Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Damadın istifası “Saray’da isyan”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı olduğu düşünüldüğünde Berat Albayrak’ın istifası, ekonomik bozulmanın ötesinde Erdoğan yönetiminin büyük bir iç kriz yaşadığını gösteriyor.

BOLD – Tayyip Erdoğan, kendisinden önceki Başbakan ve Cumhurbaşkanlarının aksine ailesine devlet yönetiminde güç verdi. Devlet, medya ve sivil toplum kuruluşlarındaki önemli hemen tüm pozisyonlarda Erdoğan ailesinin üyeleri ve akrabaları görevlendirildi. İmparatorluk döneminde Osmanlı ailesi tarafından yönetilen ülke, on yıllar sonra aynı noktaya dönmüş oldu.

Turkishminute.com‘un aktardığına göre Erdoğan’ın büyük kızı ile evli olan Berat Albayrak, Erdoğan’ın veliahtı olarak görülüyordu. Enerji Bakanı olarak kabineye girdikten sonra ekonomi yönetiminin tamamının bağlandığı Hazine ve Maliye Bakanı oldu.

Albayrak, istifasını açıklamadan önce şahsi Twitter hesabını kapattı. Hazine ve Maliye Bakanlığının Twitter hesabındaki tüm tweetleri sildi. Ardından istifasını Instagram hesabından paylaştı.

İstifanın hemen ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi devreye girdi ve istifa haberinin yayınlanmaması için tüm medyaya “emir” gönderildi. Türk medyasında birkaç küçük muhalif medya kurumu dışında Erdoğan yönetimine bağlı hiçbir gazete ve televizyon istifa haberini vermedi. Pazar günü açıklanan istifa, gün boyu sosyal medyanın ana gündem maddesi olmasına rağmen.

Pazartesi sabahı, hükümete yakın medya kuruluşlarına istifa haberi yansımaya başladı. Haberin Pazar günü ve gecesi boyunca yayınlanmaması, Albayrak’ın  istifasını geri çekmek için ikna edilmeye çalışılması olarak yorumlandı.

AKP iktidarı döneminde Erdoğan ailesi kadar Albayrak ailesi de güçlendi. Berat Albayrak’ın kardeşi Serhat Albayrak, Türkiye’nin en büyük medya grubunun yönetim kurulu başkanı. Serhat Albayrak, devlet baskısını kullanarak Türkiye’deki tüm gazete dağıtım şirketlerini kapattırdı. Yönettiği Turkuvaz dağıtımın dışında gazete dağıtım şirketi kalmadı. Muhalif gazetelerin bayilere dağıtımını yapıp yapmamak tamamen Serhat Albayrak’a bağlı. Reklam sektörünün yüzde 95’inin kontrolü de Serhat Albayrak’ın yönettiği reklam ajanslarında.

Albayrak ailesi sadece medyada değil, Erdoğan’ın iletişim stratejisini de elinde bulunduruyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Albayrak ailesinin içinden gelen biri. Devlet televizyonu TRT ve devlet haber ajansı Anadolu Ajansı, Fahrettin Altun’a bağlı. Altun, Serhat Albayrak tarafından hazırlanıp, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a önerildi ve kabul gördü. Normalde bu konuma talip olan kişi Mahir Ünal’dı.

ALBAYRAK AİLESİNİ GÖREVDEN ALACAK MI?

Berat Albayrak’ın istifa kararı almasının birinci nedeni Merkez Bankası Başkanlığı’nda kendisinden habersiz yapılan değişiklik. Cumhurbaşkanlığı kararıyla Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal görevden alındı ve yerine Naci Ağbal atandı.

Murat Uysal, Berat Albayrak’ın yakın arkadaşıydı. Naci Ağbal ise Berat Albayrak’dan önceki Hazine Bakanı’ydı. Albayrak’la birbirlerinden nefret ettikleri Ankara kulislerinin bildiği bir konuydu. Ankara kulislerine göre Naci Ağbal, ekonomi yönetiminin başındaki Berat Albayrak’ın Merkez Bankasının başına isteyeceği son isim.

Erdoğan, Merkez Bankasındaki değişimi damadı Berat Albayrak’a rağmen yapması, Albayrak ailesinin diğer üyelerinin geleceğini de yakından ilgilendiriyor. Erdoğan’ın, damadının tepkisinin istifa olabileceğini öngörmediği açık. Erdoğan’ın medya gücünü elinde bulunduran Albayrak ailesinin diğer üyelerini tasfiye edip etmeyeceği yakın gelecekte ortaya çıkacak.

Erdoğan ailesi ilk büyük hasarını, 2013 yılındaki yolsuzluk operasyonlarında aldı. Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ve damadı Berat Albayrak’la yaptığı telefon görüşmelerinde imar ve enerji alanındaki rüşvet trafiği yolsuzluk operasyonuyla ortaya çıkmıştı.

