Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Katledilişinin 14. yılında arkadaşları Hrant Dink’i anlattı

19 Ocak 2007’de Şişli’deki gazete binasının önünde katledilen Hrant Dink’in ölümünün üzerinden tam 14 yıl geçti. Arkadaşları, Dink’in bu topraklardaki insanların bir arada, özgürce ve barış içerisinde yaşaması için çabaladığını dile getirdi.

BOLD – Kaleme aldığı bir yazı nedeniyle ırkçı çevrelerce hedef haline getirilen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak 2007 günü Şişli’deki gazete binasının hemen önünde tetikçi Ogün Samast tarafından katledildi. Arkadaşları ölüm yıldönümü öncesi Dink’i anlattı.

İNSANLARIN ÖNYARGILARINDAN UZAKLAŞABİLECEKLERİNİ DÜŞÜNÜYORDU

Mezopotamya Ajansı’ndan Ferhat Çelik’in haberine göre Hrant’la, Agos’un yayın hayatına başlamasına yakın günlerde tanıştığını dile getiren Yazar ve Karikatürist Kemal Gökhan Gürses, “Türkçe yayınlanacak bir gazete idi. Ermenice eki vardı. Halen öyle. Ermeniler ilk kez kapalı cemaat kimliklerini genel toplumuna sunmaya soyunmuşlardı. Hrant’ın amacı da bence buydu. Birbirini duyan ve anlayan, birbiriyle konuşan insanların ön yargılarından uzaklaşabileceklerini düşünüyordu. Son derece açık bir bakışla yapmak istiyordu bunu. ‘Tek yolumuz bir arada yaşamayı savunmak olmalı’ diyordu’ Hrant” dedi.

İLİKLERİME KADAR ANADOLULUYUM

Arkadaşlarından Tatyos Bebek de, Hrant Dink’in bu topraklarda bütün insanların bir arada, özgürce ve barış içerisinde yaşaması için çabaladığının altını çizdi. Bebek, bu çabasını ise yine Dink’in, “Türkiyeliyim, Ermeni’yim ve iliklerime kadar da Anadoluluyum. Bir gün bile ülkemi terk etmeyi, geleceğimi Batı denilen o hazır özgürlükler cennetinde kurmayı, başkalarının bedeller ödeyerek oluşturdukları demokrasilere yamanmayı düşünmedim. Kendi ülkemi de o tür özgürlükler cennetine dönüştürmek temel kaygım oldu” şeklindeki sözleriyle hatırlattı. Bebek, Hrant Dink’in farklılıkları zenginlik olarak gördüğünü vurguladı.

TÜRKİYE’YE DÖNÜŞÜMDE HRANT DİNK KARŞILAMIŞTI

Hrant’ın yakın arkadaşlarından Gazeteci-Yazar Aydın Engin de “1992’de 12 yıl süren siyasal göçmenliğe son verip, Türkiye’ye döndüm. Yasa gereği kesinleşmiş hapis cezalarımın altıda birini yatmak zorundaydım. Uçağın kapısında polislerce alınıp, havalimanı polis merkezine götürülürken beni karşılamaya gelen bir avuç gazeteci arkadaşın arasında kara gözlü, kara saçlı, uzun boylu ve yakışıklı biri hızla sıyrıldı. Polislerin engellemesine zaman bırakmadan omzuma dokundu ve ‘Biz senin yazılarınla büyüdük Aydın Abi, aramıza hoş geldin. Ben Hrant Dink’ dedi. Bir gazeteciye 12 yıllık göçmenlik yaşamından sonra bundan daha büyük nasıl bir ödül verilebilirdi ki?” dedi. Engin, Hrant Dink’in çizgisinin bugün genç Hrantlar tarafından aynı kararlılıkla sürdürüldüğünü söyledi.

ÇOK İÇTEN BİR İNSANDI

Hrant’la 1990’ların sonunda Helsinki Yurttaşlar Derneği’nin çalışmaları esnasında tanıştıklarını ifade eden arkadaşlarından Emel Kurma da “Hrant çok içten bir insandı. Bu memleketi, bu ahaliyi iyileştirmeye çalışan, yeniden dünyaya gözümüzü açmamızı, birbirimize güvenmemizin yollarını sağlamaya çalışan, ezberlerden kurtulmamızı sağlamaya çalışan insanlardan biriydi Hrant. Onun etkisi ne olursa olsun silinemeyecek bir şey. Öldürülmesinin kahrı da hepimizin üzerinde bir lanet gibi duracak” dedi.

