Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

S-400 için ‘Çok Acele’ talimat: Testler 5 Ekim’de başlıyor!

Türkiye Rusya’dan satın aldığı ancak ABD ve NATO’nun tepkisi nedeniyle aktifleştirmediği S-400 füze savunma sistemini aktifleştirip deneme atışını yapma kararı aldı. Öncelik derecesi ‘Çok Acele’ olan atış testi, 5-16 Ekim arasında Sinop’ta yapılacak.

BOLD – Turkish Minute‘tan Cevheri Güven’in özel haberine göre Cumhurbaşkanlığı Hava Ulaşım Daire Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Daire Başkanlığı ve Genelkurmay arasında mutabakata varıldı. Rusya’dan alınan S-400 hava savunma sisteminin 5-16 Ekim 2020 tarihleri arasında Sinop Atış Alanı’nda deneme atışlarıyla test edilmesi için sevkiyatın yapılması kararlaştırıldı. Cumhurbaşkanlığı, sistemin intikali ve test atışında kullanılacak 10 adet BANSHEE Hedef Uçak nakli için izin verdi. 24 Eylül’de alınan karar doğrultusunda planlama, öncelik derecesi ‘çok acele’ koduyla ilgili tüm birimlere iletildi.

Bildirimde şu ifadeler kullanıldı: “S-400 silah sisteminin angajman yeteneği, sisteme ait radarların tespit ve takip yeteneği, muhabere sistemi yetenekleri ile atış ve komut kontrol yeteneklerinin kontrolünün sağlanması amacıyla 5-16 Ekim 2020 tarihleri arasında Sinop Atış Alanı’nda ‘S-400 silah sistemi deneme atışları’nın icra edilmesi planlanmaktadır.”

CUMHURBAŞKANLIĞI İZİN VERDİ

Cumhurbaşkanlığı, Sinop’ta gerçekleştirilecek atış öncesi S-400 radarlarının performansının takip edilmesi için BANSHEE Hedef Uçaklarıyla yapılacak ön atış takip eğitiminin 28 Eylül-2 Ekim 2020 tarihleri arasında Mürted Hava Meydan Komutanlığında icra edilmesine izin verdi.

Mürted Üssü, 15 Temmuz darbe girişiminin merkezi olması nedeniyle yapılacak faaliyetler Cumhurbaşkanlığının sıkı denetimine tabi. Atış eğitimiyle ilgili belgede; eğitim süresince Mürted Üssü’ndeki bir kule görevlisinin belirlenmesi ve her atış eğitim faaliyetinden 2 saat önce Cumhurbaşkanlığından teyit alması gerektiği belirtildi.

SİNOP’A GÖTÜRÜLÜYORLAR

S-400’lerin aktifleştirilip deneme atışı yapılması konusunda Cumhurbaşkanlığının verdiği izne göre; 10 adet BANSHEE hedef uçak, yer kontrol istasyonu ve gerekli duyulan tüm teçhizat 26 Eylül’e kadar Ankara Mürted Hava Meydan Komutanlığında hazır hale getirilecek. Hazırlığın tamamlanmasının ardından S-400 silah sistemleri ile birlikte tüm askeri teçhizat 5 Ekim 2020 tarihinde Sinop Atış Alanı’na intikal ettirilecek.

İntikalin ardından 5-16 Ekim tarihleri arasında Sinop Atış Alanında, S-400 hava savunma sistemiyle 10 Adet BANSHEE hedef uçağa yönelik atış gerçekleştirilecek.

AKTİFLEŞTİRME SONRASI YAPTIRIM GELEBİLİR

Washington, S-400’lerin yeni savaş jetleri F-35’lerin güvenliği açısından büyük bir tehdit olarak görüyor. S-400’lerin NATO sistemleri ile uyumlu olmadığını söyleyen diğer NATO ülkeleri de S-400’lerin Türkiye’de konuşlanmasını hava savunmalarını tehlikeye atacağı görüşünde. Türkiye’nin bu sistemi satın alması Türkiye’nin Batı’dan uzaklaşması olarak da değerlendiriliyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, krizle ilgili olarak S-400’lerin sevkiyatından sonra bu sistemin Türkiye’de kurulmamasının bir çözüm olabileceğini söylemişti.

ABD, Türkiye’deki S-400’ler üzerinden F-35 tipi savaş uçakları ile ilgili Rusya’nın casusluk faaliyetlerinde bulunmasından endişe ediyor ve ilk etapta Türkiye’yi F-35 programından çıkardı.

