Bizimle iletişime geçiniz

Spor

GS’nin “solucan gibi” BJK’nin “tip yok” diyerek reddettiği Özil’e FB’den milyonlarca Euro

Gazeteci Hasan Cücük Fenerbahçe’nin milyonlarca Euro vererek transfer ettiği Mesut Özil’le ilgili dikkat çeken bir bilgi paylaştı. Cücük, Özil’i daha önce transfer için Türkiye’ye getirildiğinde Galatasaray’ın “Çok çelimsiz, solucana benziyor”, Beşiktaş’ın ise “Futbolcu tipi yok” diyerek reddettiğini yazdı.

BOLD – Futbol dünyası Mesut Özil’in Fenerbahçe’ye transferini konuşuyor. Basına yansıdığı haliyle Özil yıllık 4 milyon Euro garanti para ve maç başı 25 bin Euro para ile özel pirimler alacak. Mesut Özil’e ayrıca 5 milyon Euro da imza parası ödenecek.

Tr724’ten Hasan Cücük ise milyonlarca Euro ile transfer edilen Özil’in Real Madrid’e transferinden önce Türkiye’ye getirildiğini ancak Galatasaray’ın “Bu çok cılız. Solucan gibi.”, Beyiktaş’ın ise “Bunda futbolcu tipi yok” diyerek Özil’in transferine karşı çıktıklarını anlattı.

İşte Cücük’ün “Solucan(!) bu kez Türkiye’de” başlıklı yazısı:

Aksiyon dergisinin 820. sayısında “Solucan(!) Real Madrid’de” başlıklı bir habere imza atmıştım. Konumuz Mesut Özil’di. Werder Bremen formasıyla gösterdiği performansla dev kulübün transfer listesini girmeyi başarmıştı. İmza attığında ise Real Madrid formasını giyen ilk Türk futbolcu unvanını almıştı. Onun için ‘solucan’ lakabını kullanan ne Almanlar ne de İspanyollardı. Kimlerdi dersiniz?

BEĞENİLMEYEN YETENEK

Türk spor basınında daha önce defalarca Kaka, Hasselbaink, Sami Hyypia, Shevchenko, Eto’o ve İbrahimoviç gibi isimlerin yıldız olmadan önce Türk takımlarına teklif edildikleri, ancak beğenilmedikleri haber olmuştu. Benzer bir durumun Mesut Özil’de de yaşandığı ortaya çıktı. Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Mesut’u Real Madrid’e imza atmadan 5 yıl önce İstanbul’a getirdiğini ama büyüklerin beğenmediğini açıkladı. Mesut’tan, yakın dostu olan ve o dönemde Schalke başkanlığını yürüten Gerhard Rehberg sayesinde haberinin olduğunu belirten Akgün, Galatasaray Başkanı Özhan Canaydın ile görüşüp gurbetçi futbolcuyu idmana götürmüş.

Galatasaraylı yöneticiler, “Bu çocuk çok cılız. Solucan gibi. Bundan futbolcu olmaz. Denemeye bile gerek yok,” demiş. Sonra Beşiktaş’ın kapısını çalmışlar ama onlar da “Futbolcu tipi yok” diyerek benzer bir tavır sergilemiş. Bu yaşananlardan sonra Fenerbahçe’nin yolunu tutmaya cesaret edememişler. Fenerbahçe’nin yolunu tutsalardı muhtemel “Bugün git 10 yıl sonra gel” cevabını alırlardı. Galatasaray ve Beşiktaş’ın dâhi yöneticileri, Mesut’un görünüşünden notunu verip, kulübün parasının boşa gitmesinin önüne geçmişler.

10 SENE SONRA…

Aksiyon’daki yazım şu cümlelerle bitiyordu: “Bu hikâye aslında, daha çok yaşlı yıldızlara para akıtan Türk kulüplerinin içinde bulunduğu durumu çok iyi anlatıyor. Mesut’un yaşı daha çok genç. Belki 10 sene sonra milyon avrolar karşılığında Türkiye’ye gelip Şükrü Saracoğlu, Seyrantepe ya da İnönü Stadı’nda imza şov yapar!” Yazı Aksiyon’da 23 Ağustos 2010’da yayınlanmıştı.

