Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

4 yılda tam 41 insan Türkiye cezaevlerinde kanser olup öldü

Temmuz 2016 ile Ocak 2021 arasında Türkiye cezaevlerinde tam 41 insan kanser nedeniyle hayata veda etti. 9 kanser hastası ise hala tutsak.

BOLD ÖZEL | SEVİNÇ ÖZARSLAN 

KURGU: BARBAROS KAYA

Cezaevlerindeki hak ihlalleri birçok insanın hayatını kaybetmesine neden oldu. Özellikle son 4 yılda pek çok insan kanser olup ya cezaevinde öldü ya da tahliye edildikten kısa bir süre sonra sevdiklerine veda etti.

Hasta tutuklular için bugün en büyük sorun sağlık hizmetlerine zamanında ulaşamamak. Koronavirüs salgını nedeniyle bu zorluk ikiye, üçe katlandı. Cezaevinde sadece kanser olup ölenler yok elbette. Kalp krizi, beyin kanaması, beyin tümörü, koronavirüs nedeniyle de hayatını kaybeden çok fazla insan var. Hazırladığımız haber “Temmuz 2016 ile Ocak 2021 arasında cezaevinde kanser olup ölenleri” kapsıyor. Ortaya çıkan ve bilinen vaka sayısı 41. Bu sayı daha da fazla olabilir. Bazı aileler gördükleri baskı ve yaşadıkları hukuksuzluklar nedeniyle yaşadıklarını saklıyor, susmayı tercih ediyor.

Cezaevinde kanser olduktan sonra ilk hayatını kaybeden kişi öğretmen Fatih Korkmaz. Bartın Cezaevinde tutukluyken beyin kanserine yakalanan Korkmaz 25 Ekim 2016’da hayatını kaybetti. Son kişi ise çok genç bir öğrenci. Sincan Cezaevinde lenf kanserine yakalanan kursiyer teğmen Ercan Dağhan 4 Ocak 2021’de vefat etti.

“KEŞKE EŞİM ÖLMEDEN KONUŞSAYDIM”

Akademisyen Ahmet Turan Özcerit, tıbbı mümessil Deniz Hakan Şen, polis memuru Kadir Eyce, öğretmen Engin Erol, işadamı Medeni Arifoğlu, yönetmen Fatih Terzioğlu, gazeteci Mevlüt Öztaş, komiser Ümit Gökhasan, öğretmen Tacettin Toprak, askeri öğrenci Yusuf Kurt sosyal medyada en çok gündeme gelen isimler olduğu için ölüme giden süreçte neler yaşadıkları biliniyor. Bold Medya olarak bu hastaların maruz kaldığı haksızlıkları belgeleriyle ortaya koyduk.

Ancak ne yaşadığı bilinmeyen birçok kanserli var. Bazıları hakkında çok az bilgiye ulaştık. Özellikle ilk dönemlerde vefat edenler hakkında bilgi, belge ve fotoğraf yok denebilir. Son 2-2,5 yıldır ölenlerle ilgili nispeten daha çok bilgi vardı. Aile yakınlarının da zaman geçtikte maruz kaldıkları hukuksuzlukları ortaya çıkarmada daha bilinçlendikleri görülüyor.

Malatya ve Bingöl cezaevlerinde kaldıktan sonra böbrek kanserine yakalanan Bingöllü işadamı Medeni Arifoğlu 25 Ocak 2020’de hayatını kaybetti. Nuran Arifoğlu eşinin neler çektiğini, bir hasta yakını olarak resmi süreçlerde kendisinin neler yaşadığını ancak eşinin vefatından sonra anlatabilmiş ve bir pişmanlığını da şöyle dile getirmişti: “Keşke eşim ölmeden önce konuşsaydım.”

ŞU ANDA CEZAEVLERİNDE KAÇ KANSERLİ VAR?

