Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

İbrahim öğretmenin Libya’dan Paris’e özgürlük yolculuğu

Libya’da öğretmenlikten Tunus’ta dondurmacılığa, Meksika’da mahpusluktan Fransa’da mülteciliğe… Hapsedildi, gözlerini kaybetti. Erdoğan rejimi kovaladı, o direndi ve sonunda özgürlüğüne kavuştu.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

2012 yılından beri Libya’da yaşayan İbrahim Karadağ, Erdoğan rejiminin baskısıyla tutuklanıp Türkiye’ye iade edilmemek için uzun ve zor bir yolculuğa çıktı. Libya-Tunus-Meksika-Fransa ekseninde geçen yolculukta, farklı ülkelerde hapishanelere düştü, görme yeteneğini kaybetti, kelepçelendi, iadeden son anda kurtuldu, başına gelmeyen kalmadı. Libya’da öğretmenlikten, Tunus’ta dondurmacılığa, Meksika’da mahpusluktan, Fransa’da mülteciliğe, genç eğitimci İbrahim Karadağ’ın 4 yıldır yaşadığı mücadele, sonunda tekrar Paris’te mesleğine dönebilmesiyle son buldu.

YURT DIŞINDAKİ KISKAÇ ONU DA VURDU

15 Temmuz’dan sonra yurt dışında bulunan 100’den fazla kişi yasa dışı biçimde Türkiye’ye kaçırıldı ya da yasa dışı biçimde iade edildi. MİT tarafından Malezya’dan Türkiye’ye götürülen İsmet Özçelik Denizli Cezaevinde, Kosova’dan götürülen ve aralarında Prof. Dr. Osman Karakaya’nın da bulunduğu 6 kişi hala Silivri’de tutuklu. 2012’de  okumak için Libya’ya giden, bir yandan da Hizmet Okulları’nda rehber eğitimcilik yapan İbrahim Karadağ da aynı riskle karşılaşanlardan biri.

YURT DIŞINDA OKUMAK HAYALİYDİ

2014 yılında Libya’daki Türk kolejinde rehber öğretmenlik yaparken.

İbrahim Karadağ, Kars Sarıkamış’a 60 km uzaklıkta, suyu bile olmayan Beşyol köyünde 1993’te dünyaya geldi. İlkokulu Sarıkamış’ta bitirdi, sonra imam hatip lisesine kaydoldu. Üniversiteye hazırlanmak için İstanbul Beylükdüzü’ndeki FEM Dershanesi’ne yazıldı. Arapça bilen, Farsça’ya da ilgi duyan Karadağ, o dönemde yurt dışında okumaya karar verdi. Fas’a gitmek istiyordu ancak kaydolmakta geç kaldığı için kader onu 2012’de Libya’ya attı. O yıllarda Libya’da Türk okulu yoktu. Sadece ticaret için gidip gelen iş adamları vardı.

Birkaç arkadaşıyla Trablus Havaalanı’na inen Karadağ, ülkeye adım atar atmaz kendi ifadesiyle bir James Bond filminin içine düştü.

“Havada hala kan kokusu vardı” diye anlatıyor o günleri:

“Her taraf yıkık dökük. İndiğimin üçüncü ya da dördüncü günü Trablus Üniversitesi’ne gittim. Üniversite diye bir şey yok. Her yer harabe, yıkık dökük… Girdik içeri. Dört öğrenci arkadaştık. Kalacağımız yere gidelim diye taksiye bindik. Taksici bizi soydu. Kafamıza silah dayadı. Telefonlarımız hariç her şeyimizi aldı. Bizi yolun ortasına bıraktı. Adama söyledik, biraz para ver, hiç olmazsa gideceğimiz yere gidelim. 3,5 TL verdi. ‘Alın helal helal bunu kullanın’ dedi. Bu olaydan bir hafta sonra 3 arkadaş Türkiye’ye döndü, ben orada kaldım.”

