Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Adalet rehin alındı: Siyasi tutukluları cezaları bittiği halde bırakmıyorlar

Siyasi gerekçelerle tutuklu olan gazeteciler, Gülen Hareketi takipçileri ve Kürtler, yeni bir zorlukla karşı karşıya. Yargılama sonucunda aldıkları hapis cezaları bittiği halde tahliye edilmiyorlar. İnsan Hakları Derneği, siyasi tutukluların rehin alındığını belirtiyor.

BOLD – Human Right Watch’ın 13 Ocak’ta yayınladığı “Turkey: Covid-19 Pandemic Used to Strengthen Autocratic Rule” raporunda Türkiye’de binlerce Gülen Hareketi mensubu asılsız terör suçlamalarıyla yıllardır hapiste tutuluyor. Şimdi buna belirsiz sürede hapiste tutulma eklendi. Tutuklular bir kısmı mahkeme tarafından verilen ceza süresi sona erdiği halde serbest bırakılmıyorlar.

turkishminute.com’un haberine göre bunlardan biri gazeteci Habip Güler’di. Güler, 2016 yılında tutuklandı ve 50 ay cezaevinde kalarak 2 Nisan 2020’de cezasını doldurdu. Bir yıl denetimli serbestlikle tahliye edilmesi gereken Habip Güler, 9 Eylül 2020’de tahliye edildi. Güler, cezasını bitirdiği halde 5 ay boyunca hiçbir gerekçe gösterilmeden Silivri Cezaevinde tutuldu.

Durumu daha kötü olanlar da var. Gazeteci Büşra Erdal bunlardan biri. 25 Temmuz 2016’da tutuklanan Bürşa Erdal, Mart 2020 itibariyle denetimli serbestlik hakkı kazandı. Ancak Erdal, hala tahliye edilmedi. Geçmişte yazdığı haberlerle generalleri ve Erdoğan’ı oldukça rahatsız eden Büşra Erdal’ın tahliye edilmemesine sunulan gerekçe de oldukça ilginç.

Erdal’ın cezası ilk derece mahkemesinde kesinleştikten sonra dosyası Yargıtay’a gitti. Dosyanın yaklaşık iki yıldır Yargıtay’da bekletilmesi sürecinde Erdal’ın cezaevinde geçirmesi gereken günleri bitirdi. Ancak dosya hala Yargıtay’dan onay ya da ret yönüyle çıkmadığı için Erdal cezaevinde tutulmaya devam ediyor.

Gazeteci Güler ve Erdal, Gülen Hareketi’ne yakın Zaman gazetesinde çalıştıkları için tutuklanmışlardı. Benzer biçimde cezaları bittiği halde tahliye edilmeyen 10’dan fazla gazeteci var.

CEZALARA BİNDİRİM YAPILIYOR

HDP Milletvekili ve insan hakları aktivisti Ömer Faruk Gergerlioğlu, Yargıtay’ın dosyaları geciktirerek siyasi tutukluları daha uzun süre cezaevinde tutma yöntemi geliştirildiğini söylüyor. Gergerlioğlu, Yargıtay kararının verilmemesi nedeniyle tahliye olamayanların yaşadığı sıkıntıyı sosyal medya hesabından gündeme getirdi. Gergerlioğlu, “Binlerce kişi, cezası dolmasına rağmen Yargıtay kararı olmadığından tahliye olamıyor Bu nasıl insafsızlık, hem yasadan faydalandırma hem de bindirim yap!” dedi.

Gergerlioğlu’nun paylaşımına cevap yazan Mehmet Kaptan isimli tutuklu yakını, oğlunun 44 aydır tutuklu bulunduğunu, dosyasının 18 aydır Yargıtay’da olduğunu kaydetti. Kaptan, “Benim oğlum da cezaevinde 44 aydır tutuklu bulunmaktadır ve şu anda cezasını tamamlamıştır. Ancak 18 aydır dosyası Yargıtay’dadır. Ne onaylandı nede reddedildi. Denetimli serbestlik ile tahliye olacaktı ama olamıyor” dedi.

Elif Tuna isimli bir kişi de, Samsun Cezaevinde Hamza Demircan isimli tutuklunun verilen cezadan fazlasını yattığını belirtti. Tuna, “Hamza Demircan verilen cezanın fazlasını yatıyor. Dosya Yargıtay’da aylardır arşivde görünüyor” dedi.