Erdoğan, yolsuzluk operasyonunu yapan tüm savcılar ve polisleri görevden alarak ve tutuklayarak gücünü korudu.

Ancak bu kez, Erdoğan’a başkaldırı aile içinden yaşandı. Bu sebeple son gelişmeyi Osmanlı saraylarındaki iç isyanlara benzetenler var.

Ekonomik krizle zor günler geçiren Erdoğan yönetiminin adım adım yönetim krizine doğru ilerlediğine ilişkin analizler de Ankara kulislerinin son günlerdeki ana gündemi.

BOLD ÖZEL

Yedi haftalık bebeğini hapiste kaybeden kanser hastası Gülden Aşık yine tutuklandı

Üç ay kaldığı Bandırma M Tipi Cezaevinde 7 haftalık bebeğini kaybeden Gülden Aşık, 15 Eylül’de tutuklandı. Cezaevindeyken ilk biyopsisi yapılan üç çocuk annesi Aşık, iki yıldır tiroid kanseriyle mücadele ediyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

İki yıl önce Bandırma M Tipi Cezaevinde 7 haftalık bebeğini kaybeden ve tahliye edildikten çok kısa bir süre sonra tiroid kanseri teşhisi konulan Gülden Aşık, 15 Eylül’de Edirne’de yine tutuklandı. Edirne Cezaevine konulan Aşık’ın kanser belirtileri daha önceki tutukluluk sürecinde ortaya çıkmış, ilk biyopsisi tahliye edilmeden 4 gün önce yapılmıştı.

Cezaevinde yaşadığı ağır travmanın etkisi henüz geçmemişken kanser olduğunu öğrenen Aşık, iki yıldır hastane hastane geziyordu. Doktor ameliyat olması gerektiğini söyledi. Ancak ses tellerini kaybedebileceği riskli bir ameliyattı. Aşık’ın tedavi çabaları tutuklanmasıyla birlikte yarım kaldı.

“BENİM YAVRUM KANIM CANIM, ONLAR İÇİN ÇÖPTÜ”

12, 11, 8 yaşlarında üç çocuk sahibi olan ev hanımı Gülden Aşık, Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 10 Nisan 2019’da Bandırma’da gözaltına alındı. 2 gün sonra tutuklanıp Bandırma M Tipi Cezaevine konuldu. Bylock kullandığı iddiasıyla ve tanık ifadelerine dayanılarak 26 Şubat 2020’de 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Aşık’ın dosyası İstinaf Mahkemesi’nde bulunuyor.

Hapse girdiğinde hamile olduğunu öğrenen Aşık, 1 Haziran 2019’da bebeği 10 haftalıkken düşük yaptı. Ancak otopsi sonucunda bebeğin 7 haftalık 5 günlükken kalbi durduğu ortaya çıktı. Karnında ölü bebekle hapiste 3 hafta yaşayan Gülden Aşık, kürtajdan 1 gün sonra taburcu edilip tekrar hapse gönderildi.

Bebeğini kaybettikten sonra eşine 19 sayfalık bir mektup yazan Aşık, gardiyanların doğmamış çocuğuna çöp muamelesi yaptığını kaleme almıştı. Bold Medya’nın yayınladığı mektupta geçen Aşık’ın “Benim yavrum canım kanım, onlar için çöptü” cümlesi ise akıllara kazınmıştı.

“BEN TERÖRİST DEĞİLİM, ELİMİ KELEPÇELEMEYİN”

Narkozun etkisiyle “Ben terörist değilim, elimi kelepçelemeyin… Bebeğimi öldürdüler” diye sayıklayan Aşık, bir gardiyan ve komutan arasında geçen konuşmayı şöyle yazmıştı: “Komutan nöbeti yeni aldığından ‘bayanın bebeği ölmüş vs’ diye beni soruyor. Memure hanım ‘abi küçük ya daha 7-8 haftalık çöp yani çöp işte…’ gibi bu minvalde cümleler kurdu. Az ileride ben duyuyorum. Benim kaybım başkasının dilinde çöp. İçim yandı, kalbim sızladı, ağlamamak için kendimi zor tuttum. Benim yavrum çöp, kanım canım çöp… Ve aynı memure birkaç dakika sonra hasta bakıcı gelmediği için evde çocuğum beni bekliyor diye isyan etti. Ben de içim boş, kalbim kırık, boynum bükük, yanımda bir çöp poşetinde eşyalarımla öylece oturdum ve yandım.”

10 Haziran 2019’da tahliye edilen Gülden Aşık’a birkaç gün sonra tiroid kanseri teşhisi konuldu. Gülden Aşık cezaevinde maruz kaldığı hak ihlallerini tahliye olduktan sonra Bold Medya‘ya verdiği özel röportajda anlatmıştı.