Şu anda Türkiye cezaevlerinde tespit edebildiğimiz 9 kanserli hasta bulunuyor. Lenf kanseri Ali Kaya Rize Kalkandere Cezaevinde, testis kanseri Ahmet Karakuş Manisa T Tipi Cezaevinde tutuklu. Tiroid kanseri Abdülaziz Örpek ile bağırsak kanseri Ali Osman Ünal Kırşehir Cezaevinde. Cilt kanseri Ahmet Polat Önel 4 yıldır Kandıra Cezaevinde kalıyor. Lösemi Rıdvan Yıldız Silivri, lösemi Yasin Akaslan ise Sincan Cezaevinde tutuklu. Adının açıklanmasını istemeyen iki kanser hastası daha var. E. K. Antalya L Tipi Cezaevinde, 1 kişi de Amasya’da.

İŞTE 4 YILDA BİLE BİLE ÖLÜME GÖNDERİLEN 41 CAN 

1- Fatih Korkmaz (30), öğretmen, beyin kanseri, Bartın Cezaevi,25 Ekim 2016.

2- Ahmet Kemal Kaya (71), iş adamı, kanser, Isparta Cezaevi, 19 Kasım 2016.

3- Hüseyin Penbe (62), din kültürü öğretmeni, kanser, Samsun, Erzurum ve Sincan cezaevleri, 29 Mayıs 2017.

4 – Selman Aşçı (32), Kimse Yok mu Derneği gönüllüsü, bağırsak kanseri, İzmir Şakran Cezaevi, 27 Aralık 2017.

5- Lokman Ersoy (48), öğretmen, kolon kanseri, Balıkesir Kepsut Cezaevi, 8 Ocak 2018.

6- Naim Çıtır, iş adamı, Konya Aktif Sanayici ve İşadamları Derneği Kurucu Başkan, kanser, Konya Cezaevi, 21 Ocak 2018.

7- Ahmet Turan Özcerit (49), akademisyen, bağırsak kanseri, Balıkesir ve Sakarya cezaevleri, 12 Şubat 2018.

8- Nihat Baymiş, kan kanseri, İzmir Şakran Cezaevi, 26 Şubat 2018.

9- Deniz Hakan Şen (42), tıbbi mümessil, mide kanseri, Silivri Cezaevi, 6 Mart 2018.

10- Kadir Eyce (33), polis, mide kanseri, Sivas Cezaevi, 11 Nisan 2018.

11- Cemal Gürer, öğretmen, kanser, Elazığ Cezaevi, 25 Nisan 2018.

12- Yıldırım Sarp, emniyet müdürü, kanser, Diyarbakır Cezaevi, 27 Nisan 2018.

13- Ali Hocaoğlu, esnaf, mide kanseri, İzmir Şakran Cezaevi, 6 Mayıs 2018.

14- İsmail Ülker (42), emniyet müdürü, kolon kanseri, 17 Haziran 2018.

15- Bayezıt Yıldırım, işadamı, kanser, 2 Temmuz 2018, Bursa Cezaevi.

16- Bahri Demirulus (78), emekli öğretmen, kanser, 30 Temmuz 2018.

17- Mehmet Ali Başar, muhasebeci, lenfoma kanseri, Silivri Cezaevi, 23 Eylül 2018.

18- Elmas Cankurt (63), gazeteci, kanser, Kırklareli Cezaevi, 5 Ekim 2018.

19- İsmail Aygün (56), esnaf, kolon kanseri, Bursa Cezaevi, 20 Kasım 2018.

20- Recep Türk, postacı, pankreas kanseri, Samsun Bafra Cezaevi, 25 Kasım 2018.

21- Vasıf Bayram (65), mali müşavir, mide kanseri, Sakarya Ferizli Cezaevi, 13 Aralık 2018.

22- Ramazan Üzer, başçavuş, kanser, 30 Aralık 2018.

23- Mehmet Ali Tokel, öğretmen, akciğer kanseri, Antalya Cezaevi, 6 Ocak 2019.

24- Saim Uyanık, okul müdürü, beyin kanseri, Adana Cezaevi, 15 Mart 2019.

25- Mustafa Çelikbilek (35), yazılım uzmanı-mühendis, beyin kanseri, Sincan Cezaevi, 22 Nisan 2019.

26- Yavuz Bölek (52), emniyet müdürü, kolon kanseri, İzmir Şakran Cezaevi, 16 Haziran 2019.

27- Tacettin Toprak (36), fen bilgisi öğretmeni, mesane kanseri, Manisa T Tipi Cezaevi, 24 Ağustos 2019.

