Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

ABD’de Yüksek Mahkeme’ye atanan yargıç Barrett yemin ederek göreve başladı

ABD’de Cumhuriyetçiler’in ağırlıkta olduğu Senato, Başkan Donald Trump’ın Yüksek Mahkeme yargıcı adayı Amy Coney Barrett’ı onayladı. Seçime bir hafta kala yapılan oylamayla Anayasa Mahkemesi’nde muhafazakar yargıç ağırlığı güçlenmiş oldu.

BOLD – ABD Senatosu, Başkan Donald Trump’ın göreve aday gösterdiği Amy Coney Barrett’ın Yüksek Mahkeme (Anayasa Mahkemesi) yargıcı olarak atanmasını onayladı.

100 üyeli Senato’da Barrett’ın Yüksek Mahkeme üyeliği için 52 üye kabul, 48 üye ret oyu kullandı. Barrett’ın üyeliğine karşı çıkan tek Cumhuriyetçi Maine Senatörü Susan Collins oldu.

 

Senato’da Cumhuriyetçilerin 53, Demokratların 45 üyesi var. İki üye ise bağımsız olmakla birlikte genelde Demokratlarla aynı safta yer alıyor.

48 yaşındaki Barrett, Trump döneminde Yüksek Mahkeme’ye atanan üçüncü yargıç oldu. Trump’ın 2016’da ABD’nin 45. Başkanı seçilmesi sonrası 2017’de Neil Gorsuch, 2018’de Brett Kavanaugh Yüksek Mahkeme yargıçları olarak atanmıştı.

“BU GÖREVE ATANMAKTAN ONUR DUYUYORUM”

Barrett, Senato onayının ardından Beyaz Saray’da yemin ederek göreve başladı. Beyaz Saray’da düzenlenen törende Amy Coney Barrett; eşi Jesse Barrett, Trump ve Yüksek Mahkeme yargıçlarından Clarence Thomas’ın önünde yemin etti. Barrett, Yüksek Mahkeme’ye atanmaktan onur duyduğunu söyledi.

SEÇİME BİR HAFTA KALA ONAY

ABD tarihinde yüksek mahkemeye aday gösterilen bir yargıç, ilk kez başkanlık seçimine bu kadar az zaman kala ve azınlık konumundaki partiden hiç destek almadan Senato tarafından onaylandı.

Başkan Trump’ın 18 Eylül 2020’de hayatını kaybeden liberal yargıç Ruth Bader Ginsburg’den boşalan koltuğu doldurmak üzere seçtiği Barrett, Yüksek Mahkeme’de kürtaj, Obamacare olarak bilinen Hesaplı Sağlık Hizmetleri Yasası ve seçim sonrası yaşanabilecek olası anlaşmazlıklar konusunda yeni bir dönemi başlatabilir.

YÜKSEK MAHKEMEYİ KRİTİK KARARLAR BEKLİYOR

ABD’de koronavirüs salgını nedeniyle 3 Kasım’da yapılacak başkanlık seçimlerinde milyonlarca kişinin postayla oy kullanması bekleniyor.

Başkan Donald Trump daha önce postayla kullanılan oyların meşruiyetini tartılşmaya açmış, seçimin Yüksek Mahkeme’de sonuçlanabileceğini söylemişti.

Yüksek Mahkeme’ye atanan yargıç Amy Yargıç Barrett’ın oyu, Kuzey Carolina ve Pennsylvania eyaletlerinde posta yoluyla oy kullanılması için belirlenen son günün uzatılması yönünde alınan mahkeme kararlarına Cumhuriyetçiler’in itirazının değerlendirilmesinde belirleyici bir rol oynayabilir.

Yüksek Mahkeme’nin ABD’de Obamacare olarak bilinen ve herkesin sağlık sigortasına ulaşmasına imkan veren Hesaplı Sağlık Sigortası Yasası aleyhinde açılan davayı görmesi bekleniyor. Başkan Trump yönetimi bu yasanın iptalini istemişti.

Yargıçlar Manhattan Bölgesi Savcılığı’nın Başkan Trump’ın vergi iadesi belgelerine erişim izni almasının engellenmesi için yapılan başvuruyu da değerlendiriyor.

Barrett’ın kürtaj ve Obamacare konusunda alınan kararlar aleyhinde daha önce yazmış olduğu yazılarsa son derece muhafazakar bir düşünür olduğu yorumlarına yol açmıştı.

ÖMÜR BOYU GÖREV YAPACAK

ABD’de Yüksek Mahkeme yargıçları, atandıklarında ömür boyu bu görevde kalıyor.

Mahkemenin kararları, kamu politikalarını belirleyecek kadar etkili olabiliyor.