BU YIL Kİ ANMA ONLİNE YAPILACAK

Hrant’ın Arkadaşları İnisiyatifi’nden Bülent Aydın ise, Hrant’ı bir “hakikat anlatıcısı” olarak tanımladı. Bu yılki Hrant Dink anmasının diğer yıllardan farklı olacağını söyleyen Aydın, her yıl Agos Gazetesi’nin eski çalışma ofisinin bulunduğu Sebat Apartmanı’nın önünde yapılan anma töreninin bu yıl pandemi nedeniyle çevrimiçi yapılacağı bilgisini paylaştı. Herkesin 19 Ocak’ta yayınlayacakları internet adresi üzerinden anmaya katılabileceğini ve ‘Buradasın Ahparig’ yazan çevrimiçi pankartlarını Hrant Dink’in öldürüldüğü yere bırakabileceğini belirten Aydın, gün boyunca yapılacak yayınlarda Rakel Dink’in, eşi Hrant Dink’in öldürüldüğü Sebat Apartmanı önünden sesleneceğini belirtti.

AKP Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı: Tam 5 kat arttı

Gündem

Cezaevlerindeki çıplak aramayı Meclis de tescilledi

Siyasetin ve kamuoyunun gündeminden düşmeyen çıplak aramanın Meclis raporlarıyla da tescillendiği ortaya çıktı. 2019’da TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nun hazırladığı inceleme raporlarında cezaevlerinde çıplak aramanın yapıldığı ve bu dayatmayla ilgili şikayetlerin olduğu vurgulandı.

BOLD – Kamuoyuna yansıyan bütün ifşalara karşın AKP’nin “yok” dediği çıplak arama, Meclis İnsan Hakları Komisyonu raporlarına da girdi. Türkiye’nin farklı cezaevlerinde çıplak arama dayatmasının yaşandığını anlatan raporun tarihi ise 2019.

Kadınların bir biri ardına ifşasıyla gündeme gelen çıplak arama mağduriyeti gündemdekini sıcaklığını koruyor. Son olarak AKP’li Özlem Zengin “Onurlu, ahlaklı kadın bir sene beklemez” diyerek, çıplak aramayı ifşa edenleri onursuzluk ve ahlaksızlıkla itham etmişti.

ŞİKAYETLER “BİR SENE SONRA” DEĞİL

Diğer yandan çıplak aramanın aslında kadınların ifşasıyla gündeme gelmeden önce, Meclis tarafından raporlandığı ortaya çıktı. Independent Türkçe’den Cihat Arpacık’ın haberine göre, TBMM İnsan Hakları Komisyonu, 2019 yılında bazı cezaevlerini ziyaret etti ve yaptığı incelemelerin sonucunda tespitlerini birer rapor haline getirdi.

Milletvekillerinden oluşan Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu, 6 Eylül 2019’da Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nu gitti. İncelemelerin ardından hazırlanan ve komisyona iletilen raporda cezaevinde çıplak arama yapıldığı ifade edildi.

GÖRÜŞE GİDENLERE BİLE ÇIPLAK ARAMA YAPILDI

Aynı tespit, Elazığ Cezaevi için hazırlanan raporda da yer aldı. Elazığ ile ilgili hazırlanan TBMM raporunda, tutuklu ve hükümlülerin, “Bir saat olan açık görüşlerin 30 dakika ile sınırlandırıldığı ancak fiili olarak 20-25 dakika açık görüş yapılabildiği”, “Görüşe gelenlerin çıplak aramaya tabi tutulduğu ve kötü muameleye maruz bırakıldıkları” gibi şikayetlerde bulundukları belirtildi.