28- Bilal Gülfidan (27), kursiyer subay, testis kanseri, Ankara Sincan Cezaevi, 15 Ekim 2019.

29- Mustafa Ali Mutlu (34), uzman çavuş, mide kanseri, 18 Ekim 2019.

30- Engin Erol (41), öğretmen, lenfoma kanseri, Erzurum H Tipi Cezaevi, 19 Aralık 2019.

31- Medeni Arifoğlu (51), iş adamı, böbrek kanseri, Malatya-Bingöl cezaevleri, 25 Ocak 2020.

32- Özgür Doğan, edebiyat öğretmeni, Manisa Salihli ve İzmir Kırklar cezaevleri, akciğer kanseri, 7 Nisan 2020.

33- Caner Durukan (42), sağlık memuru, bağırsak kanseri, Nevşehir Cezaevi, 3 Haziran 2020.

34- Yusuf Uzun (36), muhasebe öğretmeni, kanser, Kandıra Cezaevi, 7 Ağustos 2020.

35- Mevlüt Öztaş (49), gazeteci, pankreas kanseri, Afyon Cezaevi, 19 Ağustos 2020.

36- Fatih Terzioğlu (40), yönetmen, mide kanseri, Silivri Cezaevi, 23 Ağustos 2020.

37- Ahmet Kaplan (48), emekli trafik polisi, akciğer kanseri, İskenderun Cezaevi, 10 Kasım 2020.

38- Yusuf Kurt (25), askeri öğrenci, kemik kanseri, Silivri Cezaevi, 21 Kasım 2020.

39- Ümit Gökhasan (46), komiser, mide kanseri, Afyon Cezaevi, 23 Kasım 2020.

40- Mustafa Kılıç, kanser.

41- Ercan Dağhan (31) kursiyer teğmen, lenf kanseri, Sincan Cezaevi, 4 Ocak 2021.

BOLD ÖZEL

5 aydır karantina hücresinde tutulan Miktad öğretmen siroz oldu

Tutuklu öğretmen Miktad Doğan, 5 aydır cezaevindeki karantina hücresinde sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor. TBMM’ye mektup gönderip yardım isteyen Doğan’a siroz teşhisi konuldu.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

3 Eylül 2019’dan bu yana Kırklareli E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan tarih öğretmeni Miktad Doğan’a Hepatit B’ye bağlı siroz teşhisi konuldu. 5 aydır teşhis ve tedavi için hastaneye götürülen Doğan geçen hafta Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yatırıldı. Daha önce karaciğerinden parça alınan Miktad Doğan’ın hastalığı ilerlediği ve siroza dönüştüğü ortaya çıktı. Doktor, Miktad Doğan’ın abisi Hıdır Doğan’a ailede başka hasta olan varsa test yaptırmalarını söyledi.

Hasta tutuklu Miktad Doğan, yanlış teşhis ve tedavi yapıldığı için aylardır cezaevi-hastane arasında gidip geliyor. Doğan’a ilk önce Eylül 2020’de vertigo teşhisi konularak bir ay boyunca ilaç tedavisi uygulandı. Sağlık durumu daha da kötüleşince 21 Eylül 2020’de Kırklareli Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Bu kez kronikleşmiş Hepatit B olduğu söylendi.

Kan tahlilleri ve çekilen ultrason sonucunda karaciğer enzim değerinin aşırı yükseldiği, karaciğerinin büyüdüğü ve aşırı yağlandığı görüldü. Hastanenin enfeksiyon birimi tarafından acil olarak Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edilen Doğan, durumu acil olmasına rağmen ancak 1,5 ay sonra 4 Kasım 2020’de hastaneye götürüldü. Biyopsi için karaciğerinden parça alınan Miktad Doğan en son 18 Şubat 2021’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi götürüldü. 3 gün hastanede kalan Doğan’a bu kez Hepatit B’ye bağlı siroz teşhisi konuldu.

5 AYDIR KARANTİNADA

Sürekli hastaneye gidip geldiği için karantina hücresinde yaşamak zorunda kalan Doğan sağlıksız ortam ve beslenme koşullarının da etkisiyle sağlığı her geçen gün daha da bozuluyor.