Benzer durum Kürt Hareketiyle ilişkili tutuklular için de geçerli.

SİYASİ TUTUKLULAR İÇİN YENİ DÜZENLEME

İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde 2016 yılından bu yana tutuklu bulunan Merve Nur İşleyici, Didar Bozan ve Ceylan Bozkurt’un 9 Ocak tarihinde cezaları bitmesine rağmen tahliye edilmedi. Üç Kürt tutuklu için gerekçe olarak ise yeni bir düzenleme gösterildi.

Human Right Watch’ın raporuna başlık yaptığı şekilde Pandemi döneminde siyasi tutuklular aleyhine yeni bir düzenleme yapıldı. “Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik” isimli düzenlemeye göre, tutukluların tahliye edilmesi için Cezaevi yönetimlerinin tutuklunun “pişman” olduğuna ikna olması gerekiyor.

Türkiye’deki tüm tutuklular 6 yıl ve üzeri ceza aldıklarında son yılını cezaevi dışında gözetim altında geçiriyor. Ancak yeni yönetmeliğe göre cezaevi yönetimini “pişman” olduğuna ikna edemeyen tutuklular tahliye edilmeyecek.

İnfaz yasasındaki düzenleme gerekçe gösterilerek tutuklulara “pişmanlık” dayatıldığını aktaran İHD İzmir Şubesi Başkanı Zafer İncin, siyasi tutukluların rehin alınmasının önünün açıldığını söyledi.

Mezopotamya Ajansına konuşan Avukat İncin, muhalif tutukluları pandemi döneminde başta sağlık olmak üzere pek çok hak kaybı yaşadığını söyledi ve “Yeni düzenleme ile keyfi bir hak ihlali yaşatılıyor. Cezaevi yöneticileri, oluşturdukları komisyonlarla mahpuslara ‘Pişman değilsen, tahliye olamasın’ diyerek baskı kurmaya çalışıyor. Bu ciddi bir insan hakkı ihlalidir” dedi.

Analiz

İşte kadın kanıyla yazılan AKP tarihi

Samsun’daki dayak görüntüleri Türkiye’deki kadına yönelik şiddeti yeniden tartışma konusu yaptı. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında 66 olan kadın cinayetleri, 2007 yılında bine çıktı. 18 yılda 7 bin 600 kadın öldürüldü. Son 8 yılda 480 bin kadın yaralanırken, 1,6 milyon kadın koruma talep etti. Muhalefet kadına yönelik şiddetin, iktidarın yarattığı yoksulluk, eğitimsizlik ve cezasızlık kültürünün ürünü olduğunu belirtti.

BOLD – Türkiye’nin kanayan yarası kadına şiddet haberi bu kez de Samsun’dan geldi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü arifesinde bir kadın, 5 yaşındaki kızının gözleri önünde, 3 yıl önce boşandığı İbrahim Zarap tarafından öldüresiye dövüldü. Saldırgan, çevredeki vatandaşlarca etkisiz hale getirilerek polise teslim edildi. Emniyetteki ifadesinde olaya müdahale eden vatandaşlar tarafından darp edildiğini söyleyen zanlı, şikayetçi olacağını belirtti. Adliyeye sevk edilmesinin ardından İbrahim Zarap tutuklandı. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı, ise darp edilen kadın ile çocuğunun koruma altına alındığını açıkladı.

AKP iktidarında kadın cinayetleri 7 kat arttı. CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün hazırladığı rapora göre, 2002 yılından itibaren 18 yılda Türkiye’de en az 7 bin 600 kadın öldürüldü. AKP’nin iktidara geldiği 2002’de Türkiye’de öldürülen kadın sayısı 66 iken, 2007 ve 2009 yıllarında öldürülen kadın sayısı binin üzerine çıktı. 2019’da da 474 kadın öldürüldü. 2020’de 25 Kasım’a kadar geçen 330 günde 270’e yakın kadın öldürüldü. Kadın cinayetleri salgın döneminde de hızla artarken, “şüpheli” kadın ölümleri de aynı dönemde katlanarak arttı.

460 BİN KADIN YARALANDI

6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında hizmet veren Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’nde (ŞÖNİM) 2013 yılından 2020 Ocak ayı sonuna kadar 460 bin 815 kadın yararlandı.

