Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Can Dündar’a tehdit gibi çağrı: Mahkemeye gelmezsen tüm mal varlığına tedbir konulacak!

Can Dündar, 14. Ağır Ceza Mahkemesinin duruşmaya gelmesi için kendisine çağrı yaptığını açıkladı. “Gelmezsem tüm mal varlığımıza tedbir konulacağını ilan etmiş. Mahkemenin 4 dakikada aldığı kararda söz konusu olan, bizim 40 yıllık emeğimiz…” dedi.

BOLD – “Savcıların talimatla dava açtığı, yargıçların emirle hüküm kestiği bir adalete teslim olmamı istiyorlar” diyen gazeteci ve belgeselci Can Dündar, mahkemenin kendisini mallarına el koymakla tehdit ettiğini açıkladı. Son nefesine kadar, sonu gelmiş bu baskı rejimi ile cesaretle, inançla, inatla mücadele edeceğini vurguladı.

İşte Can Dündar’ın Artı Gerçek’te kaleme aldığı “Milletin malına el koyan, bizimkine ne yapmaz?” başlıklı günün yorumu…

Bu yıl, meslekte 40. yılımı doldurdum.

40 yılda gazetecilik, belgeselcilik, yazarlık dışında hiçbir iş yapmadım. Mesleğimizden alın terimizle kazandığımız parayla, eşimin ve benim üzerime kayıtlı bir evimiz, bir de yazlığımız var. Bir de rahmetli babamdan kalan, halen yalnız annemin oturduğu ev…

Şubat ayındaki duruşmayı apar topar öne alan 14. Ağır Ceza Mahkemesi, bugün duruşmaya gelmem için çağrı yapmış; gelmezsem tüm mal varlığımıza tedbir konulacağını ilan etmiş. Mahkemenin 4 dakikada aldığı kararda söz konusu olan, bizim 40 yıllık emeğimiz…

Halen Gezi Davası’ndan Cumhuriyet’e, MİT tırları davasından Özgür Gündem’e, 17-25 Aralık dosyasından Erdoğan’a hakaret davasına kadar, süren çok sayıda davam var; ancak hakkımda verilmiş hiçbir mahkûmiyet kararı yok.

Hükumetin illegal operasyonunu, yolsuzluk dosyasını sergilediğim için iki kez işten atıldım, defalarca yargılandım, haksız yere tutuklandım, hapis yattım. Tahliye edildikten sonra bile, defalarca yurt dışına çıkıp döndüm, hakkımda açılan tüm davalarda kendimi savundum. Ancak Adliye önünde uğradığım silahlı saldırıdan sonra tetikçi hemen salınıp kahraman muamelesi görünce hükumetin asıl niyetini anladım.

AKP, muhaliflerini mümkünse mezarda, olmazsa hapiste çürütmeye kararlı… İkisinde de olmayanlar ya sustu ya da hayatını ortaya koyarak hak mücadelesi veriyor.

Savcıların talimatla dava açtığı, yargıçların emirle hüküm kestiği bir adalete teslim olmamı istiyorlar; “Yoksa mallarına tedbir koyarız” diyorlar. Bu halkın 100 yıllık birikimine el koyup tüketmiş, ülkenin toprağını ormanını, gölünü geyiğini, Cumhuriyet’in asırlık kurumlarını satmış bir iktidar, bizim evimize göz dikmekten çekinmeyecektir elbette… Ama nihaî hükmü, tarih verecektir.

Seyircilerim beni belgesellerimle tanır. 27 Mayıs’ın, 12 Mart’ın, 12 Eylül’ün belgesellerini yaptım. Mutlak gücün mutlaka bozduğunu, sonunda gücü kötüye kullananları vurduğunu, adaletsiz tahtın, sultanlara, cuntacılara, diktatörlere bile kalmadığını tanıklardan dinledim, ekranda sergiledim.