Daha ilk günlerde yalnız kalan İbrahim Karadağ, Libya’dan ayrılana kadar hayati risklerle yaşadı. Trablus’ta ilk Türk okulu 2012’de Ömer Muhtar International adıyla açıldı. Karadağ bir yandan Trablus Üniversitesi’nde Arapça öğretmenliği okudu, diğer yandan Türk okulunda rehberlik yaptı. Savaştan yeni çıkmış, çatışmaların hala devam ettiği bir ülkede yaşamanın her türlü zorluğuna dayandı. Hiçbir şey onu yıldırmadı. Ta ki 15 Temmuz’dan bir hafta sonra Ömer Muhtar International’da görev yapan 5 öğretmen, Libya askerleri tarafından tutuklanıp Türkiye’ye teslim edilene kadar.

OPERASYON YAPILMADAN BİR HAFTA ÖNCE HABERLERİ YAYINLANDI

Operasyon yapılmadan önce iktidar yanlısı Sabah ve Akşam gazeteleri 25 Temmuz 2016’da Libya’daki Türk okulunun kapatıldığını yazdı. Bu haberden bir hafta sonra öğretmenler tutuklandı. İbrahim Karadağ o günü şöyle anlatıyor: “Silahlarla okulu bastılar. Sanki terörist yuvasını basar gibi. 5 öğretmeni alıp götürdüler. Trablus’ta savaştan sonraki dönemde bir hayvanat bahçesini hapishane yapmışlar. Oraya götürmüşler ama biz 1,5 ay nerede olduklarını öğrenemedik.”

Bu olaydan sonra Libya’da başına ne geleceğini bilmeyen İbrahim Karadağ, en yakın ülkeye Tunus’a geçmeye karar verdi. Tunus Libya’ya göre güvenilirdi, bir sıkıntı yaşayacağını düşünmemişti, eğitimine Tunus Zeytuniye Üniversitesi’nde devam etmek istiyordu. Kayıtlar başlayınca durumun hiç de öyle olmadığını fark etti. Tunus’taki Türk konsolosluğu, Karadağ’ın üniversiteye kayıt yaptırmasını engelledi. Zeytuni dışında başka üniversitelere başvurduysa da yine aynı sonuçla karşılaşan Karadağ, eğitim hayatını bırakıp dondurmacılığa başladı.

İbrahim Karadağ, Tunus’un meşhur Burgiba Caddesi’nde dondurma satarken. 2017

“İNSAN EVLADININ YAŞAMAYACAĞI BİR HÜCREYE ATILDIM”

Ancak işleri yine planladığı gibi gitmedi. Tezgahının önünde toplanan başka Türk öğrenciler “Bu teröristtir, fetöcüdür” diye saldırınca dondurmacılık da sona erdi. Tunus’ta oturumu yenilenmeyen Karadağ’a 3 ay içinde ülkeyi terk etmesi söylendi. Karadağ, bu kez Meksika üzerinden Amerika’ya gitmeye karar verdi. Paris’ten transit geçitle Meksika’ya inmeyi başardı başarmasına ama Tunus’ta pasaportuna kırmızı mühür vurulduğu için burada daha farklı sorunlarla karşılaştı:

“Bir daha Tunus’a giremez diye kırmızı müdür vurulmuş pasaportuma. Konsolosluk seni tanımıyor, Meksika yetkilileri seni Türkiye’ye iade edeceğiz, dediler. Gönderemezsiniz, tartışma kavga mavga derken beni bir hücreye attılar. Hücre insan evladının yaşamayacağı bir yerdi. Gözlerim, kulaklarım orada mikrop kaptı. Mikrop göz kapaklarına tamamen işlemişti, ben açmaya çalıştıkça aşağı doğru kayıyordu. Her yer karanlık ve bulanıktı. Gözbebeklerim toz ve mikroptan dolayı yumurta gibi dışarı çıkmaya başlamıştı. Kulaklarımda da halen daha yaralar çıkıyor. İlaç kullanıyorum.”

