Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Eğitim ve adaletten sonra şimdi de uzaktan sağlık!

AKP, uzaktan eğitim ve elektronik duruşmanın ardından hastaları da uzaktan muayene edecek sistemi duyurdu. Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci, kamu hastanelerinde ‘uzaktan görüntülü muayene’ sisteminin başlayacağını açıkladı. Türk Tabipler Birliği, “Uzaktan muayene, fiziksel muayenenin yerini tutamaz. Yanlış teşhise yol açabilir” uyarısında bulundu.

BOLD – Kovid-19 döneminde eğitimi EBA ile uzaktan veren, adliyelerde e-duruşmayı devreye sokan AKP hükumeti, sağlıkta ‘uzaktan görüntülü muayene’ sistemini başlatmaya hazırlanıyor.

Sağlık Bakanlığı, 81 ilin valiliklerine gönderdiği yazıyla uzaktan muayenenin başlayacağını duyurdu. Uzaktan muayene, tıp dünyasında tartışmaya yol açtı. TTB Merkez Konseyi Üyesi Doç. Dr. Deniz Erdoğdu, uygulamayla yanlış teşhis konulabileceğini belirtti. CHP’li Murat Emir ise uzaktan muayenenin bilim dışı olduğunu savundu.

Birgün’ün haberine göre, Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci’nin makalesi ile 16 hastanın uzaktan muayenede denek olarak kullanıldığı belirtildi. Bakan Yardımcısı Birinci imzasıyla 81 ilin valiliklerine gönderilen yazıyla kamu hastanelerinde ‘uzaktan görüntülü muayene’ sisteminin başlayacağı duyuruldu.

YANLIŞ TEŞHİSE YOL AÇABİLİR

Birinci, bu uygulamanın başlama gerekçesini, ‘Kovid-19 pandemi süreci kapsamında bulaşın azaltılması ve riskli kişilerin halk sağlığını tehdit etmeden sağlık hizmetlerine ulaşması’ olarak belirtti. TTB Merkez Konseyi Üyesi Doç. Dr. Deniz Erdoğdu, pilot uygulamanın 2 ay önce başladığını belirterek, tıp bilimi açısından risklerine dikkat çekti. Erdoğdu, şunları söyledi: “Hekimin bilgisayarına kamera, mikrofon monte edilmiş, hasta ile görüştürülmüştü. Belli ki bu uygulama yaygınlaştırılarak hasta evinde bilgisayarından muayene edilmeye çalışılıyor. Bu anlamda alt yapı eksikliği, kişiler arası eşitsizlikler olacaktır. Çoğu kişinin evinde bilgisayar, internet yok. Uzaktan muayene hekimlik pratiğinde fiziksel muayenenin yerini tutamaz. Yanlış teşhise, yetersiz bilgiye yani etik sorunlara yol açabilir.”

DESTEK HİZMETİ OLABİLİR, MUAYENE SIKINTILI

Uygulamanın sadece destek hizmeti olarak sunulabileceğini kaydeden TTB Etik Kurul Başkanı Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, “Kovid-19 ile dünyada pandeminin yönetimi amacıyla teletıp kullanılmaya başlandı. Hastanın test sonucunun değerlendirilmesi, test isteme, randevu verme de dahil edilerek sağlık kurumuna erişimi sağlandı. Bu uygulama sadece kriz dönemlerinde destek hizmeti gibi düşünülmeli” ifadesini kullandı. Muayenenin sadece birebir insan iletişimiyle yapılacağına kaydeden Tanık, “Hastanın gözüne bakmayı, hastaya dokunmayı, bulguları, şikayetleri dinlemeyi ve anlamayı gerektirir. Hasta muayenesi meselesini sıkıntılı buluyorum. Bu uygulama iyi planlandıktan sonra danışma hizmeti kapsamında sonuç paylaşma ve kronik hastalıkların kontrolü şeklinde uygulanabilir” dedi.

BİLİM DIŞI

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir ise, “Pandemi sürecinde kontrolü yitiren ve sağlık sistemini içinden çıkılmaz bir hale sokan Sağlık Bakanlığı şimdi de yaşanan sorunları ‘uzaktan görüntülü muayene’ gibi bilim dışı uygulamalarla çözmeye çalışıyor” görüşünü savundu.