Bugün 17 Eylül… Zulümle yönetmiş, hukuku hiçe sayarak muhaliflerini ezmiş bir iktidarın hazin sonunu yazan bir tarih yaprağı…

Bize düşen, ülkemizin bir daha böyle hazin sonlar yaşanmadan, sonu gelmiş bu baskı rejiminden kurtulabilmesi için mücadele etmek, bütün kayıplarımıza rağmen doğru bildiğimizi cesaretle, inançla, inatla söylemeye devam etmektir.

Son nefesimize kadar…

Gündem

Sonunda neden Bilim Kurulu toplantılarına katılmadığı belli oldu

Bir süredir toplantılara katılmayan Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Levent Yamanel’in, koronavirüse yakalandığı ve tedavi görerek hastalığı yendiği öğrenildi.

BOLD – Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yoğun Bakım ve İç Hastalıkları Uzmanı ve Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Levent Yamanel’in bir süredir Sağlık Bakanı Fahrettin Koca başkanlığındaki Bilim Kurulu toplantılarına katılmaması merak konusuydu.

Yamanel’in koronavirüse yakalandığı ve bir süredir tedavi altında olduğu öğrenildi. Hastanede 15 gün süren tedavinin ardından hastalığı yenen Yamanel’in, kısa süre sonra Kovid-19 yoğun bakım servisindeki görevine döneceği öğrenildi.

Test sonucunun negatife dönen ve evinde istirahat eden Yamanel’in, bir hafta içinde Koronavirüs Bilim Kurulundaki görevine de dönmesi bekleniyor.

Diyanet: Koronavirüsü umreciler değil Avrupa’dan gelen turistler yaydı

 

Okumaya devam et

Gündem

Diyanet: Koronavirüsü umreciler değil Avrupa’dan gelen turistler yaydı

Türkiye’de koronavirüs salgınının nedenleriyle ilgili kitapçık hazırlayan Diyanet İşleri Başkanlığı, umrecilerin virüsü yaymadığını savundu. Kitapçıkta, koronavirüsün yayılmasında Avrupa’dan Türkiye’ye gelen turistlerin etkili olduğu vurgulandı.

BOLD – Diyanet, “Pandemi Sürecinde Umre Organizasyonunda Alınan Tedbirler” başlıklı bir kitapçık yayınladı. Kitapçıkta, “umreden gelen yurttaşların virüsün yayılmasına neden olmadığını” savunuldu.

Cumhuriyet’in haberine göre, kitapçıkta umreden gelen vatandaşları için koronavirüs sürecinin “titizlikle” takip edildiği, Avrupa ülkelerinde ocak aylarında ilk vakanın görülmesine karşın mart ayına kadar Avrupa’dan Türkiye’ye 638 bin 945 turistin girişine izin verildiği kaydedildi.

Kitapçıkta umreye gidecek yurttaşlar için koronavirüs salgınına karşı ilk uyarının, salgının Türkiye’de görülmesinden 1 ay önce, 5 Şubat’ta yapıldığı belirtildi. Söz konusu uyarıda, umreye giden yurttaşların koronavirüse karşı sağlıkçılar tarafından bilgilendirildiği ve almaları gereken önlemlere ilişkin broşürler hazırlandığı vurgulandı. 27 Şubat’ta Suudi Arabistan’da vaka olmamasına karşın umrecilerin girişinin durdurulduğu ifade edilen kitapçıkta, “Buna karşılık İtalya’da vaka sayısı 650, ölüm sayısı 17, İspanya’da vaka sayısı 26, ölüm sayısı 1, İngiltere’de vaka sayısı 19 olmuştur” denildi. Ardından Suudi Arabistan’da 2 Mart’ta ilk vakanın görüldüğü belirtilerek bu tarihten sonra umrecilerin sağlıkçılar eşliğinde kontrolleri yapılarak Türkiye’ye getirildikleri ve 14 gün evde karantinada kalmalarının tavsiye edildiği anlatıldı.