“ALLAH KİMSEYİ ORAYA DÜŞÜRMESİN”

36 saat o hücrede kalan ve gözlerinden olan Karadağ, transit geçitle Meksika’ya geldiği için Paris’e geri gönderildi. Havaalanında hemen iltica başvurusunda bulundu ancak Libya’nın savaş ülkesi olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle ilticası reddedildi. İtiraz etti, yine reddedildi. Sınır dışı edilmek üzere Paris’in dışında bir hapishaneye götürülen İbrahim Karadağ, 26 gün kaldığı ve ‘Allah kimseyi oraya da düşürmesin’ dediği hapishaneyi şöyle anlatıyor:

“Konteynırın içiydi. Lavaboların kapısı yok, pis mikrop bir yer. Paris’in biraz dışında bir yer. Oturumsuz olan, kaçak gelenlerin konulduğu bir yer. Ben orada 26 gün kaldım. Aynı pantolon, aynı tişörtle. Meksika’da eşyalarıma el konulmuştu. Göndereceğiz dediler, göndermediler. Bir doktor beni kontrol etti. İlaç verdi. Gözümün üstünde yaralar çıkıyordu. Görüyordum ama gözümü tam açamıyordum. Evrak imzalarken tercüman ve avukatımı istiyordum, çünkü okuyamıyordum. Orada kalırken bir memurla tanıştım. O memur her gün 2 saat benim evraklarımı inceledi. İsmimi anons edip evraklarıma bakıyordu. Sonra beni bir üst mahkemeye gönderdiler. 7 kişiydik, bir tek beni bıraktılar.”

“HİÇ KİMSE UMUDUNU KAYBETMESİN”

Paris’te bir sokak ortasına bırakılan ve özgürlüğüne kavuşan İbrahim Karadağ, hemen gözlerini tedavi ettirmenin yollarını aradı. Bir doktora gitti. Acil ameliyat dediler. 2050 euro para istediler ameliyat için. Ertesi gün hesabında 2200 euro para yatırıldığını görünce şok geçiren Karadağ, gurbet ellerde mucize ve felaketleri art arda yaşadığını söylüyor:

“Meğerse devlet benim hesabıma yanlış para yatırmış. Normalde burada ilticaya başvurduktan sonra devlet hesabınıza bir iki ay sonra para yatırıyor. 2200 euro para baktım hesabımda. Gittim söyledim, haktır, tamam inceleyeceğiz dediler. 3 ay önce bu paranın yanlış yatırıldığına dair mektup geldi. Benim ameliyat param 2050 euro tutuyordu. Hesabıma 2200 para vardı. Onu ameliyat parası olarak verdim, şimdi o parayı devlete geri ödedim. Birinci ameliyat başarılı geçmedi. Azıcık açıldı gözüm. İkinci ameliyat oldum. O zaman da bir yerde işe girmiştim. Gözümün üstündeki kapağı kaldırdılar. Mikrop yumurta gibi olmuştu, hemen orayı kesip aldılar. Lazerle lens uyguladılar bir ay, şu an çok şükür görüyorum.”

Hem sağlığına kavuşan hem de artık Fransa’da oturum alan İbrahim Karadağ eğitimden yine vazgeçmiş değil. 28 Ocak 2018’de ayak bastığı Paris’te geçen yıl Fransızca kursuna gitti, bu yıl Sorbonne Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı bölümünde master yapmak için kabul aldı. Aynı zamanda özel bir kolejde yardımcı öğretmen olarak çalışan İbrahim Karadağ, “Hiç kimse umudunu kaybetmesin. Sadece teslim olsun Rabbim feraha çıkaracaktır.” diyor.

İbrahim Karadağ, bir aktivist olarak da Paris’te sık sık eylemlere katılıyor.

BOLD ÖZEL

İki kadın öğretmen Türkiye’ye iade riskiyle karşı karşıya

Almanya’ya iltica eden ve 36 gündür Frankfurt Havalimanı’nda tutulan öğretmenler Jülide Çetin ve Şeyma Demirel hakkında Bulgaristan’a deport kararı çıktı. İki kadın öğretmenin Bulgaristan’dan yasa dışı biçimde Türkiye’ye iade edilen çok sayıda Gülen Hareketi mensubuyla aynı hukuksuzluğu yaşamasından endişe ediliyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Almanya’ya sığınma talebinde bulunan İngilizce öğretmenleri Jülide Çetin ve Şeyma Demirel’in iltica başvurusu reddedildi. 18 Haziran’da Vietnam’dan Almanya’ya Bulgaristan vizesiyle geldikleri için haklarında deport kararı çıkartılan Çetin ve Demirel, Türkiye’ye iade edilip tutuklanan öğretmenlerle aynı kaderi yaşamaktan endişe ettiklerini belirtiyor.

