Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

İş adamlığından mülteciliğe bir yaşam hikayesi: Adil Öksüz’ü sakladı dediler servetine çöktüler

15 Temmuz’dan sonra tüm malvarlığına AKP iktidarı tarafından çökülen iş adamı Nihat Kilit, fabrikatörlükten mülteciliğe giden yaşam hikayesini BOLD Medya’ya anlattı.  

BOLD – Sakaryalı iş adamlarından biri olan Nihat Kilit, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü cemaat soruşturması kapsamında 27 Ağustos 2016’ta gözaltına alınmıştı. Akyazı İlçesi Kuzuluk Mahallesi’nde kurulu bulunan Kilmak fabrikasının sahiplerinden biri olan Nihat Kilit, 18 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye oldu.  Sakarya

İş adamı Nihat Kilit fabrikasın kayyum atandı ve tüm varlığına el konuldu. Özgürlüğüne tekrar kavuştuğunda her şeyi geride bırakıp tek başına Meriç’i geçti. Meriç Nehri’ni geçerken yaşadıklarını videoya çekmeyi başardı. Umudunun hiçbir zaman bitmediğini söyleyen Kilit, yaşadıklarını BOLD Medya’dan Cevheri Güven’e anlattı.

MHP’li vekil Haberal’ın makam şoförü, ANFA görevlisini ezdi

BOLD ÖZEL

İstanbul’da ölü bulunan Azeri aktivist Mammadov’a ne oldu?

Aliyev heykelinin üzerine “Köle Bayramınız Kutlu Olsun” yazdığı için iktidarın hedefi haline gelen Bayram Mammadov, 15 gün önce İstanbul’da ölü bulundu. Ölüm nedeni hala açıklanmayan ve ailesine çelişkili bilgiler verilen Mammadov kimdir, başına ne geldi?

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ANALİZ

Azeri, solcu aktivist Bayram Mammadov’un 2 Mayıs 2021’de İstanbul Haydarpaşa Garı kıyılarında ölü bulundu. Ölümünün üzerinden iki haftadan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen yetkililer, ölüm nedeniyle ilgili doğru dürüst bir açıklama yapmadı. Ailesine de bilgi vermedi. Başına ne geldi, öldü mü öldürüldü mü, bir cinayete mi kurban gitti, sorumluları kim? Cevapsız birçok soru var.

26 yaşındaki Bayram Mammadov, uyuşturucu kullandığı iddiasıyla 2016’da Bakü’de tutuklandı. Ancak asıl neden bu değildi. Aliyev ailesini eleştiren bir slogan yazdığı için birdenbire iktidarın hedefi haline geldi. Daha o zaman 22 yaşında bir gençti. Üniversitede okuyordu. Her türlü baskıya ve diktatörlüğe karşı bir duruş sergiliyordu.

Azerbaycan’da her yıl 10 Mayıs Gül Bayramı olarak kutlanıyor. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in babası, eski Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in doğum günü olan bugünde bütün şehir çiçeklerle süsleniyor. Muhalif kimliğiyle tanınan Mammadov 9 Mayıs 2016’ta, yani çiçek bayramından bir gün önce bir arkadaşıyla birlikte Bakü merkezdeki Aliyev heykelinin üzerine “Köle Bayramınız Kutlu Olsun” yazdı. “Gül Bayramınız Kutlu Olsun” cümlesine nazire yaparak iktidarın politikalarını eleştirdi.

Bayram Mammadov, olaydan bir gün sonra 10 Mayıs 2016’da tutuklandı. Üç yıl boyunca cezaevinde korkunç işkencelere maruz kaldı. Herkesin gözü önünde heykelden özür dilemesi istendi. Uyuşturucu kullanıyor diye tutukladıkları insana yazdığı slogan nedeniyle işkence yapıldı.

Heykelin üzerinde “Qul Bayramınız Mübarak” yazıyor. Azerice kul, köle anlamına geliyor.

