Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Mansur Yavaş: 3 katrilyonluk yolsuzluk dosyasını savcılığa verdik

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, 3 katrilyon liralık yolsuzluk dosyasını savcılığa verdiklerini açıkladı. AKP’ye seslenen Yavaş, “yolsuzluk dosyalarına müdahil olmalarını bekliyorum” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mahsur Yavaş’tan 3 katrilyonluk yolsuzluk iddiası geldi. Yavaş, savcılığa yaptıkları 40’a yakın suç duyurusunda toplam kamu zararının 3 katrilyon olarak belirlendiğini açıkladı.

Kendi dönemlerinde yolsuzluk yapılmayacağını ileri süren Yavaş, “Ankara’dan 28 milyarlık ihale 20 firma arasında kalmış. Mansur Yavaş döneminde böyle bir şey olamaz. Teleferik ihalesinde hem usulsüz iş artışları yapılmış, hem de yüklenici ihaleyi daha önce ele geçirmiş. Sadece 6 yolsuzlukta kamu zararı 2.8 katrilyondur, 40’a yakın suç duyurusunda toplam kamu zararı da 3 katrilyonluk olarak belirlendi.” ifadelerini kullandı.

Diğer yandan Yavaş’ın basın toplantısı öncesinde Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi aralık ayı toplantısı krizle başladı. Başkan Mansur Yavaş, Mamak Belediye Başkanı Murat Köse’nin önergesini, “Süresi içinde verilmedi” diyerek kabul etmedi. Köse önergesini okumakta ısrar edince mikrofonu kapatıldı. AKP’li meclis üyeleri tepkilerini masalara vurarak gösterirken Mansur Yavaş, “Masaya çıkıp tepinin isterseniz” dedi.

YAVAŞ: TOPLANTIYI SABOTE ETMEK İSTİYORLAR

Tartışmalar sürünce Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Yavaş, birleşime 5 dakika ara verdi. Aranın sonunda AKP’li meclis üyeleri salonu terk etti. Yavaş ise duruma tepki göstererek, “Daha önceki faaliyet raporunda da aynısı yapıldı. Sadece beni konuşturmamak için, söyleyeceklerimi Ankara halkının duymasını istemiyorlar. Tabii toplantıyı sabote etmek için yapıyorlar, attıkları iftiraların ortaya çıkmasından korkuyor olabilirler. Soru önergeleri gündeme geçmeden önce verilir. Burada çoğunluğa dayanarak bir şeyler yapılmak istenebilir ama demokrasi böyle bir şey değildir.” dedi.

‘KONUŞMAMI ENGELLEYEMEZSİNİZ’

Yavaş, meclis toplantısını ertelediği sırada AKP meclis üyeleri bu sefer salona tekrar dönerek meclis toplantısının yapılmasını istedi ancak bu sefer de Yavaş kabul etmedi. Yavaş, “Konuşmamı engelleyemezsiniz” diyerek sosyal medya üzerinden basın toplantısı yapacağını açıkladı.

Basın toplantısında eski başkan Melih Gökçek dönemi başta olmak üzere AKP döneminde yapılan harcamalara tepki gösteren Yavaş, “Ankara’da yıllarca belediyenin yaptığı hizmetleri bağış yapar gibi afişlediler. Bizim astığımız tek afiş Ankara halkının cebinden ne kadar çıktığının hesabını verdiğimiz bütçe afişleridir. Biz şov yapmıyoruz. 750 milyon bütçeli AnkaPark yapmamızı arıyorlar herhalde ama bizim tek projemiz Ankara halkını zengin etmektir. Ankara halkının önceliklerinden başka hiçbir yatırım düşünmüyoruz. Ankara halkının boşa atılacak parası yok” ifadelerini kullandı.