Telefonla görüştüğümüz Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, Bulgaristan’da can güvenliklerinin olmadığını, sınır dışı edilmelerinin uluslararası insan hakları hukukuna aykırı olduğunu söyledi.

Genç öğretmenler, “İlk 15 gün havalandırmaya çıkışımız bile sınırlıydı. Özgürlüğümüz elimizden alındı. 3 kere mahkemeye 5-6 polis eşliğinde götürüldük ve bu bizim psikolojimizi çok kötü etkiledi. Sonuç olarak sınır dışı etme kararı aldılar. Hiç gitmediğimiz, parmak izimizin olmadığı ve bizim için hiç güvenli olmayan Bulgaristan’a 4-5 gün içinde sınır dışı edileceğiz. Hakim sunulan bütün delillere rağmen şahsi kararı olduğunu belirterek dosyayı itiraza da kapattı.” diye konuştu.

Koronavirüs tedbirleri kapsamında Almanya’dan vize alamadıkları için Bulgaristan’a başvurduklarını söyleyen genç öğretmenler, Bulgaristan’a gitmek istemediklerini, eğer giderlerse Türkiye’ye iade edilip işkence görmekten korktuklarını vurguladı.

36 gündür havaalanında, nezarette kaldıklarını belirten Jülide Çetin, sağlıklarının ve psikolojilerinin bozulduğunu da ifade etti. Çetin ve Demirel, 15 Temmuz’dan sonra Vietnam’a komşu olan Tayland, Malezya, Mynmar, Endonezya gibi ülkelerden birçok Gülenist, yasa dışı yollarla kaçırılıp Türkiye’ye iade edildiği için Almanya’ya sığınmak istediklerini de sözlerine ekledi.

BULGARİSTAN’DAN TÜRKİYE’YE İADE EDİLEN GÜLENİSTLER

Abdullah Büyük.

Uluslararası iltica prosedürleri Bulgaristan’a sığınma talep eden Gülenistler için bugüne kadar uygulanmadı. Bulgaristan’dan Türkiye’ye yasa dışı yollarla iade edilen Gülenistler tutuklandı ve işkence gördü.

15 Temmuz’dan önce gözaltına alınan ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan bilişim uzmanı, iş adamı Abdullah Büyük (43), Nisan 2016’da Bulgaristan’a siyasi sığınma talebinde bulundu. Başvurusu reddedilen Büyük, 10 Ağustos 2016’da Kapıkule Sınır Kapısı’nda Türkiye’ye iade edildi.

Ayrıca Ekim 2016’da Bulgaristan’dan Romanya’ya giderken yolda gözaltına alınan 17 Gülenist de Bulgaristan tarafından iade edildi.

VİETNAM’DA OKUDULAR

8 yıl önce Vietnam’a üniversite okumaya giden 27 yaşındaki Jülide Çetin, Ho Chi Minh şehrindeki Vietnam Nationel Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenliği bölümünde okudu. Şeyma Demirel ise 2018’de Hanoi Üniversitesi’nden mezun oldu. İkisi de Vietnam’daki Türk okulunda görev İngilizce öğretmeni olarak görev yapıyordu. Mesleklerine Almanya’da devam etmek isteyen öğretmenler, böyle bir hukuksuzlukla neden karşı karşıya kaldıklarını anlamadıklarını ifade ediyor.

Almanya Türkiye’de hakkında tutuklama kararı bulunan eğitimci Mustafa Kaşka’yı deport ediyor

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Tutsak bebek Saime Sincan Cezaevinde havale geçirdi

15 aylık Saime bebek geçen hafta cezaevinde havale geçirdi. Hastaneye kaldırılan Saime ve annesi şu anda karantina hücresinde kalıyor.

BOLD ÖZEL – Altı aydır annesiyle birlikte Sincan Cezaevinde kalan Saime bebeğin diş çıkardığı için ateşlendiği ve hastaneye kaldırıldığı öğrenildi. Durumunun şimdi iyi olduğu belirtilen Saime, salgın nedeniyle 15 gün karantinada koğuşunda kalacak.