10 yıl hapis cezasına çarptırılan Mammadov, 2019’da çıkan af kapsamında tahliye edildi. Mammadov hapisten çıkar çıkmaz haksız yere tutuklandığı ve işkence gördüğü için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. AİHM, Şubat 2020’de Mammadov’un haksız yere tutuklandığına hükmetti ve kendisine 30 bin euro manevi tazminat ile masraf ve giderler için 6 bin euro ödenmesine karar verdi.

Bayram Mammadov, bu parayla İstanbul’a okumaya karar verdi. Kasım 2020’de Kadıköy’e yerleşti. Üniversiteye girmek için İngilizce öğreniyordu. Ancak 2 Mayıs’ta ölü bulundu. Mammadov’un İstanbul’da ansızın ölmesi ve ölüm nedenini açıklamaması bir cinayete mi kurban gittiği şüphesini kuvvetlendiriyor.

KADIKÖY POLİSİNİN AÇIKLAMASI ÇELİŞKİLİ

Berlin Türk Büyükelçiliği önü, basın açıklaması, 16 Mayıs 2021.

26 yaşındaki Bayram Mammadov’un ölüm nedeninin araştırılması için Berlin Türk Büyükelçiliği’nin önünde 16 Mayıs 2016’da bir basın açıklaması yapıldı. Mammadov’un ölümünün şüpheli olduğunu söyleyen Azeri solcu aktivistler, Türk Büyükelçiliği’nden “Bayram Mammadov’un ölümü tarafsız bir şekilde soruşturulmalı.  Evinden olay yerine kadar olan bölgedeki güvenlik kameralarının görüntüleri kamuoyuna sunulmalı. Resmi açıklamalarla tanık ifadelerindeki çelişkiler aydınlatılmalı. Adli tıp raporu açıklanmalı.” taleplerinde bulundu.

Basın açıklaması yapan Azeri aktivistler, Kadıköy polisinin açıklamalarının da çelişkili olduğunu ifade ediyor. Mammadov’un cesedi Haydarpaşa Garı kıyısında bulundu. Ancak tanıklar cansız bedeninin Moda kıyılarında bulunduğunu söylüyor. İstanbul’daki Azeri arkadaşlarının araştırmaları da bu yönde. Polis, Mammadov’un denize düştüğünü ve çıkmaya çalışırken boğulduğunu iddia ediyor. Ailesi ve arkadaşları ise onun iyi yüzme bildiğini söylüyor.

CESARETİN SEMBOLÜ OLDU

Bayram Mammadov, Haydar Aliyev’in heykeline “Qul Bayramınız Mübarak” (Köle Bayramınız Kutlu Olsun) yazarak aslında Aliyev yönetiminin dayattığı korku duvarını yıktı. Aliyevlerin gücünün simgesi haline gelen, onların dokunulmazlığını halka dayatan bu heykelin dokunulabilir olduğunu gösterdi.

Bir çiçek bayramından ziyade diktatörlüğe övgü olan Gül Bayramı dört yıldır Azerbaycan’da kutlanmıyor. Bunu 22 yaşında bir genç başardı ve Bayram Mammadov, Azerbaycanlılar için korkusuzluğun ve cesaretin sembolüne haline dönüştü. “Ben özgürlüğe aşığım” diyen Mammadov, “hakikat, adalet ve eşitlik” için savaşan bir gençti. Azeri gençlere de bunu miras bıraktı. Böyle bir genci iktidarın rahat bırakması da elbette pek mümkün görünmüyor.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Ölmeyi istedim Nazlı! Bu insanlar bize böyle ne yapıyor?

İki gün önce hayatını kaybeden KHK’lı öğretmen Şerif Vatansever’in eşi Nazlı Vatansever, eşinin gözaltı sürecinde gördüğü işkenceleri ve virüs kaptıktan sonra yaşadığı hak ihlallerini Bold Medya’ya anlattı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

Cezaevinde koronavirüs kaptıktan sonra iki gün önce hayatını kaybeden Şerif Vatansever’e, 2017’de Yalova Emniyeti’nde işkence yapıldığı ortaya çıktı. En son Yalova Endüstri Meslek Lisesi’nde bilgisayar teknolojileri öğretmeni olarak görev yapan 47 yaşındaki Şerif Vatansever Cemaat soruşturmaları kapsamında 3 Ağustos 2016’da gözaltına alındı, 16 Ağustos 2016’da tutuklandı.

