Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Erdoğan’a Lahey yolu: Sonu Sırp kasap Miloseviç gibi olacak

Suruç Katliamı’nda ölümden kıl payı kurtulan gazeteci, yazar ve insan hakları savunucusu Mehmet Lütfü Özdemir, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidarın kilit isimlerinin Lahey Adalet Divanı’nda yargılanması için girişim başlattı. AKP’yi terör örgütü olarak tanımlayan Özdemir, Erdoğan’ın sonunun ise Karadziç ve Miloseviç’e benzeyeceğini belirtti.

BOLD ÖZEL – Suruç katliamının tanığı Gazeteci, yazar ve insan hakları savunucusu Mehmet Lütfü Özdemir, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve adamlarının uluslararası hukuk önünde hesap vermesi için harekete geçti. Aldığı ölüm tehditlerini umursamadığını kaydeden Özdemir, AKP’nin bir terör örgütü olduğunu söyledi.

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 5 yıl önce IŞİD’in canlı bomba saldırısı sonucu 33 kişi ölürken yüzlerce kişi de yaralandı. Katliam davası hala sonuçlanmazken saldırıda ölümden kıl payı kurtulan gazeteci Mehmet Lütfü Özdemir katliamın bilgilerini ve iddiaları ‘Hiçbir Düş Yarım Kalmayacak’ adıyla bir kitapta topladı. Kitabını bir iddianame olarak tanımlayan Özdemir, yıllarca bir dedektif gibi iz sürdüğünü belirtiyor. Şimdi ise Suruç’taki kanlı saldırıyı ve arkasındaki karanlık güç olarak gördüğü Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidarın önemli isimlerini Lahey Adalet Divanı’na taşımaya çalışıyor.

HUKUKÇULARDAN ERDOĞAN’IN YARGILANMASI İÇİN DESTEK İSTİYOR

Sosyal medyadan hukukçulara seslenip açacağı dava için hukuki destek isteyen Özdemir paylaşımında “Türk devletinin adalet sistemine inanmadığım için Türkiye’de hukuki mücadele yürütmedim. Almanya’da Erdoğan başta olmak üzere Davutoğlu ve o dönem Suruç, Urfa ve Adıyaman’da çalışan Emniyet ve MİT çalışanlarına ve yine MİT Müsteşarı ve dönemin İçişleri Bakanı hakkında dava açmak istiyorum. Bu konuda bana destek olacak kim varsa katkılarını bekliyorum. Lahey’de suratlarına tükürmek istiyorum. Adalet istiyorum” ifadelerini kullandı.

“HER GÜN ÖLÜMLE TEHDİT EDİLİYORDUM”

AKP-MİT-IŞİD ortaklığını kanıtlamak istediğini anlatan Özdemir yıllarca doğru bildiği gerçeklerin peşinden gittiğini söylüyor. Kimi zaman çevreci, kimi zaman savaş karşıtı ve vicdani retçi oldu. İnandığı değerleri savunurken sık sık tehdit edildiğinin altını çizen Özdemir, şunları dile getirdi:

“Türkiye’deyken 2011 yılında vicdani ret yapmıştım. Hatta o dönem halkı askerlikten soğutmaktan yargılandım. Her gün sokağa çıktığımda gözaltına alınıyordum. Düşüncelerimi, özgürce ifade edemiyordum. Hakkımda örgüt propagandası suçlaması yapıldı. Suruç kitabını Meclis’te tanıttıktan sonra tehdit telefonları ve bu sefer direk ailemden tehdit aldım. Ve sonra Almanya’ya geldim. Buraya geldikten iki gün sonra da milli güvenliği tehdit ettiğim gerekçesiyle Twitter hesabım kapatıldı.”

ÖZDEMİR: AKP TERÖR ÖRGÜTÜDÜR

Özdemir, çıkarılan bir KHK ile kendisi için askere gitme zorunluluğu doğunca geçici olarak çıktığı yurt dışında mülteci olarak kalmaya karar verdi. Şimdilerde mülteci olarak hayata tutunmaya çalışan Özdemir, kitabında AKP iktidarının adeta kara kutusunu deşifre ediyor.

Suruç’tan Ankara katliamına, faili meçhullerden IŞİD ve Suriye iç savaşına varana kadar birçok karanlık noktada AKP’nin parmağı olduğunu düşünen Özdemir’e göre AKP bir terör örgütü.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başta olmak üzere tüm AKP’li yöneticilerin ve onlarla iş yapanların da bir gün mutlaka Lahey Adalet Divanı’nda yargılanacağını söylüyor.