ABD’de Yüksek Mahkeme daha önce silah kullanımı, kürtaj, kampanya finansmanı ve oy kullanma hakları gibi konularda politikaları belirleyici kararlar almıştı.

Barrett’ın Yüksek Mahkeme yargıcı olmasıyla mahkemede denge 3’e karşı 6 oyla muhafazakarlar lehine olacak.

Demokratlar, Cumhuriyetçilerin, Yüksek Mahkeme’nin liberal yargıcı Ruth Bader Ginsburg’ün ölümüyle boşalan Yüksek Mahkeme üyeliğine, 3 Kasım’daki başkanlık seçimlerine kısa süre kala kendi adaylarını yerleştirmesine karşı çıkıyordu.

Bu nedenle Demokratlar daha önce Senato Adalet Komisyonu’ndaki oylamayı boykot etmişlerdi.

Daha önce 2016 yılında Senato’daki Cumhuriyetçiler, Demokrat Başkan Barack Obama’nın benzer bir atama yapmasına seçim yılı olduğunu vurgulayarak karşı çıkmışlardı.

ABD tarihinde daha önce hiçbir Yüksek Mahkeme üyesi seçimlere bu kadar kısa süre kala belirlenmedi.

AMY CONEY BARRETT

Akademik ve hukuk alanında birçok görevde bulunan evli ve 7 çocuk sahibi Barrett, 8 Mayıs 2017’de Başkan Trump tarafından 7. Bölge Temyiz Mahkemesi Yargıçlığı görevine aday gösterildi. 31 Ekim 2017’de Senato’nun onayını alan Barrett, o tarihten itibaren görevini sürdürüyor.

ABD seçimlerinde erken oylar rekora gidiyor

Dünya

Orhan İnandı’nın avukatından fotoğraflardaki gizemli kişiye çağrı

Orhan İnandı’nın kaçırıldığı güne dair fotoğraflardaki kişi olduğu sanılan, eski İçişleri Bakanlığı çalışanı Akbarov Ulan’a seslenen İnandı ailesinin avukatı Taalaygul Toktakunova “Gel ve şüpheleri kaldır” dedi.

BOLD – İnandı ailesinin avukatı Taalaygul Toktakunova sosyal medya hesabından, kaçırılan Orhan İnandı için yürütülen arama çalışmaları konusunda bilgilendirilmemekten şikayet etti.

SANKİ BİZ ENGEL OLUYORUZ

Muhatap olduğu insanların Orhan İnandı hakkında yürütülen arama çalışmaları hakkında sorular sorduklarını belirten Toktakunova, “Bu soruya muhatap olan polisin de hep dediği gibi benim de tek bir cevabım var: En iyi uzmanlar onu arıyor. Öyle bir arıyorlar ki, soruşturmanın gizliliği perdesi altında hiç bir bilgi yok, hiç bir bilgi paylaşılmıyor! Sanki biz güvenlik güçlerine engel oluyoruz, en iyi uzmanların arama çalışmalarına müdahale ediyoruz” dedi.

İnandı’nın son fotoğraflarının kendilerinden alındıktan sonra bir daha o fotoğraflara ulaşamadıklarını söyleyen Toktakunova, “Bakan Yardımcısı, savunmanın bunları dağıtma hakkı olmadığını, bu fotoğrafları paylaşmakla soruşturmayı engellediğimizi söyledi. Ondan sonra, sesimizi kısıp fotoğrafların geri kalanını ve fotoğraftakilerin eşgalleri ‘acaba bir ipucu bulurlar mı?’ ümidiyle polise teslim ettik. Ne yazık ki, ‘deliller incelenmek üzere İçişleri Bakanlığı’na götürüldü’ ifadesinin dışında bir bilgi yok” diyerek isyan etti.

FOTOĞRAFLARDAKİ DEVLET GÖREVLİSİ AKBAROV ULAN

Fotoğrafların yayınlandıktan sonra olayın seyrinin değiştiğini söyleyen Toktakunova, “Bazıları, fotoğraftaki yüzleri tanıdığını söyledi. Diğer taraftan, fotoğrafta gözüken, hiç araştırılıp soruşturulmayan bu şahıslar, olayla ilgilerini inkar da etmediler. Orhan İnandı Bey’in ailesi, haklı olarak fotoğraftaki insanların, eğer bu olayla ilgileri yoksa, kendileriyle iletişime geçip Orhan Bey’in endişeli eşini teselli edebileceğine inanıyor” ifadelerini kullandı.

Toktakunova sözlerine şöyle devam etti: “Çeşitli kaynaklardan edinilen bilgiye göre, fotoğraftaki kişilerden biri eski İçişleri Bakanlığı görevlisi olan Akbarov Ulan’dır. Kendisinin nerede olduğu bilinmiyor. Hatta bazıları ülkeyi terk ettiğini söylüyor.