KRONİK HASTALIĞI YOKTU

1 Eylül 2016’da çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen Vatansever, örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. 4,5 yıldır Kandıra’daki Kocaeli 2 Nolu T Tipi Cezaevinde kalan Vatansever’in herhangi bir kronik hastalığı yoktu. Eşinin ifadesiyle gayet sağlıklıydı. Ancak koğuşta koronavirüs kaptıktan bir ay sonra 16 Mayıs 2021’de hayatını kaybetti.

22 Nisan’da Kocaeli SEKA Hastanesi’ne kaldırılan Şerif Vatansever’in ailesi, durumunun ağır olduğunu tam 15 gün sonra, kendi çabalarıyla 5 Mayıs’ta öğrendi. Cezaevini arayan Nazlı Vatansever’e hep “Korkmayın, durumu iyi. Grip gibi geçiriyorlar” denildi. Herhangi bir kronik hastalığı olmayan genç bir öğretmen virüs kaptıktan sonra hapiste ne yaşadı? Hangi ihlallere maruz kaldı henüz bilinmiyor. Testi 15 Nisan’da pozitif çıkmasına rağmen neden bir hafta sonra hastaneye götürüldü. İlaç verildi mi? Cevapsız bırakılan birçok soru var.

5 GÜN İŞKENCE GÖRDÜ

Genç öğretmenin yaşadığı hak ihlalleri bunlarla sınırlı değil. Şerif Vatansever, tutuklandıktan 7 ay sonra, 9 Mart 2017’de tekrar gözaltına alındı. Hapisten çıkarılıp Yalova Emniyeti’ne götürüldü ve burada 5 gün boyunca işkence gördü. Bold Medya’nın ulaştığı darp belgelerine göre 9, 10, 11, 13 ve 14 Mart’ta 5 kez Yalova Devlet Hastanesi’ne götürülen Vatansever’i muayene eden doktor Esengül Toymuş Doğan, Özkan Akar ve Arzu İsmailvelioğlu’nun “Bir başkası tarafından darp veya çarpma” notunu düştüğü resmi belge e-Nabız’a kaydedildi.

Eşinin boş iddialar yüzünden haksızlıklara ve ihmallere kurban gittiğini ifade eden Nazlı Vatansever Bold Medya’nın sorularını cevapladı.

Başınız sağolsun Nazlı hanım, eşiniz ne zaman tutuklandı, hakkındaki iddialar neydi?

3 Ağustos 2016’da Yalova’da gözaltına alındı. 16 Ağustos 2016’da tutuklandı. O gün bugündür cezaevinde. Tutuklandıktan sonra da eşimi hiç rahat bırakmadılar. Bir daha, bir daha gözaltına aldılar. Hapse girdikten 7 ay sonra, 9 Mart 2017’de, Yalova polisi savcılık kararıyla 5 gün daha gözaltında tuttu. 14 Mart 2017 salı akşam üzeri tekrar cezaevine teslim ettiler.

Neden alındı tekrar? 

Hakkında bir tanık vardı. 1 Mart 2017’de bir tanık ifadesi dosyasına giriyor. Çok uğraştılar eşimle. Eşim çok naif bir insandır, konuşacağını düşünüp çok üstüne gittiler. Gerçekten bir şey bilmediğini anlamadılar. Daha sonra 3 tanık daha girmiş dosyasına, hakim onların ifadelerini kabul etmedi, eşimi tarif bile edememişler. Buna rağmen örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 8 yıl 9 ay verdiler. Gelecek şubat ayında denetimli serbestlik hakkı kazanacaktı.

Ne demiş ki tanık? 

