Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

“Benimle namaz kıldıklarında anladım ki işkenceyi ibadet olarak görüyorlar”

15 Temmuz sonrası Afyon Emniyet Müdürlüğünde 9 gün boyunca işkence gören Türkçe öğretmeni Mehmet Eren, işkencecilerini anlattı: “Benimle birlikte namaz kıldılar. Anladım ki işkenceyi ibadet olarak görüyorlar.”

BOLD – Mehmet Eren, Türkiye’de meslek lisansı iptal edilen ve tutuklanan binlerce öğretmenden biri. 37 yaşındaki Türkçe öğretmeni Eren, Afyon’da Hizmet Hareketi’ne ait öğrenci yurdunda çalıştığı için 15 Ekim 2016’da gözaltına alındı.

Turkish Minute‘tan Cevheri Güven’e konuşan Eren, Afyon Emniyet Müdürlüğünde 9 günlük gözaltı süresinde ağır işkencelere maruz kaldığını söylüyor. Eren’e göre işkence sistematik ve işkence için görevlendirilmiş özel bir polis ekibi söz konusu. İşkence yapanların IŞİD zihniyetinde olduğunu ifade eden Eren, “Bana işkence yapanlar bunu ibadet gibi görüyorlardı” diyor ve kendisini asıl korkutanın bu olduğunu belirtiyor.

Eren ilk olarak 23 Nisan 2016’da Hizmet Hareketi’ne ait bir öğrenci yurdunun yöneticisi olduğu gerekçesiyle gözaltına alınmış. 73 gün cezaevinde kalan Eren, ardında serbest bırakılmış.

İlk gözaltı sürecinde kötü muamele görmediğini belirten Mehmet Eren, 15 Temmuz’dan sonra her şeyin değiştiğini belirtiyor.

EŞİYLE TEHDİT EDİLDİ

Eren, ikinci kez 15 Ekim 2016 tarihinde gözaltına alındığını ancak bu kez polislerin ilk andan itibaren çok sert davrandıklarını belirtiyor.

“Gözaltına alındıktan sonra tek başıma bir hücrede tutuldum. Beşinci gün 20 Ekim sabah 09:30’da üst kata Terörle Mücadele Şubesine çıkartıldım. Teoman Yaman isimli bir polisin odasının önüne getirildim ve yüzüm duvara dönük, kafam duvara dayalı biçimde ayakta beklemem söylendi. Teoman Yaman, birkaç kez beni içeri çağırıp, bildiğim her şeyi anlatmamı ya da söylediklerini kabul etmem gerektiğini söyledi. Suçsuz olduğumu söyleyince beni tekrar aynı pozisyonda bekletti. Kaç saat beklediğimi hatırlamıyorum. O esnada başka sorgulananların çığlıkları geliyordu, ürkütücü bir ortam vardı. Teoman Yaman beni son kez çağırdığında, ‘Buradan sağ çıkamazsın. Konuşmazsan MİT’ten gelen işkence ekibini çağıracağım’ diye tehdit etti.“

BAŞIMI DUVARA VURMAYA BAŞLADI

Eşiyle tehdit edilmesi üzerine çok korktuğunu belirten Mehmet Eren, kısa süre sonra gelen genç bir polis tarafından kafasının duvara vurulmaya başladığını söylüyor:

“Genç polis sürekli bağırıyordu, ne dediğini anlayamıyordum bile. Sonra tekrar odaya aldılar. Polis memuru Teoman Yaman, ‘Biz İscehisar’da (Afyon’un ilçesi) boş bir mermer fabrikası kiraladık, işkence için. Konuşmazsan seni oraya götürürüz, çırılçıplak soyarız, copla tecavüz ederiz. Aynı şeyleri eşine de yaparız. Şu an MİT’ten iki tane işkence görevlisi gelecek, onlar hayvandır, eşini onların elinden alamam’ dedi ve beni düşünmem için tekrar dışarı gönderdi. Yine birkaç saat durdum.”

