Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

“Oylarım sihirli bir şekilde kayboldu” diyen Trump’tan yeni açıklama: Ülkemiz için çok kötü

Oy sayımında 3 eyalette şaibe olduğunu iddia eden Donald Trump: “Her yerde Biden oylarını bulup, çıkarıyorlar. Ülkemiz için çok kötü” ifadelerini kullandı.

BOLD – ABD’deki Başkanlık yarışında oy sayımı büyük bir heyacanla sürüyor. Son verilere göre, 238 delege kazanan Demokrat aday Joe Biden yarışı önde götürüyor. Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump da 214 delege ile yakın takipte.

Trump ve rakibi Joe Biden arasındaki az fark yüzünden sonucu tahmin etmek hala güç. Yarışın kaderini belirleyecek eyaletler Michigan ve Pennsylvania olacak gibi gözüküyor.

HER YERDEN BULUP ÇIKARIYORLAR

Pennsylvania, Wisconsin ve Michigan’da yapılan sayımlarda Biden’in oyları artış sağlarken, Trump’tan şaibe açıklaması geldi. ABD Başkanı Donald Trump, 3 eyalaetteki oy sayımının şaibeli olduğunu öne süren bir ifade kullanarak, “Pennsylvania, Wisconsin ve Michigan’da her yerde Biden oylarını bulup, çıkarıyorlar. Ülkemiz için çok kötü” açıklamasında bulundu.

Gün boyu sosyal medya hesabından itirazlarına devam eden Trump, bir önceki paylaşımında oylarının sihirli bir şekilde ortadan kaybolduğunu iddia etti. Trump’ın iddialarına Biden tarafından da yanıt gecikmiyor. Herkesin oyu sayılana kadar rahat etmeyeceklerini söyleyen Biden, Trump’ın iddialarına karşı da avukatlarının hazır beklediğini söyledi.

Yarışta geri kalan Trump’tan ‘Sihir’ iddiası

Dünya

ABD ve NATO çekiliyor: Türkiye, Afganistan bataklığında tek başına mı kalacak?

AKP hükumetinin kriz yaşadığı ABD ile ilişkileri yumuşatmak için NATO Zirvesi öncesi sunduğu Kabil Havalimanı teklifi konusunda ittifak toplantısında bir karar çıkmadı. Taliban, daha önce yaptığı açıklamada Türkiye’nin de diğer NATO ülkeleri ile birlikte Afganistan’ı terk etmesi gerektiğini ifade etmişti.

BOLD – Brüksel’deki NATO Zirvesi sona erdi ancak Afganistan’daki Kabil Havalimanı konusunda bir karar çıkmadı.

NATO zirvesinin sona ermesinin ardından basın toplantısı düzenleyen Genel Sekreter Jens Stoltenberg, NATO birliklerinin çekilmesinin ardından Afganistan’daki Kabil Havalimanı’nın güvenliğini kimin sağlayacağı konusunda bir karara varılmadığını söyledi.

Stoltenberg, “NATO liderleri, Afgan güçleri ile kurumlarını eğiterek ve finansal destek sağlayarak Afganistan’ın yanında yer almaya olan bağlılıklarını teyit etti. Türkiye kilit bir rol oynuyor konuşmalarda, ama henüz karar verilmedi” yanıtını verdi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg

Afgan güvenlik güçlerinin ülke dışında eğitimi üzerinde çalıştıklarını bildiren Stoltenberg, şöyle devam etti:

“Havaalanı dahil kritik altyapıların nasıl sürdürülebilir olacağı konusunda da çalışıyoruz. NATO destek sağlamayı planlıyor. Kabil’de uluslararası bir havalimanını nasıl sürdürülebilir yapacağımız konusunda ABD ve Türkiye gibi bazı NATO ülkeleri de doğrudan diyalog içindeler. Bu hem NATO müttefikleri hem de tüm uluslararası camia için diplomatik mevcudiyet ve yardımların devamı bakımından önemli.”