Özdemir, şu ifadeleri kullanıyor: “Bir gün gelecek, ben buna inanıyorum, hak yerini bulacak, adalet yerini bulacak. Bir de şuna inanıyorum, herkes şunu görecek: Erdoğan ve ekibinin bir terör örgütü oluşturduğunu görecek. AKP terör örgütüdür. Sadece AKP değil yani kim varsa şu an devletin başında. Bir çete var. Terör örgütü bunlar. Kim varsa hepsi terör örgütü üyesi, yargılanacak. Ben hiç birinin hiçbir yerde hiçbir şekilde burnunun dahi kanamasını istemiyorum. Bunların sadece yargılanmasını istiyorum. Hak için adalet için hakkaniyet için hakikat için bunu istiyorum.”

 

ÖZDEMİR: SONLARI SIRP KASAPLARA BENZEYECEK

Erdoğan ve ekibinin sonunun Sırp kasaplar Karadziç ve Miloseviç’e benzeyeceğini vurgulayan Özdemir, “Gerçek bir yüzleşme istiyorum ben. Yani bunlar mahkemeye çıkacaklar. Karadziç’in Miloseviç’in bu Sırp kasaplarının yargılandığı gibi… Sadece Erdoğan değil, Hakan Fidan, Davutoğlu, Binali Yıldırım, İbrahim Kalın, Hulusi Akar, Süleyman Soylu hakkında suç duyurusunda bulunacağım” dedi.

Miloseviç ve Karadziç (1994)

“TÜRKİYE TARİHİ İLE YÜZLEŞMELİ”

Türkiye’nin kendi tarihi ile yüzleşmesi gerektiğinin altını çizen Özdemir, Almanya’nın ‘tökezleme taşları’nı örnek gösterirken sözlerine şöyle devam etti. “Ermeniler katledildi. Pontuslular katledildi. Kürtler katledildi. Öldürüldü. Soykırımdan geçirildi. Bunlarla yüzleşilmedi. Ben şu an Almanya’da yaşıyorum. Baktığım zaman sokakları geziyorum. Almanya’da tökezleme taşları var. Ayağınız takılıyor, sonra dönüp bir bakıyorsunuz ve diyorsunuz ‘bu kapının önünde yani bu evden bir Yahudi alınmış. İşte gaz odasında öldürülmüş.’ Bununla yüzleşiyorlar. Anıtlar var. Ve korkunç şekilde özür diliyorlar. Tazminat ödediler. Türkiye bunu yapmadı. Ben aslında bir yüzleşme sürecinin vesile olmasını istiyorum artık.”

“GEREKİRSE ÇIRILÇIPLAK SOYUNURUM”

Erdoğan’ın yargılanmasının aynı zamanda toplumun yüzleşmesi anlamına geleceğini vurgulayan Özdemir, hukukçulardan yardım çağrısına cevap alamazsa son çare olarak BM önünde protesto düzenlemeyi düşünüyor. “Birini bulacağım artık, iğne ile kuyu kazacağım” diyen Özdemir “Pankart açarım, kendimi kilitlerim gerekirse çırılçıplak soyunurum” ifadelerini kullandı.

 

 

 

BOLD ÖZEL

Türkiye, dünyanın en büyük kitap fuarında yok

Kültür ve Turizm Bakanlığı, bugün başlayan Frankfurt Kitap Fuarı’na 2 hafta önce katılmaktan vazgeçti. 110 ülkeden 7 bin 140 yayıncının yer aldığı fuarda Türkiye’den sadece Birgün Yayıncılık katıldı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Kültür Bakanlığı ve Türkiye Yayıncılar Birliği, tüm dünyadan yazar ve yayıncıların yer aldığı Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı’na (Frankfurt Buch Messe) katılmaktan iki hafta önce vazgeçti.

Kanada’nın konuk ülke olduğu fuarda yabancı ülkelerin stantları 4. salonda bulunuyor. Ağırlıklı olarak İtalya, Fransa, İspanya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden yayıncıların yer aldığı fuarda Türkiye sadece Birgün Yayıncılık ile temsil ediliyor. Edinilen bilgiye göre Kültür Bakanlığı, iki hafta önce fuar yönetimini arayarak rezervasyon yapılan stantları iptal etti.

Fuarda özellikle Arap ülkelerinden gelen yayıncıları devasa stantları dikkat çekiyor. 22-28 Mayıs 2022’de gerçekleştirilecek Abu Dhabi Kitap Fuarı için ayrı bir stant açılarak, kitap fuarının içinden fuar tanıtımı yapılıyor.