ÇUVAL GEÇİRİP ELEKTRİK VERDİLER

Saatler sonra odaya alındığında, “Darbede kimden talimat aldın” sorusuyla karşılaştığını anlatan Eren, kendisinin öğretmen olduğunu, darbeyle ilgisinin bulunmadığını anlatsa da polislerin kendisini dinlemediğini söylüyor:

“Teoman Yaman telefonu eline aldı ve işkence ekibini çağıracağını söyledi. Kısa süre sonra iki kişi odaya girdi. Birisi esmer 1.75 boylarında göbekli, diğeri sakalı 1.80 boylarında yeşil gözlü iki kişi. Göbekli olan ne iş yaptığımı sordu. Öğretmenim dedim. Bunu söyleyince küfürler eşliğinde şiddetli bir tokat attı. Diğeri faullerimi yukarı çekiştirip şakaklarıma yumruk atmaya başladı. Bu sırada ‘karını da getirip aynısını yapacağım, çocuğunu da yetiştirme yurduna vereceğim senin gibi terörist olmayacak’ dedi. Sonra Barış isimli yine 1.80 boylarında esmer, saçını bağlamış bir polis geldi. ‘Konuşmuyorsa ben buna tecavüz edeyim o zaman konuşur’ dedi. Sonra arkamdan hızlıca başıma çuval geçirdiler. Kurtulmak için mücadele ediyorum ama o sırada boynuma o kadar çok bastırıyorlar ki nefes alamıyordum. Nefes alamıyorum, dedikçe kahkaha atıyorlardı. Bu sırada teklemeye devam ediyorlardı. Sonra ayağa kaldırıp bir süre nefes almama izin verdiler. Ardından çuvalın üzerine poşet geçirdiler. Boynumu o kadar çok sıkıyorlardı ki nefes alamıyordum. Sonra biri diğerine ölecek, ağzını açın dedi. Bıraktıklarında yere düştüm. Odanın kapısı tekrar açıldı içeri başka biri girdi. Yerdeydim ve bacağımda bir acı hissettim. O kadar acıdı ki, bıçakladılar diye düşündüm. Tekrar yapınca sesten elektrik verdiklerini anladım. O sırada ben dua ediyorum, ‘Allah’ım benim eşimin, çocuğumun canını al bunların eline düşürme’ diye. Sonra sırtıma elektrik veriler, böbreklerime verdiler. Biri ‘hadım edeceğiz bunu’ diye kahkaha attı. Ellerimi arkaya aldılar, cinsel organıma ve testislerime elektrik verdiler. Bir müddet yerde kaldım. Polis Teoman Yaman “Demiştim sana, işkenceden sonra darbeyi bile ben yaptım dersin’ cümlesini tekrarladı.”

TECAVÜZ GİRİŞİMİ SONRASI BAYILDIM

Mehmet Eren, saatler süren işkencenin bir süre sonra tecavüz girişimine dönüştüğünü söylüyor:

“Barış dedikleri polis tekrar ‘ben buna tecavüz edeyim o zaman konuşur’ dedi. Kaldırıp ellerimi duvara dayadılar. Başımda çuval ve poşet vardı. Barış arkadan pantolonumu indirmeye başladı. Bir elimle pantolonumu tutuyorum, diğer elim duvara dayalıydı. Artık ayaklarım titriyordu, yapmayın diye bağırıyordum. Ben pantolonu tuttuğum için küfürler ediyorlardı. Sol elime elektrik verdiler ve yere düştüm. Odada onların kahkahaları benim çığlıklarım vardı sadece. Artık ayakta duramıyordum.”

Mehmet Eren, serbest kaldıktan sonra ifadesinin işkence altında alındığını mahkemeye yazılı ve video kaydı şeklinde sundu.

BİZ NAMAZ KILMIYORUZ MU ZANNETTİN ŞEREFSİZ!

Eren, kendisini asıl korkutanın ise işkence yapanların bunu ibadet olarak gördüklerini anladığı an olduğunu belirtiyor.