TALİBAN KARŞI ÇIKMIŞTI

Türkiye, belli koşullar halinde, NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesinin ardından Kabil Havalimanı’nın güvenliğini sağlamayı önermişti.

Öneriye karşı çıkan Taliban’ın Doha’daki sözcüsü Süheyl Şahin, Türk ordusunun da diğer NATO birlikleri ile birlikte ülkeden çekilmesi gerektiğini kaydetmişti.

Şahin, “Türkiye son 20 yılda NATO güçlerinin bir parçasıydı, bu nedenle ABD’yle 29 Şubat 2020’de imzaladığımız anlaşma uyarınca çekilmeliler” ifadelerini kullanmıştı.

TÜRKİYE, AKP’NİN ‘İSTİKBALİ’ İÇİN AFGANİSTAN BATAKLIĞINA MI ÇEKİLİYOR?

S-400 krizi ve Suriye’deki anlaşmazlıklar nedeniyle ABD-Türkiye ilişkilerinin dipte olduğu dönemde yapılan teklif ABD Başkanı Joe Biden’ın AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la bugün yaptığı ilk yüzyüze görüşme öncesi Ankara’nın Washington’la ilişkileri düzelte girişimi olarak değerlendirilmişti.

Türkiye’nin eski Washington Büyükelçisi Namık Tan, Kabil Havalimanı teklifine tepki gösterenlerden. Tan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “NATO içinde ise bizim sadece sert gücümüz para ediyor. Sanıyorum bu zirve sonucunda, bizi Afganistan’a jandarma olarak dikip, biraz sırtımızı sıvazlayacaklar, o kadar. NATO’nun demokrasi, özgürlükler, değerler bağlamındaki sorumluluklarını ise, rafta tutmaya razılar.” ifadelerini kullandı.

Rusya uzmanı Kerim Has da, “Erdoğan’ın Biden’la yeni bir sayfa açabilmek için TSK’yı “taşeron” olarak kullanıp Afganistan’da jandarma mahiyetinde bırakmayı teklif etmesi zannımca Rusya’nın da işine gelir.” diye yazdı.

Türkiye’nin Kabil Havalimanı teklifi konusunda gazeteci Zülfikar Doğan da sert bir yazı kaleme aldı. Ahval haber sitesindeki “Biden’a şirinlik hesabının faturası Afganistan batağına gönüllü olmak” başlıklı yazısında Doğan, “Kabil’de havalimanı ve Batılı ülkelerin büyükelçiliklerini, konsolosluklarını koruyucu bekçi olarak Türk askerlerini göndermek üzereler. NATO üyeliğinden NATO kapıcılığına” ifadelerini kullandı.

Doğan, yazısını şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kurmayları Brüksel’deki NATO zirvesi öncesinde tüm enerjisini ve olası senaryolarını ABD Başkanı Joe Biden ile randevuya odakladı. Biden ile yakınlaşabilmek, olabildiğince ilişkileri yumuşatabilmek için bir anda 20 yıldır kurutulamayan Afganistan bataklığında gönüllü ABD muhafızlığına soyundu.

Ancak ABD ve tüm NATO ülkelerinin askerlerinin çekildiği bir ortamda, TSK’nın tek yabancı askeri güç olarak Afganistan’da kalmaya devam etmesi, Türkiye’yi ve Türk askerini Taliban’ın ve ülkedeki diğer silahlı cihatçı grupların hedefi haline getirecek.”

HER 4 İLÇE MERKEZİNDEN BİRİ TALİBAN KONTROLÜNDE

Bu arada Afganistan’ın kuzeyindeki Sar-i Pul vilayetinin Sayyad ilçesinin kontrolü Pazartesi günü itibariyle Taliban’ın eline geçti.