Yavaş toplantıda ‘batık projeler’ olarak isimlendirdiği projeleri ve 7 milyar lirayı aşan maliyetlerini açıkladı:

-Ankapark: 5.8 milyar lira

-Kapılar: 95.3 milyon lira

-Gökkuşağı projesi: 20 milyon lira

-Samanyolu projesi: 19.5 milyon lira

-Kedi heykelleri: 1 milyon lira

-Robot heykeli: 326 bin lira

-Metal robot heykel: 2.1 milyon lira

-Hayvan heykelleri: 17.2 milyon lira

-Futbolcu heykelleri: 679 bin lira

-Işıklı palmiye: 398 bin lira

-1996 adet heykel: 25.4 milyon lira

-Kol saati heykeli: 1.5 milyon lira

-Heykel, saat ve plastik kent mobilya ve kapılar: 1.3 milyar lira

Yavaş, “Ankara’nın önceliği bu mu olmalıydı? Savunduğunuz belediyecilik bu mu? Yapamadığınız dediğiniz bunlar mı? Asla yapmayacağız, görmeyeceksiniz. Ankara’da halkın parasını toprağa gömmeyeceğiz!” diyerek tepki gösterdi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ayrıca ‘Heykel belediyeciliği’ diyorlar. Heykel belediyeciliğini kim yaptı, Mamak Belediye Başkanı olsaydı döner heykelini soracaktım. Ankara’nın tarihi ve kültürüyle alakası olmayan heykeller diktiler, bir de sanatçılarımızın yaptıkları heykellere laf ediyorlar. Genelkurmay Kavşağı’nda kol saati heykeli vardı. İnşallah bir gün onu neden oraya koyduklarını birileri sorar. Belediye sanat eseri de yapar. Ama herkesin sanattan anladığı bir şey var. Onlar sanat deyince şişme, plastik, Çin malları düşünüyor. Herkesin sanat anlayışı farklı.” diye konuştu.

Gündem

Zaman gazetesi davasında Yargıtay’ın bozma kararına uyuldu

Kapatılan Zaman gazetesinin 11 yazar ve çalışanı hakkında açılan davada, Yargıtay’ın verdiği bozma kararları üzerine 4 sanık hakkındaki yeniden yargılama süreci başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ilk duruşmada Yargıtay’ın bozma kararına uyulmasına karar verdi.

BOLD – Yargıtay, 11 sanıklı davada 4 sanık hakkındaki beraat kararlarının, 3 sanık hakkındaki ceza kararlarının onanmasına karar verdi. Yargıtay, Türköne, Bulaç ve Alpay’a verilen cezaların ise hatalı olduğuna işaret ederek, farklı suç türlerinden değerlendirme yapılmasına hükmetti. Yargıtay, Alpay hakkında verilen AİHM ve AYM kararlarının da dikkate alınmasını istedi. Yargıtay, Mehmet Özdemir için de hakkındaki soruşturmanın genişletilerek kararı oluşturulmasına hükmetti. Bunun üzerine yeniden yargılama süreci bugün başladı.

T24’te yer alan habere göre yeniden yargılanan isimlerden Ali Bulaç, Mümtaz’er Türköne ve Şahin Alpay, beraatlarını talep etti. Mahkeme, Bulaç, Türköne, Alpay ve Mehmet Özdemir ile ilgili Yargıtay’ın işaret ettiği delillerin toplanması için duruşmayı erteledi. Duruşmada savunmasını sunan yazar Şahin Alpay, tutuklanmasıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin iki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir kez hak ihlali kararı verdiğini anımsatarak, ortaya konulan delillerin suç oluşturmadığını ve beraatına karar verilmesi gerektiğini vurguladı.

İstanbul’da 5 Mart 2016’da kayyum, Zaman gazetesine el koyarken polis de Genel Yayın Müdürü Abdülhamit Bilici’yi gazete binasından böyle çıkardı. (Fotoğraf: SELAHATTİN SEVİ/AFP)

ALİ BULAÇ: BÖYLE ÖLMEK İSTEMİYORUM

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, yeniden yargılanmasına karar verilen isimlerin avukatları, Yargıtay kararına uyulmasını istedi. Duruşma savcısının da Yargıtay kararına uyulmasını talep etmesinin ardından söz alan sanık Ali Bulaç, “Bilerek ve isteyerek örgüte yardım ettiğim yönündeki suçlamayı reddediyorum ve beraatımı talep ediyorum. Bu kara lekeyi alnımda taşımak ve böyle ölmek istemiyorum” dedi. Bulaç’ın avukatı da Yargıtay kararına uyulmasını talep etti.