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında Ankara’da 21 Ocak’ta gözaltına alınan Yasemin Melizci (29), eşi Kasım Melizci’nin (32) ve o zaman 9 aylık olan Saime bebek bir gün sonra tutuklanıp Sincan Cezaevine gönderildi. 8 Mart’ta Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne SEGBİS ile bağlanan hemşirelik mezunu Yasemin Melizci, Bylock kullandığı iddiasıyla ve tanık ifadelerine dayanılarak 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Melizci çiftinin gözaltına alınmasını Twitter hesabından duyuran HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu olaya tepki göstermiş, “Bir bebek daha mı cezaevine girecek? Yasemin-Kasım Melizci çifti dün akşam saat 20.00 civarlarında Ankara’da 9 aylık bebekleriyle gözaltına alındı. 9 aylık Saime dün geceyi annesiyle birlikte Etimesgut’taki bir nezarethanede geçirdi.” demişti.

5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanununa göre hamile ve bebekli anneler gözaltına alınamaz, tutuklanamaz. Kesinleşmiş bir ceza varsa bile bebek 18 aylık olana kadar ertelenmesi gerekiyor. Ancak bu kanun Gülen Hareketi ve Kürt soruşturmaları kapsamında tutuklanan annelere uygulanmıyor.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından en son açıklanan resmi rakamlara göre Türkiye cezaevlerinde 0-6 yaş arası 345 bebek ve çocuk anneleriyle birlikte hapiste yaşıyor.

Saime bebek, annesi ve babasıyla, Ankara Batı Adliyesinde. 21 Ocak 2021.

10 aylık Saime bebeğin annesi Yasemin Melizci’ye 9 yıl ceza

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Kovulduklarını Resmi Gazete’den öğrenen bürokratlar

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türk tipi başkan seçildiği 24 Haziran 2018 tarihinden beri bürokratları tek kalemde siliyor. Erdoğan’ın gece yarısı görevden aldığı bürokratlar içinde Merkez Bankası başkanları, üniversite rektörleri, müftüler, valiler, bakan yardımcıları bulunuyor.

BOLD ÖZEL – Erdoğan tarafından kovulduğunu Resmi Gazeteden öğrenen bürokratlara her geçen gün yenileri ekleniyor.  Vali, emniyet müdürü gibi makamdakileri toplu olarak görevden alan Erdoğan, kamu kurum ve kuruluşlarındaki daire başkanlarına kadar herkesi atayıp bir süre sonra kovabiliyor.

Bütün yetkilerin tek elde toplandığı Erdoğan hükümet sisteminin gazabına uğrayan ve tek imzayla kapı önüne konulan bazı kamu görevlileri şöyle:

25 Ekim 2018: Çorum Müftüsü Ahmet Akın, Muğla Müftüsü Abdurrahman Koçak ve Kilis Müftüsü Mahmut Karatepe görevden alındı.

16 Ekim 2020: Adalet Bakan Yardımcısı Cengiz Öner görevden alındı. Bakan Yardımcılığına Hasan Yılmaz atandı.

6 Temmuz 2019: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya görevden alındı.

7 Kasım 2020: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal görevden alındı.

20 Mart 2020: Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal, görevden alındı. Ağbal Kasım 2020’de göreve getirilmişti.

3 Nisan 2021: Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yardımcısı Emine Alp Meşe’yi görevden aldı.

21 Nisan 2021: Cumhurbaşkanı Erdoğan Ticaret Bakanı Ruhser Pekcan ve Aile Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk görevden aldı.

8 Mayıs 2021: Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Gonca Işık Yılmaz Batur görevden alınarak yerine Mustafa Tuzcu atandı.

14 Temmuz 2021: TRT Yönetim Kurulu üyeleri Mustafa Akış, Osman Urgun ve Erkan Durdu Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle görevlerinden alındı.

15 Temmuz 2021: 2 Ocak 2021 tarihinde atadığı Boğaziçi üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu’yu görevden aldı.

 

Okumaya devam et

Popular

Shares