Yerel yetkililer, militanların dört koldan Sayyad ilçe merkezine saldırı düzenlediğini ve saldırı sonucu ilçe merkezinin Taliban’ın kontrolüne geçtiğini ifade ettiler. Güvenlik güçlerinin ilçe merkezinden geri çekildiği bildirildi.

En son iki gün önce, ülkenin batısındaki Gor vilayetinin Tulak ilçesinin kontrolü Taliban’ın eline geçmişti. Son 2 ayda ülke genelinde Taliban’ın kontrolüne geçen ilçe sayısı da 15’i geçti.

BM verilerine göre, Taliban kent merkezleri dışarıda tutulduğunda dahi ülke topraklarının yüzde 50 ila 70’ini elinde bulunduruyor.

Taliban, ülke genelinde 407 ilçeden 90 ilçeyi merkezleri dahil olmak üzere ele geçirmiş durumda. Bunlardan 60 kadarındaki bazı beldeler halen Afgan güvenlik güçlerinin elinde yer alıyor. Ülkenin 34 vilayet merkezi de tamamen devlet kontrolünde bulunuyor.

Afganistan topraklarının büyük bölümünde güvenlik güçleri ile Taliban arasındaki çatışmalar sürüyor, 407 ilçenin 250 kadarında çatışmalar devam ediyor.

ABD İSTİHBARAT RAPORU: TALİBAN TÜM ÜLKEDE İKTİDAR OLUR

Afganistan’da nihai bir anlaşmaya varılmadan yabancı güçlerin ülkeden çekilmesi dolayısıyla Taliban’ın tüm ülkede iktidar olmasından korkuluyor.

ABD istihbaratının hazırladığı bir raporda, ABD liderliğindeki koalisyonun desteğini çekmesi halinde Afgan hükumetinin Taliban şiddetiyle mücadele etmesinin zor olacağı uyarısında bulunuldu.

ABD istihbaratının Kongre’ye gönderdiği rapor, Kabil yönetiminin savaş alanında yenilgiye uğramayı sürdürdüğü ve Taliban’ın askeri zafer elde edeceğinden emin olduğu şeklinde tespitler içeriyor.

Taliban’ın Türkiye’nin önerisini reddetmesi, topyekun bir savaşın Kabil’i tehdit etmesi durumunda Kabil’de misyonları bulunan ülkelerin ve örgütlerin personellerini nasıl güvenli bir şekilde tahliye edebilecekleri konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Avustralya geçen ay güvenlik gerekçesiyle ülkedeki büyükelçiliğini kapattı. Türkiye’nin havalimanını koruma önerisinin kabul edilmemesinin başka ülkelerin de diplomatik temsilciliklerini kapatmasını beraberinde getirebileceği belirtiliyor.

Ülkede savaş son dönemlerde artmış durumda.

ABD 11 EYLÜL’E KADAR ÇEKİLECEK

ABD, 29 Şubat 2020’de Katar’ın başkenti Doha’da Taliban ile anlaşma yapmış ve anlaşma gereğince 1 Mayıs’ta Afganistan’daki askerlerinin tamamını çekeceğini taahhüt etmişti.

20 Ocak 2021’de görevi devralan ABD Başkanı Joe Biden 1 Mayıs’ta tamamen çekilmenin mümkün olmadığını açıklamış daha sonra ise 11 Eylül’ün yıl dönümüne kadar ülkedeki tüm Amerikan askerlerinin çekilmesi talimatını vermişti.

ABD’nin çekilme takvimi açıklanmadan önce ülkede 2 bin 500 kadar ABD askeri bulunuyordu. Pentagon’un verdiği bilgilere Afganistan’daki ABD askerlerinin çekilmesinin yüzde 50’sinden fazlası tamamlandı. Afganistan’da 500’den fazla askeri olan Türkiye ABD’den sonra ülkedeki en büyük yabancı güç konumunda. Afganistan’da NATO kapsamında bulunan diğer ülkeler de Washington’dan sonra çekilme takvimlerini açıklamışlardı.