Eşimi o kadar methediyor ki… “Şerif abi çok iyi bir insandır, art niyetli değildir, müstear bir ismi bile yoktu, onun üstlerine gidin siz, ben onları tanımıyorum.” deyip aradan sıyrılmış. Kendisi çok anlatmıyordu ama o 5 günlük gözaltıyla ilgili eşimin söylediği tek cümlesi şuydu: “Nazlı ölmeyi istedim, bu insanlar bize böyle ne yapıyor.”

Tam olarak ne yaşadığını sormadınız mı, hiç anlatmadı mı? İşkence mi yapılmış?

Ben sonra bazı arkadaşlarına sordum, eziyet ettiklerini biliyorum. Bana söylediği sadece bu cümle var. Benim eşim kimseye kızamaz, kıyamaz. Bana, “Nazlı seni çok seviyorum ama ne olur kusura bakma, eğer Rabbim razıysa ben burada ölmek istiyorum” derdi. Eşim kendisini ifade edemediğinde köşesine çekilir. O kadar güzel savunmalar hazırladı ki, ama dinlemiyorlar diye susmayı tercih etti mahkemelerde. Kalbi kırıldı. İki çocuğumuz için kendisini topladı, ben de toparlanması için elimden geleni yaptım ama bu hastalık, ihmaller, bomboş iddialar eşimi alıp götürdü.

İŞKENCENİN BELGESİ

Bilgisayar öğretmeni Şerif Vatansever, Yalova’da 5 gün gözaltındayken işkence gördü. 9, 10, 11, 13 ve 14 Mart 2017’de Yalova Devlet Hastanesi’nde yapılan muayenede darp gördüğü bu şekilde resmi olarak kayda geçti. Ölen kişilerin e-devlet, e-Nabız gibi tüm online platformlardaki hesapları kapatılıyor. Vatansever’in darp raporlarına kapatılmadan hemen önce Bold Medya ulaştı.

Eşinizin koronavirüs kaptığını ne zaman öğrendiniz? 

15 Nisan 2021 görüş günümüzdü. Rabbim en azından son bir kez gösterdi bize. “Nazlı odada hastalık var, herkes grip” dedi. Kendisini nasıl hissettiğini sordum. “Grip gibi” dedi. Normalde kronik hastalığı yoktu eşimin. Şubat 1975 doğumlu, 46 yaşındaydı. Hiç hastalandığını bilmiyorum, sağlıklı bir insandı ama 5 yıldır içeride ne yaşadığını bilmiyorum. Sadece kullandığı bir ilaç vardı. Lustral. Cezaevi psikoloğu vermişti. Gece uyuyabilmek için kullandığı sakinleştirici bir ilaçtı. Kandıra’da hastaların doğru dürüst doktora götürülmediğini tahliye olan koğuş arkadaşları söyledi. Eşimin cezaevinde ilaç, vitamin alma olayı çok sıkıntılıydı. İlaç yazdır, vitamin al, kendine dikkat et, takviye alın diyordum ama paralı bile almaya kalksan yok, yalvarıyorsun yok. Durum böyleydi.

Eşiniz 16 Mayıs’ta öldü. Testi ne zaman pozitif çıkmış, hastaneye ne zaman kaldırılmış, size ne zaman haber verildi? 

15 Nisan akşamı PCR  testi pozitif çıktı. 22 Nisan’da Kocaeli Seka Devlet Hastanesine kaldırıldı. Ben 5 Mayıs akşamı kendi gayretlerimle hastanede olduğunu öğrendim. Öncesinde cezaevini haftada iki kez arıyordum. “A8’dekiler grip gibi atlatıyor, merak etmeyin” dediler hep. 6 Mayıs’ta cezaevini arıyorum. “Eşiniz durumu normal.” diyorlar. Eşim hastanedeymiş diyorum, “Sen  nasıl öğrendin, tedbir amaçlı götürdük’ diyorlar. Sonradan öğrendiğime göre 29 Nisan’a kadar eşim tedaviye cevap vermemiş.