Miktad Doğan’ın avukatı Münevver Öz, yanlış teşhis, yanlış tedavi ve kaybedilen zamanın müvekkilinin yaşam hakkını tehlikeye attığı için cezaevi doktoru ve görevli memurlar hakkında 4 ay önce suç duyurusunda bulunmuştu. Öz dilekçesinde, tuvaleti tıkalı, suyu akmayan, sıcak su verilmeyen, yeterli beslenme koşullarının sağlanmadığı bir hücrede müvekkilinin ölüme terk edildiğine, memurların görevlerini kötüye kullandığına, sistematik bir şekilde müvekkiline kötü davranıldığına dikkat çekti. Kişilerin cezalandırılması için kamu davasının açılmasını talep eden Öz’ün başvurusuyla ilgili henüz bir gelişme olmadı.

TBMM’YE MEKTUP GÖNDERDİ

Ocak ayında TBMM Adalet Komisyonuna mektup göndererek yardım talep eden Miktad Doğan, hastalığının ilk teşhisinden bu yana 4,5 ay geçmesine rağmen ve acil tedaviye başlanması gerektiği halde hala bir sonuca varılmadığını yazmıştı. Doğan, hastalığının ilerleyerek siroza dönüşebileceğini o zaman ifade etmişti:

“Hastalığım bulaşıcı ve her geçen gün ilerliyor. Önlem alınmazsa karaciğer sirozu ve karaciğer yetmezliği vuku bulacak. Bununla beraber kaldığım karantina koşullarında daha başka enfeksiyonlar kapmam muhtemel.”

MAHKEMESİ 3 MART’TA

Bir süre sözleşmeli öğretmen olarak görev yapan 30 yaşındaki Miktad Doğan 2017’de geçirdiği trafik kazasında birçok kaburgası ve omuz küreği kırıldığı için mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Tanık ifadelerine dayanılarak ve Bylock kullandığı iddiasıyla 3 Eylül 2019’da tutuklanan Doğan, 4 aydır SEGBİS ile katıldığı Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nden her duruşmada durumunu heyete açıklamaya çalıştı ancak dikkate alınmadı. Doğan, 3 Mart’ta altıncı kez hakim karşısına çıkacak.

“Ağır hasta olmama rağmen 4 aydır hücredeyim”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Tutuklu Emniyet Amiri Ömer Köse’ye pandemi döneminde su yok

Dört yıldır hücrede tutulan Ömer Köse’ye tüm ihtiyaçları için sadece 20 litre su veriliyor. Köse, yağmur sularını biriktirerek ayakta kalıyor.

BOLD – Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan ihraç Emniyet Müdürü Ömer Köse’ye yönelik baskı ve hak ihlalleri artarak devam ediyor. Tek kişilik hücrede tutulan Köse’nin diğer tutuklulardan farklı olarak günlük su limiti 20 litreyle sınırlandırılırken, ikinci battaniyesi de elinden alındı.

Cezaevinde kalan diğer tutuklular suyla ilgili sıkıntı yaşamazken Ömer Köse’nin hücresinin sayacının 20 litreye göre ayarlandığı öğrenildi. Günlük 20 litre su ile temizlik, banyo, bulaşık yıkama gibi tüm ihtiyaçlarını karşılamak zorunda bırakılan Ömer Köse’nin banyo yapmakta zorlandığı öğrenildi. Köse’nin yakınlarına aktardığına göre, banyo öncesi musluğu açıp sıcak su gelmesini beklemesi durumunda günlük 20 litre su bitmiş oluyor.

Ömer Köse cezaevinde çocuklarıyla

DİLEKÇELERİNE CEVAP VERİLMİYOR

Ömer Köse’nin su sorunuyla ilgili şahsen ve avukatı aracılığıyla yazdığı dilekçelere cevap verilmediği öğrenildi. Gardiyanların sayacın bozuk olabileceği şeklindeki söylemleri üzerine Köse’nin “sorun hücremdeki su sayacındaysa tamiratını ya da değişimini kendi paramla yapabilirim” şeklindeki son dilekçesine de cevap verilmedi.

Cezaevi yönetiminin, hücre ve koğuşlara ayrı sayaç sitemini kuran firmadan yanıt beklediklerini ilettiği ancak hiçbir ilerleme olmadığı belirtiliyor.