Bu yıl 16 Nisan’da Türkiye’nin düzenlemeyi planladığı uluslararası Afganistan Konferansı da Taliban’ın katılmaması üzerine 2 kez ertelenmiş, ardından rafa kaldırılmak zorunda kalınmıştı.

Erdoğan’ın Kabil Havalimanı planı Taliban engeline takıldı: Biden görüşmesi zora girdi

Okumaya devam et

Dünya

Almanya’dan yerli ve milli imam projesi

Uzun süredir Türkiye’den gelen imamlar konusunda rahatsız olan Almanya, devlet destekli ilk imam eğitimini yarın başlatıyor. İslam Koleji adlı derneğin öncülüğünde başlayan eğitim iki yıl sürecek. İlk dönemde 20 imam adayı yer alıyor.

BOLD – Almanya’da devlet destekli ilk imam eğitimi yarın başlıyor. Kurucuları arasında teologlar, ilahiyatçılar, bilim insanları ve kamusal yaşamın önemli aktörlerinin bulunduğu İslam Koleji adlı derneğin öncülüğünde başlayan eğitim iki yıl sürecek.

Korona pandemisi nedeniyle nisan ayında başlaması gereken öğretim döneminin resmi açılışı 15 Haziran’a ertelenmişti.

2011 yılında Tübingen Üniversitesi’nde ‘İslam Teolojisi Merkezi’ni açarak İslam dini eğitimlerini başlatan Almanya, nihai olarak camilerde görev yapacak imamları ülkede yetiştirmek, Diyanet İşleri Başkanlığı örneğinde olduğu yurtdışından ülkedeki camilere imam gönderilmesini engellemek istiyor. Ancak bunun için Almanya’daki camilerde görev yapacak yeterli seviyede imam yetiştirilmesi gerekiyor.

EĞİTİM PROGRAMI

Adayların eğitime dahil olabilmeleri için bir ilahiyat eğitimini tamamlamış olma ya da uzun yıllar cemaatlerde imam olarak görev yapmış olma şartı aranıyor. Bu şartları yerine getiren adayların yaptığı başvurular bir komisyon tarafından değerlendirildi ve ardından seçmeler yapıldı.

Kadın ve erkek adaylardan oluşan ilk grupta yer alan imam adayları vaaz, hutbe, siyasi eğitim, ibadet, cemaat için sosyal ve manevi hizmet gibi pek çok alanda eğitim görecek. Eğitime Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi, Almanya Faslılar Merkez Konseyi, Maliki Cemaatler Birliği, Bosnalılar İslami Cemaati, ilahiyatçılar, teologlar, siyasetçiler ve kamu hukukçuları da destek veriyor.

Devlet destekli ve Almanca dilinde yapılacak ilk imam eğitimine İslam Koleji adlı derneğin danışma kurulunda da yer alan Almanya’nın eski cumhurbaşkanlarından Christian Wulff da destek veriyor.

ALMANYA TÜRKİYE’DEN GELENLERDEN RAHATSIZ

Almanya’da son yıllarda Müslüman din görevlilerinin yurt dışından gelmesi konusunda yoğun tartışmalar yaşanıyor. Din görevlilerinin başka devletler tarafından yetiştirilip, maaşlarının onlar tarafından ödenmesi, onların memuru olarak Almanya’ya gelmesi ve buradaki Müslüman cemaatlerde hizmet vermeleri rahatsızlık oluşturuyor.

Bu konuda eleştirilerin en çok odağında olan kuruluş da son yıllarda Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) oldu.

Nitekim DİTİB’in yaklaşık bin kadar camisinde görev yapan binden fazla din görevlisi de Türkiye’de eğitim aldıktan sonra Almanya’ya gelen ve maaşları Türkiye’den ödenen devlet memurları.

DİTİB’İN KARIŞTIĞI SKANDALLAR

DİTİB bünyesinde görev yapan imam ve müezzinler, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kendi kadrosundan seçilmekte, Ankara’dan 5 yıllığına Almanya’da görev yapmak üzere tayin edilmekte ve maaşlarını Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan almaktadır.

