Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

NATO’da Türkiye’nin etkisini azaltacak plana Almanya ve Fransa’dan destek geldi

NATO’da Türkiye’nin rahatsız olacağı düzenlemeleri de kapsayan reform planına Almanya ve Fransa’dan tam destek geldi. Bu arada NATO Dışişleri Bakanları toplantısında Pompeo ve Çavuşoğlu arasında karşılıklı sert suçlamalar yapıldı.

BOLD – NATO’ya üye 30 ülke dışişleri bakanları, dün NATO Genel Merkezi’ne video konferans yöntemiyle bağlanarak, sanal bir toplantı gerçekleştirdi. NATO Dışişleri Bakanları Toplantısının ikinci gün oturumu bugün devam edecek.

NATO’da reform planıyla ilgili Salı günü başlayan resmi görüşmelerin ardından ortak bir açıklama yapan Almanya ve Fransa dışişleri bakanları NATO’nun modernleştirilmesini öngören yeni stratejik konsepte tam destek verdiklerini açıkladı. Planlanan değişiklikler arasında vetonun zorlaştırılması da var.

Uzmanların NATO’nın yeni yapılanmasıyla ilgili hazırladığı önerilere “sınırsız” destek verdiklerini vurgulayan Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, güvenlik ve savunma politikaları güçlendirilirken buna ittifakın “merkezi transatlantik platformu” özelliğinin de dahil olduğuna dikkat çekti.

Maas ve Le Drian, NATO içinde güvenlik politikalarında yalnız hareket ettiği için eleştirilen Türkiye’den ise doğrudan bahsetmedi, ancak ortak açıklamada, ortak değer ve ilkelerin önemine işaret edildi ve “21’inci yüzyılda güvenlik gelecekteki zorluklara karşı ortak yanıtlar bulup bulamayacağınıza bağlıdır” denildi.

REFORM PLANINDA NELER VAR?

NATO’daki işbirliğini iyileştirmeyi ve daha hızlı kararlar alınmasını öngören reform planı, uzmanların hazırladığı 138 öneriden oluşuyor. Ancak sunulan önerilerde Türkiye’nin karşı çıkabileceği düşünülen maddeler var. Bunlardan biri NATO üyesi olmayan AB ülkelerinin devlet ve hükümet başkanlarının NATO zirveleri çerçevesinde yapılan görüşmelere davet edilmesi. Bu ülkeler arasında Güney Kıbrıs’ın da bulunması nedeniyle bu önerinin Türkiye’yi rahatsız edeceği düşünülüyor.

Türkiye’nin karşı çıkabileceği düşünülen bir diğer öneri de NATO’da alınan ortak kararların veto edilmesinin zorlaştırılması. İttifak içindeki karar alma sürecinin hızlandırılması için yapılan öneri, siyasi görüşmelerin artırılmasını ve görüşmelerin sadece NATO merkezinde değil üye ülkelerde de yapılmasını kapsıyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg tarafından görevlendirilen eski Almanya Savunma Bakanı Thomas de Maiziere ve eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wess Mitchell eş başkanlığındaki bağımsız grup, “NATO’nun nasıl daha güçlü hale gelebileceği” hakkında hazırladıkları 138 tavsiye içeren 67 sayfalık raporu sunmuştu.

NATO dışişleri bakanları toplantısında Salı günü görüşülmeye başlayan planla ilgili nihai kararı ise NATO devlet ve hükümet başkanları verecek. NATO dışişleri bakanlarının ilk kez tartıştığı rapor Perşembe günü kamuoyuna duyurulacak.