10 yıl tahminim 5 aylık bir sapma ile gerçekleşti. Pandemiden dolayı imza şov olmayacak. Mesut Özil’i getiren uçağın rotasını 200 binden fazla Fenerbahçe taraftarının canlı izlediğini dikkate aldığımızda daha ülkemize ayak basmadan şov başlamış oldu. Türk spor basının hastalığı olan “Biz yazmıştık” klişesinden yola çıkıp, kendimi bu kadar övmem yeter. Gelelim Mesut Özil transferine…

ALMANYA FAKTÖRÜ

Mesut Özil, “damarlarında asil kan taşıyan” Türkler’in içinden çıkan en kariyerli oyuncu. Bunu daha çok Almanlar’a borçluyuz. Tıpkı korona aşısını üreten Uğur Şahin ve Özlem Türeci gibi. Mesut Özil’e beğenmeyip ‘solucan’ diyen Beşiktaş ve Galatasaray yöneticilerini ayrıca tebrik etmek gerekiyor. Ya “Bu çocukta iş var!” deyip, transfer etselerdi? Muhtemelen gençlere forma vermekten korkan teknik adamlar sayesinde Mesut açmadan solan bir çiçek olacaktı. Zira benzer örneğini çok defa yaşadık. Avrupa’da doğup, futbol alt yapısını alan nice gurbetçi genç, Türkiye yolunun sonunda hüsran yaşıyor.

Mesut Özil 2005’te Türkiye’ye gelmiş olsaydı daha 17 yaşına basmamış olacaktı. Futbolu asla gelişmezdi. Elbette Allah vergisi bir futbol yeteneğine sahip ama Arsene Wenger ve Jose Mourinho kalitesinde Süper Lig’de hocalık yapan isim var mı? Wenger gibi bir ustanın sayesinde Mesut futbolunu geliştirdi. Şimdi “Ülkeme dönüyorum” yorumu yapınca kızanlar var. Sebebi, milli tercihini Almanlardan yana kullanması. Türkiye’yi tercih etmiş olsaydı forma giydiği 3 dünya kupasını 80 milyon gibi evinden seyrederdi. Dahası boynuna 2014’te Dünya Kupası altın madalyasını takamaz, kupayı sevinçle havaya kaldıramazdı. Nasıl Galatasaray ve Beşiktaş yöneticileri Mesut’u genç yaşta transfer etmeyerek isabetli karar verdiyse, Mesut da milli tercihinde o denli isabet etti.

YILDIZ YETİŞTİREMİYORUZ

Türk futbolu yıldız oyuncu yetiştiremiyor. Alt yapıdan yetişip de Avrupa’ya gönderdiğimiz oyuncu sayısı son yıllarda biraz arttı ama öncesinden sadece Arda Turan vardı. Şimdilerde Melih Demiral, Çağlar Söyüncü, Ozan Kabak, Cengiz Ünder ve Yusuf Yazıcı var. Temennimiz bu isimlerin Arda Turan’ın yanlışına düşmemesi.

Kaliteli ayakların yokluğu ligimizin de vasat altı kalmasına yol açıyor. Çare? Elbette kaliteli yabancıları getirmek. Kulüplerin ekonomik durumu ortada. Geriye sonbaharını yaşayan ancak kalitesi hâlâ standartların üstünde oyuncuları transfer etmek kalıyor. Kariyerlerinin son demlerinde yolu Türkiye’ye uğrayan Hagi, Popescu, Anelka, Pierre van Hooijdonk, Mario Gomez, Dirk Kuyt, Wesley Sneijder, Milan Baros, Didier Drogba örnekleri gibi. Bu isimlere Radamel Falcao’yu da eklemek mümkün. Ancak Kolombiyalı’nın müzmin sakat çıkması onu liste dışı bırakıyor.