Türkiye kökenli göçmenlerin en yoğun olarak yaşadığı ve DİTİB’in merkezinin de bulunduğu Kuzey Ren-Vestfalya’da (KRV), eyalet hükümeti, DİTİB ile işbirliğini 2017’de dondurdu. Buna, 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın talebi üzerine Almanya’daki bazı DİTİB imamlarının bulundukları cemaatlerdeki Gülen Hareketi mensupları ve kısmen de muhalifler hakkında tuttukları ve Ankara’ya yolladıkları listeler krizi neden oldu.

Sadece KRV’de 39 kişi ve derneğin adı Ankara’ya yollanan ‘ihbar’ listelerinde yer aldı. Eyalet hükümetinin hazırladığı bir raporda, KRV’de görevli 13 DİTİB imamın bu listeleri yolladığı bilgisine yer verildi. Altı imam hakkında soruşturma başlatılmasıyla o dönem DİTİB’e güven derinden sarsıldı. Diyanet’ten gönderilen bin 100 civarında din görevlisi bulunan DİTİB’e “AKP’nin Almanya’daki uzun kolu” olma yakıştırmaları yapıldı.

Sonraki dönemde de bazı imamların kendi inisiyatifleri ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ile emniyet teşkilatına ihbarlarda bulundukları, listeler yolladıkları ve söz konusu ihbarlarda adı geçen bazı kişilerin Türkiye’de açılan soruşturma dosyalarına kanıt olarak girdiği ortaya çıktı. Aynı dönemde Almanya’dan Türkiye’ye gidişte çok sayıda vatandaşın gözaltına alındığı, bazılarının tutuklandığı, kimilerinin yurt dışı çıkış yasağı ile şartlı salındığı ve Almanya’ya dönemediği, kimilerinin ise ülkeye girişi engellenerek beş yıla varan yasak belgeleriyle geri gönderildiği görüldü.

16 imam MİT’e çalıştıkları iddiasıyla sorgulandı. Soruşturma sonucunda, Alman iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (BfV) DİTİB’i izlemeyi gündeme aldığı açıklandı.

Federal Hükümet ayrıca, 2018 ve 2019 bütçelerinde DİTİB’e ayrılan yardım kalemlerini durdurdu.

İMAMLARA ALMANCA BİLME ŞARTI GETİRİLMİŞTİ

Almanya’da Eyalet Temsilcileri Meclisi (Bundesrat), Aralık 2019’da yabancı din görevlilerine Almanca bilme zorunluluğu getiren düzenlemeyi kabul etmişti.

Düzenlemeyle dini cemaatler tarafından görevlendirilen imam veya rahip gibi din görevlilerinin oturma izni alabilmek için A2 temel seviyesinde Almanca bildiklerini kanıtlamaları gerektiği kaydedildi.

DİTİB Almanya’da neden tartışılır hale geldi?

Okumaya devam et

Dünya

12 yıllık iktidarı sona eren Netanyahu’nun gidişini köpük partisiyle kutladılar

İsrail‘de muhalif 8 partinin kurduğu koalisyon hükümetinin Mecliste güven oyu almasıyla 12 yıldır iktidarda olan Binyamin Netanyahu dönemi sona erdi. İsrail’de binlerce kişi Netanyahu’nun gidişini sokaklarda kutladı.

BOLD – İsrail’de koalisyon hükumetinin güven oyu almasıyla 12 yıllık Netanyahu dönemi sona erdi. Netanyahu’nun görevden ayrılmasını kutlayan halk sokaklara döküldü.

İsrail Parlamentosu’nda (Knesset) yapılan oylamada, Yamina Partisi lideri Naftali Bennett ve Yesh Atid Partisi lideri Yair Lapid öncülüğündeki koalisyon hükümetin güvenoyu alarak hükumeti kurdu.