Yayıncılık trendlerinin belirlendiği, dünyanın en büyük fuarı olarak görülen Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı, geçen yıl koronavirüs salgını nedeniyle iptal edilmiş, oturumlar online gerçekleştirilmişti.

20-24 Ekim tarihleri arasında düzenlenen bu yılki fuar da kısmen korona kısıtlamalarının gölgesinde geçiyor. Ancak yazar-yayıncı ve okur buluşmaları gerçekleştiriliyor. Bu nedenle bu yılki fuarın sloganı “Frankfurt’a tekrar hoş geldiniz” olarak belirlendi. www.frankfurtbuchmesse.com

Fuarın bu yılki konuk ülkesi Kanada.

Frankfurt Kitap Fuarı açıldı: Sürgündeki gazeteciler tutsak meslektaşlarını anlatacak

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Sincan Cezaevinde tutuklu anneye eziyet: Bebeğine bez verilmiyor

Tutsak bebekler cezaevinde “bez” sorunu yaşıyor. Dokuz ay önce tutuklanan Yasemin Melizci’nin kızı Saime bebeğe 10 gündür bez verilmiyor.

BOLD ÖZEL | 21 Ocak’tan beri annesiyle birlikte Ankara Sincan Cezaevinde kalan 18 aylık Saime bebeğe 10 gündür bebek bezi verilmiyor. Dünkü telefon görüşünde ailesine durumu aktaran anne Yasemin Melizci, “Saime’ye 10 gündür bez verilmedi, canım biraz ona sıkıldı.” dedi. Melizci, gerekçesine dair herhangi bir bilgi söylemedi.

Kızı yedi aylıkken tutuklanan ve 9 ay Konya Ereğli Cezaevinde kalan Saime bebeğin halası Öznur Çakar, aynı durumu kendisinin de yaşadığını söyledi. OHAL döneminde  tutuklandığı için cezaevinde bebek bezinden bile mahrum kaldıklarını ifade eden Çakar, “OHAL var diye yapılmayan kalmamıştı. Hala devam ediyor demek ki… Bir günde 3-4 bez kullanma hakkı vardı. Daha fazlasını aşamazsın. Bana gardiyan ‘Çocuğunda sıkıntı var, bir çocuk 4 bezden fazlasını kullanmaz’ demişti. Kendisi de anneydi.” dedi.

“ÇOCUK DA BEZİ İDARELİ KULLANACAK, MANTIK BÖYLE”

Koğuştaki diğer bebeklerin bezlerini kullanmak zorunda kaldığını belirten Çakar, “Şimdi tam hatırlayamıyorum, 15 ya da 21 günde bir bez veriyorlardı. 46’lı paket mesela, 15 gün yetmesi lazım. Kalmıyordu tabi. Koğuşta başka bir bebek daha vardı. Onun bezlerinden kullanıyorduk. Çocuk da bezi idareli kullanacak, mantık böyle.” diye konuştu.

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında Ankara’da 21 Ocak’ta gözaltına alınan Yasemin Melizci (29), eşi Kasım Melizci’nin (32) ve Saime bebek bir gün sonra tutuklanıp Sincan Cezaevine gönderildi. 8 Mart’ta Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne SEGBİS ile bağlanan hemşirelik mezunu Yasemin Melizci, Bylock kullandığı iddiasıyla ve tanık ifadelerine dayanılarak 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

345 BEBEK VE ÇOCUK TUTSAK

5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanununa göre hamile ve bebekli anneler gözaltına alınamaz, tutuklanamaz. Hükmü kesinleşen annenin bile cezası bebek 18 aylık olana kadar ertelenmesi gerekiyor. Ancak bu kanun Gülen Hareketi ve Kürt soruşturmaları kapsamında tutuklanan annelere uygulanmıyor.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından Şubat 2021’de açıklanan son açıklanan resmi rakamlara göre Türkiye cezaevlerinde 0-6 yaş arası 345 bebek ve çocuk anneleriyle birlikte hapiste yaşıyor.