Dindar bir isim olan Eren, kendine geldiğinde dua etmek için polislerden izin istediğini söylüyor:

“Ben namaz kılmak istediğimi söylediğimde polislerden biri ‘bunları yaptık diye biz namaz kılmıyoruz mu zannettin şerefsiz’ dedi. Namazımı kıldım, onlar da arkada namaz kıldı. Beni korkutan da bu oldu. İşkenceyi bir ibadet gibi yapıyorlardı. Tıpkı IŞİD zihniyeti gibi.”

EŞİMİ YAN ODAYA GETİRDİLER

Sabah 09:30’da başlayan sürecin akşam 21:00’de bittiğini söyleyen Eren, ardından avukatı olmadan kendisine bir ifade imzalatıldığını ve bu şekilde işkenceden kurtularak hücresine dönebildiğini anlattı.

“Sabah 09:30’da başladı, akşam 21:00 gibi bitti. Avukat geldi barodan. MİT’ten geldiği söylenen kişi, ‘bu ifadeni onaylayacaksın’ dedi. Baro’dan kadın bir avukat geldi. Teoman Yaman avukatın yanında ‘her şey kendi iradenle oldu değil mi dedi’ tehditvari gülerek. Sonra avukat sanki o ifade esnasında yanımdaymış gibi ifadeyi imzaladı, ‘işim var gidiyorum’ dedi. Beni 23:00 gibi nezarethaneye indirdiler. Oradaki polis de o halimi görünce tedirgin oldu. İyi misin diye sordu. Aklım eşimde, ona bir şey yaptılar mı diye düşünüyordum. Yatsı namazını kıldım, sonra sabaha kadar ne kadar ağladım bilmiyorum. Sonrasında üç dört gün sonra beni TEM’e çıkardılar. Talat Eryılmaz’ın odasına çıkardılar. Orada eşim ve kızımı gördüm. Ben ‘neden geldiniz, hemen gidin buradan’ dedim. Eşimin ifadesini alacaklarını söylediler. Kızım ağlıyor, ‘baba gidelim buradan beni parka götür’. Eşimi beni işkence ettikleri odaya aldılar yalnız. Aklım orada. Sonra avukat geldi, ilk cümlesi daha bizi dinlemeden ‘her şeyi kabul edin’ oldu. Avukat da eşimin yanına geçti. Sonra bana işkence yapan polis geldi, ‘Kızın büyümüş Mehmet’ dedi. “Hakkını helal et böyle davranmak zorundayım” dedi. Sadece baktım….”

4 gün sonra beni savcıya götürdüler (Osman Çabuk), yapılanları anlatsam mı anlatmasam mı diye düşündüm ama inanıyorum ki yapılanlardan hepsinin haberi var.

HAREKET HALİNDEKİ ARAÇLARDAN İNSANLARI ATTILAR

Afyon Türkiye’nin işkence merkezlerinden biri oldu. Savcı Osman Çabuk ve emniyet görevlisi Teoman Yaman, işkencenin önünü açan iki isim olarak niteleniyorlar.

Mehmet Eren de Afyon’da işkencecilerin korunduğunu ve herkesin olayı bildiğini söylüyor:

“Afyon’da duyuyorduk ama insan başına gelmeyince bilmiyor. İnsanları Hıdırlık Tepesi’ne çıkartıp orada dövdüklerini, seyir halindeyken arabadan attıklarını, zorla içki içirdiklerini, testislerini çakmakla yaktıklarını, elektrik verdiklerini, eşlerini yan odaya getirip göstererek aynısı yapmakla tehdit ettiklerini, tırnaklarını çektiklerini, kadınlara farklı sıkıntılar yaşattıklarını biliyorduk. Teoman da bunu söyledi, ‘MİT’in işkence ekibi öyle bir ekip ki onlar profesyoneldir, iz bırakmazlar’ diye. Ben oradayken de MİT’ten bir işkence ekibinin olduğunu duymuştum. O insanları görsem polis diyemem. Neden Afyon’da özellikle bunları yaptıklarını bilmiyorum ama hepsi birbiriyle irtibatlıydı. Polisi savcıya mı şikayet mi edeceksin, savcının da haberi var. Polisler amirleriyle beraber yapıyorlardı. Sağına bakıyorsun soluna bakıyorsun hepsi işin içindeydi.