638 BİN TURİSTE İZİN VERİLDİ

Fotoğraflarla desteklenen kitapçığın son kısmında ise, “Bu bilgiler ışığında Avrupa ve ABD başta olmak üzere pek çok ülkeden, yurdumuza girişler devam ederken ‘Suudi Arabistan’dan gelen ve umreden dönen’ vurgusu öne çıkarılarak yapılan değerlendirmeler gerçeği yansıtmamaktadır” denildi. Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu tavsiye kararlarıyla Avrupa ülkelerine karşı Suudi Arabistan’dan daha geç alınan uçuşların durdurulduğu belirtilen kitapçıkta, Suudi Arabistan’la uçuşların, ülkede ilk vaka görüldükten 14 gün sonra iptal edildiği, İngiltere’yle ilk vakadan 1 ay 16 gün, İspanya’yla 1 ay 13 gün ve İtalya’yla 29 gün sonra uçuşların iptal edildiği vurgulandı. Bu süre boyunca Türkiye’ye Avrupa ülkelerinden 638 bin 945 turistin girmesine izin verildiği kaydedildi

Tayyip Erdoğan’ın maaşına 3 asgari ücretlik zam!

Okumaya devam et

Gündem

Tahir Elçi’nin öldürülmesine ilişkin dava başladı: Mahkeme ailenin talebini reddetti

tahir elçi

Tahir Elçi’nin 2015’te Dört Ayaklı Minare önünde öldürülmesine ilişkin 5 yıl sonra açılan davada 3’ü polis memuru 4 sanığın yargılanmasına başlandı. Elçi ailesinin avukatları, sanıkların duruşmada hazır edilmesi talebinde bulundu. Mahkeme, talebi reddetti.

BOLD – Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 5 yıl önce Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin Dört Ayaklı Minare önünde yapılan basın açıklaması sırasında öldürülmesine ilişkin 3’ü polis memuru 4 şüphelinin yargılandığı dava başladı.

Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuksuz yargılanan polis memurları S.T, F.T. ve M.S. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı. Türkan Elçi ve avukatlar salonda hazır bulundu. Başsavcılığın hazırladığı belirtilen listede yer alan İHA, Demirören Haber Ajansı, AA ve DW çalışanları dışında duruşma salonuna gazeteci alınmadı. Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma öncesi yoğun güvenlik önlemleri alındı. Adliye girişi polis bariyerleriyle çevrilirken, çok sayıda TOMA, çevik kuvvet otobüsü ve zırhlı araç sevk edildi. Duruşmayı, farklı bölgelerden gelen baro başkanları ve avukatlar, CHP ve HDP’li bazı milletvekilleri, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile basın mensupları takip ediyor.

Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi de duruşmaya katıldı.

MAHKEME TALEPLERİ REDDETTİ

Duruşmada, Tahir Elçi ailesinin avukatları sanıkların duruşmada hazır edilmesi talebinde bulundu. Sanıklar ise SEGBİS aracılığıyla ifade vermek istediklerini belirtti. Mahkeme, verilen 10 dakika aranın ardından sanıkların duruşmada hazır edilmesine ilişkin talebin reddine karar verdi.

Bunun üzerine Tahir Elçi’nin avukatlarından Özkan Yücel, sanıkların kimlik tespitlerinin hakim huzurunda yapılmadığı, görüntüdeki kişilerin sanıklar olup olmadığının bilinmediği gerekçesiyle yargılama yapılamayacağını söyleyip taleplerinde ısrar etti. Mahkeme başkanı bir sonraki duruşmada talimat mahkemelerine müşteki avukatların katılabileceğini söyledi. Müşteki avukatları ise taleplerinde ısrar ederek bu koşullarda duruşmanın devam edemeyeceğini söylediler.