SON 8 YILDA 1,6 MİLYON KADIN KORUMA TALEP ETTİ

2012’de kadına yönelik şiddeti önlemek amacı ile kabul edilen 6284 sayılı Kanun kapsamında son 7 yılda koruma kararı talebiyle açılan dava sayısı 1 milyon 608 bin 657’ye ulaştı. Koruma talep eden kadınların 463 bin 590 başvurusunun çeşitli gerekçelerle reddedildi.

AYRIMCILIK KADROLAŞMAYA DA YANSIYOR

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü verilerine göre, bürokraside üst düzey yöneticilerin yüzde 88,62’si erkek ilen sadece yüzde 11,38’i kadın kadrolardan oluşuyor. Toplam kamu çalışanlarının ise yüzde 39,36’sı kadın iken devlet kadrolarının yüzde 60,64’ünü erkekler oluşturuyor.

CEZASIZLIK KÜLTÜRÜNÜN ÜRÜNÜ

Bingöl, kadına şiddetin sosyal adaletsizlik, eğitimsizlik ve yoksulluğun yanı sıra cezasızlık kültürünün de ürünü olduğunu söyledi.

AKP ŞİDDETİ MEŞRULAŞTIRIYOR

‘Erkeklere sesleniyorum; kendinize gelin’ diyen AKP’lilerin insan aklıyla dalga geçtiklerini söyleyen Bingöl: “AKP iktidarı, şiddeti var eden bütün temelleri derinleştirerek kadının toplumsal hayattaki varlığını tehdit etmektedir. Cumhuriyet’ten günümüze kadınların kazanılmış bütün haklarını hedef alan AKP, yaratılan cezasızlık kültürü ile kadına yönelik şiddeti meşrulaştırmaktadır” dedi.

Eski eşini sokak ortasında tekmeleyen İbrahim Zarap tutuklandı

Okumaya devam et

Analiz

İnsan Hakları Eylem Planı kayıplarını arayan aileleri görünür yapar mı?

Öğretmen Yusuf Bilge Tunç 577, öğrenci Gülistan Doku 425, Hürmüz Diril 422, Mehmet Bal 406, Hüseyin Galip Küçüközyiğit 66 gündür kayıp. Başvurdukları devlet kapılarından eli boş dönen kayıp yakınları seslerini sosyal medyadan duyurmaya çalışırken, Erdoğan’ın İnsan Hakları Eylem Planı ‘endişeli ailelere umut olur mu?’ sorusu gündeme geldi. Açıklandığı gün bir liselinin sosyal medya paylaşımları yüzünden evinde gözaltına alınması,  planın samimiyetinin sorgulanmasına neden oldu.

BOLD – Düşünce suçları, KHK’lar, zorla kaybettirilme, işkence ve adil olmayan yargılanma gibi insan hakları ihlalleri yüzünden ekonomiden dış politikaya kadar bir çok alanda gerileme yaşayan AKP Hükumeti, dün İnsan Hakları Eylem Planı’nı açıkladı.

PLANIN 9 AMACI

128 sayfalık plan metninde amaçlar şöyle sıralanıyor: “1) Daha güçlü bir insan hakları koruma sistemi, 2) Yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkının güçlendirilmesi, 3) Hukuki öngörülebilirlik ve şeffaflık, 4) İfade, örgütlenme ve din özgürlüklerinin korunması ve geliştirilmesi, 5) Kişi özgürlüğü ve güvenliğinin güçlendirilmesi, 6) Kişinin maddi ve manevi bütünlüğü ile özel hayatının güvence altına alınması, 7) Mülkiyet hakkının daha etkin korunması, 8) Kırılgan kesimlerin korunması ve toplumsal refahın güçlendirilmesi, 9) İnsan hakları konusunda üst düzey idari ve toplumsal farkındalık.”

GÜVEN VE İNANDIRICILIK SORUNU VAR

Genel olarak olumlu vaatleri barındıran İnsan Hakları Eylem Planı, vaatlerin yerine getirileceği konusunda güven ve inandırıcılık sorunu yaşıyor.