POMPEO VE ÇAVUŞOĞLU ARASINDA KARŞILIKLI SUÇLAMALAR

Dışişleri bakanları toplantısında ABD ve Türkiye karşılıklı olarak birbirine sert ifadeler kullandı.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Ankara’yı, Akdeniz’de müttefikleriyle gerginliği arttırmak ve Rus yapımı bir hava savunma sistemi alarak adeta Kremlin’e hediye vermekle suçladı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise, Pompeo’yu, ‘Avrupalı müttefiklere telefon açıp Türkiye karşıtı bir cephede toplamak, bölgesel çatışmalarda körü körüne Yunanistan’dan yana taraf tutmak ve Türkiye’ye Patriot hava savunma sistemi satmayı reddetmekle’ suçladı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu

Ayrıca Çavuşoğlu, Türkiye’nin IŞİD’le savaştığı bir ortamda ABD’nin Suriye’deki “terörist oluşumları” desteklediğini yine ABD ile Fransa’nın Dağlık Karabağ’da Ermenistan’a destek vererek çatışmayı daha da kötüleştirdiğini dile getirdi.

“DOĞU AKDENİZ MEKANİZMASI BAŞARILI OLDU”

Dışişleri Bakanları’nın sanal buluşmasının ardından bir basın toplantısı düzenleyen Genel Sekreter Stoltenberg, Türkiye ile Yunanistan arasında Doğu Akdeniz’deki krizi yatıştırmak ve askeri bir kazayı önlemek amacıyla kurdukları “ayrıştırma usulleri mekanizmasının” başarılı olduğunu açıkladı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg

Stoltenberg, tansiyonun yatışmasının yanı sıra sorunun da çözümü için bu mekanizmayı güçlendirmeyi planladıklarını söyledi.

Doğu Akdeniz’de iki NATO üyesi ülke arasında “doğrudan iletişim kanallarını” açtıklarını ve böylece her iki tarafın planladığı pek çok askeri operasyonun iptal edildiğini kaydeden Stoltenberg, “Doğu Akdeniz gerginliğine NATO’nun bulduğu çözüm mekanizması gösterdi ki, oturup konuştuğumuzda tansiyonu düşürmeyi ve güven yaratmayı başarıyoruz. Mekanizma kuruldu, çalışıyor. Karşılıklı bilgi değişimi var, iletişim kanalları açık. Bugün her iki bakana da bu mekanizmayı daha da güçlendirmek için hazır olduğumuzu söyledim” dedi.

NATO’da Türkiye’nin etkisini azaltacak reform planı

Dünya

Ankara-Atina arasındaki istikşafi görüşmeler 5 yıl sonra başladı

Türkiye-Yunanistan arasında ‘istikşafi görüşmeler’ 5 yıl aradan sonra bugün İstanbul’da başladı. Türk ve Yunan tarafları arasında en son toplantı 1 Mart 2016 yılında Atina’da olmuştu.

BOLD – Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi’nde çatışma riskinin azaltılması ve karşılıklı güvenin arttırılması için 12 Mart 2002’de başlatılan ve 2016’da ara verilen istikşafi ((keşif, tanıma amaçlı görüşme) görüşmelerin 61’incisi İstanbul’da başladı.

İstanbul’da başlayan görüşmelerde Türk heyetine Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal başkanlık ediyor. Görüşmelerde Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık-Hudut Genel Müdürü Büyükelçi Çağatay Erciyes de yer alıyor.

Yunan heyetine ise daha önceki istikşafi görüşmelerde de yer alan Kıdemli Büyükelçi Pavlos Apostolidis başkanlık edecek.

Tüm gün sürmesi planlanan görüşmeler basına kapalı olarak gerçekleşiyor. Görüşmelerin içeriğini her iki taraf da gizli tutuyor.

Sorunları keşif amaçlı ele almayı hedefleyen “istikşafi görüşme” (exploratory talks), “araştırma-tanıma görüşmesi” anlamına geliyor. İstikşafi görüşmelerin geçmişi, 1999 Helsinki Zirvesi’ne dayanıyor. Son istikşafi görüşme, 1 Mart 2016 tarihinde Atina’da gerçekleşmişti.

Yunanistan’la istikşafi görüşmeler başlıyor: Tarafların beklentilerindeki farklar neler?