Fenerbahçe Mesut Özil transferiyle yeni bir akım başlatır diye umuyorum. Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bütçelerini dikkate alarak benzer yoldan gitmesi lazım. Zira sezon sonunda çok sayıda ünlü ismin sözleşmeleri sona eriyor. Bedavaya getirmek mümkün. Kaliteli ayaklar, kaliteli lig demek. Şu An ne ligimizin ne de oyuncuların kalitesi Edirne dışına çıkabiliyor. Bırakın lig kalitesini saha zeminleri bile patates tarlası olma yolunda ilerliyor!

Spor

Pandemiyle baş edemeyen Türkiye uluslararası organizasyonlarını kaybediyor: F1 de gitti

Şampiyonlar Ligi finalini Portekiz’e kaptıran Türkiye, Haziran’da İstanbul Park’ta yapılması planlanan Formula 1’den de oldu. F1 yönetiminin yaptığı açılamada, pandemi kaynaklı seyahat kısıtlamaları iptal sebebi olarak gösterildi.

BOLD – AKP Hükumeti, Türkiye’ye yönelik seyahat kısıtlamalarının kaldırılması için Dışişleri ve Turizm bakanlıları üzerinden yoğun çalışma içerisinde. Bu çalışmalara rağmen uluslararası organizasyon yöneticileri, pandemiyle mücadele konusunda başarısız gördükleri Türkiye’deki etkinliklerini iptal etme kararı alıyor.

Şampiyonlar Ligi finalinden sonra Haziran ayındaki F1 Türkiye GP’si de seyahat kısıtlamaları nedeniyle Türkiye’de yapılmayacak. Konuyla ilgili resmi siteden açıklamam yapan Formula 1 yönetimi, 11-13 Haziran haftasında yarış yapılmayacağını, Fransa Grand Prix’sinin 18-20 Haziran’a kaydırıldığı ve 25-27 Haziran’da Avusturya’da bir yarış daha düzenleneceği belirti.

DOMENİCALİ: HAZİRAN’DA İSTANBUL PARK’TA OLAMACAĞIZ

Cumhuriyet gazetesinde yer alan habere göre, Türkiye’de yarışmayı dört gözle beklediklerini belirten Formula 1TM Başkanı ve CEO’su Stefano Domenicali, “Ancak uygulanan seyahat kısıtlamaları nedeniyle Haziran ayında Intercity İstanbul Park’ta olamayacağız. Yarışın Türkiye’de gerçekleşmesi için büyük çaba gösteren Intercity İstanbul Park yönetimine ve Türkiye’deki tüm yetkililere süreçteki uğraşları için teşekkür ederiz. Fransa’daki yarışı öne çektik, Avusturya’da iki yarış gerçekleşecek. Fransa ve Avusturya’daki iş ortaklarımız bu çözümü uygulama konusunda hızlı davrandılar. Yılın başından bu yana tüm iş ortaklarımızla güzel çalışmalar gerçekleştirdik. İlerleyen süreçte de 2021 yılı takvimine Türkiye’yi dahil etmek için Intercity İstanbul Park yönetimi ile yakından çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