Köse’nin cezaevi yönetimine verdiği 9 dilekçenin dışında, infaz hakimliği ve Adalet Bakanlığına da dilekçe yazdığı ancak dilekçelerin UYAP’ta görünmediği öğrenildi. Bu durum dilekçelerin imha edildiği şüphesini doğurdu.

Köse daha önce de cezaevinde kaloriferlerinin yakılmadığı ve darp edildiğine ilişkin dilekçeler yazmış ancak işleme konulmamıştı.

YAĞMUR SULARINI TOPLUYOR

Köse’nin kar sularını eriterek ve yağmur sularını toplayarak tuvalette kullanmaya çalıştığı, hücresi ve kişisel hijyeniyle ilgili pandemi sürecinde büyük sıkıntı yaşadığı ifade ediliyor.

Köse’nin yaşadığı bir diğer sorun ise ısıtma. Cezaevi kaloriferlerinin yetersiz yanması nedeniyle çift battaniye kullanan Köse’nin battaniyelerinden biri arama sırasında geri verileceği söylenerek alındı. Battaniyenin geri verilmemesi üzerine Köse, cezaevi kantininden yeni bir battaniye almak için kantin fişi doldurdu ancak Köse’ye yeni battaniye satılmadı.

Eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Ömer Köse, Ağustos 2014’ten beri tutuklu. Uzun süre Silivri Cezaevinde tutulan Köse, OHAL döneminde Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapılı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi. Köse yaklaşık 4 yıldır tek kişilik hücrede tutuluyor.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Anne ve babası tutuklu Serdar’ın feryadı: Mal da mülk de sizin olsun, yeter ki bizi rahat bırakın!

14 yaşındaki Serdar Meleş, annesinin tahliye edilmesini beklerken ceza aldığını duyunca yıkıldı. 6 yıldır babalarından ayrı olan 3 kardeş artık annelerinden de mahrum.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Babaları 6 yıldır tutuklu olan Serdar (14), Erkan (11), Selma’nın (8) annesi Ayşe Meleş geçen hafta Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2015 yılından bu yana babalarından ayrı olan üç kardeş, artık annelerinden de mahrum kaldı.

Anneanneleriyle Manisa’da yaşayan Meleş kardeşlerin en büyüğü 14 yaşındaki Serdar, annesinin ceza aldığını öğrenince “Malları, mülkleri, saadetleri, hisleri, nefisleri her şeyleri onların olsun. Yeter ki bizi bizle rahat bıraksınlar. Bize bir bulaşmasınlar artık” diyebildi.

BABALARI İKİ YILDIR HÜCREDE

Cemaat soruşturmaları kapsamında 10 Kasım 2015’te tutuklanan Mehmet Meleş, tanık ifadelerine dayanılarak örgüt lideri olduğu iddiasıyla 19,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Gazi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu olan Mehmet Meleş, kapatılan dershanelerde ve kurumlarda çalışmış, en son Eskişehir’de bir derneğin yöneticisi olarak görev yapmıştı. 15 Temmuz’dan sonra silahlı terör örgütü üyesi olmakla itham edilen Meleş, darbe girişimi gerçekleştirildiğinde cezaevinde bulunduğuna dair mahkemeye itirazını sunsa da dikkate alınmadı.

Eskişehir ve Sincan cezaevlerinden sonra Çorum Kapalı Cezaevine gönderilen Mehmet Meleş, 2 yıldır burada hücrede tutuluyor. Hak ihlalleriyle sık sık gündeme gelen Çorum Cezaevinde Mehmet Meleş de birçok hak ihlaline uğradı. Kanunlara göre bir insanı 20 günden fazla hücrede tutulmaması gerekirken Mehmet Meleş, hücreden çıkartılmıyor. Yalnızlaştırmak adına radyosu bile elinden alındı. Eşi ve çocukları İzmir’de yaşayan Meleş, ailesine yakın olabilmek için hapse girdiğinden bu yana nakil için defalarca dilekçe verdi, hepsi reddedildi. Dosyası da iki yıldır Yargıtay’da bekletiliyor.

