Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

“Halkbank ABD’de davanın kapatılması karşılığında ufak bir ceza ve hatasını kabul edecekti…”

ABD’nin ünlü gazetelerinden The New York Times, ABD’de yürütülen Halkbank soruşturması ve davasına ilişkin geniş bir haber yayınladı. Haberde AKP hükumetinin davanın açılmasını önlemek için gösterdiği bütün gayretler ortaya konuluyor. 

BOLD – New York Times gazetesinde konu hakkında direkt bilgi sahibi kişilerin ifadeleri doğrultusunda yayımlanan habere göre AKP hükumeti ile Trump yönetimi Halkbank konusunda anlaştı.

Anlaşma kapsamında Halkbank’a ufak bir ceza verilecek ve banka bazı yanlışlar yaptığını kabul edecekti. Bunun karşılığında Halkbank’a ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ailesi ve partisinden isimlere karşı ABD’de ceza davası açılmayacaktı.

ABD Adalet Bakanlığı, Trump yönetimi ve AKP hükumetinin üzerinde uzlaşmaya vardığı anlaşmayı Halkbank soruşturmasını yürüten New York Güney Bölgesi (Manhattan) Başsavcılığına sunmuş.

Ancak New York Güney Bölgesi Başsavcısı Geoffrey S. Berman, Adalet Bakanı William Barr ile yaptığı görüşmede bu anlaşma teklifini reddetmiş.

Berman teklifi, kabul edilemez ve etik dışı bulduğunu belirtmiş. Berman’ın Adalet Bakanlığı’nın anlaşma teklifini reddetmesi daha sonra görevden alınmasına neden olmuş.

ANLAŞMA TÜRK TARAFINA “ANAHTAR BİR TAVİZ” VERİYORDU

New York Güney Bölgesi Başsavcısı Geoffrey S. Berman 2019 yılı Haziran ayında Washington’da Adalet Bakanı William P. Barr ve yardımcıları ile bir araya geliyor. Görüşmede gündem Halkbank soruşturması…

New York Times, görüşme öncesinde AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ailesini ve partisindeki önemli isimleri de kapsayan soruşturmanın kapatılması için ABD Başkanı Donald Trump’a aylarca baskı yapıyor.

Gazeteye göre ABD Adalet Bakanı William Barr’ın yaptığı teklif Başsavcı Barman’ı şaşırtıyor. Barr’ın sunduğu “anlaşma teklifi” Erdoğan’a “anahtar bir taviz” veriyordu.

Adalet Bakanı Barr, Başsavcı’yı anlaşmayı onaylaması için bastırıyor.

SÜLEYMAN ASLAN VE ZAFER ÇAĞLAYAN HAKKINDA DOSYALAR HAZIR

Teklife göre Halkbank bir ceza ödeyerek hakkında dava açılmaktan ve bir karar verilmesinden kurtulacak ancak bazı yanlışlar yapıldığını da kabul edecekti. Ayrıca Adalet Bakanlığı İran’a yaptırımları delmekle suçlanan banka yetkilileri ve Erdoğan’la işbirliği içindeki Türk yetkililer hakkındaki  soruşturmaları sonlandıracaktı.

New York Güney Bölgesi Başsavcılığı kaynaklarına göre o dönemde Halkbank eski Genel Müdür Süleyman Aslan ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan hakkında savcılık dosyaları hazırdı.

Başsavcı Berman, Adalet Bakanı’nın sunduğu anlaşma teklifini kabul etmedi.

TEKLİF KABUL EDİLEMEZ VE ETİK DIŞI

Berman’ın Adalet Bakanı Barr’a “Güney Bölgesi’nde biz işleri böyle yapmıyoruz” dediği, böyle bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini ve kendi ofisinin böyle bir anlaşmanın parçası olmayacağını ifade ettiği kaydedildi.

Berman, kişilere cezai soruşturma açılmayacağı garantisini de kabul edilemez ve etik dışı bir tutum olarak yorumladı.

Berman’a bağlı savcılar, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilgili anahtar kişilerin soruşturmasını sürdürüyordu. Ayrıca İran’a yönelik yaptırımların delinmesi Tahran’ın nükleer programının finanse edilmesine yardım etmişti.

Görüşme hakkında bilgi sahibi kişiler New York Times’a Berman’ın görüşmede Adalet Bakanlığı temsilcilerine “Bu tamamen yanlış” dediğini aktardı. Ve ekledi: “Onlardan bir şey almadığınız sürece kişilere dokunulmazlık veremezsiniz.” 