F1’İ TEKRAR GETİRMEK İÇİN ÇALIŞACAĞIZ

Intercity İstanbul Park olarak yılın en iyi yarışını organize etmeleri gerektiğini belirten Intercity Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak, “Formula 1TM yönetiminin bu yıl yarışları Türkiye’ye getirme konusundaki motivasyonunu oldukça artırmıştı. Bu süreç içerisinde Formula 1TM CEO’su Stefano Domenicali ile de büyük bir uyum içerisinde çalıştık ve kendisiyle güzel bir dostluğumuz oluştu. Yarışların Türkiye’de düzenlenmesi konusundaki çalışmaları için kendisine de ayrıca teşekkürlerimizi sunuyoruz. Geldiğimiz noktada İngiliz Hükümeti’nin almış olduğu seyahat kısıtlamaları kararı neticesinde 11-13 Haziran’da gerçekleşecek olan Türkiye yarışı teknik nedenlerle yapılamaz hale geldi. Intercity İstanbul Park olarak yarışın önümüzdeki aylar içerisinde uygun bir tarihte gerçekleşmesi konusunda çalışmalarımız devam ediyor. Geçtiğimiz yıldan çok daha iyi bir yarış organize etmek için biz her zaman hazırız. Intercity İstanbul Park olarak bu dev organizasyonu hem 2021 sezonu içerisinde, hem de önümüzdeki yıllarda tekrar Türkiye’ye getirmek için çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Formula 1TM yönetimi de yarışın burada gerçekleşmesi için çok istekli. Umuyoruz ki geçtiğimiz yıl Türkiye’ye yaşattığımız bu gururu bu yıl tekrar edeceğiz” ifadelerini kullandı.

ŞAMPİYONLAR LİGİ FİNALİNİ DE KAÇIRMIŞTI

2021 Şampiyonlar Ligi finali İstanbul’da planlanmasına rağmen UEFA koronavirüs vakaları nedeniyle finali Portekiz’in Porto şehrinde oynatmaya karar vermişti. Böylelikle Türkiye hem Formula 1’i hem de Şampiyonlar Ligi finalini elinden kaçırdı.

Ethem Sancak Tank Palet Fabrikasını devrediyor iddiası

Okumaya devam et

Spor

UFEA Şampiyonlar Ligi finalini İstanbul’dan Porto’ya aldı

UEFA, İngiltere Premier Ligi takımları Manchester City ve Chelsea arasında 29 Mayıs’ta İstanbul’da oynanması planlanan Şampiyonlar Ligi finalinin, Portekiz’in Porto kentine alındığını açıkladı.

BOLD – UEFA, İngiliz Manchester City ve Chelsea takımları arasında 29 Mayıs’ta oynanacak Şampiyonlar Ligi finaline ev sahipliği yapacak stadyumda değişikliğe gitti.

Buna göre daha önce İstanbul’da bulunan Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynanması planlanan final mücadelesi, Portekiz’in Porto şehrindeki Estadio Do Dragao Stadı’na alındı.

UEFA, bu kararın alınmasındaki en önemli sebep olarak İngiliz hükümetinin Türkiye’yi salgın nedeniyle yüksek riskli ülkelerin bulunduğu “kırmızı listeye” dahil etmesi olduğunu belirtti. UEFA final karşılaşmasının İngiltere’ye alınması için İngiliz hükümeti ile görüşmelerin yapıldığını ancak olumlu sonuç alınamadığını da ifade etti.

UEFA BAŞKANI: TÜRK YETKİLİLER KABUL ETTİ

UEFA Başkanı Aleksander Ceferin de alınan kararla ilgili olarak açıklamalarda bulundu.

Şampiyonlar Ligi Finali’ni seyircisiz oynatmak gibi bir düşüncelerinin olmadığını söyleyen Ceferin, “Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve Türk yetkililer, UEFA’nın rakip kulüplerin taraftarlarına maçı izleme şansı verme çabalarını kabul etti” şeklinde konuştu.

Ceferin “TFF, her zaman UEFA’nın güvenilir ortağı olmuş ve Türkiye yıllar içinde birçok UEFA etkinliğine büyük bir başarıyla ev sahipliği yapmıştır. Yakın gelecekte Şampiyonlar Ligi finali ve daha birçok etkinlik için İstanbul ve Türkiye’de olmayı umuyorum” dedi.

İNGİLTERE TÜRKİYE’Yİ KIRMIZI LİSTEYE ALDI

Final maçının İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynanması öngörülüyordu.

Ancak İngiltere’nin geçen hafta Türkiye’yi, dönüşte 10 günlük otel karantinasına girilen kırmızı listeye alması nedeniyle, İngiliz taraftarların maça gidebilmesi zorlaşmıştı.