EĞİTİMDE EBA ÇÖKTÜ, ÖĞRENCİLER ULAŞAMADI

Sağlık Bakanlığının başlattığı uzaktan muayene sistemi eğitim ve adalet sisteminde de tartışmalı şekilde uygulanıyor. Kovid-19 pandemisi gerekçesiyle geçtiğimiz Mart ayından itibaren okullarda yüz yüze eğitime ara  veren Milli Eğitim Bakanlığı, uzaktan eğitim sistemini devreye aldı. Uzaktan eğitim olarak adlandırılan EBA sisteminde pek çok sorun yaşanırken, sistem yoğun talep nedeniyle çökmüştü. Türkiye’nin pek çok yerinde bilgisayar ya da interneti bulunmayan öğrenci EBA’ya bağlanamadı.

SANAL ADALET

Adalet Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde 5 adliyede e-duruşma uygulamasını başlattı. Hakim ve avukatların UYAP üzerinden duruşmaya katılması şeklindeki e-duruşmaya avukatlar savunmaya zarar vereceği gerekçesiyle karşı çıktı. Baro başkanları, AKP iktidarının savunmasız yargı hayal ettiği tepkisi gösterdi.

Soylu eleştirisi ölümle bitti

Gündem

Van sınırında 3 mülteci donarak öldü

Mültecilerin yolculuğu Türkiye’de acı bir şekilde son buldu. Arama tarama faaliyeti sırasında askerler, Van’ın Başkale ilçesinin İran sınırda 3 kişinin cansız bedeni ile karşılaştı. Yapılan incelemede ölülerin Afganistan ve Pakistan uyruklu 3 mülteci olduğu belirlendi.

BOLD – Mülteci ölümlerine bir yenisi daha eklendi. İran sınırından Türkiye’ye girmeye çalışan 3 mülteci donarak hayatını kaybetti.

MÜLTECİLERİN ACI SONU

Evrensel’in haberine göre Van’ın Başkale ilçesinin İran sınırında arama tarama faaliyeti yapan askerler, 1 hafta arayla toplamda 3 cansız beden buldu. Bu kişilerin donarak öldüğü ve mülteci oldukları anlaşıldı.

1 HAFA ARAYLA 3 MÜLTECİ CESEDİ BULUNDU

Başkale ilçesine bağlı Böğrüpek Mahallesi Liz Deresi mevkiinde İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince yapılan arama tarama faaliyetinde yaklaşık bir hafta önce 2 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. Dün de aynı bölgede, yine 1 kişinin cesedi bulundu.

Yapılan araştırma ve incelemede Afganistan ve Pakistan uyruklu oldukları belirlenen, 3 mültecinin cenazeleri, Başkale Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. İşlemlerin tamamlanmasından sonra cenazelerin toprağa verileceği belirtildi.

Okumaya devam et

Gündem

Depremin yıktığı Bayraklı’da yeni konutlar ormana yapılacak

Depremin vurduğu İzmir Bayraklı’da yeni konutların ormanlık alana yapılması kararlaştırıldı. Bayraklı’daki 375 hektarlık orman alanı, evlerin yapılabilmesi için Cumhurbaşkanlığı kararı ile orman vasfından çıkarıldı.

BOLD – 6,6’lık depremde büyük hasar gören İzmir Bayralı’da yeni konutların yapılacağı yer olarak ormanlık alan seçildi. Ancak ormanlık alana konut yapılması yasak olduğu için, belirlenen alan Cumhurbaşkanlığı kararı ile orman arazisi olmaktan çıkarıldı.

ORMAN YOK EDİLİP KONUT YAPILACAK

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararına göre, İzmir Bayraklı’da 375 hektarlık orman alanı, orman vasfının dışına çıkartıldı. Cumhurbaşkanlığı kararında, “İzmir İl Bayraklı ilçesi, Bayraklı Mahallesi’nde bulunan, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olmayan ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın orman sınırları dışına çıkartılmasına karar verilmiştir” denildi.