Ancak Sinop’ta yapılacak atışla birlikte S-400’lerin aktive edilmesiyle ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) yasalarını Türkiye’ye karşı kullanılması gündemde. Yasa, Rus silah sektörü ile ticaret yapan kişi ve kuruluşları hedef alıyor. ABD’de CATSA’ya dayanarak Türkiye’ye karşı bir yaptırım tasarısı hazırlandı. Tasarıda; Gayrimenkul işlemlerinin yasaklanması, ithalat-ihracat izinlerinin sınırlandırılması, döviz üzerinden işlem yapılmasının yasaklanması, ABD mali kuruluşlarından kredi tedarik edilmemesi ve yaptırım kapsamına alınan kişilere vize kısıtlaması gibi toplam 12 maddelik bir yaptırım listesi bulunuyor.

S-400 KRİZİ

Türkiye ile Rusya arasında Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sisteminin S-400’lerle ilk görüşme, 15 Temmuz darbe girişiminden üç ay sonra İstanbul’da gerçekleştirilen Enerji Zirvesi sırasında yapıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasında yapılan görüşme sonrası savunma sanayi alanındaki işbirliğine vurgu yapıldı.

S-400 tedarik sözleşmesi 11 Nisan 2017’de imzalandı ancak kamuoyuna açıklanmadı.

Erdoğan 25 Temmuz 2017’deki AKP meclis grup toplantısında iki ülke arasında S-400 sözleşmesinin imzalandığını duyurdu. Türkiye’nin S-400 alım sürecini başlatması başta ABD olmak üzere bazı NATO ülkelerinin tepkisini çekti. ABD, Türkiye’yi yeni nesil F-35 savaş uçağı projesinden çıkardı. ABD Kongresi CATSA yaptırımlarını gündeme aldı.

Rusya, 12 Temmuz 2019’da S-400’leri Türkiye’ye teslim etti.

NATO üyesi Türkiye’nin kendine ait bir hava savunma sistemi şimdiye kadar bulunmuyordu. Ankara’nın talebi üzerine Suriye’den gelebilecek muhtemel tehditlere karşı 2013 yılında Gaziantep, Kahramanmaraş ve Adana’ya NATO’ya ait Patriot hava savunma sistemleri konuşlandırılmıştı. ABD, Almanya ve Hollanda’ya ait Patriotlar görev süreleri sona erdikten sonra ülkelerine geri döndü. Türkiye ile ABD, Patriot alımında anlaşamayınca Türkiye Rusya’dan S-400 savunma sistemi almayı kararlaştırdı. Erdoğan yönetimin S-400 tercihinin Rusya ile ilişkilerini NATO’ya karşı derinleştirme stratejisi olduğu belirtiliyor.

BOLD ÖZEL

Annesi gözünün önünde tutuklanan KHK’lı çocuğu Elif Rana’nın günlüğünden: Hayatım karanlığa gömüldü

Burdur E Tipi Cezaevinde tutuklu olan eşini ziyarete gittiği gün kendisi de gözaltına alınan ve tutuklanan ev hanımı Günnur Şahin’in büyük kızı Elif Rana, o gün yaşadıklarını ve hissettiklerini günlüğüne yazdı. “Hayatım karanlığa gömüldü. Gecenin karanlığında polis ışıklarını altında ondan ayrılışım hala kalımda” diyen Elif Rana’nın cümleleri yürekleri dağlıyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 9 Eylül 2016’dan beri hapiste olan KHK’lı memur İbrahim Şahin’in eşi Günnur Şahin, 23 Kasım 2021’de eşini ziyarete gitti. O gün yanında 11 yaşındaki büyük kızı Elif Rana da vardı. 8 yaşındaki kızı Beyza Nur ise dede ve babaannesinin yanında kalmıştı.

Elif Rana görüş için gelen diğer çocuklarla kapıda oynarken Günnur Şahin’in yanına Afyon KOM Şube’den polisler gelmiş ve ifade vermesi gerektiğini söylemişti. Eşi beş yıldır tutuklu olan Şahin’in başından aşağı kaynar sular dökülmüştü. İki kızı vardı, şimdi ne olacaktı, eşine bu haberi nasıl verecekti? Çok zor bir görüş geçirdiler.

“BEN HASRET KÖRÜYDÜM”

Halen Afyon E Tipi Cezaevinde tutuklu olan Günnur Şahin’in yarın ilk mahkemesi görülecek.