Sevgili Ulan! Eğer, fotoğraftaki şahıs gerçekten sen isen, Orhan İnanda’nın ailesi, onlarla iletişime geçmeni ve en azından onlara Orhan Bey’in kaçırılmasıyla alakan olup olmadığına dair şüpheleri ortadan kaldıran bazı bilgiler vermeni rica ediyor” dedi.

KIRGIZLAR DA KARIŞMIŞ OLABİLİR Mİ?

Bir çok kişinin fotoğrafları dağıtmama konusunda kendisine ısrarla tavsiyede bulunduğunu söyleyen avukat: Akil insanlar, bir şey yaptığında en kötü sonuçların ortaya çıkabileceğini hesap etmen gerekir derler. Ancak, bu durum aile için her geçen gün, her geçen saat, her geçen dakika ve saniye daha da ağırlaşarak üzerlerine geliyor. Beklemek ölümden daha kötü!!! Diğer taraftan, zaman geçtikçe Orhan Bey’in ailesi ‘Acaba, bazı Kırgız vatandaşları Orhan Bey’in kaybedilme olayına karışmış olabilirler mi?’ diye düşünmekten de kendilerini alamıyorlar” diye konuştu.

Orhan İnandı için BM’ye çağrı: Bir şeyler yapmak için henüz geç değil

Okumaya devam et

Dünya

Orhan İnandı için BM’ye çağrı: Bir şeyler yapmak için henüz geç değil

Kırgızistan’da 23 gün önce kaçırılan Orhan İnandı için Birleşmiş Milletler önünde toplanan eylemciler trajik Cemal Kaşıkçı vakasını hatırlatarak, BM’ye Orhan İnandı için harekete geçme çağrısında bulundu.

BOLD – Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi önünde toplanan kalabalık bir grup Kırgızistan’da kaçırılan eğitimci Orhan İnandı için eylem yaptı. Sivillere yönelik silahlı şiddete karşı mücadeleyi simgeleyen kırık sandalye heykelinin bulunduğu meydanda toplanan eylemciler kaçırılan İnandı’nın bulunması için harekete geçilmesi çağrısı yaptı.

Kırgızistan’ın Başkenti Bişkek’te 31 Mayıs’ta kaçırılan Orhan İnandı’nın bulunması talebiyle toplanan kalabalık “Orhan İnandı’yı hemen bulun”, “İnandı’ya özgürlük”, “Orhan İnandı Bişkek Türk Elçiliğinde Gözaltında” yazılı dövizler taşıdı.

Basın açıklamasını okuyan Ali Mübarek, “Cenevre’de, Avrupalı yetkililere ve İsviçreli yetkililere bu acil konuyu gündemlerine almaları ve Orhan İnandı’nın ailesine sağ salim teslim edilmesi için harekete geçmeleri çağrısında bulunuyoruz” dedi.

Başarı bir eğitimci olan Orhan İnandı’nın Kırgızistan’da eğitime katkılarından dolayı Kırgız halkının sevgi ve güvenini kazandığını vurgulayan Mübarek, “Bugün burada eğitimci Orhan İnandı’nın Bişkek’te kaçırılmasına karşı sesimizi yükseltmek üzere bir araya geldik. Yakın zamanda bir saldırıya hedef olabileceği yönünde Kırgız makamları tarafından ikaz edilen İnandı, 31 Mayıs günü ortadan kaybolmuş, muhtemelen aracıyla seyahat ederken kaçırılmıştır. Kaybolmasından bu yana geçen üç hafta içinde kendisinden haber alınamamıştır” diye konuştu.

OTOKRATLARIN UZUN KOLU

Kırgızistan’da güvenlik güçleri ve sevenlerinin İnandı’nın bulunması için seferber olduğunu söyleyen Mübarek, “Eşi Reyhan İnandı, kocasının Bişkek’teki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğinde yasadışı olarak alıkonulduğunu duyurmuştur. Büyükelçilikte işkenceye maruz kaldığı tahmin edilmektedir. Olay İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda vahşice katledilen Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı vakasını hatırlatmaktadır. Bu sefer farklı olan ise şudur: Bir şeyler yapmak için henüz çok geç değil. Türkiye, Suudi Arabistan ve Belarus gibi otoriter rejimlerce sınırlarının ötesinde yapılan böyle pervasız hukuksuzluklara uluslararası toplum tarafından hoşgörü gösterilmemelidir. Bu pratiğin günümüz dünyasında bir yeri olmamalıdır. Ülkelerinin dışında yaşayan savunmasız muhalifler, otokratların uzun kollarına karşı korunmalıdır. Sadece çok uzaklardaki Kırgızistan’da değil, burada, Avrupa’da da; otokratların uzun kolları insan hakları aktivistlerine, gazetecilere ve bazı siyasetçilere ulaşmaya çalışmıştır. Onlar bizi burada, Avrupa’da da susturmak istiyorlar. Bu suistimale karşı koymada herhangi bir çifte standart olmamalıdır. Avrupa Parlamentosunun son yayınlanan Türkiye raporunda da bu husus dile getirilmiştir” ifadelerini kullandı.