ADALET BAKANLIĞI, DEFALARCA MANHATTAN BAŞSAVCILIĞI İLE GÖRÜŞTÜ

New York Times, Haziran 2019’daki görüşmenin Adalet Bakanlığı yetkililerinin Halkbank soruşturmasını durdurmaya yönelik yaptıkları tek görüşme olmadığını belirtti.

Altı ay önce Adalet Bakanı Vekili Matthew G. Whitaker’ın da Başsavcı Berman’ın Halkbank’a ceza davası açma teklifini reddettiği belirtildi. Bu görüşmeden önce AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kasım-Aralık 2018 tarihlerinde defalarca ABD Başkanı Trump’a Halkbank sorununu çözme konusunda baskı yaptığı belirtildi.

HALKBANK’A DAVA AÇILDI, KİŞİLERE YÖNELİK DOSYALAR BEKLEMEDE

Ancak Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna operasyon başlatması sonrası Washington’da dengeler bir anda değişti.

ABD Başkanı Donald Trump, Erdoğan’a telefon görüşmesinde operasyon için “yeşil ışık” yaktı. Ancak Amerikan kamuoyundan gelen tepkiler, kendi partisi Cumhuriyetçiler ve Demokratlardan gelen baskılar sonrası Erdoğan’a zehir zemberek bir mektup yazdı.

15 Ekim’de Adalet Bakanlığı Halkbank’a dava açılmasına yeşil ışık yaktı. Halkbank aleyhinde aylardır bekletilen savcılık iddianamesi Federal Mahkeme’ye gönderildi.

Ancak sadece bankaya dava açıldı. Konu ile ilgili isimlere karşı bir dava açılmadı. Kişilere yönelik dosyalar yine beklemede bırakıldı.

Başsavcı Barman’ın Adalet Bakanlığı’nın tekliflerini yerine getirmediği isteksizliğinin daha sonra Haziran 2020’de görevinden alınmasında etkili olduğu belirtiliyor.

ABD’den Türkiye’ye S-400’ler için ‘yaptırımlar masada’ uyarısı

Dünya

Avustralya Afgan sivillerin öldürülmesi soruşturmasında 10 askeri ordudan ihraç etti

Avustralya, Afganistan’da görev yaparken savunmasız sivillerin ve tutukluların öldürülmesine ilişkin raporun yayınlanmasının ardından 10 askerin ordu ile ilişiğinin kesileceğini duyurdu.

BOLD – Avustralyalı askerlerin Afganistan’da savaş suçu işlediğine dair iddiaları soruşturan Avustralya Savunma Kuvvetleri Genel Müfettişi (IGADF) tarafından hazırlanan ve geçen hafta kamuoyu ile paylaşılan rapor, 39 Afgan sivilin öldürüldüğünü ortaya koymuştu.

Raporda, Afgan sivillerin Avustralya özel kuvvetler mensubu 19 asker tarafından öldürüldüklerine dair kanıtlar da sunulmuştu. Ancak raporda askerlerin isimleri açıklanmadı.

Avustralya medyası, ismini gizli tuttuğu 10 askere, görevden alınacaklarına dair resmi yazı gönderildiğini aktardı. Ancak bu askerlerin tanık veya aracı olduğu belirtilen haberde, sivillerin ölümüne karışan ve cezai suçlamaya muhatap olacak 19 askerden biri olmadıkları kaydedildi.

Raporun yayımlanmasının ardından Avustralya Genelkurmay Başkanı General Angus Campbell, “Afganistan halkından, Avustralya Savunma Kuvvetleri (ADF) adına, Avustralya askerlerinin herhangi bir suçu için içtenlikle ve kayıtsız şartsız özür dilerim” ifadelerini kullanmıştı.

Avustralya suçlamaları kabul etti: Askerlerimiz Afganistan’da 39 sivili öldürdü

Okumaya devam et

Dünya

Avrupa Parlamentosu Türkiye için ilk kez ‘üyelik’ dışında bir ilişki modeli önerdi

Avrupa Parlamentosu’nun hazırladığı bir raporda ilk defa Ankara ile üyelik yerine yeni ilişki modeli arayışı tartışmaya açıldı. İnsan hakları vurgusu dikkat çekiyor.

BOLD – Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye’nin AB üyelik sürecinin resmen askıya alınıp, iki taraf arasında “daha gerçekçi ilişki modelleri” arayışına başlanması çağrısında bulunmaya hazırlanıyor.