Annesinin gözaltına alınmasına şahit olan Elif Rana hissettiklerini daha sonra günlüğüne yazdı. Anne-babası tutuklu bir çocuğun kaleminden dökülenler, tıpkı Bahadır Odabaşı gibi KHK’lı ailelerin yalnız bırakılan çocuklarının yaşadıklarını gözler önüne seriyor.

“Hayatım karanlığa gömüldü. Hiçbir şey görmüyordum. Ben hasret körüydüm. Gecenin karanlığında polis ışıklarını altında ondan ayrılışım hala kalımda. Ben kendimi tek başıma karanlık ve sessiz bir yolda yürüyormuş gibi hissediyorum.” diyen Elif Rana’nın üç bölüm şeklinde yazdığı günlüğü:

Kızının gözü önünde tutuklanan Günnur Şahin: O nezarethaneyi hatırlamak bile istemiyorum

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Yargıtay’ın cezasını onadığı gazeteci Recai Morkoç tutuklandı

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 16 ay hapis yatan ve 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan gazeteci Recai Morkoç, üç gün önce Edirne’de tutuklandı.

BOLD ÖZEL | Daha önce Antalya L Tipi Cezaevinde 16 ay hapis yatan KHK ile kapatılan Cihan Medya Ajansı Antalya bölgesi editörlerinden Recai Morkoç, yeniden tutuklanarak cezaevine konuldu.

Hapisten çıktıktan sonra İstanbul’da çalışarak geçimini sağlayan Recai Morkoç Edirne Cezaevine gönderildi. Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında yargılanan Morkoç, Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Morkoç’un dosyası Yargıtay tarafından da onaylandı.

59 GAZETECİ HALA TUTUKLU

CHP İstanbul Milletvekili ve Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu ’10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde açıkladığı rapora göre  AKP iktidara geldiği 2002 yılından 2021 yılı sonuna kadar en az 811 gazetecinin tutuklandı. Türkiye cezaevlerinde şu anda 59 gazeteci de tutuklu bulunuyor.

10 Ocak Gazeteciler Günü raporu: AKP iktidarında 811 gazeteci tutuklandı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Tutuklu avukat Turan Canpolat: Hakkımdaki onama kararı sahtedir

2 yıldır hücrede tutuklu bulunan avukat Turan Canpolat, hakkında verilen cezanın hukuksuz olduğunu, Yargıtay savcısının tebliğnamesinin kendisine ve avukatlarına gönderilmeden karar verildiğini söyledi. Canpolat, “Hakikate aykırı olarak düzenlenmiş her belge sahtedir.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 10 yıl hapis cezasına çarptırılan tutuklu avukat Turan Canpolat, Yargıtay Başsavcılığı’nın hakkında yazdığı 4 Aralık 2018 tarihli tebliğnamenin ne kendisine ne de avukatlarına gönderilmediği için onama kararının hukuka aykırı olduğunu ve bozulması gerektiğini yazdı.

Canpolat, “Maddi gerçeğe ve hakikate aykırı olarak düzenlenmiş her belge, mahkeme ilamı hukuken sahtedir. Bu husus hakkımdaki onama ilamı için de aynen geçerlidir.” dedi.

HİÇBİR DİLEKÇESİNE CEVAP VERİLMEDİ

Altı yıl önce tutuklanan, 2 yıl önce ise Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevinde hücreye atılan Turan Canpolat, 9 Eylül 2021’de onaylanan 10 yıllık cezasının hukuksuz olduğuna dair aylardır hücresinden resmi makamlara dilekçe gönderiyor.

Hiçbir dilekçesine cevap verilmeyen Canpolat, en sonunda sorumlular hakkında görevlerini yapmadıkları için soruşturma başlatılması için bir dilekçe yazdı. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Fatih Gökçen, Canpolat’ın iddiasına 17 Eylül 2021 tarihinde cevap verdi.

Fatih Gökçen, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği resmi evrakta, tebliğnamenin Turan Canpolat’ın avukatlarına e-tebligat yoluyla 8 Nisan 2019’da gönderildiğini, bu nedenle karara itirazı gerektiren bir durum olmadığını belirtti.

DOSYA NUMARASI YANLIŞ

Ancak tutuklu avukat Turan Canpolat, tebligatın hiç kimseye ulaşmadığını iddia ediyor. Avukatlarına gönderildiği iddia edilen e-tebligatın bir kopyasının kendisine de gönderilmesini de defalarca talep etti. Bugüne kadar o da iletilmedi. Avukatları da söz konusu tebliğnamenin kendilerine gelmediğini Yargıtay Başsavcılığı’na bildirdi.