TMMOB YENİ FELAKET UYARISI YAPTI

Diğer yandan Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) daha önce yaptığı açıklamada yeşil alanların deprem bahanesiyle ranta açılacağına dair uyarılarda bulunmuştu. TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, söz konusu alanın Yamanlar dağından başlayan ve yaklaşık 1.750,00 hektarlık su toplama havzasına sahip Laka Deresi Havzası içinde kaldığını belirterek 1995 yılında yaşanan sel felaketine dikkat çekmişti.

Okumaya devam et

Gündem

Anayasa Mahkemesi: KHK’lı eylemciye idari para cezası hak ihlalidir

Anayasa Mahkemesi, KHK ile memuriyetten atılan öğretmenlerin Malatya’da belediye önünde bankta oturarak yaptıkları eylem nedeniyle idari para cezası kesilmesinin hak ihlali olduğuna karar verdi. Eylemcilerin oturma eylemiyle kamu düzenini bozmadığı belirtilen kararda, barışçıl eyleme çok sayıda idari para cezası uygulanmasının orantılı olmadığı belirtildi.

BOLD – Anayasa Mahkemesi, KHK ile ihraç edilen 4 öğretmen ve bir memurun Malatya’da yaptığı eyleme 60 bin TL’nin üzerinde idari para cezası kesilmesini hak ihlali olduğuna hükmetti. Oybirliğiyle karar alan AYM, 4 eski kamu görevlisine 6’şar bin TL tazminat ödenmesine hükmetti.

Kararda, “Başvurucuların eylemlerinin başlamasından birkaç ay önce KHK ile ihraç edilmelerinin başvurucular üzerindeki etkisinin de göz önüne alınması gerekir… Kamu otoriteleri üzerinde baskı oluşturmak ve sorunlarını kamuoyuna duyurmak amacıyla sadece bir bankta oturarak ve yaklaşık 70 gün boyunca barışçıl şekilde eylem yapmalarına demokratik bir toplumda katlanılmalıdır” ifadesi kullanıldı.

AYM, KHK ile atılan 4 memura 104 kez kesilen ve toplamı 60 bin 836 TL’ye ulaşan idari para cezalarının ortadan kaldırılması için dosyayı Malatya Sulh Ceza Hakimliği ve Adalet Bakanlığına gönderdi.

Malatya’da KESK üyesi öğretmenler Özkan Karataş, Umut Sertaç Ökdemir, Erdoğan Canpolat ile Devlet Hastanesi veri hazırlama işletmeni Cengiz Uğurlu 29 Ekim 2016 tarihinde yayımlanan 675 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edildi. İşten çıkartılmalarının haksız olduğunu belirten 5 memur, 5 Ocak 2017’den itibaren Malatya Belediye binası önünde trafiğe kapalı alandaki bankta Haziran 2017’ye kadar oturma eylemiyle durumu protesto etti.

Eylem yapan 4 KHK’lıya her gün için 227’şer TL’den toplam 61 bin TL idari para cezası kesildi. Eylemci 5 eski KHK’lının idari para cezalarının iptali talibiyle Malatya 1. Sulh Ceza ve 2. Sulh Ceza Hakimliğine ayrı ayrı yaptıkları toplam 54 itiraz ise reddedildi. Hakimlik ret kararında; 21 Temmuz 2016’da yurt genelinde olağanüstü hâl ilan edildiği, valiliğin de genelge ile eylem ve etkinlikleri izine bağladığı, bu nedenle eylemcilere Kabahatler Kanunu uyarınca para cezası kesilmesinin hukuka uygun olduğunu savundu. Bankta oturma eyleminin de Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamında “toplantı” sayılacağını savunan Malatya 1. Sulh Ceza Hakimliği, OHAL şartları içerisinde toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin izine bağlanabileceğini, yasaklanabileceğini, AİHM’nin de toplantı için izin sistemi getirilmesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı bulmadığına dair kararlarının olduğunu savundu.