ŞAHİN ALPAY: CEMAAT, 31 MAYIS 2016’DA TERÖR ÖRGÜTÜ İLAN EDİLDİ

Bozma kararına uyulmasını isteyen sanıklardan Şahin Alpay da beraatini talep etti. Gözaltına alınarak tutuklanması konusunda Anayasa Mahkemesi’nin iki kez, AİHM’nin bir kez hak ihlali kararı verdiğini anımsatan Alpay, tahliye edilmesinin ardından “Konutu terk etmemesine” karar verildiğini, Anayasa Mahkemesinin bu karar için de “hak ihlali” kararı verdiğini anımsattı. İddianamede, üç kez müebbet hapsinin istenildiğini, Yargıtay’ın ise “örgüte yardım” suçuna işaret ederek, AİHM ve AYM kararlarının da tartışılmasını istediğini anımsatan Alpay, yeniden yargılama sonunda beraatına karar verilmesi gerektiğini vurguladı. Alpay, şunları söyledi:

  • Gülen cemaatinin ya da herhangi bir dini cemaatin üyesi olmam mümkün değildir. Zira dini inançlara saygılıyım ancak dini inançları olan bir kimse değilim…
  • Zaman gazetesinde köşe yazdığım tarihlerde, cemaatin terör örgütü, Gülen’in de terör örgütü lideri olarak nitelenmesi söz konusu değildi.
  • Cemaatin resmen (devletçe) terör örgütü, Gülen’in de terör örgütü lideri ilan edilmesi 31 Mayıs 2016 tarihinden itibaren söz konusu olmuştur.
  • Bütün yazı ve konuşmalarımda ifade, inanç ve girişim özgürlüklerini; iktidarların seçimle gelmesini savundum.
  • Askeri vesayete ve askeri darbelere karşı çıktım.
  • Savunmamda da belirttiğim üzere Gülen hareketinin suç örgütü olduğuna dair bir yargı kararı olsaydı bir gün bile Zaman’da yazmayı sürdürmezdim.
  • Söz konusu hareketin kimi mensuplarının bir askeri darbe girişiminde rol alabilecekleri aklımın ucundan geçseydi asla Zaman’da yazmazdım.
  • 15 Temmuz darbe girişimini lanetliyorum! Bu nedenle Zaman’da yazmış olmaktan da pişmanlık duyuyorum.
  • Neden? Çünkü hayatım boyunca askeri darbelerin mağduru oldum.
  • Yazarlık kariyerim boyunca askeri darbelere, darbe girişimlerine, yönetim üzerinde askeri vesayete karşı çıktım; demokrasiyi ve hukuk devletini savundum.
  • 15 Temmuz darbe girişimini şu veya bu şekilde desteklemem için aklımı kaçırmış olmam gerekir. Çok şükür aklım başımda.
  • Gerek siyasi partiler tarihimizin en liberal – özgürlükçü programını benimseyen, ilk iki iktidar döneminde Avrupa Birliği üyeliği hedefini programının merkezine yerleştiren Ak Parti’nin gerekse dini temelli bir sivil toplum hareketi olarak gördüğüm Gülen Hareketi’nin Türkiye’de mütedeyyin kitlelerin liberal demokratik kurum ve değerleri benimsemelerine hizmet ettiğini düşündüm.
  • 14 yıldır köşe yazdığım gazeteye el konulmasına duyduğum tepkiyi göstermek amacıyla Zaman binasına gittiğim, orada bir de konuşma yaptığım doğrudur.
  • O gün orada tepkilerini göstermek için sadece benim gibi Zaman yazarları ve çalışanları değil, Gazeteciler Cemiyeti’nden, hatırladığım kadarıyla, Orhan Birgit, Pınar Türenç ve başka gazeteciler yanında milletvekilleri de vardı. Bu nasıl bir suç delili olarak mütalaa edilebilir, anlamak mümkün değildir.
  • Gülen hareketi ile ilgili hayal kırıklığım 15 Temmuz 2016’daki askerî darbe girişimiyle patlak verdi.
  • İtiraf edeyim ki, o güne kadar hareketin gayrimeşru işlere karışan bir karanlık yüzü olduğunun bilincinde değildim. Gülen hareketi ile ilgili yanılgı yaşayanlar arasında yalnız olmadığım da muhakkak.

Mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararına uyulmasına, kararda işaret edilen konularla ilgili delillerin toplanmasına karar vererek duruşmayı erteledi.