81 YAŞINDAKİ ANNESİNE ÇIPLAK ARAMA

Altı kardeş arasında tek erkek olan Mehmet Meleş’in kendi ailesinin de bu süreçte başına gelmeyen kalmadı. Bir ablası geçen yıl kanserden vefat etti. Bir kız kardeşi Temmuz 2018’de KHK ile ihraç edildi. Emekli öğretmen olan diğer ablasının İzmir’deki depremde evi yıkıldı. 81 yaşındaki annesi ise kalp hastası.

Pandemi döneminden önce oğlunu yılda 1-2 kez ziyarete gidebilen Mehmet Meleş’in annesi de cezaevi girişinde birçok kez çıplak arama dayatmasına maruz kaldı. X-ray cihazından geçerken bacağındaki iki platin nedeniyle çıplak aramalara maruz kalan 81 yaşındaki kadının hastalık raporları cezaevi yönetimine sunulmasına rağmen sonuç değişmedi.

ÖLÜMLER VE TUTUKLAMALAR ÇOCUKLARI OLUMSUZ ETKİLEDİ

Serdar Meleş, annesi ve babasıyla bir görüş gününde.

“ÇOCUKLAR ANNESİZ BABASIZ BÜYÜYORLAR”

Babaları tutuklandığından bu yana anneleri ve halalarının maddi manevi desteğiyle hayatlarına devam eden Serdar, Erkan, Selma’nın bir yıl içinde kolları kanatları iki kez daha kırıldı. Önce çok sevdikleri halalarını 18 Şubat 2020’de kanserden kaybettiler. 10 Kasım 2020’de de anneleri Ayşe Meleş tutuklanıp cezaevine gönderildi.

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevinde tutuklu olan Ayşe Meleş, daha önce 3-4 gün gözaltında kalmış, kullandığı Bylock içeriksiz olduğu için denetimli serbestlikle bırakılmıştı. Kapatılan bir yurtta müdür olarak gören yapan Ayşe Meleş, SGK kaydı, Bylock ve kaçma şüphesi nedeniyle dört ay önce tekrar tutuklandı.

Babalarından sonra halalarını ve annelerini de kaybeden üç kardeşin psikolojisi kötü. Tutukluluğuna itiraz için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılan Ayşe Meleş’in görümcesi “Hepimiz kendimizden geçtik ama çocuklar anne ve babasız büyüyorlar. 6 yıl olacak babaları yok. Şimdi de anneleri 7 yıl aldı. Çocuklara söyleyemedik.” dedi.

Türkiye’de anne-babası aynı anda tutuklandığı için psikolojisi bozulan birçok çocuk bulunuyor. Annesinin yaklaşık 5 yıl evden uzak olacağını öğrenen Serdar, en küçük halasına duygularını anlatırken, yaşadıklarının ağırlarını artık taşıyamadığı açıkça görülüyor:

“BİZE BULAŞMASINLAR ARTIK”

“Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Dua ediyorum ama artık samimiyetsiz geliyor. Namaz kılıyorum ama sanki kılmıyormuşum gibi hissettiriyor. İnşallah diyorum ama gönlüm olsun diyor. Umudum kesilmedi ama her geçen gün değişen bir şey olmadığında da bende olan o sabır ve umut tek tek harcanıyor. Evet, isyan etmeyeceğim, umudumu ve sabrımı kesmeyeceğim ama tüm bunlar artık tesellim olmuyor… Beni gerçekten teselli edecek bir durum, bir gelişme olmadığında da iyice kararıyorum… Samimi olarak söylüyorum: Allah, bu acizleri düşürmeye çalıştıkları gaflet deliklerine onları soksun. Hiçbirinin bu kâinatta olmalarına izin vermesin. 

Eğer rabbim, beni duyuyor ve benim bu söylediklerimde ne kadar samimi olduğumu biliyorsa ki o biliyor; bana, yorulmuş yolculara, sıkılmış ve bitap düşmüş bu hakiki İslam alemine, bugünlerin biteceğini müjdelesin. Rabbimden sadece bunu istiyorum. Malları, mülkleri, saadetleri, hisleri, nefisleri her şeyleri onların olsun. Yeter ki bizi bizle rahat bıraksınlar. Bize bir bulaşmasınlar artık.”

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0