Okumaya devam et

Dünya

Eşitsizlik Virüsü: En zengin 10 kişinin 9 aylık servet artışıyla tüm dünyanın aşılanması mümkün

İngiltere merkezli uluslararası insani yardım örgütü Oxfam’ın yayınladığı rapora dünya genelinde ekonomik eşitsizlik pandemi döneminde daha da arttı. Rapora göre dünyadaki en zengin 10 kişinin 9 aylık servet artışıyla tüm dünyanın aşılanması mümkün.

BOLD – Oxfam’ın yayınladığı eşitsizlik raporuna göre koronavirüs pandemisi dünya çapındaki ekonomik eşitsizliği büyüttü. Raporda, “Gezegen üzerindeki en zengin 1000 kişi Kovid-19 nedeniyle yaşadıkları kayıpları sadece 9 ay içerisinde telafi edebilirken, dünyanın en yoksullarının ekonomik olarak toparlanması 10 yıldan fazla sürebilir” denildi.

Ekonomik eşitsizliğin tüm ülkelerde eş zamanlı olarak şiddetlendiği belirtilen raporda bunun 100 yıl sonra ilk kez gerçekleştiğine dikkat çekildi.

Oxfam’ın 79 ülkeden 300 iktisatçının görüşüne başvurarak hazırladığı rapor “Eşitsizlik Virüsü” başlığını taşıyor.

EN ZENGİN 10 KİŞİNİ SERVETİ 540 MİLYAR DOLAR ARTTI

Oxfam raporuna göre dünyadaki milyarderlerin toplam serveti Mart 2020 ile Aralık 2020 arasında 3 trilyon 900 milyar dolarlık artışla 11 trilyon 950 milyar dolara yükseldi. Jeff Bezos, Bernard Arnault, Bill Gates, Mark Zuckerberg gibi isimlerin bulunduğu dünyanın en zengin 10 kişisinin serveti aynı dönemde net olarak 540 milyar dolar arttı. Raporda bu toplamın tüm dünya nüfusunun aşılanmasına ve hiç kimsenin pandemi nedeniyle yoksulluğa düşmemesi için yeterli olduğu belirtildi.

90 YILIN EN BÜYÜK İSTİHDAM KRİZİ

Rapora göre dünya 90 yıldır gördüğü en büyük istihdam krizini yaşıyor. 100 milyonlarca insanın gelirini ya da işini kaybettiği belirtiliyor. Bu durumdan etkilenen kesimlerin başında da kadınlar geliyor.

ÖLÜM ORANLARI DAHİ FARKLILIK GÖSTERİYOR

İngiltere’de yapılan araştırmalara göre Kovid-19 hastalığından ölüm oranlarının düşük gelirli bölgelerde varlıklı kesimlerin yaşadığı bölgelerin iki katı olduğu belirtiliyor. Fransa, İspanya ve Hindistan’da yapılan çalışmalardan da benzer sonuçlar elde edildi. Oxfam raporunda ayrıca bazı ülkelerde etnik azınlıklar arasında da ölüm oranlarının belirgin bir biçimde daha yüksek olduğu ifade edildi.

“EŞİTSİZLİKTEKİ EN BÜYÜK ARTIŞA TANIK OLUYORUZ”

Oxfam İcra Direktörü Gabriela Bucher raporla ilgili olarak, “Kayıt tutulmaya başlanmasından bu yana eşitsizlikteki en büyük artışa tanık oluyoruz” dedi. Bucher, “Hileli ekonomiler pandemiyi lüks içinde atlatan zengin bir elite varlık akıtırken pandeminin ön cephesinde yer alan tezgahtarlar, sağlık çalışanları ve market satıcıları faturalarını ödemeye çalışıyor” diye konuştu.