DURUŞMA REDDİ HAKİM TALEBİ NEDENİYLE ERTELENDİ

Duruşmada söz alan Türkan Elçi, 5 yıldır bu davayı beklediğini belirterek, duygu ve düşüncelerini söylemek istediğini belirtti. Elçi, “Ben bugün buraya gelirken adalete güvenim vardı. Adalete güvenim var. Bana 1 dakika ayırarak bu satırları okursanız, benim düşüncemi anlayacaksınız” dedi. Mahkeme Başkanı Türkan Elçi’nin talebini, sanıkların savunmasının alınması ardından dinleyeceğini söyledi. Türkan Elçi bunu kabul etmediğini belirtti. Türkan Elçi’yi uyaran mahkeme başkanı, aksi halde salondan çıkarılacağını söyledi. Avukat Mehmet Emin Aktar, her talebi reddettiğini, tarafsızlığını yitirdiğini belirterek, reddi hakim talebinde bulundu.  Elçi ailesinin avukatları tarafından sunulan reddi hakim talebi karşısında, Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesi duruşmayı 3 Mart 2021 tarihine erteledi..

TAHİR ELÇİ DAVASI

Tahir Elçi, Sur’da yaşanan çatışmalar sırasında tarihi eserlerin zarar gördüğüne dikkat çekmek için, Diyarbakır Barosu üyesi avukatlarla Dört Ayaklı Minare önünde basın açıklaması yaptı. Aynı saatlerde Balıkçılarbaşı semtinde iki polisi öldürmekle suçlanan ve PKK’lı oldukları belirtilen Mahsum Gürkan ve Uğur Yakışır da açıklamanın yapıldığı sokağa girdi. Bu kişilerle polis arasında çıkan çatışmada, Elçi bir kurşunla ensesinden vurularak öldürüldü. Aynı gün olay yeri incelemesi yapmak için bölgeye giden ve aralarında dönemin Başsavcısı Ramazan Solmaz’ın da bulunduğu heyet saldırıya uğradı, üç polis yaralandı. Bu nedenle ilk gün delillerin toplanamadığı açıklandı. İki gün sonra olay yerine giden keşif heyetine yine ateş açıldı. Yarıda kesilen keşif çalışması ancak dört ay sonra yapılabildi. Bu sürede delillerin büyük kısmı kayboldu, Elçi’yi vuran merminin çekirdeği de bulunamadı. Toplanan 23 parça delilin incelenmesi ile hazırlanan bilirkişi raporunda “Elçi’nin nasıl vurulduğunun tıbben ve fizikin bilinemeyeceği” açıklandı.  Diyarbakır Barosu, olay yerinde çekilen video görüntülerini Londra Üniversitesi Adli Mimarlık Bölümü’ne gönderdi. Burada hazırlanan raporda, Elçi’yi öldüren kurşunun Yıkık Kaya Sokak’ta ateş eden üç polisten birinin silahından çıktığı ve bu polislerden birinin ‘kesin fail’ olduğu belirtildi. Rapor soruşturma savcısına sunuldu, ancak işlem yapılmadı. Diyarbakır’a atanan Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Yavuz’un göreve başlamasının ardından Elçi’nin öldürülmesiyle ilgili Londra’da hazırlanan raporda olası fail olarak tespit edilen üç polis hakkında dava açıldı.

İDDİANAMEDEN

İddianamede yakalama kararı bulunan Uğur Yakışır hakkında “devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak”, 2 polis memurunu “kasten öldürmek” suçlarından 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile Elçi’yi “olası kastla öldürmek” suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar, polis memuru S.T’yi “öldürmeye teşebbüs” suçundan 20 yıla kadar, “mala zarar vermek” ve “ruhsatsız silah bulundurma, taşıma veya satın alma” suçundan da 1 yıl 4 aydan 5 yıla kadar hapis, polis memurları M.S, F.T. ve S.T. hakkında da “bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme” suçundan her biri hakkında 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Oğlu ile karantina hücresinde kalan anneden mektup var

Okumaya devam et

Popular