2,5 YIL SAKLANDIM

Mehmet Eren, serbest kaldıktan sonra 2,5 yıl Türkiye’de saklandı. Bu süreçte işkence gördüğü ifadelerin geçersiz olduğuna ilişkin mahkemeye yazılı bir ifade ve video kaydı içeren bir DVD gönderdi. Ancak Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi, “DVD’nin sesinin az olduğu, mahkemede de hoparlör bulunmadığı” gerekçesiyle Mehmet Eren’in yaptığı başvuruyu dikkate almadı.

Hala haftada birkaç kez kabuslarla uyandığını anlatan Mehmet Eren, polis gördüğü zaman hala tedirgin olduğunu söylüyor.

Eşi ve küçük kızıyla birlikte şimdi Almanya’da mülteci olarak yaşayan Mehmet Eren, yerel ve uluslararası hukuk önünde işkencecileri yargılatmak için elinden geleni yapacağını belirtiyor. Eren, Türkiye’de işkence gören herkesi hukuk mücadelesine ve yaşadıklarını anlatmaya çağırıyor ve “Belki de yaşadıklarımızı zamanında anlatsaydık, bu kadar ileri gidemezlerdi” diyor.

BOLD ÖZEL

Almanya Türkiye’de hakkında tutuklama kararı bulunan eğitimci Mustafa Kaşka’yı deport ediyor

Eğitimci Mustafa Kaşka, tam bir yıl önce Almanya’ya giderek iltica talebinde bulundu. Hakkında deport kararı verilen Kaşka, Türkiye uçağına bindirildiği sırada kriz geçirdi. Tedavisinin ardından polis merkezine götürülen Kaşka, gözaltında tutuluyor.

CEVHERİ GÜVEN | BOLD ÖZEL

Mustafa Kaşka, 25 Kasım 2019’da Türkiye’den Almanya’ya gelerek iltica etti. Türkiye’de hakkında tutuklama kararı bulunan Kaşka, dün (1 Aralık) Giesen’de kaldığı mülteci kampından polisler tarafından alınarak Türkiye’ye iade edilmek için Frankfurt Havalimanı’na götürüldü.

Uçağa bindirilirken “Gönderilirsem tutuklanacağım” diyerek bağıran ve kendini kaybeden Kaşka, kriz geçirmesi üzerine uçağın merdivenlerinden indirilerek Darmstad’taki bir polis merkezine götürüldü.

Öğretmen Mustafa Kaşka, 2012 yılına kadar İzmir’deki Refik Bey üniversite öğrenci yurdunun müdürlüğünü yaptı. Ardından yine eğitim kurumlarında çalıştı. Geçmişte çalıştığı kurumlar Hizmet Hareketi’yle ilişkili olduğu gerekçesiyle 2016 yılında AKP tarafından kapatıldı. Ardından özel bir okulda sözleşmeli öğretmenliğe başlayan Kaşka, İzmir Valiliğinin Şubat 2018’deki talimatıyla işini tekrar kaybetti.

FİŞLENDİĞİMİ ANLADIM

Kaşka sonrasında yaşadıklarını ve Türkiye’den kaçışını şöyle anlatıyor:

“Haftada 7 saat derse girebiliyordum. Çok az kazanıyordum. Ama ona da izin vermediler. Valiliğin işten çıkartılma yazısı üzerine hakkımda bir soruşturma dosyası olduğunu, fişlendiğimi anladım. Evimden farklı bir adreste kalmaya başladım. Birkaç ay sonra 25 Mayıs 2018’de hakkımda arama kararı çıkartıldı. Polis beni evde bulamayınca 31 Mayıs’ta hakkımda yakalama kararı çıkartıldı. Saklanmaya başladım.”

Gülen Hareketine bağlı bir öğrenci yurdunda yönetici olmasının Türkiye’de “terör örgütü yöneticiliği” anlamına geldiğini söyleyen Kaşka, işkence görmekten korktuğunu anlatıyor.