Almanya’da koronavirüse karşı aşıdan sonra antikor ilaçları da devreye giriyor

Okumaya devam et

Dünya

Çin-Hindistan sınırında çatışma

Çin ve Hindistan askerleri arasında tartışmalı bir sınır bölgesinde yeniden çatışma yaşandığı haber verildi. İki ülke medyası, iki tarafta da yaralılar olduğunu duyurdu.

BOLD – Çin ve Hindistan medyası, iki ülke askerlerinin Sikkim bölgesinin kuzeyindeki tartışmalı sınır hattında Çarşamba günü çatıştığını ve iki taraftan da yaralıların olduğunu bildirdi.

Hindistan ordusu “küçük bir olayın” yaşandığını ve “meselenin çözüldüğünü” duyurdu.

Çin ve Hint askerleri, 2020 Haziran’ında sınırın kuzeybatısındaki Ladak bölgesinde bulunan Galvan Vadisi’nde çatışmış, olayda 20 Hint askeri hayatını kaybetmişti. Çin askerleri arasında ölen ya da yaralanan olup olmadığı konusunda açıklama yapılmamıştı.

O tarihten bu yana sınırda gerginlik hakimdi.

HİNDİSTAN: ÇİN DEVRİYESİ TOPRAKLARIMIZA GİRDİ

Hindistan medyası, askeri yetkililere dayanarak son olayın Sikkim’e bağlı Naku La Geçidi’nde çıktığını duyurdu. Hint yetkililer, Hindistan topraklarına giren bir Çin devriyesinin püskürtüldüğünü söyledi.

Sikkim bölgesi Bhutan ve Nepal arasında yer alıyor.

İki ülke arasındaki Himalaya Dağları’nın çevrelediği dünyanın en uzun ve belirsiz sınır hattı Çin ve Hindistan arasında egemenlik tartışmalarına neden oluyor.

Nehir, göl ve dağların belirlediği 3.440 kilometre uzunluğundaki sınır hattında birçok bölgede Çin ve Hint askerleri sıfır noktasında bulunuyor ve zaman zaman gerginlik yaşanıyor.

Pekin yönetimi, “Güney Tibet” olarak adlandırdığı Hindistan’ın Arunaçal Pradeş eyaletindeki 90 bin kilometrekarelik toprakta hak iddia ederken, Yeni Delhi ise Aksay Çin platolarını kapsayan 38 bin kilometrekarelik alanın Çin tarafından işgal edildiğini savunuyor.

İKİ ÜLKE 1962’DE KARŞI KARŞIYA GELDİ

İki ülke arasında 1962 yaşanan tek savaşta Hindistan ağır bir yenilgiye uğramıştı.

Çin’in Hindistan’ın kuzeydoğusuna girmesiyle başlayan savaşta iki taraftan toplam 2 binden fazla asker yaşamını yitirmişti.

4 bin 250 metre yükseklikteki dağlık bir coğrafyada bir ay kadar süren savaşın ardından ateşkes anlaşması imzalanmış ve iki ülke, savaş öncesi sınırlarına dönmüştü.

GERGİNLİK NEDEN ARTTI?

Taraflar, uzun yıllardır süren görüşmelere rağmen egemenlik ihtilaflarını çözemezken, iki ülke arasındaki gerilim, 2017’de Çin’in bölgedeki sınır yolunu tartışmalı bir platoya uzatmaya çalışması üzerine artmıştı.

Hindistan da bir süre önce Fiili Kontrol Hattı’na yakın bölgelerde Hindistan ordusunun manevra kabiliyetini artıracak bir dizi altyapı projelerine girişti.

Hindistan’ın yüksek rakımlı bir hava üssü için yol yapımına başlaması son gerginliğin ana nedeni olarak gösteriliyor.

Bölgedeki inşa faaliyetlerine koronavirüs salgını nedeniyle ara verilmişti.

Kovid-19’a karşı kutsal iksir içen Sri Lanka Sağlık Bakanı’nın testi pozitif çıktı

Okumaya devam et

Popular