Okumaya devam et

Gündem

AİHM’den Ahmet Altan kararı: Hükumeti devirmek istediğine dair hiçbir kanıt yok

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Ahmet Altan’ın açtığı davada kararını açıkladı. Mahkeme, Altan’ın hükumeti devirmek istediğine dair hiçbir kanıt bulunmadığına hükmetti. Bu arada mahkeme gazeteci Murat Aksoy’un da haklarının ihlal edildiğine karar verdi.

BOLD – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 1500 gündür tutuklu olan yazar Ahmet Altan’ın yaptığı başvuruda Türkiye’yi mahkum etti. AİHM, Ahmet Altan’ın suçlanması ve mahkum edilmesine temel oluşturan ifade ve yazıların makul şüphe oluşturamayacağı sonucuna vardı.

Yüksek mahkeme, Altan’ın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış, “emniyet ve güvenlik”, “adil yargılanma” ve “ifade özgürlüğü” haklarının ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme buna karşılık, Altan’ın siyasi bir nedenle yargılanıp mahkum edildiği tezini kabul etmedi.

Ankara Altan’a manevi tazminat olarak 16 bin euro ödeyecek.

Mahkeme, 2016 darbe girişimi sonrasında tutuklanan Altan’ın, darbe girişimi ve yasa dışı örgüt ile bağlantısına dair makul şüphe olmaksızın suçlandığına ve yargılama öncesinde hukuksuz bir şekilde tutuklandığına hükmetti.

AİHM’in kararında “Başvurucunun (Ahmet Altan) hiçbir eylemi Türk hükümetini devirmeye yönelik bir planın parçası olduğuna işaret etmiyor.” denildi. Mahkeme, Altan’ın suç işlediğine dair makul şüphenin bulunmadığı hükmüne vardı.

HAK İHLALİ KARARLARI

AİHM’den yapılan açıklamaya göre, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ‘Hürriyet ve Güvenlik Hakkı’ başlıklı 5’inci maddesinin 1’inci fıkrası ile ‘İfade Özgürlüğü’ başlıklı 10’uncu maddenin ihlal edildiğine 1’e karşı 6 oyla hükmedildi. Hürriyet ve Güvenlik Hakkı başlıklı 5’inci maddenin 4’üncü ile 5’inci fıkralarının ihlal edildiği hükmüne ise oy birliği ile varıldı. Heyet, aynı maddenin 4’üncü fıkrasında yer alan “yargı sürecinin hızı” ile ilgili hususta bir ihlal olmadığına oy birliği ile hükmetti. ‘Hakların Kısıtlanmasının Sınırları’ başlıklı 18’inci maddenin ihlal edilmediğine ise 1’e karşı 6 oyla karar verildi.

“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ TOPLUMUN TEMEL TAŞIDIR”

AİHM kararında, basın özgürlüğünü de kapsayan ifade özgürlüğünün demokratik toplumun temel taşlarından biri olduğunun altını çizdi.

Mahkeme açıklamasında, Altan’a yöneltilen suçlamaların makul şüpheye dayanmadığından, dolayısıyla aldığı cezanın kanunda yeri bulunmadığından gazetecinin ifade özgürlüğü ihlal edilmiştir” ifadesine yer verdi.

Altan’ın yargılanma sürecinde dosyasına erişiminin kısıtlandığına dikkat çeken AİHM, davayla ilgili kanıtların ancak iddianame tamamlandıktan sonra sanığa sunulmasının, Altan’ın kendini etkili bir şekilde savunmasını engellediğini vurguladı.

“YARGI SÜRECİ OLAĞANÜSTÜ HALDEN DOLAYI KABUL EDİLEBİLİR”

Mahkeme, tüm yargılama sürecinin 15 ay 8 gün sürmesinin normal şartlarda ‘hızlı’ olarak nitelenemeyeceğini ancak darbe girişiminden sonra mahkemelerdeki dava dosyalarının artışı ile ülkedeki olağanüstü hal durumu değerlendirildiğinde bu sürenin kabul edilebilir olduğunu açıkladı.

2016 yılındaki darbe girişiminin ardından silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla tutuklanan Altan, 2017’de AİHM’e, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS), özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5.maddesinin, ifade özgürlüğünün 10. maddesi, haklarının kullanımını kötü kullanılmasıyla ilgili 17 maddesi ile hakların kısıtlanmasının sınırlanmasıyla ilgili 18. maddelerinin Türkiye tarafından ihlal edildiği şikayetinde bulunmuştu.