“Yöneticilikten yargılananların işkence gördüklerini biliyordum. Bu yüzden saklandım ve Türkiye’den kaçmaya karar verdim. Aylarca yöntem aradım. Bir buçuk yıl saklanmak zorunda kaldım. Sonunda 23 Eylül 2019’da Meriç nehri üzerinden bir mülteci botuyla Yunanistan’a geçtim. Sonra da Almanya’ya gelerek 25 Kasım 2019’da iltica ettim.”

TUTUKLANIP İŞKENCE GÖRECEĞİM

Gözaltında tutulduğu Darmstad’daki polis merkezinde ulaştığımız Kaşka, yaşadıklarını gözyaşları içinde anlatıyor:

“Evliyim, bir çocuğum var. Daha önce Gülen Hareketi mensuplarından bazıları Yunanistan’dan Türkiye’ye iade edildi. Hepsi çok kötü şeyler yaşadılar. Çoğu tutuklu durumda. Deport edilirsem tutuklanacağım. Hakkımda yakalama kararı var. Bunun belgelerini BAMF’a vermeme rağmen dikkate almadılar. Verdiğim belgeler incelenmeden karar alınmış. Bu yanlışlık düzeltilmeli. Tutuklanacağım ve bir daha çocuğumu ne zaman görürüm bilmiyorum. Pandemi nedeniyle Türkiye cezaevleri çok kötü durumda zaten.”

İTİRAZ SÜRECİ DEVAM EDİYOR

BAMF’ın iltica başvurusuyla ilgili verdiği ret kararına avukatıyla itiraz ettiğini anlatan Kaşka, itiraz süreci devam ederken polisin deport uygulamasına da anlam veremiyor.

İnsan hakları kuruluşlarını ve kamuoyunu duyarlı olmaya çağıran Kaşka hayatını hapiste geçirmek istemediğini söylüyor: “Ben sadece öğretmenim. Hiçbir suç işlemedim. Politik kimliğim nedeniyle gençliğimi cezaevinde geçirmek istemiyorum. Kamuoyunu duyarlı olmaya, BAMF yetkililerini de sunduğum dosyayı bir kez daha dikkatlice incelemeye çağırıyorum.”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Burdur E Tipi Cezaevinde 22 koronavirüs vakası

Cezaevlerinde koronavirüslü hasta sayısı artıyor. Bugün Kahramanmaraş ve Burdur cezaevlerinde toplam 49 kişinin testi pozitif çıktı.

BOLD ÖZEL – Kahramanmaraş Türkoğlu Cezaevinde koronavirüs teşhisi konulan 27 mahpustan sonra Burdur E Tipi Kapalı Cezaevinde de 22 kişi Kovid-19’a yakalandı. Burdur’da 30 kişilik B1-1 koğuşundaki 22 kişinin testinin pozitif çıktığı belirtiliyor.

“ETİM KEMİKTEN AYRILIYOR SANKİ, ÇOK AĞRIM VAR”

Sabah saatlerinde ailesiyle görüşen S.A “Koğuşta hepimiz hastayız. Geçen hafta başladı belirtiler. İki kişi revire çıkmak için dilekçe verdi. Aşırız halsizim. Böyle bir hastalık hayatımda görmedim, aşırı ağrım var. Etim kemikten ayrılıyor sanki.” dedi.

Konuyu gündeme getiren HPD Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu da kendisine ulaşan bir mahpus yakının mesajını Twitter hesabından paylaştı: “Babam Burdur E Tipi Kapalı Ceza Ve İnfaz Kurumunda Tutuklu olarak bulunmakta. Bugün öğrendiğimiz bilgiye göre cezaevinin B1-1 koğuşu tamamı ile covid olmuş durumda.”

30 kişiye sabah yapılan koronavirüs testi akşam saatlerinde belli oldu. Burdur E Tipi Kapalı Cezaevinde Kovid-19 teşhisi konulan mahpusların tekli hücrelere alınıp alınmadığı henüz bilinmiyor. Kahramanmaraş Türkoğlu Cezaevindeki mahpuslar ise tekli hücrelerde tutuluyor.

Cezaevinde yine koronavirüs alarmı: 27 mahpus hücrelere konuldu

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Adalet tiyatrosu: Sahnede yakalayıp cezaevine attılar!