Ne zaman yoğun bakıma alındı? Hastaneden bilgi alabildiniz mi, bazıları vermiyor.

7 Mayıs sabahı hastaneyi aradım, bir kadınla görüştüm. “Bugün bazı mahkumlar taburcu olacak, eşinizin durumuna bakayım, size bilgi vereceğim.” dedi. Sonra o hemşire, o kadar üzgün bir ses tonuyla aradı ve dedi ki “Şu an hemen hastaneyi arayın, doktoruna yalvarın, eşiniz hakkında bilgi alın. Bizim hastanemizde yoğun bakım üç aşamalıdır. Eşinizi direkt 3. yoğun bakım servisine yatırmışlar. Durumu ağırdır ki oraya koymuşlardır” dedi. 10 Mayıs’a kadar hep aradım, “Dünkünün aynısı, gönlünüzü rahat tutun. Tedbire binaen oraya alındı” dediler.

Kendisiyle konuşma imkanınız oldu mu?

9 Mayıs’ta konuşabildik. “İki makineye bağlıyım, beynimde pıhtılaşma var, doktorlar onu açmaya çalışıyor, ama iyileşeceğim” dedi. 10 Mayıs’tan sonra değerleri çok yükseldi. Ondan sonra ağırlaştı. Doktor “Oksijen problemi var, akciğerler görevini yapmıyor.” dedi. Genç olması, başka hastalığının olmaması nedeniyle doktorlar hep ümitli konuşuyordu, atlatır diyorlardı. Buradan dönenler oldu bile dediler.

Sonra vücut artık kendisi entübe olmuş, doktor böyle söyledi. 16 Mayıs 2021 Pazar günü 12.10 gibi doktor bey aradı, “Çok zor durumda eşiniz. Değerler hiç iyi değil. Beş kat basınçla hava gönderiyoruz. Ciğerleri harap olmuş durumda. Bu tedaviye cevap vermiyorsa bilmediğimiz bir hastalığı olabilir.” dedi. Aradan bir saat geçmeden ölüm haberini verdiler. Pazar saat 13.00’te ruhunu teslim etti. Eşim hapiste hep kitap okurdu. 1000’den fazla kitap okudu. 15 Temmuz gecesinde ölen insanlara, yapılanlara o kadar üzüldü ki, çok naif bir insandı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Anne öldü, baba 4 yıldır hapiste, geride ise 2 çocuk kaldı!

Dört  yıldır tutuklu olan edebiyat öğretmeni Yusuf Coşkun’un ALS hastası eşi Yeşim Coşkun, dün saat 15.00’te hayatını kaybetti. 18 ve 13 yaşında iki çocuk sahibi olan Yeşim Coşkun, bugün öğle vaktinde Ordu Yıldızlı Köyü’nde defnedildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

Babaları yaklaşık 4,5 yıldır tutuklu olan Coşkun kardeşlerin annesi, ALS hastası Yeşim Coşkun hayatını kaybetti.

KOMADAYKEN ZİYARET EDEBİLDİ

Eşi hapse girdikten sonra Als hastalığına yakalanan 44 yaşındaki Yeşim Coşkun, uzun zamandır tedavi görüyordu. Tekerlekli sandalyeye mahkum olduktan sonra ‘Eşim beni bu halde görmesin’ diye hapisteki kocasını ziyarete gidemeyen Coşkun, 4-5 ay önce beyin kanaması geçirdi ve komaya girdi. Yusuf Coşkun, savcılığın özel izniyle eşini en son o zaman görebildi. Anneleri ölen, babaları da hapiste olan Coşkun çiftinin çocukları köyde artık anneanneleriyle yaşıyor.

Cemaat soruşturmaları kapsamında Ocak 2017’de tutuklanan Yusuf Coşkun (45) önce Bitlis Cezaevine gönderildi. Bir buçuk yıldır Diyarbakır Cezaevinde kalan Yusuf Coşkun, en son Bitlis Yavuz Sultan Selim Eğitim Kurumları’nda yöneticilik yapıyordu. 13 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan Coşkun’un Dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0