Portekiz ise İngiltere’nin dönüşte karantina gerektirmeyen “yeşil ülkeler” listesinde,

12 BİN TARAFTAR FİNAL MAÇINI STATTA İZLEYEBİLECEK

6 bin Manchester City ve 6 bin Chelsea taraftarı finali stadyumda izleyebilecek. Ancak nihai sayı ilerleyen günlerde yapılacak olan toplantılarda kesinleşecek.

Geçen yılki Şampiyonlar Ligi finali de koronavirüs salgını nedeniyle İstanbul yerine Portekiz’in başkenti Lizbon’da oynanmıştı.

UEFA, İngiltere hükümeti ve İngiltere Futbol Federasyonu yetkilileri arasında, finalin Londra’ya alınması için görüşmeler yapılmış ancak anlaşma sağlanamamıştı. Anlaşmaya varılamamasının en önemli nedeni ise UEFA’nın, sponsorlar ve yayın kuruluşlarının temsilcileri ile finali VIP (çok önemli kişi) kategorisinde izleyeceklerin karantina kısıtlamalarından muaf tutulmaları talebinin İngiliz hükumeti tarafından kabul görmemesiydi.

İstanbul’daki Şampiyonlar Ligi finali Portekiz’e mi gidiyor?

Okumaya devam et

Spor

Portland fırtınası lider Utah’ı da devirdi, Enes Kanter zaferi Acun Karadağ’a adadı

NBA’de Play-off’lara üç maç kala Portland Trail Blazers, Batı Konferansı’nın lideri Utah Jazz’ı deplasmanda 105-98 devirerek galibiyet serisini 5 maça çıkardı. Enes Kanter bu sezon ilk 3 sayılık isabetini bulurken, karşılaşmayı 5 sayı, 4 ribaundla tamamladı. Enes Kanter Utah Jazz zaferini, insan hakları aktivisti, KHK’lı öğretmen Acun Karadağ’a adadı.

MUHAMMET ALİ TOKSOY | BOLD NBA

NBA’de normal sezonun bitimine sayılı günler kala takımların daha üst sıralarda yer bulma çabası maçlardaki mücadeleyi ve heyecanı en üst seviyeye çekti. Play-Off’lara direk katılmak isteyen Portland Trail Blazers, lider Utah Jazz’ı deplasmanda 105-98 mağlup ederek son 10 maçında 9.galibiyetini alarak 5.sıradaki yerini korudu. Portland’ın yıldız oyuncusu Damian Lillard 30 sayı, Cj McCollum ise 26 sayı ile galibiyetin mimarı oldular. Enes Kanter kendisini 2011’de 3.sıradan draft eden ve 4 sezon formasını giydiği takımına karşı kenarda başladı. Başarılı oyuncu benchden gelerek 15 dakika süre aldığı karşılaşmayı 5 sayı, 4 ribaund ile tamamladı. Enes Kanter maçın 1. çeyreğinde, bu sezon ilk üçlük isabetini kaydetti.

ENES KANTER UTAH JAZZ ZAFERİNİ ACUN KARADAĞ’A ADADI

Portland Trail Blazers’in aldığı her galibiyeti Türkiye’de hukuksuzluğa uğrayan kişilere adayarak yaşanan zulmü dünya kamuoyuna duyurmaya çalışan Enes Kanter, Utah Jazz zaferini insan hakları aktivisti, öğretmen Acun Karadağ’a adadı. Başarılı oyuncu maçtan hemen sonra Twitter hesabından paylaştığı mesajında, Acun Karadağ’ın ihraç edildikten sonra yaptığı protestolarla işine iade edilmek istediği için 2020 yılında hukuksuz bir şekilde tutuklandığını ve 5 ay hapis yattığını ifade etti. Başarılı oyuncu mesajını Utah Jazz zaferini ona adıyorum diyerek tamamladı.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0