ÇIPLAK ARAMA HER YERDE

Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda yapılan incelemede de benzer şikayetlerin yer aldığı vurgulandı. Bu durum rapora şu ifadelerle girdi: ”Aramalarda insan onuru ile bağdaşmayan uygulamaların yapıldığı, çıplak aramaların yapıldığı, kurum içerisinde veya kampüs içerisinde bir yere gidip gelirken dahi hükümlü ve tutukluların çok sıkı aramalara tabi tutuldukları…”

Okumaya devam et

Gündem

Gözaltında işkenceye AYM’den 4 yıl sonra tazminat

Anayasa Mahkemesi, 2017’de gözaltına alınan ve 12 gün boyunca emniyette işkence gören Kürt siyasetçi Halil İbrahim Baran için hak ihlali kararı verdi. Baran gördüğü işkence sebebiyle 10-12 kaburgasının kırıldığını ve 35 gün sonra doktora görünebildiğini anlattı.

BOLD – Anayasa Mahkemesi, Ocak 2017’de Şanlıurfa Emniyeti’nde 12 gün boyunca işkence ve kötü muamele gören Halil İbrahim Baran’ın bireysel başvurusunda hak ihlali karar verdi. Baran’a 20 bin TL tazminat ödenmesine de hükmedildi. Baran sosyal medya paylaşımları ve konuşmaları sebebiyle gözaltına alınarak tutuklanmıştı.

“İŞKENCEDEN DOLAYI YÜRÜYEMEZ HALDEYDİM”

DW’ye konuşan Kürt siyasetçi Halil İbrahim Baran, “Ben bir siyasi partinin genel başkanıyım. 12 gün boyunca işkence gördüm ve dışarıya sesimi duyuramadım. Polis gözetiminde avukatımla görüştürdüler ve ben işkenceden dolayı yürüyemez haldeydim. Mahkemede elimi göğsüme bastırdım. Şuradan kemiğim çıktı. Çünkü 12 kaburgam kırılmıştı ve hakim bunu görmesine rağmen, ‘ölmek üzereyim beni doktora götürün’ dememe rağmen ilgilenmedi ve beni cezaevine gönderdi” dedi.

35 gün sonra doktora görünebildiğini söyleyen Halil İbrahim Baran, tahliye olduktan sonra Türkiye İnsan Hakları Vakfı’na başvurarak rapor aldı. Savcılığın takipsizlik kararı vermesi üzerine avukatı dosyasını Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine hükmeden AYM, Baran’a 20 bin TL manevi tazminat ödenmesine ve yeniden soruşturma yapılmasına karar verdi.

İŞKENCE BAŞVURUSUNDAN SONRA HAKKINDA 8 SORUŞTURMA AÇILDI

Gözaltında kaldığı süre içerisinde başka olaylara da tanık olduğunu ifade eden Halil İbrahim Baran, “AKP Grup Başkanvekili çıplak aramanın olmadığını söylüyor ama bırakın çıplak aramayı tecavüz var. Cob tecavüzü var ve şahit oluyorsunuz” ifadelerini kullandı. Baran işkence başvurusu yaptıktan sonra hakkında 8 soruşturma açıldığını ve ailesinin tehdit edildiğini de sözlerine ekledi.

Halil İbrahim Baran, cezaevindeyken mahkemeye sunduğu 36 sayfalık dilekçesinin işkenceyle ilgili olan 6 sayfasını Twitter hesabından paylaştı.

 

Okumaya devam et

Gündem

İktidarın görmezden geldiği yoksulluk intiharları artıyor

Araştırmalara göre ekonomik kriz, yoksulluk, işsizlik ve gelecek kaygısı sebebiyle yaşanan intihar vakaları günden güne artıyor. 2002-2019 yılları arasında geçim sıkıntısı sebebiyle 5 bin 806 kişi intihar ederken, son dönemlerdeki artış kaygı verici boyutlara ulaştı.

BOLD – Başlıca gündem haline gelen ekonomik problemler, intihar vakalarında kendini gösterdi. Tespitlere göre yoksulluğa bağlı olarak intihar vakalarında artış gözlemlendi. Kocaeli’de sadece 1 haftada 7 kişinin intihar etmesi ve Aydın’da bir günde 3 kişinin canına kıyması, yoksulluk intiharlarının en taze ve çarpıcı örnekleri.