Tutsak bebek Saime Sincan Cezaevinde havale geçirdi

Öznur Çakar Belgeseli: “Bebeği kucağında bir anne koğuştan içeri girdiğinde…”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Oğlum annesinin yanından ayrılınca bir hafta konuşmadı”

Tutuklu anaokulu öğretmeni Elif Yalçın’ın 22 aylık oğlu Salih Enes, 5 aydır annesiz. Eşi hapse girince çok zorlandıklarını söyleyen Ahmet Yalçın, “Oğlum annesinden ayrılınca eve gelene kadar yolda hiç konuşmuyordu. Bir hafta sonra kendine geliyordu. Etkilenmesin diye uğraşıyoruz ama anne gibi olmuyor.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

Küçük bebekleri olduğu halde tutuklanan annelerin ve çocukların maruz kaldığı hak ihlalleri her gün artıyor. Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan anaokulu öğretmeni Elif Yalçın, cezası Yargıtay tarafından onaylandığı için 5 Mayıs 2021’de tutuklanıp Gebze Kadın Kapalı Cezaevine gönderildi. Bank Asya hesabı ve ByLock kullandığı iddiasıyla hapse konulan Elif Yalçın’ın 22 aylık oğlu Salih Enes, 5 aydır annesinden ayrı.

“ANNE SÜTÜ VE EK GIDAYLA BESLENİYOR”

Bold Medya’ya konuşan Ahmet Yalçın, “Eşimi almaya gelmeden önce aradılar. ‘Koronavirüs filyasyon ekibindeniz’ dediler. Oysa biz evdeydik, bir yere gittiğimiz yoktu. Oğlum anne sütü ve ek gıdayla besleniyor. İlk zamanlar oğlumu yanına götürdük. Bir ay yanında kaldı. Cezaevinin şartları çok zor. Eşim oğlumuzdan ayrılmaya dayanamadı ama kendi nefsim için bunu yapamam deyip mecburen bize verdi. Salih Enes normalde uysal bir çocuktu. Şimdi hırçınlaştı.” dedi.

İlk dönemler çok zorlandıklarını belirten Yalçın, “Enes’i annesinin yanından alıyorduk. Gebze’den eve gelene kadar yolda hiç konuşmuyordu. Bir hafta sonra kendine geliyordu. Etkilenmesin diye biz ilgileniyoruz ama anne gibi olmuyor, içimiz parçalanıyor.” ifadelerini kullandı.

10 KİŞİLİK KOĞUŞTA 23 KİŞİ KALIYOR

Elif Yalçın, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu‘na geçtiğimiz günlerde mektup yazarak cezaevi koşullarını ve tutuksuz yargılanma talebini dile getirmişti: “20 aylık bebekli emziren mahpusum. 10 kişilik yerde 23 kişi kalınca sürekli yanımda kalamıyor. Yanıma alınca da oyun alanı bulamıyor. Bebeğim yemekteyken bir köfte daha istedi. Yoktu. Birlikte ağladık. Ev hapsi bile olsa tutukluluğum bitmeli.” demişti.

“SUÇ İŞLEMESELERDİ DİYENLERİ ANLAMIYORUM”

Kendisi de 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan ve dosyası Yargıtay’da bulunan Ahmet Yalçın, yetkililere ve kendilerine “terörist” muamelesi yapanlara seslendi: “Suç işlemeselerdi diyenleri anlamıyorum. Dosyalarda suç yok. Hırsızlık, gasp, adam öldürme, yolsuzluk, ihaleye fesat… Hiçbiri yok. Olan varsa yargılansın ama dosyalarda yok bunlar. Bunlar şucu, delil bu. O yüzden bunlar terörist deniliyor özetle. Hak mı bu?

“BİZE TERÖRİST DİYENLER GELSİN EVİMİZE MİSAFİR OLSUN”

Terörist olup olmadığını merak ettiğiniz insanlarla vakit geçirin, evine misafir olun, sohbet edin. Ettiğiniz laflardan utanacaksınız garanti veriyorum. Oğlum 1.5 yaşında annesiz kaldı. Eşim okul öncesi öğretmeni ve hiç devlet memuru olmadı benim gibi. Yazık günah değil mi bu çocuk 5 aydır annesiz? Elektronik kelepçe ile evde dursun çocuğuna baksın dedik onu da kabul etmediler.

“HER GÜN ANNESİNİN FOTOĞRAFINI ÖPÜYOR”

Ben yavruma her gün annesinin fotoğraflarını öptürüyorum unutmasın diye. İnsan insana bunu yapar mı? Merhametiniz varsa kendinizi sigaya çekip bir düşünün. Salih Enes gibi kaç çocuk çok daha kötülerini yaşıyor. Yetmedi mi bunlar?”

 

“20 aylık bebekli, emziren bir mahpusum”

Okumaya devam et

Popular

Shares