1,5 YILDIR ZORLA KAYBETTİRİLEN İNSANLAR

15 Temmuz sonrası Cemaat mensuplarının kaçırıldığı haberleri sık sık basında yer aldı. Bunlardan bazıları aylar sonra birden bire polis merkezlerinde ortaya çıkarken, Hüseyin Küçüközyiğit, Yusuf Bilge Tunç gibi isimler hala kayıp. Eski bir öğretmen olan Tunç’tan 577 gündür haber alınamıyor. Kayıp olan Gülistan Doku, Hürmüz Diril, Mehmet Bal’dan da bir yılı aşkın süredir haber alınamıyor. Kayıpları arayan yakınları devlet kapılarından eli boş dönerken, bazen de gözaltına alınıyor.

KAYIPLARI OLAN ÜLKENİN DAHA ÖNEMLİ GÜNDEMİ OLABİLİR Mİ?

66 gündür kayıp hukuk müşaviri olan Hüseyin Galip Küçüközyiğit’in kızı Nursena Küçüközyiğit babası için sosyal medyada zaman zaman kampanya başlatıyor. “Babam nerede” diye soran Nursena Küçüközyiğit bir paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Bir ülkede insanların kaybedilmesinden daha önemli bir gündem olabilir mi?”

Yakınlarını sosyal medyada arayan aileler Erdoğan’ın açıkladığı planın eyleme dönmesini bekliyor.

Öte yandan Erdoğan’ın ‘İnsan Hakları Eylem Planı’nı açıklamasının üzerinden 24 saat geçmeden Bursa’da bir liseli sosyal medya paylaşımları nedeniyle evine giden polisler tarafından gözaltına alındı. Olay planın samimiyetinin sorgulanmasına neden oldu.

Liselinin Erdoğan’ın İnsan Hakları Eylem Planı’yla imtihanı

Okumaya devam et

Analiz

Dolar reforma inanmadı: 7,50 TL

Reform paketinin boş çıkmasıyla 7,50 lirayı zorlayan dolar, Merkez Bankası’na faiz baskısını arttırıyor. Enflasyon, kur ve Saray üçgeninde sıkışan MB Başkanı Naci Ağbal’ın 18 Mart toplantısında vereceği karar merak ediliyor.

BOLD – Merkez Bankası Başkanlığı’na Naci Ağbal’ın atanması ve Berat Albayrak’ın bakanlıktan istifası sonrası 8,50 liradan 6,85 liraya kadar gerileyen dolardaki ılımlı hava kısa sürdü. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aylardır duyurduğu ‘reform paketinin’ hukuk ve insan hakları adına boş çıkması doları 7,22 liradan 7,50 seviyesine fırlattı. Euro’da yeniden 9 liraya ulaştı.

MERKEZ BANKASI ZORDA

Faizi yüzde 10,25’ten yüzde 17’ye çıkaran MB, ‘soslanan’ reform paketinin doları 7 liranın altında kalıcı tutacağını hesapladı. Böylece 18 Mart 2021 Para Politikası Kurulu toplantısında faiz yükseltme zorunluluğundan kurtulmayı planladı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymayınca ve ABD 10 yıllık tahvillerindeki yükseliş kaynaklı dalgalanma Merkez Bankası’nı zora soktu. Rezervleri eksi 42 milyar  dolara çakılan Merkez, 7 liranın altına düştüğünde dolar alım ihalesi yapacaktı. Ucuza satılan 128 milyar doları parça parça yerine koyacaktı.

FAİZ İNDİRİMİ HAYAL, ARTARSA ENFLASYON PATLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği faiz kartını kasım ve aralık aylarında kullanan MB’nin 18 Mart toplantısında faizi indirme ihtimali de sıfıra düştü. Ocak ve şubat aylarında faizi sabit tutan Naci Ağbal yönetimindeki Bankanın, faiz artırması durumunda son 1,5 yılın zirvesini gören yüzde 15,61’lik enflasyon tamamen patlayacak. Ağbal’ın tek haneli enflasyon hedefi de tutmayacak. Faizi sabit tuttuğunda ise dolar 7,50 lira direnç noktasını da kırarak, 7,60 liraya doğru yol olacak.

OLAN VATANDAŞA OLACAK

Merkez Bankası hangi kararı alırsa alsın olan vatandaşa olacak. Faiz, dolar, enflasyon ve Saray arasında sıkışan esnaf ve vatandaşın fakirleşmesi devam edecek. Çektiği kredilerin faizleri 2 ayda 625 puan artan işletmeci ve vatandaşların borcu artacak. Türkiye’de yaşayanlar gıda zamlarının ardından giyimdeki zamlarla karşılaşacak.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0