YOKSULLUK İNTİHARLARI ARTIYOR

CHP Bilim Platformu’nun verilerine göre, Türkiye’de 2002-2019 arasında yaşanan intiharlar içinde 5 bin 806 intihar vakasının nedenini geçim sıkıntısı ve ticari başarısızlık oluşturdu. Ülke genelinde ekonomik sebepler yüzünden yaşanan intiharların, toplam intiharlar içindeki payı 2018’de yüzde 7.3 iken, 2019’da yüzde 9.4’e yükseldi.  İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’ne göre sadece işyeri içinde ve/veya işe bağlı olarak intihar edenlerin sayısı 2020’nin ilk 8 ayında 54 kişi oldu.

Cumhuriyet’in haberleştirdiği CHP Bilim Platformu’nun verilerine göre, 2016 yılında 20-24 yaş arası 355 kişi yaşamına son verirken, bu sayı 2019 yılında 414’e çıktı. Sadece 2019 yılında 3 bin 406 kişi intihara bağlı olarak yaşamına son verdi. 3 bin 406 kişinin, yüzde 9,4’ü (321 kişi) geçim sıkıntısı nedeniyle intihar etti. Ayrıca Müzik ve Sahne Sanatçıları Sendikası (Müzik-Sen) verilerine göre ise getirilen konser yasakları ve kısıtlamalarla birlikte yaklaşık 700 bin müzisyen işsiz kaldı, 100’ü aşkın müzisyen ise intihar etti.

KOCAELİ’DE 1 HAFTADA 7 KİŞİ YAŞAMINA SON VERDİ

Kocaeli’de bir haftada 7 kişi ekonomik sebeplerden dolayı intihar etti. Tugay Adak, Ahmet Tarı, Samet Özer, Ünal Çetinkaya, Kadir Gündüz, Mustafa Özyıldız ve babası ile Ahmet Orhan peş peşe intihar etti. Bu haberler konuşulurken Aydın’da bir gün içinde 3 kişi canına kıydı.

ÇOCUKLARINI EMANET EDİP İNTİHAR ETTİLER

Son günlerde peş peşe gelen intihar olayları bunlarla sınırlı kalmadı. İstanbul Zeytinburnu’nda oturan Elvan ve Enver Demir çifti 1 buçuk yaşındaki çocuklarını akrabalarına emanet ederek yaşamlarına son verdi. 2020 Ocak ayında, Samsun’da 45 yaşındaki M.I, eline iş-aş yazarak kendini astı.

Medyaya yansıyan geçim kaynaklı intihar haberlerinin listesi uzayıp gidiyor. Konya’da evli ve iki çocuk babası kamyon şoförü M.Ç, maddi sıkıntılar nedeniyle kamyonuna kendisini asarak intihar etti. 2020 Şubat ayında Adem Yarıcı, “Çocuklarım aç, iş istiyorum anlamıyor musunuz?” diyerek Hatay Valiliği önünde kendini yaktı.

“SADECE 1 LİRAM KALDI” DİYEREK İNTİHAR ETMİŞTİ

İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 3. sınıf öğrencisi Sibel Ünli de 2020 yılında intiharından önce yaptığı paylaşımlarda “Bir liraya karnımı doyurabilir miyim?“, ‘‘Yemekhane kartımda para kalmamış sadece bir liram var” ifadelerini kullanmıştı. Denizli’de işten atılan 26 yaşındaki Osman Karul, av tüfeğiyle kendini vurdu. Yine Denizli’de 21 yaşındaki U.Z.Ş, intihar eden isimler arasındaydı.

3 çocuk babası 39 yaşındaki Levent Akar ile 43 yaşındaki 3 çocuk babası İlyaz Yazgan Kocaeli’de, işsiz kalan yevmiyeli işçi Muhammed Bedir Çorlu’da intihar etti. Müzisyenler Duran Ay ile Erdem Topuz’un intiharı da medyada haber olarak yer aldı. Son olarak, İzmir’de çeşitli mekanlarda perküsyon çalarak geçimini sağlayan genç müzisyen Mehmet Mert El, geçim sıkıntısı nedeniyle intihar etti. Mert El’in pandemi yasakları nedeniyle mekanlar kapalı olduğu için 1 yıldır işsiz olduğu belirtildi.

Bu intihar haberlerinin yanı sıra pek çok intihar girişimi de yaşandı.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0