DURUM KÖTÜLEŞİYOR: ÜYELİK SÜRECİ ASKIYA ALINSIN

AP’nin yeni Türkiye raporunun taslak metni hazır. AP Sosyal Demokrat Grup (S&D) üyesi İspanyol parlamenter Nacho Sanchez Amor tarafından kaleme alınan taslak metinde, Türkiye’de durumun bir yıl önceye oranla “daha da kötüleştiği” not edilip, katılım (üyelik) sürecinin askıya alınması istendi.

İki tarafın “mevcut ilişki çerçevesini ve bu çerçevenin işlerliğini daha gerçekçi biçimde gözden geçirmeleri ve gelecekteki ilişkileri için olası yeni model arayışına başlamaları” görüşü ifade edildi.

Taslak rapora göre Türkiye’nin Avrupa değer ve standartlarından giderek ve sürekli uzaklaşması Türkiye-AB ilişkilerinin tarihi düzeyde düşük seyretmesine neden oluyor.

“ÜÇ ANA ALANDA GERİLEME YAŞANIYOR”

Raportör Sanchez Amor, “hukukun üstünlüğü ve temel haklar”, “ters yönde kurumsal reformlar” ve “çatışmacı dış politika” olmak üzere, Türkiye’de üç ana alanda “kati bir gerileme” yaşandığına vurguda bulunuyor ve ekliyor: “AP bu gerilemenin artarak ve aleni biçimde AB karşıtı bir söylemle gerçekleşmesinden kaygı duymaktadır. Bu nedenle, tüm üyelik sürecinin yaşayabilirliğinin vazgeçilmez unsuru olarak Türkiye’yi AB yoluna bağlılıktaki samimiyetini yeniden değerlendirmeye çağırırıyoruz.”

“YENİ STRATEJİ BELİRLEME ZAMANI GELDİ”

Taslak metinde; “AB için Türkiye ile ilişkileri gözden geçirme ve tüm AB kurumları ve üye devletler için orta ve uzun vade hedefli, kapsamlı, müşterek ve uyumlu bir strateji belirleme zamanı gelmiştir” ifadelerine yer veriliyor.

Türkiye ile müzakere sürecine başlandığı tarihten bu yana ilk defa bir AP raporunda, iki taraf ilişkilerinde üyelik perspektifi yerine yeni bir ilişki modeli vurgusu bu kadar net biçimde dile getiriliyor.

AB’DE KAFALAR KARIŞTI

AP raportörü, buna rağmen, “Reform amacıyla Türk hükümetine normatif baskı uygulamak için en güçlü aracın, Türk toplumunun demokratik ve Avrupa yanlısı emellerini ayakta tutmak için de en iyi çerçevenin katılım süreci olduğunu” belirtiyor.

Bir yandan katılım sürecinin askıya alınıp yeni ilişki modellerinin gündeme getirilmesi, diğer yandan ise Türk hükümeti üzerinde nüfuz sahibi olmak için bu sürecin “en iyi araç” olarak gösterilmesi AP kulislerinde kafaları karıştırmış durumda.

Rapor, 3 Aralık’ta AP’nin Dışişleri Komisyonu’nda görüşülecek ve Komisyon 26 Ocak 2021 tarihi için planlanmış ikinci bir toplantıda genel kurul oturumu öncesi rapora son şeklini verecek. Raporun 9-11 Mart 2021 tarihleri arasında düzenlenecek AP genel kurul oturumları sırasında tartışılıp oylanması öngörülüyor.

İNSAN HAKLARI ŞARTI

Taslak metinde Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusunda verilen mesajlar da ilginç. Gümrük Birliği’nin “Her iki taraf için de faydalı olacağı ve Türkiye’yi ekonomik ve normatif olarak AB’ye demirleyeceği” fikri savunuluyor. Buna karşılık; Gümrük Birliği’nin “insan hakları ve temel haklara bağlı sıkı koşullar temelinde güncellenebileceği” belirtiliyor. Mevcut şartlarda güncelleme düşünmenin ise “gerçekçi olmadığı” belirtiliyor.

TÜRKİYE’YE DIŞ POLİTİKA ELEŞTİRİSİ

Taslakta Türkiye’nin dış politikadaki son hamlelerine geçen yıllara oranla daha fazla yer veriliyor.

Ankara’nın Suriye, Libya ve Dağlık Karabağ’a müdahaleleri eleştiriliyor.