Basın açıklamasının ardından Kırgız Elçiliği posta kutusuna, İnandı’nın bulunmasını talep edilen bir mektup bırakıldı.

NE OLMUŞTU

Kırgız vatandaşı olan Orhan İnandı 31 Mayıs’ta evinin önünden kaçırıldı. 23 gündür haber alınamayan İnandı’nın MİT tarafından kaçırıldığı ve Bişkek’teki Türk elçilik binasında tutulduğu sanılıyor. Elçilik binası önünde İnandı’nın serbest bırakılması için eylemler yapılıyor. Kırgız Meclis’i de olayı yakından takip ediyor. Genel Kurul’da sık sık gündeme gelen kaçırılma olayına ilişkin yapılan açıklamalarda milletvekilleri Kırgızistan’ın adam kaçırılmalarla anılan bir ülke olmaması için İnandı’nın bir an önce bulunması gerektiği vurgulanıyor.

Şeriatçılar ‘After party’cilere karşı

 

Okumaya devam et

Dünya

İngiliz Yüksek Mahkemesi’nden ‘adil yargılama’ endişesiyle Türkiye’nin iade talebine ret

İngiltere’de Yüksek Mahkeme, iki cinayette de ismi geçen PKK terör örgütü mensubu bir kişinin Türkiye’de ‘adil yargılanamayacağını’ belirterek iade talebini reddetti.

BOLD – İngiliz Yüksek Mahkemesi, Türkiye’de çifte cinayetten aranan ve PKK terör örgütü destekçisi olduğu iddia edilen Özgür Tanış isimli bir Türk vatandaşının adil yargılanmayacağı gerekçesiyle iade edilemeyeceğine hükmetti.

Karar sonrası konuşan Tanış’ın avukatı Ali Has, Türkiye’de PKK destekçisi olmakla suçlanan herhangi biri için adil yargılanmanın olamayacağını ifade etti.

Has, “Dolayısıyla, Yüksek Mahkeme’nin bu sabah verdiği karar, Türkiye’nin insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı duymadığına dair siciline bir başka kanıttır” dedi.

ÖZGÜR TANIŞ HAKKINDAKİ DAVA SÜRECİ

Özgür Tanış, 1997 yılı Ekim ayında bir otoyolda insanları silah zoruyla soymak ve Nisan 1999’da PKK terör örgütünün “aktif bir üyesi” olarak iki kişiyi boğarak öldürmek iddiasıyla Türkiye tarafından aranıyordu.

Güney Londra’da yaşayan 45 yaşındaki Tanış ise davalarda yanlış şekilde suçlandığını belirterek Türkiye’de terörle mücadele polisi tarafından “ayrılıkçı faaliyetlere” katıldığı için işkence gördükten sonra İngiltere’ye ilk kez 1998’in sonlarında geldiğini söyledi.

Türkiye, Mayıs 2019’da Tanış’ın iadesini talep etti ancak avukatları İngiltere’deki mahkemelerde Kürt olan müvekkillerinin PKK’ya verdiği destek konusunda Türkiye’de adil yargılanamayacağını iddia etti.

Türkiye’deki insan hakları konusunda uzman Profesör Bill Bowring, davada yaptığı açıklamalarda, Türkiye’deki 15 Temmuz darbe girişimi sonrası binlerce avukat ve hakimin kovulduğunu ve ardından tutuklandığını belirterek, Tanış’ın Türkiye’ye iade edilmesi durumunda ‘adil bir yargılanma’ ihtimalinin ‘çok uzak’ olduğunu ifade etti.

Westminster Sulh Ceza Mahkemesi, geçen yıl Ekim ayında Tanış’ın Türkiye’ye iade edilmemesi gerektiğine karar vermişti.

Mahkeme Yargıcı John Zani, Tanış’ın Türkiye’de uzun süreli hücre hapsinde tutulma riski bulunduğunu belirterek, bu durumun insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele teşkil edeceğine karar verdi. Ancak Türkiye karara İngiliz Yüksek Mahkemesi’nde itiraz etti.

ABD’de savcılık SBK’nın mal varlıklarına el konulmasını istedi: Verdiği rüşvetler de gündeme gelebilir

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0