GAZETECİ MURAT AKSOY HAKKINDA KARAR

AİHM, 2016 yılında ‘örgüt üyeliği’ gerekçesiyle tutuklanan gazeteci Murat Aksoy hakkındaki kararını da açıkladı. Mahkeme, Aksoy’un tutukluluğunun özgürlük ve güvenlik hakkı ile ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi.

Aksoy’un siyasi amaçlarla tutuklandığı iddiası incelemeye gerek görülmedi. Karara Türkiye’nin AİHM’deki yargıcı Saadet Yüksel şerh koydu.

Halkbank’ın temyiz başvurusu görüşüldü: Karar daha sonra açıklanacak

Okumaya devam et

Gündem

HSK güvenlik soruşturması yürürlüğe girmeden uygulamaya başladı

Geçen hafta TBMM’de tartışmalı bir şekilde geçen kamuya girecek kişilerden güvenlik soruşturması talep edilmesi kanunu daha uygulamaya girmeden Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından uygulanmaya başlandı. İşe alınacak 3 engelli işçiden güvenlik soruşturması istendi.

BOLD – Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üç engelli işçi alımı için ilan verdi. İşçilerden adli sicil kaydı isteyen HSK, ayrıca adaylardan fotoğraflı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Formu doldurmalarını talep etti.

MALVARLIKLARINI SAKLAYANLAR DA BAŞVURAMIYOR

Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği, İŞKUR aracılığıyla temizlik görevlisi olarak üç engelli sürekli işçi alımı için ilan verdi. Şartları tutan adayların, 16 Nisan’a kadar başvurularını İŞKUR Ankara İl Müdürlüğüne yapmaları istendi. İşçilerde 18 yaşını tamamlamış olmaları ve 36 yaşından gün almamış olmaları, Türk vatandaşı olmaları, kamu haklarından mahrum bulunmamaları, TCK 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamaları şartları aranacak.

ENGELLİLERDEN ASKERLİK BELGESİ TALEP EDİLDİ

İlanda ayrıca engelli bireylerden askerlikle ilişkileri olmadığına dair belge talep edildi. Görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmaması istenen ilanda ayrıca adayların herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almamış olmaları gerektiği vurgulandı. Adayların en az ilköğretim, en fazla ortaöğretim mezunu olması istendi. Önlisans ve daha üst öğrenime sahip başvurucuların başvuruları kabul edilmeyecek.

İKİ AY DENENECEKLER, YAPAMAYANLAR TAZMİNATSIZ ATILACAK

Adaylar kura çekimi ile belirlenecek. Kura sonucu isimleri belirlenen asıl adaylar sözlü sınava alınacak. Sözlü sınav, adayların başvurdukları hizmet alanına ilişkin meslekî bilgi ve becerilerden, yürütmekle yükümlü olacakları vazifelerdeki yetkinliklerini ölçmeye yönelik ve eğitim düzeylerine uygun olarak yapılacak. Sözlü sınava girmeye hak kazandığı halde ilan edilen sınav tarihlerinde sınava katılmayan adaylar, sınav hakkını kaybetmiş sayılacak. Ataması yapılan kadro ve pozisyonlar için iki aylık deneme süresi uygulanacak. İş sözleşmesi Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekterliği tarafından deneme süresi içinde bildirim süresine gerek olmaksızın ve tazminatsız feshedilebilecek. Atanma hakkı kazanan işçilere işe başlatılması planlanan 2021 yılı için günlük ücret temizlik görevlisi pozisyonunda istihdam edileceklere brüt 124,02 TL olarak ödenecek.

ATANACAKLARDAN GÜVENLİK SORUŞTURMASI BELGESİ İSTENİYOR

Atamaya hak kazananlardan öğrenim belgesi, nüfus cüzdanı fotokopisi, adli sicil kaydı, askerlik durum belgesi, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Formu, Sağlık Bakanlığına bağlı tam teşekküllü devlet hastanelerinden alınacak engellilik durumunu belirtir ve işçi olarak çalışmasına engel bir durumunun olmadığına dair sağlık kurulu raporu istenecek.

Adalet ve Uyuşturucu Partisi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0