Doğu Akdeniz’de artan gerilimin “son derece kaygı verici” olduğu kaydedilip, Ankara’nın “Yunan ve Kıbrıs sularındaki yasadışı faaliyetleri” kınanıyor. Bu faaliyetlerin “AB üyesi devletlerin egemenlik hakları ve uluslararası hukuku ihlal ettiği” savunuluyor. Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile “tam dayanışma” dile getiriliyor.

Ankara’nın Kıbrıs’taki son Maraş hamlesi de taslak raporda yerini aldı. “Maraş plajının kısmen açılması” olarak tanımlanan bu adım kınanıyor; Ankara’dan geri adım atması isteniyor.

AB: Türkiye ile ilişkiler ‘kritik bir anda’

Okumaya devam et

Dünya

NATO’da Türkiye’nin etkisini azaltacak reform planı

NATO’da Avrupa Birliği ile ilişkilerin güçlendirilmesini ve vetoların zorlaştırılmasını da içeren bir reform planı üye ülkelere sunuldu. Türkiye’nin bazı reform önerilerini veto etmesine kesin gözüyle bakılıyor.

BOLD – Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un bir yıl önce yaptığı “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşmiştir” çıkışının ardından başlatılan reform planlarında ilk somut sonuçlar alındı.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın girişimiyle oluşturulan uzmanlar komisyonu raporunu tamamlayarak dün üye ülkelere gönderdi. Rapor, NATO içinde siyasi işbirliği ve iletişimi güçlendirmek üzere 140 tavsiye içeriyor.

AB İLE İLİŞKİLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ

Eski bakan ve diplomatların da aralarında bulunduğu uzmanlar tarafından hazırlanan rapordaki öneriler arasında, NATO üyesi olmayan AB ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının NATO zirveleri çerçevesinde yapılan görüşmelere davet edilmesi yer alıyor. Bu öneriyle NATO ile AB arasında işbirliğinin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor.

Ancak özellikle Kıbrıs sorunu nedeniyle NATO üyesi Türkiye’nin bu tür bir planı veto edeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Türkiye AB üyesi Güney Kıbrıs’ı “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tanımıyor, bunun yerine Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ifadesini kullanıyor. NATO-AB yakınlaşmasına AB’den ayrılan Britanya’nın da sıcak bakmadığı belirtiliyor.

AB ülkeleri arasında NATO’ya üye olmayan ülkeler Kıbrıs’ın yanı sıra Avusturya, Finlandiya, İrlanda, Malta ve İsveç.

VETOLAR ZORLAŞACAK

Türkiye 2017 yılında Avusturya ile yaşanan siyasi gerilim nedeniyle Avusturya’nın NATO ile ortaklık programlarına dahil edilmesini de engellemişti.

NATO gündemine gelen raporda yer alan öneriler arasında üye ülkelerin ittifak kararlarını veto etmesinin zorlaştırılması da yer alıyor. Ancak bu planın da Türkiye’nin yanı sıra Macaristan’ın da direnişiyle karşılaşması bekleniyor.

Raporda, ittifak içindeki karar alma süreçlerini hızlandırmak üzere üst düzey siyasi görüşmelerin artırılması ve bu görüşmelerin sadece Brüksel’deki NATO merkezinde değil, bakanlar düzeyinde üye ülkelerde de gerçekleştirilmesi tavsiye ediliyor.

DIŞİŞLERİ BAKANLARI RAPORU SALI GÜNÜ GÖRÜŞECEK

Komisyonun önerilerinin önümüzdeki hafta Salı günü yapılacak NATO dışişleri bakanlarının toplantısında ilk kez üst düzeyde istişare edilmesi bekleniyor. Ardından NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in üye ülkelerle somut bir eylem konsepti oluşturması ve çalışmaların bir sonraki NATO zirvesine kadar tamamlanması hedefleniyor. Bir sonraki zirvenin önümüzdeki yıl bahar aylarında düzenlenmesi ve ABD’nin yeni başkanı Joe Biden ile tanışma toplantısı işlevi de görmesi planlanıyor.

Raporun, dışişleri bakanları toplantısındaki resmi istişarelerin ardından kamuoyuyla paylaşılması öngörülüyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, geçen yıl ABD’nin Suriye’den çekilme kararı ve Türkiye’nin Suriye’ye Barış Pınarı harekatını başlatmasına tepki olarak “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşmiştir” ifadelerini kullanmış, bu tür önemli kararların müttefiklerle istişare edilmemesini ve NATO’nun sessiz kalmasını eleştirmişti.

AB: Türkiye ile ilişkiler ‘kritik bir anda’

Okumaya devam et

Popular