Ayrıca Fatih Gökçen’in bölge mahkemesine gönderdiği belgedeki 2019/6796 dosya numarası Turan Canpolat’a ait değil. Canpolat’ın dosya numarasının 2019/1529 olduğunu ifade eden ailesi, bu yanlışlığın ya da karışıklığın bilinçli yapıldığını iddia ediyor.

“TAM BİR KANUNSUZLUK HALİ”

Turan Canpolat, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazdığı dilekçesinde kendilerine tebliğ edilmeden yapılan temyiz incelemesinin tam bir kanunsuzluk hali olduğunu ifade etti.

Canpolat, “Suç tarihi, yeri ve zamanı yazılı olmayan bir iddianameyle yargılama yapılamaz. İddianamede gösterilemeyen, kavram dahi olarak geçmeyen Bylock ve Bank Asya iddialarına ilişkin deliller sübut delili sayılamaz. Takipsizlik kararı verilmiş olan Bylock iddiasına ilişkin iddia mahkumiyet gerekçesi yapılamaz. Bütün bu maddi gerçeklerin görmezden gelinmesi, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yazısı gerçeğe aykırı olması sebebiyle sahteliği sonucunu doğurur. Evet maddi gerçeğe ve hakikate aykırı olarak düzenlenmiş her belge, mahkeme ilamı hukuken sahtedir. Bu husus onama ilamı için de aynen geçerlidir.” dedi.

27 Ocak 2016’dan bu yana tutuklu olan Turan Canpolat, daha önce de dosyasına giren bazı belgelerin sahte olduğunu mahkemede ispat etmiş ve bu mücadelesi nedeniyle 8 Mayıs 2017’de Malatya Cezaevinden Elazığ’a sürgün edilmişti.

TAHLİYE EDİLMESİ GEREKİYOR

Bir kişi hakkında bölge adliye mahkemesinin verdiği karar önce Yargıtay savcısına gönderiliyor. Yargıtay savcısı, yerel mahkemenin verdiği kararın hukuka uygun olduğuna ya da olmadığına dair kendi görüşünü içeren bir tebliğname düzenliyor.

Bu tebliğname, savunma hakkının tesisi için yargılanan kişiye ya da avukatlarına kanunen gönderilmek zorunda. Gönderilmezse Yargıtay Ceza Dairesi’nin verdiği onama kararı hukuksuz sayılıyor. Kararın bozulması ve tutuklunun da tahliye edilmesi gerekiyor.

AİHM VE YARGITAY KARARLARINA GÖRE HAK İHLALİ

Türkiye’de en son Yargıtay Genel Kurulu Raportör hakimliği yaparken ihraç edilen Süleyman Bozoğlu, tebliğnamenin tutuklu açısından önemini Bold Medya’ya değerlendirdi:

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay’ın kararlarına göre, tebliğnamenin tutukluya ve avukatlarına tebliğ edilmemesi silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırıdır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin Turan Canpolat hakkında verdiği onama kararı, eğer tebliğname tutuklunun kendisine ya da avukatlarına tebliğ edilmeden verildiyse hukuka aykırıdır. Bu durumda Yargıtay’ın onama kararına Yargıtay Başsavcılığınca itiraz edilmesi ve Ceza Genel Kurulunca onama kararının kaldırılması gerekir. Kural olarak tebliğname sanığa tebliğ edilmeden ve bu tebliğ, belgeyle ispatlanmadan dosya Yargıtay Ceza Dairesinde incelemeye alınmaz. Aksi halde sanığın savunma hakkı kısıtlanmış olur. Bununla birlikte bizim kanunlarımız avukatla takip edilen işlerde avukata yapılan tebligatı yeterli görüyor. Fakat ideal olan bu değil. Gerçek anlamda savunma hakkının tesis edilebilmesi için tutukluya ve tutuklunun avukatlarına ayrı ayrı tebliğnameyi tebliğ etmek gerekir. Somut olayda; eğer Turan Canpolat’a tebliğname tebliğ edilmemişse, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin onama kararına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından “hak ihlali” kararı verilecektir. Nitekim bu konuda pek çok emsal karar bulunmaktadır.”

TURAN CANPOLAT’IN DİLEKÇELERİ

Hücredeki avukattan mektup var: Tarihe geçtiğimin farkındayım

Okumaya devam et

Popular

Shares