamadığı için binlerce hektar ormanın yok olduğu, insanların öldüğü Manavgat yangınından kısa bir süre sonra tutuklanan veteriner hekim Ali Kara’nın özel uçakla Antalya’ya getirildiği ortaya çıktı.

BOLD ÖZEL | 12 gün süren Manavgat yangınında 7 kişi hayatını kaybetti. 70 bin hektar cayır cayır yandı. 38 köyün doğrudan etkilendiği yangında 12 köy ise tamamen yok oldu. Orman Bakanlığı’nın yangını söndürmek için organize olamaması ve yangın uçağı bulunamaması bütün Türkiye’yi ayağa kaldırdı.

Olaydan kısa bir süre sonra Hakkari’de gözaltına alınan veteriner Ali Kara ise özel uçakla hemen Antalya’ya getirildi.

GÖNÜLLÜ OLARAK HAKKARİ’YE ATANDI

Uzun yıllar Antalya ve Burdur çevresindeki illerde görev yapan Ali Kara, veteriner hekim olarak çalışmak için 2020 yılında Tarım ve Orman Bakanlığına yaptığı başvuru sonucu tayini, gönüllü olarak çalışmak istediği tayini Hakkâri’ye çıktı.

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı, cezaevinde kalan ailelere yardım edildiği gerekçesiyle 13 Eylül 2021’de 36 kişi hakkında gözaltı kararı çıkardı. İki hafta gözaltında kalan 36 kişiden 25’i çıkarıldığı sulh ceza hakimlikleri tarafından tutuklandı. Tutuklananlar arasında veteriner hekim Ali Kara da yer aldı.

“TOPLUMU KORKUTMAK VE BASKI İÇİN YAPILIYOR”

Dört aydır Antalya L Tipi Cezaevinde tutuklu olan ve 21 Şubat 2022’de Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşması görülecek olan Ali Kara, kendisini ziyaret eden avukatı Mücahit Gündoğdu’ya, “Eşleri cezaevinde bulunan ailelere yardım etmekle suçlanıyoruz. Özel uçakla getirilince kendimi çok özel hissettim. Ben ne yaptım ki!” dedi.

Mücahit Gündoğdu gazeteci Tuncer Çetinkaya’nın da Aksaray’dan Antalya’ya aynı şekilde getirildiğini, toplumda korku ve baskı oluşturmak için bunların bilinçli yapıldığını söyledi. Gündoğdu, “Tuncer Çetinkaya’nın böbrek rahatsızlığı nedeni ile cezaevinden ring aracıyla Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirilirken yanında çok sayıda özel harekat polisi, jandarma ve infaz koruma memuru vardı ve birçok basın mensubu çağrılmıştı. Yazılan karalama haberlerle insanlara itibar suikastı yapıldı.” diye konuştu. (Abdurrahman Keskin) 

Öğretmen İlayda Tekgöz iki çocuğuyla birlikte 1 yıldır hapiste

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Annesi gözünün önünde tutuklanan KHK’lı çocuğu Elif Rana’nın günlüğünden: Hayatım karanlığa gömüldü

Burdur E Tipi Cezaevinde tutuklu olan eşini ziyarete gittiği gün kendisi de gözaltına alınan ve tutuklanan ev hanımı Günnur Şahin’in büyük kızı Elif Rana, o gün yaşadıklarını ve hissettiklerini günlüğüne yazdı. “Hayatım karanlığa gömüldü. Gecenin karanlığında polis ışıklarını altında ondan ayrılışım hala kalımda” diyen Elif Rana’nın cümleleri yürekleri dağlıyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 9 Eylül 2016’dan beri hapiste olan KHK’lı memur İbrahim Şahin’in eşi Günnur Şahin, 23 Kasım 2021’de eşini ziyarete gitti. O gün yanında 11 yaşındaki büyük kızı Elif Rana da vardı. 8 yaşındaki kızı Beyza Nur ise dede ve babaannesinin yanında kalmıştı.

Elif Rana görüş için gelen diğer çocuklarla kapıda oynarken Günnur Şahin’in yanına Afyon KOM Şube’den polisler gelmiş ve ifade vermesi gerektiğini söylemişti. Eşi beş yıldır tutuklu olan Şahin’in başından aşağı kaynar sular dökülmüştü. İki kızı vardı, şimdi ne olacaktı, eşine bu haberi nasıl verecekti? Çok zor bir görüş geçirdiler.

“BEN HASRET KÖRÜYDÜM”

Halen Afyon E Tipi Cezaevinde tutuklu olan Günnur Şahin’in yarın ilk mahkemesi görülecek.

Annesinin gözaltına alınmasına şahit olan Elif Rana hissettiklerini daha sonra günlüğüne yazdı. Anne-babası tutuklu bir çocuğun kaleminden dökülenler, tıpkı Bahadır Odabaşı gibi KHK’lı ailelerin yalnız bırakılan çocuklarının yaşadıklarını gözler önüne seriyor.

“Hayatım karanlığa gömüldü. Hiçbir şey görmüyordum. Ben hasret körüydüm. Gecenin karanlığında polis ışıklarını altında ondan ayrılışım hala kalımda. Ben kendimi tek başıma karanlık ve sessiz bir yolda yürüyormuş gibi hissediyorum.” diyen Elif Rana’nın üç bölüm şeklinde yazdığı günlüğü:

Kızının gözü önünde tutuklanan Günnur Şahin: O nezarethaneyi hatırlamak bile istemiyorum

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Yargıtay’ın cezasını onadığı gazeteci Recai Morkoç tutuklandı

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 16 ay hapis yatan ve 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan gazeteci Recai Morkoç, üç gün önce Edirne’de tutuklandı.

BOLD ÖZEL | Daha önce Antalya L Tipi Cezaevinde 16 ay hapis yatan KHK ile kapatılan Cihan Medya Ajansı Antalya bölgesi editörlerinden Recai Morkoç, yeniden tutuklanarak cezaevine konuldu.

Hapisten çıktıktan sonra İstanbul’da çalışarak geçimini sağlayan Recai Morkoç Edirne Cezaevine gönderildi. Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında yargılanan Morkoç, Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Morkoç’un dosyası Yargıtay tarafından da onaylandı.

59 GAZETECİ HALA TUTUKLU

CHP İstanbul Milletvekili ve Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu ’10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde açıkladığı rapora göre  AKP iktidara geldiği 2002 yılından 2021 yılı sonuna kadar en az 811 gazetecinin tutuklandı. Türkiye cezaevlerinde şu anda 59 gazeteci de tutuklu bulunuyor.

10 Ocak Gazeteciler Günü raporu: AKP iktidarında 811 gazeteci tutuklandı

Okumaya devam et

Popular

Shares