Tiyatrocu Mustafa Salim, sahnede gösteri yaptığı sırada polisler tarafından gözaltına alındı. Hakime ifade vermeden tutuklanarak cezaevine atıldı. 3.5 ay sonra mahkemeye çıkan Salim, hiç savunma yapmadan tahliye oldu. Salim aylar sonra tekrar gözaltına alındığında ise sinema setindeydi.

BOLD ÖZEL – Derin Sahne Tiyatrosu’nun Silifke İlçe Emniyet Müdürlüğü için organize edilen  ‘Yarınlara Geç Kalmadan’ oyunu için sahneye çıkan Mustafa Salim, polisler tarafından önce alkışlandı. Sonra aynı polisler tarafından terör suçlaması ile gözaltına alındı. İfade vermek için Emniyete götürülen Mustafa Salim o anları “ Bir arkadaş çağırmış da çay içmeye gidiyormuşuz gibi oldu” sözleri ile anlattı.

SAVCI KIZINCA MAHKEME YERİNE DİREK CEZAEVİNE GÖNDERDİ

Terör örgütü üyesi iddiası ile ifadesi alınan Mustafa Salim gözaltındaki ilk gecesini nezarette geçirdi. Trajik bir güne uyandığını söyleyen Mustafa Salim hakim karşısına bile çıkarılmadan demir parmaklıkların ardına gönderildi. Hiç görmediği hakimin tutuklama kararı ise günler sonra cezaevine gönderildi.

İfadesinde savcı, Salim’e Hizmet Hareketi’ne yakınlığı ile bilinen Canik Başarı Üniversitesine neden gittiğini sordu. Yüzde 100 burs kazandığını belirten Salim, kendini “Savcı Bey! Okulun açılışına zamanın Cumhurbaşkanı, Başbakanı geldi. Ben bu insanlara güvenmeyeceksem kime güveneceğim bu devlette” sözleri ile savundu. Bu sözlerine savcının çok sinirlendiğini anlatan Salim şöyle devam etti:

“Savcı ters ters baktı. İçtiği sigarayı yüzüme üfledi. ‘Sayın savcım kayda değer bana bir şey sorun. Yoksa ben gitmek istiyorum’ deyince vurdu masaya elini. ‘Sen kimsin? Ben savcıyım burada. Çık dışarı! Alın bunu buradan!’ dedi.”

HAKİMİ SONUNDA GÖRDÜ AMA SAVUNMA YAPMASINA İZİN VERİLMEDİ

Mustafa Salim’in cezaevine girmesi gibi tahliye olması da bir hukuk garabetiydi. 3.5 ay sonra tek sayfalık bir iddianame ile bu kez hakim karşısına çıkabildi ama savunma yapmasına yine izin verilmedi. Hakim “Savunmaya gerek yok” diyerek 6 yıl 3 ay ceza verdi. Ardından tahliye etti.

SİNEMA SETİNDE İKİNCİ KEZ GÖZALTINA ALINDI

Mustafa Salim, yarım kalan oyunculuk hayalini tamamlamak için kararlıydı. Kısa film yarışması için Kayseri’ye gitti. Polisler bir kez daha gözaltına aldı. Bu kez sinema filmi yarım kaldı. Sorgusunun ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Salim, hakim ile olan diyaloğunu hayatı boyunca unutamayacağını söyledi. İkinci seferde, telefon görüşmesindeki ifadeleri için gözaltına alındığını belirten Salim “Tahliye olduktan sonra telefonumu dinlemişler. Silifke’deyken bir arkadaşın iddianamesinde suç gerekçesi Kuran-ı Kerim öğreticisi yazıyordu. Telefonda konuşurken bunu bir arkadaşıma söylediğim için beni çağırmışlar. Hakim, ‘Sen ne demek istiyorsun. O zaman bütün imamlar suçlu mu’ diye sordu” cümleleriyle ifade anısını anlattı.

Mustafa Salim ilk davasından 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı. İkinci davası ise devam ediyor.

Okumaya devam et

Popular