Ülkenin dört bir yanında düzenlenen kutlamalar renkli görüntülere sahne oldu. Bazı göstericiler köpük sıkarak, yeni hükumetin kuruluşunu kutladılar. Kudüs’te ise Başbakanlık Konutu’nun dışında toplanan yüzlerce kişi, Netanyahu yanlısı protesto düzenledi.

Hükumetin güvenoyu almasının ardından konuşan Binyamin Netanyahu ise siyasetten ayrılmayacağını söyledi. Netanyahu, “Geri döneceğiz” dedi.

30 yıldır siyasette olan Netanyahu ise, uygunsuz hediyeleri kabul etmekten dondurmaya çok fazla kamu parası harcamaya, beş saatlik bir uçuş için özel olarak döşenmiş bir yatağa on binlerce dolar ödemeye kadar pek çok şeyle suçlandı. Netanyahu, görevdeyken bir ceza davasında zanlı olarak hakim karşısına çıkan İsrail’in ilk lideri oldu.

İktidardan düşen Netanyahu’nun skandallar listesi

SEYAHAT MASRAFLARINA ÇİFTE FATURA İDDİASI

Netanyahu, 2000’li yıllarda maliye bakanı ve muhalefet lideriyken seyahat masraflarını çifte faturalandırmaktan ve ailesinin seyahatlerini karşılamak için devlet fonlarını kullandığı iddiası ile eleştirildi. Basında manşetlerde yer alan iddiayla ilgili uzun bir soruşturmanın ardından başsavcı dava açmadı.

YEMEĞİ YAKTIĞI İÇİN KAPIYA KONULDU

Netanyahu’nun eşi Sara hakkında da pek çok iddia dile getirildi. Görevdeki ilk dönemlerinde ailenin dadısı, Sara Netanyahu tarafından bir tencere sebze çorbasını yaktığı için işten kovulduğunu iddia etti. Genç kadın, kıyafetleri ve pasaportu olmadan ailenin evinden atıldığını ve daha sonra ön kapının dışına atılan eşyalarını almasının istendiğini belirtti.

30 BİN DOLAR TAZMİNAT

Geçtiğimiz yıllarda Kudüs iş mahkemesi, First Lady’nin eski bir çalışanına mobbing uyguladığı iddiası üzerine 30 bin dolar tazminat cezası verdi.

KUAFÖRE 1600 UYKU KABİNİ İÇİN 127 BİN DOLAR

2016’da resmi bir harcama raporu, Netanyahu’nun altı günlük New York gezisinde 600 bin dolardan fazla kamu fonu harcadığını ve bunun 1.600 dolarının kişisel bir kuaföre ayrıldığını ortaya koydu. Netanyahu’nun üç yıl önce, İngiltere’nin başkenti Londra’ya giden bir uçakta özel bir uyku kabini için 127 bin dolar kamu fonu harcaması da o dönem eleştirilen konalar arasında yer aldı.

DONDURMA İÇİN 2 BİN 700 DOLAR

2013’te Netanyahu’nun devlet bütçesinden yıllık 2 bin 700 dolarlık dondurma harcaması yapması ülkede büyük tepki çekmiş, gelen tepkiler sonrası bu uygulama sonlandırılmıştı.

HAKİM KARŞISINA ÇIKAN İLK LİDER

İsrail başsavcısı geçen sonbaharda, başbakanın resmi konutunda özel yemeklere kamu fonlarında 100 bin doların üzerinde harcama yaptığı iddiasıyla Netanyahu’ya rüşvet, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suçlaması yöneltti. Yolsuzluk suçlamasıyla hakim karşısına çıkan Netanyahu, suçlamaların siyasi motivasyonla yürütüldüğünü öne sürdü. Netanyahu, görevdeyken bir ceza davasında zanlı olarak hakim karşısına çıkan İsrail’in ilk lideri oldu.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0