“Karnımda ölü bebekle cezaevinde 3 hafta yaşadım”

 

Bebeğini kaybeden tutuklu anne: “Benim yavrum, kanım, canım onlar için çöptü”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Organlarıyla 5 kişinin hayatını kurtaran hakim Nurfer Akgül’e ‘KHK’ sansürü

Beyin kanaması sonucu 2 Eylül’de hayatını kaybeden KHK’lı Yargıtay tetkik hakimi Nurfer Akgül, bağışladığı organlarla 5 kişiye hayat oldu. Akgül’ün ölümünü 1. sayfasından duyuran Hürriyet başta olmak üzere iktidar medyası ve internet siteleri KHK’lı hakim olduğunu yazmadı. “Hukukçu” demekle yetindiler.

BOLD ÖZEL – Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 15 Kasım 2016’da aldığı kararla Yargıtay tetkik hakimliğinden ihraç edilen Nurfer Akgül 2 Eylül’de geçirdiği beyin kanaması sonucunda 38 yaşında hayatını kaybetti. Üç yıl önce organlarını bağışlayan Akgül’ün kalbi, akciğeri, karaciğeri ve iki böbreği başka insanlara nakledildi.

İHRAÇTAN SONRA İKİ ÜNİVERSİTE OKUDU

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Nurfer Akgül, ihraç olduktan sonra bilişim hukuku alanında master yaptı, çocuk gelişimi okudu, bir süre de avukat olarak çalıştı. Akgül, olay günü, 30 Ağustos 2021’de iki oğlu, bir arkadaşı ve onun çocuklarıyla birlikte Kocaeli’nden Ankara Beypazarı’na tatile gidiyordu.

Mudurnu civarında rahatsızlanan Akgül, aracını yol kenarına çekerek 112’yi aradı. Çekmeseydi araba uçurumdan uçacaktı. Gelen sağlık ekiplerince Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Akgül’ün beyin kanaması geçirdiği tespit edildi. İki gün sonra Akgül’ün beyin ölümü gerçekleşti.

“BİR GÜN ÖLECEĞİZ, İNSANLAR BİZE DUA EDER”

Akgül ailesi, üç yıl önce organlarını bağışlayan Nurfer Akgül’ün 11 yaşındaki oğlu Adem Eymen’in okulun ilk günü yazdığı otobiyografiyle gündeme geldi. Baba Alper Akgül hem kendisini hem de herkesi çok duygulandıran oğlunun otobiyografisini sosyal medya hesabından paylaştı. Eymen, otobiyografisinde annesinin fren yaparak durması sayesinde araçtaki 5 kişinin ve organlarını bağışlayarak da 5 kişinin daha hayatını kurtararak toplamda 10 kişinin hayatını kurtarıp melek olduğunu yazmıştı.

Eymen’in otobiyografisi iktidar medyasında, internet sitelerinde birinci sayfadan haber oldu. Hürriyet haberi “Ağlattın bizi Eymen” başlığıyla duyurdu. Ancak hiçbiri gazeteci Nurfer Akgül’ün KHK’lı Yargıtay tetkik hakimi olduğunu yazmadı. Nurfen Akgül organlarını bağışladıktan sonra ailesine “Bir gün öleceğiz en azından arkamızda açık bir kapımız olsun, insanlar bize dua ederler.” demişti.

Nurfer Akgül’ün ihraç kararı 17 Kasım 2016’da Resmi Gazete’de yayınlandı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Çorbayı bile tek başına içemeyen Parkinson hastası İbrahim Karakoç gözaltına alındı

Elleri kolları titreyen bakıma muhtaç Parkinson hastası İbrahim Karakoç gözaltına alındı. Isparta Emniyeti’nde tutulan tansiyonu yükseldiği öğrenilen Karakoç bugün mahkemeye çıkarılacak.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Parkinson başta olmak üzere birçok hastalığı bulunan 59 yaşındaki İbrahim Karakoç dün akşam üzeri Isparta’da gözaltına alındı. Bugün mahkemeye çıkarılması beklenen Karakoç’un eşinin yardımıyla hayatını idame ettirebiliyordu.

TEK BAŞINA ÇORAP GİYEMİYOR, KULAĞI DUYMUYOR

İki yıl önce Parkinson teşhisi konulan ve 118 kilo olan İbrahim Karakoç bakıma muhtaç. Elleri, kolları titriyor. Ne çorbasını tek başına içebiliyor ne çorabını giyebiliyor.

5-6 ay önce katarak ameliyatı geçiren Karakoç’un bir kulağı da hiç duymuyor. Diğer kulağında ise işitme cihazı var. Rahatsızlıkları nedeniyle geceleri uyuyamayan Karakoç’un Parkinson nedeniyle 3 ilaç kullanıyor.

Kooperatif müdürlüğünden emekli olduktan sonra Afyon’da kapatılan derneklerde çalışan Karakoç’un, tanık ifadelerine dayanılarak gözaltına alındığı öğrenildi.

Okumaya devam et

Popular

Shares