Sulh ceza hakimliğinin idari para cezalarına itirazları reddetmesi üzerine 5 eski memur Anayasa Mahkemesi’ne, “kişi hürriyeti ve güvenliği” ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme” haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuru yaptı. AYM, 100’den fazla kez gözaltına alındıklarını belirtmelerine karşın gazete kupürü dışında kanıt sunamadıkları için kişi hürriyetinin ihlali yönünden yaptıkları başvuruyu reddetti.

AYM, KHK’lı eylemcilerin oturma eylemi nedeniyle sonradan idari para cezası verilmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik bir müdahale olduğuna karar verdi.

TOPLANTI VE GÖSTERİ HAKKI İZİN ŞARTINA BAĞLANAMAZ

Kararda, şunlar vurgulandı: “Başvuruculara uygulanan idari para cezaları da olağanüstü hâl sürecinde öngörülen izin şartının yerine getirilmemiş olması sebebine dayandırıldığından söz konusu cezaların Anayasa’nın 34. Maddesinin 1. fıkrasında yer alan ‘toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemesinin izin şartına bağlanamayacağı’ güvencesine aykırılık teşkil ettiği açıktır.

Barışçıl bir eylem söz konusu olduğundan idarenin somut olayın şartlarını göz önünde bulundurarak gerekli tedbirleri aldıktan sonra kamu düzeni bozulması, bozulma tehlikesi veya başkalarının haklarının korunması gerekliliği gibi zorlayıcı şartlar oluşmadığı sürece barışçıl eyleme doğrudan veya dolaylı müdahalede bulunmaması esastır.

BARIŞÇIL EYLEME MÜDAHALEDE BULUNULMAMALI

Olağanüstü hâl döneminde izin sisteminin öngörülmesinin amacı, yetkililere kamu düzenini bozabilecek olayların engellenebilmesi ve gerekli tedbirlerin önceden alınabilmesi imkânını sağlamaktır. Bununla birlikte oturma eylemi başladıktan sonra ilk günden itibaren idarenin eylemden haberdar olduğu ve izin alınmamasının somut olayın şartlarında idarenin tedbir alabilmesi için esaslı unsur olmaktan çıktığı görülmektedir. Bu nedenle idarenin barışçıl eyleme doğrudan veya dolaylı müdahalede bulunmaması esastır.

KHK İLE İHRACIN ETKİSİ GÖZ ÖNÜNE ALINMALI

Bununla birlikte başvurucuların eylemlerinin başlamasından birkaç ay önce KHK ile ihraç edilmelerinin kişiler üzerindeki etkisinin de göz önüne alınması gerekir. Bu çerçevede başvurucuların sadece bir bankta oturarak ve yaklaşık yetmiş gün boyunca barışçıl şekilde eylem yapmalarına demokratik bir toplumda katlanılmalıdır. Bu nedenle Hâkimliklerce verilen kararlarda adil bir denge kurulmamıştır.

TOPLANTI VE GÖSTERİ HAKKI İHLAL EDİLDİ

Günlük yaşama, trafiğe veya kamu hizmetlerinin sunumuna engel oluşturmayan barışçıl nitelikte bir etkinliğe katılan başvurucuların izin yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle idari para cezasıyla cezalandırılmaları olağanüstü hâl döneminde de izlenen amaçla orantılı bir sınırlama olarak kabul edilemez. Somut olayda Anayasa’nın 15’inci maddesinin başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik Anayasa’nın 34’üncü maddesinde belirtilen güvencelere aykırı bu müdahaleyi meşru kılmadığı değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, açıklanan gerekçelerle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.”

AYM, karayolunda yaptıkları eylem engellenen maden işçilerinin başvurusu üzerine açılan davada “şehirlerarası kara yollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez” ifadesini iptal etmişti. Karar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun tepkisi çekmiş, Soylu AYM Başkanı Zühtü Arslan’ı hedef alarak, “Polis koruması almana gerek yok. Bisikletinle işe git gel bakalım” demişti. AYM Başkanı Arslan’da Soylu’yu “Kararı eleştirmek için önce okuyup anlamak gerekir” cevabı vermişti.

Tutuklu gazeteci Harun Çümen: “Koğuşta 25 fare öldürdük çıldırmak üzereyiz”

Okumaya devam et

Popular